Uygulamalarımız appstore googleplay

#Kuraklık

gazeteci63.com - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bölgede Üzümde Artış Bekleniyor Haber

Bölgede Üzümde Artış Bekleniyor

Diyarbakır'da 16 yıl süren çalışmayla ıslah edilen üzüm çeşidiyle verimde artış sağlanacak. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne (TAGEM) bağlı GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (UTAEM) kurulduğu 1962 yılından bu yana yaptığı çalışmalarla hem bölge hem de ülke tarımına ivme kazandırdı. Buğday, arpa, kırmızı mercimek, nohut, pamuk, çeltik ve yem ile tıbbi ve aromatik bitkiler başta olmak üzere son olarak da tescillenen "Mazrone" üzümle birlikte 56 çeşidi ıslah eden merkez, çiftçinin yüksek verim elde etmesine ve sanayicinin de yüksek kaliteye ulaşmasına katkı sağladı. Merkez, başta Diyarbakır, Mardin ve Batman olmak üzere Şanlıurfa ve Elazığ'da da yetiştirilen ve bölgede "şire", "Mezrone" veya "Mazrone" ismiyle bilinen üzüm çeşidinde son yıllarda artan kuraklık ve hastalıklar nedeniyle meydana gelen kayıpların önüne geçmek için çalışma başlattı. Uzmanlar tarafından yaklaşık 16 yıl süren çalışmalarla ıslah edilen çeşit, Tarım ve Orman Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğünce "Mazrone" ismiyle tescillendi. "Bu üzümün şıra ve şeker oranı yüksek" GAP UTAEM Müdürlüğü Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Murat Kaya, AA muhabirine, tescil edilen üzümün bölgede en çok tercih edilen çeşit olduğunu söyledi. Son yıllarda bazı hastalık ve filoksera zararlısı (özellikle asmanın kök bölgesini emerek hastalık oluşmasına neden olan böcek) ile yağış azlığına bağlı yer altı sularının eksilmesinden kaynaklı söz konusu çeşidin yetiştirildiği bağların çoğunda kuruma ve verimde gerileme meydana geldiğini belirten Kaya, bu nedenle bu çeşitle ilgili ıslah çalışması başlattıklarını dile getirdi. Çeşidin yaygın olarak Diyarbakır, Mardin ve Batman'ın bir bölümü ile Şanlıurfa ve Elazığ'ın Diyarbakır sınırlarına yakın bölgelerinde yetiştirildiğini anlatan Kaya, "Bu üzümün şıra ve şeker oranı yüksek, ince kabukludur. Yoğun olarak şıralık olarak kullanılmakta ama damak tadına çok uygun olduğu için sofralık da çok fazla tercih edilmekte. Kabuğu ince olduğundan ne kadar fazla yerseniz yiyin bu rahatsız etmeyen bir üzüm çeşidi." ifadelerini kullandı. Kaya, bu üzümden yöredeki halk tarafından "kışlık tatlı" olarak tabir edilen başta pestil, sucuk ve pekmez olmak üzere farklı ürünler elde edildiğini kaydetti. Islah çalışmaları kapsamında 2009'da hazırladıkları projenin kabul edilmesiyle 2010'da çalışmalara başladıklarını anlatan Kaya, şöyle konuştu: "Diyarbakır'ın Ergani ve Çermik ile Mardin'in Midyat ve Savur ilçelerinden toplam 9 köyde 5 bin 511 omca (üzüm asması) üzerinde çalışma yürüttük. Çalışmada belirlediğimiz 23 klonu müdürlük arazimize getirip koleksiyon bağımızı kurduk. 23 klondan kurduğumuz koleksiyon bağında yaptığımız çalışmalarda özellikle iklim koşulları, hastalık, zararlara dayanıklılık, verim ve kalite yönünden üstün özellik gösteren ileri çıkan bir kolon baş adayımızı belirledik. Bunu da tescilledik." "Geleneksel yöntemle bölgede şu anda en fazla dekara 500 kilogram verim elde edilebiliyor ama tescil ettiğimiz çeşitle modern bağcılık yöntemleri kullanılarak 1500 kilogram çok rahat alınabilecek durumda ve böyle bir sonuç elde ettik." diyen Kaya, bunun da geleneksel bağcılığa göre 3 kat verim artışı sağlandığına dikkati çekti. Bu çeşidinin bölge ve ülke ekonomisine büyük oranda katkı sunacağını anlatan Kaya, en kısa sürede bu çeşidi aşılı fidan olarak üreticilerle buluşturacaklarını, buna ilişkin damızlık bahçelerini oluşturduklarını bildirdi. Merkezde 5 yıl önce üzümle ilgili anaç damızlık birimini kurduklarının fakat modern bağcılığın gelişmesi için aşı ünitesine ihtiyaç duyduklarını anlatan Kaya, "Tek sıkıntımız aşı ünitesi. Onun için de gerekli yerlere projeler sunduk. Aşı ünitesini kurarsak inşallah bölge üreticisine, çiftçisine, bağcısına güzel, sağlıklı, fidanlarımızı üretip bölge bağcılığına çok katkı sunacağımıza inanıyoruz." diye konuştu. "Üzümün üreticilere ulaştırılması için çalışmalarımıza devam edeceğiz" GAP UTAEM Meyvecilik Birim Sorumlusu Kenan Çelik de tescil edilen üzüm çeşidinde yardımcı araştırmacı olarak görev aldığını belirtti. Yıllarca süren titiz ve meşakkatli bir çalışmanın sonucunda üzüm çeşidini tescil ettirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Çelik, şunları aktardı: "Bölgemiz için çok faydalı olacağını düşündüğümüz bu üzümün bölgedeki üreticilere ulaştırılması için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bölgedeki üzüm üreticilerinin en büyük eksikliklerinden birisi kaliteli fidana ulaşmak. Özellikle tescil edilen Mazrone çeşidinin aşılanmış fidanlarını en yakın zamanda üreticimize buluşturacağımızın müjdesini veriyoruz."

Yağışlarda Yüzde 19 Artış Oldu Haber

Yağışlarda Yüzde 19 Artış Oldu

Türkiye genelinde nisan yağışlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğünün "2026 Su Yılı" yağış değerlendirmelerine göre, Türkiye geneli nisan ayı yağışı normaline göre yüzde 50, geçen yılın nisan ayına göre ise yüzde 19 arttı. Bölge geneli nisan ayı yağışları, tüm bölgelerde normallerin üzerinde gerçekleşti. Güneydoğu Anadolu Bölgesi en fazla yağış kaydedilen bölge oldu. Akdeniz Bölgesi'nde son 24, İç Anadolu Bölgesi'nde ise son 23 yılın en yüksek nisan ayı yağışı kaydedildi. İl geneli yağışlarda en fazla yağış metrekareye 229,3 kilogram ile Siirt'te gerçekleşti. İstanbul metrekareye 39,1 kilogram ile en az yağış alan il oldu. Nisan ayı yağışı Antalya, Osmaniye, Rize, ve Siirt'te son 66 yılın, Kilis ve Muğla'da son 29 yılın, Karaman ve Mersin'de son 24 yılın, Konya'da son 21 yılın, Bitlis'te son 19 yılın, Kırşehir'de son 17 yılın en yüksek seviyeye ulaştı. "Yağışlar, 7 aylık dönemde son 66 yılın en yüksek seviyesinde" Meteoroloji'nin "2026 Su Yılı" (7 aylık) yağış değerlendirmesine göre ise Türkiye genelinde yağışlar normalinin (1991-2020) yüzde 29, geçen yıl yağışlarının yüzde 72 üzerinde gerçekleşti. Türkiye geneli "Su Yılı" yağışları 7 aylık dönemde son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Su Yılı'nda yağışlarda en fazla artış yüzde 47 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde meydana geldi. Su Yılı 7 aylık kümülatif yağışlarda, İç Anadolu Bölgesi'nde son 15 yılın, Marmara ve Ege bölgelerinde son 11 yılın, Karadeniz Bölgesi'nde son 10 yılın en yüksek yağış seviyesi görüldü. İl geneli yağışlarda söz konusu 7 ayda en fazla yağış metrekareye 1068,5 kilogram ile Şırnak'ta, en az yağış metrekareye 246,7 kilogram ile Iğdır'da kayıtlara geçti. İzmir ve Manisa'da son 66 yılın, Ağrı, Bitlis ve Niğde'de son 38 yılın, Bartın, Düzce, Ordu ve Zonguldak'ta son 31 yılın, Antalya ve Muş'ta son 24 yılın, Van'da ise son 23 yılın en yüksek seviyesi kaydedildi. "Meteorolojik kuraklığın şiddetinde azalma gözlendi" 2026 yılı Nisan ayı sıcaklık analizlerine göre, ülke genelinde ortalama sıcaklıklar 1991-2020 normallerine göre 0,6 derece daha düşük gerçekleşti. Türkiye ortalama sıcaklığı 11,7 derece olarak ölçüldü. Özellikle Güneydoğu Anadolu, Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun bazı bölümlerinde mevsim normallerinin altında sıcaklıklar dikkat çekti. Nisan ayında en düşük sıcaklık Erzurum'da sıfırın altında 11,4 derece, en yüksek sıcaklık ise Adana Kozan'da 31,9 derece olarak kayıtlara geçti. Meteorolojik kuraklık değerlendirmelerine göre ise son aylarda ülke genelinde etkili olan yağışlarla meteorolojik kuraklığın şiddetinde azalma gözlendi. Şubat-Nisan 2026 döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla nemliliğin arttığı değerlendirildi.

178 Milyon Dolarlık Fıstık İhracatı Haber

178 Milyon Dolarlık Fıstık İhracatı

Türkiye'den 2025 yılında 94 ülkeye gerçekleştirilen Antep fıstığı ihracatından 178 milyon 203 bin dolar gelir elde edildi. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'den 2023 yılında 150 milyon 906 bin dolar, 2024 yılında ise 229 milyon 777 bin dolar tutarında Antep fıstığı ihracatı yapıldı. Bölgede etkili olan zirai don ve kuraklığa rağmen, 2025 yılında Antep fıstığı ihracatı 178 milyon 203 bin dolar olarak gerçekleşti. Türkiye'nin en fazla fıstık ihracatı yaptığı ülkelerin başında İtalya yer aldı. Geçen yıl Türkiye'den İtalya'ya 55 milyon 697 bin dolar değerinde fıstık satıldı. İtalya'yı 27 milyon 995 bin dolarla Almanya ve 11 milyon 65 bin dolarla Kazakistan takip etti. Yağışlar yeni mahsul için umut verdi Türkiye Fıstık Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Faruk Akbaş, AA muhabirine, fıstığın yalnızca bir tarım ürünü olmadığını, aynı zamanda binlerce ailenin geçim kaynağı ve Türkiye'nin ihracat potansiyelinde önemli bir kalem olduğunu söyledi. Geçen yılın fıstıkta 'yok yılı' olduğunu, bölgede kuraklık ve zirai donun üretimi olumsuz etkilediğini hatırlatan Akbaş, "Tüm bu dezavantajlara rağmen 2025 yılında 178 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaşmış olmamız, sektörümüz adına son derece önemli ve sevindirici bir gelişmedir." dedi. Son haftalarda bölgede etkili olan kar ve yağmurun fıstık üretimini olumlu yönde etkilediğini belirten Akbaş, "Bu yıl fıstıkta 'var yılı'na girmiş bulunuyoruz. Yağışlar üreticimizi sevindirdi. Mevsim şartlarının istenilen seviyede seyretmesiyle artacak üretimin, 2026 yılındaki ihracatımıza büyük katkı sağlayacağını ve rakamları yukarı taşıyacağını öngörüyoruz." ifadelerini kullandı. Akbaş, ihracatı artırmak ve yeni pazarlar oluşturmak için çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

Başkan Gülpınar, “Bu Bir Afetti” Haber

Başkan Gülpınar, “Bu Bir Afetti”

“Şanlıurfa Tarihinin En Yoğun Kar Yağışını Yaşadı, Bu Bir Afetti” “104 SAAT KESİNTİSİZ ÇALIŞTIK, 48 BİN 945 KİLOMETRE YOL KAT ETTİK” Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, son 58 yılın en yoğun kar yağışının ardından düzenlenen bilgilendirme toplantısında yürütülen çalışmaları tüm ayrıntılarıyla kamuoyuyla paylaştı. Başkan Gülpınar, “Karaköprü’de 32 santimetre kar ölçtük, 104 saat kesintisiz çalıştık, 48 bin 945 kilometre yol kat ettik. Bu rakamlar mücadelenin büyüklüğünü ortaya koyuyor” dedi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, kentte etkili olan ve Cumhuriyet tarihinin en yoğun kar yağışlarından biri olarak kayıtlara geçen süreçle ilgili kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. “URFA, 58 YILIN EN YOĞUN KAR YAĞIŞINI YAŞADI” Büyükşehir Belediyesi Toplantı Salonu’nda düzenlenen değerlendirme toplantısında kar yağışının boyutuna dikkat çeken Başkan Gülpınar, Meteoroloji Bölge Müdürlüğü verilerine göre Şanlıurfa’da en son 1968 yılında 29 santimetre kar ölçümü yapıldığını hatırlattı. 31 Aralık gecesi Karaköprü’de yapılan ölçümde ise kar kalınlığının 32 santimetreye ulaştığını belirten Gülpınar, “Bu resmi bir ölçüm değil ancak bizzat kendi ellerimizle ölçtük. Büyük ihtimalle Urfa tarihinin en yoğun kar yağışını yaşadık” dedi. YOĞUNLUĞUN EN NET GÖSTERGESİ: ÇÖKEN ÇATILAR Kar yağışının sıradan bir meteorolojik olay olmadığını vurgulayan Başkan Gülpınar, ana yolların kapanmasının her kar yağışında yaşanabileceğini ancak bu kez durumun çok daha farklı olduğunu ifade etti. “Benim için en önemli gösterge, karın ağırlığına dayanamayan çatıların çökmesidir” diyen Gülpınar, Organize Sanayi Bölgesi, oto galericiler sitesi, hal pazarı, kamu kurumları ve 12 Eylül Caddesi başta olmak üzere birçok noktada sundurma, tente ve pergolelerin çöktüğünü, araçların hasar gördüğünü ve ciddi maddi kayıpların oluştuğunu söyledi. KAR YAĞMADAN ÖNCE HAZIRLIK YAPILDI Olağanüstü hava koşullarına rağmen sürecin kontrollü şekilde yönetildiğini belirten Başkan Gülpınar, kar yağışından bir gün önce tüm birimlerle toplantı yaptıklarını açıkladı. Araçların konuşlandırılacağı noktaların önceden belirlendiğini, tüm araçlara kamera sistemi kurulduğunu ve uydu üzerinden takip edildiğini kaydeden Gülpınar, “Gece 12’den itibaren ekiplerimiz görev yerlerine geçti ve karın başlamasını bekledi” dedi. 24 SAAT ARALIKSIZ, 104 SAAT KESİNTİSİZ ÇALIŞMA Kar yağışının sabah saatlerinde başlayarak zaman zaman tipiye dönüştüğünü belirten Başkan Gülpınar, yolların açıldıktan 10 dakika sonra tekrar kapandığını söyledi. Buna rağmen ekiplerin 24 saat aralıksız, toplamda ise 104 saat kesintisiz çalıştığını ifade eden Başkan Gülpınar, “Yılbaşı gecesi ve yılbaşı günü, Urfa halkı mağdur olmasın diye personelimiz büyük bir fedakârlık gösterdi. Hepsine yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu. TRAFİĞİ ASIL ZORLAYAN NEDEN: ZİNCİRSİZ VE KAR LASTİKSİZ ARAÇLAR Başkan Gülpınar, yaşanan trafik aksaklıklarının büyük bölümünün zincirsiz ve kar lastiği olmayan araçlardan kaynaklandığını vurguladı. Özellikle ağır tonajlı araçların Akabe yokuşu gibi kritik güzergâhlarda trafiği tıkadığını söyledi. “Kendi binek aracımızla, sadece kar lastiği sayesinde 13–14 saat boyunca Urfa’yı dolaştık, hiçbir sorun yaşamadık” diyen Gülpınar, vatandaşlara zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları çağrısında bulundu. ŞEHİR GENELİ KAMERA VE DEVİYE ARAÇLARIYLA İZLENDİ Ulaşım Daire Başkanlığı bünyesindeki Trafik Kontrol Merkezi’nden tüm şehrin anlık olarak izlendiğini belirten Başkan Gülpınar, 23 gezici devriye aracı ve 484 kamera ile müdahale önceliklerinin belirlendiğini söyledi. Bazı araçların aynı güzergahta bir günde 100 kilometreye yakın yol yaptığını ifade eden Gülpınar, bunun mücadelenin ne kadar yoğun olduğunu gösterdiğini kaydetti. 104 SAATLİK MÜCADELEDE 48 BİN 945 KİLOMETRE YOL Başkan Gülpınar, karla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların büyüklüğünü rakamlarla ortaya koyarak, süreç boyunca 3 bin 620 ton tuzun kullanıldığını, 1.412 belediye personelinin sahada görev aldığını söyledi. Çalışmalarda 298 araç ve iş makinesinin aktif olarak kullanıldığını belirten Gülpınar, ekiplerin toplamda 48 bin 945 kilometre yol kat ettiğini, mücadelenin ise 104 saat boyunca kesintisiz sürdürüldüğünü ifade etti. ÜCRETSİZ ULAŞIM VE SOSYAL DESTEK Kar yağışı süresince toplu taşımanın iki gün boyunca ücretsiz yapıldığını belirten Gülpınar, 546 bin vatandaşın ücretsiz taşındığını söyledi. Yolda kalan vatandaşlara adet kumanyalar dağıtıldığını, ücretsiz araç kurtarma hizmeti verildiğini ve mahsur kalanlara ikame destek sağlandığını ifade etti. ALO 153 HİÇ DURMADI Alo 153 Çağrı Merkezi’ne 22 bin 621 çağrı geldiğini açıklayan Gülpınar, maksimum bekleme süresinin 54 saniye olduğunu vurguladı. “Vatandaşımızın hatta beklememesi için bunu özellikle takip ettik” dedi. KIRSALDA 2.431 KİLOMETRE YOL AÇILDI Kar yağışının ardından çalışmaların kırsala kaydırıldığını belirten Başkan Gülpınar, bu sabah itibarıyla 2.431 kilometre köy yolunun ulaşıma açıldığını açıkladı. 25 ekibin sahada görev yaptığını, özel sektörden kiralanan graderlerle çalışmaların hızlandırıldığını ifade eden Gülpınar, “Hedefimiz 48 saat içinde kapalı köy yolu bırakmamak” dedi. BUZLANMA UYARISI Meteorolojinin uyarılarına dikkat çeken Başkan Gülpınar, önümüzdeki günlerde hava sıcaklığının -10 dereceye kadar düşeceğini, bu nedenle buzlanmaya karşı tuzlama ve yol açma çalışmalarının yoğun şekilde devam edeceğini söyledi. “BU BİR AFETTİ, TEDBİRİMİZİ ALDIK” Kar yağışının afet boyutunda yaşandığını vurgulayan Gülpınar, “Dünyanın hiçbir yerinde yüzde 100 sorunsuz bir afet yönetimi yoktur. Önemli olan tedbiri önceden almak ve krizi yönetmektir. Biz bunu yaptık” dedi. Kar yağışının başladığı ilk gün Harran ilçesinde bir otomobilin sulama kanalına düşmesi sonucu 3 çocuğun hayatını kaybettiğini, sürücünün ise kayıp olduğunu kazaya da vurgu yapan Başkan Gülpınar, yaşamını yitiren çocuklara Allah’tan rahmet diledi. Başkan Gülpınar, Harran’da kayıp olan vatandaşın bulunması için arama çalışmalarının aralıksız sürdüğünü de vurguladı. “KAR ZAHMET AMA AYNI ZAMANDA BEREKETTİR” Konuşmasının sonunda kar yağışının tarım açısından da büyük önem taşıdığını ifade eden Başkan Gülpınar, “Kuraklık tehdidi altındayız. Bu yağış rahmettir, berekettir” dedi. Toplantı, basın mensuplarının soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi.

Şanlıurfalı Çiftçinin Yüzü Güldü Haber

Şanlıurfalı Çiftçinin Yüzü Güldü

Tarımın önemli merkezlerinden Şanlıurfa’da etkili olan kar yağışı, kuraklık endişesi yaşayan üreticilerin yüzünü güldürdü. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, AA muhabirine, son yıllarda ülke genelinde zaman zaman kuraklık yaşandığını söyledi. Geçen yıl yaşanan kuraklığın tahıl üretimi başta olmak üzere birçok üründe verim kaybına yol açtığını ifade eden Çullu, şunları kaydetti: "Kar yağışı çiftçilerimize derin bir nefes aldırdı. Bu, toprağın ciddi şekilde suya doyacağı ve aynı zamanda yer altı su kaynakları, barajlar ve göletler için rezerv oluşturacağı anlamına geliyor. Bu dönemde düşen kar yağışlarının ülkenin tahıl rekoltesini olumlu etkilemesini bekliyoruz. Elbette mart-nisan aylarındaki yağışlar da belirleyici olacak ancak şu an çiftçilerimiz mutlu, biz de mutluyuz." Son iki yılda meraların da ciddi şekilde kuruduğunu anımsatan Çullu, kar yağışının şubat ayına doğru meraları canlandıracağını ve bunun hayvancılıkla uğraşan üreticilere de olumlu yansıyacağını söyledi. Çiftçilerden İbrahim Halil Metin ise ailesiyle birlikte çiftçilik yaptığını belirterek, "Kış aylarında yağmur yağmadığı için kuraklık yaşandı. Ancak yağan bu kar, çiftçiler için çok iyi oldu. Tarlalar için adeta ilaç gibi geldi." dedi.

Kuraklıkla Mücadelede Ne Yapılmalı? Haber

Kuraklıkla Mücadelede Ne Yapılmalı?

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Başer, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması için toprağın aşırı işlenmesinden kaçınılması gerektiğini belirtti. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmet Başer, AA muhabirine, son yıllarda artan kuraklığın tarımsal üretimi olumsuz etkilediğine dikkati çekti. Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin açık şekilde hissedildiğini ve üreticilerin bu duruma karşı tedbir almaya başladığını belirten Başer, "Yağışlar zaman zaman üreticileri rehavete sevk edebiliyor. Bir yağmur yağdı diye elimizi gevşetmemeliyiz. Kuraklık tehlikesi geçmiş değil. Artık suyu daha ekonomik kullanmalı, tarımsal girdileri daha verimli uygulamalıyız." dedi. Başer, çiftçilerin bazı alışkanlıklarından vazgeçerek iklim ve toprak şartlarına göre ekim hazırlığı yapması gerektiğini dile getirdi. Aşırı toprak işlemenin su kaybına neden olduğunu vurgulayan Başer, "Toprağın aşırı işlenmesinden kaçınmak gerekiyor. Özellikle yazlık ekimlerde mümkünse hiç toprak işlemeden ya da minimum işleme ile ekim yapılması lazım. Kışlık ekimlerde ise yalnızca çok gerekli durumlarda toprak işlenmesi yeterli olur." diye konuştu. Başer, özellikle yabancı ot sorunu olmayan alanlarda toprağın derinlemesine işlenmeden ekim yapılmasının zaman ve maliyet açısından avantaj sağlayacağını aktardı. Kuraklıkla mücadelede ekim zamanının da önem taşıdığına işaret eden Başer, "Eskiden kasımın 20'si diyorduk, şimdi artık ekim sonu, kasım başı gibi ekim yapmalıyız. Çünkü artık kuraklık hastalıklardan daha büyük tehdit haline geldi. Sulamada da damla sulamayı tercih etmemiz lazım. Su çok yoksa mesela buğday bir ya da iki dönemde sulanabilir. Bir kere su verme imkanı varsa buğdayın en ihtiyaç duyduğu, temiz başağını çıkarmadan, gebeleşme döneminde verilirse çok yararlı olur." bilgisini paylaştı. Prof. Dr. Başer, uygun toprak hazırlığı, zamanında gübreleme ve merdane kullanımı uygulamalarıyla kuraklığın etkilerinin azaltılabileceğini sözlerine ekledi.

Çiftçilere Kuraklık Tazminatı Ödendi Haber

Çiftçilere Kuraklık Tazminatı Ödendi

Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi (TARSİM) tarafından uygulanan köy bazlı verim sigortası çerçevesinde bu yıl kuraklıktan etkilenen çiftçilere, saha incelemeleri sonucunda yaklaşık 2,5 milyar lira tazminat ödemesi yapıldı. Anadolu Ajansının (AA) "Kuraklığın gölgesinde tarım" dosyasının bu haberinde, çiftçilerin ürünlerine zarar veren kuraklık, don ve sıcak rüzgar gibi etkenlere karşı yaptırdıkları sigortalar ele alındı. Tarım alanında ürünlerin sigortalanması, hem üretici hem de tüketici açısından kritik önem taşıyor. Bu kapsamda, Türkiye'de tarım sektörünü tehdit eden risklerin teminat altına alınabilmesi amacıyla sigorta mekanizması kanunla düzenlenerek 2005'te uygulamaya alındı. Kanun kapsamındaki risklerle ilgili yapılacak sigorta sözleşmelerinde standardın sağlanması, riskin en iyi koşullarda transferi için uygun ortam oluşturulması, oluşacak hasarlarda tazminatın tek merkezden ödenmesi ve tarım sigortalarının geliştirilerek yaygınlaştırılması amacına yönelik bir sigorta havuzu kuruldu. Bu havuza ilişkin tüm iş ve işlemler TARSİM tarafından yürütülüyor. AA muhabirinin Tarım ve Orman Bakanlığından edindiği bilgiye göre, TARSİM tarafından bitkisel ürün, sera, küçükbaş ve büyükbaş hayvan, su ürünleri hayat, ipek böceği, köy bazlı verim, kümes hayvanları hayat, arıcılık ve gelir koruma sigortaları uygulanıyor. Köy bazlı verim sigortası çerçevesinde, Bakanlık tarafından belirlenen kayıt sistemlerine kayıtlı kuru tarım alanlarında üretimi yapılan ve sigortalanmış buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek ve yağlık ayçiçeği ürününde köy genelinde kuraklık, don, sıcak rüzgar ve sıcak hava dalgası, aşırı nem ve aşırı yağışın neden olduğu verim kaybı teminat kapsamına alınıyor. Bu kapsamdaki ürünler için eksperler tarafından referans parsellerde saha incelemesi, verim tespitleri yapılıyor ve ilgili üründe köyün verim değeri tespit ediliyor. Söz konusu sigortayla, kuraklık dolayısıyla bu yıl yaklaşık 2,5 milyar lira tazminat ödemesi yapıldı. Çiftçiler TARSİM'e nasıl başvurabilir TARSİM poliçeleri, Tarım Sigortaları Havuzu adına sigorta sözleşmesi yapmaya yetkili sigorta şirketlerinin acenteleri tarafından düzenleniyor. Öte yandan, bitkisel ürün sigortalarının ve sera sigortalarının devlet prim desteği yüzde 50, don teminatı için yüzde 67, gelir koruma sigortasında yüzde 60 ve köy bazlı verim sigortasında yüzde 70 olarak uygulanıyor. Sigorta branşlarında tarife ve talimatlarda belirtilen koşulların sağlanması kaydıyla poliçe primi üzerinden farklı indirim oranları uygulanıyor. Tüm sigorta branşlarında, prim tutarının tamamının peşin ödenmesi durumunda yüzde 5 peşin ödeme indirimi, sigorta yaptıran yetiştiricinin yaşının 40 ve altında olması halinde poliçe primi üzerinden yüzde 5 genç çiftçi indirimi yapılıyor. Sigorta yaptıran yetiştiricinin kadın olması halindeyse yüzde 10 indirim yapılıyor. Engelli, şehit ve gazi yakınlarına ve sözleşmeli üretim kapsamında da çeşitli indirimler uygulanıyor.

Barajda Adalar Gün Yüzüne Çıktı Haber

Barajda Adalar Gün Yüzüne Çıktı

Türkiye'nin en büyük sulama ve enerji kaynaklarından biri olan Atatürk Barajı'nın Adıyaman'ın Samsat ilçesi kısmında, suların çekilmesi nedeniyle adacıklar gün yüzüne çıktı. Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, gazetecilere yaptığı açıklamada, kuraklık ve küresel ısınma nedeniyle barajın su seviyesinin gözle görülür şekilde düştüğünü belirtti. Yaşanan kuraklığın etkilerini Atatürk Barajı'nda çok net gördüklerini dile getiren Fırat, şöyle konuştu: "Meteoroloji verilerine göre son 52 yılın en kurak yılı yaşanıyor. Biz de bunu Atatürk Barajı kıyısında çok net hissediyoruz. Daha önce Samsat yazısının bulunduğu yere kadar su vardı. Şimdi bazı bölgelerde ise 150-200 metreye varan su çekilmesi meydana geldi. Çiftçilerimiz yeterli sulama yapamadı. Yağışların olmayışı tarımda ciddi kuraklığa yol açtı. Gölette sular çekilince adacıklar ortaya çıktı. Hayatımız boyunca ilk kez böyle görüntülerle karşılaşıyoruz. Ayrıca sular çekildikçe daha önce hiç görmediğimiz ada ve adacıklar ortaya çıkmaya başladı. Suyun turkuaz rengi ve kıyısındaki beyaz toprak yapısıyla gölet adeta Maldivlere benziyor." Fırat, su altında kalan bazı tarihi bölgelerin de çekilmeler nedeniyle kısmen gün yüzüne çıktığını ifade etti. Bölgede balıkçılık yapan Mustafa Tümay ise kuraklık nedeniyle barajdaki su seviyesinin bu kadar düştüğüne daha önce hiç şahit olmadıklarını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.