Uygulamalarımız appstore googleplay

#Şanlıurfa Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

gazeteci63.com - Şanlıurfa Eğitim Ve Araştırma Hastanesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şanlıurfa Eğitim Ve Araştırma Hastanesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tedavide Erken Tanının Önemi Haber

Tedavide Erken Tanının Önemi

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Öznur Aday, katarakt hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Uz. Dr. Aday, kataraktın göz içerisinde bulunan merceğin saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirterek, bu durumun görmede bulanıklaşmaya ve ışıkların dağınık görülmesine neden olduğunu ifade etti. Kataraktın en sık ileri yaşlarda görüldüğünü vurgulayan Aday; şeker hastalığı bulunan kişilerde, uzun süre kortizon kullananlarda, göz travması geçirenlerde ve nadiren de doğuştan katarakt gelişebildiğini söyledi. Hastaların genellikle bulanık görme, ışıklardan rahatsız olma ve gece görüşünde azalma şikâyetleriyle başvurduğunu dile getiren Uz. Dr. Aday, kataraktın ilaçla tedavisinin olmadığını, kesin tedavinin cerrahi yöntemle gerçekleştirildiğini belirtti. Katarakt ameliyatına ilişkin bilgi veren Uz. Dr. Aday, ameliyat sırasında saydamlığını kaybetmiş merceğin çıkarılarak yerine yapay ve şeffaf bir mercek yerleştirildiğini ifade etti. Günümüzde bu ameliyatın oldukça kısa sürede ve güvenli bir şekilde yapıldığını belirten Aday, lokal anestezi altında gerçekleştirilen operasyon sonrası hastaların aynı gün taburcu edilebildiğini kaydetti. Uz. Dr. Öznur Aday, erken tanının yaşam kalitesini artırdığını ve günlük hayatta güvenliği sağladığını vurgulayarak, görme ile ilgili herhangi bir şikâyeti bulunan vatandaşların vakit kaybetmeden göz muayenesinden geçmelerinin önemine dikkat çekti.

Çocuk Doktorundan Ailelere Uyarı Haber

Çocuk Doktorundan Ailelere Uyarı

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Şahin, bebeklerde sık görülen kolik hakkında aileleri bilgilendirdi. Dr. Şahin, koliğin sağlıklı bebeklerde görülen, uzun süreli ve nedeni tam olarak açıklanamayan ağlama nöbetleri olduğunu belirterek, “Kolik genellikle yaşamın ilk haftalarında başlar, akşam saatlerinde artış gösterir ve çoğu zaman 3–4. ayda kendiliğinden düzelir” dedi. Koliğin bir hastalık olmadığının altını çizen Dr. Şahin, bu durumun geçici olduğunu ve anne babanın herhangi bir hatasından kaynaklanmadığını vurguladı. Ailelerin en sık sorduğu sorunun “Bu gaz mı?” olduğunu ifade eden Şahin, “Gaz kolik ile birlikte görülebilir ancak kolik sadece gaz değildir. Bağırsakların ve sinir sisteminin henüz olgunlaşmamış olması önemli rol oynar. Anne sütü ise genellikle suçlu değildir” diye konuştu. Evde uygulanabilecek bazı yöntemlerin bebeği rahatlatabileceğini belirten Dr. Şahin, dik pozisyonda taşıma, beyaz gürültü (saç kurutma makinesi sesi gibi), ılık banyo, nazik karın masajı ve uygun kundaklamanın faydalı olabileceğini söyledi. Sürekli mama değiştirmenin veya her ağlamada farklı damlalar denemenin genellikle işe yaramadığını da sözlerine ekledi. Kolikte mucizevi bir ilaç bulunmadığını ifade eden Dr. Şahin, bazı durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini belirtti. Ateş, fışkırır tarzda kusma, kanlı dışkı, beslenmeyi reddetme ve sürekli halsizlik gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini dile getirdi. Dr. Şahin, koliğin tedavisinde en önemli unsurun ailenin doğru bilgilendirilmesi ve desteklenmesi olduğunu vurgulayarak, “Kolikli bebekler ileride daha sorunlu çocuklar olmaz. Kolikli bebek kötü bir bebek değildir; sadece büyüme ve olgunlaşma sürecindedir” dedi.

Kanser Başarıyla Tedavi Edildi Haber

Kanser Başarıyla Tedavi Edildi

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Op. Dr. Ahmet Bertan ve Op. Dr. Mehmet Nuri Yıldız tarafından rektum (son bağırsak) kanseri tanısı bulunan bir hastaya başarılı bir cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Yapılan ameliyat sonrası hastanın sağlığına kavuşarak günlük yaşamına yeniden sağlıklı bir şekilde devam etmesi sağlandı. Erken tanı ve doğru cerrahi yaklaşımın önemine dikkat çeken hekimler, rektum kanserinin uygun şartlarda yüz güldürücü sonuçlarla tedavi edilebildiğini vurguladı. Hastanın başvuru sırasında yaşadığı şikâyetler üzerine yapılan değerlendirme ve kolonoskopi incelemesi sonucunda rektumda kitle saptandığı, ardından rektum kanseri tanısı konulduğu bildirildi. Planlı olarak laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirilen ameliyatta, kanserli doku onkolojik prensiplere uygun şekilde çıkarıldı. Cerrahi işlem sırasında bağırsak devamlılığı korunarak ameliyat tamamlandı ve ostomi (torba) açılmasına gerek duyulmadı. Ameliyat sonrası genel durumu iyi olan hastanın erken dönemde ayağa kalktığı, takip ve tedavi sürecinin sorunsuz şekilde devam ettiği ifade edildi. Hasta Mehmet Feze, başarılı geçen ameliyat ve tedavi süreci dolayısıyla hekimlere teşekkürlerini iletti. Hasta yakını İbrahim Feze ise, “Ameliyat için şehir dışına yönlendirilmiştik ancak Şanlıurfa’da, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bu başarılı operasyonun gerçekleştirilmesi bizler için büyük bir memnuniyet oldu. Başta hekimlerimiz olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyor, Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.

Basur Tedavisinde Yeni Dönem Haber

Basur Tedavisinde Yeni Dönem

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mert Kaan Özgül, toplumda sık görülmesine rağmen utanma ve çekinme nedeniyle çoğu zaman ertelenen proktolojik hastalıkların güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı. Halk arasında basur olarak bilinen hemoroid hastalığında uygulanan lazer hemoroidoplasti yönteminin, hastaların yaşam konforunu artıran modern bir tedavi seçeneği olduğunu belirtti. Op. Dr. Özgül, lazer ile cerrahi yöntemin geleneksel cerrahi uygulamalara göre birçok üstünlüğü bulunduğunu ifade ederek şu bilgileri verdi: “Lazer cerrahisinde kesi ve dikiş olmadığı için yöntem minimal invazivdir. Enfeksiyon ve kanama riski klasik yöntemlere göre daha düşüktür. Hastalarımız genellikle 24 saat içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir. Ameliyat sonrası ağrı daha az hissedilir ve sadece sorunlu damar yumağı hedef alındığından makat kasları korunur.” Bu avantajlar sayesinde lazer cerrahisinin hem hasta konforu hem de iyileşme süreci açısından güvenli bir yöntem olduğunu vurgulayan Op. Dr. Özgül, makatta ağrı, kanama, akıntı ve kaşıntı gibi şikâyetleri olan vatandaşların vakit kaybetmeden genel cerrahi polikliniğine başvurmalarını tavsiye etti. Ayrıca lazer tedavisi hizmetinin sunulmasına imkân sağlayan hastane yönetimine teşekkür etti. Tedavi gören hastalar da memnuniyetlerini dile getirdi. Anal fissür şikâyeti nedeniyle uzun süredir sıkıntı yaşadığını belirten Mehmet Kayhan, “Bu hastaneye gelerek Mert hocamla lazer tekniği sayesinde son derece konforlu bir tedavi süreci yaşadım. Dün ameliyat oldum, bugün taburcu oluyorum. Tüm hastalara acil şifalar diliyorum” dedi. Yaklaşık bir yıl önce basur şikâyetiyle aynı hastanede tedavi gören Hasan Kaya ise, “Genel cerrahi polikliniğinde Mert Kaan hocama başvurdum. Ameliyatım çok iyi geçti ve 24 saat içinde taburcu edildim. O günden sonra hiçbir şikâyetim olmadı. Mert Kaan hocama, ayrıca cihazın hastaneye kazandırılmasında emeği olan Emre hocaya ve Tuba hocaya teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Çocuklar Hastanede Eğitim Görecek Haber

Çocuklar Hastanede Eğitim Görecek

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sunduğu sağlık hizmetlerinin yanı sıra çocuk hastaların eğitimlerinin aksamaması için önemli bir uygulamayı hayata geçiriyor. Sağlık Hizmetleri Müdürü Gönül Seymen, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan Hastane Sınıfı kapsamında tedavi gören çocuklara düzenli dersler verildiğini belirterek çalışmanın önemine dikkat çekti. Hastane sınıfında görev yapan öğretmen Deniz Keskin, uygulamanın Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Yenice Merkez İlkokulu iş birliğiyle büyük bir titizlikle yürütüldüğünü ifade etti. Keskin, tedavi süreci nedeniyle okullarından uzak kalan öğrencilerin eğitim haklarını kesintisiz biçimde sürdürebilmeleri için tüm imkânların seferber edildiğini vurguladı. Oluşturulan sınıfta yalnızca akademik eğitimin değil, çocukların moral, motivasyon ve psikososyal ihtiyaçlarının da gözetildiği belirtildi. Sağlık durumu nedeniyle sınıfa gelemeyen öğrenciler için ise öğretmenler, yerinde eğitim modeliyle servisleri ve klinikleri tek tek ziyaret ederek dersleri hastaların bulundukları ortamda gerçekleştirmeye devam ediyor. Böylece hiçbir öğrencinin eğitimden geri kalmasına izin verilmiyor. Hastane sınıfının kapsayıcı yapısına da dikkat çeken Keskin, yabancı uyruklu öğrencilerle dil konusunda herhangi bir sorun yaşanmadığını, eğitimin tüm öğrencileri içine alacak şekilde sürdürüldüğünü söyledi. “Eğitim, her çocuğun temel hakkıdır ve bu hak en zorlu sağlık süreçlerinde dahi korunmalıdır” ifadeleriyle sürecin önemine değinen öğretmen Keskin, tüm çocuklara sağlık, umut ve mutluluk dolu bir yaşam diledi. Program, hem sağlık hem eğitim açısından örnek bir uygulama olarak dikkat çekiyor.

17 Kasım Dünya Prematüre Günü Haber

17 Kasım Dünya Prematüre Günü

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Fatih İşleyen, 17 Kasım Dünya Prematüre Günü kapsamında yaptığı açıklamada, erken doğan bebeklerin karşılaştığı zorluklara ve bu süreçte ailelere düşen önemli sorumluluklara dikkat çekti. Prematüre bebeklerin 37. gebelik haftasından önce doğduklarını belirten Dr. İşleyen, bu bebeklerin kimi zaman nefes alırken, beslenirken veya vücut ısısını korurken destek ihtiyacı olduğunu ifade etti. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde bu bebeklerin tüm gelişim süreçlerinin titizlikle takip edildiğini söyleyen İşleyen, “Her adımlarını yakından izliyor, yaşam mücadelesinde yanlarında oluyoruz.” dedi. Aile desteğinin bu süreçte çok güçlü bir etken olduğunun altını çizen Dr. İşleyen, bir annenin kokusu ve babanın desteğinin prematüre bebekler için büyük önem taşıdığını belirtti. Gebelik sürecinde düzenli doktor kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini vurgulayan İşleyen, “İyi beslenme, stresin azaltılması ve akla takılan her konuda zaman kaybetmeden doktora başvurmak sağlıklı bir gebelik sürecinin temelidir. ‘Bir şey olmaz’ düşüncesi bazen erken doğuma yol açabilir.” uyarısında bulundu. Dünya Prematüre Günü’nün farkındalık oluşturmak açısından önemli olduğunu söyleyen Dr. İşleyen, prematüre bebeklerin küçük ama son derece güçlü olduklarını ifade ederek, “Doğru bakım, şefkat ve bilinçle hayata sıkıca tutunabilirler.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.