Uygulamalarımız appstore googleplay

#Avrupa

gazeteci63.com - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HAVELSAN Genel Müdürü Urfa'da Haber

HAVELSAN Genel Müdürü Urfa'da

HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, Türkiye'nin simülatör üretiminde ulaştığı teknolojik seviyeye dikkati çekerek, "Şu anda ürettiğimiz simülatör çeşitliliği bakımından Avrupa'da öndeyiz. Toplamda 400'den fazla, Türkiye'de ve dünyada kullanılan simülatör geliştirdik." dedi. Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ yürütücülüğünde düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST, Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda gerçekleştiriliyor. Festival kapsamında Küme Vakfı tarafından düzenlenen KÜRE Konuşmaları'nda "Simülasyonun Hikayesi: Gerçeği Taklit Ederek Gerçeğe Hazırlanmak" başlıklı söyleşiye katılan HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, kurumun simülatör alanındaki yerli ve milli dönüşüm serüvenini anlattı. Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerlilik oranının yüzde 80'lere ulaştığını hatırlatan Nacar, uçak, helikopter, denizaltı, insanlı ve insansız kara ile hava araçları gibi birçok platform için stratejik sistemler üretildiğini belirtti. Yerli simülatör dönüşümü 2015'ten sonra hız kazandı Geçmiş yıllarda F-4 uçakları, Sikorsky ile Cougar helikopterleri ve U209 denizaltılarının simülatörlerinin yurt dışından alındığını, HAVELSAN'ın ise bu sistemlerin bakım ve idamesini üstlendiğini ifade eden Nacar, yerli sistemlere geçişin 2015 yılından sonra hızlandığını söyledi. Nacar, bu dönüşümün önemli adımlarına değinerek, "Yerli sistemlerin girişiyle 2017 yılında ATAK helikopter simülatörünü teslim ettik. Ondan sonra Türk Hava Yolları'na yaptığımız sivil simülatörler ile Hürkuş, Hürjet ve Kaan mühendislik simülatörleri geldi. Smiülatör dediğimiz cihaz çok maliyetli bir araç ancak pilotlar için olmazsa olmaz. Pilotların 6 ayda veya yılda bir tazeleme eğitimleri var. Bu eğitimleri simülatörde geçmedikleri zaman lisansları askıya alınıyor." ifadelerini kullandı. Farklı üslerdeki F-16 pilotları aynı sanal ortamda kol uçuşu yapabiliyor Simülatörlerin sağladığı ağ (network) yeteneklerine işaret eden Nacar, F-16 pilotları için geliştirilen tam görev simülatörlerinin özelliklerini anlattı. Nacar, simülatörlerin önemli bir alan olduğunu belirterek, "Bu alandaki boşluğu HAVELSAN firmamız doldurdu ve şu anda ürettiği simülatör çeşitliliği bakımından Avrupa'da öndeyiz. Toplamda 400'den fazla Türkiye'de ve dünyada kullanılan simülatör geliştirdik." ifadelerini kullandı. Pilotların farklı şehirlerden aynı sanal hava sahasına bağlanabildiğini belirten Nacar, "F-16'ların 4-5 farklı üste kullanılan tam görev simülatörlerini geliştirdik. Biri Merzifon'da, biri Balıkesir'de, diğeri Eskişehir'de bulunan pilotlar, aynı sanal ortamda kol uçuşu yapabiliyor. Bu network entegrasyonunu gerçekleştirdik." şeklinde konuştu. Eğitimde yapay zeka, nörolojik ölçüm ve sanal gerçeklik dönemi Simülatör teknolojilerinde geleceğe yönelik yürütülen çalışmalara da değinen Nacar, mevcut dev ekranlı ve büyük hareketli kabinlerin yerini zamanla daha küçük, taşınabilir ve mobilize sistemlerin alacağını kaydetti. Nacar, sanal gerçeklik (VR) ve yapay zeka teknolojilerinin sektörü dönüştürdüğüne işaret ederek şunları kaydetti: "Sanal gözlükle (VR/AR) simülatör geliştiriyoruz. Ancak şu aşamada pilotlar, vertigo etkisi ve görüntünün karışması gibi yan etkiler nedeniyle mevcut ekranlı görselliği tercih ediyor. Teknolojinin ilerlemesi ve görüntü tazeleme hızının insan beyniyle daha uyumlu hale gelmesiyle bu sorunların aşılmasını bekliyoruz. Diğer yandan eğitmen pilot kavramı da boyut değiştiriyor. Artık yapay zekalı, bilişsel iş yükünü denetleyebilen sanal pilotlar kullanıyoruz. Pilotların başına sensörler takarak, eğitimin hedefine ulaşıp ulaşmadığını beyin sinyallerini analiz ederek objektif olarak ölçebiliyoruz. Pilotun bir hareketi gerçekten refleks haline getirip getirmediğini, beyin dalgalarından tespit edebiliyoruz."

Çocukların Yüzde 90'ı Kullanıyor Haber

Çocukların Yüzde 90'ı Kullanıyor

Atatürk Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Engin Kurşun, Türkiye'deki 10-16 yaş arasındaki çocukların yapay zekayı Avrupa'daki akranlarından daha hızlı benimsediğini söyledi. Avrupa Çevrimiçi Çocuklar (EU Kids Online) Türkiye Koordinatörü de olan Prof. Dr. Kurşun, AA muhabirine, EU Kids Online grubunun Nisan 2025-Nisan 2026 arasında Türkiye'nin de dahil olduğu 19 Avrupa ülkesinde 10-16 yaş arası 28 bin 465 çocukla yürüttüğü araştırmanın sonuçlarının yayımlandığını, Türkiye ayağındaki saha çalışmasının ise tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. "İnternette kendini güvende hisseden çocukların oranı yüzde 48'e geriledi" Raporun, çocukların internete erişimi, çevrimiçi etkinlikleri, dijital becerileri, üretken yapay zeka kullanımı ve güvenlik algısı ile ebeveyn ve okul aracılığıyla yaşadıkları düzenlemeleri ele aldığını belirten Kurşun, "Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, çocukların çevrimiçi ortamdaki güvenlik algısındaki düşüş. İnternette kendini güvende hisseden çocukların oranı yüzde 48'e geriledi, 2020 yılında ise bu oran yüzde 65 seviyesindeydi. Son bir ay içinde internette kendisini rahatsız veya tedirgin eden bir şeyle karşılaştığını söyleyen çocukların oranı ise 5 yıl içerisinde yüzde 7'den yüzde 23'e çıktı." dedi. Kurşun, raporda, ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu iletişim biçiminin değiştiğini, ebeveynlerin sorunları konuşarak değil, teknik araçlarla ve çocuğa doğrudan müdahale etmeden çözmeye çalıştıklarına yer verildiğini aktardı. "Türkiye'de çocukların yarısı ödevlerini yapay zekaya yazdırıyor" EU Kids Online Türkiye ekibi tarafından yürütülen EU Kids Online 2026 (EUKO V) saha çalışmasında Türkiye verisinin büyük bir bölümü Milli Eğitim Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü desteğiyle toplandığını anlatan Kurşun, şunları kaydetti: "Türkiye'deki çocukların internet erişimi ve kullanım pratiklerini, dijital becerilerini, yapay zeka ile kurdukları ilişkiyi, mahremiyet algısını ve zararlı içeriklere maruz kalma durumunu Avrupa ortalamalarıyla karşılaştırmalı olarak ortaya koyacak olan raporun ön bulguları oldukça çarpıcı. Şimdiye kadar toplanan verilerin 10-16 yaş arası bin 330 çocuğu kapsayan ön analizine göre, Türkiye'de yapay zekayı hiç kullanmayan çocuk 10'da 1 iken, Avrupa'da bu oran yaklaşık 3'te 1. Türkiye'de çocukların yarısı ödevlerini yapay zekaya yazdırıyor (Avrupa'da çocukların üçte biri). Kendini internette güvende hisseden çocukların oranı Türkiye'de yüzde 32, Avrupa'da yüzde 48." Kurşun, 2009'dan bu yana yürüttükleri çalışmalarla Türkiye'deki çocukların dijital ayak izini takip etmelerini sağladığını dile getirdi. Avrupa-Türkiye karşılaştırmalı sonuç raporu ekim ayında kamuoyuyla paylaşılacak Avrupa-Türkiye karşılaştırmalı sonuç raporunun ekim ayında kamuoyuyla paylaşılacağını söyleyen Kurşun, "Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo ise çok daha derin bir dönüşüme işaret ediyor. Çocuklarımız yapay zekayı Avrupa'daki akranlarından çok daha hızlı benimsedi, onda dokuzu bu teknolojiyi aktif olarak kullanıyor. Ancak asıl üzerinde durmamız gereken her dört çocuğumuzdan birinin yapay zekadan duygusal tavsiye alıyor olması ve yüzde 60'ının dijital dünyada bir suç ya da sahte görüntü mağduru olmaktan korkmasıdır." diye konuştu.

Mardin, Turizm Bereketi Yaşıyor Haber

Mardin, Turizm Bereketi Yaşıyor

Tarihi dokusu ve kültürel mirasıyla birçok medeniyetin izlerini taşıyan Mardin'de, ilkbaharın da etkisiyle turizm hareketliliği arttı. "Dinlerin ve dillerin buluştuğu yer" olarak nitelendirilen ve açık hava müzesini andıran tarihi şehir, yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Camileri, medreseleri, kiliseleri ve taşın oya gibi işlendiği evleriyle göz kamaştıran kent, son yılların en popüler rotalarından biri haline geldi. İlkbaharın tadını çıkarmak isteyen yerli ve yabancı turistler, tarihi mekanların önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Mardin Müzesi, Kasımiye ve Zinciriye medreseleri, Deyrulzafaran Manastırı ile Dara Antik Kenti gibi mekanları ziyaret edenler, kentin sokaklarında geçmişin izlerine şahit oluyor. Yaşanan yoğunluk kentin konaklama sektörüne de yansıyor. 20 bin yatak kapasitesine sahip kentteki oteller, hafta sonları tamamen dolarken hafta içi de yüzde 70'in üzerinde dolulukla hizmet veriyor. "Böyle bir mimarinin dünyada eşi benzeri yok" Mardin Turizm İşletmeleri Derneği Başkanı Aslan Paşaoğlu, AA muhabirine, kent turizminde özellikle ilkbaharda yoğunluk yaşandığını söyledi. Yağışlı dönemin ardından havaların ısınmasıyla kentin yerli ve yabancı turistleri ağırlamaya başladığını belirten Paşaoğlu, şöyle konuştu: "Şu an için hafta sonları yüzde 100'lük doluluk oranımız var. Hafta ortası da yüzde 70'lerdeyiz. Yurt dışından da misafirlerimiz gelmeye başladı. Uzak Doğu'dan, Rusya'dan, Avrupa'dan da gelenler var. Mardin kültür şehri, birçok din ve dil bir arada yaşıyor. Ayrıca görmüş olduğunuz gibi harika bir mimarimiz var. Böyle bir mimarinin dünyada eşi benzeri yok. Kültür turizmi için gelen birçok vatandaşımız var. Bunun için biz de seviniyoruz." Yapılan tanıtımların, çekilen dizi ve filmlerin turizme önemli katkı sunduğuna işaret eden Paşaoğlu, herkesin burada yaşayan kültürü görmeyi arzu ettiğini vurguladı. "Turizm açısından güzel günler bizi bekliyor" Mardin'in turizmde kabuğunu kırdığını ve her yıl hak ettiği değere doğru hızla ilerlediğini ifade eden Paşaoğlu, "Mardin artık bir marka şehir oldu. Turizm açısından güzel günler bizi bekliyor." dedi. "Doğanın canlanmasıyla turizmimiz de canlandı" Tarihi Kasımiye Medresesi'nde gönüllü rehberlik yapan Mardin Artuklu Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü yüksek lisans öğrencisi Özlem Tekin de kente gelen yerli ve yabancı misafirlerin ilk uğradığı yerlerin başında medresenin geldiğini ve özellikle bahar dönemlerinde çok fazla ilgi gördüğünü söyledi. Tekin, her gün kuyruk oluşan medreseyi günlük 4 binin üzerinde kişinin ziyaret ettiğini aktararak, "Bu da bize turizmin ne kadar yoğun olduğunu gösteriyor. Normalde saat 08.30'da mesai başlıyor. Biz öncesinden gelmemize rağmen burada turların olduğunu görüyoruz. Yoğunluk nedeniyle de yaz saati uygulamasına geçtik. Saat 19.00'a kadar turlarımız geliyor. Yoğunluktan biz molaya bile çıkamıyoruz. Mardin'de doğanın canlanmasıyla beraber turizmimiz de canlandı. Bütün misafirlerimizi de Mardin'e bekliyoruz." diye konuştu. "Fransa'da böyle otantik yapılar yok" Fransa'dan gelen Türk asıllı Evinne Faraj da gezmek için ilk kez geldikleri Mardin'i çok beğendiklerini söyledi. Faraj, "Henüz 4 saattir buradayız buna rağmen çok güzel. Paris'te yaşıyoruz. Fransa'da böyle otantik yapılar yok. Burası çok tarihi kültürlü bir şehir. O yüzden buraya gelmeyi çok istiyordum. İnsanları da çok samimi, çok iyi." dedi. Fransız Maria Denis de Türkiye'yi çok sevdiğini, daha önce birçok şehrini gezdiğini ancak ilk kez Mardin'e geldiğini anlatarak, "Havalimanından indiğimden beri burayı da çok sevdim. İnsanları, şehri, her yeri çok güzel." dedi. İsviçre'den gelen Estelle Dousse de kenti çok beğendiğini, tarihi yapıları görünce şaşkınlık ve hayranlık yaşadığını ifade ederek, tarihi ve turistik yerleri gezmenin heyecanını yaşadığını dile getirdi. "Umarım bu sezon bu şekilde devam eder" Deyrulzafaran Manastırı Ziyaretçi Karşılama Tesisi Müdürü Amanüel Budak da mayıs ayında ciddi anlamda yoğun bir turist akınına uğradıklarını belirtti. Özellikle manastırı ziyaret eden turistlerin sayısında belirgin bir artış olduğunu kaydeden Budak, şunları söyledi: "Çok yoğun bir sezon geçirmekteyiz şu anda. Umarım bu sezon bu şekilde devam eder ve yıl boyunca turistler, ziyaretçilerimiz hem Mardin'imizi hem manastırımızı görme fırsatı bulur. Manastırımız aktif olduğundan dolayı belli başlı bölümleri gezdirebiliyoruz. Rehber eşliğinde gezildiği için grup halinde almaktayız. Özellikle bu dönem için herkesi Mardin'e bekleriz." İstanbul'dan arkadaşlarıyla kenti gezmeye gelen Zülal İrer de Güneydoğu'nun birçok yerini gezdiklerini ve hayran kaldıklarını belirterek, "Mardin oldukça büyüleyici bir yer. Tarihi yerlerini gezdik ve yürüyerek de gezilebilecek bir yer olduğu için bence çok kıymetli. Herkesin gelmesini öneriyorum bu arada. İnsanları çok samimi. Bayram tatilinden önce geldik. Çünkü çok kalabalık olur diye düşündük. Mardin çok güzel. Herkese tavsiye ederim." ifadelerini kullandı.

Milli Sporcu Şampiyona İçin Hazır Haber

Milli Sporcu Şampiyona İçin Hazır

Gençliğe ve spora verdiği destekle öne çıkan Mehmet Canpolat yönetimindeki Haliliye Belediyesi, Spor Birimi aracılığıyla gençleri sporla buluştururken milli sporcuların da ulusal ve uluslararası arenaya hazırlanmasına katkı sağlıyor. Bu kapsamda Haliliye Belediyespor’un milli bilek güreşçisi Abdulsamet Ocakoğlu, 6-11 Nisan tarihlerinde Yalova’da düzenlenecek Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonası için yoğun bir hazırlık süreci geçiriyor. Daha önce Türkiye, Avrupa ve Dünya şampiyonlukları elde ederek önemli başarılara imza atan Ocakoğlu, yeni şampiyonluklar için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Antrenmanlarını Haliliye Belediyesi’ne ait spor salonlarında gerçekleştiren başarılı sporcu, Türkiye Şampiyonası’nın ardından gözünü uluslararası organizasyonlara dikti. Şampiyona sonrasında Macaristan’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası ve Hindistan’da yapılacak Dünya Şampiyonası’nda mücadele etmeyi hedefleyen Ocakoğlu, ay-yıldızlı bayrağı yeniden göndere çektirmek istiyor. Milli sporcu Abdulsamet Ocakoğlu, yaptığı açıklamada Haliliye Belediyesi adına yarışmalara katıldığını belirterek, kendisine sağlanan imkânlardan dolayı Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’a teşekkür etti. Ocakoğlu, “Türkiye Şampiyonası’na hazırlanıyorum. Ardından Avrupa ve Dünya Şampiyonası var. Ülkemi ve kulübümü en iyi şekilde temsil etmek istiyorum” ifadelerini kullandı. Haliliye Belediyesi’nin spora ve sporcuya verdiği destek sayesinde genç yetenekler hem ulusal hem de uluslararası platformlarda başarı elde etmeye devam ediyor.

Milyon Dolarlık İsot İhracatı Haber

Milyon Dolarlık İsot İhracatı

Türkiye'de üretilen ve yemeklerin vazgeçilmez lezzetlerinden pul biberinin ihracatı, geçen yıl 14 milyon 112 bin dolar olarak gerçekleşti. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'den 2024 yılında 13 milyon 940 bin dolarlık pul biber ihracatı yapıldı. 2025 yılında ise ihracat, bir önceki yıla göre yüzde 1,23 artarak 14 milyon 112 bin dolar oldu. Geçen yıl Almanya, Hollanda, İngiltere, İsveç, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, Hindistan, Malta, Dubai, Norveç ve Japonya'nın da aralarında bulunduğu 95 ülkeye 4 bin 159 ton pul biber gönderildi. Ülke bazında pul biber ihracatında ilk sırayı 2 milyon 621 bin dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyon 956 bin dolarla Hollanda ve 1 milyon 675 bin dolarla İngiltere izledi. "İsot ihracatında çok daha güçlü rakamları yakalayacağımıza inanıyorum" Şanlıurfa Ticaret Borsası Meclis Başkanı İsa Kızıldemir, AA muhabirine, pul biber ihracatının 2025 yılında da artarak devam etmesinin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. İhracat rakamlarındaki artışın her yıl artarak devam etmesinin ülke ekonomisi açısından da önemli olduğuna değinen Kızıldemir, "Pul biber ihracatının 2025 yılında da artarak devam etmesi, isotun anavatanı olan Şanlıurfa için büyük bir gurur kaynağıdır. Dünya sofralarında Şanlıurfa isotunun daha fazla yer bulması, ürünümüzün kalitesinin bir göstergesidir." dedi. Kızıldemir, ihracat rakamlarının üreticiyi de motive ettiğini aktararak, "Türkiye'nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biri olan pul biberde, 2025 yılında 14 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirilmesi, sektörün geldiği noktayı açıkça ortaya koymaktadır. 95 ülkeye ihracat yapılması, ürünümüzün dünya mutfaklarında kabul gördüğünün en somut göstergesidir. Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinin dış satımda başı çekmesi, kaliteli üretim, hijyen ve standartlara verilen önemin karşılığını aldığımızı göstermektedir." dedi. Bu başarıda en büyük payın tarladan sofraya büyük bir özveriyle çalışan çiftçilere, üreticilere ve ihracatçılara ait olduğunu aktaran Kızıldemir, pul biberin marka değerinin arttırılması noktasında çalışmalara devam ettiklerini ifade etti. Kızıldemir, ihracattaki artışın sürdürülebilir olması gerektiğini belirterek, "Hedefimiz, katma değeri yüksek, paketli ve markalı ürünlerle ihracat rakamlarımızı daha da yukarı taşımaktır. Önümüzdeki yıllarda isot ihracatında çok daha güçlü rakamları yakalayacağımıza yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Fırat Nehrinde Balık Üretimi Haber

Fırat Nehrinde Balık Üretimi

Şanlıurfa'da yaklaşık 20 yıl önce Fırat Nehri'nde balık üretimine başlayan ve işini çocuklarıyla yürüten Ömer Tunç, yılda yaklaşık 5 milyon dolarlık ihracat yapıyor. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle eski iş yerini kapatmak zorunda kalan 52 yaşındaki Tunç, Fırat Nehri'nin Birecik kesiminde 50 ton kapasiteyle başladığı balık üretim serüveninde 2 bin 250 ton somon ve 40 ton havyar kapasitesine ulaştı. Tunç ailesi, Fırat'ın serin sularında yetiştirdiği Türk somonu ve havyarları, Japonya, Çin ve Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. Ömer Tunç, AA muhabirine, balıkçılık yapmadan önce elbise mağazasının olduğunu, işleri istediği gibi gitmeyince balıkçılık sektörüne yöneldiğini söyledi. 20 yıl önce zor şartlar altında balık sektörüne adım attıklarını anlatan Tunç, "Ekonomik gücümüz yoktu. Çok dar koşullarda üretime başladık. Yolumuz, kafeslerimiz yoktu. O zaman demir kafeslerden yapıyorduk. Sektörün bu kadar kısa sürede yükseleceğini biz de tahmin etmiyorduk ama şu anda çok güzel imkanlar var. Bütün altyapımız hazır. Üretimimizi yapıyoruz." dedi. "Artık pazarda yer almaya başladık" Yaklaşık 50 ton kapasiteyle işe başladıklarını dile getiren Tunç, şunları kaydetti: "Şu an 2 bin 250 ton somon üretimimiz var. 40 tona kadar havyar üretiyoruz. Daha önceki üretimlerimizi iç piyasaya satardık. Şimdi Japonya, Çin'e kadar, Avrupa ve Avrupa dışı ülkelere satıyoruz. Avrupa ülkelerine somon gönderiyoruz. Suyun güzel olmasından dolayı somonlarımız da çok güzel. Artık pazarda yer almaya başladık. Daha önce Türk somonu dediğimizde insanlar farklı bakıyordu. Genelde Norveç somonu piyasaya hakimdi ama bizim de artık balığımız kendini göstermeye başladı. Güzel ve kaliteli." Yıllık 5 milyon dolara yakın ihracat Üretimi çocuklarıyla yaptığını anlatan Tunç, "Yıllık 5 milyon dolara yakın bir ihracatımız var. Kızım ile oğlum su ürünleri mühendisi. Bizden sonra inşallah kendileri yapacak. Şimdi de birlikte çalışıyoruz." dedi. Abdulsamet Tunç da (24) küçük yaşlarda babasının yanında tanıştığı balıkçılık sektörünü Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü'nü okuyarak taçlandırdığını dile getirdi. Bu işi aynı zamanda bilimsel olarak yaptıklarını aktaran Tunç, "Biz bir balıkta bir rahatsızlık gördüğümüzde örnek almamız ve uzun süre incelememiz gerekiyordu. Şu anda okulda öğrendiğimiz veya kendi araştırmalarımızla bildiklerimizden balığa bakarak hangi tür hastalık olduğunu anlayabiliyoruz." diye konuştu. Tunç, dünyadaki bütün ülkelere Türk somonunu yedirmeyi hedeflediğini kaydetti.

Boccia Sayesinde Hayata Tutundu Haber

Boccia Sayesinde Hayata Tutundu

Şanlıurfa'da kas erimesi hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşayan 30 yaşındaki Ali Tarımak, boccia sayesinde hayata yeniden tutunmayı başardı. Şanlıurfa'nın merkez Eyyübiye ilçesinde yaşayan Ali Tarımak'a, lise son sınıf öğrencisi iken yaşadığı sağlık sorunlarının ardından gittiği hastanede kas erimesi teşhisi konuldu. Hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşayan Tarımak, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Engelliler Koordinasyon Merkezi ile tanıştı ve kendisine uygun bir spor branşı arayışına girdi. Engelinden dolayı sadece boccia yapabileceğini öğrenen Tarımak, 2 yıl önce engelli beden eğitimi öğretmeni Yavuz Öndem aracılığıyla tanıştığı bu sporla yaşama tutundu. "Hastalığımı hemen hemen unuttum" Ali Tarımak, AA muhabirine, kas erimesi hastalığına yakalandıktan sonra bir süre psikolojik sorunlar yaşadığını söyledi. Bu süreçte Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Engelliler Koordinasyon Merkezi'nde boccia ile tanıştığını aktaran Tarımak, şöyle konuştu: "Yavuz Öndem'in önderliğinde yaklaşık 6 ay çalışarak 2025 yılında Kocaeli'de düzenlenen şampiyonada takım olarak birinci olduk. Daha önceleri hep, eve kilitliydim. Bu sporla tanıştıktan sonra farklı insanları tanıdım. Farklı sporcu arkadaşlarımız oldu. Şu anda takımda toplam 9 sporcumuz mevcut. Ben de takım kaptanı olarak arkadaşlarıma yardımcı olmaya çalışıyorum. Sporla tanışmadan önceki süreçte hep evdeydim. Bu spor sayesinde hem arkadaş çevrem oldu hem de dostlarım. Boccia ile deyim yerindeyse hastalığımı hemen hemen unuttum diyebilirim." Gelecek yıl yapılacak Türkiye Boccia Şampiyonası'nda takım olarak birinci olmak için hazırlandıklarını ifade eden Tarımak, ilerleyen süreçte Şanlıurfa'yı Avrupa'da temsil etmek istediğini kaydetti.

Gülpınar, Urfa’yı Temsil Edecek Haber

Gülpınar, Urfa’yı Temsil Edecek

Başkan Gülpınar, Karagül’ü Paris’te Dünyaya Tanıtacak Şanlıurfa, Unesco Toplantısında Ve Paris’teki Dünya Koku Günü Etkinliğinde Temsil Ediliyor Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, 23–25 Haziran 2025 tarihleri arasında Fransa’da düzenlenecek olan UNESCO 17. Yıllık Toplantısı ve Belediye Başkanları Forumuna katılacak. 100'den fazla ülkenin ve 350'nin üzerinde temsilcinin katılacağı bu önemli buluşmada, Başkan Gülpınar; Şanlıurfa’yı kültür, tarih ve müzik alanlarında en iyi şekilde temsil edecek. Paris’te kutlanacak olan Dünya Güzel Koku Günü etkinliğine de katılacak olan Gülpınar, burada yalnızca Halfeti ilçesinde yetişen ve eşsiz rengiyle tüm dünyada ilgi uyandıran Karagül’ü tanıtacak. Fransa’nın Enghien-les-Bains şehrinde düzenlenecek Belediye Başkanları Forumunda, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda yer alan Müzik Şehri Şanlıurfa’yı temsil edecek olan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, toplantılar kapsamında uluslararası kültürel iş birliklerini geliştirmeye yönelik temaslarda bulunacak. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nın (UCCN) 17. Yıllık Konferansı, UNESCO ve Ev Sahibi Medya Sanatları Şehri iş birliğiyle gerçekleştirilecek. “Kültür ve Yapay Zekâ: UNESCO Yaratıcı Şehirlerinin Geleceğini Şekillendirmek” temasıyla düzenlenecek bu üst düzey toplantıya, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın yanı sıra 100’den fazla ülkeden 350’den fazla yaratıcı şehir temsilcisinin katılımı bekleniyor. Konferans kapsamında, 23 Haziran 2025 tarihinde saat 15.00-18.00 arasında gerçekleştirilecek olan Belediye Başkanları Forumu, şehir liderlerinin kültür, yaratıcılık ve inovasyonun sürdürülebilir kent politikalarındaki rolünü ele aldığı en üst düzey platformlardan biri olarak dikkat çekiyor. Başkan Gülpınar, bu önemli ziyaret kapsamında ayrıca 25 Haziran’da Paris’te kutlanacak olan Dünya Güzel Koku Günü etkinliğine de katılım sağlayacak. UNESCO tarafından tescillenme süreci devam eden bu özel gün, bu yıl 11. kez, Paris 8. Bölge Belediyesi’ne bağlı tarihi sergi salonunda kutlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.