Uygulamalarımız appstore googleplay

#Karahantepe

gazeteci63.com - Karahantepe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karahantepe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sefertepe'de Tarihi Süs Eşyaları Haber

Sefertepe'de Tarihi Süs Eşyaları

Şanlıurfa'da yürütülen "Taş Tepeler Projesi" kapsamında Sefertepe'de ortaya çıkarılan malzemeler, 10 bin 500 yıl önce yaşamış toplulukların süs eşyası üretimindeki ustalığını gözler önüne seriyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Tarih Öncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Emre Güldoğan, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen "Şanlıurfa İli Neolitik Çağ Araştırmaları Taş Tepeler Projesi" kapsamında gerçekleştirilen kazıların bu yılki kısmının tamamlandığını belirtti. Güldoğan, bu yıl yapılan kazılarda süs ve takı eşyalarına yönelik oldukça zengin bir dönem geçirdiklerini, eserlerin yaklaşık 10 bin 500 yıl öncesine tarihlendiğini, çok sayıda boncuk ve insan betimlemeli idole (heykelcik) ulaştıklarını söyledi. Çift yüzlü insan betimli heykel Sefertepe'de gün yüzüne çıkarılan boncuklar arasında Karahantepe ve Sayburç'ta bilinen çift yüzlü insan betimli örneklerin küçük bir versiyonunun yer aldığını dile getiren Güldoğan, bu buluntuların aynı kültürel geleneğin devamı niteliğinde olduğunu kaydetti. Bu figürlerin Taş Tepeler bölgesinin ortak sembol repertuvarının parçası olduğunu vurgulayan Güldoğan, ayrıca Dicle Havzası'nda bilinen kakma boncuk tiplerinin de bu yıl Sefertepe'de ortaya çıkarıldığını açıkladı. Güldoğan, kazılar sırasında bir taşa kazınmış bir yavru domuz betimlemesiyle de karşılaştıklarını, bu tür çizimlerin dönemin insanının dış dünyayla olan ilişkilerini yansıttığını söyledi. Sert cisimler kum ve suyla şekillendirilmiş Emre Güldoğan, eserlerde kullanılan kireç taşının yüzey kabuğu kırıldıktan sonra kolay işlenebildiğini, buna karşın boncuklarda kullanılan yeşim, labradorit gibi egzotik taşların çok daha yüksek beceri gerektirdiğini ifade etti. Boncuk ve idollerin üretim tekniklerinin dönemin ustalığını anlamaya imkan tanıdığını belirten Güldoğan, şöyle konuştu: "Kireç taşı formasyon olarak dışı çok sert olmasına karşın ilk üst kabuğu kırıldıktan sonra işlemesi kolay bir malzeme fakat diğer malzemelerle ilgili olarak söyleyebileceğimiz, günümüzde aslında çok ince aletlerle ve metalin kullanılmasıyla düşüneceğimiz maddeler fakat bahsettiğimiz dönemde bunlar yok. En tanımlı söyleyebileceğimiz delik açmalarında kum, su kesinlikle kullanılıyor, betimlenmeleri sırasında kayaç olarak da kendisinden yani o kullanılan ham maddeden daha sert bir kayacın kullanılmış olma ihtimali yüksek. (Yaylı) Matkap gibi basit tipte bir mekanizmayı döndürerek delik açmaya yarayacak aletlerin kullanıldığını benzer kazılardaki örneklerden de söylemek mümkün."

Karahantepe Ziyaretçilerini Bekliyor Haber

Karahantepe Ziyaretçilerini Bekliyor

Neolitik dönemin önemli yerleşimlerinden Karahantepe Ören Yeri, yapımı süren ziyaretçi karşılama merkezi, kazı evi, çatı örtüsü, arkeolojik araştırma merkezi ve yeni gezi güzergahıyla kısa süre içinde yenilenmiş görünümüyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji girişimlerinden biri olan Taş Tepeler Projesi kapsamında Şanlıurfa'da beş yıldır yürütülen çalışmalarda, Karahantepe en önemli kazı alanlarından birini oluşturuyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe'deki yapılara benzeyen, neolitik döneme ait "T" biçimli 250'nin üzerinde dikili taşın bulunduğu alanda, insan figürlü üç boyutlu heykellerden hayvan betimlemelerine kadar çok sayıda eser keşfedildi. Şehir merkezine 46 kilometre uzaklıktaki Tek Tek Dağları Milli Parkı’ndaki ören yeri, hem bilimsel araştırmalara hem de ziyaretçi ilgisine paralel olarak hızla geliştiriliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliğinde inşa edilen üç katlı Ziyaretçi Karşılama Merkezinin kaba inşaatı tamamlanma aşamasına geldi. Alandaki eserleri koruyacak büyük ölçekli çatı projesi için de çalışmalar sürüyor. Ören yerini gezmek isteyen ziyaretçilerin alanı daha sistematik bir güzergahla deneyimleyebilmesi için düzenlemeler yapılırken, yapımına başlanan Arkeolojik Araştırma Merkezi içerisinde restorasyon, fotoğraf ve arkeometri laboratuvarları yer alacak. Tüm yatırımların gelecek yıl tamamlanarak, alanın yeni yüzüyle hizmete sunulması hedefleniyor. "Ciddi destek veriliyor" Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, alanın 14 hektarlık geniş bir bölgeye yayıldığını belirtti. Karahantepe'nin giderek artan bir ilgi gördüğünü söyleyen Karul, Göbeklitepe'ye gelen yaklaşık 1 milyon ziyaretçinin üçte birinin, benzer yapıların bulunduğu Karahantepe'yi de görmek istediğini bildiklerini, bu nedenle yatırımların hızlandırıldığını ifade etti. Karul, şunları kaydetti: "Kültür ve Turizm Bakanlığımız, burada yürütülen hem bilimsel çalışmalara hem de altyapı tesislerine ciddi destek veriyor. Karahantepe'de bir araştırma merkezi ve kazı evi inşaatı devam ediyor. Ayrıca alan için koruma örtüsü ve yeni bir karşılama merkezinin yapılması planlanıyor, bu projeler de tamamlanma aşamasında. Bilimsel çalışmalara eşlik eden birçok faaliyet ile plan ve proje, Karahantepe'de eş zamanlı olarak sürdürülüyor." Karul, projelerde emeği geçenlere teşekkür etti.

10 Bin Yıllık İnsan Kabartması Haber

10 Bin Yıllık İnsan Kabartması

Şanlıurfa'da yürütülen "Taş Tepeler Projesi" kapsamında Sefertepe'de ortaya çıkarılan iki insan yüzü kabartması, neolitik dönemde bölgesel üslup farklılıklarını ve sanatsal çeşitliliği gözler önüne seriyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Tarih Öncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Emre Güldoğan, AA muhabirine, kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen "Şanlıurfa İli Neolitik Çağ Araştırmaları Taş Tepeler Projesi" kapsamında gerçekleştirildiğini söyledi. Bu yılki kazılarda dört bloktan oluşan kireç taşının ön yüzeyinde yüksek ve alçak kabartma teknikleriyle işlenmiş, yüz hatları son derece belirgin iki insan yüzü kabartması bulduklarını hatırlatan Güldoğan, eserlerin yaklaşık 10 bin 500 yıl öncesine tarihlendiğini ifade etti. "Betimlenen yüzlerin, etrafı blok taşlarla çevrili bir yapının parçası olduğunu belirledik" Bu figürlerin neolitik döneme ait sanat anlayışı hakkında yeni ipuçları sunduğunu dile getiren Güldoğan, "Her ikisi de kuzey yönüne dönük olarak betimlenen yüzlerin, özel bir alanı sınırlayan şekilde etrafı blok taşlarla çevrili bir yapının parçası olduğunu belirledik." dedi. Güldoğan, eserlere ilişkin şu bilgileri verdi: "Göbeklitepe, Karahantepe ve Sayburç'ta gördüğümüz insan tiplerinden biraz daha farklı özellikler gösteren iki insan yüzüyle karşılaştık. Bunlardan bir tanesi alçak kabartma, diğeri yüksek kabartma tekniğiyle yapılmış olup üslup olarak da farklılıklar gözükmekte. Özellikle yüksek kabartma olanın gözbebekleri, göz çevresi, kaş kemeri, burun ve ağzı özenle işlenmiş. Alçak kabartma olan örnekte ise gözler sanki kapalı gibi. Ağız kısmı, bizim Karahantepe'den bildiğimiz o dolgun dudaklı formdan burun ve diğer özellikleri itibarıyla farklılıklar gösteriyor. Yüksek kabartma olan betimde kulaklar çok net bir biçimde karşımıza çıktı. Bir baş tam olarak betimlenmiş." Sefertepe'deki bu figürleri Göbeklitepe ve Karahantepe'deki örneklerden ayıran özelliklerin bulunduğuna dikkati çeken Güldoğan, en önemli farkın göz, kulak ve burun detaylarına verilen önem olduğunu vurguladı. Güldoğan, bu figürlerin neolitik döneme ait sanatsal çeşitliliği ve bölgesel üslup farklarını ortaya koyması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kabartmaların yer aldığı dört bloktan oluşan platformun alana özel olarak inşa edildiğine dikkati çeken Güldoğan, platformun çevresinde ana kaya üzerine açılmış çukurların ve belirli bir yapının da bulunduğunu sözlerine ekledi.

Bakan Ersoy, Şanlıurfa'da Konuştu Haber

Bakan Ersoy, Şanlıurfa'da Konuştu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Taş Tepeler Projesi'ne ilişkin, "Önümüzdeki dönemde mikro analizler, arkeometrik çalışmalar, teknoloji ve sembolik buluntulara odaklanan araştırmalar ile doğal çevre, etnoarkeoloji ve koruma faaliyetlerinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. İnanıyoruz ki bu kapsamlı çalışmalar Taş Tepeler bölgesini dünyanın Neolitik başkenti olarak tescilleyecektir." dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Taş Tepeler Projesi'nin 5. yıl dönümü kapsamında Karahantepe'de düzenlenen bilgilendirme toplantısına katıldı. Ersoy, konuşmasında, programın yalnızca beş yıllık bir çalışmayı değerlendirmek için değil, aynı zamanda insanlık tarihine ışık tutan önemli bir hikayenin yıl dönümünü kutlamak için gerçekleştirildiğini söyledi. Ersoy, projenin başladığı günden bu yana öngörülen etkinin çok ötesine geçerek insanlık tarihine yeni bir ufuk kazandırdığını belirtti. Bakan Ersoy, 1963'te yapılan yüzey araştırmalarının ve Arkeolog Klaus Schmidt'in 1995'te başlattığı kazıların anıtsal "T" biçimli dikilitaşlar ile özel yapıları ortaya çıkardığını hatırlatarak, Göbeklitepe'nin yalnızca bir yerleşim alanı değil, ritüel yaşamın merkezinde yer alan ve dünya tarih yazımını değiştiren karmaşık bir sosyal düzenin ürünü olduğunun somut verilerle kanıtlandığını ifade etti. Kültür ve Turizm Bakanlığının 2020'de başlattığı Taş Tepeler Projesi ile bölgedeki tüm verilerin ortak bir bilimsel vizyon altında toplandığını belirten Ersoy, Göbeklitepe'den Karahantepe'ye, Sayburç'tan Sefertepe'ye uzanan bu coğrafyanın, insanlığın inanç, ritüel, toplumsal örgütlenme ve kültürel üretim açısından düşünülenden çok daha ileri bir bilinç düzeyine sahip olduğunu gösterdiğini kaydetti. Neolitik Çağ'ın insanlık tarihindeki büyük dönüşümlerin başlangıcı olduğunu vurgulayan Ersoy, Fırat ve Dicle'nin kuzey kesimleri ile özellikle Şanlıurfa çevresinin bu kültürel değişimlerin en belirgin şekilde izlenebildiği bölgeler arasında yer aldığını söyledi. Bugüne kadar yürütülen arkeolojik ve arkeometrik çalışmaların, Neolitik Dönem insanlarının ritüellerinin yanı sıra günlük yaşam, geçim stratejileri, evcilleştirme süreçleri, mimari seviyeleri ve üretim teknolojileri gibi pek çok unsurun ayrıntılı biçimde ortaya çıkarıldığını ifade eden Ersoy, projenin uygarlığın en erken izlerini benzersiz bir derinlikle görünür kıldığını belirtti. Beş yıldır sürdürülen kazı ve analizlerin, projenin başlangıcında belirlenen hedeflerin sağlam ve gerçekçi temellere dayandığını ortaya koyduğunu söyleyen Ersoy, Taş Tepeler Projesi'nin Anadolu arkeolojisinin en kapsamlı girişimlerinden biri olduğunu vurguladı. Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa’nın katılımıyla başlatılan Ayanlar Höyük kazısının eklenmesiyle projenin bugün 12 ayrı noktada çok yönlü bir bilimsel ağa dönüştüğünü ifade eden Ersoy, Türkiye'nin arkeoloji alanındaki uluslararası işbirliği kapasitesini güçlendirerek bilimsel diplomasiye değerli katkılar sağladığını kaydetti. Projenin, 15'i Türk, 21'i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurum ile geniş bir bilimsel işbirliği yürüttüğünü söyleyen Ersoy, 2025 itibarıyla projede görev alan bilim insanı ve öğrenci sayısının 219'a ulaştığını bildirdi. Ersoy, kazı çalışmalarının yanı sıra kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü hatırlatarak, Göbeklitepe'de geçen yıl Aslanlı Yapı'nın, bu yıl ise C Yapısı'nın restorasyonunun tamamlandığını, Karahantepe'de A ve D Yapısı'ndaki sürecin devam ettiğini aktardı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe'nin yanı sıra Taş Tepeler Projesi'nin uluslararası tanıtımı için yoğun bir program yürüttüklerini belirten Ersoy, Roma Kolezyumu'nda 24 Ekim 2024 - 2 Mart 2025 arasında düzenlenen "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisinin 6 milyon ziyaretçi ağırladığını söyledi. Berlin James-Simon Galerisi'nde gelecek yıl şubat-temmuz ayları arasında "Toplumun Keşfi: 12.000 Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam" başlıklı bir sergi açacaklarını ifade eden Ersoy, 2026 sonbaharında Birleşik Krallık, 2027 sonbaharında ise Japonya Tokyo Ulusal Müzesi’nde Taş Tepeler temalı sergi planlamalarının sürdüğünü aktardı. Ersoy, proje kapsamında çok sayıda uluslararası konferans ve sempozyum düzenlendiğini belirterek, Karahantepe projesinin 5. Şangay Arkeoloji Forumu'nda dünyanın en başarılı projelerinden biri seçildiğini hatırlattı. - 2025 yılı kazılarında ortaya çıkarılan eserler Bakan Ersoy, 2021 yılından bu yana dünyanın en nitelikli neolitik dönem müzelerinden biri olan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'ndeki serginin daha da zengin bir şekilde ziyaretçilerini ağırladığını aktararak, şu bilgileri verdi: "Bugün burada, büyük çoğunluğu 2025 yılı kazı çalışmalarında ortaya çıkan eserlerden oluşan küçük bir seçki de yer alıyor. Bu eserler arasında Göbeklitepe'de D Yapısının duvarı içine, olasılıkla adak olarak yerleştirilen insan heykelini yakından göreceğiz. Biliyorsunuz, Japon Altes Prenses Akiko'nun Şanlıurfa'ya yaptığı ziyaretten kısa bir süre önce bulunmuştu bu heykel. Elbette ne anlama geldiğinin, neden duvar içinde yer aldığının bilim insanları tarafından yorumlanması zaman alacaktır ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki bu heykel, Neolitik dönemde Göbeklitepe'de heykeltıraşlık alanındaki estetik ve etkileyici üslubun önemli bir örneğidir. Yine 2025 yılının en gözde buluntuları arasında, Sayburç'ta bulunan ve yüz ifadesiyle ölü bir bireyi çağrıştıran heykel sergide yerini aldı. Bu heykeli yakından incelediğinizde fark edeceğiniz bir detay var, heykelin ağzı dikili şekilde tasvir edilmiştir. Sayburç Heykeli bize, tarih öncesi insanın ölüm ile kurduğu ilişkiyi, gömüt ve kafatası uygulamalarının yanı sıra ölüm ritüellerini farklı açılardan değerlendirme imkanı sunmaktadır. Çalışmalar ilerledikçe, o dönemin günlük hayatına dair daha fazla tespitte bulunmamızı sağlayacak eserler gün yüzüne çıkıyor. Bu noktada Sefertepe kazılarında çıkan eserler oldukça önemlidir. Sefertepe kazılarının 2025 yılı çalışmaları sırasında, iki adet düzeltilmiş blok taş üzerinde iki adet insan yüzü kabartması tespit edildi. Biri yüksek, diğeri alçak kabartma teknikleriyle yapılmış insan yüzleri, bölgede daha önce Göbeklitepe, Karahantepe ve Sayburç yerleşmelerinde bulunan kabartmalardan farklı bir üslup özelliği ile dikkati çekmektedir. Sefertepe'de bu yıl, çift yüzünde insan motifi bulunan bir boncuk da tespit edildi. Siyah renkli bir serpantinden üretilen boncuğun ortasında bir delik yer almaktadır. Bu deliğin her iki tarafında, Göbeklitepe ve Karahantepe’de sıklıkla rastlanılan ifade biçiminde iki farklı insan yüzü işlendiği görülmektedir." Arkeolojik çalışmalar Taş Tepeler'i tescilledi Kültürel miras yönetimi kapsamında Göbeklitepe'de yeni bir karşılama merkezi ile Karahantepe'de bir araştırma merkezi ve kazı evinin inşasında son aşamaya gelindiğini belirten Ersoy, araştırma merkezinin ise Taş Tepeler Projesi kapsamında yürütülen arkeometrik çalışmalara ev sahipliği yapabilecek kapasite ve donanımla planlandığını söyledi. Bakan Ersoy, konuşmasına şöyle devam etti: "Mevcut bulgular, bölgede Neolitik dönemde yoğun nüfuslu, farklı ölçeklerde yerleşimlerin bulunduğunu ve 1500 yıl boyunca kesintisiz iskanın gerçekleştiğini göstermektedir. Büyük ve küçük yerleşimlerin tümünde konut ve kamusal yapılar ortaya çıkarılmış, konutlarda gömütler, fırınlar ve besin hazırlama alanları tespit edilmiştir. Bunlar, günlük yaşam ile manevi değerlerin iç içe geçtiğini, hane ve toplumsal düzen kavramlarının erken dönemde oluştuğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın 'Aile Yılı' olarak ilan ettiği 2025 yılında, Anadolu'daki aile kurumunun tarihsel derinliğini ortaya koyma ve toplumsal yapının ne denli erken bir dönemde şekillendiğini bilimsel verilerle gösterme imkanı sunduğu için ayrı bir anlam da taşımaktadır. Kapsamlı arkeolojik çalışmalar, bizlere Neolitik insanın yaşamına, sanatına, toplumsal yapısına ve kaynak kullanımına dair ayrıntılı veriler sundu. Önümüzdeki dönemde mikro analizler, arkeometrik çalışmalar, teknoloji ve sembolik buluntulara odaklanan araştırmalar ile doğal çevre, etnoarkeoloji ve koruma faaliyetlerinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. İnanıyoruz ki bu kapsamlı çalışmalar Taş Tepeler bölgesini dünyanın Neolitik başkenti olarak tescilleyecektir." Göbeklitepe'nin ziyarete açıldığı günden bu yana 4 milyon kişiyi ağırlayarak onlara insanlık tarihine benzersiz bir yolculuk sunduğunu, bu yıl ise yaklaşık 750 bin ziyaretçiye ulaşmasının bölgenin dünya çapındaki çekim gücünün giderek arttığını gösterdiğini belirten Bakan Ersoy, Göbeklitepe ve Taş Tepeler'in hem Şanlıurfa'nın hem de ülkemizin turizm potansiyelini yükselttiğini söyledi. Bakan Ersoy, böylesi kapsamlı bir projenin önemli maddi kaynak ve yoğun emek gerektirdiğini vurgulayarak, Taş Tepeler Projesi'nin başarısında emeği geçen herkese teşekkür etti. Etkinlikte Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul da selamlama konuşması yaptı. Konuşmaların ardından katılımcılar, Taş Tepeler Projesi kapsamında 2025 yılında yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan ve alanda sergilenen 29 eseri yakından inceledi. Bakan Ersoy ve katılımcılar daha sonra Karahantepe kazı alanını gezerek, çalışmalarla ilgili kazı başkanı Karul'dan bilgi aldı.

3 Boyutlu Heykeller Sergilenecek Haber

3 Boyutlu Heykeller Sergilenecek

Kültür ve Turizm Bakanlığınca Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi kapsamında bu yıl Göbeklitepe ve Karahantepe'de de ortaya çıkarılan, aralarında 3 boyutlu insan heykellerinin bulunduğu 29 eser, 2026'da ilk kez ziyaretçilerle buluşacak. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri olarak Şanlıurfa'da 5 yıldır sürdürülen Taş Tepeler Projesi, neolitik dönemin yaşamına ve inanç dünyasına ilişkin önemli bulguları gün yüzüne çıkarıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe başta olmak üzere 12 farklı alanda eş zamanlı yürütülen kazılarda bu yıl bulunan eserler, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde özel bir seçkiyle sergilenecek. Proje kapsamında İngiltere, Almanya ve Japonya'nın da aralarında bulunduğu ülkelerden 36 profesörün öncülüğünde 219 akademisyen çalışmalarını sürdürüyor. Göbeklitepe'den Karahantepe'ye, Sayburç'tan Sefertepe'ye uzanan geniş coğrafyada yürütülen kazılarda bulunan 29 eser, dönemin ritüel anlayışına ışık tutan heykeller, sembolik objeler ve takılardan oluşuyor. Eserler arasında Göbeklitepe ve Karahantepe'de bulunan 3 boyutlu insan heykellerinin yanı sıra leopar heykeli ve o döneme ilişkin takılar bulunuyor. "Bu güzel eserleri özel bir seçkiyle tanıtma fırsatı buluyoruz" Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, yıllardır neolitik dönemin izlerini, uluslararası ölçekte akademisyenlerin desteğiyle sürdürdüklerini söyledi. Proje kapsamında insanlık tarihine önemli katkılar sağlandığını, çok sayıda eserin gün yüzüne çıkarıldığını belirten Karul, şunları kaydetti: "Bu yıl ortaya çıkarılan eserlerin bir kısmını hızlı bir şekilde sergiye taşımak istedik. Onların hazırlıkları yapıldı. Projenin 5. yılı olduğu için bu güzel eserleri özel bir seçkiyle tanıtma fırsatı buluyoruz. Eserleri seçerken çok zorlandık çünkü çok sayıda eser var, hepsi birbirinden kıymetli. Biz bu seçkiyi şöyle bir mantıkla belirledik, bu senenin önemli buluntu gruplarından birincisi 3 boyutlu insan heykelleridir. Bu eserleri ziyarete açıyoruz. Diğer taraftan takılardan bir seçki yaptık ki onlar da dönemin insanının süslenme ve takı yapma anlayışını bize aktarıyor. Yine küçük boyutlu, sembolik değeri olan eserlerden de bir seçki yaptık. Burada bunları seçerken yapılma biçimleri ve farklı ham maddelerden oluşmaları gibi bazı kriterler belirleyerek, bu yıl bulunan bütün eserlerin içerisinden 29 tanesini büyük bir zorlukla seçtik ve kamuoyuyla paylaşıyoruz."

Film Festivaline Konuk Oldular Haber

Film Festivaline Konuk Oldular

Oyuncu Erkan Can ve Güven Kıraç, "4. Göbeklitepe Uluslararası Film Festivali" kapsamında sinemaseverlerle bir araya geldi. Oya Doğan'ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşi, Reji Kilisesi olarak bilinen Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirildi. Söyleşinin açılışında konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, şehrin geleceğe ilham dolu kapılar açtığını belirterek, "Şanlıurfa, geçmişin bilgeliğini, geleceğin vizyonuyla buluşturan, kültürüyle, müziğiyle, gastronomisiyle, tarihiyle, inancıyla ve en önemlisi insanıyla dünyaya ilham veren bir şehir. Şanlıurfa'mız Göbeklitepe Uluslararası Film Festivali'yle artık sinema sanatıyla da anılacak. Evrensel bir kültür dilinde kendi sesini duyurmaya devam edecektir." dedi. Gülpınar, Göbeklitepe'nin binlerce yıllık mirasının bugün hala bu toprakların ruhunda yaşadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Biz de bu ruhu sinemanın gücüyle buluşturmayı çok önemsiyoruz. Bu festival bizim için sadece bir festival değil, film izlediğimiz bir etkinlik değil, farklı şehirlerden, farklı ülkelerden gelen sanatçıların aynı hikaye evreninde buluşması, kültürlerin birbiriyle temas etmesidir. İşte bu, festivalin en değerli tarafı. Bir yandan sinemanın evrensel diliyle kültürler arasında bağ kuruyor, diğer yandan bu kadim coğrafyanın sesini, rengini ve hikayesini dünyayla buluşturuyoruz. Her film, insanlığın ortak hikayesine yeni bakış, yeni anlam ve yeni ses kazandırıyor." "Bugünlerde sinema yok gibi herkes komedi filmine yöneliyor" Erkan Can da Şanlıurfa'nın Göbeklitepe ile Karahantepe'deki arkeolojik kazılarla büyük ivme kazandığını belirterek, bir kenti tanıtmanın en iyi yolunun kültürel festivaller olduğunu söyledi. Şanlıurfa'da olmaktan dolayı mutluluk duyduklarını dile getiren Can, Güven Kıraç'la olan dostluğundan bahsederek, "Aramızda büyük küçük diye bir şey yok. Bir sürü şeyimi Güven'e danışırım. Hayatım boyunca 'Ben büyüğüm, abiyim.' gibi hiç öyle bir şey düşünmedim. 40 yıldır da saygıyla, sevgiyle dostluğumuz devam ediyor." diye konuştu. Can, aslında bir derdi, meseleyi anlatmak amacıyla sinemanın yapıldığına dikkati çekerek, "Bugünlerde sinema yok gibi herkes komedi filmine yöneliyor. Ticari kaygılar, ekonomik sebepler senaristleri masrafsız, komedi, eğlenceli filmlere itti. Tabii bu da bir dönem, gelip geçecektir. Daha güzel senaryolar gelecektir." değerlendirmesinde bulundu. "Festivaller, kendi cam kulelerimizden çıkıp, gerçek izleyiciyle bir arada olma fırsatı verir" Güven Kıraç ise festivallerin sinema sektöründe bir sosyalleşme alanı olduğuna işaret ederek, "Bu festivaller vesilesiyle halkla beraber oluyoruz. Kendi cam kulelerimizden çıkıp, gerçek izleyiciyle bir arada olma fırsatı veriyor." diye konuştu. Erkan Can'la birçok filmde yer aldıklarına değinen Kıraç, şunları kaydetti: "Halihazırda üçüncü yılında olduğumuz bir tiyatro oyunu (Alevli Günler) var. Sevgili Urfalı tiyatroseverlere bundan 4, 5 ay önce oyunu seyrettirme imkanı da bulabildik. Bir kere daha Urfa'da bu oyunu oynamak isteriz. Bizim birlikte ürettiğimiz aynı zamanda gezi programlarımız da var. Talk show deniliyor, ben de programımıza walk show diyorum. Yani talk showda bir stüdyo olur girersiniz ama bizim stüdyomuz bütün dünya. Biz o bütün dünyanın fonunda yürüyerek birbirimize bir şeyler anlatıyoruz. Onun da seyirlik tarafı oldukça yüksek olmalı ki neredeyse 10 yıldır bu programları çekiyoruz." Kıraç, son olarak Doğu Demirkol ile Cem Gelinoğlu'nun hazırladığı "Kardeşler Araştırma" komedi filmi ile "Mutter" adlı festival filminde rol aldığını belirterek, farklı projelerde henüz senaryoları okuma aşamasında olduğunu ifade etti. Yapay zekayla beraber sinema, görsel sanatlar ve müzik gibi birçok sektörün ciddi kaygılar yaşadığını anlatan Kıraç, "Hologramlar, imajlar dünyasına gittiğiniz yerde, aktörler, aktrisler de aynı kaygıları hisseder. 'Tiyatro sanatı asla ölmez.' dediğimiz sanatlardan. Çoğu zaman kan kaybetmiştir ama on binlerce yıldır var olmaya devam ediyor canlı bir sanat olması hasebiyle. Burada da içime hologramlarla ayrı bir kaygı düştü." görüşlerini paylaştı. Programda ayrıca, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Gülpınar tarafından Kıraç ve Can'a onur ödülü takdim edildi.

Göbeklitepe Film Festivali Başladı Haber

Göbeklitepe Film Festivali Başladı

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi destekleriyle, Göbeklitepe Kültür Sanat Derneği tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Göbeklitepe Uluslararası Film Festivali" başladı. Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen açılışta sanatçı İsmail Baltacı'nın "Göbeklitepe - Ben Sen Onlar" sergisi ve sanatçı Habip Diy'in "Yontulmuş Zaman" sergisi sanatseverlerle buluştu. Açılış programında konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Daire Başkanı Merve Ofluoğlu, Şanlıurfa'nın artık bir film platosu haline geldiğini belirterek, son bir buçuk yıl içerisinde birçok dizi ve film çekiminin şehrin tarihi sokaklarında yapıldığını aktardı. Ofluoğlu, bu festivalin sürdürülebilirliğini sağlamak istediklerini dile getirerek, "Yıllar boyunca artık Şanlıurfa'da kasım ayı denildiği zaman Reji Kilisesi'nde bir film festivali var, insanlar bunun için özellikle Şanlıurfa'ya gelsin ve festival turizmini canlandıralım. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum." dedi. "Festivalimizi büyütmeye ve herkese hitap etmeye çalışıyoruz" Festival Direktörü Mustafa Deniz Doğan ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk olarak Göbeklitepe Kültür Sanat Derneğini kurduktan sonra Şanlıurfa'da bir film festivali düzenleme amacıyla çalışmalar yaptıklarını söyleyerek, "Bu konuda Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bizi hiç kırmadı, yanımızda oldu. Yavaş yavaş da festivalimizi büyütmeye ve herkese hitap etmeye çalışıyoruz. Umarım biz olsak da olmasak da bu festival uzun yıllar devam eder." diye konuştu. Açılışın ardından Harran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Vox Humanis Çok Sesli Korosu konser verdi. Ayrıca yönetmen, yapımcı ve senarist Eylem Kaftan bir söyleşi gerçekleştirdi. Açılışa katılanlar arasında Haliliye Kaymakamı Muhammed Serkan Şahin, Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan ve Şanlıurfa Kent Konseyi Başkanı Süleyman Hartavioğlu yer aldı. Festival hakkında Tüm gösterimlerin ve etkinliklerin ücretsiz olduğu festival boyunca özel film gösterimleri, söyleşiler, müzik dinletileri ve özel etkinlikler düzenlenecek. Bu yıl ana teması "Karahantepe" olarak belirlenen festival, 23 Kasım'da sona erecek. Festivalde yarın tarihçi ve oyuncu Pelin Batu, Dr. Öğretim Üyesi Ebru Okutan Akalın moderatörlüğünde "Sanatın Arkeolojisi" başlıklı bir söyleşi yapacak ve Murat Fıratoğlu'nun ödüllü filmi "Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri" izleyiciyle buluşacak. Festival hakkında detaylı programa "gobeklitepekultursanat.org.tr" adresinden ulaşılabilir.

Şanlıurfa’ya Tatilde Ziyaretçi Akını Haber

Şanlıurfa’ya Tatilde Ziyaretçi Akını

Şanlıurfa’nın dünya çapında ün kazanan tarihi mirası Göbeklitepe, dokuz günlük eğitim tatili döneminde ziyaretçi akınına uğradı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre dokuz günlük tatil süresince Göbeklitepe’yi toplam 66 bin 133 kişi ziyaret etti. Kentin diğer önemli kültür durakları Arkeoloji Müzesi ile Haleplibahçe Mozaik Müzesi ise 20 bin 687 ziyaretçiyi ağırladı. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede kentin turizm potansiyelinin her geçen gün daha etkin şekilde değerlendirildiğini vurguladı. Vali Şıldak, Göbeklitepe’nin yanı sıra, Taş Tepeler Projesi kapsamında Karahantepe başta olmak üzere yeni arkeolojik alanların ziyarete açılmasının Şanlıurfa turizmine büyük ivme kazandırdığını belirtti. Vali Şıldak ayrıca; Harran’daki tarihi yapıların restorasyonlarının tamamlanması, Halfeti ve Takoran Vadisi’nin doğal güzelliklerinin turizm rotalarına dahil edilmesi, konaklama kapasitesinin artırılması, yeme içme tesisleri ile gıda üretim alanlarının niteliklerinin geliştirilmesi gibi adımların kentin turizmdeki yükselişini desteklediğini ifade etti. Gastronomi ve müzik başta olmak üzere Urfa kültürünün zengin mirasının turizmle daha etkili şekilde buluşturulmasının önemine dikkat çeken Vali Şıldak, turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yapıcı yaklaşımının da sürece önemli katkı sunduğunu belirtti. Vali Şıldak, Şanlıurfa’nın kısa sürede güçlü bir “Marka Şehir” haline geleceğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın son yıllardaki güçlü desteklerine de vurgu yapan Vali Şıldak, önümüzdeki dönemde Şanlıurfa’nın bir turizm şehri olarak daha hızlı adımlar atması için tüm paydaşlarla birlikte çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Ölen Kızının Hayali İçin Yaptı Haber

Ölen Kızının Hayali İçin Yaptı

Seramik sanatçısı Ayşe İşgüder, vefat eden kızı ve aynı zamanda meslektaşı Ecem Ebru Alkış'ın hayalini gerçekleştirmek için Neolitik Çağ'a ait 150 eserin replikasını Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle yaptı. Sanatçı İşgüder, AA muhabirine yaklaşık yarım asırdır seramik sanatıyla uğraştığını söyledi. Yıllarca birlikte seramik sanatıyla ilgilendiği kızı Ecem Ebru Alkış'ı (35) geçen yıl yakalandığı hastalık nedeniyle kaybettiğini gözyaşlarıyla anlatan İşgüder, onun son hayalini gerçekleştirmek için gece gündüz Neolitik Çağ eserlerini tek tek çalıştığını belirtti. Dönemin eserlerini ve sembollerini büyük üzüntü içinde titizlikle, adeta tırnaklarıyla kazıyarak seramiğe işlediğini dile getiren İşgüder, eserleri günlük hayatta kullanılan objelere dönüştürdüğünü ifade etti. İşgüder, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi ören yerlerinde bulunan eserleri aralarında kolye, abajur ve mini heykellerin de bulunduğu 150 farklı esere işlediğini ve replikaları yaptığını belirtti. "İçimizde ukde kalan hayaldi" Ayşe İşgüder, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle eserleri Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde sanatseverlerin beğenisine sunduklarını ve replikaların yoğun ilgi gördüğünü ifade etti. Tarifsiz acısının kızının hayalini yerine getirmeyle bir nebze de olsa hafiflediğini anlatan İşgüder, şöyle devam etti: "Yani bu böyle 3-5 yıllık bir hayal değil gerçekten sıra dışı bir hayaldi, içimizde ukde kalan bir hayaldi ama yaşam devam ediyor, bazı sorumluluklar var. O sorumlulukları yerine getiriyorsunuz. İnsanlar, bazı hayalleri hep ertelemek durumunda kalıyor. İşte biz anne kız olarak bu hayali ertelemek durumunda kalmıştık. Şu anda kızım evet, burada yok ama gördüğünüz gibi artık tüm eserlerde her tarafta var. Bizimle birlikte onun söyleyeceği tek söz şu olurdu: 'Anne, çok şükür, hayalimizi gerçekleştirdik.' Emek veren, katkı sunan herkese çok teşekkür ediyoruz." Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan da Neolitik Çağ'a ilişkin eserlerin adeta ilmek ilmek işlenerek sanat eserine dönüştürülmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.