Uygulamalarımız appstore googleplay

#Tüi̇k

gazeteci63.com - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gündem 2026 Yılı Asgari Ücret Haber

Gündem 2026 Yılı Asgari Ücret

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun 2026 yılında uygulanacak asgari ücret rakamını belirleme çalışmaları kapsamında, yarın yapılacak ikinci toplantısında ekonomik veri ve raporlar masaya yatırılacak. Doğrudan 7 milyon çalışanı, dolaylı olarak toplumun tamamını ilgilendiren yeni asgari ücretin belirlenmesine yönelik süreç devam ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde, ilk toplantısını 12 Aralık'ta gerçekleştiren Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ikinci toplantısını yarın saat 14.00'te yapacak. Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay'ın başkanlığındaki toplantıda, Hazine ve Maliye ile Ticaret Bakanlıkları ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcileri, ekonomik veri ve raporları komisyonla paylaşacak. Öte yandan, komisyonun yapısında değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle birinci toplantıya katılmayan TÜRK-İŞ heyetinin, yarın yapılacak ikinci toplantıya da katılmaması bekleniyor. Bakan Işıkhan'dan sosyal diyalog vurgusu İşçi kesimini TÜRK-İŞ'in, işveren kesimini Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonunun (TİSK) temsil ettiği asgari ücret görüşmeleri, bu yıl TÜRK-İŞ'in komisyonun yapısına yönelik itirazının gölgesinde gerçekleşiyor. Komisyonun yapısıyla ilgili yasal düzenleme talebi karşılık bulmayan TÜRK-İŞ, 12 Aralık'taki ilk toplantıya katılmamıştı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ikinci toplantıya da katılmaması beklenen TÜRK-İŞ'e yönelik, "Biz sosyal diyalog gereği her türlü süreci işleteceğiz. Ben sendikalarla görüşüp görüşlerini alacağım, benim görevim bu, mutlaka istişarede bulunacağız." ifadelerini kullanmıştı. Mevcut asgari ücret net 22 bin 104 lira Asgari ücret, halen bir işçi için aylık brüt 26 bin 5 lira 50 kuruş, kesintiler düştüğünde net 22 bin 104 lira 67 kuruş olarak uygulanıyor. Asgari ücretin işverene toplam maliyeti bir işçi için 30 bin 621 lira 48 kuruş. Bunun 26 bin 5 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 4 bin 95 lira 87 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 520 lira 11 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor.

Doğurganlık Düşmeye Devam Ediyor Haber

Doğurganlık Düşmeye Devam Ediyor

TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin, "Türkiye, 1990'lı yıllarda 20 yaşındaki genç gibiydi. Doğurganlıktaki düşüş bu şekilde devam ederse yaklaşık 40 yıl içerisinde ortanca yaşımız 45'in üzerine çıkabilir." ifadelerini kullandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkan Yardımcısı Furkan Metin, nüfus artış hızının azalmasına ilişkin, "Türkiye, 1990'lı yıllarda 20 yaşındaki genç gibiydi. Doğurganlıktaki düşüş, bu şekilde devam ederse yaklaşık 40 yıl içerisinde ortanca yaşımız 45'in üzerine çıkabilir. 45 yaşındaki Türkiye'nin enerjisiyle, 1990'lı yıllarda 20-25'li yaşlarda olan Türkiye'nin enerjisi bir olmayacak." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin nüfus artış hızının son yıllarda belirgin biçimde yavaşlaması, ülkenin demografik yapısında köklü ve kalıcı değişimlere yol açabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Doğurganlık hızındaki gerilemenin uzun vadede sadece nüfus artışını yavaşlatmakla kalmayacağını savunan uzmanlar, işgücünün azalması, sosyal güvenlik sistemine yük binmesi, sağlık ve bakım harcamalarının artması gibi pek çok sorunla karşı karşıya kalınabileceğine dikkati çekiyor. Doğurganlık hızı 2014'ten itibaren aralıksız düştü TÜİK'in yaptığı araştırmaya göre, "toplam doğurganlık hızı", 2001'de 2,38 çocukken 2014'ten itibaren aralıksız düşüş eğilimine girdi. Bu doğrultuda, 2014'te 2,19 olan sayı, 2015'te 2,16'ya, 2016'da 2,11'e, 2017'de 2,8'e ve 2018'de 2'ye kadar geriledi. 2018'den itibaren ise toplam doğurganlık hızı 2'li rakamların altında kaldı. Doğurganlık hızı, 2019'da 1,89'a, sonra sırasıyla 2020'de 1,77'ye, 2021'de 1,71'e, 2022'de 1,63'e, 2023'te 1,51'e ve son olarak 2024'te 1,48'e düştü. Bu durum, nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1'in altında kaldığını gösterdi. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde Türkiye'nin, AB ortalamasının da altına düşebileceği uyarısında bulunuyor. Türkiye'nin yaşadığı bu dönüşümü AA muhabirine değerlendiren TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin, doğurganlık hızı oranının 1,4'e düşmesiyle "yüksek alarm" seviyesine gelindiğini söyledi. Metin, Türkiye'nin geçen yıl itibarıyla "çok yaşlı ülkeler" sınıfına dahil olduğunun altını çizerek, gelecek 25 yılda yaşlı nüfus oranının yüzde 25'in üzerine çıkabileceğini kaydetti. "Türkiye, 1990'lı yıllarda 20 yaşındaki genç gibiydi" Yaşanan bu düşüşe paralel olarak ortalama yaşın hızla arttığına dikkati çeken Metin, "Türkiye, 1990'lı yıllarda 20 yaşındaki genç gibiydi. Doğurganlıktaki düşüş, bu şekilde devam ederse yaklaşık 40 yıl içerisinde ortanca yaşımız 45'in üzerine çıkabilir. 45 yaşındaki Türkiye'nin enerjisiyle, 1990'lı yıllarda 20-25'li yaşlarda olan Türkiye'nin enerjisi bir olmayacak." ifadelerini kullandı. Mevcut durumda çok ciddi nüfus krizinin yaşandığını kaydeden Metin, doğurganlık hızındaki düşüşlerin 10 yıl daha devam etmesi durumunda, geri dönüşü olmayan bir yola girileceğine dikkat çekti. Yaşlı nüfus oranının artmasının sosyoekonomik sorunları da beraberinde getirebileceğini aktaran Metin, sosyal güvenlik sisteminin mevcut haliyle devam edemeyeceğini söyledi. "Türkiye, sezaryen doğum oranlarında dünyada ilk sırada" Metin, "Türkiye, sezaryen doğum oranlarında dünyada ilk sırada. İnsanlar hem geç evleniyor hem sezaryenle çocuk sahibi oldukları için arzu etseler de 2 ve 3 çocuğun üzerine çıkmakta zorlanıyorlar." değerlendirmesini yaptı. Tek çocuk sahibi olanları veya evlenmeyenleri ileride yalnızlığın beklediğini söyleyen Metin, şunları kaydetti: "Avrupa'da birçok ülkenin yaşlanmayla ilgili yaşadığı sorunları Türkiye'de görmeye başlayacağız. Şu anda kapısını çaldığımız her 5 hanenin 1'inde yalnız biri yaşıyor. Bu yalnız yaşayanların da yüzde 35'ini 55 yaş üstü kadınlarımız oluşturuyor. Dolayısıyla ailenin önemi ilerleyen yaşlarda ortaya çıkıyor. Ancak o ilerleyen yaşlardaki çocuk yapma pişmanlığı fayda vermiyor. Ülke olarak bu eşiği maalesef şu an kaçırıyoruz." "Şu anda Türkiye gittikçe yaşlanan bir ülke" Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Deniz Harp Okulu Dekanı Prof. Dr. Cemalettin Şahin de ülkede yaşanan nüfus krizinin yeni olmadığını, son 20 yıldır devam ettiğini söyledi. Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra devlet politikalarıyla nüfusun artırılmak istendiğini anımsatan Şahin, "Atatürk'ün 100 milyonluk Türkiye hayali var. Bunlar hatıratlarda mevcut. 1930'da çıkan Hıfzıssıhha Kanunu'nun bir maddesiyle 6 ve daha fazla çocuğu olan annelere madalya verildi, maddi yardımda bulunuldu. Ayrıca keyfi düşükler yasaklandı. Dolayısıyla biraz başarı elde edildi." dedi. Şahin, 1950'lerin sonlarına doğru nüfusu düşürmek için gazeteler öncülüğünde kampanyalar başlatıldığını vurgulayarak, "Bu kampanyaya dışarıdan vakıflar ve dernekler de müdahil oldu. Türkiye'nin nüfusunun planlanmasına yönelik çalışmaları oldu. 1963'te Sağlık Bakanlığına bir rapor hazırlandı, 2 sene sonra Nüfus Planlaması Kanunu çıkartıldı. Türkiye nüfusunu azaltmak için bütün imkanlar kullanıldı." diye konuştu. "Topyekun bir seferberlik lazım" Nüfus planlamasında yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyleyen Şahin, "Konut mimarisi yeniden ele alınmalı. 1+1 ve 2+1 evler çocuklar için adeta hapishane durumunda. Konut kültürümüzün değişmesi lazım." dedi. Şahin, "Eğitim sürelerinin kısaltılması lazım. Eğitimi tekrar elden geçirmeliyiz." ifadesini kullandı. Halkta, ekonomik kaygılardan dolayı nüfusun artmadığı yönünde ön yargının bulunduğunu dile getiren Şahin, "Bu doğru değil. Bunu söylediğimiz zaman tepki gösteriyorlar. Eğer öyle olsaydı şu anda İsveç, Norveç, İngiltere ve Almanya'nın nüfusu artardı. Şu anda zengin olan ülkelerin nüfusu artmıyor. Bu kültür işidir. Sınırsız çoğalalım demiyoruz. Şu anda Türkiye gittikçe yaşlanan bir ülke. Bugün Türkiye, kendi fındığını, pamuğunu, çayını toplayacak insan gücünden maalesef mahrum durumda. Dolayısıyla gelecek çok iyi görünmüyor, topyekun bir seferberlik lazım." ifadelerini kullandı.

Sektördeki Çalışan Sayısı Açıklandı Haber

Sektördeki Çalışan Sayısı Açıklandı

İnşaat sektöründe ücretli çalışan sayısı, eylül ayı itibarıyla 2 milyon 24 bin 401 kişiyle tüm zamanların zirvesine çıkarken, bu alanda üst üste 3 aydır rekor kırıldığı görüldü. AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı eylülde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,1 artışla 16 milyon 169 bin 476 kişiye yükseldi. Ücretli çalışan sayısı sanayi sektöründe yüzde 3,7 azalırken, ticaret-hizmet sektöründe yüzde 2,5 artış gösterdi. Sektörler ve alt gruplar bazında incelendiğinde en yüksek artış inşaatta yaşandı. İnşaat sektöründeki ücretli çalışan sayısı ise eylülde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 artarak 2 milyon 24 bin 401 kişiye yükseldi. Çalışan sayısı geçen yılın eylül ayına göre 139 bin 745 artmış oldu. Sektördeki ücretli çalışan sayısının, bu verinin yayımlanmaya başlandığı Ocak 2009'dan bu yana aradan geçen 201 ayın en yükseğine ulaştığı görüldü. Temmuzda ilk kez 2 milyonu aşan ve 2 milyon 1 bin 225'e ulaşan inşaat sektöründeki çalışan sayısı ağustosta 2 milyon 10 bin 953 olmuştu. Böylece üst üste 3 ay rekor kırılmış oldu. Eylüle ait açıklanan rakamlara göre çalışların 1 milyon 327 bin 750'sinin bina inşaatında, 260 bin 592'sinin bina dışı yapıların inşaatında, 436 bin 59'unun özel inşaat faaliyetlerinde yer aldığı görüldü. Alt gruplardaki artış oranı sırasıyla yüzde 9, yüzde 4,7 ve yüzde 4,4 oldu. "Sektördeki çalışan sayısı artmaya devam edecek" İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinin bu yılın 3 çeyreğindeki büyümesinin ekonominin performansı açısından son derece kıymetli olduğunu belirterek, üçüncü çeyrekteki büyümeye en büyük katkıyı inşaat sektörünün verdiğini söyledi. Bu durumun söz konusu dönemde inşaat sektöründe çalışan sayısına otomatik olarak yansıdığını dile getiren Şener, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son dönemde artan maliyetlere rağmen inşaat yatırımları devam etmektedir. Özellikle devlet eliyle deprem bölgesinde yeniden inşa çalışmalarının çok başarılı ve hızlı şekilde yürütülüyor olması, bu alanda çalışan sayısının da sürekli artış trendinde yer almasının asıl sebebidir. Sadece deprem bölgesi değil diğer bölgelerde de inşaat yatırımlarının süreklilik arz ediyor olması çalışan sayısına etki eden bir diğer unsurdur. Tüm bunlara ilaveten yeni açıklanan sosyal konut projeleri ve özellikle hükümetin teşvikiyle önemli düzeylere ulaşan kentsel dönüşüm projelerinin hızlanması inşaat sektöründe çalışan sayısının artmaya devam edeceğinin göstergesidir." "2026'da konut talebi ve arzı artacak" Sefer Şener, dezenflasyon programı nedeniyle bu yıl finansmana erişim koşullarının tüm alanlarda etkisini gösterdiğini kaydederek, 2026'da enflasyondaki düşüşe paralel olarak faizlerde de geri çekilmelerin yaşanacağını, bunun da hem konut talebini hem de konut arzını artıracağını anlattı. Bu gelişmelerin inşaat sektöründe çalışan sayısına yukarı yönlü yansıyacağını dile getiren Şener, "Yani 2026'da daha uygun finansman koşullarıyla birlikte inşaat sektöründeki büyümenin hızlanmasını ve buna bağlı olarak çalışan sayısının daha üst seviyelere çıkmasını bekliyorum." dedi. "Deprem bölgesinde alınan ruhsat yüzde 95,4 arttı" Gayrimenkul iktisatçısı Ahmet Büyükduman da sektördeki ücretli çalışan sayısının artışında özellikle deprem bölgesindeki inşaat çalışmalarının etkili olduğunu belirterek, "Geçen yılın ocak-eylül döneminde alınan ruhsat sayısı 117 bin 534 iken bu sene yüzde 95,4'lük artışla 229 bin 641'e yükselmiş durumda." diye konuştu. Büyükduman, deprem bölgesindeki projelerin yanı sıra kentsel dönüşüm çalışmalarının ve sosyal konut hamlesinin inşaat tarafındaki istihdamı artırarak sürdüreceğini anlattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.