Uygulamalarımız appstore googleplay

#Japonya

gazeteci63.com - Japonya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Japonya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milyon Dolarlık İsot İhracatı Haber

Milyon Dolarlık İsot İhracatı

Türkiye'de üretilen ve yemeklerin vazgeçilmez lezzetlerinden pul biberinin ihracatı, geçen yıl 14 milyon 112 bin dolar olarak gerçekleşti. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'den 2024 yılında 13 milyon 940 bin dolarlık pul biber ihracatı yapıldı. 2025 yılında ise ihracat, bir önceki yıla göre yüzde 1,23 artarak 14 milyon 112 bin dolar oldu. Geçen yıl Almanya, Hollanda, İngiltere, İsveç, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, Hindistan, Malta, Dubai, Norveç ve Japonya'nın da aralarında bulunduğu 95 ülkeye 4 bin 159 ton pul biber gönderildi. Ülke bazında pul biber ihracatında ilk sırayı 2 milyon 621 bin dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyon 956 bin dolarla Hollanda ve 1 milyon 675 bin dolarla İngiltere izledi. "İsot ihracatında çok daha güçlü rakamları yakalayacağımıza inanıyorum" Şanlıurfa Ticaret Borsası Meclis Başkanı İsa Kızıldemir, AA muhabirine, pul biber ihracatının 2025 yılında da artarak devam etmesinin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. İhracat rakamlarındaki artışın her yıl artarak devam etmesinin ülke ekonomisi açısından da önemli olduğuna değinen Kızıldemir, "Pul biber ihracatının 2025 yılında da artarak devam etmesi, isotun anavatanı olan Şanlıurfa için büyük bir gurur kaynağıdır. Dünya sofralarında Şanlıurfa isotunun daha fazla yer bulması, ürünümüzün kalitesinin bir göstergesidir." dedi. Kızıldemir, ihracat rakamlarının üreticiyi de motive ettiğini aktararak, "Türkiye'nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biri olan pul biberde, 2025 yılında 14 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirilmesi, sektörün geldiği noktayı açıkça ortaya koymaktadır. 95 ülkeye ihracat yapılması, ürünümüzün dünya mutfaklarında kabul gördüğünün en somut göstergesidir. Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinin dış satımda başı çekmesi, kaliteli üretim, hijyen ve standartlara verilen önemin karşılığını aldığımızı göstermektedir." dedi. Bu başarıda en büyük payın tarladan sofraya büyük bir özveriyle çalışan çiftçilere, üreticilere ve ihracatçılara ait olduğunu aktaran Kızıldemir, pul biberin marka değerinin arttırılması noktasında çalışmalara devam ettiklerini ifade etti. Kızıldemir, ihracattaki artışın sürdürülebilir olması gerektiğini belirterek, "Hedefimiz, katma değeri yüksek, paketli ve markalı ürünlerle ihracat rakamlarımızı daha da yukarı taşımaktır. Önümüzdeki yıllarda isot ihracatında çok daha güçlü rakamları yakalayacağımıza yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Fırat Nehrinde Balık Üretimi Haber

Fırat Nehrinde Balık Üretimi

Şanlıurfa'da yaklaşık 20 yıl önce Fırat Nehri'nde balık üretimine başlayan ve işini çocuklarıyla yürüten Ömer Tunç, yılda yaklaşık 5 milyon dolarlık ihracat yapıyor. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle eski iş yerini kapatmak zorunda kalan 52 yaşındaki Tunç, Fırat Nehri'nin Birecik kesiminde 50 ton kapasiteyle başladığı balık üretim serüveninde 2 bin 250 ton somon ve 40 ton havyar kapasitesine ulaştı. Tunç ailesi, Fırat'ın serin sularında yetiştirdiği Türk somonu ve havyarları, Japonya, Çin ve Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. Ömer Tunç, AA muhabirine, balıkçılık yapmadan önce elbise mağazasının olduğunu, işleri istediği gibi gitmeyince balıkçılık sektörüne yöneldiğini söyledi. 20 yıl önce zor şartlar altında balık sektörüne adım attıklarını anlatan Tunç, "Ekonomik gücümüz yoktu. Çok dar koşullarda üretime başladık. Yolumuz, kafeslerimiz yoktu. O zaman demir kafeslerden yapıyorduk. Sektörün bu kadar kısa sürede yükseleceğini biz de tahmin etmiyorduk ama şu anda çok güzel imkanlar var. Bütün altyapımız hazır. Üretimimizi yapıyoruz." dedi. "Artık pazarda yer almaya başladık" Yaklaşık 50 ton kapasiteyle işe başladıklarını dile getiren Tunç, şunları kaydetti: "Şu an 2 bin 250 ton somon üretimimiz var. 40 tona kadar havyar üretiyoruz. Daha önceki üretimlerimizi iç piyasaya satardık. Şimdi Japonya, Çin'e kadar, Avrupa ve Avrupa dışı ülkelere satıyoruz. Avrupa ülkelerine somon gönderiyoruz. Suyun güzel olmasından dolayı somonlarımız da çok güzel. Artık pazarda yer almaya başladık. Daha önce Türk somonu dediğimizde insanlar farklı bakıyordu. Genelde Norveç somonu piyasaya hakimdi ama bizim de artık balığımız kendini göstermeye başladı. Güzel ve kaliteli." Yıllık 5 milyon dolara yakın ihracat Üretimi çocuklarıyla yaptığını anlatan Tunç, "Yıllık 5 milyon dolara yakın bir ihracatımız var. Kızım ile oğlum su ürünleri mühendisi. Bizden sonra inşallah kendileri yapacak. Şimdi de birlikte çalışıyoruz." dedi. Abdulsamet Tunç da (24) küçük yaşlarda babasının yanında tanıştığı balıkçılık sektörünü Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü'nü okuyarak taçlandırdığını dile getirdi. Bu işi aynı zamanda bilimsel olarak yaptıklarını aktaran Tunç, "Biz bir balıkta bir rahatsızlık gördüğümüzde örnek almamız ve uzun süre incelememiz gerekiyordu. Şu anda okulda öğrendiğimiz veya kendi araştırmalarımızla bildiklerimizden balığa bakarak hangi tür hastalık olduğunu anlayabiliyoruz." diye konuştu. Tunç, dünyadaki bütün ülkelere Türk somonunu yedirmeyi hedeflediğini kaydetti.

Şanlıurfalı Turizmcileri Sevindirdi Haber

Şanlıurfalı Turizmcileri Sevindirdi

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Göbeklitepe'deki 96 seçkin eserin, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Almanya, İngiltere ve Japonya'da sergilenecek olması Şanlıurfalı turizmcileri sevindirdi. Dünyadaki Neolitik dönemin en önemli merkezleri arasında kabul edilen Göbeklitepe'ye yurt dışından olan ilgi her geçen yıl katlanarak artırıyor. Tarihi ören yerinde bulunan anıtsal yapıları yılda 1 milyon civarında yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, özellikle uluslararası tanıtımlarla "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen tarihi ören yerine dünyanın pek çok ülkesinden turistin gelmesi için çaba gösteriyor. İtalya'da Roma'nın ikonik binaları arasında bulunan Kolezyum'da geçen yıl "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisiyle 6 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlayan serginin yeni durakları da belli oldu. Göbeklitepe'de bulunan 96 seçkin eserin tanıtılacağı "Toplumun Keşfi: 12.000 Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam" sergisi ilk etapta şubat ayında Almanya'nın başkenti Berlin'de açılacak. Sergi daha sonra ise İngiltere ve Japonya'da tarih tutkunlarıyla buluşacak. İtalya sergisi meyvelerini veriyor Türkiye Turist Rehberleri Odaları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Müslüm Çoban, Göbeklitepe'ye artan ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İtalyan turistlerin sergi sonrası ören yerinde daha fazla görülmeye başlandığına dikkati çeken Çoban, şöyle konuştu: "Bu sergiden sonra Göbeklitepe'ye büyük bir ilgi oldu ve son dönemde Şanlıurfa Rehberler Odası'ndan 'İtalyanca bilen rehber var mı' diye sıkça birçok acenteden talep geliyor. O bakımdan İtalya'dan sonra da Almanya, sonrasında İngiltere ve Japonya'da bu sergi devam edecek. Göbeklitepe'ye zaten büyük bir ilgi var. Neolitik dönemde bulunan yeni eserlerle ilgi daha da artıyor. Sergilenecek ülkeler özellikle en fazla nitelikli turistin geldiği yerler. Göbeklitepe'yi yerinde görmek isteyen insanlar için bu sergiler ayrıca bir motivasyon kaynağı olacaktır." "Kente önemli bir ekonomik katkı olarak dönüyor" Şanlıurfa Turizm Komitesi Başkanı Mehmet Kamil Türkmen ise tarihi ören yerinin her yıl yaklaşık 1 milyon kişi tarafından ziyaret edildiğini söyledi. İtalya'daki serginin 6 milyon kişi tarafından ziyaret edilmesinin Göbeklitepe'ye olan uluslararası ilginin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Türkmen, şöyle devam etti: "Bu tanıtımlar Göbeklitepe'nin bilinilirliğini son derece artırıyor. Bu da kente önemli bir ekonomik katkı olarak dönüyor. Çıkan eserlerin sergilenmesi bölgeye olan ilgiyi ve talebi artırmakta, kentin daha fazla turist çekme imkanını sağlayacaktır. Ekonomimize doğrudan etki edecek kentteki kalış süresini artırmaya yönelik hamleler yapılmaktadır. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum."

Şanlıurfa ve Türk Japon İlişkileri Haber

Şanlıurfa ve Türk Japon İlişkileri

Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen "Taş Tepeler Projesi" kapsamında Şanlıurfa Ayanlar Höyük'te başlatılan kazı çalışmaları, Türkiye ve Japonya'nın kültürel işbirliğinin yeni simgesi oldu. Japonya'nın desteğiyle 39 yıl önce Kırşehir'in Kaman ilçesindeki Kalehöyük'te başlatılan ve halen devam eden kazı çalışmalarına bir yenisi Şanlıurfa'da eklendi. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri olarak Şanlıurfa'da uygulanan Taş Tepeler Projesi çerçevesinde tarihi bir adım daha atıldı. Türkiye ile Japonya arasındaki kültürel ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayan Prens Mikasa ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Japonya Prensesi Akiko Mikasa da bu anlamlı tören için Türkiye ziyareti gerçekleştirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa tarafından vurulan ilk kazmayla Şanlıurfa Ayanlar Höyük'teki kazı çalışmaları başladı. Şanlıurfa'daki törende, 39 yıl önce Kalehöyük kazısı başlatılırken kullanılan tahta kazmaların kullanılması dikkati çekti. "Projedeki varlıkları önemli" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, AA muhabirine, Bakanlık olarak iki ülkenin ortak işbirliğinden büyük memnuniyet duyduklarını söyledi. Taş Tepeler Projesi'nde uluslararası işbirliklerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yazgı, şunları kaydetti: "Altes Prensesi Akiko Hanım'ın ziyaretleri bizim için çok önemliydi. Özellikle Şanlıurfa için çok önemliydi. Japonya Arkeoloji Enstitüsü ile eskiden beri çalışma ortamı oluşturduk. Kaman'dan sonra Şanlıurfa'da Ayanlar kazısıyla bu işbirliği devam edecek. Japon bilim adamlarının Taş Tepeler Projesi içerisindeki varlığını artırmaya çalıştık. Yaklaşık bir yıldır bu süreci takip ediyorduk. Geçen yıl Şanlıurfa'da Dünya Neolitik Kongresi'ni topladık. 1000'den fazla bilim adamı katıldı ve inanılmaz güzel sonuçlar aldık. Türkiye, Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Şanlıurfa'nın iyi bir tanıtımı oldu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum." "Japonya Prensesi'nin buraya gelmesi, motivasyonumuzu artırdı" Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul da yıllardır Taş Tepeler Projesi üzerinde yoğun şekilde çalıştıklarını dile getirdi. Japonya desteğinin projenin uluslararası boyutta olduğunu gösterdiğini belirten Karul, şöyle devam etti: "Japonya Prensesi'nin buraya gelmesi son derece kibar bir hareket, bizim motivasyonumuzu artırdı. Taş Tepeler Projesi'ne verilen önemi gösteren bir davranış, son derece mutlu olduk. Kendisinin dedesi zaten Kaman Kalehöyük'te kazıları başlatan kişi. Prensesin de o geleneği sürdürmesi, özellikle Kaman'da verdikleri destek ve gösterdikleri ilginin kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Aynı kararlılığı Şanlıurfa'da da görmek bizi ayrıca mutlu ediyor. Japon meslektaşlarımızın da aynı zamanda bu vesileyle ayrı bir itibar kazandığını düşünüyoruz. Taş Tepeler Projesi altında çalışan meslektaşlarımızın kendi ülkelerinde de bir ilgi gördüğünü kanıtlıyor. Çok yönlü olarak bu işbirliğinden memnunuz." Japon bilim adamları heyecan duyuyor Tokyo Üniversitesi Müzesi Müdürü Prof. Dr. Yoshihiro Nishiaki ise iki ülkenin dostluğunun yeni nişanesinin Ayanlar Höyük kazısı olduğunu söyledi. İşbirliğinden onur duyduklarını anlatan Yoshihiro, "Japon bilim adamları olarak Neolitik Dönem'e ait çok önemli bir yerleşim alanında kazı yapacak olmanın heyecanı içerisindeyiz. Şanlıurfa'da tarım ve hayvancılık başlamadan önce çok büyük yapılar, Göbeklitepe ve Karahantepe'de ortaya çıktı. Aynı şekilde burada da benzer yapılar bekliyoruz. Türk heyetiyle ortak çalışma yaparak buradaki tarihi gizemi çözmeye çalışacağız. Bu önemli çalışmayı Türkiye ve Japonya işbirliğiyle yürütüp kültürel gizemi çözmeye çalışacağız, bu kazı aynı zamanda iki ülkenin ilişkilerini daha da güçlendirmesinin yolunu açacaktır." ifadelerini kullandı.

Bakan Ersoy’dan Prenses Açıklaması Haber

Bakan Ersoy’dan Prenses Açıklaması

Bakan Ersoy: Prenses Akiko'nun ziyareti, Şanlıurfa turizminin dünya sahnesinde daha da öne çıkmasına katkı sağlayacak Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Japonya ile turizm ve kültür alanındaki işbirliğimiz her geçen gün güçleniyor. Prenses Akiko'nun ziyareti, Şanlıurfa turizminin dünya sahnesinde daha da öne çıkmasına katkı sağlayacak." ifadesini kullandı. Bakan Ersoy, NSosyal hesabından, Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa'nın Türkiye ziyaretine ilişkin paylaşımda bulundu. Yüzlerce yıllık Türk-Japon dostluğunda önemli bir ziyaretin geride kaldığını aktaran Ersoy, Altes Prensesi Akiko Mikasa'nın, Bakanlığın daveti üzerine geldiği Türkiye'de hem gönüllere dokunduğunu hem de dostluklarının gelişimine önemli bir imza attığını kaydetti. Ersoy, İstanbul, Ankara ve Kırşehir temaslarının ardından Şanlıurfa'ya uğrayan Altes Prensesi'nin, halkın sıcak misafirperverliğiyle ağırlandığını belirterek, şöyle devam etti: "Göbeklitepe'de ortaya çıkartılan 11 bin yıllık insan heykelini bizzat inceleyen Prenses Akiko ile Ayanlar Kazısı için ilk kazmayı birlikte vurduk. Harbetsuvan ve Karahantepe'yi de ziyaret eden Japon Prenses ve heyeti, Neolitik Çağ araştırmalarındaki ortaklığımızın derinliğini bir kez daha ortaya koydu. Japonya ile turizm ve kültür alanındaki işbirliğimiz her geçen gün güçleniyor. Prenses Akiko'nun ziyareti, Şanlıurfa turizminin dünya sahnesinde daha da öne çıkmasına katkı sağlayacak. Mikasa ailesinin üç kuşaktır süren dostluğu, Türkiye-Japonya ilişkilerinin daha da güçlenmesi için ilham verici bir zemin sunuyor." Bakan Ersoy, paylaşımında davetlerini kabul edip ülkeyi ziyaret eden Altes Prensesi'ne teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.