Uygulamalarımız appstore googleplay

#Aile

gazeteci63.com - Aile haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa’da 70 Yıllık Evli Çift Haber

Şanlıurfa’da 70 Yıllık Evli Çift

Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde 70 yıldır aynı yastığa baş koyan Zeliha ve İsmail Esen çifti, birbirlerine duydukları sevgiyle çevresine örnek oluyor. İlçeye bağlı kırsal Sumaklı Mahallesi'nde mutlu bir hayat süren 87 yaşındaki İsmail ve 85 yaşındaki Zeliha Esen çifti, 70 yıl önce evlendi. Hayatlarını sevgi, sabır ve anlayış üzerine kuran çift, 6'sı erkek, 3'ü kız olmak üzere 9 çocuk sahibi oldu. Çiftin 107 torun ve torunlarının çocuğu bulunuyor. Zorlukları birlikte aşan, sevinçleri paylaşan Esen çifti, güçlü aile bağlarıyla mahallede saygı görüyor. "Hayatımız sevgiyle geçiyor" İsmail Esen, AA muhabirine, uzun yıllardır çiftçilik yaparak ailesini geçindirdiğini söyledi. Eşiyle geçen 70 yılı sevgi ve huzurla hatırladığını dile getiren Esen, "Gözümde bir gün gibi geçti. Hayatımız sevgiyle geçiyor. Hala da öyleyiz. Elhamdülillah birbirimizden razıyız. Hayatımızdan memnunuz." dedi. Aile birlikteliğine verdikleri öneme dikkati çeken Esen, "Hepsi bir araya geldi mi birbirimizi gül gibi koklarız, torunlarımın hepsini tanıyorum, biliyorum ve onları çok seviyorum." ifadelerini kullandı. Hayattaki en büyük dayanağının eşi olduğunu vurgulayan Esen, karşılıklı anlayış ve sabrın uzun evliliğin sırrı olduğunu belirtti. Zeliha Esen de eşiyle mutlu bir yuva kurduklarını anlatarak, "Saygı ve sevgiyle bir hayat sürüyoruz. Eşim bugüne kadar hiç şikayet etmeden yanımda oldu." diye konuştu. Çocukları ve torunları örnek alıyor Esen çiftinin 56 yaşındaki oğlu Sait Esen, anne ve babasını her zaman örnek aldığını söyledi. Kendisinin de çocuklarını evlendirdiğini ve torun sahibi olduğunu anlatan Esen, "Kimse ailesinden kopmasın, aileyi yük görmesin. Geleceğimizin teminatı ailelerimiz, evlatlarımız ve torunlarımızdır." dedi. Esen'in 23 yaşındaki torunu Mehmet Sait Esen ise bayramlarda ya da önemli günlerde dedesinin evinde bir araya geldiklerini ve bunun güzel bir duygu olduğunu söyledi. Esen, dedesi ve nenesinin mutlu aile yaşantısını örnek aldıklarını sözlerine ekledi.

Koruyucu Ailenin Önemi Ele Alındı Haber

Koruyucu Ailenin Önemi Ele Alındı

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Gönül Elçileri ile Koruyucu Aile Farkındalık programına katıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından organize edilen Gönül Elçileri ile Koruyucu Aile Farkındalık programı GAPTEAM konferans salonunda düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın koruyucu aile hizmet modeline dair mesajlarının yer aldığı tanıtım videosuyla devam etti. Koruyucu aile hizmet modeli tanıtım sunumunun da yapıldığı programda, koruyucu aileler deneyimlerini aktardı. Kalben Derneği Başkanı Pelin Çalışkanoğlu Ekşi’nin de hayata dair yaşadıklarını anlattığı programda zaman zaman duygu dolu anlar yaşandı. Programda bir konuşma yapan Vali Şıldak, her çocuğun en iyi şartlarda yetişmesi gerektiğini vurguladı. Vali Şıldak, “Şanlıurfa demek çocuklarımız ve gençlerimiz demek, tabi en genç il olmanın bize getirdiği sorumluluklar, yükümlülükler var. Bunların başında da her bir çocuğumuzun yarınlar için, gelecek için çok iyi koşullarda yetiştirilmesi, eğitim, bilgi, birikim ve donanım yönünden geleceğe hazırlanması gerekiyor” dedi. Sözlerini sürdüren Vali Şıldak, “Milli, manevi değerlerini, geçmişini çok iyi idrak ederek, özümseyerek, ülkesini, vatanını, milletini severek, bayrağına aşık bir genç olarak topluma hazırlanması ve toplumdaki yerini alması için biz her bir çocuğumuza sahip çıkılması ve kimsesiz çocuklarımızın tabi ki devlet koruması, şemsiyesi altında, en iyi şartlarda barındırılması, eğitim kazandırılması mümkündür, devletimiz bunu sağlıyor. İlimizde bu konu hassasiyetle üzerinde durduğumuz konuların başında geliyor. Ancak koruyucu ailelik diye bir müessese var biliyorsunuz ve Sayın Cumhurbaşkanımızın değerli eşleri Emine Erdoğan hanımefendi de bu konuyu son derece önemsiyor, öncülük ediyor ve destekliyor. Biz de eşimle birlikte bugün ilimizde bir farkındalık programı gerçekleştirdik. Koruyucu ailelerin önemi, yaygınlaştırılması için yapılması gerekenler konusunda toplumumuza bir mesaj veriyoruz. Yine ülke çapında Cumhurbaşkanlığımızla da birlikte çalışan Kalben Derneğinin değerli başkanı da aramızdaydı, Pelin Hanım kendisi de bir koruyucu ailenin yanında büyüyen bir çocuk olarak hakikaten güzel paylaşımlar yaptı ve çok anlamlı mesajlar verdi. Şunu söylüyoruz; çocuklarımıza sahip çıkacağız, toplumda her bir çocuğumuzun koruyucu aile modeliyle sıcak bir yuvada en iyi şartlarda barındırılması, yetiştirilmesi, büyütülmesi için çaba göstereceğiz. Bunun için de yapmamız gereken koruyucu aile sayımızın arttırılmasıdır” diye konuştu. Şanlıurfa’da 184 çocuğun koruyucu ailelerin yanında bulunduğunu hatırlatan Vali Şıldak, “Bu sayıyı kat kat arttırarak ülke ortalamasının üzerine taşımak istiyoruz. Ailelere şunu ifade ediyoruz, çevrenizde koruyucu ailelik için başvuruda bulunmuş olan, koruyucu aile olan insanların yüzlerindeki mutluluğu, gözlerindeki o güzel ifadeleri, duyguyu siz de yaşamak isterseniz çevrenize bir bakın, koruyucu ailelerin durumunu gözlemleyin ve bir çocuğun hayatına, dünyasına siz de dokunmak isterseniz Aile Sosyal Hizmetler Müdürlüğümüzü, Sosyal Hizmetler Merkezlerimizi ziyaret ederek oralara bu başvurunuzu yapın çocuklarımız sizi bekliyor olacak” şeklinde konuştu. Program koruyucu ailelere çiçek takdimi ve hatıra fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi. Öte yandan programa Vali Hasan Şıldak ve Fatma Nur Şıldak’ın yanı sıra, Vali Yardımcısı Nur Sevinç Özbek Çakas, Merkez İlçe Kaymakamları ve eşleri, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Fatih Yılmaz, koruyucu aileler ve çok sayıda davetli katıldı.

Eşi ve Kardeşiyle Aynı Sahnede Haber

Eşi ve Kardeşiyle Aynı Sahnede

Santuri Sedat Anar, eşi Damla ve kardeşi Selahattin Anar ile yıllardır yurt içinde ve dışında verdikleri konserlerde aynı sahneyi paylaşıyor. Yaklaşık 15 yıldır santur çalan Sedat Anar, önce kardeşi Selahattin'i, sonra eşi Damla Gürkan Anar'ı sahneye teşvik etti. Birlikte müzik yapmaya başlayan Anar ailesinden Sedat santur (kanuna benzeyen, tokmakla çalınan bir tür telli çalgı), Selahattin hang drum (metal bir diskten oluşan ve çok katmanlı yapıya sahip müzik aleti) Damla ise erbane (tef benzeri vurmalı çalgı) çalarken TRT Müzik kanalında da "Santurun Sesi" adlı programı icra ediyor. Santuri Sedat Anar, AA muhabirine, küçük yaşlardan itibaren müziğe ilgi duyduğunu ve saz çaldığını söyledi. Üniversite yıllarında tanıştığı İranlı bir arkadaşı aracılığıyla tarihi çok eskilere dayanan santura merak duymaya başladığını ifade eden Anar, tokmakla çalınan ve marjinal ses çıkaran santurun kısa sürede dinleyeni ritmine kaptırdığını dile getirdi. Birçok uluslararası festivale katıldıklarını ve 30 ülkede konser verdiklerini dile getiren Anar, şöyle konuştu: "Türkiye'de de konserler vermeye devam ediyoruz. İlk önce ben müzikle haşir neşir oldum. Sokak müzisyenliği yaptıktan sonra kendim sahneye çıkmaya başladım. Sonra çok yetenekli olan kardeşim Selahattin'e erbane öğrettim, şimdi hang drum diye bir çalgı çalıyor, hatta Türkiye'de en iyi icra edenlerden birisidir. Birlikte sahne çalışmalarımızın yanı sıra birlikte albüm çalışmalarımız da var. Selahattin, 2015'ten beri yanımda birlikte müzik yapıyoruz. Eşimin müzisyen olma hikayesi ise bizim biraz onu zorlamamızla oldu. Boğaziçi Üniversitesinde doktora yapıyordu, o süreçte 'sen de gelsen bizle olsan' dedik doğal olarak aynı evde yaşıyoruz o dönem Selahattin de bizimle yaşıyordu. Boş zamanlarımızda prova yaptık, birlikte konser yapalım niyetiyle yola çıktık." "Abim benim aynı zamanda hocam" Selahattin Anar (30), 10 yıldır ağabeyiyle birlikte müzik yaptığını söyledi. Birlikte müzik yapmalarının kendilerine avantaj sağladığını anlatan Anar, "Birbirimizi iyi hissettiğimiz için ortaya çıkardığımız müziğin de daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu bize bir konfor alanı oluşturuyor, birbirimizi çok iyi tanıyoruz, sahnede neler yapabileceğimizi biliyoruz. Bu yüzden birlikte geliştirip birlikte görülmeye çalışıyoruz. Abim benim aynı zamanda hocam birçok şeyi ondan öğrendim. Bu yüzden onunla müzik yapmak onur ve mutlu edici bir şey." diye konuştu. "Aileyiz konuşmadan bile birbirimizi daha iyi anlıyoruz" Damla Gürkan Anar (36) da hiç aklından geçmediği müziğe eşi sayesinde atıldığını söyledi. Ailece müzik yapmalarının kendilerine büyük avantaj sağladığını anlatan Anar, şöyle devam etti: "Sedat ile 8,5 yıldır evliyiz. 7 yıldır da birlikte sahneye çıkıyoruz. Normalde ben akademisyenim, eşimle doktora yaparken tanıştım. Müzisyen olmak aklımda yoktu, bunu planlamamıştım. Sedat'ın ve Selahattin'in teşvikiyle müziğe başladım, bana evde erbane öğrettiler, sonra yavaş yavaş sahneye çıkmaya başladım. Asıl işi sahnede öğrendim diyebilirim, çalmayı, eşlik etmeyi. Birlikte çaldığımız için ailece sahneye çıktığımız için mutluyum, kendimi rahat hissediyorum çünkü biz aileyiz birbirimizin dilinden mimiklerimizden konuşmadan bile birbirimizi anlayabiliyoruz. Bunun çok avantajları var ama benim için en büyük avantajı mesela hiç prova yapmadan sahneye çıkabiliyoruz ve hiç prova yapmadığımız bir şarkıyı bile sadece bakışarak veya mimiklerimizle işaret yaparak çalabiliyoruz. Bu bizim için çok büyük bir rahatlık, büyük bir konfor." Anne Türkan Anar (63) ise çocuklarının hepsini aynı sahnede görmekten gurur duyduğunu dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.