Uygulamalarımız appstore googleplay

#Açlık

gazeteci63.com - Açlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Açlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazze'de Soykırım Devam Ediyor Haber

Gazze'de Soykırım Devam Ediyor

Dikkatler ABD-İsrail’in İran'a saldırılarına, İran’ın bölge ülkelerine verdiği karşılığa çevrilmişken yıkıntıları arasında dolaştığımız Gazze sokakları bize tek bir şey anlatıyor: Değişen bir şey yok. Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Ali Jadallah ve Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısı Enes Canlı, 1000 günü aşan soykırımın insani boyutunu ve sahadaki yaşam koşullarını AA Analiz için kaleme aldı. Dünya gözünü ABD-İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılara, İran’ın bölge ülkelerine verdiği karşılığa ve çatışmaların küresel ekonomide yol açtığı hasara çevirmişken Gazze’de 1000 günü geride bırakan soykırım, manşetlerde kendisine yer bulamıyor ancak derinleşerek devam ediyor. Bu yazının müellifleri olarak Gazze’ye saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in işlediği soykırımı ilk gününden beri Anadolu Ajansı (AA) adına takip ettik, kamuoyuna görselleriyle birlikte doğru bilgiyi aktarmak için gece gündüz çalıştık. Aradan geçen 1000 günde kimi zaman sağlanan ateşkesler kimi zaman da öne çıkan güncel gelişmelerle dünyanın ilgisinin başka yerlere kaydığına tanık olduk. İsrail, Ekim 2025’te sağlanan ateşkes anlaşmasının aksine Gazze’de işgal ettiği alanı her geçen gün genişletmeye çalışıyor. Gazze’nin yaklaşık yüzde 70’i işgal altında. İsrailli siyasetçiler, kentin tamamının işgal edilmesi çağrılarını yineliyor. Dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek yerleri arasında gösterilen Gazze’deki Filistinliler, kentin yüzde 30’luk bölümünde enkazların arasında hayata tutunmaya çalışıyor. Sessizliğe gömülen insanlık dramı İsrail, Gazze’nin giriş çıkışlarını kontrol etmeye devam ediyor. Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına göre, İsrail’in Gazze’ye günde 600 tır insani yardım girişine izin vermesi gerekirken Birleşmiş Milletler (BM) ve insani yardım kuruluşlarının verileri bunun üçte birinden daha azına erişim olduğunu ortaya koyuyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ise "Gazze’ye yardım ve gıda girişinin kasıtlı biçimde kısıtlanmasının alarm verici düzeyde yetersiz beslenme ve açlığa yol açtığı" uyarısı yapıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, işsizliğin yüzde 80’in üzerinde seyrettiği Gazze’de 1,6 milyon Filistinlinin gıda güvenliğinin bulunmadığını aktarıyor. İsrail’in önce saldırılarıyla, ateşkesin ardından da yardım girişini engellemesiyle su tesislerinin yüzde 90’ı zarar gördü, hastaneler ve sağlık hizmetleri ise neredeyse işlevsiz kaldı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı ve uluslararası sağlık örgütlerinin raporlarına göre bölgedeki tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle Mayıs 2024’ten itibaren her geçen gün 6 ila 10 Filistinli hayatını kaybediyor. Gazze’de soydaşlarının uğradığı soykırımı dünyaya duyurmaya çalışan Filistinli gazeteciler de İsrail’in saldırılarında doğrudan hedef alınmaya devam ediyor. Sayıların değiştiremediği küresel kayıtsızlık İsrail’in Ekim 2025’ten itibaren çeşitli bahanelerle Gazze’ye düzenlediği saldırılar aralıksız sürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre Ekim 2025 tarihinden sonra İsrail’in doğrudan saldırılarında bin 100’den fazla Filistinli can verdi, 3 bin 700’den fazla kişi yaralandı. Gazze’de 250’den fazla gazetecinin neredeyse tamamı İsrail tarafından önce hedef gösterilerek, sonrasında da doğrudan kasıtlı saldırılarda can verdi. İsrail, hala medyanın Gazze’ye erişimine bin günden uzun süredir izin vermiyor. Gazze’deki Filistinli gazeteciler, bir yandan soydaşlarının uğradığı soykırımın sesi, gözü, tanığı, bir yandan da kurbanı olmaya devam ediyor. Soykırım verilerine rağmen küresel sistem, Gazze’deki durumu değiştirecek inisiyatifi almıyor ve felaketin adeta kanıksandığı bir manzara ortaya çıkıyor. Gazze’deki durumu kavramaktaki zorluk Kudüs’ten Gazze’deki soykırımı aktarmaya çalışan pek çok uluslararası gazeteci, Gazze’nin dibinde ama yaşananlardan uzak şizofrenik bir durumu deneyimliyor. Gazze’deki meslektaşlarla konuşurken kentteki durum, onların seslerindeki yorgunlukla kavranabiliyor. Buna karşın Gazze’de nelerin yaşandığını kelimeler, fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, infografikler veya görüntülerle ne anlamak ne de anlatmak mümkün. Gazze’deki evi Ekim 2023’te İsrail’in hava saldırısıyla yerle bir olan, neredeyse tüm Filistinliler gibi defalarca yerinden edilen ve kentin güneyinde görece daha az saldırıya uğramış Han Yunus’a bağlı Deyr Belah bölgesinde yaşayan bu satırların yazarlarından biri de hava saldırıları korkusunun hüküm sürdüğü, yolların çadırlarla, çevrenin ise enkazla kaplandığı bir ortamda yaşamını sürdürüyor. Deyr Belah bölgesi, Gazze’de birçok yerinden edilen insanın sığındığı ve kapasitesinin çok üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip bir yerleşim yeri. Bölgede altyapı, elektrik, temiz su eksikliği sıradanlaşmış halde. Gazze’de dört duvarı olan evde yaşayabilen kendisini şanslı hissediyor. Yaşanabilecek evlerin fiyatları ise ekonomik imkanların çok üstüne çıktı. Geçim kaynağını kaybeden insanların normal bir evde yaşaması imkansız. Aileler, kalabalık yerlerde, sığınma merkezlerinde ya da çadırlarda bir arada kalıyor. Yapı malzemelerinin girişine İsrail tarafından izin verilmemesi nedeniyle inşaat ürünleri kısıtlı ve fahiş fiyatta. İnsanlar sığınma merkezlerinde, çadırlarda ya da hasar almış binalarda yaşamaya devam ediyor. Çadırlarda hayat çok zorlu; yazın sıcak, kışın soğuk ya da yağmurlu oluyor. Temiz su, tuvaletler ya da özel alanın eksikliği, özellikle de çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için hayatı dayanılmaz kılıyor. Çadırlar ya ince bir kumaş ya da plastik bir parçadan yapılmış durumda, ne toz fırtınasına ne de rüzgara karşı koruma sağlamıyor. Buna rağmen insanlar, çadır yaşam alanında imkansız bir hayata tutunmaya çalışıyor. Yıkıma rağmen insanların birliği bozulmuyor Gazze’de gıdaya erişim hala öncelikli sorunlar arasında. Birçok kişi yardımlarla hayatta kalıyor ancak İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle düzenli yardım akışı engelleniyor. Gelen ticari ürünler tezgahlara ulaştığındaysa fiyatlar insanların gelirlerine göre çok yüksek oluyor. Bu nedenle insanlar ya öğünlerini kısıyor ya da temel gıda ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalışıyor. Kıtlık ve açlık hala devam ediyor. Ayrıca, elektriğin yokluğu nedeniyle buzdolabı gibi araçlarla gıdayı uzun süre korumak da mümkün değil. Kente ticari mallar geldiğinde çarşı-pazar hala kuruluyor ancak buralar eski günlerinden çok uzak, insanlar her şeye rağmen gündelik hayatına devam etmeye çalışıyor, esnaf dükkan açıyor, çocuklar fırsat buldukça oyun oynuyor. Belki de en dikkat çekici olan şey, tüm bu fiziksel ve psikolojik yorgunluğa rağmen insanların uyum sağlama, birbirine destek olma becerisi. Gazze’de eğitim de İsrail’in soykırımında en ağır darbe alan hizmetler arasında. Okulların çoğu yıkıldı ve kullanılamaz hale geldi veyahut sığınma merkezlerine dönüştü. Eğitimi devam ettirmek için birçok girişim var ama öğrenciler, okul yıllarının büyük bir kısmını kaçırdı. Çocuklar, gençler sadece eğitim eksikliği değil yerinden edilme, aşırı kalabalıkla yaşama, psikolojik travmayla da mücadele ediyor. Eğitim, herkes için bir hakken bugün soykırım tehdidi karşısında sadece kısıtlı ulaşılabilen bir hak halini aldı. Ekim 2025’te yapılan ateşkes sayesinde ilk aşamada İsrail saldırıları dursa da aradan geçen sürede yeniden başladı. Dünya Gazze’de bir ateşkes sağlandığını düşünürken Gazzeliler, her saldırıdan sonra “Hangi ateşkes?” diye isyan ediyor. Her saldırı, korkuyu yeniden gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar, sürekli haberleri takip ediyor ve yakınlarından, sevdiklerinden haber almaya çalışıyor. Birçok insan, olası bir saldırının veya artan gerilimin başka bölgelere yayılmasından endişe ediyor. İnsanlar, güvende hissetmenin ya da geleceğe ilişkin bir plan yapmanın imkansız olduğu bir belirsizlik içinde yaşıyor. Ateşkes ihlalleri, kötü bir kabus gibi Gazzelilerin tepesinde dolaşıyor. İsrail ordusu, saldırıların ardından Hamas mensuplarını, askeri unsurları hedef aldığını savunuyor ancak uluslararası kurumlar ve bağımsız basın, çok sayıda sivil ölümü ya da sivil altyapının hedef alındığını ortaya koyuyor. Savaşta on binlerce kadın ve çocuğun öldürülmesi de iddiaların zayıflığını gösteriyor. Yıkılan hayatların yeniden inşası imkansız Gazze’deki Filistinlilerin önemli bir çoğunluğu soykırım ve saldırılara rağmen kentten ayrılmak istemediğini söylüyor. Elbette bir kesim de çocukları için güvenli bir gelecek için savaşın olmadığı bir yere gitmeyi arzuluyor ancak dünyanın kollarını açmış onları beklemediğinin de farkında olan Filistinliler, Gazze’nin yeniden inşasını bekliyor. Şartlar ve iradenin oluşması halinde binaları yeniden inşa etmek mümkün ama insanların yıkılan hayatlarını yeniden inşa etmek imkansız. İnsani kayıp ve psikolojik hasar yıllarca sürecek. Buna rağmen insanlar ümide sarılıyor çünkü ümitsizliğe teslim olmak bir seçenek değil. Gazze’de yerinden edilen ya da buradan başka yerlere gidenler ile yaptığımız görüşmelerde ortak duygu vatan hasreti, endişe ve kısmen suçluluk duygusu. Buradan ayrılanlar, nereye gitseler Gazze’yi yüreklerinde taşıdıklarını anlatıyor, birçoğu da şartlar yeniden imkan verince dönmek istediğini belirtiyor. Bunca yıkımın arasında nefes alanlar da oldu. Futbol heyecanı, dünyanın dört bir yanını sardığı gibi Dünya Kupası'yla Gazze’ye de geldi. Elektrikten yoksun, birçoğu yerinden edilmiş Filistinliler, enkazların arasına kurulmuş dev ekranlardan futbol maçlarını izledi. Aileler, çocuklarıyla çadırlarda, enkazın arasında maç izlemek için toplandı. Yıkımın ortasında insanların kendilerini bir parça normal hissedebileceği, bulundukları durumu unutup az da olsa bir ümit hissedebileceği anlar tatmak istemesi dikkate değer bir manzara. Ancak dünya kendi gündemiyle meşgulken Gazze’de nesillerin hayatları kadar anıları da yok oluyor. Kentin yıkımı hatıraların yıkımını da beraberinde getiriyor. İnsanlar doğup, büyüyüp yaşadıkları, pek çok anı biriktirdikleri yerleri artık tanıyamıyor. [Ali Jadallah, Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiridir, Enes Canlı, Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısıdır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. Bu yazı ilk kez AA Brifing dergisinin ağustos sayısında yayımlanmıştır.

Kalp Hastalarına Ramazan Uyarısı Haber

Kalp Hastalarına Ramazan Uyarısı

Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ömer Faruk Çiçek, Ramazan ayında oruç tutacak kalp ve tansiyon hastalarına önemli uyarılarda bulundu. Ramazan ayının manevi huzur ve paylaşma ayı olduğunu belirten Dr. Çiçek, bu dönemde sağlık konusunun ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Her hasta için oruç tutmak aynı derecede güvenli değildir” diyen Dr. Çiçek, özellikle kalp yetmezliği bulunan, yakın zamanda kalp krizi geçiren, ritim bozukluğu olan ya da tansiyonu kontrol altına alınamayan hastalar için uzun süreli açlık ve susuzluğun ciddi riskler oluşturabileceğini ifade etti. Bu nedenle hastaların, oruç tutmadan önce mutlaka kendi hekimlerine danışmalarının hayati önem taşıdığını söyledi. İlaç Düzeni Doktor Kontrolünde Planlanmalı Oruç tutmasına hekimi tarafından izin verilen hastaların ilaç düzenini kendi başlarına değiştirmemesi gerektiğini belirten Dr. Çiçek, ilaç saatlerinin sahur ve iftar saatlerine göre mutlaka doktor tarafından yeniden planlanması gerektiğini kaydetti. Sahur Atlanmamalı, İftar Dengeli Olmalı Sahur öğününün kesinlikle atlanmaması gerektiğini vurgulayan Çiçek, sahurda aşırı tuzlu, yağlı ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması; tam tahıllı, protein ve lif içeriği yüksek besinlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Bu beslenme şeklinin gün boyu tansiyon dengesini korumaya yardımcı olduğunu belirtti. İftar sırasında ise uzun süren açlığın ardından hızlı ve aşırı yemek yenilmemesi gerektiğini dile getiren Çiçek, iftarın hafif başlaması ve küçük porsiyonlarla devam edilmesinin kalp sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi. Aşırı yemenin kalp yükünü artırabileceğini ve tansiyon dalgalanmalarına yol açabileceğini belirtti. Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Çiçek, çay ve kahve gibi kafeinli içeceklerin fazla tüketiminden kaçınılması gerektiğini söyledi. Susuz kalmanın özellikle tansiyon ve kalp ritmi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini dile getirdi. Açıklamasının sonunda sağlığın korunmasının ibadetin de bir parçası olduğunu vurgulayan Dr. Ömer Faruk Çiçek, sağlığı tehlikeye atacak durumlarda oruç tutmamanın hem dini hem de tıbbi açıdan bir sorumluluk olduğunu belirterek tüm vatandaşlara sağlıklı ve huzurlu bir Ramazan temennisinde bulundu.

Toprak ve Su Kaybına Dikkat Haber

Toprak ve Su Kaybına Dikkat

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve TEMA Vakfı Şanlıurfa Temsilcisi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, toprak ile suyun kaybolmasının gıdayı ve geleceği doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Öztürkmen, 5 Aralık Dünya Toprak Günü'ne ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, teknolojinin birçok alanda ilerlediğini ancak toprağı üretemediğini dile getirdi. Erozyonun Türkiye'nin ve dünyanın en büyük problemlerinden bir tanesi olduğunu vurgulayan Öztürkmen, şöyle konuştu: "Bizim için toprağın ne kadar önemli olduğunu ancak kaybedince anlayacağız. Toprağın kötüleşmemesi için elimizden geleni yapmalıyız çünkü bu varlık, bu emanetler bize çocuklarımız için verilmiştir. Gelecekte daha iyi bir ülke, daha iyi bir ekonomiye sahip olmamız için toprağın kıymetini bilmemiz şart. Unutmayalım ki toprak ve su yoksa gıda yok, açlık var. Biz her zaman söylüyoruz. Dünyadaki en önemli iki varlık toprak ve su. Bunların olmayışı gıdanın, açlığın, kuraklığın olmasına neden oluyor." "Bize düşen tarım alanının miktarı gittikçe azalıyor" Yapılan araştırmalara göre dünya topraklarının yüzde 33'ünün bozulduğunu aktaran Öztürkmen, şöyle devam etti: "2050 yılına kadar da eğer bir şey yapılmadığı takdirde yüzde 90'ının bozulacağını yöneticilerimiz yapılan çalışmalarla söylemiş. Önümüzdeki günlerde toprağın azalması demek, gıdanın azalması demek. Türkiye'de nüfus 86 milyon. Bize düşen tarım alanının miktarı gittikçe azalıyor. Yapılan bir çalışmaya göre nüfus yüzde 10 artarken tarımsal arazilerin miktarı yüzde 20 azalıyor. Bu da kişilere düşen gıda miktarının azalacağı anlamına geliyor." Öztürkmen, dünyada 828 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini hatırlatarak, tarımsal üretimin verimlilik esaslı düzenlenmesi ve tarım ürünlerinin doğru kullanılması gerektiğini kaydetti.

Gazze'de Can Kaybı 69 Bini Geçti Haber

Gazze'de Can Kaybı 69 Bini Geçti

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde, Ekim 2023'te başlayan saldırılarında can kaybının 69 bin 176'ya yükseldiği bildirildi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in saldırılarında hayatını kaybedenlerle ilgili son bilgileri paylaştı. Söz konusu tarihten bu yana yaşamını yitirenlerin sayısının 69 bin 176'ya ve yaralı sayısının 170 bin 690'a çıktığı aktarılan açıklamada, son 24 saatte İsrail saldırıları sonucu 1 Filistinlinin yaşamını yitirdiği, daha önce ölen 6 kişinin cenazelerine ulaşıldığı kaydedildi. Hamas ve İsrail arasında varılan ateşkesin ardından, İsrail saldırılarında 241 kişinin yaşamını yitirdiğini, 619 kişinin yaralandığını ve enkaz altından 528 kişinin naaşlarının çıkarıldığı belirtildi. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde varılan ateşkese rağmen ara ara çeşitli iddialarla Filistinlilere yönelik saldırılarda bulunuyor. İsrail, Ekim’de Batı Şeria’da 33’ü çocuk 442 Filistinliyi gözaltına aldı İsrail ordusunun, Ekim ayında işgal altındaki Batı Şeria’da 3’ü kadın ve 33’ü çocuk olmak üzere toplam 442 Filistinliyi gözaltına aldığı bildirildi. Filistin Kurtuluş Örgütü’ne bağlı Filistinli Esirler Heyeti, Filistinli Esirler Cemiyeti ve ed-Damir Esir Destek ve İnsan Hakları Derneği tarafından yayımlanan ortak raporda, gözaltıların özellikle Beytüllahim kentinde yoğunlaştığı, Batı Şeria genelinde de geniş çaplı saha operasyonlarının yürütüldüğü belirtildi. Raporda, 8 Ekim 2023’ten bu yana gözaltına alınan Filistinlilerin sayısının yaklaşık 20 bin 500’e ulaştığı, bunlar arasında 595’ten fazla kadın ve bin 630’dan fazla çocuğun bulunduğu ifade edildi. Aynı rapora göre, Gazze’deki savaşın başlamasından bu yana İsrail hapishanelerinde hayatını kaybeden Filistinli esirlerin sayısı, geçen ay yaşamını yitiren üç kişiyle birlikte 81’e yükseldi. İşkence, açlık ve idari tutuklamalar Ekim ayında esirlere yapılan saha ziyaretlerinde, tutuklulara yönelik ihlallerin savaşın başlangıcından bu yana sürdüğü ve 10 Ekim’de ateşkes ile esir değişimi anlaşmasının ilanından sonra yeniden arttığı aktarıldı. Raporda, İsrail hapishanelerindeki esir sayısının 9 bin 250’yi aştığı, bunların büyük kısmının herhangi bir suçlama yöneltilmeden idari tutukluluk altında bulunduğu belirtildi. Bu rakama, İsrail ordusuna ait askeri kamplarda tutulan Filistinliler dâhil edilmedi. Filistinli ve uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail hapishanelerinde Filistinli esirlere yönelik açlık, işkence, tıbbi ihmal, cinsel saldırı ve aile ziyaretlerinin engellenmesi gibi ağır ihlalleri defalarca belgeledi. İsrail tarafından serbest bırakılan Filistinliler de, sistematik işkenceye maruz kaldıklarını, vücutlarında şiddet izleri bulunduğunu ve uzun süreli açlık nedeniyle ciddi kilo kaybı yaşadıklarını ifade etti. Batı Şeria ve Gazze’de süregelen saldırılar Batı Şeria’daki Filistinliler, İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarına maruz kalmaya devam ediyor. Bu saldırılar, İsrail’in ABD desteğiyle 8 Ekim 2023’te Gazze’ye başlattığı savaşın ardından bölgede tırmanan gerginliğin bir parçası olarak görülüyor. Bu süreçte Batı Şeria’da en az bin 69 Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 10 bin kişi yaralandı. İsrail’in iki yıldır Gazze’ye sürdürdüğü saldırılar ise, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 69 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybetmesine, 170 binden fazlasının yaralanmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler’e göre, Gazze’deki sivil altyapının yüzde 90’ı yok oldu ve yeniden inşa maliyetinin yaklaşık 70 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Hamas ile İsrail arasında 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen, İsrail’in anlaşmayı sık sık ihlal ettiği, bu ihlallerin yeni can kayıplarına, ayrıca gıda ve tıbbi yardım girişlerine getirilen kısıtlamalara yol açtığı ifade ediliyor. İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria'da 2 Filistinliyi yaraladı İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işgal altındaki Batı Şeria'daki saldırıları sonucu 2 Filistinli yaralandı. Filistin Kızılayından yapılan yazılı açıklamalara göre, El Halil yakınlarındaki Mesafir Yatta bölgesinde saldırgan İsrailliler 18 yaşındaki bir genci darbetti. Yaralı Filistinli hastaneye kaldırıldı. Kudüs'ün kuzeyindeki Er-Ram kasabasında ise Ayrım (Utanç) Duvarına tırmanmaya çalışan bir gence İsrail askerleri ateş açtı. Göğsünden ve omuzundan yaralanan 21 yaşındaki Filistinli hastaneye kaldırıldı. Öte yandan, İsrail askerleri Selfit kentinin batısındaki Burukin kasabasında Filistinli bir esire ait evi yıktı. Burukin Belediye Başkanı Faid Sabra AA'ya yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin bir buldozerle kasabaya baskın düzenleyip, İsrail hapishanesindeki Filistinli Mahir Züheyr Semara'nın evini yıktığını söyledi. Sabra, İsrail ordusunun, 23 Ekim'de de Semara'nın babasının evini yıktığını kaydetti. İsrail ordusunun, 8 Ekim 2023 sonrasında Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik saldırı ve ihlallerinde artış yaşanıyor. Bu süre zarfında gerçekleşen saldırılarda çok sayıda Filistinli hayatını kaybederken 83 ev de yıkıldı. Gazze Belediyesi: Kış aylarının başlamasıyla bölgedeki insani felaket derinleşecek Gazze Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, 2 yıl süren ve kentin altyapısında büyük yıkıma yol açan İsrail soykırımının ardından, Gazze’nin ağır insani koşullar altında kışı karşıladığı belirtildi. Açıklamada, "Şehir, altyapıdaki yıkım ve kitlesel yerinden edilme nedeniyle büyük bir felaket yaşıyor. Bu durum, kış mevsiminin başlamasıyla birlikte daha da kötüleşebilir." ifadesine yer verildi. Belediye, kış aylarının yaklaşmasıyla Gazze’deki halkın kaygılarının arttığını, kentin altyapısının büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle sel ve taşkın riskinin de yüksek olduğunu vurguladı. Gazze Hükümeti Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite, daha önce yaptığı açıklamada, "Gazze’de 288 bin ailenin evlerini kaybettiğini ve sokaklarda, açık alanlarda yaşadığını" belirtmişti. Sevabite, ateşkes anlaşmasında yer alan insani protokole göre 300 binden fazla çadır ve prefabrik barınma biriminin bölgeye sokulmasının kararlaştırıldığını, ancak İsrail’in bu maddeye uymadığını kaydetmişti. Gazze Belediyesi, ekiplerinin "mevcut imkanların sonuna kadar kullanılarak, soğuk havaların etkilerini hafifletmek ve halkı korumak için" çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. Belediye açıklamasında, 2 yıllık saldırılar sürecinde kışın binlerce çadırın uçtuğu, yağmur sularının on binlerce çadırı bastığı ve halkın kişisel eşyalarının büyük bölümünün çamur içinde kullanılamaz hale geldiği hatırlatıldı. Medya ofisi de eylül ayı sonunda, bölgede bulunan toplam 135 bin çadırdan 125 bininin yıkıldığını, yüzde 93’ünün artık barınmaya elverişli olmadığını açıklamıştı. Saldırılar sona ermiş olsa da yerinden edilmiş yüzbinlerce Filistinli, yaşam koşullarının son derece zor olduğu, temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir ortamda hayatta kalmaya çalışıyor. Dünya Bankası verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu Gazze halkının büyük bölümü yoksullaşırken, ateşkesin ilan edildiği 10 Ekim’den bu yana işgalci İsrail’in ihlalleri nedeniyle 241 Filistinli hayatını kaybetti, 619 kişi yaralandı.

7 Ülke Ortak Açıklama Yaptı Haber

7 Ülke Ortak Açıklama Yaptı

Türkiye ile 7 ülke, Hamas'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik önerisi konusunda attığı adımları memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi. Türkiye, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Pakistan, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır dışişleri bakanları, Gazze'de ateşkesin tesisine yönelik plana dair ortak açıklama yayımladı. Açıklamaya göre Türkiye ile 7 ülkenin dışişleri bakanları, Hamas'ın ABD Başkanı Trump'ın Gazze'deki saldırıların sona erdirilmesi, hayatta olan veya hayatını kaybetmiş tüm esirlerin serbest bırakılması ve uygulama mekanizmalarına ilişkin müzakerelerin derhal başlatılmasına dair önerisi konusunda attığı adımları memnuniyetle karşıladı. Dışişleri bakanları, Trump'ın İsrail'e yönelik bombardımanları derhal durdurması ve takas anlaşmasının uygulanmasına başlama çağrısını memnuniyetle ve ABD Başkanı'nın bölge barışını tesis etme yönündeki kararlılığını da takdirle karşıladı. Bakanlar, bu gelişmelerin kapsamlı ve sürdürülebilir ateşkese ulaşmak ve Gazze Şeridi'nde halkın karşı karşıya olduğu ağır insani koşulları ele almak bakımından gerçek fırsat teşkil ettiğini vurguladı. Hamas’ın Gazze’nin idaresini bağımsız teknokratlardan oluşan geçici Filistin İdari Komitesine devretmeye hazır olduğunu açıklamasını da memnuniyetle karşılayan bakanlar, önerinin uygulanmasına ilişkin mekanizmalar üzerinde mutabakata varmanın ve söz konusu planın tüm unsurlarını ele almak üzere müzakerelerin derhal başlatılmasının önemine işaret etti. Dışişleri bakanları, Gazze'deki saldırıların derhal sonlandırılmasına yönelik kararlılıklarını vurguladı Dışişleri bakanları, önerinin uygulanmasına yönelik çabaları desteklemeye ve Gazze'deki saldırıların derhal sona erdirilmesine yönelik kararlılıklarını vurgulayarak, Gazze’ye insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılmasını, Filistinlilerin yerlerinden edilmemesini, sivillerin güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir tedbirin alınmamasını, rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistin Yönetimi’nin Gazze’ye dönmesini, Gazze ile Batı Şeria’nın birleştirilmesini güvence altına alacak kapsamlı anlaşmaya varılmasına yönelik ortak kararlılıklarını yineledi. Ayrıca bakanlar, tüm tarafların güvenliğini garanti altına alacak güvenlik mekanizmasının tesis edilmesine ve bu doğrultuda İsrail’in bölgeden tam çekilmesine, Gazze’nin yeniden inşasına ve iki devletli çözüm temelinde adil barış yolunun oluşturulmasına yönelik ortak kararlılıklarının altını çizdi. Hamas, Trump'ın Gazze planındaki esir değişimini kabul ederken diğer bazı maddelerin müzakere edilmesi gerektiğini açıklamıştı. İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada da "İsrail, tüm rehinelerin derhal serbest bırakılmasını öngören Trump'ın planının ilk aşamasını uygulamaya hazırlanıyor." ifadesi kullanılmıştı.

Filistin’de Soykırım Devam Ediyor Haber

Filistin’de Soykırım Devam Ediyor

İsrail ordusunun, sabah saatlerinden bu yana Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 43 Filistinli yaşamını yitirdi. Hastane kaynakları ve görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, İsrail ordusu, başta kuzeydeki Gazze kenti olmak üzere Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde göçe zorlanan Filistinlilerin sığındığı çadırları, yardım bekleyenleri, evleri ve sivillerin toplandığı alanları vurdu. Gazze kentini işgal için kara saldırısı başlatan İsrail ordusu, kentin batısındaki liman yakınlarında sivil bir grubu hedef aldı. Saldırıda 1 kişi öldü, birçok kişi yaralandı. Kentin güneyindeki Zeytun Mahallesi'nde insansız hava aracından (İHA) açılan ateşte 1 kişi hayatını kaybetti. Gazze kentinin batısındaki Ensar Kavşağı yakınlarına İHA saldırısı düzenlendi. Saldırıda 1 çocuk hayatını kaybetti. Kentteki Şati Mülteci Kampı'nda bir ev bombalandı. Bombardımanda 1 çocuk daha yaşamını yitirdi. Gazze kentinin güneyindeki Sabra Mahallesi'nde, Filistinli "Sabiti" ailesinin evinin hedef alındığı hava saldırısında 1 kadın hayatını kaybetti. İsrail ordusu, Gazze kentinin Sabra ve Tel el-Hava mahalleleri ile Şeyh Rıdvan ve Nasr bölgelerinde onlarca evi bombalı araçlarla havaya uçurdu. Kentin farklı bölgelerinde düzenlenen saldırıların ardından Saraya Sahra Hastanesi'ne 5 ölü, 37 yaralı getirildi. Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ta saldırılar yoğunlaştı İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde zorla yerinden edilen çok sayıda Filistinlinin bulunduğu Deyr el-Belah kentine saldırılarını yoğunlaştırdı. Kentin Ebu Arif bölgesinde sivillerin toplandığı bir alana düzenlenen İHA saldırısında 1 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı. Deyr el-Belah'ın batısındaki Meşaile bölgesinde yerinden edilenlerin bulunduğu çadırlara düzenlenen saldırıda 1'i kadın 3 Filistinli yaşamını yitirdi. Yine Deyr el-Belah’ın Vadi es-Silka bölgesinde yerinden edilenlerin kaldığı bir çadıra İHA saldırısı düzenlendi. Saldırıda 1 Filistinli hayatını kaybetti. Bureyc Mülteci Kampı'nda odun toplayan 4 kardeş İsrail saldırısında can verdi Hicr el-Cami bölgesinde bir çadırın bombalanması sonucu 1 kişi yaşamını yitirirken, Bureyc Mülteci Kampı'nda odun toplayan 4 kardeş İsrail saldırısında can verdi. İsrail ordusunun, Reşid Caddesi yakınlarında Netzarim Koridoru çevresine düzenlediği saldırıda 1 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail "güvenli" dediği El-Mevasi'de aşevini vurdu, çoğunluğu çocuk 9 kişi öldü İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde bir aşevi ile yardım bekleyenleri ve çadırları vurdu. Han Yunus'un batısındaki El-Mavasi bölgesinde bulunan bir aşevine düzenlenen hava saldırısında 9 Filistinli yaşamını yitirdi. Ölenler arasında bir baba, 4 çocuğu ve torununun da bulunduğu aktarıldı. Han Yunus'ta yardım bekleyenlere ateş açıldı, 13 kişi öldü İsrail güçleri Han Yunus'un güneyinde yardım bekleyen sivillere ateş açtı. Saldırıda biri kadın 13 kişi hayatını kaybetti. El- Mevasi bölgesinde bulunan Aksa Üniversitesi yerleşkesinde yerinden edilenlerin kaldığı çadırlar, İsrail saldırısının hedefi oldu. Saldırıda çok sayıda Filistinli yaralandı. İsrail'in saldırılarında son 24 saatte 77 Filistinli hayatını kaybetti Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in devam eden saldırılarında yaşanan can kayıpları ve yaralanmalara ilişkin son verileri paylaştı. Son 24 saatte Gazze Şeridi'ndeki hastanelere 77 ölü ve 222 yaralının ulaştığı belirtildi. İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde 19 Ocak'ta varılan ateşkesi bozarak 18 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda 13 bin 357 Filistinlinin öldüğü, 56 bin 897 kişinin yaralandığı belirtildi. İsrail-ABD güdümlü sözde yardım dağıtım noktalarında Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılarda 27 Mayıs'tan bu yana öldürülenlerin sayısının 2 bin 582'ye, yaralananların sayısının da 18 bin 974'e çıktığı kaydedildi. İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten beri düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının ise 66 bin 225'e, yaralıların 168 bin 938'e yükseldiği ifade edildi. Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlâ binlerce ölü olduğu belirtiliyor. Gazze'deki Filistin hükümetinden, İsrail'in ana sahil yolunu kapatması sonrası "insani felaket" uyarısı Gazze'deki hükümetin Medya Ofis Müdürü İsmail es-Sevabite, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nin kuzey ve güneyini birbirine bağlayan Reşid Caddesi'nin İsrail ordusu tarafından kapatılmasının sonuçları hakkında uyardı. Gazze kentiyle kuzeyinde İsrail saldırısı ve kuşatması altında mahsur kalan Filistinlilerin durumu hakkında konuşan Sevabite, "Reşid Caddesi, Gazze'nin kuzeyine yardım ulaştırmak için tek yol." dedi. Reşid Caddesi'nin kapatılmasıyla yüzbinlerce Filistinlinin "gıda, ilaç ve yakıt yardımından mahrum kaldığını" ifade eden Sevabite, bölgede insani durumun giderek kötüleşmesiyle insanların hayatının tehlikeye atıldığını vurguladı. Sevabite, "Bu politikanın devam etmesi, yüz binlerce insanın hayatını doğrudan tehlikeye atıyor. İsrail, Reşid Caddesi'nin kapatılmasından kaynaklanan insani felaketin sorumluluğunu taşıyor." diye konuştu. Gazze'deki sivillerin hayati tehlikesi konusunda uluslararası topluma çağrıda bulunan Sevabite, "Uluslararası toplum gerçek bir imtihanla karşı karşıya. Ya sivilleri koruma konusundaki hukuki görevini yerine getirecek ya da sessiz kalıp eylemsizliğiyle suça ortak olacak." ifadelerini kullandı. Gazze'nin ana sahil yolu İsrail tarafından kapatıldı İsrail ordusu, dün Gazze Şeridi'nin batısında yer alan ve şeridin güney ile kuzeyini sahil yolu üzerinden birbirine bağlayan Reşid Caddesi'ni saat 12.00 itibarıyla güneyden gelenlere kapatmıştı. Gazze'deki hükümet ise İsrail'in Gazze Şeridi'nde sivillerin kullandığı en hareketli yollardan biri olan sahildeki Reşid Caddesi'ni kapatmasını, "soykırım politikaları çerçevesinde keyfi uygulama" olarak nitelemişti. İsrail'in Reşid Caddesi’ni kapatması ve sadece güneye doğru göç için kullanılmasına izin verileceğini duyurmasının ardından yüzlerce Filistinli aile ise kentin orta ve güney bölgelerine doğru göç etmek zorunda kaldı. Şati Mülteci Kampı yakınlarından başlayarak güneyde Refah’a kadar uzanan sahil yolu Reşid Caddesi, Gazze Şeridi'nin kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan ana güzergâh konumunda. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin güneyine geçiş için "güvenli" olduğunu iddia ettiği bu cadde üzerinde güneye doğru göç eden Filistinlileri hedef alıyor. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı: Gazze kentinde hastanelere erişim son derece tehlikeli hale geldi Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Gazze kentindeki sağlık personelinin hastanelerde tehlikelerle çevrili şekilde hastalara sağlık hizmeti sunmaya devam ettiği belirtildi. Gazze'deki Şifa Tıp Merkezi, Kudüs ve Huluv hastanelerine erişimin "son derece tehlikeli" hale geldiği uyarısında bulunuldu. Bakanlık açıklamasında, uluslararası topluma sağlık kurumlarının ve çalışanlarının korunması ve hastanelere güvenli erişimin sağlanması için müdahale çağrısı yapıldı. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail'in mart ayından bu yana sınır kapılarını neredeyse tamamen kapatarak, bölgeye insani yardım ve tıbbi malzeme girişini engellemesi sonucu sağlık alanında ciddi sıkıntılar yaşandığı uyarısında bulunmuştu. Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Gazze kentini işgal için 16 Eylül'de kara saldırılarına başladığını açıklayan İsrail ordusu, kente yoğun saldırılar düzenliyor. Sınır Tanımayan Doktorlar, Gazze'de İsrail saldırısında bir çalışanının daha hayatını kaybettiğini duyurdu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Gazze Şeridi'nde üzerinde insani sağlık personeli olduğunu gösteren MSF yeleği bulunmasına rağmen bir çalışanının daha İsrail ordusu tarafından öldürüldüğünü duyurdu. MSF'den yapılan yazılı açıklamada, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda MSF çalışanı 42 yaşındaki Ömer Hayek'in hayatını kaybettiği, 4 kişinin ise yaralandığı belirtildi. Saldırının hedefi olan MSF ekibinin o sırada otobüs beklediği ve tıbbi insani yardım çalışanı olduklarını gösteren MSF yelekleri giydiği vurgulandı. Açıklamada, "Diğer bir çalışanımız Hüseyin en-Neccar'ın İsrail güçleri tarafından Deyr el Balah'ta öldürülmesinden iki haftadan kısa bir süre sonra gerçekleşen bu cinayetten dolayı derin üzüntü ve öfke duyuyoruz." ifadesi kullanıldı. Hayek'in ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilenen açıklamada, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail saldırıları altındaki Gazze Şeridi'nde öldürülen MSF çalışanlarının sayısının 14'e yükseldiği kaydedildi. Gazze'deki hükümet: Gazze'ye eylül ayında 18 bin yardım tırından sadece 1824'ü girdi Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada, geçen ay Gazze Şeridi'ne giriş yapabilen yardımlara ilişkin bilgi verildi. Açıklamada, eylül ayında 18 bin yardım tırı girmesi gerekirken sadece 1824 tırın Gazze'ye ulaşabildiği ifade edildi. Gazze'ye ulaşan yardımların bölgedeki nüfusun ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 10'unu karşılayabildiği kaydedildi. Ayrıca yardım tırlarının, İsrail güçlerinin oluşturduğu yapay güvenlik kaosu ortamında yağmalandığına işaret edilen açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik sistematik açlık politikasının bir parçası olarak, 7 aydan fazla süredir sınır kapılarını ve geçişleri kapatarak bölgeye yeterli miktarda yardımın girişini engellediği ifade edildi. İsrail'in, çocuklar, hastalar ve açlıkla mücadele edenlerin ihtiyaç duyduğu 400'den fazla gıda maddesi başta olmak üzere halkı pek çok yardım malzemesinden mahrum ettiği bilgisi paylaşıldı. Girişi yasaklanan ürünler arasında yumurta, kırmızı ve beyaz et, balık, peynir, süt ürünleri, meyve-sebze, besin takviyesinin yanı sıra kuruyemiş, hamilelerin ve hastaların ihtiyaç duyduğu takviyelerin yer aldığı belirtildi. Açıklamada, bölgenin sağlık, hizmet ve gıda alanlarındaki temel ihtiyaçlarını karşılamak için günlük en az 600 yardım ve yakıt tırına ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. İsrail tarafından bölgede uygulanan sistematik kuşatmanın halkın alım gücünde de çöküşe neden olduğu kaydedildi. Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yüzde 95'inden fazlasının nadiren de olsa pazarlarda buldukları ürünleri alamadığı, bu durumun yoksulluk ve açlığı artırdığı, Gazze Şeridi'nde hayatı neredeyse imkansız hale getirdiği ifade edildi. Açıklamada, yaşanan bu insani felaketin sorumluluğunun İsrail ve müttefiklerine ait olduğu belirtilerek, Birleşmiş Milletler, Arap ve Müslüman ülkeler ile uluslararası topluma, sınır kapılarının açılması, gıda, çocuk sütü, hayati öneme sahip ilaç başta olmak üzere yardım malzemelerinin tedarikinin yanı sıra İsrail'in siviller aleyhinde işlediği suçlar hakkında yargılanması için ciddi şekilde harekete geçmeleri çağrısı yapıldı. İsrail’in abluka ve ağır saldırıları altında bulunan Gazze, yaygın açlık, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı gibi insani felaketle karşı karşıya. Yerel ve uluslararası kuruluşlar, İsrail’in "açlık ve susuzluğu silah olarak kullandığını" ifade ediyor. İsrail, Gazze'deki Sahra Hastaneleri Müdürü'nün hemşire olan kızını da alıkoydu Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, hemşire Tesnim'in bugün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde bir sağlık tesisindeki işine giderken İsrail'e bağlı özel askeri bir birlik tarafından alıkonulduğu kaydedildi. Uluslararası insancıl hukuk ve sağlık çalışanlarının korunmasıyla ilgili tüm kanunları ihlal eden bu saldırıların en sert şekilde kınandığı ifade edildi. Hemşire Tesnim'in hayatından İsrail'in sorumlu olduğu vurgulandı ve son durumu hakkında bilgi verilmesi istendi. Uluslararası topluma da bu ihlallerin durması ve sağlık çalışanlarının korunması için müdahale çağrısında bulunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.