Uygulamalarımız appstore googleplay

#Karahantepe

gazeteci63.com - Karahantepe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karahantepe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Arkeolojik Alanlara Turist İlgisi Haber

Arkeolojik Alanlara Turist İlgisi

Şanlıurfa'da Göbeklitepe'nin yanı sıra Karahantepe, Sayburç ve Çakmaktepe'nin de aralarında bulunduğu 12 noktada sürdürülen arkeolojik kazılar, kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin ilgisini artırıyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri olarak nitelendirilen ve 6 yıldır sürdürülen Taş Tepeler Projesi kapsamında, Şanlıurfa'daki Neolitik döneme ait yerleşimlerde çalışmalar yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik ve Yoğunburç'ta arkeolojik kazılar gerçekleştiriliyor. Türkiye'nin yanı sıra Çin, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerden akademisyenlerin de destek verdiği çalışmalarda, Neolitik dönemde insanların yaşam biçimleri, ritüelleri, geçim stratejileri, mimari yapıları ve üretim teknolojilerine ilişkin bulgular ortaya çıkarılıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe ise bölgedeki arkeolojik alanların başında geliyor. Göbeklitepe'nin yanı sıra diğer kazı alanlarında ortaya çıkarılan buluntuların da tanıtılması ve ziyaret edilebilir alanların artırılmasıyla Şanlıurfa'nın kültür turizmindeki potansiyelinin daha da yükselmesi hedefleniyor. "Burası gerçekten çok olağanüstü bir yer" Polonya'dan eşiyle Göbeklitepe'yi ziyaret eden Aleks Tedro, AA muhabirine, bölgeyi merak ettikleri için Türkiye'ye geldiklerini söyledi. Tarihi alanı çok beğendiklerini belirten Tedro, "Biz buraya anlatılan o çok eski hikayeler için geldik. Kitaplarda buralarla ilgili çok şey okuduk. Eşimle buraya Türkiye'ye ekstra bir uçuş yaparak geldik. Bazen tarih merakımız dolayısıyla Mısır, Malta ve Güney Amerika ülkelerine de gidiyoruz. Bu eski yapılara çok merak duyuyoruz. Burası da gerçekten çok olağanüstü bir yer." dedi. Göbeklitepe'yi ailesiyle ziyaret eden İbrahim Kocakaya da Konya'dan kenti gezmek için geldiklerini belirtti. Tarihi alanlara ilgi duyduklarını ifade eden Kocakaya, "Tarihin sıfır noktasındayız. İzne ayrılmıştık direkt buraya gezmeye geldik. Kazıların devamını da merak ediyoruz, daha aramalar, kazılar yapılıyor. Her sene gelmeyi düşünüyoruz." diye konuştu. "Konaklama gün sayısını doğrudan artıracaktır" Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan ise Taş Tepeler Projesi'nin yurt içinden ve yurt dışından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Projenin çok uluslu bir çalışma modeliyle sürdürüldüğünü belirten Aslan, Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerde de Taş Tepeler Projesi'ne yönelik tanıtım faaliyetleri gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölgedeki kazıların yerli ve yabancı konuklar tarafından ilgiyle takip edildiğine işaret eden Aslan, bu durumun kentteki konaklama gün sayısını da doğrudan artıracağını sözlerine ekledi.

Sayburç'ta Açık Hava Müzesi Haber

Sayburç'ta Açık Hava Müzesi

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, "Sayburç'ta 2 bin 700 metrekarelik alanda açığa çıkardığımız yaklaşık 70 yapının ardından yerleşimi açık hava müzesine, geleneksel köy yapılarını ise köy müzesine dönüştürmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, NSosyal hesabındaki paylaşımında, insanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinin gerçekleştiği Şanlıurfa'da yeni bir döneme hazırlandıklarını belirtti. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul ile Karahantepe ve Sayburç'taki çalışmaları, yeni bulguları ve gelecek dönem hedeflerini değerlendirdiklerini aktaran Ersoy, şunları kaydetti: "Buzul Çağı'nın ardından ilk yerleşik yaşamın ve 'mega köylerin' ortaya çıktığı bu eşsiz coğrafyada; mitlerin kökenine ışık tutan Karahantepe, merdiven, pencere ve mimarlık tarihi açısından devrim niteliğindeki 'köşenin' keşfi gibi mimari unsurların bilinen en erken örneklerini barındırıyor. Sayburç ise yerleşik yaşamın ve mimarinin dönüşümünü gözler önüne seriyor. Sayburç'ta 2 bin 700 metrekarelik alanda açığa çıkardığımız yaklaşık 70 yapının ardından yerleşimi açık hava müzesine, geleneksel köy yapılarını ise öncü bir köy müzesine dönüştürmeyi planlıyoruz. Geleceğe Miras ve Taş Tepeler projelerimizle bu benzersiz mirası koruyarak geleceğe taşımayı sürdüreceğiz."

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor Haber

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor

Çin Halk Cumhuriyeti'nin Türkiye'deki ilk arkeolojik kazı projesi özelliğini taşıyan Şanlıurfa'daki Yoğunburç kazıları, iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen "Taş Tepeler Projesi" kapsamında başlatılan kazılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi işbirliğinde sürdürülüyor. Türkiye'de ilk kez arkeolojik kazı çalışmasına katılan Çinli arkeologlar, insanlık tarihine ışık tutan Şanlıurfa'daki neolitik yerleşimde geçmişin izlerini araştırıyor. İki ülke arasında köprü görevi görecek Yoğunburç Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Yoğunburç'un Çinli arkeologların Türkiye'de kazı çalışması yürüttüğü ilk alan olduğunu söyledi. Kazı çalışmalarının 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple ilk kez 16 Temmuz'da başlatıldığını ifade eden Gan, 
Şanlıurfa'da çalışma yürütmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Gan, Türkiye ile Çin arasında arkeoloji alanındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesini istediklerini belirtti. Yoğunburç'taki çalışmaların yalnızca arkeolojik açıdan değil iki ülke arasındaki ilişkiler bakımından da önem taşıdığını vurgulayan Gan, şöyle konuştu: "Yoğunburç kazıları, iki ülke arasında çok önemli bir köprü. İleride Çinli insanların Türkiye'yi, Şanlıurfa'yı ve buradaki tarihi yerleri bilmesi önemli. Devlet olarak da buradaki kazılara çok önem veriyoruz. İki ülke arasındaki dostluk ve turizmin gelişmesi için çok önemli." Kardeş belediye süreci başladı Gan, Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan'ın da kazı çalışmalarından önce Şanlıurfa'da çeşitli ziyaretlerde bulunduğunu hatırlattı. Yetkililerin Yoğunburç kazılarına büyük önem verdiklerini ifade eden Gan, "Ziyaretin ardından Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin Yulin Belediyesi arasında kardeş şehir ilişkisi kurulmasına yönelik süreç başlatıldı. İki ülke için de iyi bir tanıtım olacak ve çok turistin gelmesini umuyoruz." dedi. Türkiye'nin köklü tarihe sahip olduğunu belirten Gan, ülkedeki tarihi alanlardan etkilendiğini söyledi. Gan, "Turist olarak daha önce gelip gezmiştim, Türkiye'de tarihi yerlerin çok fazla olduğunu gördüm. Türkiye'deki insanların, yetkililerin çok sıcakkanlı ve yardımsever olduğunu görüyoruz. Kendi evimizde gibi hissediyoruz, burada çok mutluyuz." ifadelerini kullandı. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta Haber

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta

Kültür ve Turizm Bakanlığının "Taş Tepeler Projesi" kapsamında Şanlıurfa'ya gelen Çinli arkeologlar, Yoğunburç'ta yürütülen kazı ile Neolitik döneme ait izleri gün yüzüne çıkarıyor. Türkiye ile Çin arasındaki işbirliğiyle Taş Tepeler Projesi kapsamında, Karaköprü ilçesindeki Yoğunburç'ta Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezinde görevli arkeolog Prof. Dr. Gan Caichao başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları ilk kez 16 Temmuz'da başladı.
 Çinli arkeologlar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi işbirliğinde yaklaşık 22 dönümlük alanda devam eden kazıda, Göbeklitepe ve Karahantepe ile aynı çağı kapsayan Neolitik dönemin izini sürüyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Türkiye'ye gelerek Taş Tepeler Projesi'nde görev almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Taş Tepeler Projesi'nin dünyada tanınan bir proje olduğunu belirten Gan, bölgede geçmiş yaşamdan kalan çok sayıda kalıntı bulunduğunu ifade etti. Kazı çalışmalarına Çinli arkeologların katıldığını belirten Gan, Yoğunburç'ta 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple kazı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi. Yoğunburç'ta önemli bulgulara ulaşmayı hedeflediklerini dile getiren Gan, "Şanlıurfa bölgesi, Neolitik dönemdeki en önemli kalıntı yerlerinden biridir. Bu kazıda çok iyi şeyler çıkartmak istiyoruz." dedi. "Dönemin yaşantı biçimlerini yansıtıyor" Kazı alanında doğu-batı ve güney-kuzey doğrultularındaki başlangıç ve bitiş noktalarını kanal açarak belirlediklerini ifade eden Gan, "Bu iki kanal ile hangi alanda daha fazla yoğunluk olduğunu belirttik. Arada da merkezde kare şeklinde alan belirledik." diye konuştu. Yoğunburç'ta boncuk, çakmak taşı ve yaban domuzu dişi bulduklarını anlatan Gan, şunları kaydetti: "Kazılarda Neolitik dönemde insanların çalışma yaparken kullandığı taşlar ile süslenmek için takılan boncukları bulabildik. Bu buluntular o zamandaki insanların çok akıllı ve zeki olduğunu gösteriyor. Bu buluntular daha önce yaşayan insanların yaşantı biçimlerinin nasıl olduğunu araştırmamız için önemli bilgilerdir." Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı Haber

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı

Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe ile Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, yurt dışında yapılan sergi ve tanıtım faaliyetleriyle Taş Tepeler'e yönelik uluslararası ilginin arttığını belirterek bölgenin artık dünya çapında bilinen bir destinasyona dönüştüğünü söyledi. Karul, AA muhabirine, Taş Tepeler Projesi'nin yalnızca arkeolojik kazılardan oluşmadığını, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarından birine ışık tutan uluslararası bir araştırma modeli olduğunu anlattı. Neolitik Çağ'ın insanlık tarihinin ortak geçmişindeki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Karul, yerleşik hayatın ve üretici yaşamın ortaya çıkışının dünya tarihinin ortak noktalarından olduğunu belirtti. Taş Tepeler Projesi'nin de bu anlayışla çok uluslu bir model etrafında şekillendirildiğini aktaran Karul, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarının projede görev aldığını kaydetti. Çalışmalara bu yıl Çin ekibinin de dahil olduğunu ve Yoğunburç'ta kazılara başlandığını belirten Karul, proje kapsamında yurt dışında da çeşitli konferans ve sergiler düzenlendiğini söyledi. Karul, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin yurt dışındaki büyükelçilikleri ve Yunus Emre Enstitüsünün tanıtım faaliyetlerine katkı sunduğunu ifade ederek İtalya'nın başkenti Roma'da Kolezyum'da ve Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen sergilerin yoğun ilgi gördüğünü belirtti. "Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon" Yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarının bölgeye yönelik ilgiyi artırdığını dile getiren Karul, "Bakanlığımızın açıkladığı gibi Tokyo'da önümüzdeki aylarda bir sergi yapacağız. Planlanan başka sergiler de var. Hem Uzak Doğu'da hem Avrupa ülkelerinde." dedi. Bu çalışmaların bölgeye gelen yabancı ziyaretçi sayısına da yansıdığını belirten Karul, farklı ülkelerden arkeoloji meraklılarının Taş Tepeler'i ziyaret ettiğini gözlemlediklerini ifade etti. Karul, şöyle konuştu: "Artık Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon. Bu bir yerleşmeden Karahantepe ya da Göbeklitepe'den ibaret değil. Bu Şanlıurfa'da Harran Ovası'nın etrafında yerleşmiş ilk yerleşik toplulukları ifade eden bir coğrafyayı karşılıyor ve insanlar bu coğrafyayı merak ediyorlar. Artık bu bölgeye insanlar sadece Göbeklitepe'yi değil bu coğrafyayı anlamak, bu coğrafyadaki farklı yerleşimleri görmek için geliyorlar." Bölgeye yönelik ilginin artmasıyla farklı arkeolojik alanları birbirine bağlayan ulaşım ağı ve rotanın da oluşturulduğunu belirten Karul, Taş Tepeler'in artık yalnızca tek bir arkeolojik alanı değil, geniş bir coğrafyayı ifade ettiğini vurguladı. Bölgenin korunmasına yönelik çalışmalar sürüyor Karul, Taş Tepeler bölgesinin korunmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirterek, arkeolojik araştırmaların yanı sıra çevrenin korunması ve alanların daha iyi anlaşılmasına yönelik çeşitli projelerin yürütüldüğünü söyledi. Projenin temel hedeflerinden birinin insanlık tarihinin önemli buluşma noktalarından biri olan bölgeyi günümüz toplumuyla buluşturmak olduğunu ifade eden Karul, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere çok sayıda kurumun projeye katkı sunduğunu sözlerine ekledi. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Karahantepe'de Gizemli Oda Haber

Karahantepe'de Gizemli Oda

Taş Tepeler Projesi kapsamında kazı çalışmalarının sürdüğü Karahantepe'de, geçen yıl kısmen gün yüzüne çıkarılan özel amaçlı dörtgen planlı yapıda bu sezon önemli keşifler yapılması bekleniyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji çalışmalarından Taş Tepeler Projesi kapsamında Karahantepe'de 7 yıldır yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki kısmı başladı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe ile benzer özellikler taşıyan Karahantepe'de bugüne kadar neolitik döneme ait 250'nin üzerinde "T" biçimli dikili taşın yanı sıra insan figürlü heykeller ve hayvan betimlemeleri gün yüzüne çıkarıldı. Ekim ayına kadar sürecek çalışmalarda geçen yıl kısmen ortaya çıkarılan özel amaçlı dörtgen planlı yapıda kapsamlı kazı yapılacak. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Karahantepe'de kazı çalışmalarının 7. yılında yeni sezona başladıklarını belirterek, sezon sonunda alanın koruma çatısıyla örtüleceğini söyledi. Kazıların bu yıl höyüğün tek bir bölümünde yoğunlaştırıldığını ifade eden Karul, ana kayanın üzerindeki yapı kalıntılarını bütüncül şekilde ortaya çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi. Karahantepe'nin bugüne kadar arkeoloji dünyasını şaşırtan çok sayıda buluntuya ev sahipliği yaptığını vurgulayan Karul, bu yıl da benzer sürprizlerin yaşanmasını beklediklerini kaydetti. Geçen yıl kısmen açığa çıkarılan dörtgen planlı yapıya dikkati çeken Karul, şunları söyledi: "Üstündeki taşları, o binayı, odayı kapatan taşları bu yıl kaldıracağız ve o alanda kazı yapacağız. Bu mekan zaten özel amaçlarla inşa edilmiş bir mekan. Dolayısıyla o odanın da bize birtakım sürprizler sunacağını söyleyebiliriz." Karul, yapının bir köşesinde üzeri büyük yassı taşlarla kapatılmış bir odanın bulunduğunu, odanın girişinin sığ bir dolguya açılması nedeniyle içeriden kazı yapılamadığını, bu nedenle üst örtü taşlarının kaldırılarak çalışmalara başlanacağını anlattı. Sürpriz bulgulara ulaşılması bekleniyor Karahantepe'nin kazı sürecinde her zaman şaşırtıcı sonuçlar veren bir alan olduğunu ifade eden Karul, şunları kaydetti: "Ekim ayına kadar buradayız. Bizim de bilmediğimiz birtakım sürprizler kuşkusuz bekliyoruz. Öngördüklerimiz var ama hiç hesaba katmadıklarımız da olacaktır. Umarım başarılı bir sezon olur. Özellikle geçtiğimiz yıl kısmen açtığımız dörtgen planlı bir yapı vardı. Bu yapının bir köşesinde üzeri büyük yassı taşlarla kapatılmış bir oda açığa çıkarmıştık. Bu odanın, mekanın içerisine bakan bir kapısı var. Bu kapı oldukça sığ bir dolguya açılıyor, yani yaklaşık 1 metrelik. O kapıdan girip içerisini kazmak mümkün değil. Üstündeki taşları, o binayı, odayı kapatan taşları bu yıl kaldıracağız ve o alanda kazı yapacağız. Bu mekan zaten özel amaçlarla inşa edilmiş bir mekan. Dolayısıyla o odanın da bize birtakım sürprizler sunacağını söyleyebiliriz." Karahantepe'de yapımı tamamlanma aşamasına gelen araştırma merkezinin çalışmalara önemli katkı sağlayacağını belirten Karul, Kültür ve Turizm Bakanlığının yanı sıra Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve diğer yerel kurumların desteğinin kazıları hızlandırdığını ifade etti.

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi Haber

Göbeklitepe'ye 4,5 Milyon Ziyaretçi

Dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen ve "tarihin sıfır noktası" şeklinde nitelendirilen Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kabul edilişinin sekizinci yılında 4 milyon 409 bin 590 kişiyi misafir etti. 1963 yılında yapılan yüzey çalışmaları sırasında tespit edilen, kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında Göbeklitepe'de, en somut bulgular 1986'da tarlasını süren bir çiftçinin bulduğu heykelle ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden alınan izinle 1995 yılında başlayan kazılarda, neolitik döneme ait boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton olan, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar bulundu. Ortaya çıkarılan neolitik döneme ait eserlerle ünü her geçen gün artan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO "Dünya Miras Geçici Listesi"ne alındı, 1 Temmuz 2018'de ise Bahreyn'de düzenlenen 42'nci Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda Dünya Mirası Listesi'ne girdi. Bu unvan sayesinde dünyadaki bilinirliği her geçen gün artan Göbeklitepe, 2019'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesiyle ziyaretçi sayısını daha da arttırmaya başladı. Kovid-19 salgını, deprem ve sel felaketi nedeniyle ziyaretçi sayısında bir süre düşüş yaşansa da Göbeklitepe'yi 8 yılda 4 milyon 409 bin 590 kişi gezdi. "Göbeklitepe Şanlıurfa için bir şans" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması ve ardından 2019 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın burayı ziyaret ederek "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesiyle ciddi bir değişim ve hareketlilik yaşandığını söyledi. Göbeklitepe'nin Şanlıurfa ve bölge turizmi için önemine işaret eden Türkmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Göbeklitepe, Şanlıurfa için bir şans. Biraz daha iddialı olacak ama aslında Türkiye için bir şans. Bölgemiz, Taştepeler Projesi ile beraber adeta 12 ayrı noktada yapılan kazı çalışmalarıyla dünyanın doğrudan çekim merkezi olma noktasında çok ciddi bir ivme kazanmıştır. Şu ana kadar yaklaşık 4,5 milyon civarında kişi ziyaret etmiştir. 2026 yılının ilk 6 aylık sürecine baktığımız zaman bile aşırı yağışlara rağmen 320 binin üzerinde ziyaretçi gelmiş. Bu da yıl sonuna kadar hedefimiz olan 1 milyonu yakalayabileceğimizi göstermektedir. Çünkü sezon yeni yeni başlıyor. Güneydoğu'nun ve ülkemizin son derece önemli ve bir parlayan yıldızıdır, bunun kıymetini bilmemiz lazım. Bir yerde UNESCO'nun eğer bir eseri varsa yabancı turist gözüyle baktığımız zaman orası mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Şanlıurfa bu konuda çok önemli bir yere sahiptir. Bir tane kalıcı, iki tane de aday var. Balıklıgöl ve Harran bu adaylardan biridir. Önümüzdeki yıllarda Karahantepe de kalıcı listeye girecektir. Özellikle UNESCO sürecini dikkate almamız ve altyapı eksiklerimiz varsa da bunları tamamlamamız gerekiyor." Ziyaretçilerden davet var Almanya'dan gelen ziyaretçilerden Sabri Şahin ise Göbeklitepe'yi ilk kez gördüğünü dile getirdi. Daha önce internette gördüğü Göbeklitepe'yi çok merek ettiğini ve Türkiye'ye gelince ziyaret etmeye karar verdiğini anlatan Şahin, "Geldik, gördük, eserler ve figürler çok eski. Burayı gördüğüm için sevindim. Yetkililerimiz bu yeri açtığı için onlara teşekkür ederim. Çok güzel bir yer. İnşallah başkalarını da çıkarırlar." diye konuştu. Aksaray'dan gelen Sevil Ünlü de birçok yerini gezdiği Türkiye'nin her tarafının tarih cenneti olduğunu vurgulayarak, "Göbektepe'yi daha önce araştırmıştım. Türkiye cennet, Göbeklitepe en güzel örneklerinden, en eskilerinden. İnşallah değeri bilinir. Daha çok tanıtılır. Daha çok insan buraya gelip görme şansı yakalar. Ülkemizin değerini bilelim. Daha derin bir tarih olduğunu gördüm. Görünce daha farklı duygular besledim. Birebir görmek gerçekten daha farklı." ifadesini kullandı. Mersin'den gelen Gülsüm Sayın ise ilk defa geldiği Göbeklitepe'yi çok beğendiğini belirterek, "Merak ediyordum, işte geldim, gördüm. Buralar, gerçekten gezilip görülecek yerler. Herkese tavsiye ediyorum." sözlerini sarf etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.