Uygulamalarımız appstore googleplay

#Unesco

gazeteci63.com - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göbeklitepe'de Yeni Yapılar Çıktı Haber

Göbeklitepe'de Yeni Yapılar Çıktı

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yeni bir alanda yürütülen kazılarda, yerleşimin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar gün yüzüne çıkarıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında Göbeklitepe'de koruma altındaki ana kazı alanındaki çalışmalar sürerken, çatının kuzeyindeki yeni alanda da bu sezon kazılara başlandığını söyledi. Mevcut alanda daha önce bulunan zeytin ağaçlarının başka bölgeye taşınmasıyla kazıya elverişli bir ortam oluşturulduğunu belirten Karul, yaklaşık 1500 metrekarelik yeni alanda bu sezon çalışmalara başladıklarını anlattı. Bu kazılarla Göbeklitepe'nin daha önce açığa çıkarılan yapılarına ilişkin potansiyeli yeniden test etmeyi ve keşfetmeyi amaçladıklarını vurgulayan Karul, geniş alanlarda kazı yaparak zaman içinde derinleşmeyi esas alan çalışma yöntemini burada da uyguladıklarını ifade etti. Karul, yeni kazı alanına ilişkin şu bilgileri verdi: "Alanın bir kenarından başladık. Kuzeye doğru devam ediyoruz ve hemen yüzeyin altında Göbeklitepe'nin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar açığa çıkardık. Yüzeyin hemen altında olmaları, plan ve yerleşme düzeni hakkında hızlı bir şekilde fikir veren kanıtlara ulaşmamızı sağladı. Hatta bazı yapıların tabanlarına da çok hızlı bir şekilde ulaşıldı. Çünkü burası erozyona açık bir yer. Duvarların üst kotları uzun bir süre önce aşınmış. Bir diğer güzel haber, zeytin ağaçlarının burada büyük ölçüde tahribata yol açmadığını gördük. Ancak ağaçlar buradan taşınmasaydı, buranın en azından kazılamayacak bir alan olacağını da görmüş olduk. Bu yılki planımız, arkada gördüğünüz alanın tamamında yüzey seviyesini kaldırıp yüzeyin hemen altındaki yapı kalıntılarını açığa çıkarmak." "İlk izlenimimiz bunların konut olarak kullanıldığı yönünde" Karul, yeni kazı alanını çevreleyen yürüyüş yolunun ziyaretçilerin çalışmaları ve ortaya çıkarılacak yeni buluntuları yakından izleyebilecekleri şekilde planlandığını ifade etti. Ortaya çıkarılan dörtgen planlı yapıların benzerleriyle önceki yıllarda GT1 olarak adlandırılan alanda karşılaştıklarını dile getiren Karul, şöyle devam etti: "Onların benzerlerinden söz ediyoruz. Ama şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla bu dikilitaş geleneğinin zayıfladığını, daha az sayıda dikilitaş barındırdıklarını, mekanların iç düzenlemesine baktığımız zaman daha çok konut amaçlı kullanılmış olabileceklerini söyleyebiliyoruz. Ama kuşkusuz bunları sadece duvarları açığa çıkararak söylemek yeterli değil. Ve özellikle bu yapıların içerisinde topladığımız toprak örnekleri mekanların işlevleri hakkında bize bilgi verecek. Bu da daha çok taban seviyesine geldiğimizde, taban üzerinden aldığımız örneklerle söyleyebileceğimiz bir şey. İlk izlenimimiz bunların konut olarak kullanıldığı yönünde." Karul, Göbeklitepe'de kamusal yapıların yanı sıra bunlarla çağdaş konutların da daha önceki kazılarda ortaya çıkarıldığını belirterek, kamusal yapılar ile konutların eş zamanlı kullanımının Göbeklitepe'nin yalnızca bir tapınma merkezi değil, aynı zamanda insanların yaşadığı bir yerleşim yeri olduğunu gösterdiğini, Taş Tepeler kapsamındaki diğer kazılarda da benzer yerleşim düzeninin görüldüğünü ifade etti. Göbeklitepe'de özellikle yamaç kesimindeki yuvarlak planlı yapıların bulunduğu alanda çalışmaların sürdüğünü bildiren Karul, geçen yıl C yapısında büyük ölçüde tamamlanan sağlamlaştırma çalışmalarının bu yıl D yapısında devam ettiğini ve yıl sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını sözlerine ekledi.

Rektör, Dünya Birincilerini Ağırladı Haber

Rektör, Dünya Birincilerini Ağırladı

Harran Üniversitesi (HRÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, İsveç'te düzenlenen World Choir Games 2026'da (Dünya Koro Oyunları) kategorisinde dünya birincisi olan Harran Üniversitesi Vox Humanis Korosu'nu ağırladı. Güllüoğlu, rektörlük makamında ağırladığı Vox Humanis Korosu üyelerini tebrik etti. Sevinçlerini Türkiye ile paylaştıklarını aktaran Güllüoğlu, şöyle konuştu: "UNESCO Müzik Şehri olan Şanlıurfa, böyle bir koroya sahip olduğu için, dünya birinciliğini aldığı için gerçekten çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu birincilik bizim kodlarımızın nerelere geldiğinin en büyük göstergesi. Artık müziğin evrenselliğiyle dünya korosu haline gelmenin mutluluğu içerisindeyiz. Bunlar önemli dönüşümler. Artık üniversitemizin ismi dünyada duyulmaya başladı. Çünkü sanatta, sporda ve bilimde bir üniversitenin ilerlemesi yarınlarıyla ilgili kısımdaki yapacaklarının garantisi. Tarihin tekerrür olduğunu bilerek bu toprakların neler yapabileceğini bir kez daha göstermenin mutluluğu içerisindeyiz." HRÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi ve koro şefi Fırat Altun da başarıdan dolayı mutlu olduğunu belirtti. Koronun 2 yıllık bir çalışmayla bir araya geldiğini dile getiren Altun, şunları kaydetti: "Temelinde oldukça önemli bir ekip çalışmasının ve rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu'nun liderliğindeki aşamalarla ilerlenmiş bir sürecin adı. Oldukça gururluyuz, oldukça onurluyuz. Özellikle hem kültürümüzü, hem şehrimizi, hem ülkemizi, uluslararası standartlarda temsil etmenin onuruna sahip olduk. Üniversite olarak, daha birçok başarıya imza atacağımıza, her zaman dediğimiz gibi daha birçok farklı gruplarla birçok farklı oluşumlarla dünya sahnesinde uluslararası standartlarda bir üniversite olmanın göstergelerini tümüyle tüm dünyaya sergileyeceğimize inanıyorum."

Göbeklitepe'de Ulaşım Çalışmaları Haber

Göbeklitepe'de Ulaşım Çalışmaları

Şanlıurfa'da "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'de, artan ziyaretçi yoğunluğunu karşılamak amacıyla ulaşım ve ziyaretçi altyapısı güçlendiriliyor. Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında, 1963 yılında yapılan yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe, yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği tarihi ören yerleri arasında yer alıyor. Her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin ziyaret ettiği ören yerinin kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar sürüyor. Bu kapsamda daha önce gidiş ve dönüşü tek şerit olan yolun duble yola dönüştürülmesine yönelik çalışmalar sürerken, ören yeri çevresindeki yürüyüş yolları genişletilip engelli dostu hale getirildi. Yürüyüş güzergahının uzunluğu da önceki düzenlemeye göre yaklaşık iki katına çıkarıldı. Göbeklitepe çevresi daha kapsamlı gezilebilecek Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2019'u "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesinin ardından tarihi ören yerine ilginin hızla arttığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kurumlarla yürütülen çalışmalar sayesinde ziyaretçi kapasitesinin artırıldığını belirten Aslan, şunları kaydetti: "Özellikle yürüyüş yollarını hem genişlettik hem de engelli dostu hale getiriyoruz. Ziyaretçilerin alanı daha iyi görebilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Göbeklitepe'nin hakim konumu sayesinde Harran Ovası'nı da izleyebilecekleri yeni güzergahlar oluşturduk. Böylece hem ziyaretçi kapasitesini artıracağız hem de ziyaretçilerin alanın doğal çevresini daha yakından tanımasını sağlayacağız. Daha önce ziyaretçilerimiz üst çatının bulunduğu bölgeyi gezip geri dönüyordu. Alanı açıp genişletiyoruz. Ziyaretçilerimiz hem daha fazla zaman geçirecek hem de yoğunluk belli noktalarda toplanmayacak." Ziyaret süresinin uzaması hedefleniyor Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen de yapılan yatırımların hem ziyaretçi kapasitesine hem de turizme önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni güzergahların tamamlanmasıyla ziyaretçilerin Göbeklitepe'de daha uzun süre vakit geçireceğini belirten Türkmen, şunları söyledi: "Göbeklitepe'de devam eden yol çalışmalarının tamamlanmasıyla ören yerindeki kalış süresi daha da artacaktır. Özellikle arka bölümdeki yapıların da tamamlanarak ziyarete açılmasıyla daha geniş bir ring güzergahı oluşacak. Böylece bugüne kadar görülmeyen alanları ziyaretçilere tanıtabileceğiz. Yol genişletme çalışmaları yerinde ve doğru bir karardır. Bu yatırımlar, kente gelen turist sayısının yanı sıra ziyaretçilerin kentte ve ören yerinde geçirdiği süreye de doğrudan katkı sağlayacaktır."

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi Haber

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi

Şanlıurfa'da bunaltıcı sıcakların etkili olduğu yaz günlerinde, yüksek rakımı ve rüzgar alan konumuyla öne çıkan Göbeklitepe Ören Yeri, ziyaretçilerini kent merkezine göre daha serin bir atmosferde ağırlıyor. Neolitik dönemin en önemli yerleşimlerinden biri olan ve yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Göbeklitepe, yılın her döneminde yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Yaz aylarında hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu kentte, yaklaşık 800 metre rakımda bulunan Göbeklitepe, coğrafi konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir gezi imkanı sunuyor. Koruyucu çatı sistemi ile kuzeybatı yönünden esen rüzgarların etkisi de ören yerindeki serinliği artırıyor. Rakımı ve rüzgar yönü serinlik sağlıyor Harran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Benek, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin kentin en yüksek ve hakim noktalarından birinde yer aldığını söyledi. Tarihte inanç merkezlerinin çoğunlukla yüksek alanlara kurulduğunu belirten Benek, şunları kaydetti: "Şanlıurfa kent merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 500 metredir. Göbeklitepe ise yaklaşık 800 metre rakımda bulunmaktadır. Yükseklik farkı nedeniyle normal şartlarda Göbeklitepe'nin Balıklıgöl ve çevresine göre yaklaşık 3 derece daha serin olması beklenir. Buna, ören yerinin platonun en yüksek noktalarından birinde bulunması ve yaz aylarında kuzey ve batı yönlerinden esen rüzgarlara açık olması da eklenmektedir. Bu nedenle en sıcak saatlerde Göbeklitepe, Balıklıgöl ve çevresine göre ortalama 4-5 derece daha serin bir ortam sunmaktadır." Serin havası ziyaretçileri şaşırtıyor Bursa'dan Şanlıurfa'yı ziyarete gelen öğretmen Ayşenur Çelik, kent merkezindeki bunaltıcı sıcağın ardından Göbeklitepe'deki serin havanın kendilerini şaşırttığını dile getirdi. Göbeklitepe'yi beklediklerinden daha serin bulduklarını ifade eden Çelik, "Şanlıurfa merkez çok sıcaktı. Göbeklitepe'ye geldiğimizde buranın bu saatteki serinliği bizi gerçekten şaşırttı. Hatta Balıklıgöl ziyaretimizi sonraya bıraktık. Burada şehir merkezinden farklı, çok güzel bir esinti var. Gelen ziyaretçiler rahatlıkla gezebilir." dedi. Ziyaretçilerden Levent Önkür de Şanlıurfa'nın sıcak iklimiyle bilindiğini belirtti. Göbeklitepe'nin konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir ortam sunduğunu dile getiren Önkür, "Şanlıurfa'ya dün geldik. Yaklaşık 40 derecelik sıcak bir hava vardı. Askerliğimi de burada yaptığım için Şanlıurfa'nın sıcağını biliyorum. Göbeklitepe'de ise öğle saatlerine yaklaşmamıza rağmen hava oldukça serin ve gezmeye elverişli. Bu nedenle kent merkezini akşam saatlerinde gezmeyi planladık. Burayı öğle saatlerinde bile rahatlıkla gezebilirsiniz." diye konuştu.

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor Haber

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor

Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yürüttüğü kazı çalışmalarıyla insanlık tarihine ilişkin birçok kabulün yeniden değerlendirilmesini sağlayan Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü yüzey araştırmasıyla bilim dünyasının gündemine girdi. Bölgede 1986 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu heykel ise Göbeklitepe'deki araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Göbeklitepe'yi 1994 yılında ziyaret eden Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, yaptığı incelemelerde yalnızca üst bölümleri görülebilen taşların Neolitik Dönem'e ait olduğunu tespit etti. Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda 1995 yılından itibaren başlatılan kazı çalışmalarında Schmidt ve ekibi de görev aldı. Göbeklitepe kazılarının başkanlığı 2007 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt'e verildi. Schmidt'in başkanlığında yürütülen kazılarda insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı. Elde edilen buluntular, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilen bu dönemde insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, aynı zamanda anıtsal yapılar inşa edebilecek gelişmiş bir sosyal ve kültürel organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu. Kazılarda, Neolitik Dönem'e ait insan heykeli, kireç taşından yapılmış yaban domuzu heykeli, tilki ve kuş kabartmaları ile çakmak taşından üretilmiş çok sayıda ok ucu bulundu. Çalışmalarda, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen "T" biçimli dikili taşlar da gün yüzüne çıkarıldı. Bölgede ayrıca 8 ila 30 metre çapında, dairesel ve dikdörtgen planlı yapı kalıntıları ile yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çok sayıda eser ortaya çıkarıldı. Dünyanın gözünü Göbeklitepe'ye çevirmesini sağladı Elde edilen buluntuların ardından Göbeklitepe'nin "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilmesi, dünyanın dikkatini bu bölgeye çekti. Kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Schmidt'in en büyük hayali ise vefatının ardından gerçekleşti ve Göbeklitepe, 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Schmidt, tatil için gittiği Almanya'da 20 Temmuz 2014'te geçirdiği kalp krizi sonucu 61 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi, 25 Temmuz 2014'te Almanya'nın Diebach kentinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi. "Şanlıurfa'ya çok şey kattı" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe denildiğinde akla ilk gelen isimlerden birinin Klaus Schmidt olduğunu söyledi. Türkmen, Schmidt'i minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Çok önemli bulguları şehrimize kazandırdı. Kendisini başında puşisiz görmedim. Bana göre birçok Urfalıdan daha fazla Urfalıydı. Çok heyecanlıydı ve çalışma disiplininden hiç vazgeçmezdi. Kazı alanının girişindeki barakada, o sıcakta bile köpeğiyle birlikte bizi karşılardı. İşine son derece profesyonel bir yaklaşımla bağlıydı. Şanlıurfa'ya çok şey kattı. Bugün Göbeklitepe'nin dünyaca tanınmasında Klaus Schmidt'in katkısı çok büyüktür."

Karahantepe'de Gizemli Oda Haber

Karahantepe'de Gizemli Oda

Taş Tepeler Projesi kapsamında kazı çalışmalarının sürdüğü Karahantepe'de, geçen yıl kısmen gün yüzüne çıkarılan özel amaçlı dörtgen planlı yapıda bu sezon önemli keşifler yapılması bekleniyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji çalışmalarından Taş Tepeler Projesi kapsamında Karahantepe'de 7 yıldır yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki kısmı başladı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe ile benzer özellikler taşıyan Karahantepe'de bugüne kadar neolitik döneme ait 250'nin üzerinde "T" biçimli dikili taşın yanı sıra insan figürlü heykeller ve hayvan betimlemeleri gün yüzüne çıkarıldı. Ekim ayına kadar sürecek çalışmalarda geçen yıl kısmen ortaya çıkarılan özel amaçlı dörtgen planlı yapıda kapsamlı kazı yapılacak. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Karahantepe'de kazı çalışmalarının 7. yılında yeni sezona başladıklarını belirterek, sezon sonunda alanın koruma çatısıyla örtüleceğini söyledi. Kazıların bu yıl höyüğün tek bir bölümünde yoğunlaştırıldığını ifade eden Karul, ana kayanın üzerindeki yapı kalıntılarını bütüncül şekilde ortaya çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi. Karahantepe'nin bugüne kadar arkeoloji dünyasını şaşırtan çok sayıda buluntuya ev sahipliği yaptığını vurgulayan Karul, bu yıl da benzer sürprizlerin yaşanmasını beklediklerini kaydetti. Geçen yıl kısmen açığa çıkarılan dörtgen planlı yapıya dikkati çeken Karul, şunları söyledi: "Üstündeki taşları, o binayı, odayı kapatan taşları bu yıl kaldıracağız ve o alanda kazı yapacağız. Bu mekan zaten özel amaçlarla inşa edilmiş bir mekan. Dolayısıyla o odanın da bize birtakım sürprizler sunacağını söyleyebiliriz." Karul, yapının bir köşesinde üzeri büyük yassı taşlarla kapatılmış bir odanın bulunduğunu, odanın girişinin sığ bir dolguya açılması nedeniyle içeriden kazı yapılamadığını, bu nedenle üst örtü taşlarının kaldırılarak çalışmalara başlanacağını anlattı. Sürpriz bulgulara ulaşılması bekleniyor Karahantepe'nin kazı sürecinde her zaman şaşırtıcı sonuçlar veren bir alan olduğunu ifade eden Karul, şunları kaydetti: "Ekim ayına kadar buradayız. Bizim de bilmediğimiz birtakım sürprizler kuşkusuz bekliyoruz. Öngördüklerimiz var ama hiç hesaba katmadıklarımız da olacaktır. Umarım başarılı bir sezon olur. Özellikle geçtiğimiz yıl kısmen açtığımız dörtgen planlı bir yapı vardı. Bu yapının bir köşesinde üzeri büyük yassı taşlarla kapatılmış bir oda açığa çıkarmıştık. Bu odanın, mekanın içerisine bakan bir kapısı var. Bu kapı oldukça sığ bir dolguya açılıyor, yani yaklaşık 1 metrelik. O kapıdan girip içerisini kazmak mümkün değil. Üstündeki taşları, o binayı, odayı kapatan taşları bu yıl kaldıracağız ve o alanda kazı yapacağız. Bu mekan zaten özel amaçlarla inşa edilmiş bir mekan. Dolayısıyla o odanın da bize birtakım sürprizler sunacağını söyleyebiliriz." Karahantepe'de yapımı tamamlanma aşamasına gelen araştırma merkezinin çalışmalara önemli katkı sağlayacağını belirten Karul, Kültür ve Turizm Bakanlığının yanı sıra Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve diğer yerel kurumların desteğinin kazıları hızlandırdığını ifade etti.

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi Haber

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi

Dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen ve "tarihin sıfır noktası" şeklinde nitelendirilen Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kabul edilişinin sekizinci yılında 4 milyon 409 bin 590 kişiyi misafir etti. 1963 yılında yapılan yüzey çalışmaları sırasında tespit edilen, kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında Göbeklitepe'de, en somut bulgular 1986'da tarlasını süren bir çiftçinin bulduğu heykelle ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden alınan izinle 1995 yılında başlayan kazılarda, neolitik döneme ait boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton olan, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar bulundu. Ortaya çıkarılan neolitik döneme ait eserlerle ünü her geçen gün artan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO "Dünya Miras Geçici Listesi"ne alındı, 1 Temmuz 2018'de ise Bahreyn'de düzenlenen 42'nci Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Bu unvan sayesinde dünyadaki bilinirliği her geçen gün artan Göbeklitepe, 2019'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesiyle ziyaretçi sayısını daha da arttırmaya başladı. Kovid-19 salgını, deprem ve sel felaketi nedeniyle ziyaretçi sayısında bir süre düşüş yaşansa da Göbeklitepe'yi 8 yılda 4 milyon 409 bin 590 kişi gezdi. "Göbeklitepe Şanlıurfa için bir şans" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması ve ardından 2019 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın burayı ziyaret ederek "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesiyle ciddi bir değişim ve hareketlilik yaşandığını söyledi. Göbeklitepe'nin Şanlıurfa ve bölge turizmi için önemine işaret eden Türkmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Göbeklitepe, Şanlıurfa için bir şans. Biraz daha iddialı olacak ama aslında Türkiye için bir şans. Bölgemiz, Taştepeler Projesi ile beraber adeta 12 ayrı noktada yapılan kazı çalışmalarıyla dünyanın doğrudan çekim merkezi olma noktasında çok ciddi bir ivme kazanmıştır. Şu ana kadar yaklaşık 4,5 milyon civarında kişi ziyaret etmiştir. 2026 yılının ilk 6 aylık sürecine baktığımız zaman bile aşırı yağışlara rağmen 320 binin üzerinde ziyaretçi gelmiş. Bu da yıl sonuna kadar hedefimiz olan 1 milyonu yakalayabileceğimizi göstermektedir. Çünkü sezon yeni yeni başlıyor. Güneydoğu'nun ve ülkemizin son derece önemli ve bir parlayan yıldızıdır, bunun kıymetini bilmemiz lazım. Bir yerde UNESCO'nun eğer bir eseri varsa yabancı turist gözüyle baktığımız zaman orası mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Şanlıurfa bu konuda çok önemli bir yere sahiptir. Bir tane kalıcı, iki tane de aday var. Balıklıgöl ve Harran bu adaylardan biridir. Önümüzdeki yıllarda Karahantepe de kalıcı listeye girecektir. Özellikle UNESCO sürecini dikkate almamız ve altyapı eksiklerimiz varsa da bunları tamamlamamız gerekiyor." Ziyaretçilerden davet var Almanya'dan gelen ziyaretçilerden Sabri Şahin ise Göbeklitepe'yi ilk kez gördüğünü dile getirdi. Daha önce internette gördüğü Göbeklitepe'yi çok merek ettiğini ve Türkiye'ye gelince ziyaret etmeye karar verdiğini anlatan Şahin, "Geldik, gördük, eserler ve figürler çok eski. Burayı gördüğüm için sevindim. Yetkililerimiz bu yeri açtığı için onlara teşekkür ederim. Çok güzel bir yer. İnşallah başkalarını da çıkarırlar." diye konuştu. Aksaray'dan gelen Sevil Ünlü de birçok yerini gezdiği Türkiye'nin her tarafının tarih cenneti olduğunu vurgulayarak, "Göbektepe'yi daha önce araştırmıştım. Türkiye cennet, Göbeklitepe en güzel örneklerinden, en eskilerinden. İnşallah değeri bilinir. Daha çok tanıtılır. Daha çok insan buraya gelip görme şansı yakalar. Ülkemizin değerini bilelim. Daha derin bir tarih olduğunu gördüm. Görünce daha farklı duygular besledim. Birebir görmek gerçekten daha farklı." ifadesini kullandı. Mersin'den gelen Gülsüm Sayın ise ilk defa geldiği Göbeklitepe'yi çok beğendiğini belirterek, "Merak ediyordum, işte geldim, gördüm. Buralar, gerçekten gezilip görülecek yerler. Herkese tavsiye ediyorum." sözlerini sarf etti.

İki Kardeş Aynı Hizmeti Veriyor Haber

İki Kardeş Aynı Hizmeti Veriyor

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı'nda sürdürülen kazılarda görev yapan Kadir ve Cemal Demir kardeşler, 7 yıldır omuz omuza çalışarak tarihi mirasın gün yüzüne çıkarılmasına katkı sağlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Harran'da yürütülen kazı çalışmalarında, 39 yaşındaki Kadir Demir ile 40 yaşındaki ağabeyi Cemal Demir, İŞKUR üzerinden 7 yıl önce işçi olarak göreve başladı. Doğup büyüdükleri ilçenin binlerce yıllık geçmişine tanıklık eden kardeşler, kazı alanında omuz omuza çalışarak toprak altındaki tarihi izleri ortaya çıkarmak için emek harcıyor. Cemal Demir, AA muhabirine, yaşadıkları topraklara hizmet etmekten gurur duyduğunu söyledi. Kazı çalışmalarını severek yaptıklarını belirten Demir, ekip arkadaşlarıyla tarihi gün yüzüne çıkarmak için çaba gösterdiklerini ifade etti. Harran'ın çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Demir, "Harran binlerce yıl boyunca ticaret yollarının kesiştiği önemli merkezlerden biri olmuş. Burası Mezopotamya'nın en verimli ve en kadim şehirlerinden biri. Böyle bir yerde tarihi ortaya çıkarmak bizi mutlu ediyor." dedi. Kardeşiyle aynı kazıda görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Demir, "Beraber çalışıyoruz, mutluyuz. İnşallah uzun yıllar bu işi sürdürmek istiyoruz. Hocalarımız da bize destek oluyor. Bu çalışma bize aynı zamanda iş imkanı da sağladı." diye konuştu. "Bu işi severek yapıyoruz" Kadir Demir de kazıda görev alarak hem ailesine katkı sunduğunu hem de tarihin gün yüzüne çıkarılmasına tanıklık ettiğini anlattı. Tarihi bir alanda çalışmanın kendisi için çok özel bir duygu olduğunu belirten Demir, "Bu işi severek yapıyoruz. İnsan burada çalışırken geçmişe gidiyor, tarihle bağ kuruyor." ifadelerini kullandı. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserleri çevresindekilerle paylaştıklarını aktaran Demir, Harran'ı gezmeye gelen ziyaretçilere de ilçe ve kazı alanı hakkında bilgi verdiklerini söyledi. Kazı heyeti tecrübelileri tercih ediyor Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, Harran'da 12 yıldır kazı çalışması yaptıklarını, aynı aileden kardeşlerin de kazılarda görev aldığını kaydetti. Kardeşlerin özveriyle çalıştığını ifade eden Önal, şöyle konuştu: "Cemal ve Kadir kardeşlerle 7 yıldır Harran kazısında omuz omuza çalışıyoruz. Kazılarımızda, özellikle daha önce deneyim kazanmış kişileri tercih ediyoruz. Kendilerine de her fırsatta bunu söylüyoruz, Harran gibi iki kez başkentlik yapmış, İslam ve Türk uygarlığı açısından çok önemli kalıntılara ev sahipliği yapan bir yerde, bu eserler sizin emeğiniz ve alın terinizle gün ışığına çıkıyor. Yarın çocuklarınıza, torunlarınıza burada ortaya çıkardığınız eserleri gösterip, bu tarihi mirasın ortaya çıkarılmasında sizin de payınız olduğunu gururla anlatacaksınız."

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak Haber

Harran'da Tarih Yeniden Canlanacak

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'nın Harran ilçesindeki Harran Selahaddin Eyyubi Kale Sarayı'nda yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan köprü ayağı kalıntıları doğrultusunda tarihi taş köprünün yeniden inşa edilmesi ve kaleyi çevreleyen hendeğin yeniden suyla buluşturulması planlanıyor. Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Harran Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında bölgede yoğun çalışma yürütüldüğünü söyledi. Önal, kalenin Orta Çağ'dan bugüne ulaşan etrafı hendeklerle çevrili ender üç katlı saray örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Mart ayından bu yana kazı çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Önal, hendeğin kuzey duvarının önemli bölümünü gün yüzüne çıkardıklarını belirtti. Hendeğin 17 metre genişliğinde, 6 metre derinliğinde olduğunu belirten Önal, şunları kaydetti: "İki kule arasında Halep Kalesi'ndekine benzer kemerli taş bir köprü bulunduğunu biliyorduk. Daha önceki yıllarda yaptığımız kazılarda köprüye ait kesme taş bloklar ile köprünün bağlandığı ana kapıya ait Eyyubiler dönemi kitabesini bulmuştuk. Bu yılki çalışmalarda ise köprünün ayağını ortaya çıkardık." Tarihi köprü yeniden yapılacak Köprünün ayağının tamamen ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü bildiren Önal, Şanlıurfa Valiliği tarafından hazırlanan proje kapsamında ziyaretçilerin kaleye yeniden tarihi güzergah üzerinden ulaşabilmesinin amaçlandığını dile getirdi. Köprünün inşa edileceği alanın lazer tarama yöntemiyle ölçüldüğünü ifade eden Önal, projenin tarihi veriler ışığında hazırlandığını kaydetti. Önal, Şanlıurfa Valiliğince hazırlanan proje kapsamında Koruma Bölge Kurulunun uygun görüşü doğrultusunda bölgeye antik dönemdeki örneğine uygun taş köprü yapılmasının planlandığını, çalışmanın yıl sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini ve ziyaretçilerin kaleye bu köprü üzerinden ulaşabileceğini söyledi. Köprünün hendeğin derinliği dikkate alınarak yaklaşık 10 metre yüksekliğinde projelendirildiğini belirten Önal, kaleden hendeğe inen duvarların suyun yapıya zarar vermemesi amacıyla eğimli şekilde tasarlandığını anlattı. Hendeğe yeniden su verilmesi hedefleniyor Kalenin yaklaşık 80 metre doğusunda Cullap Çayı'nın bulunduğunu aktaran Önal, geçmişte bu çaydan alınan suyun kale çevresindeki hendeğe yönlendirildiğini ifade etti. Önal, projeye ilişkin şu bilgileri verdi: "Bir dönem Cullap Çayı'ndan hendeğe su geliyor ve su kalenin etrafını dolaşıyordu. Köprü projesinin ardından hedefimiz hendeğin tamamını ortaya çıkarmak ve yeniden suyla buluşturmak. Antik dönemde burada büyük su dolapları ve çarklar bulunuyordu. Su bu sistemle yukarı taşınıyor, ardından künklerle hendeğe aktarılıyordu. Biz de bu sistemin görsel ve işlevsel bir benzerini kurmayı planlıyoruz. Cullap Çayı'nın yanında oluşturulacak su dolabıyla alınan su hendeğe verilecek, ardından hendekten geçen su yeniden çay yatağına ulaşacak. Böylece ziyaretçiler Harran'ın tarihi su sistemini daha iyi görme ve anlama imkanı bulacak."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.