Uygulamalarımız appstore googleplay

#Dünya Mirası

gazeteci63.com - Dünya Mirası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Mirası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Arkeolojik Alanlara Turist İlgisi Haber

Arkeolojik Alanlara Turist İlgisi

Şanlıurfa'da Göbeklitepe'nin yanı sıra Karahantepe, Sayburç ve Çakmaktepe'nin de aralarında bulunduğu 12 noktada sürdürülen arkeolojik kazılar, kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin ilgisini artırıyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri olarak nitelendirilen ve 6 yıldır sürdürülen Taş Tepeler Projesi kapsamında, Şanlıurfa'daki Neolitik döneme ait yerleşimlerde çalışmalar yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik ve Yoğunburç'ta arkeolojik kazılar gerçekleştiriliyor. Türkiye'nin yanı sıra Çin, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerden akademisyenlerin de destek verdiği çalışmalarda, Neolitik dönemde insanların yaşam biçimleri, ritüelleri, geçim stratejileri, mimari yapıları ve üretim teknolojilerine ilişkin bulgular ortaya çıkarılıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe ise bölgedeki arkeolojik alanların başında geliyor. Göbeklitepe'nin yanı sıra diğer kazı alanlarında ortaya çıkarılan buluntuların da tanıtılması ve ziyaret edilebilir alanların artırılmasıyla Şanlıurfa'nın kültür turizmindeki potansiyelinin daha da yükselmesi hedefleniyor. "Burası gerçekten çok olağanüstü bir yer" Polonya'dan eşiyle Göbeklitepe'yi ziyaret eden Aleks Tedro, AA muhabirine, bölgeyi merak ettikleri için Türkiye'ye geldiklerini söyledi. Tarihi alanı çok beğendiklerini belirten Tedro, "Biz buraya anlatılan o çok eski hikayeler için geldik. Kitaplarda buralarla ilgili çok şey okuduk. Eşimle buraya Türkiye'ye ekstra bir uçuş yaparak geldik. Bazen tarih merakımız dolayısıyla Mısır, Malta ve Güney Amerika ülkelerine de gidiyoruz. Bu eski yapılara çok merak duyuyoruz. Burası da gerçekten çok olağanüstü bir yer." dedi. Göbeklitepe'yi ailesiyle ziyaret eden İbrahim Kocakaya da Konya'dan kenti gezmek için geldiklerini belirtti. Tarihi alanlara ilgi duyduklarını ifade eden Kocakaya, "Tarihin sıfır noktasındayız. İzne ayrılmıştık direkt buraya gezmeye geldik. Kazıların devamını da merak ediyoruz, daha aramalar, kazılar yapılıyor. Her sene gelmeyi düşünüyoruz." diye konuştu. "Konaklama gün sayısını doğrudan artıracaktır" Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan ise Taş Tepeler Projesi'nin yurt içinden ve yurt dışından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Projenin çok uluslu bir çalışma modeliyle sürdürüldüğünü belirten Aslan, Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerde de Taş Tepeler Projesi'ne yönelik tanıtım faaliyetleri gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölgedeki kazıların yerli ve yabancı konuklar tarafından ilgiyle takip edildiğine işaret eden Aslan, bu durumun kentteki konaklama gün sayısını da doğrudan artıracağını sözlerine ekledi.

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı Haber

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı

ŞURKAV’ın UNESCO’ya sunduğu uluslararası proje, Şanlıurfa’nın arkeolojik ve yaşayan kültürel mirasını dünyanın farklı ülkelerinden gönüllülerle buluşturdu Şanlıurfa Valiliği himayelerinde, Şanlıurfa Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri – World Heritage Volunteers (WHV) 2026 Kampanyası kapsamında UNESCO’ya sunulan “World Heritage Volunteers Awareness Camp for Protecting Values at Göbeklitepe and Taş Tepeler” projesi, Şanlıurfa’da gerçekleştirildi. UNESCO’nun 2026 yılı “Working on the Future” teması kapsamında hayata geçirilen programda, dünyanın 12 farklı ülkesinden Şanlıurfa’ya gelen gönüllüler; Göbeklitepe, Taş Tepeler ve kentin farklı dönemlerine ait kültürel miras alanlarını, bu alanlarda bilimsel çalışmalar yürüten akademisyen ve kazı başkanlarından doğrudan dinleme fırsatı buldu. Taş Tepeler’in Bilimsel Birikimi Uluslararasi Gönüllülerle Buluştu Programın önemli bölümünü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik alanlar oluşturdu. İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere Türkiye’den ve yurt dışından üniversite, müze ve araştırma kurumlarının bilimsel katkılarıyla sürdürülen çalışmalar, uluslararası gönüllülere yerinde aktarıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve İstanbul Üniversitesi Tarih Öncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul ,ekibi gönüllülerle bir araya gelerek Taş Tepeler’in Neolitik Dönem araştırmaları açısından taşıdığı önem, bölgede yürütülen kazılar ve projenin bilimsel yaklaşımı hakkında bilgi verdi. Katılımcılar, Taş Tepeler kapsamında farklı kazı ve araştırma alanlarını ziyaret ederek çalışmaları doğrudan alanların bilimsel sorumlularından dinledi. Çakmaktepe’de Doç. Dr. Fatma Şahin, Sayburç’ta Prof.Dr. Eylem Özdoğan ve Göbeklitepe’de Dr. Lee Clare ,Yoğunburçta Prof.Dr. Gan Caichao ve Sefertepede Doç.Dr.Emre Güldoğan tarafından alanların arkeolojik önemi, güncel araştırmalar ve elde edilen bulgular hakkında bilgi verildi. Göbeklitepe’deki bilimsel çalışmaların T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izin ve desteğiyle; İstanbul Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi dâhil ilgili bilimsel kurumların iş birliğiyle yürütülen araştırma çerçevesi de katılımcılara aktarıldı. Program kapsamında ayrıca , Mendiktepe ve Taş Tepeler araştırmalarıyla ilişkili farklı alanlar ziyaret edilerek Şanlıurfa’nın Neolitik Dönem arkeolojisine ilişkin geniş bir perspektif sunuldu. Harran’dan Soğmatar’a Şanliurfa’nin Çok Katmanli Mirasi Anlatıldı Program yalnızca Neolitik Dönem yerleşmeleriyle sınırlı tutulmadı. Katılımcılar Şanlıurfa’nın farklı tarihsel dönemlerini temsil eden Harran, Soğmatar, Şuayb Şehri ve Bazda gibi önemli kültürel miras alanlarını da ziyaret etti. Harran Ören Yeri Kazı Başkanı ve Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal eşliğinde gerçekleştirilen Harran programında Harran Kalesi, Harran Ulu Cami, Harran Kazı Evi ve çevrede yürütülen arkeolojik çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verildi. Dr. Öğr. Üyesi Seçil Çokoğullu’nun yönetimindeki Şuayb Şehri, Arş. Gör. Süheyla İrem Mutlusorumluluğundaki Soğmatarda uzmanlar tarafından bölgede yürütülen araştırmalar ve kültürel miras değerleri hakkında katılımcılara bilgi aktarıldı. Bazda taş ocakları da program kapsamında ziyaret edilerek bölgenin tarihî taş işçiliği ve kültürel peyzajı değerlendirildi. Unesco Türkiye Millî Komisyonundan Kültürel Miras Eğitimi Programın eğitim ayağında UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Üyesi Ömer Devrim Aksoyak, uluslararası gönüllülere UNESCO perspektifinden kültürel mirasın korunmasına ilişkin eğitim verdi. Eğitim kapsamında UNESCO’nun 1972 Dünya Mirası Sözleşmesi, Üstün Evrensel Değer (Outstanding Universal Value – OUV), özgünlük ve bütünlük ilkeleri, Dünya Mirası kriterleri, somut ve somut olmayan kültürel miras, yerel toplumların mirasın korunmasına katılımı ve Taş Tepeler özelinde paydaş iş birlikleri ele alındı. Katılımcılar ayrıca koruma, belgeleme ve yerel farkındalık konularında ortak çalışmalar gerçekleştirerek kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında gönüllülüğün rolünü değerlendirdi. Şurkav’in Kültürel Miras Çalişmalari Uluslararasi Katilimcilara Anlatıldı Program süresince uluslararası gönüllülere ŞURKAV’ın Şanlıurfa’nın kültür, sanat, tarih ve arkeolojik değerlerinin korunması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmaları hakkında bilgi verildi. ŞURKAV’ın kültürel miras alanındaki faaliyetleri, ulusal ve uluslararası kurumlarla geliştirdiği iş birlikleri ve UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri Programı kapsamında yürüttüğü çalışmalar paylaşılırken, yerel kurumların mirasın korunmasındaki rolüne dikkat çekildi. Somut Mirastan Yaşayan Kültüre: Sıra Gecesi Deneyimi Programın önemli unsurlarından biri de Şanlıurfa’nın somut olmayan kültürel mirasının uluslararası gönüllülere tanıtılması oldu. Katılımcılar Şanlıurfa’nın köklü kültürel geleneklerinden sıra gecesini deneyimleyerek kentin müzik kültürü, sözlü aktarım geleneği, sosyal paylaşım biçimleri ve yerel gastronomisiyle tanıştı. Böylece Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de binlerce yıl öncesine uzanan somut kültürel miras ile Şanlıurfa’da bugün yaşamaya devam eden gelenekler aynı program içerisinde bütüncül bir kültürel miras yaklaşımıyla ele alındı. Şanlıurfa’nin Kent Hafizasi Reji Kilisesi’nde Fotoğraflarla Anlatıldı Program kapsamında Reji Kilisesi’nde gerçekleştirilen fotoğraf gösteriminde, Şanlıurfa’nın geçmişten günümüze geçirdiği değişimi ortaya koyan eski ve yeni kent fotoğrafları katılımcılarla paylaşıldı. “Önce ve sonra” görselleri üzerinden kentin tarihî dokusu, geleneksel mimarisi, değişen şehir yapısı ve kültürel mirasın korunmasının önemi değerlendirildi. Böylece gönüllülerin kültürel mirası yalnızca arkeolojik kazı alanları üzerinden değil; kent belleği, mimari miras ve yaşayan şehir perspektifinden de değerlendirmeleri sağlandı. Şanlıurfa’dan Dünyaya Kültürel Miras Mesajı Şanlıurfa Valiliği ve ŞURKAV koordinasyonunda gerçekleştirilen proje; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi,Çin Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeoloji Araştırma Merkezi, UNESCO Genel Merkez,UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Taş Tepeler Projesi bilim insanları ve kazı başkanlarının katkılarıyla arkeoloji ile yaşayan kültürü uluslararası gönüllülük çatısı altında buluşturdu. Farklı ülkelerden gelen gönüllülerin Şanlıurfa’nın kültürel mirasını doğrudan bilim insanlarından öğrenmesi, kültürel değerleri yerinde deneyimlemesi ve edindikleri bilgi ve deneyimleri kendi ülkelerine taşımasıyla Göbeklitepe, Taş Tepeler ve Şanlıurfa’nın dünya ölçeğindeki kültürel miras görünürlüğüne katkı sağlanması amaçlandı. Program; bilimsel bilgi, kültürlerarası diyalog, gönüllülük, yerel katılım ve kültürel mirasın korunmasını aynı çatı altında buluşturan kapsamlı bir uluslararası çalışma olarak tamamlandı.

Göbeklitepe'de Yeni Yapılar Çıktı Haber

Göbeklitepe'de Yeni Yapılar Çıktı

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yeni bir alanda yürütülen kazılarda, yerleşimin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar gün yüzüne çıkarıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında Göbeklitepe'de koruma altındaki ana kazı alanındaki çalışmalar sürerken, çatının kuzeyindeki yeni alanda da bu sezon kazılara başlandığını söyledi. Mevcut alanda daha önce bulunan zeytin ağaçlarının başka bölgeye taşınmasıyla kazıya elverişli bir ortam oluşturulduğunu belirten Karul, yaklaşık 1500 metrekarelik yeni alanda bu sezon çalışmalara başladıklarını anlattı. Bu kazılarla Göbeklitepe'nin daha önce açığa çıkarılan yapılarına ilişkin potansiyeli yeniden test etmeyi ve keşfetmeyi amaçladıklarını vurgulayan Karul, geniş alanlarda kazı yaparak zaman içinde derinleşmeyi esas alan çalışma yöntemini burada da uyguladıklarını ifade etti. Karul, yeni kazı alanına ilişkin şu bilgileri verdi: "Alanın bir kenarından başladık. Kuzeye doğru devam ediyoruz ve hemen yüzeyin altında Göbeklitepe'nin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar açığa çıkardık. Yüzeyin hemen altında olmaları, plan ve yerleşme düzeni hakkında hızlı bir şekilde fikir veren kanıtlara ulaşmamızı sağladı. Hatta bazı yapıların tabanlarına da çok hızlı bir şekilde ulaşıldı. Çünkü burası erozyona açık bir yer. Duvarların üst kotları uzun bir süre önce aşınmış. Bir diğer güzel haber, zeytin ağaçlarının burada büyük ölçüde tahribata yol açmadığını gördük. Ancak ağaçlar buradan taşınmasaydı, buranın en azından kazılamayacak bir alan olacağını da görmüş olduk. Bu yılki planımız, arkada gördüğünüz alanın tamamında yüzey seviyesini kaldırıp yüzeyin hemen altındaki yapı kalıntılarını açığa çıkarmak." "İlk izlenimimiz bunların konut olarak kullanıldığı yönünde" Karul, yeni kazı alanını çevreleyen yürüyüş yolunun ziyaretçilerin çalışmaları ve ortaya çıkarılacak yeni buluntuları yakından izleyebilecekleri şekilde planlandığını ifade etti. Ortaya çıkarılan dörtgen planlı yapıların benzerleriyle önceki yıllarda GT1 olarak adlandırılan alanda karşılaştıklarını dile getiren Karul, şöyle devam etti: "Onların benzerlerinden söz ediyoruz. Ama şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla bu dikilitaş geleneğinin zayıfladığını, daha az sayıda dikilitaş barındırdıklarını, mekanların iç düzenlemesine baktığımız zaman daha çok konut amaçlı kullanılmış olabileceklerini söyleyebiliyoruz. Ama kuşkusuz bunları sadece duvarları açığa çıkararak söylemek yeterli değil. Ve özellikle bu yapıların içerisinde topladığımız toprak örnekleri mekanların işlevleri hakkında bize bilgi verecek. Bu da daha çok taban seviyesine geldiğimizde, taban üzerinden aldığımız örneklerle söyleyebileceğimiz bir şey. İlk izlenimimiz bunların konut olarak kullanıldığı yönünde." Karul, Göbeklitepe'de kamusal yapıların yanı sıra bunlarla çağdaş konutların da daha önceki kazılarda ortaya çıkarıldığını belirterek, kamusal yapılar ile konutların eş zamanlı kullanımının Göbeklitepe'nin yalnızca bir tapınma merkezi değil, aynı zamanda insanların yaşadığı bir yerleşim yeri olduğunu gösterdiğini, Taş Tepeler kapsamındaki diğer kazılarda da benzer yerleşim düzeninin görüldüğünü ifade etti. Göbeklitepe'de özellikle yamaç kesimindeki yuvarlak planlı yapıların bulunduğu alanda çalışmaların sürdüğünü bildiren Karul, geçen yıl C yapısında büyük ölçüde tamamlanan sağlamlaştırma çalışmalarının bu yıl D yapısında devam ettiğini ve yıl sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını sözlerine ekledi.

Göbeklitepe'de Ulaşım Çalışmaları Haber

Göbeklitepe'de Ulaşım Çalışmaları

Şanlıurfa'da "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'de, artan ziyaretçi yoğunluğunu karşılamak amacıyla ulaşım ve ziyaretçi altyapısı güçlendiriliyor. Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında, 1963 yılında yapılan yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe, yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği tarihi ören yerleri arasında yer alıyor. Her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin ziyaret ettiği ören yerinin kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar sürüyor. Bu kapsamda daha önce gidiş ve dönüşü tek şerit olan yolun duble yola dönüştürülmesine yönelik çalışmalar sürerken, ören yeri çevresindeki yürüyüş yolları genişletilip engelli dostu hale getirildi. Yürüyüş güzergahının uzunluğu da önceki düzenlemeye göre yaklaşık iki katına çıkarıldı. Göbeklitepe çevresi daha kapsamlı gezilebilecek Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2019'u "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesinin ardından tarihi ören yerine ilginin hızla arttığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kurumlarla yürütülen çalışmalar sayesinde ziyaretçi kapasitesinin artırıldığını belirten Aslan, şunları kaydetti: "Özellikle yürüyüş yollarını hem genişlettik hem de engelli dostu hale getiriyoruz. Ziyaretçilerin alanı daha iyi görebilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Göbeklitepe'nin hakim konumu sayesinde Harran Ovası'nı da izleyebilecekleri yeni güzergahlar oluşturduk. Böylece hem ziyaretçi kapasitesini artıracağız hem de ziyaretçilerin alanın doğal çevresini daha yakından tanımasını sağlayacağız. Daha önce ziyaretçilerimiz üst çatının bulunduğu bölgeyi gezip geri dönüyordu. Alanı açıp genişletiyoruz. Ziyaretçilerimiz hem daha fazla zaman geçirecek hem de yoğunluk belli noktalarda toplanmayacak." Ziyaret süresinin uzaması hedefleniyor Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen de yapılan yatırımların hem ziyaretçi kapasitesine hem de turizme önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni güzergahların tamamlanmasıyla ziyaretçilerin Göbeklitepe'de daha uzun süre vakit geçireceğini belirten Türkmen, şunları söyledi: "Göbeklitepe'de devam eden yol çalışmalarının tamamlanmasıyla ören yerindeki kalış süresi daha da artacaktır. Özellikle arka bölümdeki yapıların da tamamlanarak ziyarete açılmasıyla daha geniş bir ring güzergahı oluşacak. Böylece bugüne kadar görülmeyen alanları ziyaretçilere tanıtabileceğiz. Yol genişletme çalışmaları yerinde ve doğru bir karardır. Bu yatırımlar, kente gelen turist sayısının yanı sıra ziyaretçilerin kentte ve ören yerinde geçirdiği süreye de doğrudan katkı sağlayacaktır."

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi Haber

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi

Şanlıurfa'da bunaltıcı sıcakların etkili olduğu yaz günlerinde, yüksek rakımı ve rüzgar alan konumuyla öne çıkan Göbeklitepe Ören Yeri, ziyaretçilerini kent merkezine göre daha serin bir atmosferde ağırlıyor. Neolitik dönemin en önemli yerleşimlerinden biri olan ve yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Göbeklitepe, yılın her döneminde yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Yaz aylarında hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu kentte, yaklaşık 800 metre rakımda bulunan Göbeklitepe, coğrafi konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir gezi imkanı sunuyor. Koruyucu çatı sistemi ile kuzeybatı yönünden esen rüzgarların etkisi de ören yerindeki serinliği artırıyor. Rakımı ve rüzgar yönü serinlik sağlıyor Harran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Benek, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin kentin en yüksek ve hakim noktalarından birinde yer aldığını söyledi. Tarihte inanç merkezlerinin çoğunlukla yüksek alanlara kurulduğunu belirten Benek, şunları kaydetti: "Şanlıurfa kent merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 500 metredir. Göbeklitepe ise yaklaşık 800 metre rakımda bulunmaktadır. Yükseklik farkı nedeniyle normal şartlarda Göbeklitepe'nin Balıklıgöl ve çevresine göre yaklaşık 3 derece daha serin olması beklenir. Buna, ören yerinin platonun en yüksek noktalarından birinde bulunması ve yaz aylarında kuzey ve batı yönlerinden esen rüzgarlara açık olması da eklenmektedir. Bu nedenle en sıcak saatlerde Göbeklitepe, Balıklıgöl ve çevresine göre ortalama 4-5 derece daha serin bir ortam sunmaktadır." Serin havası ziyaretçileri şaşırtıyor Bursa'dan Şanlıurfa'yı ziyarete gelen öğretmen Ayşenur Çelik, kent merkezindeki bunaltıcı sıcağın ardından Göbeklitepe'deki serin havanın kendilerini şaşırttığını dile getirdi. Göbeklitepe'yi beklediklerinden daha serin bulduklarını ifade eden Çelik, "Şanlıurfa merkez çok sıcaktı. Göbeklitepe'ye geldiğimizde buranın bu saatteki serinliği bizi gerçekten şaşırttı. Hatta Balıklıgöl ziyaretimizi sonraya bıraktık. Burada şehir merkezinden farklı, çok güzel bir esinti var. Gelen ziyaretçiler rahatlıkla gezebilir." dedi. Ziyaretçilerden Levent Önkür de Şanlıurfa'nın sıcak iklimiyle bilindiğini belirtti. Göbeklitepe'nin konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir ortam sunduğunu dile getiren Önkür, "Şanlıurfa'ya dün geldik. Yaklaşık 40 derecelik sıcak bir hava vardı. Askerliğimi de burada yaptığım için Şanlıurfa'nın sıcağını biliyorum. Göbeklitepe'de ise öğle saatlerine yaklaşmamıza rağmen hava oldukça serin ve gezmeye elverişli. Bu nedenle kent merkezini akşam saatlerinde gezmeyi planladık. Burayı öğle saatlerinde bile rahatlıkla gezebilirsiniz." diye konuştu.

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor Haber

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor

Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yürüttüğü kazı çalışmalarıyla insanlık tarihine ilişkin birçok kabulün yeniden değerlendirilmesini sağlayan Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü yüzey araştırmasıyla bilim dünyasının gündemine girdi. Bölgede 1986 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu heykel ise Göbeklitepe'deki araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Göbeklitepe'yi 1994 yılında ziyaret eden Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, yaptığı incelemelerde yalnızca üst bölümleri görülebilen taşların Neolitik Dönem'e ait olduğunu tespit etti. Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda 1995 yılından itibaren başlatılan kazı çalışmalarında Schmidt ve ekibi de görev aldı. Göbeklitepe kazılarının başkanlığı 2007 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt'e verildi. Schmidt'in başkanlığında yürütülen kazılarda insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı. Elde edilen buluntular, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilen bu dönemde insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, aynı zamanda anıtsal yapılar inşa edebilecek gelişmiş bir sosyal ve kültürel organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu. Kazılarda, Neolitik Dönem'e ait insan heykeli, kireç taşından yapılmış yaban domuzu heykeli, tilki ve kuş kabartmaları ile çakmak taşından üretilmiş çok sayıda ok ucu bulundu. Çalışmalarda, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen "T" biçimli dikili taşlar da gün yüzüne çıkarıldı. Bölgede ayrıca 8 ila 30 metre çapında, dairesel ve dikdörtgen planlı yapı kalıntıları ile yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çok sayıda eser ortaya çıkarıldı. Dünyanın gözünü Göbeklitepe'ye çevirmesini sağladı Elde edilen buluntuların ardından Göbeklitepe'nin "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilmesi, dünyanın dikkatini bu bölgeye çekti. Kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Schmidt'in en büyük hayali ise vefatının ardından gerçekleşti ve Göbeklitepe, 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Schmidt, tatil için gittiği Almanya'da 20 Temmuz 2014'te geçirdiği kalp krizi sonucu 61 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi, 25 Temmuz 2014'te Almanya'nın Diebach kentinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi. "Şanlıurfa'ya çok şey kattı" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe denildiğinde akla ilk gelen isimlerden birinin Klaus Schmidt olduğunu söyledi. Türkmen, Schmidt'i minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Çok önemli bulguları şehrimize kazandırdı. Kendisini başında puşisiz görmedim. Bana göre birçok Urfalıdan daha fazla Urfalıydı. Çok heyecanlıydı ve çalışma disiplininden hiç vazgeçmezdi. Kazı alanının girişindeki barakada, o sıcakta bile köpeğiyle birlikte bizi karşılardı. İşine son derece profesyonel bir yaklaşımla bağlıydı. Şanlıurfa'ya çok şey kattı. Bugün Göbeklitepe'nin dünyaca tanınmasında Klaus Schmidt'in katkısı çok büyüktür."

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi Haber

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi

Dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen ve "tarihin sıfır noktası" şeklinde nitelendirilen Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kabul edilişinin sekizinci yılında 4 milyon 409 bin 590 kişiyi misafir etti. 1963 yılında yapılan yüzey çalışmaları sırasında tespit edilen, kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında Göbeklitepe'de, en somut bulgular 1986'da tarlasını süren bir çiftçinin bulduğu heykelle ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden alınan izinle 1995 yılında başlayan kazılarda, neolitik döneme ait boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton olan, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar bulundu. Ortaya çıkarılan neolitik döneme ait eserlerle ünü her geçen gün artan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO "Dünya Miras Geçici Listesi"ne alındı, 1 Temmuz 2018'de ise Bahreyn'de düzenlenen 42'nci Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Bu unvan sayesinde dünyadaki bilinirliği her geçen gün artan Göbeklitepe, 2019'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesiyle ziyaretçi sayısını daha da arttırmaya başladı. Kovid-19 salgını, deprem ve sel felaketi nedeniyle ziyaretçi sayısında bir süre düşüş yaşansa da Göbeklitepe'yi 8 yılda 4 milyon 409 bin 590 kişi gezdi. "Göbeklitepe Şanlıurfa için bir şans" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması ve ardından 2019 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın burayı ziyaret ederek "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesiyle ciddi bir değişim ve hareketlilik yaşandığını söyledi. Göbeklitepe'nin Şanlıurfa ve bölge turizmi için önemine işaret eden Türkmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Göbeklitepe, Şanlıurfa için bir şans. Biraz daha iddialı olacak ama aslında Türkiye için bir şans. Bölgemiz, Taştepeler Projesi ile beraber adeta 12 ayrı noktada yapılan kazı çalışmalarıyla dünyanın doğrudan çekim merkezi olma noktasında çok ciddi bir ivme kazanmıştır. Şu ana kadar yaklaşık 4,5 milyon civarında kişi ziyaret etmiştir. 2026 yılının ilk 6 aylık sürecine baktığımız zaman bile aşırı yağışlara rağmen 320 binin üzerinde ziyaretçi gelmiş. Bu da yıl sonuna kadar hedefimiz olan 1 milyonu yakalayabileceğimizi göstermektedir. Çünkü sezon yeni yeni başlıyor. Güneydoğu'nun ve ülkemizin son derece önemli ve bir parlayan yıldızıdır, bunun kıymetini bilmemiz lazım. Bir yerde UNESCO'nun eğer bir eseri varsa yabancı turist gözüyle baktığımız zaman orası mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Şanlıurfa bu konuda çok önemli bir yere sahiptir. Bir tane kalıcı, iki tane de aday var. Balıklıgöl ve Harran bu adaylardan biridir. Önümüzdeki yıllarda Karahantepe de kalıcı listeye girecektir. Özellikle UNESCO sürecini dikkate almamız ve altyapı eksiklerimiz varsa da bunları tamamlamamız gerekiyor." Ziyaretçilerden davet var Almanya'dan gelen ziyaretçilerden Sabri Şahin ise Göbeklitepe'yi ilk kez gördüğünü dile getirdi. Daha önce internette gördüğü Göbeklitepe'yi çok merek ettiğini ve Türkiye'ye gelince ziyaret etmeye karar verdiğini anlatan Şahin, "Geldik, gördük, eserler ve figürler çok eski. Burayı gördüğüm için sevindim. Yetkililerimiz bu yeri açtığı için onlara teşekkür ederim. Çok güzel bir yer. İnşallah başkalarını da çıkarırlar." diye konuştu. Aksaray'dan gelen Sevil Ünlü de birçok yerini gezdiği Türkiye'nin her tarafının tarih cenneti olduğunu vurgulayarak, "Göbektepe'yi daha önce araştırmıştım. Türkiye cennet, Göbeklitepe en güzel örneklerinden, en eskilerinden. İnşallah değeri bilinir. Daha çok tanıtılır. Daha çok insan buraya gelip görme şansı yakalar. Ülkemizin değerini bilelim. Daha derin bir tarih olduğunu gördüm. Görünce daha farklı duygular besledim. Birebir görmek gerçekten daha farklı." ifadesini kullandı. Mersin'den gelen Gülsüm Sayın ise ilk defa geldiği Göbeklitepe'yi çok beğendiğini belirterek, "Merak ediyordum, işte geldim, gördüm. Buralar, gerçekten gezilip görülecek yerler. Herkese tavsiye ediyorum." sözlerini sarf etti.

İki Kardeş Aynı Hizmeti Veriyor Haber

İki Kardeş Aynı Hizmeti Veriyor

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı'nda sürdürülen kazılarda görev yapan Kadir ve Cemal Demir kardeşler, 7 yıldır omuz omuza çalışarak tarihi mirasın gün yüzüne çıkarılmasına katkı sağlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Harran'da yürütülen kazı çalışmalarında, 39 yaşındaki Kadir Demir ile 40 yaşındaki ağabeyi Cemal Demir, İŞKUR üzerinden 7 yıl önce işçi olarak göreve başladı. Doğup büyüdükleri ilçenin binlerce yıllık geçmişine tanıklık eden kardeşler, kazı alanında omuz omuza çalışarak toprak altındaki tarihi izleri ortaya çıkarmak için emek harcıyor. Cemal Demir, AA muhabirine, yaşadıkları topraklara hizmet etmekten gurur duyduğunu söyledi. Kazı çalışmalarını severek yaptıklarını belirten Demir, ekip arkadaşlarıyla tarihi gün yüzüne çıkarmak için çaba gösterdiklerini ifade etti. Harran'ın çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Demir, "Harran binlerce yıl boyunca ticaret yollarının kesiştiği önemli merkezlerden biri olmuş. Burası Mezopotamya'nın en verimli ve en kadim şehirlerinden biri. Böyle bir yerde tarihi ortaya çıkarmak bizi mutlu ediyor." dedi. Kardeşiyle aynı kazıda görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Demir, "Beraber çalışıyoruz, mutluyuz. İnşallah uzun yıllar bu işi sürdürmek istiyoruz. Hocalarımız da bize destek oluyor. Bu çalışma bize aynı zamanda iş imkanı da sağladı." diye konuştu. "Bu işi severek yapıyoruz" Kadir Demir de kazıda görev alarak hem ailesine katkı sunduğunu hem de tarihin gün yüzüne çıkarılmasına tanıklık ettiğini anlattı. Tarihi bir alanda çalışmanın kendisi için çok özel bir duygu olduğunu belirten Demir, "Bu işi severek yapıyoruz. İnsan burada çalışırken geçmişe gidiyor, tarihle bağ kuruyor." ifadelerini kullandı. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserleri çevresindekilerle paylaştıklarını aktaran Demir, Harran'ı gezmeye gelen ziyaretçilere de ilçe ve kazı alanı hakkında bilgi verdiklerini söyledi. Kazı heyeti tecrübelileri tercih ediyor Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, Harran'da 12 yıldır kazı çalışması yaptıklarını, aynı aileden kardeşlerin de kazılarda görev aldığını kaydetti. Kardeşlerin özveriyle çalıştığını ifade eden Önal, şöyle konuştu: "Cemal ve Kadir kardeşlerle 7 yıldır Harran kazısında omuz omuza çalışıyoruz. Kazılarımızda, özellikle daha önce deneyim kazanmış kişileri tercih ediyoruz. Kendilerine de her fırsatta bunu söylüyoruz, Harran gibi iki kez başkentlik yapmış, İslam ve Türk uygarlığı açısından çok önemli kalıntılara ev sahipliği yapan bir yerde, bu eserler sizin emeğiniz ve alın terinizle gün ışığına çıkıyor. Yarın çocuklarınıza, torunlarınıza burada ortaya çıkardığınız eserleri gösterip, bu tarihi mirasın ortaya çıkarılmasında sizin de payınız olduğunu gururla anlatacaksınız."

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak Haber

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı'nda yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan köprü ayağı kalıntıları doğrultusunda tarihi taş köprünün yeniden inşa edilmesi ve kaleyi çevreleyen hendeğin yeniden suyla buluşturulması planlanıyor. Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında bölgede yoğun çalışma yürütüldüğünü söyledi. Önal, kalenin Orta Çağ'dan bugüne ulaşan etrafı hendeklerle çevrili ender üç katlı saray örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Mart ayından bu yana kazı çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Önal, hendeğin kuzey duvarının önemli bölümünü gün yüzüne çıkardıklarını belirtti. Hendeğin 17 metre genişliğinde, 6 metre derinliğinde olduğunu belirten Önal, şunları kaydetti: "İki kule arasında Halep Kalesi'ndekine benzer kemerli taş bir köprü bulunduğunu biliyorduk. Daha önceki yıllarda yaptığımız kazılarda köprüye ait kesme taş bloklar ile köprünün bağlandığı ana kapıya ait Eyyubiler dönemi kitabesini bulmuştuk. Bu yılki çalışmalarda ise köprünün ayağını ortaya çıkardık." Tarihi köprü yeniden yapılacak Köprünün ayağının tamamen ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü bildiren Önal, Şanlıurfa Valiliği tarafından hazırlanan proje kapsamında ziyaretçilerin kaleye yeniden tarihi güzergah üzerinden ulaşabilmesinin amaçlandığını dile getirdi. Köprünün inşa edileceği alanın lazer tarama yöntemiyle ölçüldüğünü ifade eden Önal, projenin tarihi veriler ışığında hazırlandığını kaydetti. Önal, Şanlıurfa Valiliğince hazırlanan proje kapsamında Koruma Bölge Kurulunun uygun görüşü doğrultusunda bölgeye antik dönemdeki örneğine uygun taş köprü yapılmasının planlandığını, çalışmanın yıl sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini ve ziyaretçilerin kaleye bu köprü üzerinden ulaşabileceğini söyledi. Köprünün hendeğin derinliği dikkate alınarak yaklaşık 10 metre yüksekliğinde projelendirildiğini belirten Önal, kaleden hendeğe inen duvarların suyun yapıya zarar vermemesi amacıyla eğimli şekilde tasarlandığını anlattı. Hendeğe yeniden su verilmesi hedefleniyor Kalenin yaklaşık 80 metre doğusunda Cullap Çayı'nın bulunduğunu aktaran Önal, geçmişte bu çaydan alınan suyun kale çevresindeki hendeğe yönlendirildiğini ifade etti. Önal, projeye ilişkin şu bilgileri verdi: "Bir dönem Cullap Çayı'ndan hendeğe su geliyor ve su kalenin etrafını dolaşıyordu. Köprü projesinin ardından hedefimiz hendeğin tamamını ortaya çıkarmak ve yeniden suyla buluşturmak. Antik dönemde burada büyük su dolapları ve çarklar bulunuyordu. Su bu sistemle yukarı taşınıyor, ardından künklerle hendeğe aktarılıyordu. Biz de bu sistemin görsel ve işlevsel bir benzerini kurmayı planlıyoruz. Cullap Çayı'nın yanında oluşturulacak su dolabıyla alınan su hendeğe verilecek, ardından hendekten geçen su yeniden çay yatağına ulaşacak. Böylece ziyaretçiler Harran'ın tarihi su sistemini daha iyi görme ve anlama imkanı bulacak."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.