Uygulamalarımız appstore googleplay

#Kan Şekeri

gazeteci63.com - Kan Şekeri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kan Şekeri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aşırı Et Tüketimine Dikkat Haber

Aşırı Et Tüketimine Dikkat

Kurban Bayramı’nda aşırı şekilde kırmızı et ve ağır yemek tüketiminin kolesterol, ürik asit ve tansiyon değerlerini olumsuz etkileyerek kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bildirildi. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'nden Prof. Dr. Murat Akarsu, AA muhabirine, bayram döneminde metabolik dengeyi korumanın temel kuralının porsiyon kontrolü ve öğün çeşitliliğini sağlamak olduğunu söyledi. Günlük protein alımının vücut ağırlığının kilogramı başına 0,8-1 gram standardına uygun şekilde sınırlandırılması gerektiğini belirten Akarsu, bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanmasının önemli olduğunu, öğünlerde aşırı et tüketiminden kaçınılması gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Akarsu, kurban etlerinin kuyruk ve iç yağından ayrılması gerektiğini, ilk gün etlerin sert olacağı için mutlaka buzdolabında dinlendirilmesinin önemli olduğunu kaydetti. Et tüketilirken öğünlerde posa dengesini sağlayacak sebzeli ve sulu yemeklerin tercih edilmesinin daha sağlıklı olacağına dikkati çeken Akarsu, bayramda artan protein tüketimi nedeniyle günlük sıvı alımının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. "Kırmızı etin aşırı tüketimi hazımsızlık, kabızlık ve reflüyü tetikler" Prof. Dr. Akarsu, protein metabolizmasının oluşturduğu üre ve ürik asit gibi yıkım ürünlerinin böbreklerden rahatlıkla atılabilmesi için günlük sıvı tüketiminin minimum 2-2,5 litre su olacak şekilde planlanması gerektiğini aktardı. Kırmızı etin doymuş yağ ve kolesterol açısından oldukça zengin bir kaynak olduğunun altını çizen Akarsu, "Kırmızı etin aşırı tüketimi gastrointestinal sistemi zorlayarak hazımsızlık, kabızlık ve reflüyü tetikler." dedi. Aşırı et tüketiminin uzun vadede damar sertliği riskini artırabileceğini dile getiren Akarsu, "Kırmızı et tüketimi uzun vadede 'LDL kolesterol ve trigliserid' dediğimiz non-HDL kolesterol değerlerini yükselterek ateroskleroz riskini artırır. Kırmızı ette bulunan yüksek pürin miktarı ürik asit seviyelerini yükseltebilir, akut gut hastalığı ataklarına yol açabilir. Protein yıkımıyla oluşan ve idrara atılan atıklar böbreklere binen yükü artırır." diye konuştu. Yeni kesilen kurban etinin hemen tüketilmesinin doğru olmadığına işaret eden Akarsu, bu hayvanların kas dokusunda "rigor mortis" olarak adlandırılan ölüm sertliği meydana geldiğini söyledi. Bu aşamada etteki depo karbonhidratların laktik aside dönüştüğünü, etin pH seviyesinin düştüğünü ifade eden Akarsu, ölüm sertliği sürecindeki etin hemen tüketilmesinin sindirimi son derece zorlaştırdığını, karında şişkinlik, kramp ve hazımsızlık gibi akut gastrointestinal problemlere yol açabileceğini belirtti. Prof. Dr. Akarsu, kesilen etlerin öncelikle güneş görmeyen, serin bir ortamda birkaç saat bekletildikten sonra buzdolabında en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kurban etlerini pişirmenin en sağlıklı yöntemlerin haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yağ eklenmesine gerek olmayan teknikler olduğunu anlatan Akarsu, etin kendi yağıyla pişebilecek nitelikte olduğunu, pişirme sırasında ilave tereyağı veya kuyruk yağı eklenmemesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Akarsu, mangal yapılırken etin doğrudan ateşe temas ettirilmesinin sağlık açısından risk oluşturduğunu, yağların ateşe damlaması sonucu polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve heterosiklik aminler gibi kanserojen bileşiklerin ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Bayram sofralarında etin yanında tüketilecek besinlerin de önemli olduğuna dikkati çeken Akarsu, kırmızı etin yüksek oranda demir içerdiğini ancak C vitamini barındırmadığını vurguladı. Prof. Dr. Akarsu, demir emilimini artırmak için etin yanında mutlaka C vitamini açısından zengin yeşil yapraklı sebzeler, limonlu salatalar ve turunçgiller tüketilmesi gerektiğinin, tam tahıllar, yüksek lifli sebzeler ve yoğurt, ayran, cacık gibi probiyotik içerikli gıdaların bağırsak hareketlerini desteklediğinin altını çizdi. Hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalarının bayram döneminde daha dikkatli olması gerektiğinden bahseden Akarsu, hipertansiyon hastalarının pişirme sırasında tuzu minimum düzeyde tutması gerektiğini aktardı. Bu hastalarda sakatat tüketiminin önerilmediğini dile getiren Akarsu, kalp hastalarının yağlı etlerden, kuyruk yağından ve sakatatlardan uzak durması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Akarsu, diyabet hastalarının ise kurban etinin yanında karbonhidrat yükünü artıracak pilav, börek ve beyaz ekmek yerine bulgur, karabuğday veya sebze garnitürlerini tercih etmeleri gerektiğini anlattı. Bayramda sindirim sorunları yaşamamak için et tüketiminin akşam yerine öğleye kaydırılması gerektiğine işaret eden Akarsu, lokmaların iyi çiğnenmesinin ve yemeklerden sonra hafif yürüyüş yapılmasının sindirim sistemi açısından olumlu etkiler oluşturduğunu söyledi. Bayram ziyaretlerinde tüketilen şerbetli tatlılar, lokumlar ve bayram şekerlerinin yüksek glisemik indeksleri nedeniyle ani insülin salınımına yol açabileceği bilgisini veren Akarsu, bunların tüketim sıklığı ve porsiyonunun minimum düzeyde tutulması gerektiğini ifade etti. Sütlü ve meyve tatlılarının daha uygun seçenekler olduğunu vurgulayan Akarsu, tatlı tüketiminin ana öğünün hemen ardından değil, birkaç saat sonraki ara öğünlerde yapılmasının kan şekeri kontrolü açısından daha doğru olacağını sözlerine ekledi. "Kontrolsüz ve aşırı kırmızı et tüketimi vücudu ağır bir mikroskobik stres altına sokar" Aynı hastanenin Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Bilal Çuğlan ise Kurban Bayramı'nda ani beslenme değişikliklerinin kardiyovasküler sistemde ciddi yük oluşturabileceğini söyledi. Bayram dönemlerinde sabahın erken saatlerinde ağır et yemekleriyle başlayan beslenme alışkanlıklarının gün boyu protein ve yağ yüklemesine dönüştüğünü belirten Çuğlan, sağlıklı bir bayram geçirmek için güne mutlaka hafif, lif ve antioksidan oranı yüksek kahvaltıyla başlanması gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Çuğlan, zeytin, peynir, bol yeşillik ve tam tahıllı ekmekten oluşan geleneksel kahvaltının tercih edilmesi, kırmızı et tüketiminin günün sadece tek bir ana öğününe ve mümkünse öğle saatlerine sabitlenmesi gerektiğini anlattı. Günlük sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını, fazla protein alınması nedeniyle böbreklerin yükünün arttığını ifade eden Çuğlan, şöyle devam etti: "Akşam saatlerinde tüketilen yüksek kalorili ve ağır proteinli gıdalar geceleri kan basıncında görülmesi beklenen doğal düşüşü zorlaştırabilir. Bu durum kalbin gece boyunca dinlenmesini engelleyerek kardiyovasküler olayların artmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca kontrolsüz ve aşırı kırmızı et tüketiminin damarlardan böbreklere kadar tüm vücudu ağır bir mikroskobik stres altına sokar. Bayram sofralarında yapılacak tek öğünlük aşırı kaçamak dahi kronik hastalarda ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebilir." Bayramın sağlık sorunlarıyla gölgelenmemesi gerektiğini dile getiren Çuğlan, bu dönemde de porsiyon kontrolünün korunması, ilaç düzeninin bozulmaması ve fiziksel hareketin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Şeker ve Tansiyon Hastalarına Uyarı Haber

Şeker ve Tansiyon Hastalarına Uyarı

11 ayın sultanı #Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte, diyabet ve tansiyon hastalarının oruç sürecinde dikkat etmesi gerekiyor. Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Akif İzgi, Ramazan ayında oruç tutacak kronik hastalara önemli uyarılarda bulundu. Ramazan ayında oruç tutmayı düşünen diyabet hastalarının, mutlaka Ramazan öncesinde hekimlerine başvurmaları gerektiğini belirten Dr. İzgi, diyabet tipi, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden hastalıkların oruç kararında belirleyici olduğunu vurguladı. İnsülin kullanan ya da insülin salgılatan oral antidiyabetik ilaçlar (OAD) kullanan hastaların daha sık kan şekeri takibi yapmaları gerektiğini ifade eden Dr. İzgi, bu hastaların doktor kontrolünde olmalarının büyük önem taşıdığını söyledi. Ramazan sürecinde insülin dozlarının ve ilaç kullanım saatlerinin hekim tarafından düzenlenebileceğini belirten İzgi, bazı ilaçların iftar sonrasına kaydırılabildiğini kaydetti. Ayrıca oruç tutan diyabet hastalarının sahuru kesinlikle atlamamaları gerektiğini vurguladı. Oruç sırasında baş dönmesi, çarpıntı, halsizlik ve terleme gibi şikâyetlerin hipoglisemi belirtisi olabileceğine dikkat çeken Dr. İzgi, bu tür durumlarda hastaların mutlaka kan şekeri ölçümü yapmaları gerektiğini ifade etti. Kan şekeri düşüklüğü tespit edilmesi halinde, hastaların yanlarında bulundurdukları küp şeker veya hurma gibi hızlı etkili karbonhidratları tüketmeleri gerektiğini belirten İzgi, iftar ve sahur arasında yeterli sıvı alımının ihmal edilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Tansiyon Hastalarına Özel Uyarılar Ramazan ayında oruç tutacak hipertansiyon hastalarının da düzenli tansiyon takibi yapmaları gerektiğini belirten Dr. İzgi, tansiyon düzensizliği olan hastaların Ramazan öncesinde mutlaka doktorlarına başvurmaları gerektiğini söyledi. Tuz kısıtlı beslenmenin önemine değinen İzgi, sigaradan uzak durulması gerektiğini vurguladı. Özellikle idrar sökücü (diüretik) ilaç kullanan tansiyon hastalarının sıvı kaybına karşı dikkatli olmaları gerektiğini ifade eden Dr. İzgi, iftar ve sahur arasında bol sıvı tüketilmesini önerdi. Oruç sırasında baş ağrısı veya baş dönmesi yaşayan hastaların tansiyonlarını ölçmeleri ve gerekli durumlarda vakit kaybetmeden hekimlerine başvurmaları gerektiğini belirtti.

Diyetisyen Tamar’dan İftar Uyarısı Haber

Diyetisyen Tamar’dan İftar Uyarısı

Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Deniz Tamar, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında kontrolsüz ve hızlı yemek yemenin sindirim problemlerine ve ani kan şekeri yükselmelerine yol açabileceğini belirten Tamar, “Önemli olan çok yemek değil, doğru ve dengeli beslenmektir” dedi. Diyetisyen Tamar, iftara öncelikle 1-2 bardak su ile başlanması gerektiğini vurgulayarak, gün boyunca kaybedilen sıvının yerine konulmasının önemine dikkat çekti. Ardından bir adet hurma ile oruç açmanın kan şekerini daha dengeli yükselttiğini ifade etti. Çorba Sonrası Kısa Ara Verin İftarın çorba ile devam etmesinin mideyi yormayacağını belirten Tamar, özellikle mercimek, ezogelin veya sebze çorbalarının tercih edilebileceğini söyledi. Çorba tüketiminden sonra 5-10 dakikalık kısa bir ara verilmesinin tokluk sinyallerinin beyne ulaşması açısından önemli olduğunu kaydetti. Ana öğünde dengeli bir tabak oluşturulması gerektiğini belirten Tamar, şu önerilerde bulundu: • Fırınlanmış, ızgara veya haşlanmış et, tavuk, balık ya da kuru baklagillerden biri tercih edilmeli. • Yanında mutlaka sebze yemeği veya salata bulunmalı. • Az miktarda tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ya da basmati pirinç pilavı eklenmeli. Yemeklerin yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini hatırlatan Tamar, ani ve fazla tüketimin mideyi zorlayacağını ifade etti. İftardan sahura kadar yaklaşık 2,5 litre suyun yavaş yavaş tüketilmesi gerektiğini belirten Tamar, sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Ramazan ayının bir denge ayı olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Deniz Tamar, “Önemli olan çok yemek değil, doğru ve dengeli beslenmektir. Böylece hem enerjiniz düşmez hem de daha sağlıklı bir Ramazan ayı geçirebilirsiniz” diyerek tüm vatandaşların Ramazan ayını tebrik etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.