Uygulamalarımız appstore googleplay

#Yaşlılar

gazeteci63.com - Yaşlılar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşlılar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü Haber

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü

Bakan Göktaş, "Onların tecrübelerine ve hayır dualarına ne kadar ihtiyacımız varsa onların da bizden gelecek bir telefona ve bir güzel söze o kadar ihtiyacı var. Gelin bugün çınarlarımızı arayalım, ziyaret edelim, sohbet edelim." ifadesini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Dünya Yaşlılar Günü'nü kutladı. Bakan Göktaş, NSosyal hesabından "1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü" dolayısıyla paylaşımda bulundu. Türk kültüründe sofranın baş köşesinin büyüklerin yer aldığını, ailenin büyüklerinin ise pusula ve kutup yıldızı olduğunu belirten Bakan Göktaş, "Onların tecrübelerine ve hayır dualarına ne kadar ihtiyacımız varsa, onların da bizden gelecek bir telefona ve bir güzel söze o kadar ihtiyacı var. Gelin bugün çınarlarımızı arayalım, ziyaret edelim, sohbet edelim. Evdeki ve bakım merkezlerindeki büyüklerimizi unutmayalım. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü kutlu olsun." ifadelerini kullandı. Paylaşımında videolu mesaja yer veren Bakan Göktaş, şöyle konuştu: "Bir gün boyunca telefonunuz hiç çalmadığını, kimseyle konuşmadığınızı, kapınızın hiç açılmadığını düşünün. İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, 65 yaş üzerindeki yaklaşık 270 bin kişi bir hafta boyunca hiç kimseyle iletişim kurmuyor. Oysa bizim kültürümüzde bir arada olmanın, bir sofranın etrafında buluşmanın ve sohbet etmenin kıymetli bir yeri var. Hayatımızın her döneminde ihtiyaç duyduğumuz bu bağlar, yaş aldıkça daha da anlamlı geliyor. Bu konuda kişisel gözlemimi de paylaşmak istiyorum. Bugüne kadar gerek yaşlı bakım merkezlerinde gerek evlerinde yaşlılarımızı ziyaret ettik. Bu ziyaretlerde bir şey fark ettim. Bizim için küçük görünen bir telefon ya da kısa bir ziyaret onlar için çok daha büyük bir anlam taşıyor." "65 yaş üstü 1,8 milyon vatandaş tek başına yaşıyor" Bugün Türkiye'de 1,8 milyon 65 yaş üstü vatandaşın tek başına yaşadığına dikkati çeken Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Belki onların sadece sizin küçük bir gülümsemenize, bir telefonunuza ya da bir sohbetinize ihtiyacı vardır. Elbette yaşlılarımız için birçok destek çalışmamız var. Bunlarla birlikte onca hizmet arasında en kalbe dokunan geri dönüşleri birlikte oturup sohbet ettiğimiz, ellerini öptüğümüz, dertleştiğimiz anlarda alıyoruz. Gelin bugün yaşlılarımızı arayalım, ziyaret edelim, birlikte bir çay içelim, sohbet edelim."

D Vitamini Kullanımına Dikkat Haber

D Vitamini Kullanımına Dikkat

SBÜ Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, kontrolsüz D vitamini kullanımının zehirlenmeye yol açabileceğini belirtti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, kontrolsüz D vitamini kullanımının zehirlenmeye yol açabileceğini belirterek, "D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde, D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır." dedi. Prof. Dr. Altay, D vitamini eksikliği ve özellikle kış aylarında artan kullanımıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının uygun açılarla gelmemesine bağlı D vitamini üretiminin azaldığını aktaran Altay, yeterli D vitamini deposu olmayanlarda eksiklik ve yetersizlik görülebildiğini söyledi. Altay, sağlıklı bir yetişkinde D vitamini kan düzeyinin 30-50 ng/mL arasında olmasının kas-iskelet sağlığı açısından yeterli olduğu bilgisini paylaşarak, "Eğer ölçülen D vitamini düzeyi 12-20 ng/mL aralığındaysa D vitamini yetersizliği, 12 ng/mL'nin altındaysa D vitamini eksikliği olarak değerlendiririz. Yeterince kalsiyum alan bir yetişkinseniz D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır. Fazla miktarda kontrolsüz alınan D vitamini vücutta birikip atılamayacağı için zehir etkisi yapabilir." diye konuştu. "Tedavi ve takviye kavramlarını karıştırmayalım" D vitamini eksikliğine yönelik belirtilerin genellikle yeterince güneş ışınına maruz kalmayanlarda ve gün boyu kapalı alanlarda çalışmak zorunda olanlarda görüldüğüne işaret eden Altay, "Bu kişilerde sıklıkla halsizlik, kas güçsüzlüğü, yürümede zorlanma, kas ve kemik ağrıları oluyor. Uzun süreli ve ciddi D vitamini eksikliklerinde kemik erimesi ve kemik kırıklarıyla karşılaşabiliyoruz." dedi. Prof. Dr. Altay, ton balığı, uskumru ve somon gibi yağlı balıklar, tereyağı, yumurta sarısı, karaciğer ve güneşte kurutulmuş mantarların doğal D vitamini kaynakları arasında yer aldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Sadece aldığımız gıdalarla beslenme sonucu D vitamini kazancımız bize yetmez. Eğer yeterince güneşe çıkamıyorsak D vitamini ihtiyacımızı tamamlamak üzere takviye alabiliriz. Ancak unutmayalım ki bu takviyeler ilaç dozunda olmayacaktır. Biz sadece D vitamini eksikliği veya yetmezliğinde kişinin durumuna uygun dozlarda D vitamini tedavisi veriyoruz. Fazla ve kontrolsüz aldığınız D vitamini vücutta birikip atılamayacağından zehir etkisi yapabilir. Tedavi ve takviye kavramlarını da karıştırmayalım." "D vitamini zehirlenmesi yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görülüyor" Güneşe yeterince çıkılamayan durumlarda D vitamini takviyesi alınabileceğini dile getiren Altay, bu ürünlerin ilaç dozu olmadığını vurguladı. Altay, D vitamini eksikliği ya da yetersizliği halinde ise kişiye özel dozlarda tedavi verildiğini bildirdi. Prof. Dr. Altay, D vitamininin aşırı kullanımının zehirlenmelere yol açabileceğine dikkati çekerek, şu uyarıları yaptı: "Güneş ışınlarıyla vücudumuzda üretilen veya doğal besinlerle aldığımız D vitamini ile zehirlenme olması oldukça nadirdir. D vitamini zehirlenmesinin asıl sebebi, hazır satılan vitamin takviyeleri yoluyla vücudumuza aldığımız aşırı düzeyde D vitaminidir. Bazen çok yüksek dozlarda veya uzun süreli yüksek dozlarda bilinçsiz D vitamini kullanımı olabiliyor. D vitamini için günlük tolere edilebilir üst limit 4 bin ünitedir. Tek seferde 40 bin ünitenin üzerinde veya uzun süreli 4 bin ünitenin üzerindeki D vitamini kullanımı, kandaki D vitamini düzeyini zehir düzeyine çıkarabilir. D vitamini zehirlenmesini özellikle yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görüyoruz." "D vitamini zehirlenmesi başladıysa kanda kalsiyum düzeyi artar" Prof. Dr. Altay, D vitamini zehirlenmesi başlaması durumunda ilk olarak kanda kalsiyum düzeylerinin arttığını belirterek, "Buna bağlı olarak bulantı, kusma, sık idrara çıkma isteği, sıvı kaybına bağlı şikayetler, halsizlik, bitkinlik ve kas güçsüzlüğü görülür. Eğer zehirlenme düzeyi daha ciddi boyutlara ulaşmışsa böbrek taşları, ani böbrek hasarı, kalpte ritim düzensizlikleri, çarpıntı hatta depresyon, bilinç bulanıklığı, koma gibi nörolojik ve psikiyatrik belirti ve bulgular ortaya çıkar. Hayatı tehdit edici boyutlara varan vakalar olduğunu biliyoruz." diye konuştu. Zehirlenme şüphesinde D vitamini ve kalsiyum alımının kesilmesi ve hastaneye başvuru yapılması gerektiğinin altını çizen Altay, "Hastanın zehirlenmeye bağlı klinik durumuna göre yatırılarak tedavisi gerekebilir. D vitamini zehirlenmesinden korunmak için yapılması gerekenler arasında halkın bilinç düzeyini artırmak, bu konuda oluşturulmuş rehberlerin önerdiği şekilde takviye kullanmak ve gerektiğinde yakın klinik takipte olmayı söyleyebiliriz." ifadelerini kullandı. Yaşlılar, obezitesi olanlar, kapalı alanlarda çalışanlar, kemik erimesi bulunanlar, emilim bozukluğu olanlar, bazı ilaçları kullanan ve kronik hastalığı bulunanların, D vitamini eksikliği açısından risk grubunda yer aldığına işaret eden Altay, bu kişilerin D vitamini düzeylerinin özellikle sonbahar ve kış aylarında hekim kontrolünde ölçtürülmesi gerektiğini belirtti. Altay, risk grubu dışındakilerde ve özel bir durumu olmayanlarda rutin D vitamini ölçümünün ve takviye kullanımının gerekli olmadığını ifade ederek, D vitamini düzeyi normal olanlarda ek takviye alınımının sağlığa ek fayda sağladığına dair yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını kaydetti. Güneş ışınları için uygun açı mart-ekim ayları Türkiye'de D vitamini üretimi için güneş ışınlarının mart-ekim ayları arasında uygun olduğunu anlatan Altay, bu dönemlerde haftada en az 3-4 gün, saat 10.00-16.00 arasında güneşe çıkılması önerisinde bulundu. Prof. Dr. Altay, açık tenlilerde 10-15 dakikalık sürenin yeterli olabildiğini, koyu tenlilerde ise bu sürenin 35 dakikaya kadar uzayabildiğini belirterek, el, kol, yüz veya bacakların doğrudan güneş ışığıyla temas etmesi gerektiğini söyledi. Güneş kremlerinin kullanımına da değinen Altay, "15 faktör ve üzerindeki güneş kremlerinin UV-B ışınlarının cildinize ulaşmasına engel olacağını unutmayın. Önerdiğimiz sürelerden çok daha fazla güneş ışınlarına maruz kalmanın cilt kanserine sebep olabileceğini de hatırlatmak isterim." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.