Uygulamalarımız appstore googleplay

#Dünya Mirası

gazeteci63.com - Dünya Mirası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Mirası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi Haber

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi

Şanlıurfa'da bunaltıcı sıcakların etkili olduğu yaz günlerinde, yüksek rakımı ve rüzgar alan konumuyla öne çıkan Göbeklitepe Ören Yeri, ziyaretçilerini kent merkezine göre daha serin bir atmosferde ağırlıyor. Neolitik dönemin en önemli yerleşimlerinden biri olan ve yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Göbeklitepe, yılın her döneminde yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Yaz aylarında hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu kentte, yaklaşık 800 metre rakımda bulunan Göbeklitepe, coğrafi konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir gezi imkanı sunuyor. Koruyucu çatı sistemi ile kuzeybatı yönünden esen rüzgarların etkisi de ören yerindeki serinliği artırıyor. Rakımı ve rüzgar yönü serinlik sağlıyor Harran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Benek, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin kentin en yüksek ve hakim noktalarından birinde yer aldığını söyledi. Tarihte inanç merkezlerinin çoğunlukla yüksek alanlara kurulduğunu belirten Benek, şunları kaydetti: "Şanlıurfa kent merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 500 metredir. Göbeklitepe ise yaklaşık 800 metre rakımda bulunmaktadır. Yükseklik farkı nedeniyle normal şartlarda Göbeklitepe'nin Balıklıgöl ve çevresine göre yaklaşık 3 derece daha serin olması beklenir. Buna, ören yerinin platonun en yüksek noktalarından birinde bulunması ve yaz aylarında kuzey ve batı yönlerinden esen rüzgarlara açık olması da eklenmektedir. Bu nedenle en sıcak saatlerde Göbeklitepe, Balıklıgöl ve çevresine göre ortalama 4-5 derece daha serin bir ortam sunmaktadır." Serin havası ziyaretçileri şaşırtıyor Bursa'dan Şanlıurfa'yı ziyarete gelen öğretmen Ayşenur Çelik, kent merkezindeki bunaltıcı sıcağın ardından Göbeklitepe'deki serin havanın kendilerini şaşırttığını dile getirdi. Göbeklitepe'yi beklediklerinden daha serin bulduklarını ifade eden Çelik, "Şanlıurfa merkez çok sıcaktı. Göbeklitepe'ye geldiğimizde buranın bu saatteki serinliği bizi gerçekten şaşırttı. Hatta Balıklıgöl ziyaretimizi sonraya bıraktık. Burada şehir merkezinden farklı, çok güzel bir esinti var. Gelen ziyaretçiler rahatlıkla gezebilir." dedi. Ziyaretçilerden Levent Önkür de Şanlıurfa'nın sıcak iklimiyle bilindiğini belirtti. Göbeklitepe'nin konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir ortam sunduğunu dile getiren Önkür, "Şanlıurfa'ya dün geldik. Yaklaşık 40 derecelik sıcak bir hava vardı. Askerliğimi de burada yaptığım için Şanlıurfa'nın sıcağını biliyorum. Göbeklitepe'de ise öğle saatlerine yaklaşmamıza rağmen hava oldukça serin ve gezmeye elverişli. Bu nedenle kent merkezini akşam saatlerinde gezmeyi planladık. Burayı öğle saatlerinde bile rahatlıkla gezebilirsiniz." diye konuştu.

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor Haber

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor

Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yürüttüğü kazı çalışmalarıyla insanlık tarihine ilişkin birçok kabulün yeniden değerlendirilmesini sağlayan Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü yüzey araştırmasıyla bilim dünyasının gündemine girdi. Bölgede 1986 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu heykel ise Göbeklitepe'deki araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Göbeklitepe'yi 1994 yılında ziyaret eden Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, yaptığı incelemelerde yalnızca üst bölümleri görülebilen taşların Neolitik Dönem'e ait olduğunu tespit etti. Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda 1995 yılından itibaren başlatılan kazı çalışmalarında Schmidt ve ekibi de görev aldı. Göbeklitepe kazılarının başkanlığı 2007 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt'e verildi. Schmidt'in başkanlığında yürütülen kazılarda insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı. Elde edilen buluntular, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilen bu dönemde insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, aynı zamanda anıtsal yapılar inşa edebilecek gelişmiş bir sosyal ve kültürel organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu. Kazılarda, Neolitik Dönem'e ait insan heykeli, kireç taşından yapılmış yaban domuzu heykeli, tilki ve kuş kabartmaları ile çakmak taşından üretilmiş çok sayıda ok ucu bulundu. Çalışmalarda, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen "T" biçimli dikili taşlar da gün yüzüne çıkarıldı. Bölgede ayrıca 8 ila 30 metre çapında, dairesel ve dikdörtgen planlı yapı kalıntıları ile yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çok sayıda eser ortaya çıkarıldı. Dünyanın gözünü Göbeklitepe'ye çevirmesini sağladı Elde edilen buluntuların ardından Göbeklitepe'nin "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilmesi, dünyanın dikkatini bu bölgeye çekti. Kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Schmidt'in en büyük hayali ise vefatının ardından gerçekleşti ve Göbeklitepe, 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Schmidt, tatil için gittiği Almanya'da 20 Temmuz 2014'te geçirdiği kalp krizi sonucu 61 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi, 25 Temmuz 2014'te Almanya'nın Diebach kentinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi. "Şanlıurfa'ya çok şey kattı" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe denildiğinde akla ilk gelen isimlerden birinin Klaus Schmidt olduğunu söyledi. Türkmen, Schmidt'i minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Çok önemli bulguları şehrimize kazandırdı. Kendisini başında puşisiz görmedim. Bana göre birçok Urfalıdan daha fazla Urfalıydı. Çok heyecanlıydı ve çalışma disiplininden hiç vazgeçmezdi. Kazı alanının girişindeki barakada, o sıcakta bile köpeğiyle birlikte bizi karşılardı. İşine son derece profesyonel bir yaklaşımla bağlıydı. Şanlıurfa'ya çok şey kattı. Bugün Göbeklitepe'nin dünyaca tanınmasında Klaus Schmidt'in katkısı çok büyüktür."

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi Haber

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi

Dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen ve "tarihin sıfır noktası" şeklinde nitelendirilen Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kabul edilişinin sekizinci yılında 4 milyon 409 bin 590 kişiyi misafir etti. 1963 yılında yapılan yüzey çalışmaları sırasında tespit edilen, kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında Göbeklitepe'de, en somut bulgular 1986'da tarlasını süren bir çiftçinin bulduğu heykelle ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden alınan izinle 1995 yılında başlayan kazılarda, neolitik döneme ait boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton olan, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar bulundu. Ortaya çıkarılan neolitik döneme ait eserlerle ünü her geçen gün artan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO "Dünya Miras Geçici Listesi"ne alındı, 1 Temmuz 2018'de ise Bahreyn'de düzenlenen 42'nci Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Bu unvan sayesinde dünyadaki bilinirliği her geçen gün artan Göbeklitepe, 2019'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesiyle ziyaretçi sayısını daha da arttırmaya başladı. Kovid-19 salgını, deprem ve sel felaketi nedeniyle ziyaretçi sayısında bir süre düşüş yaşansa da Göbeklitepe'yi 8 yılda 4 milyon 409 bin 590 kişi gezdi. "Göbeklitepe Şanlıurfa için bir şans" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması ve ardından 2019 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın burayı ziyaret ederek "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesiyle ciddi bir değişim ve hareketlilik yaşandığını söyledi. Göbeklitepe'nin Şanlıurfa ve bölge turizmi için önemine işaret eden Türkmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Göbeklitepe, Şanlıurfa için bir şans. Biraz daha iddialı olacak ama aslında Türkiye için bir şans. Bölgemiz, Taştepeler Projesi ile beraber adeta 12 ayrı noktada yapılan kazı çalışmalarıyla dünyanın doğrudan çekim merkezi olma noktasında çok ciddi bir ivme kazanmıştır. Şu ana kadar yaklaşık 4,5 milyon civarında kişi ziyaret etmiştir. 2026 yılının ilk 6 aylık sürecine baktığımız zaman bile aşırı yağışlara rağmen 320 binin üzerinde ziyaretçi gelmiş. Bu da yıl sonuna kadar hedefimiz olan 1 milyonu yakalayabileceğimizi göstermektedir. Çünkü sezon yeni yeni başlıyor. Güneydoğu'nun ve ülkemizin son derece önemli ve bir parlayan yıldızıdır, bunun kıymetini bilmemiz lazım. Bir yerde UNESCO'nun eğer bir eseri varsa yabancı turist gözüyle baktığımız zaman orası mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Şanlıurfa bu konuda çok önemli bir yere sahiptir. Bir tane kalıcı, iki tane de aday var. Balıklıgöl ve Harran bu adaylardan biridir. Önümüzdeki yıllarda Karahantepe de kalıcı listeye girecektir. Özellikle UNESCO sürecini dikkate almamız ve altyapı eksiklerimiz varsa da bunları tamamlamamız gerekiyor." Ziyaretçilerden davet var Almanya'dan gelen ziyaretçilerden Sabri Şahin ise Göbeklitepe'yi ilk kez gördüğünü dile getirdi. Daha önce internette gördüğü Göbeklitepe'yi çok merek ettiğini ve Türkiye'ye gelince ziyaret etmeye karar verdiğini anlatan Şahin, "Geldik, gördük, eserler ve figürler çok eski. Burayı gördüğüm için sevindim. Yetkililerimiz bu yeri açtığı için onlara teşekkür ederim. Çok güzel bir yer. İnşallah başkalarını da çıkarırlar." diye konuştu. Aksaray'dan gelen Sevil Ünlü de birçok yerini gezdiği Türkiye'nin her tarafının tarih cenneti olduğunu vurgulayarak, "Göbektepe'yi daha önce araştırmıştım. Türkiye cennet, Göbeklitepe en güzel örneklerinden, en eskilerinden. İnşallah değeri bilinir. Daha çok tanıtılır. Daha çok insan buraya gelip görme şansı yakalar. Ülkemizin değerini bilelim. Daha derin bir tarih olduğunu gördüm. Görünce daha farklı duygular besledim. Birebir görmek gerçekten daha farklı." ifadesini kullandı. Mersin'den gelen Gülsüm Sayın ise ilk defa geldiği Göbeklitepe'yi çok beğendiğini belirterek, "Merak ediyordum, işte geldim, gördüm. Buralar, gerçekten gezilip görülecek yerler. Herkese tavsiye ediyorum." sözlerini sarf etti.

İki Kardeş Aynı Hizmeti Veriyor Haber

İki Kardeş Aynı Hizmeti Veriyor

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı'nda sürdürülen kazılarda görev yapan Kadir ve Cemal Demir kardeşler, 7 yıldır omuz omuza çalışarak tarihi mirasın gün yüzüne çıkarılmasına katkı sağlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Harran'da yürütülen kazı çalışmalarında, 39 yaşındaki Kadir Demir ile 40 yaşındaki ağabeyi Cemal Demir, İŞKUR üzerinden 7 yıl önce işçi olarak göreve başladı. Doğup büyüdükleri ilçenin binlerce yıllık geçmişine tanıklık eden kardeşler, kazı alanında omuz omuza çalışarak toprak altındaki tarihi izleri ortaya çıkarmak için emek harcıyor. Cemal Demir, AA muhabirine, yaşadıkları topraklara hizmet etmekten gurur duyduğunu söyledi. Kazı çalışmalarını severek yaptıklarını belirten Demir, ekip arkadaşlarıyla tarihi gün yüzüne çıkarmak için çaba gösterdiklerini ifade etti. Harran'ın çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Demir, "Harran binlerce yıl boyunca ticaret yollarının kesiştiği önemli merkezlerden biri olmuş. Burası Mezopotamya'nın en verimli ve en kadim şehirlerinden biri. Böyle bir yerde tarihi ortaya çıkarmak bizi mutlu ediyor." dedi. Kardeşiyle aynı kazıda görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Demir, "Beraber çalışıyoruz, mutluyuz. İnşallah uzun yıllar bu işi sürdürmek istiyoruz. Hocalarımız da bize destek oluyor. Bu çalışma bize aynı zamanda iş imkanı da sağladı." diye konuştu. "Bu işi severek yapıyoruz" Kadir Demir de kazıda görev alarak hem ailesine katkı sunduğunu hem de tarihin gün yüzüne çıkarılmasına tanıklık ettiğini anlattı. Tarihi bir alanda çalışmanın kendisi için çok özel bir duygu olduğunu belirten Demir, "Bu işi severek yapıyoruz. İnsan burada çalışırken geçmişe gidiyor, tarihle bağ kuruyor." ifadelerini kullandı. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserleri çevresindekilerle paylaştıklarını aktaran Demir, Harran'ı gezmeye gelen ziyaretçilere de ilçe ve kazı alanı hakkında bilgi verdiklerini söyledi. Kazı heyeti tecrübelileri tercih ediyor Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, Harran'da 12 yıldır kazı çalışması yaptıklarını, aynı aileden kardeşlerin de kazılarda görev aldığını kaydetti. Kardeşlerin özveriyle çalıştığını ifade eden Önal, şöyle konuştu: "Cemal ve Kadir kardeşlerle 7 yıldır Harran kazısında omuz omuza çalışıyoruz. Kazılarımızda, özellikle daha önce deneyim kazanmış kişileri tercih ediyoruz. Kendilerine de her fırsatta bunu söylüyoruz, Harran gibi iki kez başkentlik yapmış, İslam ve Türk uygarlığı açısından çok önemli kalıntılara ev sahipliği yapan bir yerde, bu eserler sizin emeğiniz ve alın terinizle gün ışığına çıkıyor. Yarın çocuklarınıza, torunlarınıza burada ortaya çıkardığınız eserleri gösterip, bu tarihi mirasın ortaya çıkarılmasında sizin de payınız olduğunu gururla anlatacaksınız."

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak Haber

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı'nda yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan köprü ayağı kalıntıları doğrultusunda tarihi taş köprünün yeniden inşa edilmesi ve kaleyi çevreleyen hendeğin yeniden suyla buluşturulması planlanıyor. Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında bölgede yoğun çalışma yürütüldüğünü söyledi. Önal, kalenin Orta Çağ'dan bugüne ulaşan etrafı hendeklerle çevrili ender üç katlı saray örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Mart ayından bu yana kazı çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Önal, hendeğin kuzey duvarının önemli bölümünü gün yüzüne çıkardıklarını belirtti. Hendeğin 17 metre genişliğinde, 6 metre derinliğinde olduğunu belirten Önal, şunları kaydetti: "İki kule arasında Halep Kalesi'ndekine benzer kemerli taş bir köprü bulunduğunu biliyorduk. Daha önceki yıllarda yaptığımız kazılarda köprüye ait kesme taş bloklar ile köprünün bağlandığı ana kapıya ait Eyyubiler dönemi kitabesini bulmuştuk. Bu yılki çalışmalarda ise köprünün ayağını ortaya çıkardık." Tarihi köprü yeniden yapılacak Köprünün ayağının tamamen ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü bildiren Önal, Şanlıurfa Valiliği tarafından hazırlanan proje kapsamında ziyaretçilerin kaleye yeniden tarihi güzergah üzerinden ulaşabilmesinin amaçlandığını dile getirdi. Köprünün inşa edileceği alanın lazer tarama yöntemiyle ölçüldüğünü ifade eden Önal, projenin tarihi veriler ışığında hazırlandığını kaydetti. Önal, Şanlıurfa Valiliğince hazırlanan proje kapsamında Koruma Bölge Kurulunun uygun görüşü doğrultusunda bölgeye antik dönemdeki örneğine uygun taş köprü yapılmasının planlandığını, çalışmanın yıl sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini ve ziyaretçilerin kaleye bu köprü üzerinden ulaşabileceğini söyledi. Köprünün hendeğin derinliği dikkate alınarak yaklaşık 10 metre yüksekliğinde projelendirildiğini belirten Önal, kaleden hendeğe inen duvarların suyun yapıya zarar vermemesi amacıyla eğimli şekilde tasarlandığını anlattı. Hendeğe yeniden su verilmesi hedefleniyor Kalenin yaklaşık 80 metre doğusunda Cullap Çayı'nın bulunduğunu aktaran Önal, geçmişte bu çaydan alınan suyun kale çevresindeki hendeğe yönlendirildiğini ifade etti. Önal, projeye ilişkin şu bilgileri verdi: "Bir dönem Cullap Çayı'ndan hendeğe su geliyor ve su kalenin etrafını dolaşıyordu. Köprü projesinin ardından hedefimiz hendeğin tamamını ortaya çıkarmak ve yeniden suyla buluşturmak. Antik dönemde burada büyük su dolapları ve çarklar bulunuyordu. Su bu sistemle yukarı taşınıyor, ardından künklerle hendeğe aktarılıyordu. Biz de bu sistemin görsel ve işlevsel bir benzerini kurmayı planlıyoruz. Cullap Çayı'nın yanında oluşturulacak su dolabıyla alınan su hendeğe verilecek, ardından hendekten geçen su yeniden çay yatağına ulaşacak. Böylece ziyaretçiler Harran'ın tarihi su sistemini daha iyi görme ve anlama imkanı bulacak."

Tarihi Harran Kalesinin İsmi Değişti Haber

Tarihi Harran Kalesinin İsmi Değişti

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki tarihi Harran Kale Sarayı'nın adı, kazılarda elde edilen yeni bulgular doğrultusunda "Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı" olarak değiştirildi. Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının finansmanı, Şanlıurfa Valiliği, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Harran Üniversitesi ve Harran Kaymakamlığı desteğiyle ören yeri kazılarını 12 yıldır yürüttüklerini belirtti. Önal, Harran Kale Sarayı'nda sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılan kitabeler ve arkeolojik verilerin yapının Selahaddin Eyyubi dönemiyle güçlü bağlarını ortaya koyduğunu söyledi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda tarihi yapının yeni adla anılmasına karar verildiğini belirten Önal, kararın Harran Kaymakamlığı ve ilgili kurumlarla yapılan istişarelerin ardından alındığını ifade etti. Önal, şunları kaydetti: "Burayı Harran Kale Sarayı olarak adlandırıyorduk. Yaptığımız araştırmalar ve kazılarda ortaya çıkardığımız kitabeler, buranın Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını gösterdi. Kaymakamımız ve ilgili yetkililerle yaptığımız istişarelerin ardından bu kararı aldık çünkü buradaki saray, Selahaddin Eyyubi döneminde kaleye dönüştürülmüş. Kaleyi çevreleyen çokgen kuleler, beden duvarları ve şehri kaleye bağlayan köprü de Selahaddin Eyyubi döneminde inşa edilmiş." Bulgu ve veriler kitaplaştırıldı Tarihi kaynakların Selahaddin Eyyubi'nin Harran'da 3 kış geçirdiğini gösterdiğini belirten Önal, hükümdarın bu süreçte kale sarayda konakladığını söyledi. Yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda yapıya ilişkin kapsamlı bir kitabın da hazırlandığını belirten Önal, "Elde ettiğimiz veriler ışığında kitabın adını da Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı olarak belirledik. Bu isimlendirme, yapının tarihi kimliğini ve Selahaddin Eyyubi ile olan güçlü bağını yansıtıyor." ifadelerini kullandı. Kazı çalışmalarının sürdüğü kale sarayda koruma ve restorasyon uygulamalarına da devam edildiğini belirten Önal, özellikle hamam bölümünde özgün dokunun korunmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.

Harran'da Tatil Yoğunluğu Yaşandı Haber

Harran'da Tatil Yoğunluğu Yaşandı

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden Şanlıurfa'nın Harran ilçesinde Kurban Bayramı tatili dolayısıyla yoğunluk yaşanıyor. Milattan önce 6 binli yıllardan bugüne kadar kesintisiz yerleşim yeri olan ve bir dönem Asurlular ile Emevilere başkentlik yapan Harran, konik kubbeli evleri ve tarihi mekanlarının yanı sıra yöresel kıyafetli insanlarıyla da ziyaretçilerini kültür yolculuğuna çıkarıyor. İlk İslam üniversitesinin kalıntıları ve Emeviler döneminden kalma Ulu Camisi ile her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan tarihi ilçeye başlayan ziyaretçi akını Kurban Bayramı tatilinde en üst seviyeye ulaştı. Tatili fırsat bilerek ilçeye gelen çok sayıda ziyaretçi, hem Harran halkının hem de turizmcilerin yüzünü güldürdü. Turizm işletmecisi Ömer Özyavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen bayramlara oranla Harran'a gelen misafir sayısında önemli bir artış yaşandığını söyledi. Yaşanan yoğunluktan memnun kaldıklarını ifade eden Özyavuz, "GAP turu kapsamında Şanlıurfa ve Göbeklitepe'ye gelen ziyaretçilerin yüzde 90'ı ilçemize geliyor. Bu yoğunluğun bundan sonra da artarak devam edeceğini bekliyoruz. İlçede turizmle alakalı yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla Harran'ın bir turizm merkezi haline gelmesini bekliyoruz." diye konuştu. Ziyaretçilerden Salih Taşkesen ise bayram tatilini fırsat bilerek Harran'a geldiklerini söyledi. Harran'ı ilk defa gördüğünü ve memnun kaldığını anlatan Taşkesen, herkesin gelip görmesini tavsiye ettiğini dile getirdi. Remzi Kılıç ise ailesiyle birlikte Bursa'dan kente geldiğini ve memnun kaldıklarını belirterek, "Tarihi yerleri görmek istedik. Burası da çok güzel, herkese tavsiye ederim." dedi. İzmir'den gelen ziyaretçilerden Sultan Badem de bayram tatilinde havanın da güzel olmasını fırsat bilerek Şanlıurfa'ya geldiğini belirtti.

Kazılar 30 Yıldır Devam Ediyor Haber

Kazılar 30 Yıldır Devam Ediyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de kazılar 30 yıldır sürüyor. Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinden araştırmacılar tarafından 1963'te yüzey çalışmaları sırasında fark edilen ören yerinde en somut bulgular, 1986'da tarlasını süren çiftçi Şavak Yıldız'ın bulduğu heykelle ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müzesi tarafından Prof. Dr. Klaus Schmidt'in başkanlığında 1995'te bölgede kazı çalışmalarına başlandı. Kazılarda neolitik döneme ait, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton olan, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar bulundu. Ayrıca 8 ila 30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli, dünyanın en eski tapınak kalıntıları ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çeşitli eserler gün yüzüne çıkarıldı. Bu eserlerle ünü her geçen yıl artan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO "Dünya Mirası Geçici Listesi"ne alındı, 1 Temmuz 2018'de Bahreyn'de düzenlenen 42'nci Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Kısa sürede dünyadaki bilinirliği artan Göbeklitepe, 2019'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesiyle turizmde "altın yılı"nı yaşadı. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil olduktan sonra ziyaretçi sayısı artan Göbeklitepe, tatil günlerinde günlük 10 bini aşkın ziyaretçiyi kabul ediyor. "İlgiyi hak edecek tablo var" Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, dünyanın dört bir yanından Göbeklitepe'ye ziyaretçi geldiğini söyledi. Ören yerindeki her eserin ve her yeni bilginin merak uyandırdığını vurgulayan Karul, şöyle devam etti: "Göbeklitepe tarih öncesi dönem için çok elit bir yerdir. 30 yıl önce başlayan kazılarda birçok ilkin görüldüğü, çok kamusal ve anıtsal yapıların karşımıza çıktığı bir alanla karşı karşıyayız. Haliyle karşımızda yoğun ilgiyi hak edecek bir tablo var. Göbeklitepe'de açığa çıkan kalıntıların benzerlerini çağdaş yerleşmelerde yeni yeni görmeye başladık. Arkeologlar olarak turizm açısından anlamlandırmaya çalıştığımız şeylerden sadece biri budur. Burada anlamaya çalıştığımız, tarih öncesi insanların yaşadığı mekanlar, teknolojiler, yaşam biçimleri ve beslenme alışkanlıklarıdır. Bunu tek bir yerleşim yeri ölçeğiyle sınırlı tutmayıp dönemi, bölge içini ve bölgeler arası karşılaştırmaları da değerlendirerek daha net hale getirmeye çalışıyoruz. Yaptığımız işin toplumda giderek daha büyük kalabalıklar tarafından ilgi görmesi bizi mutlu ediyor. Sonuç itibarıyla her birey, dünyanın neresinde olursa olsun, buradaki arkeolojik alanları görme özgürlüğüne sahiptir." Karul, alanın daha fazla anlaşılır hale gelmesi için yoğun çaba gösterdiklerini ifade ederek, "Arkeolojinin toplumsallaştırılması konusunda Taş Tepeler Projesi'nin bir hassasiyeti var. Sadece kazı yapmak, oradaki arkeolojik veriyi bilgiye dönüştürmek değil, buluntuyu toplumla buluşturmak da bizim önceliklerimiz arasında yer alıyor." dedi. Arazinin eski sahibi gurur duyuyor Bölgedeki ilk bulguya rastlanan arazinin eski sahibi 66 yaşındaki Mahmut Yıldız da Göbeklitepe ile turizme katkı sağladıkları için gurur duyduğunu ifade etti. Yıldız, "Dünyaya miras bıraktığımız için mutluyuz. 30 yıldır burada çalışmalar yapılıyor ve her gün yeni şeyler bulunuyor. Gittikçe iyileşiyor, farklı eserler ortaya çıkıyor. Çalışmalar yıllardır devam ediyor, inşallah daha da iyi olacak." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.