Uygulamalarımız appstore googleplay

#Arkeoloji

gazeteci63.com - Arkeoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arkeoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı Haber

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı

ŞURKAV’ın UNESCO’ya sunduğu uluslararası proje, Şanlıurfa’nın arkeolojik ve yaşayan kültürel mirasını dünyanın farklı ülkelerinden gönüllülerle buluşturdu Şanlıurfa Valiliği himayelerinde, Şanlıurfa Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri – World Heritage Volunteers (WHV) 2026 Kampanyası kapsamında UNESCO’ya sunulan “World Heritage Volunteers Awareness Camp for Protecting Values at Göbeklitepe and Taş Tepeler” projesi, Şanlıurfa’da gerçekleştirildi. UNESCO’nun 2026 yılı “Working on the Future” teması kapsamında hayata geçirilen programda, dünyanın 12 farklı ülkesinden Şanlıurfa’ya gelen gönüllüler; Göbeklitepe, Taş Tepeler ve kentin farklı dönemlerine ait kültürel miras alanlarını, bu alanlarda bilimsel çalışmalar yürüten akademisyen ve kazı başkanlarından doğrudan dinleme fırsatı buldu. Taş Tepeler’in Bilimsel Birikimi Uluslararasi Gönüllülerle Buluştu Programın önemli bölümünü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik alanlar oluşturdu. İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere Türkiye’den ve yurt dışından üniversite, müze ve araştırma kurumlarının bilimsel katkılarıyla sürdürülen çalışmalar, uluslararası gönüllülere yerinde aktarıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve İstanbul Üniversitesi Tarih Öncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul ,ekibi gönüllülerle bir araya gelerek Taş Tepeler’in Neolitik Dönem araştırmaları açısından taşıdığı önem, bölgede yürütülen kazılar ve projenin bilimsel yaklaşımı hakkında bilgi verdi. Katılımcılar, Taş Tepeler kapsamında farklı kazı ve araştırma alanlarını ziyaret ederek çalışmaları doğrudan alanların bilimsel sorumlularından dinledi. Çakmaktepe’de Doç. Dr. Fatma Şahin, Sayburç’ta Prof.Dr. Eylem Özdoğan ve Göbeklitepe’de Dr. Lee Clare ,Yoğunburçta Prof.Dr. Gan Caichao ve Sefertepede Doç.Dr.Emre Güldoğan tarafından alanların arkeolojik önemi, güncel araştırmalar ve elde edilen bulgular hakkında bilgi verildi. Göbeklitepe’deki bilimsel çalışmaların T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izin ve desteğiyle; İstanbul Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi dâhil ilgili bilimsel kurumların iş birliğiyle yürütülen araştırma çerçevesi de katılımcılara aktarıldı. Program kapsamında ayrıca , Mendiktepe ve Taş Tepeler araştırmalarıyla ilişkili farklı alanlar ziyaret edilerek Şanlıurfa’nın Neolitik Dönem arkeolojisine ilişkin geniş bir perspektif sunuldu. Harran’dan Soğmatar’a Şanliurfa’nin Çok Katmanli Mirasi Anlatıldı Program yalnızca Neolitik Dönem yerleşmeleriyle sınırlı tutulmadı. Katılımcılar Şanlıurfa’nın farklı tarihsel dönemlerini temsil eden Harran, Soğmatar, Şuayb Şehri ve Bazda gibi önemli kültürel miras alanlarını da ziyaret etti. Harran Ören Yeri Kazı Başkanı ve Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal eşliğinde gerçekleştirilen Harran programında Harran Kalesi, Harran Ulu Cami, Harran Kazı Evi ve çevrede yürütülen arkeolojik çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verildi. Dr. Öğr. Üyesi Seçil Çokoğullu’nun yönetimindeki Şuayb Şehri, Arş. Gör. Süheyla İrem Mutlusorumluluğundaki Soğmatarda uzmanlar tarafından bölgede yürütülen araştırmalar ve kültürel miras değerleri hakkında katılımcılara bilgi aktarıldı. Bazda taş ocakları da program kapsamında ziyaret edilerek bölgenin tarihî taş işçiliği ve kültürel peyzajı değerlendirildi. Unesco Türkiye Millî Komisyonundan Kültürel Miras Eğitimi Programın eğitim ayağında UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Üyesi Ömer Devrim Aksoyak, uluslararası gönüllülere UNESCO perspektifinden kültürel mirasın korunmasına ilişkin eğitim verdi. Eğitim kapsamında UNESCO’nun 1972 Dünya Mirası Sözleşmesi, Üstün Evrensel Değer (Outstanding Universal Value – OUV), özgünlük ve bütünlük ilkeleri, Dünya Mirası kriterleri, somut ve somut olmayan kültürel miras, yerel toplumların mirasın korunmasına katılımı ve Taş Tepeler özelinde paydaş iş birlikleri ele alındı. Katılımcılar ayrıca koruma, belgeleme ve yerel farkındalık konularında ortak çalışmalar gerçekleştirerek kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında gönüllülüğün rolünü değerlendirdi. Şurkav’in Kültürel Miras Çalişmalari Uluslararasi Katilimcilara Anlatıldı Program süresince uluslararası gönüllülere ŞURKAV’ın Şanlıurfa’nın kültür, sanat, tarih ve arkeolojik değerlerinin korunması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmaları hakkında bilgi verildi. ŞURKAV’ın kültürel miras alanındaki faaliyetleri, ulusal ve uluslararası kurumlarla geliştirdiği iş birlikleri ve UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri Programı kapsamında yürüttüğü çalışmalar paylaşılırken, yerel kurumların mirasın korunmasındaki rolüne dikkat çekildi. Somut Mirastan Yaşayan Kültüre: Sıra Gecesi Deneyimi Programın önemli unsurlarından biri de Şanlıurfa’nın somut olmayan kültürel mirasının uluslararası gönüllülere tanıtılması oldu. Katılımcılar Şanlıurfa’nın köklü kültürel geleneklerinden sıra gecesini deneyimleyerek kentin müzik kültürü, sözlü aktarım geleneği, sosyal paylaşım biçimleri ve yerel gastronomisiyle tanıştı. Böylece Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de binlerce yıl öncesine uzanan somut kültürel miras ile Şanlıurfa’da bugün yaşamaya devam eden gelenekler aynı program içerisinde bütüncül bir kültürel miras yaklaşımıyla ele alındı. Şanlıurfa’nin Kent Hafizasi Reji Kilisesi’nde Fotoğraflarla Anlatıldı Program kapsamında Reji Kilisesi’nde gerçekleştirilen fotoğraf gösteriminde, Şanlıurfa’nın geçmişten günümüze geçirdiği değişimi ortaya koyan eski ve yeni kent fotoğrafları katılımcılarla paylaşıldı. “Önce ve sonra” görselleri üzerinden kentin tarihî dokusu, geleneksel mimarisi, değişen şehir yapısı ve kültürel mirasın korunmasının önemi değerlendirildi. Böylece gönüllülerin kültürel mirası yalnızca arkeolojik kazı alanları üzerinden değil; kent belleği, mimari miras ve yaşayan şehir perspektifinden de değerlendirmeleri sağlandı. Şanlıurfa’dan Dünyaya Kültürel Miras Mesajı Şanlıurfa Valiliği ve ŞURKAV koordinasyonunda gerçekleştirilen proje; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi,Çin Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeoloji Araştırma Merkezi, UNESCO Genel Merkez,UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Taş Tepeler Projesi bilim insanları ve kazı başkanlarının katkılarıyla arkeoloji ile yaşayan kültürü uluslararası gönüllülük çatısı altında buluşturdu. Farklı ülkelerden gelen gönüllülerin Şanlıurfa’nın kültürel mirasını doğrudan bilim insanlarından öğrenmesi, kültürel değerleri yerinde deneyimlemesi ve edindikleri bilgi ve deneyimleri kendi ülkelerine taşımasıyla Göbeklitepe, Taş Tepeler ve Şanlıurfa’nın dünya ölçeğindeki kültürel miras görünürlüğüne katkı sağlanması amaçlandı. Program; bilimsel bilgi, kültürlerarası diyalog, gönüllülük, yerel katılım ve kültürel mirasın korunmasını aynı çatı altında buluşturan kapsamlı bir uluslararası çalışma olarak tamamlandı.

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor Haber

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor

Çin Halk Cumhuriyeti'nin Türkiye'deki ilk arkeolojik kazı projesi özelliğini taşıyan Şanlıurfa'daki Yoğunburç kazıları, iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen "Taş Tepeler Projesi" kapsamında başlatılan kazılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi işbirliğinde sürdürülüyor. Türkiye'de ilk kez arkeolojik kazı çalışmasına katılan Çinli arkeologlar, insanlık tarihine ışık tutan Şanlıurfa'daki neolitik yerleşimde geçmişin izlerini araştırıyor. İki ülke arasında köprü görevi görecek Yoğunburç Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Yoğunburç'un Çinli arkeologların Türkiye'de kazı çalışması yürüttüğü ilk alan olduğunu söyledi. Kazı çalışmalarının 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple ilk kez 16 Temmuz'da başlatıldığını ifade eden Gan, 
Şanlıurfa'da çalışma yürütmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Gan, Türkiye ile Çin arasında arkeoloji alanındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesini istediklerini belirtti. Yoğunburç'taki çalışmaların yalnızca arkeolojik açıdan değil iki ülke arasındaki ilişkiler bakımından da önem taşıdığını vurgulayan Gan, şöyle konuştu: "Yoğunburç kazıları, iki ülke arasında çok önemli bir köprü. İleride Çinli insanların Türkiye'yi, Şanlıurfa'yı ve buradaki tarihi yerleri bilmesi önemli. Devlet olarak da buradaki kazılara çok önem veriyoruz. İki ülke arasındaki dostluk ve turizmin gelişmesi için çok önemli." Kardeş belediye süreci başladı Gan, Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan'ın da kazı çalışmalarından önce Şanlıurfa'da çeşitli ziyaretlerde bulunduğunu hatırlattı. Yetkililerin Yoğunburç kazılarına büyük önem verdiklerini ifade eden Gan, "Ziyaretin ardından Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin Yulin Belediyesi arasında kardeş şehir ilişkisi kurulmasına yönelik süreç başlatıldı. İki ülke için de iyi bir tanıtım olacak ve çok turistin gelmesini umuyoruz." dedi. Türkiye'nin köklü tarihe sahip olduğunu belirten Gan, ülkedeki tarihi alanlardan etkilendiğini söyledi. Gan, "Turist olarak daha önce gelip gezmiştim, Türkiye'de tarihi yerlerin çok fazla olduğunu gördüm. Türkiye'deki insanların, yetkililerin çok sıcakkanlı ve yardımsever olduğunu görüyoruz. Kendi evimizde gibi hissediyoruz, burada çok mutluyuz." ifadelerini kullandı. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta Haber

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta

Kültür ve Turizm Bakanlığının "Taş Tepeler Projesi" kapsamında Şanlıurfa'ya gelen Çinli arkeologlar, Yoğunburç'ta yürütülen kazı ile Neolitik döneme ait izleri gün yüzüne çıkarıyor. Türkiye ile Çin arasındaki işbirliğiyle Taş Tepeler Projesi kapsamında, Karaköprü ilçesindeki Yoğunburç'ta Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezinde görevli arkeolog Prof. Dr. Gan Caichao başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları ilk kez 16 Temmuz'da başladı.
 Çinli arkeologlar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi işbirliğinde yaklaşık 22 dönümlük alanda devam eden kazıda, Göbeklitepe ve Karahantepe ile aynı çağı kapsayan Neolitik dönemin izini sürüyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Türkiye'ye gelerek Taş Tepeler Projesi'nde görev almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Taş Tepeler Projesi'nin dünyada tanınan bir proje olduğunu belirten Gan, bölgede geçmiş yaşamdan kalan çok sayıda kalıntı bulunduğunu ifade etti. Kazı çalışmalarına Çinli arkeologların katıldığını belirten Gan, Yoğunburç'ta 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple kazı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi. Yoğunburç'ta önemli bulgulara ulaşmayı hedeflediklerini dile getiren Gan, "Şanlıurfa bölgesi, Neolitik dönemdeki en önemli kalıntı yerlerinden biridir. Bu kazıda çok iyi şeyler çıkartmak istiyoruz." dedi. "Dönemin yaşantı biçimlerini yansıtıyor" Kazı alanında doğu-batı ve güney-kuzey doğrultularındaki başlangıç ve bitiş noktalarını kanal açarak belirlediklerini ifade eden Gan, "Bu iki kanal ile hangi alanda daha fazla yoğunluk olduğunu belirttik. Arada da merkezde kare şeklinde alan belirledik." diye konuştu. Yoğunburç'ta boncuk, çakmak taşı ve yaban domuzu dişi bulduklarını anlatan Gan, şunları kaydetti: "Kazılarda Neolitik dönemde insanların çalışma yaparken kullandığı taşlar ile süslenmek için takılan boncukları bulabildik. Bu buluntular o zamandaki insanların çok akıllı ve zeki olduğunu gösteriyor. Bu buluntular daha önce yaşayan insanların yaşantı biçimlerinin nasıl olduğunu araştırmamız için önemli bilgilerdir." Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı Haber

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı

Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe ile Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, yurt dışında yapılan sergi ve tanıtım faaliyetleriyle Taş Tepeler'e yönelik uluslararası ilginin arttığını belirterek bölgenin artık dünya çapında bilinen bir destinasyona dönüştüğünü söyledi. Karul, AA muhabirine, Taş Tepeler Projesi'nin yalnızca arkeolojik kazılardan oluşmadığını, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarından birine ışık tutan uluslararası bir araştırma modeli olduğunu anlattı. Neolitik Çağ'ın insanlık tarihinin ortak geçmişindeki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Karul, yerleşik hayatın ve üretici yaşamın ortaya çıkışının dünya tarihinin ortak noktalarından olduğunu belirtti. Taş Tepeler Projesi'nin de bu anlayışla çok uluslu bir model etrafında şekillendirildiğini aktaran Karul, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarının projede görev aldığını kaydetti. Çalışmalara bu yıl Çin ekibinin de dahil olduğunu ve Yoğunburç'ta kazılara başlandığını belirten Karul, proje kapsamında yurt dışında da çeşitli konferans ve sergiler düzenlendiğini söyledi. Karul, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin yurt dışındaki büyükelçilikleri ve Yunus Emre Enstitüsünün tanıtım faaliyetlerine katkı sunduğunu ifade ederek İtalya'nın başkenti Roma'da Kolezyum'da ve Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen sergilerin yoğun ilgi gördüğünü belirtti. "Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon" Yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarının bölgeye yönelik ilgiyi artırdığını dile getiren Karul, "Bakanlığımızın açıkladığı gibi Tokyo'da önümüzdeki aylarda bir sergi yapacağız. Planlanan başka sergiler de var. Hem Uzak Doğu'da hem Avrupa ülkelerinde." dedi. Bu çalışmaların bölgeye gelen yabancı ziyaretçi sayısına da yansıdığını belirten Karul, farklı ülkelerden arkeoloji meraklılarının Taş Tepeler'i ziyaret ettiğini gözlemlediklerini ifade etti. Karul, şöyle konuştu: "Artık Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon. Bu bir yerleşmeden Karahantepe ya da Göbeklitepe'den ibaret değil. Bu Şanlıurfa'da Harran Ovası'nın etrafında yerleşmiş ilk yerleşik toplulukları ifade eden bir coğrafyayı karşılıyor ve insanlar bu coğrafyayı merak ediyorlar. Artık bu bölgeye insanlar sadece Göbeklitepe'yi değil bu coğrafyayı anlamak, bu coğrafyadaki farklı yerleşimleri görmek için geliyorlar." Bölgeye yönelik ilginin artmasıyla farklı arkeolojik alanları birbirine bağlayan ulaşım ağı ve rotanın da oluşturulduğunu belirten Karul, Taş Tepeler'in artık yalnızca tek bir arkeolojik alanı değil, geniş bir coğrafyayı ifade ettiğini vurguladı. Bölgenin korunmasına yönelik çalışmalar sürüyor Karul, Taş Tepeler bölgesinin korunmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirterek, arkeolojik araştırmaların yanı sıra çevrenin korunması ve alanların daha iyi anlaşılmasına yönelik çeşitli projelerin yürütüldüğünü söyledi. Projenin temel hedeflerinden birinin insanlık tarihinin önemli buluşma noktalarından biri olan bölgeyi günümüz toplumuyla buluşturmak olduğunu ifade eden Karul, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere çok sayıda kurumun projeye katkı sunduğunu sözlerine ekledi. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Karahantepe'de Gizemli Oda Haber

Karahantepe'de Gizemli Oda

Taş Tepeler Projesi kapsamında kazı çalışmalarının sürdüğü Karahantepe'de, geçen yıl kısmen gün yüzüne çıkarılan özel amaçlı dörtgen planlı yapıda bu sezon önemli keşifler yapılması bekleniyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji çalışmalarından Taş Tepeler Projesi kapsamında Karahantepe'de 7 yıldır yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki kısmı başladı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe ile benzer özellikler taşıyan Karahantepe'de bugüne kadar neolitik döneme ait 250'nin üzerinde "T" biçimli dikili taşın yanı sıra insan figürlü heykeller ve hayvan betimlemeleri gün yüzüne çıkarıldı. Ekim ayına kadar sürecek çalışmalarda geçen yıl kısmen ortaya çıkarılan özel amaçlı dörtgen planlı yapıda kapsamlı kazı yapılacak. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Karahantepe'de kazı çalışmalarının 7. yılında yeni sezona başladıklarını belirterek, sezon sonunda alanın koruma çatısıyla örtüleceğini söyledi. Kazıların bu yıl höyüğün tek bir bölümünde yoğunlaştırıldığını ifade eden Karul, ana kayanın üzerindeki yapı kalıntılarını bütüncül şekilde ortaya çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi. Karahantepe'nin bugüne kadar arkeoloji dünyasını şaşırtan çok sayıda buluntuya ev sahipliği yaptığını vurgulayan Karul, bu yıl da benzer sürprizlerin yaşanmasını beklediklerini kaydetti. Geçen yıl kısmen açığa çıkarılan dörtgen planlı yapıya dikkati çeken Karul, şunları söyledi: "Üstündeki taşları, o binayı, odayı kapatan taşları bu yıl kaldıracağız ve o alanda kazı yapacağız. Bu mekan zaten özel amaçlarla inşa edilmiş bir mekan. Dolayısıyla o odanın da bize birtakım sürprizler sunacağını söyleyebiliriz." Karul, yapının bir köşesinde üzeri büyük yassı taşlarla kapatılmış bir odanın bulunduğunu, odanın girişinin sığ bir dolguya açılması nedeniyle içeriden kazı yapılamadığını, bu nedenle üst örtü taşlarının kaldırılarak çalışmalara başlanacağını anlattı. Sürpriz bulgulara ulaşılması bekleniyor Karahantepe'nin kazı sürecinde her zaman şaşırtıcı sonuçlar veren bir alan olduğunu ifade eden Karul, şunları kaydetti: "Ekim ayına kadar buradayız. Bizim de bilmediğimiz birtakım sürprizler kuşkusuz bekliyoruz. Öngördüklerimiz var ama hiç hesaba katmadıklarımız da olacaktır. Umarım başarılı bir sezon olur. Özellikle geçtiğimiz yıl kısmen açtığımız dörtgen planlı bir yapı vardı. Bu yapının bir köşesinde üzeri büyük yassı taşlarla kapatılmış bir oda açığa çıkarmıştık. Bu odanın, mekanın içerisine bakan bir kapısı var. Bu kapı oldukça sığ bir dolguya açılıyor, yani yaklaşık 1 metrelik. O kapıdan girip içerisini kazmak mümkün değil. Üstündeki taşları, o binayı, odayı kapatan taşları bu yıl kaldıracağız ve o alanda kazı yapacağız. Bu mekan zaten özel amaçlarla inşa edilmiş bir mekan. Dolayısıyla o odanın da bize birtakım sürprizler sunacağını söyleyebiliriz." Karahantepe'de yapımı tamamlanma aşamasına gelen araştırma merkezinin çalışmalara önemli katkı sağlayacağını belirten Karul, Kültür ve Turizm Bakanlığının yanı sıra Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve diğer yerel kurumların desteğinin kazıları hızlandırdığını ifade etti.

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak Haber

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı'nda yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan köprü ayağı kalıntıları doğrultusunda tarihi taş köprünün yeniden inşa edilmesi ve kaleyi çevreleyen hendeğin yeniden suyla buluşturulması planlanıyor. Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında bölgede yoğun çalışma yürütüldüğünü söyledi. Önal, kalenin Orta Çağ'dan bugüne ulaşan etrafı hendeklerle çevrili ender üç katlı saray örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Mart ayından bu yana kazı çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Önal, hendeğin kuzey duvarının önemli bölümünü gün yüzüne çıkardıklarını belirtti. Hendeğin 17 metre genişliğinde, 6 metre derinliğinde olduğunu belirten Önal, şunları kaydetti: "İki kule arasında Halep Kalesi'ndekine benzer kemerli taş bir köprü bulunduğunu biliyorduk. Daha önceki yıllarda yaptığımız kazılarda köprüye ait kesme taş bloklar ile köprünün bağlandığı ana kapıya ait Eyyubiler dönemi kitabesini bulmuştuk. Bu yılki çalışmalarda ise köprünün ayağını ortaya çıkardık." Tarihi köprü yeniden yapılacak Köprünün ayağının tamamen ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü bildiren Önal, Şanlıurfa Valiliği tarafından hazırlanan proje kapsamında ziyaretçilerin kaleye yeniden tarihi güzergah üzerinden ulaşabilmesinin amaçlandığını dile getirdi. Köprünün inşa edileceği alanın lazer tarama yöntemiyle ölçüldüğünü ifade eden Önal, projenin tarihi veriler ışığında hazırlandığını kaydetti. Önal, Şanlıurfa Valiliğince hazırlanan proje kapsamında Koruma Bölge Kurulunun uygun görüşü doğrultusunda bölgeye antik dönemdeki örneğine uygun taş köprü yapılmasının planlandığını, çalışmanın yıl sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini ve ziyaretçilerin kaleye bu köprü üzerinden ulaşabileceğini söyledi. Köprünün hendeğin derinliği dikkate alınarak yaklaşık 10 metre yüksekliğinde projelendirildiğini belirten Önal, kaleden hendeğe inen duvarların suyun yapıya zarar vermemesi amacıyla eğimli şekilde tasarlandığını anlattı. Hendeğe yeniden su verilmesi hedefleniyor Kalenin yaklaşık 80 metre doğusunda Cullap Çayı'nın bulunduğunu aktaran Önal, geçmişte bu çaydan alınan suyun kale çevresindeki hendeğe yönlendirildiğini ifade etti. Önal, projeye ilişkin şu bilgileri verdi: "Bir dönem Cullap Çayı'ndan hendeğe su geliyor ve su kalenin etrafını dolaşıyordu. Köprü projesinin ardından hedefimiz hendeğin tamamını ortaya çıkarmak ve yeniden suyla buluşturmak. Antik dönemde burada büyük su dolapları ve çarklar bulunuyordu. Su bu sistemle yukarı taşınıyor, ardından künklerle hendeğe aktarılıyordu. Biz de bu sistemin görsel ve işlevsel bir benzerini kurmayı planlıyoruz. Cullap Çayı'nın yanında oluşturulacak su dolabıyla alınan su hendeğe verilecek, ardından hendekten geçen su yeniden çay yatağına ulaşacak. Böylece ziyaretçiler Harran'ın tarihi su sistemini daha iyi görme ve anlama imkanı bulacak."

Tarihi Harran Kalesinin İsmi Değişti Haber

Tarihi Harran Kalesinin İsmi Değişti

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki tarihi Harran Kale Sarayı'nın adı, kazılarda elde edilen yeni bulgular doğrultusunda "Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı" olarak değiştirildi. Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının finansmanı, Şanlıurfa Valiliği, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Harran Üniversitesi ve Harran Kaymakamlığı desteğiyle ören yeri kazılarını 12 yıldır yürüttüklerini belirtti. Önal, Harran Kale Sarayı'nda sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılan kitabeler ve arkeolojik verilerin yapının Selahaddin Eyyubi dönemiyle güçlü bağlarını ortaya koyduğunu söyledi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda tarihi yapının yeni adla anılmasına karar verildiğini belirten Önal, kararın Harran Kaymakamlığı ve ilgili kurumlarla yapılan istişarelerin ardından alındığını ifade etti. Önal, şunları kaydetti: "Burayı Harran Kale Sarayı olarak adlandırıyorduk. Yaptığımız araştırmalar ve kazılarda ortaya çıkardığımız kitabeler, buranın Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını gösterdi. Kaymakamımız ve ilgili yetkililerle yaptığımız istişarelerin ardından bu kararı aldık çünkü buradaki saray, Selahaddin Eyyubi döneminde kaleye dönüştürülmüş. Kaleyi çevreleyen çokgen kuleler, beden duvarları ve şehri kaleye bağlayan köprü de Selahaddin Eyyubi döneminde inşa edilmiş." Bulgu ve veriler kitaplaştırıldı Tarihi kaynakların Selahaddin Eyyubi'nin Harran'da 3 kış geçirdiğini gösterdiğini belirten Önal, hükümdarın bu süreçte kale sarayda konakladığını söyledi. Yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda yapıya ilişkin kapsamlı bir kitabın da hazırlandığını belirten Önal, "Elde ettiğimiz veriler ışığında kitabın adını da Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı olarak belirledik. Bu isimlendirme, yapının tarihi kimliğini ve Selahaddin Eyyubi ile olan güçlü bağını yansıtıyor." ifadelerini kullandı. Kazı çalışmalarının sürdüğü kale sarayda koruma ve restorasyon uygulamalarına da devam edildiğini belirten Önal, özellikle hamam bölümünde özgün dokunun korunmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.

Çin Bakan Yardımcısı Urfa'da Haber

Çin Bakan Yardımcısı Urfa'da

Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan ile beraberindeki heyet, Şanlıurfa'da Taş Tepeler Projesi kapsamında kazıların yürütüldüğü Göbeklitepe ve Karahantepe'yi gezdi. Çeşitli temaslarda bulunmak üzere kente gelen Rao Quan ve beraberindeki heyet, ilk olarak Taş Tepeler Projesi kapsamında kazı çalışmalarının yapıldığı Karahantepe'yi ziyaret etti. Burada yapılan çalışmalarla ilgili bilgi alan Rao Quan, daha sonra Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ile bir araya geldi. Ziyarete ilişkin açıklamada bulunan Başkan Gülpınar, Rao Quan ve heyetini Şanlıurfa'da ağırlamaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek, kentin çok büyük bir kültürel zenginliğine sahip olduğunu söyledi. Kendilerinin de bu zenginliği ileriye taşıma noktasında temaslarını sürdürdüklerini aktaran Gülpınar, bu temasların meyvelerini almaya başladıklarını ifade etti. Rao Quan ve beraberindekiler daha sonra Göbeklitepe'ye geçerek, buradaki eserleri inceledi. Gezi sırasında Rao Quan'ın bazı eserleri cep telefonuyla fotoğrafladı. Heyet ziyaretleri kapsamında 35 bini kapalı olmak üzere toplam 60 bin metrekarelik alana sahip Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'ni gezdi. Ziyareti sırasında, Göbeklitepe ve Karahantepe'de neolitik döneme ait eserlerin yer aldığı salonları yakından inceleyen Rao Quan, kendilerine eşlik eden rehberlerden de bilgi aldı. Gezinin son bölümünde ise Rao Quan ve beraberindekiler Hazreti İbrahim'in doğup büyüdüğü ve ateşe atıldığı yer olarak rivayet edilen tarihi Balıklıgöl Yerleşkesi'ni gezdi.

Şanlıurfa’dan Tarih Fışkırıyor Haber

Şanlıurfa’dan Tarih Fışkırıyor

Şanlıurfa'da aralarında UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'nin de bulunduğu 12 kazı alanında Neolitik dönemin sır perdeleri açığa çıkarılmaya çalışılıyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri olarak Şanlıurfa'da 5 yıldır sürdürülen Taş Tepeler Projesi sayesinde yaklaşık 12 bin yıl öncesine dair önemli bulgular gün yüzüne çıkarılıyor. Kentte yaklaşık 100 kilometrekarelik bir alanda yürütülen proje kapsamında Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik ve Yoğunburç kazı alanlarında kapsamlı arkeolojik çalışmalar yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, İngiltere, Almanya ve Japonya'dan da 36 profesörün öncülüğünde 219 akademisyen kazı alanlarında insanlık tarihini aydınlatmak için ter döküyor. Neolitik dönem insanlarının ritüellerinin yanı sıra günlük yaşam, geçim stratejileri, evcilleştirme süreçleri, mimari seviyeleri ve üretim teknolojileri gibi pek çok unsur ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılıyor. Göbeklitepe'nin şu anda yıllık 1 milyona yaklaşan yerli ve yabancı misafir sayısının diğer 11 kazı alanının da ziyaretçi kabulüne başlamasıyla ciddi oranda artması bekleniyor. "İnsanlık tarihine katkısı büyük" Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, yıllardır Neolitik dönemin izlerini, uluslararası ölçekte akademisyenlerin desteğiyle sürdürdüklerini söyledi. Proje kapsamında yürütülen çalışmaların dünya çapında ilgililer tarafından titizlikle takip edildiğini belirten Karul, insanlık tarihinin aydınlatılmasına yönelik önemli keşiflere imza atıldığını dile getirdi. Türkiye'nin projeyle arkeoloji alanındaki uluslararası işbirliği kapasitesinin ciddi manada güçlendirildiğini anlatan Karul, şunları kaydetti: "Proje uluslararası ölçekte çok uyum içerisinde çalışma yürütülebildiğinin önemli bir göstergesi oldu. Projeyi yürüttüğümüz bölgenin insanlık tarihine yaptığı katkısının ne denli önemli olduğunu ortaya koydu. İnsanın yerleşik yaşama başladığı, üretici yaşama geçtiği dönemde çevresiyle kurduğu ilişkinin bugün için ne kadar öğretici olabileceğini proje gösterdi. Çok sayıda yerleşmenin aynı anda kazılması ve çok sayıda yapı kalıntısının eş zamanlı açığa çıkarılması Neolitik dönem için son derece etkileyici ve bilgilendiricidir, çok iyi korunmuş yapılar ortaya çıkıyor. Aynı zamanda da birçoğu müzede şimdiden sergilenmeye başlayan eserlerin bulunması müzeyi hem tarih öncesi insana yakınlaştırdı hem de Şanlıurfa'yı arkeoloji meraklılarına yakınlaştırdı."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.