Uygulamalarımız appstore googleplay

#Yeşilçam

gazeteci63.com - Yeşilçam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşilçam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son Yolculuğuna Uğurlandı Haber

Son Yolculuğuna Uğurlandı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Kadir İnanır, çok eşsiz bir değerdi. Çok önemli bir ustaydı." dedi. Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır'ın cenazesi, Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde kılınan namazın ardından Ulus Mezarlığı'nda toprağa verildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, cenaze namazı öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Bir devrin, Yeşilçam'ın hayatımıza uzanan, evlerimize, ailelerimize dahil olan eşsiz değerlerini maalesef birer birer kaybediyoruz. Onlara birer birer veda ediyoruz, ahirete uğurluyoruz." dedi. Kadir İnanır'ın eşsiz bir değer, önemli bir usta olduğunu vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti: “Başta Türk sinemasına kazandırmış olduğu ders niteliğindeki eserleri, aynı şekilde sinemamızın Türk klasiklerinde hayat vermiş olduğu eserleriyle çok önemli bir sanatçımızdı. Başta ailesi olmak üzere yakınlarına, tüm sanatseverlerimize, sanat camiamıza başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet, ruhu şad olsun.” Cenaze törenine katılan eski A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş, Kadir İnanır'ın sinemanın duayenlerinden olduğunu söyledi. Oyuncu Hülya Avşar ise İnanır'ın vefatından duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, "Ben yine iyileşip yine reklamlarda oynayacak, yine bizlerle olacak diye bakarken şoka girdim." dedi. Yeşilçam'ın değerlerinin yavaş yavaş kaybolmalarının kendisini çok üzdüğünü ifade eden Avşar, "O yüzden elimizde kalanlara böyle dört elle sarılmak geliyor içimden. Onların nasıl değerini biliriz onu düşünüyorum. Çünkü her böyle kaybımızda bunları düşünüyoruz ama sonra unutuyoruz." diye konuştu. Cenaze törenine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ile Levent İnanır, Jülide Kural, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Halil Ergün, Ahmet Yenilmez, Oktay Kaynarca, İlyas Salman'ın da aralarında bulunduğu siyaset ve sanat dünyasından çok sayıda kişi katıldı. Yoğun katılımın olduğu törende zaman zaman kalabalıktan dolayı arbede yaşandı. Kadir İnanır'ın cenazesi Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde kılınan namazın ardından Ulus Mezarlığı'nda toprağa verildi. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen cenaze töreni Törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın yanı sıra sinema, siyaset ve sanat dünyasından pek çok kişi katıldı. Tören öncesinde AA muhabirine açıklama yapan İnanır'ın yeğeni Soner Arıca, duygularının darmadağın olduğunu ve gerçeğe inanamadığını belirterek, "Olamaz böyle bir şey diye düşünüyorum. Çünkü ölüm kelimesini zaten sevmiyorum ama başka bir tarifi yok ya şimdi. Hiç kimseye de yakışmıyor evet ama Kadir dayıma hiç yakışmıyordu. Sadece benim dayım değildi. Tüm ülkenin dayısı, ağabeyi, kardeşiydi. Tabii benim için de sadece dayım değil, aynı zamanda çok hayranlık duyduğum bir sanatçıydı, büyük bir aktördü." dedi. Annesini de kısa süre önce kaybettiğini hatırlatan Arıca, "Üzgün ve şaşkınım. Üç gün önce annem, üç gün arayla böyle tuhaf bir süreçten geçiyoruz. Gerçekten çok üzgünüm, şaşkınım. Bence burada onu seven kitlenin özeti var, buraya sığan kadarı var. Bence tüm ülke burada şu anda. Ben öyle hissediyorum. İki gündür bana gelen mesajlardan, yorumlardan anlıyorum ki gerçekten tüm ülke bence şu anda burada. Herkes çok üzgün doğal olarak. Çünkü idoldu, ikondu, çok büyük bir sanatçıdan bahsediyoruz. Bizim aile ilişkilerimiz bir yana, dayım olması bir yana çok çok önemli bir sanatçıdan bahsediyoruz. Her açıdan baktığımda çok zor, her açıdan baktığımda çok karışık." değerlendirmesini yaptı. Sinema yazarı Atilla Dorsay ise Türk sinemasının Yeşilçam ile birlikte yaygınlaştığına dikkati çekerek, "Yeşilçam bir efsaneydi. Nasıl Amerika'da Hollywood varsa burada da Yeşilçam vardı ve Yeşilçam'ın yaptığı filmler insanları koştura koştura sinema salonlarına götürüyorlardı. Bu arada işte Kadir İnanır'ı tanıdık. Çok farklı bir yerdeydi. Bir sürü sanatçı vardı. Ama o çevirdiği 180 kadar filmle, bütün o filmlerle kendisini halkımıza sevdirdi. Bundan sonra artık onun yerine öyle bir adam gelebilir mi bilmiyorum." şeklinde konuştu. "Onun insanlığını hepiniz biliyorsunuz" "Kuzeyden Gelen Adam" adlı belgeselden bir bölümün gösterimiyle başlayan törendeki ilk konuşmayı yapan Jülide Kural, İnanır'ın insanlığına ve vicdanına vurgu yaptı. Kural, "Aslında Kadir İnanır'ı hepiniz tanıyorsunuz. Onun haksızlık karşısında o taşan öfkesini, sevgisini ifade ederken sözcüklere hiç ihtiyaç duymamasını, o yoksulluk, adaletsizlik, eşitsizlik karşısında şahlanan vicdanını, bazen de kalbinin kırılganlığında o gözyaşlarının, nasıl da o güzelin gözlerinin dostu olduğunu, kısacası aslında onun insanlığını hepiniz biliyorsunuz. Belki de hayatı boyunca en büyük heyecanı olan sinemada kendi aktörlüğünü inşa ederken tanık olduğum bir şeydir hep. Dönüp dolaşıp başvurduğu yerdir aslında kalbi, sezgileri ve en önemlisi merakı ve hayata gülümseyerek bakabilme cesareti. Ben onu hep izledim bu süreçlerde ve bu benim için çok büyük bir ayrıcalıktı. Bir aktörün sevdiği mesleğini nasıl inşa ettiğini izlemek benim için çok özel bir deneyimdi. Bir yandan da biliyorsunuz ki Kadir İnanır şöyle bir bakışıyla o seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır." görüşünü paylaştı. Oyuncu Menderes Samancılar da usta sanatçının Hekimoğlu Türküsü'nü derlediğini belirterek, "Bundan da övgüyle bahsederdi. Sarılırdık dostça, kocaman bir incir ağacıydı benim için. Sürekli bal gibi incirler veren, bal gibi hayata bakan, barış, kardeşlik, sevgi dolu bir yürek. Kadir İnanır gibi bir değeri asla unutmayacağız." ifadelerini kullandı. İnanır'ın yeğeni Levent İnanır ise dayısının yıllar önce verdiği bir röportajda, "Ben bir gün ölürsem, Türkiye'deki bütün evlerden cenaze kalkacak" dediğini aktararak, şunları kaydetti: "Yine onun kendi söylemi, 'Benim bedenim gider ama yaptığım filmler yıllar sonra keyifle izlenecek' derdi. Keyifle izlenmenin altı şöyle çizilebilir, bütün filmler nitelikli, sosyal yaralara parmak basan, kahramanları içimizden seçen, nitelikli ve kendi oynadığı kadar senaryolarına da dokunduğu işlerdi. O yüzden hepinizde izler bırakacak. Biz de o izlerle yaşamımıza devam edeceğiz. O yüzden ben onunla vedalaşmıyorum. O içimizde yaşayacak, yaşıyor." Törende ayrıca Adil Kaya, Ali Gündoğdu, Köksal Holoğlu, Kerim Yıldız, manevi kızı Aslı Kızıltuğ, Baran Seyhan, Nevsal Elevli, Canan Kaftancıoğlu, Ada Cemal, Cemal Kayacı, Sali Turan ve yeğeni Gül Bakar gibi isimler de sahneye çıkarak duygu ve düşüncelerini ifade etti. Anma programı, törene katılanların usta sanatçının tabutunun önünden gerçekleştirdiği veda ve saygı geçişiyle sona erdi.

Kadir İnanır, Hayatını Kaybetti Haber

Kadir İnanır, Hayatını Kaybetti

Türk sinemasında canlandırdığı karakterlerle hafızalara kazınan usta oyuncu Kadir İnanır, zatürreye bağlı solunum sıkıntısı nedeniyle 77 yaşında hayatını kaybetti. Zatürreye bağlı solunum sıkıntısı nedeniyle Acıbadem Fulya Hastanesi'ne kaldırılan 77 yaşındaki Kadir İnanır'ın durumu kötüleşti. İnanır, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Usta oyuncu, 28 Haziran'da son yolculuğuna uğurlanacak Yeşilçam'ın vefat eden unutulmaz oyuncusu Kadir İnanır, 28 Haziran Pazar günü son yolculuğuna uğurlanacak. Sanatçı için söz konusu tarihte, saat 13.00'da Atatürk Kültür Merkezi'nde tören düzenlenecek. Törenin ardından İnanır'ın cenaze namazı, Barbaros Hayrettin Paşa Camii'nde kılınacak. Zatürreye bağlı solunum sıkıntısı nedeniyle kaldırıldığı Acıbadem Fulya Hastanesi'nde hayata veda eden 77 yaşında İnanır, Ulus Mezarlığı'na defnedilecek. Usta oyuncu Kadir İnanır'ın vefatının ardından yeğeni Levent İnanır açıklama yaptı Vefatının ardından oyuncu olan yeğeni Levent İnanır, Acıbadem Fulya Hastanesi önünde basın mensuplarına açıklamada bulundu. Levent İnanır, dayısının çok sevildiğini ve herkesin baş sağlığı için kendilerini aradığını belirterek, "Ona, tanıdığı tanımadığı herkes dua etti. Bu süreçte film çekmek için Diyarbakır'da, Bingöl'de bulundum. İnanın sokakta yürüyemedim. Onun bu kadar sevildiğini bilmiyordum." dedi. Dayısının hastalığına karşı çok direndiğini aktaran Levent İnanır, "Canlı şahidiyim. Doktorlar da sağ olsun. Üst üste 8 yılda çok sıkıntılar yaşadı. Bu kadar dayanabildi. En son entübe sürecinden önce görüştük. Çok iyiydi ama direniyordu. Hatta espri yaptı ama çok yorulmuş, çok yıpranmıştı. Mekanı cennet olsun." diye konuştu. Acıbadem Fulya Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hüsnü Görgen ise sanatçının vefatına dair yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti: "İleri evre akciğer kanseri ile mücadele eden Kadir İnanır, 13 Mayıs'tan itibaren kanserin yarattığı solunum sıkıntısı ve pnömoni nedeniyle hastanemizde tedavi görüyordu. Solunum yetmezliğinin derinleşmesi üzerine 14 Mayıs'ta yoğun bakıma alındı. Akut böbrek yetmezliği ve ileri evre akciğer kanserine bağlı solunum yetmezliği nedeniyle durumu ağır seyreden Kadir İnanır, bugün çoklu organ yetmezliği nedeniyle saat 18.05'te hayatını kaybetti. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyoruz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan usta oyuncu Kadir İnanır için başsağlığı mesajı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NSosyal hesabından yayımladığı mesajında, "Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Kadir İnanır'ın vefatını üzüntüyle öğrendim. Sanatı, duruşu ve eserleriyle kuşaklar boyunca toplumsal hafızamıza derin izler bırakan değerli sanatçımıza Allah'tan rahmet, ailesine, sanat camiasına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun." ifadelerini kullandı. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, NSosyal hesabından yayımladığı mesajında, şunları kaydetti: "Selvi Boylum Al Yazmalım, Tatar Ramazan, Yılanların Öcü, Kara Gözlüm, Bitirim Kardeşler, Dila Hanım... Saymakla bitmeyecek, canlandırdığı karakterle unutulmayacak bir efsaneyi, Kadir İnanır'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Türk sinemasının usta ismi hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaya devam edecek. Seni unutmayacağız. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun." Sağlık Bakan Memişoğlu Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, NSosyal hesabından yayımladığı mesajında, "Sinema sanatçısı Kadir İnanır'ın vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı dilerim. Mekanı cennet olsun." ifadelerini kullandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da NSosyal hesabından yayımladığı mesajında, "Asya'nın İlyas'ı, Türk sinemasının Tatar Ramazan'ıydı… Usta oyuncu Kadir İnanır'ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun." ifadelerini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, NSosyal hesabından yayımladığı mesajında, "Türk sinemasının müstesna isimlerinden Kadir İnanır'a Allah'tan rahmet, ailesine ve sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Kıymetli oyuncumuzu unutulmaz filmleriyle daima hatırlayacağız. Mekanı cennet olsun." ifadelerini kullandı.

Vefatının Üzerinden 47 Yıl Geçti Haber

Vefatının Üzerinden 47 Yıl Geçti

Kariyeri boyunca 200'e yakın filmde rol alan sanatçının, vefatının üzerinden 47 yıl geçti. 50 yıllık yaşamına "Ayşecik", "Sezercik", "Acı Hayat", "Küçük Hanım" ve "Kanun Namına" gibi birçok unutulmaz Yeşilçam yapıtını sığdıran usta oyuncu Ayhan Işık, vefatının 47. yılında yad ediliyor. Asıl adı Ayhan Işıyan olan ve yaşamı boyunca birçok Yeşilçam filminde başrol üstlenen sanatçı, 5 Mayıs 1929'da Selanik göçmeni bir ailenin 6. çocuğu olarak İzmir'de dünyaya geldi. Sanatçı, 1967'de Ses dergisi için kaleme aldığı bir yazıda, yaşam hikayesini şu sözlerle aktarmıştı: "Altı yaşındayken babasız kaldım. İlkokulu Bomonti'deki 44. Okul'da bitirdim. Ortaokula başladığım günlerde Babıali'ye geldim. Çünkü okula gidebilmek için çalışmak zorundaydım. Gazete ve dergilerde hikaye ve kapak resimleri çizmeye başlamıştım. İlk kazandığım parayı sanki dünmüş gibi hatırlarım, 14 lira. Eve koşup anneme verdiğim bu müjdeyi hiç unutmam. Yaz tatilinde Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası'nda kırık şişe kontrolörlüğü yaptım. Haftada 25 lira alıyordum. Vapurla gidip gelirken, boş durmuyor, mecmuaların ısmarladıkları ve illüstrasyon denilen renkli resimleri çiziyordum. Şirket-i Hayriye'nin 63 numaralı Sütlüce vapuru, sanki benim resim atölyem olmuştu." Lisede Mahir İz, Salah Birsel ve Rıfat Ilgaz'ın öğrencisi olan sanatçı, senarist Safa Önal, karikatürist Ferruh Doğan ve ressam, karikatürist Semih Balcıoğlu ile okul arkadaşıydı. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisiydi Ayhan Işık bir süre İstanbul Darphanesi'nde ressamlık yaptı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde okurken, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisi olan sanatçı, okulda Fikret Otyam, Altan Erbulak, Remzi Raşa, Adnan Varınca, Nedim Günsür, Orhan Peker ve Turan Erol ile de dönem arkadaşıydı. Sanatçı, akademiye devam ederken, yazı işleri müdürlüğünü Sezai Solelli'nin yaptığı, dönemin tek sinema dergisi olan Yıldız mecmuasına ressam olarak girdi. Solelli'nin teşvikiyle derginin 1951'de açtığı "Artist" yarışmasına katılan sanatçı, Belgin Doruk ile birinci oldu ve 22 yıl kamera karşısında Doruk ile çalıştı. Arkadaşlarının Hollywood starı Clark Gable'a benzettiği Ayhan Işık, yarışmadaki derecesinin ardından, Işıyan soyadını "Işık" olarak değiştirdi. Usta sanatçı, yönetmenliğini ve senaristliğini Münir Hayri Egeli'nin üstlendiği, 1951 yapımı "Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan" filmindeki yardımcı rolüyle ilk kez beyazperdede göründü. Ömer Lütfi Akad ile de çalışmaya başlayan Işık, Akad'ın Türk sinemasında geçiş dönemini bitiren ve sinemacılar döneminin ilk örneği kabul edilen 1952 yapımı, "Kanun Namına" filmindeki rolüyle büyük beğeni kazandı. Sanatçı, 1953'te akademiden mezun oldu. Aynı yıl Akad'ın "Katil" ve "Öldüren Şehir" filmlerinde oynayan Işık, 1955'te "Kardeş Kurşunu", 1970'te ise "İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı" filmlerinde rol aldı. İlkeli davranışıyla birçok yapımcıya örnek oldu Ayhan Işık, 1957'de Osman Seden'in "Bir Avuç Toprak" filminde oynadı. Hollywood yapımlarında da oynamak isteyen sanatçı, 1959'da ABD'ye giderek bazı filmlerde küçük roller aldı ve sinema konusunda araştırmalarda bulundu. Türkiye'ye döndükten sonra, setteki oyuncuların hakları ve disiplini konusunda ilkeli bir davranış sergileyen Işık'ın bu duruşu, Türk sinemasındaki birçok yapımcıya örnek oldu. Usta oyuncu, yaptığı bir açıklamada şunları söylemişti: "Dışarıda film oyuncularına emekleri karşılığında vadeli senetler vermek gibi tuhaf uygulamalar yoktur, çalışma ve dinlenme saatleri titizlikle kontrol altına alınmıştır. Sendika bütün çalışmaları denetler, piyasada hak ihlali yaratacak işlerin yapılmasına engel olur. Eğer Yeşilçam'ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak, ne yapıp edip bir 'Sinema Kanunu' çıkartmalı, ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanuni baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız. Ben kendi adıma film setlerinin bu ülkede hem oyuncular, hem yönetmenler, hem de diğer teknik elemanlar için birer zulüm çekme yeri değil de profesyonel bir iş sahasına dönüşmesi için elimden her ne gelirse yapacağım. Sinemacılık asla modern bir kölelik sistemine dönüşmemelidir. 'Sinema bir sanat, sinemacı da bir sanatçıdır, buna yakışır muamele görmelidir.'" Edebi eserlerin sinema uyarlamalarında da rol alan Işık, Vedat Türkali'nin kaleme aldığı "Otobüs Yolcuları" filmiyle 1961'de yeniden Yeşilçam'a döndü. Sanatçının, aynı yıl Belgin Doruk'la rol aldığı "Küçük Hanım" filmi seyirci tarafından oldukça beğenildi. İzleyicilerin "Taçsız Kral" ismini taktığı sanatçı, 1965'te Kemal Tahir'in "Namusum İçin", 1969'da ise Peyami Safa'nın "Cingöz Recai" eserinin film uyarlamasında rol aldı. Metin Erksan, Ertem Göreç, Halit Refiğ ve Memduh Ün ile de çalışan Işık, sergilediği rollerle birçok ödüle değer görüldü. Başarılı oyuncu, 1954'te Türk Filmleri Festivali'nde, 1962'de Ses dergisinin, 1965'te ise Artist dergisinin açtığı yarışmada "En Başarılı Erkek Oyuncu" seçildi. Yeşilçam yıldızlarının 1970'lerde sahneye çıkma ve plak doldurma modasına uyan sanatçı, 1972'de Münir Nurettin Selçuk'tan ders alarak, klasik Türk müziği dalında sahne denemeleri yaptı ve 45'lik bir plak doldurdu. Usta oyuncu, çeşitli reklam filmlerinde de rol aldı, 1975'ten sonra ise oyunculuğun yanı sıra yapımcı, senarist ve yönetmen olarak Türk sinemasına katkıda bulundu. "Örgüt" filminin yönetmenliğini üstlendi Ayhan Işık, 1976'da başrolünde yer aldığı ve yönetmen koltuğuna oturduğu "Örgüt" filmini çekti. Aynı yıllarda İtalyan yapımcılarla çektiği ve başrolünü Klaus Kinski ile paylaştığı "La Mano Che Nutre La Morte" ve "Le Amanti Del Mostro" filmlerini yaptı. Bu filmler, İtalya'nın yanı sıra Avrupa'nın bazı ülkelerinde vizyona girdi ancak Türkiye'de seyirciyle buluşmadı. Yeşilçam'da genellikle tuttuğunu koparan, mert, bıçkın mahalle delikanlısı karakterlerine hayat veren sanatçı, 200'e yakın filmde rol aldı. İşine saygılı bir oyuncuydu Sanatçının, 1970'li yıllarda yazmaya başladığı "Hayatım" adlı hatırat kitabı ile yazıp, çizdiği "Aşka İnanmıyorum" adlı resimli romanı bulunuyor. Özel yaşamına özen gösteren ve eşine sevgisini her fırsatta vurgulayan sanatçının, Gülşen Işık ile evliliğinden 1962'de kızı Serap dünyaya geldi. Eşi Gülşen Işık, TRT Arşiv'de yayınlanan Haldun Dormen'le gerçekleştirdiği söyleşide şunları anlatmıştı: "17 yıl evli kaldık. Sinemada yaşadığı problemleri her zaman eve getirirdi. Baştan sona bana anlatırdı. Sonra rahatlar ve uyurdu böylelikle. Ben sabaha kadar uyuyamazdım. Yapımcı olduktan sonra sorunlar daha da fazlalaştı. Yazıhaneye gidip, film çektiği zamanlar ona yardım ediyordum. Her film çekiminde sabah 8'den akşam 8'e kadar yazıhanede otururduk. Herkesle ben muhatap olurdum. Yerine göre yumuşak, yerine göre sert biriydi. Çok farklı roller oynadığı için evde de çok farklı hallerde olurdu. Bazen rolünün tesirinde kalırdı." Işık'ı anmak üzere düzenlenen bir törende, sanatçı İzzet Günay, Işık'ın Türk sinemasına saygınlık kazandıran bir sanatçı olduğunu belirtirken sanatçı Ediz Hun, "Hepimize yalnız tavır ve hareketleriyle önderlik etmemiş, Türk toplumuna da davranışlarıyla örnek, büyük bir insandı" demişti. Aynı toplantıda konuşan sanatçı Sadri Alışık ise "Ayhan'ı anlatmak mümkün değil. Herkes Ayhan'ın ne büyük ne yüce olduğunu tabii ki biliyor. Bana gelince ben sadece çok fena halde özlüyorum." ifadelerini kullanmıştı. Sadri Alışık ile dostluğu Sadri Alışık ile Ayhan Işık, 1951'de bir film setinde tanıştı. Özellikle "Küçük Hanım" serisiyle dostlukları pekişen ikilinin bağları zaman içerisinde olgunlaşarak, Işık'ın vefatına kadar hiç kopmadı. Türk sinemasında örnek gösterilen dostlukları sonucu ikili, "Yeşilçam'ın Bıçkın Delikanlıları" olarak anıldı. Sadri Alışık Kültür Merkezi tarafından uzun yıllar, Ayhan Işık adına özel ödüller verildi. "Bir Yudum İnsan-Ayhan Işık" adlı belgeselde, sanatçı Çolpan İlhan, Ayhan Işık için şunları aktarmıştı: "Bir görünen star Ayhan vardı bir de dost, arkadaş, sevecen, bize yakın Ayhan Işık vardı. Star Ayhan Işık, starlığın bütün özelliklerini taşıyan ve ondan asla ödün vermeyen, her şeyin en iyisini yapan, her konuda çok dikkatli prensipleri olan ve sinemayı çok seven, mesleğinde en ufak bir taviz vermeden oyunculuğun onurunu her zaman iyi taşımış bir stardı. Bence Türk sinemasında Ayhan Işık bir efsaneydi. Onunla Türk sineması pek çok şey kazanmıştır." Ayhan Işık, 13 Haziran 1979'da İstanbul'da Bebek'teki evinin balkonunda istirahat ettiği sırada beyin kanaması geçirdi. Üç gün yoğun bakımda kalan sanatçı, 16 Haziran 1979'da henüz 50 yaşındayken hayatını kaybetti.

Adile Naşit’in Vefatının 38. Yılı Haber

Adile Naşit’in Vefatının 38. Yılı

"Hababam Sınıfı", "Bizim Aile", "Neşeli Günler" ve "Mavi Boncuk"un da aralarında bulunduğu çok sayıda unutulmaz Yeşilçam filminde rol alan usta oyuncu Adile Naşit vefatının 38. yılında yad ediliyor. Her rolünde anne şefkati, dost sıcaklığı ve mahalle kültürünün sevecen yüzünü temsil eden usta oyuncu, tiyatro sahnesinden televizyon ekranına, geçmişten bugüne milyonlarca izleyicinin kalbinde yer edindi. Gerçek adı Adela Özcan olan sanatçı, Münir Özkul, Tarık Akan ve Kemal Sunal ile başrolleri paylaştığı Yeşilçam filmlerinde, şefkatli anne rollerini başarıyla canlandırdı. Tuluat ustası Naşit Bey'in kızıydı Usta sanatçı, Türk tiyatrosunun "Komik-i Şehir" ünvanlı tuluat ustası Naşit Bey ile sonradan Emel adını alan Amelya Hanım'ın kızı olarak, 17 Haziran 1930'da İstanbul'da dünyaya geldi. Dedesi kemani Yorgo Efendi, anneannesi ise zamanın meşhur kantocularından biri olan sanatçı, usta oyuncu Selim Naşit'in de kardeşiydi. Naşit Bey'in Muhsin Ertuğrul'a oyuncu olması için götürdüğü sanatçı, babasının 1943'te vefat etmesinin ardından oyuncu olmaya karar verdi ve 1944'te çocuk oyunlarıyla tiyatroya başladı. Sanatçı, ilk ve orta öğrenimini bitirdikten sonra 14 yaşında okuldan ayrıldı. Sinemaya, 1947'de "Yara" filmiyle adım atan Naşit, 1950 yapımı müzikal film, "Lüküs Hayat"taki rolüyle dikkati üzerine çekti. Adile Naşit, 1948'den 1951'e, komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz'le kurdukları toplulukla çalıştı. Oğlu genç yaşta hayatını kaybetti Tiyatro sanatçısı Ziya Keskiner'le 1950'de evlenen sanatçının oğlu Ahmet 1952'de dünyaya geldi ancak kalbindeki delik nedeniyle 16 yaşında hayata veda etti. Usta oyuncu, 1954'te girdiği Muammer Karaca Tiyatrosunda yaklaşık 6 sene görev yaptı. Sanatçının eşi ve kardeşiyle 1961'de kurduğu Naşit Tiyatrosu, bir süre sonra dağıldı. Adile Naşit, 1963-1975'te Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda yer aldı. Tiyatroya 1970'li yıllara kadar daha çok ağırlık veren sanatçı, Yeşilçam'ın en çok ağlatan filmlerinden 1975 yapımı "Bizim Aile"de rol aldı. Oyuncu Naşit, 1976'da "İşte Hayat" filmindeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Naşit'in eşi Ziya Keskiner 1982'de vefat etti. Sanatçı 16 Eylül 1983'te Cemal İnce ile evlendi. Oğlu Ahmet'in vefatının ardından çocuklara yönelen Naşit, 1980'de TRT Ankara Televizyonu prodüktörlerinden İlhan Şengün'ün yapımcısı olduğu "Uykudan Önce" adlı çocuk programını sunmaya başladı. Programın ardından daha çok sevilen sanatçı, "masalcı teyze" diye anılmaya başladı. Usta oyuncu, daha çok Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet filmlerinde rol aldı. Sanatçının, Münir Özkul ve Kemal Sunal ile oynadığı filmler halen Türk televizyonlarının en çok izlenen yapımları arasında yer alıyor. Hafize Ana karakteriyle unutulmazlar arasına girdi Canlandırdığı rollere verdiği ruh kadar jest ve mimikleriyle de Türk halkının beğenisini toplayan sanatçı, "Hababam Sınıfı"nda haylaz öğrencilere arka çıkan Hafize Ana ve aile temalı filmlerde çocukları için her şeyi göze alan anne karakterleriyle hafızalarda yer edindi. Sanatçının hayatını beyaz perdeye yansıtan, Çağan Irmak'ın yönettiği Adile Naşit filmi 5 Aralık'ta sinemaseverlerle buluştu. Başrolde Meltem Kaptan'ın yer aldığı yapım, sanatçının hayatının dönüm noktalarını beyazperdeye taşıyor. Canlandırdığı anne karakterleri nedeniyle 1985'te "Yılın Annesi" seçilen unutulmaz oyuncu, kalın bağırsak kanseri sonucu 11 Aralık 1987'de İstanbul'da vefat etti ve cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Adile Naşit'in sanatla iç içe geçen 43 yıllık kariyerinde rol aldığı filmlerden bazıları şöyle: "Yara" (1947), "Lüküs Hayat" (1950), "Abbas Yolcu" (1959), "Vur Patlasın Çal Oynasın" (1970), "Beyoğlu Güzeli" (1971), "Sev Kardeşim" (1972), "Oh Olsun" (1973), "Canım Kardeşim" (1973), "Gariban" (1974), "Hasret" (1974), "Yüz Liraya Evlenilmez" (1974), "Mavi Boncuk" (1974), "Minik Cadı" (1975), "Ah Nerede" (1975), "Çapkın Hırsız" (1975), "İşte Hayat (1975), "Delisin" (1975), "Didar, Bitirimler Sınıfı" (1975), "Haydi Gençlik Hop Hop" (1975), "Pembe Panter" (1975), "Bizim Aile: Merhaba" (1975), "Hababam Sınıfı" (1975), "Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı" (1975), "Süt Kardeşler" (1976), "Hababam Sınıfı Uyanıyor" (1976), "İşte Hayat" (1976), "Gel Barışalım" (1976), "Aile Şerefi" (1976), "Tosun Paşa" (1976), "Şabanoğlu Şaban" (1977), "Sakar Şakir (1977), "Gülen Gözler" (1977), "Hababam Sınıfı Tatilde" (1977), "Kibar Feyzo" (1978), "Sultan" (1978), "Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor" (1978), "Neşeli Günler" (1978), "Köşe Kapmaca" (1979), "Vay Başımıza Gelenler" (1979), "Doktor" (1979), "Renkli Dünya" (1980), "Huzurum Kalmadı" (1980), "Beş Parasız Adam" (1980), "Gırgıriye" (1981), "Hababam Sınıfı Güle Güle" (1981), "Şabancık" (1981), "Adile, Deliler Koğuşu" (1981), "Talih Kuşu" (1982), "Görgüsüzler" (1982), "Buyurun Cümbüşe" (1982), "Adile Teyze" (1982), "Şıngırdak Şadiye" (1982), "Şaşkın Ördek" (1983), "Kuzucuklarım" (1986), "Milyarder" (1986), "Aile Pansiyonu" (1987)."

Vefatının Üzerinden 27 Yıl Geçti Haber

Vefatının Üzerinden 27 Yıl Geçti

"Susuz Yaz", "Yılanların Öcü", "Devlerin Kavgası" ve "Acı Günler"in de aralarında olduğu çok sayıda önemli yapımda canlandırdığı karakterlerle izleyicinin gönlüne taht kuran Erol Taş, vefatının 27. yılında yad ediliyor. Nazife ve Hamza Taş çiftinin oğlu olan sanatçı, 28 Şubat 1926'da Erzurum'da dünyaya geldi. Usta oyuncu, ilkokulu bitirdikten sonra boksa ve sinemaya ilgi duymaya başladı. Babasının vefatının ardından annesiyle İstanbul'a taşınan Taş, ailesine yardım etmek amacıyla okuldan ayrılarak çalışmaya başladı. Erol Taş, boks sporunda, 1947'de İstanbul ve Türkiye ikinciliği kazandı. Vatani görevinin ardından Cankurtaran'da bir iplik fabrikasında çalışmaya başladı. Figüranlıkla Yeşilçam'a adımını attı Erol Taş ve arkadaşları, izledikleri bir film çekimine mahalledeki serserilerin musallat olması üzerine olaya müdahale etti. Olayın ardından, filmdeki kavga sahnesinde rol almak üzere teklif alan sanatçı, figüranlık ve küçük rollerle sinemada görünmeye başladı. Mümtaz Alpaslan'ın 1957'de çektiği "Acı Günler" filmiyle sinemaya profesyonel olarak giren sanatçı, Metin Erksan'ın 1958 yapımı "Dokuz Dağın Efesi" filmi ile "Peçeli Efe", "Dikenli Yollar", "Şoför Nebahat", "Köyde Bir Kız Sevdim", "Dişi Kurt" ve "Gecelerin Ötesi" filmlerinde de oynadı. Başarılı oyuncu, "Kızıl Maske"de müze müdürü, "Hakanların Savaşı"nda Kubilay Han, "Küçük Kovboy"da çiftlik kahyası, "Hudutların Kanunu" filminde "Ali Cello" rollerini oynadı. "Dertli Pınar", "Gecelerin Ötesi", "Duvarların Ötesi" ve "Sürgün" filmlerinde de rol alan Taş'ın, "Meksikalı general Ramon" rolünü üstlendiği "Maskeli Beşler" ve "Maskeli Beşler'in Dönüşü" filmleri yoğun ilgi gördü. Kötü karakterleri büyük bir başarıyla canlandıran sanatçının, başrolünü Türkan Şoray ile paylaştığı 1967 yapımı "Ana" filmi ile Süleyman Çavuş karakterini oynadığı 1992 yapımı "Sürgün" filmi, iyi adam karakterini canlandırdığı az sayıda yapım arasında yer aldı. Katıldığı festivallerden ödülle döndü "Mahpushane Çeşmesi", "Kanlı Kale", "Efenin İntikamı", "Eşkıya Kanı/Hakimo", "Konuşan Gözler" ve "Katırcı Yani Efenin Definesi" filmlerinde başrol oynayan Taş, birçok festivalden ödülle döndü. Sanatçı Taş, "Duvarların Ötesi", "İnce Cumali" ve "Diyet" filmleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 1965, 1968 ve 1975'te "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü" aldı, "Susuz Yaz" ile de festivallerde ödüle değer görüldü. Sinemanın yanı sıra kahvecilik de yapan Taş, Cankurtaran'daki kahvesinde verdiği bir röportajda, müşterilerine kuyumcu hassasiyetinde hizmet ettiğini belirterek, şunları söylemişti: "Her şeyden önce sinemacıyım, bir aktörüm ben, halkın sevdiği bir aktör. Bunun yanında ikinci işim şu kahvedir. Şu kahvede ayrıca insanlara hizmet ve hürmet ediyorum. Sinema seyircisi, Anadolu'dan tutun, bugün yurt dışındaki vatandaşlarımız dahi sinemayı seyredebiliyor. Fakat kahvede çok enteresan olaylar, enteresan müşteriler oluyor. Saat saat değişiyor." 600 filme imza attı Erol Taş'ın, 1965'te kaybettiği ilk eşi Hafize Hanım'dan Metin Tanju ile ikiz kızları Güler ve Gönül dünyaya geldi. Eşinin vefatının ardından evlendiği Elmas Hanım'dan Müjgan adını verdiği bir çocuğu daha olan sanatçı, çevresinde iyi kalbi ve merhametiyle tanınıyordu. Türk sinemasında figüran rolleriyle birlikte yaklaşık 50 yıla damga vuran ve 600'e yakın filmde rol alan sanatçı, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle "Devlet Sanatçısı" unvanının sahibi oldu. İstanbul'da geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye kaldırılan Taş, 8 Kasım 1998'de vefat etti. Usta oyuncunun vefatının ardından, sanatçı Cüneyt Arkın, "Hep kötü adamı oynadı. Aslında öylesine saf bir bebekti ki dünyaya büyük bir cömertlik ve sevgiyle bakardı." derken, Hülya Koçyiğit ise "1964'teki ilk filmim `Susuz Yaz'da onunla oynadım. Bu kadar önemli bir aktörle oynamak beni heyecanlandırıyordu. Meksika Akapulco Film Festivali'nde büyük sükse yapmış ve film teklifi almıştı ama o ülkesinde çok mutluydu." ifadelerini kullanmıştı. Sinemanın yanı sıra televizyon dizilerinde de seyircinin beğenisini kazanan sanatçının rol aldığı yapımlardan bazıları şöyle: "'Hayat Kavgası', 'Devlerin Kavgası'nda', 'Seveceksen Yiğit Sev', 'Aslanların Dönüşü', 'Yedi Dağın Aslanı', 'İnce Cumali', 'Toprağın Teri', 'Aslan Bey', 'Öksüzler', 'Belalılar', 'Tatlı Nigar', 'Çayda Çıra', 'Susuz Yaz', 'Duvarların Ötesi', 'Acı Günler', 'Dokuz Dağın Efesi', 'Peçeli Efe', 'Şoför Nebahat', 'Gecelerin Ötesi', 'Kızıl Maske', 'Küçük Kovboy', 'Hakanların Savaşı', 'Mahpushane Çeşmesi', 'Kanlı Kale', 'Konuşan Gözler', 'Hudutların Kanunu', 'Dertli Pınar', 'Gecelerin Ötesi', 'Ana', 'Sürgün', 'Diyet'."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.