Uygulamalarımız appstore googleplay

#Neolitik Dönem

gazeteci63.com - Neolitik Dönem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Neolitik Dönem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı Haber

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı

ŞURKAV’ın UNESCO’ya sunduğu uluslararası proje, Şanlıurfa’nın arkeolojik ve yaşayan kültürel mirasını dünyanın farklı ülkelerinden gönüllülerle buluşturdu Şanlıurfa Valiliği himayelerinde, Şanlıurfa Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri – World Heritage Volunteers (WHV) 2026 Kampanyası kapsamında UNESCO’ya sunulan “World Heritage Volunteers Awareness Camp for Protecting Values at Göbeklitepe and Taş Tepeler” projesi, Şanlıurfa’da gerçekleştirildi. UNESCO’nun 2026 yılı “Working on the Future” teması kapsamında hayata geçirilen programda, dünyanın 12 farklı ülkesinden Şanlıurfa’ya gelen gönüllüler; Göbeklitepe, Taş Tepeler ve kentin farklı dönemlerine ait kültürel miras alanlarını, bu alanlarda bilimsel çalışmalar yürüten akademisyen ve kazı başkanlarından doğrudan dinleme fırsatı buldu. Taş Tepeler’in Bilimsel Birikimi Uluslararasi Gönüllülerle Buluştu Programın önemli bölümünü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik alanlar oluşturdu. İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere Türkiye’den ve yurt dışından üniversite, müze ve araştırma kurumlarının bilimsel katkılarıyla sürdürülen çalışmalar, uluslararası gönüllülere yerinde aktarıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve İstanbul Üniversitesi Tarih Öncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul ,ekibi gönüllülerle bir araya gelerek Taş Tepeler’in Neolitik Dönem araştırmaları açısından taşıdığı önem, bölgede yürütülen kazılar ve projenin bilimsel yaklaşımı hakkında bilgi verdi. Katılımcılar, Taş Tepeler kapsamında farklı kazı ve araştırma alanlarını ziyaret ederek çalışmaları doğrudan alanların bilimsel sorumlularından dinledi. Çakmaktepe’de Doç. Dr. Fatma Şahin, Sayburç’ta Prof.Dr. Eylem Özdoğan ve Göbeklitepe’de Dr. Lee Clare ,Yoğunburçta Prof.Dr. Gan Caichao ve Sefertepede Doç.Dr.Emre Güldoğan tarafından alanların arkeolojik önemi, güncel araştırmalar ve elde edilen bulgular hakkında bilgi verildi. Göbeklitepe’deki bilimsel çalışmaların T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izin ve desteğiyle; İstanbul Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi dâhil ilgili bilimsel kurumların iş birliğiyle yürütülen araştırma çerçevesi de katılımcılara aktarıldı. Program kapsamında ayrıca , Mendiktepe ve Taş Tepeler araştırmalarıyla ilişkili farklı alanlar ziyaret edilerek Şanlıurfa’nın Neolitik Dönem arkeolojisine ilişkin geniş bir perspektif sunuldu. Harran’dan Soğmatar’a Şanliurfa’nin Çok Katmanli Mirasi Anlatıldı Program yalnızca Neolitik Dönem yerleşmeleriyle sınırlı tutulmadı. Katılımcılar Şanlıurfa’nın farklı tarihsel dönemlerini temsil eden Harran, Soğmatar, Şuayb Şehri ve Bazda gibi önemli kültürel miras alanlarını da ziyaret etti. Harran Ören Yeri Kazı Başkanı ve Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal eşliğinde gerçekleştirilen Harran programında Harran Kalesi, Harran Ulu Cami, Harran Kazı Evi ve çevrede yürütülen arkeolojik çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verildi. Dr. Öğr. Üyesi Seçil Çokoğullu’nun yönetimindeki Şuayb Şehri, Arş. Gör. Süheyla İrem Mutlusorumluluğundaki Soğmatarda uzmanlar tarafından bölgede yürütülen araştırmalar ve kültürel miras değerleri hakkında katılımcılara bilgi aktarıldı. Bazda taş ocakları da program kapsamında ziyaret edilerek bölgenin tarihî taş işçiliği ve kültürel peyzajı değerlendirildi. Unesco Türkiye Millî Komisyonundan Kültürel Miras Eğitimi Programın eğitim ayağında UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Üyesi Ömer Devrim Aksoyak, uluslararası gönüllülere UNESCO perspektifinden kültürel mirasın korunmasına ilişkin eğitim verdi. Eğitim kapsamında UNESCO’nun 1972 Dünya Mirası Sözleşmesi, Üstün Evrensel Değer (Outstanding Universal Value – OUV), özgünlük ve bütünlük ilkeleri, Dünya Mirası kriterleri, somut ve somut olmayan kültürel miras, yerel toplumların mirasın korunmasına katılımı ve Taş Tepeler özelinde paydaş iş birlikleri ele alındı. Katılımcılar ayrıca koruma, belgeleme ve yerel farkındalık konularında ortak çalışmalar gerçekleştirerek kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında gönüllülüğün rolünü değerlendirdi. Şurkav’in Kültürel Miras Çalişmalari Uluslararasi Katilimcilara Anlatıldı Program süresince uluslararası gönüllülere ŞURKAV’ın Şanlıurfa’nın kültür, sanat, tarih ve arkeolojik değerlerinin korunması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmaları hakkında bilgi verildi. ŞURKAV’ın kültürel miras alanındaki faaliyetleri, ulusal ve uluslararası kurumlarla geliştirdiği iş birlikleri ve UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri Programı kapsamında yürüttüğü çalışmalar paylaşılırken, yerel kurumların mirasın korunmasındaki rolüne dikkat çekildi. Somut Mirastan Yaşayan Kültüre: Sıra Gecesi Deneyimi Programın önemli unsurlarından biri de Şanlıurfa’nın somut olmayan kültürel mirasının uluslararası gönüllülere tanıtılması oldu. Katılımcılar Şanlıurfa’nın köklü kültürel geleneklerinden sıra gecesini deneyimleyerek kentin müzik kültürü, sözlü aktarım geleneği, sosyal paylaşım biçimleri ve yerel gastronomisiyle tanıştı. Böylece Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de binlerce yıl öncesine uzanan somut kültürel miras ile Şanlıurfa’da bugün yaşamaya devam eden gelenekler aynı program içerisinde bütüncül bir kültürel miras yaklaşımıyla ele alındı. Şanlıurfa’nin Kent Hafizasi Reji Kilisesi’nde Fotoğraflarla Anlatıldı Program kapsamında Reji Kilisesi’nde gerçekleştirilen fotoğraf gösteriminde, Şanlıurfa’nın geçmişten günümüze geçirdiği değişimi ortaya koyan eski ve yeni kent fotoğrafları katılımcılarla paylaşıldı. “Önce ve sonra” görselleri üzerinden kentin tarihî dokusu, geleneksel mimarisi, değişen şehir yapısı ve kültürel mirasın korunmasının önemi değerlendirildi. Böylece gönüllülerin kültürel mirası yalnızca arkeolojik kazı alanları üzerinden değil; kent belleği, mimari miras ve yaşayan şehir perspektifinden de değerlendirmeleri sağlandı. Şanlıurfa’dan Dünyaya Kültürel Miras Mesajı Şanlıurfa Valiliği ve ŞURKAV koordinasyonunda gerçekleştirilen proje; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi,Çin Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeoloji Araştırma Merkezi, UNESCO Genel Merkez,UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Taş Tepeler Projesi bilim insanları ve kazı başkanlarının katkılarıyla arkeoloji ile yaşayan kültürü uluslararası gönüllülük çatısı altında buluşturdu. Farklı ülkelerden gelen gönüllülerin Şanlıurfa’nın kültürel mirasını doğrudan bilim insanlarından öğrenmesi, kültürel değerleri yerinde deneyimlemesi ve edindikleri bilgi ve deneyimleri kendi ülkelerine taşımasıyla Göbeklitepe, Taş Tepeler ve Şanlıurfa’nın dünya ölçeğindeki kültürel miras görünürlüğüne katkı sağlanması amaçlandı. Program; bilimsel bilgi, kültürlerarası diyalog, gönüllülük, yerel katılım ve kültürel mirasın korunmasını aynı çatı altında buluşturan kapsamlı bir uluslararası çalışma olarak tamamlandı.

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor Haber

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor

Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yürüttüğü kazı çalışmalarıyla insanlık tarihine ilişkin birçok kabulün yeniden değerlendirilmesini sağlayan Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü yüzey araştırmasıyla bilim dünyasının gündemine girdi. Bölgede 1986 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu heykel ise Göbeklitepe'deki araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Göbeklitepe'yi 1994 yılında ziyaret eden Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, yaptığı incelemelerde yalnızca üst bölümleri görülebilen taşların Neolitik Dönem'e ait olduğunu tespit etti. Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda 1995 yılından itibaren başlatılan kazı çalışmalarında Schmidt ve ekibi de görev aldı. Göbeklitepe kazılarının başkanlığı 2007 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt'e verildi. Schmidt'in başkanlığında yürütülen kazılarda insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı. Elde edilen buluntular, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilen bu dönemde insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, aynı zamanda anıtsal yapılar inşa edebilecek gelişmiş bir sosyal ve kültürel organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu. Kazılarda, Neolitik Dönem'e ait insan heykeli, kireç taşından yapılmış yaban domuzu heykeli, tilki ve kuş kabartmaları ile çakmak taşından üretilmiş çok sayıda ok ucu bulundu. Çalışmalarda, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen "T" biçimli dikili taşlar da gün yüzüne çıkarıldı. Bölgede ayrıca 8 ila 30 metre çapında, dairesel ve dikdörtgen planlı yapı kalıntıları ile yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çok sayıda eser ortaya çıkarıldı. Dünyanın gözünü Göbeklitepe'ye çevirmesini sağladı Elde edilen buluntuların ardından Göbeklitepe'nin "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilmesi, dünyanın dikkatini bu bölgeye çekti. Kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Schmidt'in en büyük hayali ise vefatının ardından gerçekleşti ve Göbeklitepe, 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Schmidt, tatil için gittiği Almanya'da 20 Temmuz 2014'te geçirdiği kalp krizi sonucu 61 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi, 25 Temmuz 2014'te Almanya'nın Diebach kentinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi. "Şanlıurfa'ya çok şey kattı" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe denildiğinde akla ilk gelen isimlerden birinin Klaus Schmidt olduğunu söyledi. Türkmen, Schmidt'i minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Çok önemli bulguları şehrimize kazandırdı. Kendisini başında puşisiz görmedim. Bana göre birçok Urfalıdan daha fazla Urfalıydı. Çok heyecanlıydı ve çalışma disiplininden hiç vazgeçmezdi. Kazı alanının girişindeki barakada, o sıcakta bile köpeğiyle birlikte bizi karşılardı. İşine son derece profesyonel bir yaklaşımla bağlıydı. Şanlıurfa'ya çok şey kattı. Bugün Göbeklitepe'nin dünyaca tanınmasında Klaus Schmidt'in katkısı çok büyüktür."

Suyun Azalması İle Ortaya Çıktı Haber

Suyun Azalması İle Ortaya Çıktı

Adıyaman'ın Samsat ilçesindeki Atatürk Baraj Göleti'nde su seviyesinin düşmesiyle, Şanlıurfa'daki Göbeklitepe'de bulunanlara benzer "T" şeklinde taşlar ortaya çıktı. Bir ihbarı değerlendiren Müze Müdürlüğü ekipleri, Kızılöz köyündeki gölet kıyısında suların çekilmesinin ardından bölgede inceleme başlattı. İncelemelerde, Neolitik Dönem'e ait olduğu değerlendirilen "T" biçimli taş yapılar tespit edildi. Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer, gazetecilere, bulunan taşların 11 bin yıl öncesine tarihlendiğini söyledi. Taşların Göbeklitepe kültürünü yansıttığını belirten Ezer, şöyle devam etti: "Bu alan bizi tabii çok heyecanlandırdı, bölgenin çok önemli bir yerleşim olduğunu düşünüyoruz. Son yıllarda çok popüler olan Göbeklitepe ile açığa çıkarılmış olan, Göbeklitepe kültürü olarak anılan, şimdilerde Taştepeler kültürü olarak lanse edilen, aynı kültüre ait arkeolojik bulgular elimizde mevcut şu anda. Şu anda 2 küçük yapı bulundu. Bunlar da bize ön bilgiler veriyor." Alanın önemli olduğuna değinen Ezer, "Daha geniş çaplı araştırmaya ihtiyacımız var. Onunla ilgileneceğiz zaten. Şu anda burada 2 çukur tabağını, etrafı levha taşlarla kapatılmış, o levha taşların arasında bir tane 'T' biçimli küçük dikilitaşın da kullanıldığını görüyoruz. Bütün bunlar, Şanlıurfa'daki Taştepeler'de ortaya çıkarılan kültürün aynısının burada da olduğunu bize kanıtlıyor." dedi. Adıyaman Müzesi Müdür Yardımcısı Mustafa Çelik ise ihbar üzerine alanda kazı çalışmaları yaptıklarını ifade ederek, "Yaptığımız çalışmada, direkt yüzeyde T formu gördük. Göbeklitepe'de bulunan formlara benzer bir yapıdaydı." diye konuştu. Suların çekilmesiyle eserlerin ortaya çıktığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti: "Söz konusu alan, aslında orijinalinde yaklaşık 2 veya 3 metre toprak altındaydı. Ancak baraj sularının yükselip alçalmasıyla, burada oluşan dinamik etkiden dolayı üstteki toprak örtü çekilince burada bulunan mevcut formlar ortaya çıkmış oldu. Amacımız şu anda sular yükselmeden önce mevcuttaki yapıları kurtarmaya çalışmak." Bulunan eserler, Perre Antik Kenti'nde sergilenmeye başlandı.

Şanlıurfa’dan Tarih Fışkırıyor Haber

Şanlıurfa’dan Tarih Fışkırıyor

Şanlıurfa'da aralarında UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'nin de bulunduğu 12 kazı alanında Neolitik dönemin sır perdeleri açığa çıkarılmaya çalışılıyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri olarak Şanlıurfa'da 5 yıldır sürdürülen Taş Tepeler Projesi sayesinde yaklaşık 12 bin yıl öncesine dair önemli bulgular gün yüzüne çıkarılıyor. Kentte yaklaşık 100 kilometrekarelik bir alanda yürütülen proje kapsamında Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik ve Yoğunburç kazı alanlarında kapsamlı arkeolojik çalışmalar yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, İngiltere, Almanya ve Japonya'dan da 36 profesörün öncülüğünde 219 akademisyen kazı alanlarında insanlık tarihini aydınlatmak için ter döküyor. Neolitik dönem insanlarının ritüellerinin yanı sıra günlük yaşam, geçim stratejileri, evcilleştirme süreçleri, mimari seviyeleri ve üretim teknolojileri gibi pek çok unsur ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılıyor. Göbeklitepe'nin şu anda yıllık 1 milyona yaklaşan yerli ve yabancı misafir sayısının diğer 11 kazı alanının da ziyaretçi kabulüne başlamasıyla ciddi oranda artması bekleniyor. "İnsanlık tarihine katkısı büyük" Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, yıllardır Neolitik dönemin izlerini, uluslararası ölçekte akademisyenlerin desteğiyle sürdürdüklerini söyledi. Proje kapsamında yürütülen çalışmaların dünya çapında ilgililer tarafından titizlikle takip edildiğini belirten Karul, insanlık tarihinin aydınlatılmasına yönelik önemli keşiflere imza atıldığını dile getirdi. Türkiye'nin projeyle arkeoloji alanındaki uluslararası işbirliği kapasitesinin ciddi manada güçlendirildiğini anlatan Karul, şunları kaydetti: "Proje uluslararası ölçekte çok uyum içerisinde çalışma yürütülebildiğinin önemli bir göstergesi oldu. Projeyi yürüttüğümüz bölgenin insanlık tarihine yaptığı katkısının ne denli önemli olduğunu ortaya koydu. İnsanın yerleşik yaşama başladığı, üretici yaşama geçtiği dönemde çevresiyle kurduğu ilişkinin bugün için ne kadar öğretici olabileceğini proje gösterdi. Çok sayıda yerleşmenin aynı anda kazılması ve çok sayıda yapı kalıntısının eş zamanlı açığa çıkarılması Neolitik dönem için son derece etkileyici ve bilgilendiricidir, çok iyi korunmuş yapılar ortaya çıkıyor. Aynı zamanda da birçoğu müzede şimdiden sergilenmeye başlayan eserlerin bulunması müzeyi hem tarih öncesi insana yakınlaştırdı hem de Şanlıurfa'yı arkeoloji meraklılarına yakınlaştırdı."

Bakan Ersoy'dan Urfa Paylaşımı Haber

Bakan Ersoy'dan Urfa Paylaşımı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Taş Tepeler Projesi'nde bu sezon ortaya çıkarılan yeni bulgular, Neolitik Dönem'e dair bilimsel çerçeveyi daha da genişletiyor." ifadesini kullandı. Bakan Ersoy, Şanlıurfa'da Göbeklitepe ve çevresindeki 11 arkeolojik alandan oluşan ve Neolitik Dönem'de insanların günlük yaşamıyla inançlarına dair önemli bilgiler sunan Taş Tepeler Projesi'ne ilişkin NSosyal hesabından paylaşımda bulundu. Göbeklitepe'deki adak heykeli, Sayburç'taki ağzı dikili yüz tasviri ve Sefertepe'deki farklı üsluplarla işlenmiş kabartmaların bölgedeki yaşamın ritüellerine ve sembolik dünyasına dair ipuçları sunduğunu belirten Ersoy, bölgedeki bilimsel yolculuğun, kazı ekiplerinin özverili çalışmaları, akademik paydaşların katkıları ve tüm kurumların güçlü desteğiyle kararlılıkla ilerlediğini vurguladı. Bakan Ersoy, "Taş Tepeler Projesi'nde bu sezon ortaya çıkarılan yeni bulgular, Neolitik Dönem'e dair bilimsel çerçeveyi daha da genişletiyor." değerlendirmesinde bulundu. Projeye verdikleri destekten dolayı Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar'a teşekkür eden Ersoy, şunları kaydetti: "Şanlıurfa'mızı önce ülkemiz turizminde ardından da dünya turizminde hak ettiği yere ulaştıracağız. Taş Tepeler, Anadolu'nun 12 bin yıl önceki dünyasını benzersiz ayrıntılarla görünür kılmaya devam edecek."

12 Bin Yıllık Yerleşim Geleneği Haber

12 Bin Yıllık Yerleşim Geleneği

Taş Tepeler Projesi kapsamında 6 yıldır sürdürülen Karahantepe kazılarında elde edilen bulgular, Neolitik dönem insanlarının hem günlük yaşamlarını sürdürdükleri yerleşimlerde kamusal yapılar inşa ettiklerini hem de dönemin üretim ve el işçiliği kültürüne ışık tutan aletler geliştirdiklerini ortaya koydu. Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras" Projesi kapsamında 2019 yılında başlatılan Karahantepe kazılarında ulaşılan bulgular, 12 bin yıl önceki Neolitik dönem insanlarının toplumsal yaşamına dair değerli ipuçları sundu. Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Karahantepe'nin toplamda 14 hektarlık bir alana yayıldığını, alanın dörtte birlik kısmını dikili taşların çıkarıldığı taş ocaklarının oluşturduğunu, geri kalan kısmın ise en büyük Neolitik yerleşimlerden birine işaret edecek büyüklükte olduğunu söyledi. Kazı çalışmalarının höyüğün batı yamacında 6 bin metrekarelik bir alanda sürdüğünü ifade eden Karul, "Amacımız, kazıların tamamlanmasının ardından alanın koruma altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılması. Bu nedenle farklı noktalarda kazı yapmak yerine tek bir alanda yoğunlaşmayı tercih ettik.” diye konuştu. Onlarca yapı gün yüzüne çıkarıldı Karul, 6 yıldır süren kazı çalışmaları sırasında onlarca yapının gün yüzüne çıkarıldığını, bunların bir kısmının kamusal nitelikte büyük yapılar, bir kısmının ise konut olarak kullanılan küçük kulübeler olduğunu dile getirdi. Yerleşimin en eski evresinde kamusal yapılar ve onu çevreleyen konutların olduğunu anlatan Karul, şöyle konuştu: "Bu yapıların bize öğrettiği birçok şey olmakla birlikte özellikle Göbeklitepe üzerinde tartışılan 'Buralar bir toplanma yeri miydi, bir tapınma merkezi miydi?' sorusuna da cevap niteliğinde. Karahantepe, bize bu konuda çok önemli sonuçlar verdi. Konutlarla kamusal yapıların birlikte olması başka bir ifadeyle merkezde kamusal yapılar ve onları çevreleyen kulübelerin olması buraların yerleşim yerleri olduğunu gösteriyor. Yine şöyle de ifade edebiliriz. İnsanların yaşadığı günlük yaşamlarını sürdürdüğü mekanlarda aynı zamanda kamusal nitelikte yapılar inşa ediyorlar ve onları kullanıyorlar diyebiliriz. Bu yapılardan bir tanesi merkezi yapı niteliğinde ve yaklaşık 28 metre çapında inşa edilmiş bir mekan. Birkaç yüzyıl kullanıldığını düşünüyoruz ki bu alandan elde ettiğimiz en eski tarih de milattan önce 9400'e kadar gidiyor." dedi. Bulunan parçalar bölgesel gelişim hakkında fikir veriyor Kazılarda önemli arkeolojik materyallerin bulunduğunu, toplanan örneklerin analizlerinin de yavaş yavaş sonuç vermeye başladığını ifade eden Karul, şöyle devam etti: "Burada hayvan kemikleri olsun, çakmaktaşı aletler olsun, bunlar hem kronolojik hem de tarih öncesi dönemde Neolitiğin ilk aşamasındaki teknolojik gelişmeler hakkında fikir verir nitelikte ve bölgesel gelişimleri de izleyebileceğimiz özellikler taşıyorlar. Başlangıçta yani en eski katmanlarda daha çok avcılığın beslenmede önemini gösteren taş aletlerle karşılaşırken, dönemin sonuna doğru biraz daha farklı amaçlara yönelik ahşap işçiliği olsun, sürtme taş aletler olsun biraz daha mekanları düzenlemeye, başka nesneleri üretmeye ve yoğun olarak yerleşim yerinde besin üretmeye yönelik aletlerle karşılaştık. Geçtiğimiz yıl elde edilen besinle ilgili buluntular bize zaten burada tahılların, tarıma alınma sürecinin yaşandığını ve ilk besin yani ekmek diyebileceğimiz gıdalarında üretildiğini kanıtlamıştı." Karul, kent merkezinden 60 kilometre uzaklıkta olan Karahantepe'nin çok uluslu bir ziyaretçi profiline sahip olduğunu belirterek, bu durumun bölgenin uluslararası alanda tanınması ve bilim camiasındaki ilginin artmasından kaynaklandığını söyledi. Kazı çalışmalarının henüz belirli bir olgunluğa ulaşmadığını, bu nedenle geçici yürüyüş yolları oluşturduklarını aktaran Karul, ziyaretçilerin hazırlanan çok dilli bir dijital uygulama üzerinden alanla ilgili bilgilere ücretsiz ulaşabildiklerini kaydetti.

Yeni Kazı Alanı Ziyarete Açılıyor Haber

Yeni Kazı Alanı Ziyarete Açılıyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yeni kazı alanı, ziyaretçilere açılmaya hazırlanıyor. Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki tarihi ören yeri, Neolitik Dönem'e tarihlenen, boyları 3 ila 6 metre arasında değişen ve 40 ila 60 ton ağırlığındaki yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlarıyla insanlık tarihine bakışı değiştirdi. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne 2018'de dahil edilen Göbeklitepe'de, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde 1995'ten bu yana kazı çalışmaları yürütülüyor. Şu ana kadar ziyaretçiler, beyaz koruma çatısıyla örtülü Göbeklitepe Kazı Alanı 1 (GT1) bölümünü gezebiliyordu. Ancak bu alanın hemen kuzeybatısında, yeşil çatıyla örtülü Göbeklitepe Kazı Alanı 2'nin (GT2) yaklaşık bir ay içinde ziyarete açılması planlanıyor. Yapılacak düzenlemeyle birlikte ziyaretçiler, Neolitik Dönem'e ait, üzerinde çeşitli hayvan figürlerinin yer aldığı "T" biçimli dikili taşları yakından görebilecek. Ziyarete açılacak GT2'de kazılar devam edecek Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü "Geleceğin Mirası Projesi" kapsamında Göbeklitepe'de yeni bir sürece girildiğini söyledi. Karul, Göbeklitepe'ye gelen ziyaretçi sayısının her yıl arttığını belirterek, alanın daha konforlu ve anlaşılır şekilde gezilebilmesi için çeşitli düzenlemeler yaptıklarını ifade etti. Bu kapsamda yürüyüş yollarının yenilendiğini, yeni ziyaret rotalarının oluşturulduğunu dile getiren Karul, bu rotaların yalnızca mevcut yapılarla sınırlı kalmayıp ileride kazı yapılacak alanları da kapsayacağını aktardı. Ziyarete açılacak alanda kazı çalışmalarının süreceğinin bilgisini veren Karul, şunları kaydetti: "GT2 alanında bir platform inşa ediyoruz. Bu ahşap platform tamamlandığında, kazı alanı da ziyaretçilerin erişimine açılacak. Ancak oradaki çalışmalarımızda hala yapacak çok işimiz var. Çalışmaları ziyarete açık bir alanda sürdürmekten rahatsızlık duymuyoruz. GT1 çatı alanında olduğu gibi hem kazılar yapılacak hem de ziyaretçiler, alana zarar vermeyecek ölçüde erişim sağlayabilecek." Göbeklitepe'de doğru bilgi paylaşımına hassasiyet Karul, Göbeklitepe'de elde edilen bilginin topluma ulaşması konusunda büyük bir hassasiyet gösterdiklerini vurguladı. Göbeklitepe'nin insanlığın ortak mirası olduğunu anlatan Karul, şöyle devam etti: "Burada üretilen bilginin topluma ulaşması konusunda oldukça duyarlı davranıyoruz. Bu sadece alanlara erişim sağlamak değil, elde ettiğimiz bilgiyi televizyonlar, belgeseller, yayınlar ya da ziyaretçi merkezindeki bilgilendirmeler gibi farklı mecralarda paylaşmak anlamına geliyor. Buna gerçekten samimiyetle özen gösteriyoruz. Çünkü yaptığımız işin topluma ulaşması bizim için son derece anlamlı." Göbeklitepe'ye ilişkin kamuoyunda gerçek dışı ifadelerin dolaştığına dikkati çeken Karul, "Bu nedenle biz, doğru bilgi paylaşımı konusunda kendimizi sorumlu hissediyoruz. Ancak yeni kazı alanlarının, çalışmalar henüz tamamlanmadan ziyarete açılması o alanlar üzerinde baskı oluşturur ve zarar verebilir." ifadesini kullandı. "Önceliğimiz arkeolojik alanların korunmasıdır" Tarihi ören yerinde her zaman önceliklerinin arkeolojik alanın korunması olduğunu dile getiren Karul, konuşmasını şöyle tamamladı: "Herkesin her yeri görmeye hakkı var ama önceliğimiz, arkeolojik alanların korunması, sağlıklı biçimde araştırılması ve bu süreç tamamlandıktan sonra ziyarete açılmasıdır. Şundan kimsenin kuşkusu olmasın, hem Bakanlık hem de biz arkeologlar, elde ettiğimiz veriler ve alanlara erişim konusunda buraya ilgi duyanlara her zaman öncelik veriyoruz."

Günde 5 Bin Kişi Ziyaret Ediyor Haber

Günde 5 Bin Kişi Ziyaret Ediyor

Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'de, sonbahar sezonuyla ziyaretçi sayısı günlük ortalama 5 bini buldu. Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki tarihi ören yeri, Neolitik Dönem'e tarihlenen, boyları 3 ila 6 metre arasında değişen ve 40 ila 60 ton ağırlığındaki yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlarıyla öne çıkıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne 2018'de giren Göbeklitepe, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019'un "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesinin ardından ziyaretçi sayısını katlayarak artırdı. Kovid-19 salgını ile 2023'te yaşanan deprem ve sel felaketleri nedeniyle ziyaretçi sayısı zaman zaman düşse de Göbeklitepe'yi 2019'da 412 bin 378, 2020'de 197 bin 912, 2021'de 567 bin 453, 2022'de 837 bin 811, 2023'te 512 bin 164, 2024'te 731 bin 794 kişi ziyaret etti. Bu yılın ocak-eylül döneminde burayı gezen 517 bin 316 kişiyle birlikte toplam ziyaretçi sayısı 6 yıl 9 ayda 3 milyon 776 bin 828'e ulaştı. Sonbahar aylarında turizm hareketliliğinin arttığı bölgede, ören yerini günlük ortalama 5 bin civarında turist gezmeye devam ediyor. "Bütün turlarda Göbeklitepe programı var" Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin dünya çapında popülerliğini giderek artırdığını söyledi. Tarihi ören yerine daha fazla turist çekmek için çok yönlü çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Aslan, şöyle konuştu: "Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesiyle bölge turizminin lokomotifi oldu. Bölgeye gelen bütün turlarda istisnasız Göbeklitepe ve Şanlıurfa programı var. Göbeklitepe, sadece bölgenin değil, Türkiye'nin kültür turizmi alanında gelecekte de lokomotifi olacağını gösteriyor." Aslan, kentteki ziyaretçi sayısının olağanüstü durumlar dışında son 10 yılda düzenli olarak arttığını kaydetti. "Ciddi yoğunluk var" Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Turizm Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Kamil Türkmen de kentte turist hareketliliğinin sonbaharla birlikte belirgin şekilde arttığını vurguladı. Kentin hava sıcaklığının düşmesiyle ziyaretler için ideal döneme girildiğini belirten Türkmen, şu değerlendirmeyi yaptı: "Sonbahar sezonundayız, özellikle eylül, ekim ve kasım ayları çok hareketli geçiyor. Şu anda o yoğunluğu yaşıyoruz. Göbeklitepe, geçen yıl bölgede en çok ziyaret edilen ören yeri olduğu için ciddi yoğunluk var. Ortalama bu döneme bakıldığında günlük yoğunluk 5 bin kişileri zorluyor, çok güzel bir rakam. Ekim ayıyla hareketliliğin daha da artmasını bekliyoruz. Bu sezonun iyi geçeceğine ve yılın güçlü şekilde tamamlanacağına inanıyorum." Ziyaretçilerini büyülüyor Polonyalı turist Victor Ches ise eşiyle çıktıkları dünya turu kapsamında Göbeklitepe'yi ziyaret ettiklerini dile getirdi. Tarihe büyük ilgi duyduklarını anlatan Ches, "Burası bizi çok heyecanlandırdı. Çok eski bir yer ve o dönemin insanlarının burayı nasıl yaptığını merak ediyoruz." dedi. Almanya'dan gelen gurbetçi Samira Ceylan da uzun süredir görmek istedikleri Göbeklitepe'yi nihayet ziyaret ettiklerini belirterek, "Burası gerçekten çok güzel ve heyecan verici. Kazıların halen devam ettiğini görmek de bizi mutlu etti." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.