Uygulamalarımız appstore googleplay

#Tutuklama

gazeteci63.com - Tutuklama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tutuklama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

28 Faili Meçhul Cinayet Aydınlatıldı Haber

28 Faili Meçhul Cinayet Aydınlatıldı

Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Başkanlığı, ülke genelinde son üç ayda 25 dosyadaki 28 faili meçhul cinayeti aydınlattı. Bakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatıyla, 24 Nisan'da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, kasten öldürme ve kayıp olaylarını yeniden mercek altına aldı. Türkiye'nin farklı illerinde 638 cinayet ve kayıp dosyanın yeni soruşturulmasıyla, 25 dosyadaki 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Bu çalışmalar sonucunda 59 ilde 168 maktulün bulunduğu 155 dosya yeniden incelemeye alındı. Bunlardan 47 kişinin hayatını kaybettiği 44 dosya için Cumhuriyet başsavcılıkları ve kolluk birimleri bünyesinde özel çalışma ekipleri oluşturuldu. Soruşturmalar kapsamında 79 şüpheli tutuklandı Soruşturmalar kapsamında 79 şüpheli hakkında tutuklama, 21 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığında bugüne kadar çözülememiş dosyalarla ilgili tecrübeli isimlerden oluşan özel ekipler oluşturuldu. Alanında ihtisas yapmış uzmanlar, dosyalarda yer alan mevcut tüm adli kayıtları, kriminal bulguları, HTS raporları ve baz kayıtları, dijital materyallerden oluşan tüm delilleri son teknolojik imkanlarını da kullanarak incelemeye alıyor. Geçmişte verilen takipsizlik kararları yeni bulgular doğrultusunda yeniden değerlendirilirken, savcılıklara bilgi verilmek suretiyle faili meçhulleri aydınlatmak için yürütülen çalışmalar sürüyor. Kurulan özel ekipler olayların aydınlatılmasında ilginç yöntemler kullandı. Eski kamera görüntülerinden HTS kayıtlarına, İstanbulkart verilerinden topuk kanı bilgilerine, sigara izmaritlerindeki DNA'dan yıllar önce yazılmış bir cezaevi dilekçesine kadar çok sayıda delil yeniden değerlendirildi. Kaza denildi, cinayet çıktı Yeniden ele alınan dosyalardan biri, 28 Mart 2023'te Marmaris'te silahla vurularak hayatını kaybeden Abdullah Uslu'ya aitti. İlk soruşturmada Uslu'nun alkollü olduğu ve silahı beline takarken kendisini vurduğu kabul edilerek takipsizlik kararı verilmişti. Maktulün kızının itirazı üzerine kaldırılan takipsizlik kararının ardından olay yeri inceleme raporları, iletişim ve kamera kayıtları ile yeni ifadeler yeniden değerlendirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda olayın kaza değil cinayet olduğu yönünde bulgulara ulaşıldı. Soruşturma kapsamında iki şüpheli tutuklanırken iki şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde 2016'da öldürülen Fatma ve İbrahim Teryaki çiftinin dosyasında da aile içindeki suç gizleme girişiminin çözüldüğü belirtildi. Daha önce yargılanıp beraat eden bir kişinin ardından dosyanın yeniden açılmasıyla yeni ifadeler alındı. Soruşturmada cinayetin aile bireylerinin planlamasıyla gerçekleştirildiği iddiasına ulaşıldı. Bir şüpheli tutuklanırken diğer şüpheli hakkında ev hapsi kararı verildi. 24 yıllık dosyayı 14 yıllık dilekçe çözdü Aydın'ın Germencik ilçesinde 2002'de öldürülen Galip Öztürker'in dosyası, yıllar önce cezaevinden gönderilen ancak soruşturmanın sonuçlandırılmasını sağlayamayan bir dilekçenin yeniden incelenmesiyle açıldı. Dosyada, şüphelilerden birinin 2012'de cezaevinden savcılığa gönderdiği ve suçla ilgili ayrıntılı anlatımlar içeren dilekçesi bulundu. Bu dilekçe tanık teşhisleri, telefon kayıtları ve diğer delillerle birlikte tekrar değerlendirildi. Yürütülen çalışmalar sonucunda 5 şüpheli tutuklandı ve haklarında dava açıldı. İlk duruşmada verilen tahliye kararına yapılan itiraz üzerine 4 sanık yakalanarak tutuklandı. İstanbulkart, HTS ve 372 saatlik kamera kaydı Başkanlığın çalışmalarında dijital veriler de önemli rol oynadı. 2016'da İstanbul'un Şişli ilçesinde "mezdeke dans üçlüsü" üyelerinden Aynur Kanbur'un öldürülmesine ilişkin dosyada HTS, baz istasyonu, kamera ve İstanbulkart kayıtları birlikte incelendi. Şüphelilerin telefonlarını olaydan önce kapattıkları, olaydan sonraki gün yeniden açtıkları ve aralarında mesajlaşma bulunduğu tespit edildi. Düzenlenen eş zamanlı operasyonda yakalanan 3 şüpheli tutuklandı. Karaman'da 2008'de kaybolduktan sonra cesedi baraj yakınlarında bulunan terzi Erkan Erkara'nın dosyasında ise 372 saatlik MOBESE ve güvenlik kamerası görüntüsü ile yaklaşık 40 kişinin HTS ve baz kayıtları incelendi. Teknik analizlerde maktulün son görüştüğü kişi ve şüphelinin telefonunun cesedin bulunduğu bölgeden sinyal verdiği belirlendi. Yakalanan şüpheli tutuklanırken hakkında kasten öldürme ve gece vakti silahlı yağma suçlarından dava açıldı. Çalınan telefon 12 yıl sonra şüphelileri ele verdi Antalya'da 2014'te bir inşaatın bekçi kulübesinde öldürüldükten sonra cesedi yakılan Şeref Kocabıyık'ın dosyasında, olay yerinden çalınan cep telefonu soruşturmanın kilidini açtı. Maktule ait telefonun olaydan yaklaşık dört ay sonra Gaziantep'te kullanıldığı belirlendi. Telefonu kullanan kişilerle maktulün çalıştığı inşaatta bulunan kişiler arasındaki bağlantılar, HTS ve baz kayıtları üzerinden ortaya çıkarıldı. Yapılan operasyonlar sonucunda 3 şüpheli tutuklanırken 2 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Yurt dışında bulunduğu belirlenen bir şüpheli hakkındaki çalışmaların ise sürdüğü kaydedildi. Çöpte bulunan bebeğin kimliği topuk kanından belirlendi Manisa'da 2010'da bir çöp poşeti içerisinde bulunan kız bebeğin dosyasında da sağlık kayıtları belirleyici oldu. Otopsi bulgularından bebeğin hastanede doğmuş ve topuk kanı alınmış olabileceği değerlendirildi. Olay tarihinde doğan ve topuk kanı alınan bebeklere ait Sağlık Bakanlığı kayıtları incelendi. Kayıtlarda bir kadının kız bebeğinden topuk kanı alındığı ancak sistemde yaşayan bir çocuk kaydının bulunmadığı tespit edildi. Yakalanan şüphelinin bebeği doğumdan sonra çöp konteynerinin yanına bıraktığını söylediği, kardeşinin de bu anlatımı doğruladığı belirtildi. Anne tutuklanırken kardeşi hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol kararı uygulandı. Cesedin kimliği yaklaşık 19 yıl sonra belirlendi Batman'ın Kozluk ilçesinde 2007'de bulunan ve yüzü teşhis edilemeyen erkek cesedinin kimliği yaklaşık 19 yıl sonra belirlendi. Başkanlığın koordinasyonunda yapılan çalışmalarda, kayıp başvurusu bulunan kişilerin yanı sıra uzun yıllardır hiçbir resmi kurumla işlem yapmayan kişiler de araştırıldı. 2007'den beri resmi kaydı bulunmayan Aydın Özcan mercek altına alındı. Özcan'ın çocuklarından alınan DNA örnekleri ile cesetten elde edilen DNA'nın eşleşmesi sonucunda kimlik tespiti yapıldı. Saha çalışmaları, tanık anlatımları ve iletişim kayıtlarının ardından düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 6'sı tutuklanırken 4 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Sigara izmaritlerindeki DNA failleri işaret etti Diyarbakır'da 2016'da mera arazisinde öldürülen Mehmet Emin Karaalp'in dosyasında, olay yerinde bulunan dört sigara izmariti yeniden incelendi. Adli Tıp Kurumunun moleküler genetik çalışmalarında izmaritlerden elde edilen DNA profilleri ile şüphelilerden alınan örnekler arasında eşleşme sağlandı. HTS ve daraltılmış baz incelemeleriyle bazı şüphelilerin olay saatinde bölgede bulunduğu belirlendi. Mera kullanımı ve hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan husumet nedeniyle işlendiği değerlendirilen cinayetle ilgili 5 şüpheli tutuklanırken 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Cansız beden portakal bahçesinde bulundu Hatay'da 2012'den beri kayıp olan Selbi Uyğur'un dosyasında ise cezaevindeki şüphelilerin anlatımları ve yer gösterme işlemleri sonucunda yeni bulgulara ulaşıldı. Şüphelilerden birinin Selbi Uyğur'un öldürülerek Dörtyol ilçesindeki portakal bahçelerinin yakınına gömüldüğünü söylemesi üzerine yaklaşık 300 metrelik alan belirlendi. Başka bir şüphelinin de cinayeti itiraf etmesinin ardından kazı çalışmaları başlatıldı. Çalışmalarda kadın kıyafetleri içerisinde insan kemikleri bulundu. Kemiklerden elde edilen DNA profili ile Selbi Uyğur'un anne ve babasından alınan örneklerin eşleşmesi sonucunda 14 yıllık kayıp dosyasındaki cansız bedenin kimliği tespit edildi. Dijital ve bilimsel takip Faili meçhul dosyaların yeniden incelenmesinde HTS ve baz kayıtları, DNA profilleri, balistik incelemeler, PTS ve MOBESE görüntüleri, banka hareketleri, toplu ulaşım kartı bilgileri, GPRS verileri, sağlık kayıtları, cezaevi dilekçeleri ve yeniden alınan tanık ifadeleri soruşturmaların merkezine yerleştirildi. Başkanlığın çalışmalarıyla bazı olaylarda şüpheliler tespit edilip tutuklanırken bazı dosyalarda cesetlerin bulunmasına, kimliklerin belirlenmesine ve soruşturmaların yeniden açılmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Gülistan Doku, Çağla Tuğaltay ve Rabia Naz Vatan'ın dosyalarına ilişkin inceleme ve soruşturmalar ile Fenerbahçe Spor Kulübü otobüsüne yönelik silahlı saldırıya ilişkin inceleme ve soruşturmalar devam ediyor. Adalet Bakanı Gürlek'ten açıklama Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda, geçmiş yıllarda işlenen ve kamu vicdanında derin izler bırakan suçların aydınlatılmasına yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğünü bildirdi. Bakan Gürlek, şöyle devam etti: “Faili meçhullerin aydınlatılması, suçluların adalet önünde hesap vermesi, cezasızlık algısının ortadan kaldırılması ve vatandaşlarımızın hukuk sistemine duyduğu güvenin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Çözülen her dosya, mağdurlarımızın yakınlarının yıllardır taşıdığı acının bir nebze olsun hafiflemesine, toplum vicdanındaki yaraların sarılmasına ve ülkemizdeki güven ortamının pekişmesine katkı sağlamaktadır.” Son olarak yürütülen titiz incelemeler sonucunda, Balıkesir'in Bandırma ilçesinde 17 yıl önce kız bebeğin ölümüyle ilgili dosyanın karanlıkta kalan yönleri ile Adana'nın Ceyhan ilçesinde 4 yıl önce işlenen Eyyüp Özbadem cinayetinin aydınlatıldığını belirten Gürlek, "10 Mayıs 2009'da Bandırma'da bir çöp konteynerinde poşete konulmuş halde kız bebek cesedi bulunması üzerine başlatılan soruşturmada, bebeğin annesi tespit edilmiş ve yargılama sonucunda 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edilmişti ancak bebeğin babasının kimliği ve olaydaki rolü uzun yıllar boyunca belirlenememişti." ifadelerini kullandı. Dosyanın yeniden ele alınmasıyla bebeğin bulunduğu poşet üzerinde yapılan incelemede şüpheli U.C'ye ait parmak izinin tespit edildiğini kaydeden Gürlek, "Tanık beyanları, ceza infaz kurumu ziyaretçi kayıtları, teşhis işlemleri ve Adli Tıp Kurumunca yapılan DNA incelemesi sonucunda şüphelinin, bebeğin biyolojik babası olduğu tespit edildi. Toplanan deliller doğrultusunda gözaltına alınan şüpheli U.C, 'çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme' suçundan tutuklanarak ceza infaz kurumuna gönderildi." bilgisini paylaştı. Adana'nın Ceyhan ilçesinde de Eyyüp Özbadem'in 4 Haziran 2022'de motosikletli kişiler tarafından silahlı saldırı sonucu öldürüldüğünü belirten Gürlek, olayın ardından bazı şüpheliler hakkında işlem yapıldığını ancak soruşturmanın o aşamasında failler ve olaydaki bağlantıların kesin olarak ortaya çıkarılamadığını anlattı. Dosyanın yeniden incelenmesi kapsamında şüphelilere ait HTS ve baz kayıtlarının, kamera görüntülerinin, kriminal raporların, tanık anlatımlarının ve ifadelerdeki çelişkilerin birlikte değerlendirildiğine dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti: “Yapılan çalışmalar sonucunda cinayetin H.A'nın azmettirmesiyle B.G. ve S.B. tarafından gerçekleştirildiği, M.A. ile O.K'nin ise faillere yardım ettikleri tespit edildi. Soruşturma sırasında ayrıca, şüphelilerin olay öncesindeki görüntülerini içeren kamera kayıtlarının M.Ö. ve U.Ö. tarafından silinerek delillerin gizlendiği belirlendi. Operasyon sonucunda cinayetle bağlantılı 5 şüpheli tutuklandı, delilleri gizledikleri belirlenen 2 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.” Her iki dosyanın aydınlatılmasında büyük dikkat ve özveriyle görev yapan Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı, Balıkesir-Bandırma Emniyet Müdürlüğü ve Adana-Ceyhan Emniyet Müdürlüğüne teşekkür eden Gürlek, "Aziz milletimiz bilmelidir ki üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, hiçbir dosya kaderine terk edilmeyecek, hiçbir mağdurun ve masumun hakkı sahipsiz kalmayacaktır. Delillerin izini sabırla sürecek, faili meçhul dosyaların üzerindeki karanlığı birer birer kaldıracağız." ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, 39 Kişi Tutuklandı Haber

Bakan Tunç, 39 Kişi Tutuklandı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, orman yangınlarıyla ilgili yürütülen soruşturmalar kapsamında 1 Haziran'dan bu yana 168 şüphelinin gözaltına alındığını, bunlardan 39'unun tutuklandığını bildirdi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, NTV'de canlı yayınlanan "Özel Röportaj" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili değerlendirmesi sorulan Tunç, sürece kolay gelinmediğini, bunun Türkiye tarihi ve Türk halkı için önemli bir aşama olduğunu söyledi. TBMM'de kurulacak komisyonun önemli olduğunun altını çizen Tunç, "Milletvekillerimizin görüşleri doğrultusunda sürecin şekillenmesi ve devamlılığı, oradan çıkacak kararlar doğrultusunda yürütmenin alacağı kararlar ve uygulamalar önem arz ediyor. Terör belasından kurtulmak Türkiye için tarihi öneme sahip. 41 yıldan bu yana ülkemizin gelişmesinin, kalkınmasının önünde en büyük engel terördü. Türkiye eğer terör belası olmasaydı, bugün ekonomisi çok daha güçlü, milletin refahı çok daha gelişmiş, teknolojiyi çoktan yakalamış bir ülke olurdu." değerlendirmelerinde bulundu. Tunç, bölücü terör örgütü PKK'nın kendini feshettiğini anımsatarak "Bundan sonraki süreç önemli. Özellikle silah bırakmanın izlenmesi, bu sürecin kalıcı olması önemli. Bu anlamda kalıcı olması için devletin tüm kurumları tam bir koordinasyon içerisinde, hassas bir şekilde bu süreci izliyorlar. Kurumlar arasında koordinasyon olmazsa, bu başarı olmaz. Başta Milli İstihbarat Teşkilatımız, Adalet Bakanlığı, Dışişleri, Milli Savunma tam bir koordinasyon içerisinde bu mesele değerlendiriliyor ve atılması gereken adımlar atılıyor." diye konuştu. "Kanun düzenlemeleri TBMM'nin takdirinde" "Terör örgütünün fesih kararı ve silahları bırakması bir pazarlığın sonucu değil." diyen Tunç, şunları kaydetti: "Devlet böyle bir pazarlığa girmez. Bunun bir 'al, ver' süreci olmadığını hep söyledik. 'Bunun karşılığında şunlar yapılacaktır' diye bir husus söz konusu değil. Bugüne kadar yapılanları hep milletimiz için yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Cumhur İttifakı'nın, AK Parti'nin, Cumhur İttifakı ortaklarının ve TBMM'nin milletin aleyhine bir adım atmayacağını milletimiz çok iyi bilir. Hukuk devletinin gerekleri neyse, Anayasamız, kanunlarımız, mevzuatımız neyi gerektiriyorsa, o yapılır. TBMM'de kurulacak olan komisyon çalışmalarına başladığında orada görüşler dile getirilecektir. Meclis, gündemine hakimdir. Atılması gereken adımlarla ilgili, yapılması gereken kanun düzenlemeleri TBMM'nin takdirinde olan hususlardır. Yapılması gereken mevzuat düzenlemesi varsa bu noktada biz gerekli teknik desteği vermeye hazırız." Bakan Tunç, 11'inci yargı paketiyle ilgili hazırlıkların olduğunu dile getirerek "4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında yapılabilecek hedefler var. Özellikle hem uzun süren yargılamaları ortadan kaldırmak hem ceza adaleti sisteminin etkinliğini artırmak hem de yargı sistemimizin insan kaynağı kapasitesinin ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi anlamında 264 hedef var. Bu hedeflerin bir kısmı yasal düzenleme gerektiriyor. Bu yasal düzenlemelerin taslaklarını Meclisimizin takdirlerine peyderpey sunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Bölücü terör örgütü PKK hükümlüsü Veysi Aktaş'ın tahliyesine ilişkin soruya Tunç, "Orada herhangi bir yasal durum söz konusu değil, herhangi bir düzenleme sonrasında da tahliye edilmiş değil. Burada kişi, PKK terör örgütü içerisinde 2 PKK'lıyı ajanlık yaptığı gerekçesiyle öldürmesinden dolayı aldığı bir ceza var. Bu cezanın koşullu salıverme süresi, 30 yıl. 30 yıl cezasını çektikten sonra koşullu salıvermeden yararlanmak için başvuruyor ve çoğu kez reddediliyor başvurular. 32 yıl dolduktan sonra tahliye oluyor. Dolayısıyla cezası bittikten sonra tahliye olmuş oluyor." cevabını verdi. "TBMM'ye önereceğimiz bazı hususlar var" "'Suça sürüklenen çocuk' ifadesi özellikle Ahmet Minguzzi cinayeti sonrasında gündemde daha çok yer buldu. Bu konuda yeni düzenleme hazırlığı olduğu yönünde haberler gündeme geliyor. Böyle bir çalışma var mı?" sorusu üzerine Tunç, şunları kaydetti: "Bu konuda çalışmalar yapıldı, yapılıyor. TBMM'ye önereceğimiz bazı hususlar var. Çocukların yargılanması konusu önemli, hem suça sürüklenen çocuklar hem de suç mağduru çocuklar bakımından. Bilim adamlarımız, hukukçularımız, akademisyenlerimiz, uygulayıcılarımız, bu suçlara bakan gerek ilk derece, istinaf ve Yargıtayın ilgili dairelerinin üyeleri, başkanlarıyla yapacağımız değerlendirmelerle ceza kanunumuzda, özellikle toplumdan gelen bu hassasiyeti de dikkate alarak caydırıcılığın önlenmesi, çocukların korunması ve özellikle 15-18 yaş grubu yeni bir kategori olabilir mi, 16-18 arası farklı bir düzenleme olabilir mi tüm bunlar konuşulan konular. Ortaya çıkmış, kesinleşmiş, 'şöyle yapılacak' şeklinde bir durum söz konusu değil. Çeşitli öneriler var. Bu önerilerin tümünü değerlendireceğiz. Alternatifleri, taslaklarımızı hazırlayıp TBMM'ye, milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğiz. Burada önemli olan çocuklar bakımından ceza adaletinin sağlanması." "Telefonu incelemeye alındı" Bakan Tunç, orman yangınlarına yönelik yürütülen soruşturmalara ilişkin, "1 Haziran'dan itibaren 168 şüpheli gözaltına alınmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız 38 demişti, 1 kişi daha sonrasında tutuklandı. 39 kişi tutuklandı, 64'ü hakkında adli kontrol kararı verildi ve soruşturmalar devam ediyor. Halihazırda geçmişten orman yangınlarına sebebiyet vermek suçundan 127 kişi cezaevinde var. Bunun 67'si hükümlü, hakkında karar verilen kişiler." dedi. Bursa'da orman yangınına sebebiyet veren kişinin FETÖ'den ihraç edildiğinin tespit edildiğini hatırlatan Tunç, "27 Temmuz 2025'te bir benzin istasyonundan aldığı benzinle Kışmanlar Parkı'ndaki ağaçları yakıyor ve devam eden bir yangın meydana geliyor. Kişinin eski bir hava astsubayı ve FETÖ'den ihraç edildiği ortaya çıktı. 2015'te mezun olmuş, 2021'de de hava astsubaylığından ihraç edilmiş. Benzin dökerken ateş alıyor orası ve kendisinin de bazı yerleri yanıyor. Telefonunu düşürüyor, telefon da yanıyor. Telefonu incelemeye alındı. İrtibatları nedir, terör maksadıyla mı işlenmiştir tüm bunlar soruşturma neticesinde ortaya çıkacak hususlar." diye konuştu. İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanarak Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mehmet Murat Çalık'la ilgili soru üzerine Tunç, Çalık'ın hastanede olduğunu, tedavi ve tetkik sürecinin devam ettiğini söyledi. Adli Tıp raporunun tamamen teknik bir konu olduğunu belirten Tunç, "Buna heyet karar verecek, bir doktor değil. Önce bir eğitim araştırma hastanesinin raporu var. Bu rapor Adli Tıp Kurumu tarafından da onaylanmış olması durumunda, bu rapor yargıya intikal ettiğinde adli kontrol kararı, tutuksuz yargılama kararı verilebilir. Rapor öncesinde de yine takdir yargının. Bu rapor gelmeden önce de bir karar verebilir. Bu yargının verebileceği bir karar. Dosya kapsamı, tutuklama sebepleri, tüm bunlar değerlendirilir." ifadelererini kullandı. Bazı CHP'li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalar nedeniyle yargı mensuplarına hakaret ve tehditte bulunulmasının doğru olmadığını vurgulayan Tunç, soruşturma sonucunun beklenmesi gerektiğini kaydetti.

113 Bin 837 Zanlı Tutuklandı Haber

113 Bin 837 Zanlı Tutuklandı

TSK'ya sızan FETÖ'cü askerlerin 15 Temmuz 2016 akşamı gerçekleştirdiği darbe girişiminin ardından geçen 9 yılda yürütülen soruşturmalar kapsamında polis ve jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonlarda 390 bin 354 şüpheli gözaltına alındı. Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi 9 yılı geride bırakırken başta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere Türkiye genelinde savcılıklar tarafından yürütülen soruşturmalarda polis ve jandarma ekiplerince gözaltına alınan toplam 390 bin 354 şüpheliden 113 bin 837'si tutuklandı. Hükümeti devirmek hedefiyle 15 Temmuz 2016'da gerçekleşen ve 253 şehit verilen hain darbe girişimi sonrası devlete sızan teröristlerin açığa çıkması ve adalete teslim edilmesi için büyük bir çalışma yapıldı. İstanbul, Ankara ve İzmir cumhuriyet başsavcılıkları başta olmak üzere büyük bir koordinasyonla hareket eden adalet ve güvenlik kurumları 9 yıldır çalışmalarını özveriyle sürdürerek, kendilerini gizleyen, gaybubet evlerinde görev bekleyen, güncel yapılanma için planlar yapan şüphelilere geçit vermedi. AA muhabirinin Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı (TEM) verilerinden derlediği bilgiye göre, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içine sızan FETÖ'cü askerlerin 15 Temmuz 2016 akşamı gerçekleştirdiği darbe girişiminde 63 polis, 6 asker ve 184 sivil şehit oldu. O gece 286 polis, 47 asker, 2 bin 407 sivil yaralanırken, 34 darbeci ölü, 49 darbeci ise yaralı ele geçirildi. Darbe kalkışmasının ilk anlarından itibaren başta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere, Türkiye genelinde harekete geçen savcılıklarca yürütülen soruşturmalar kapsamında 9 yılda, sahada aktif olarak rol alan veya emri verenlerin de aralarında bulunduğu 390 bin 354 şüpheli gözaltına alındı. Polis ekiplerince gözaltına alınanların 11 bin 43'ü rütbeli toplam 43 bin 818'ini polis, 216'sını general, 15 bin 182'sini subay, 38 bin 888'ini diğer görevlerdeki TSK personeli, 3 bin 774'ünü hakim, 1314'ünü savcı, 34'ünü vali, 154'ünü vali yardımcısı, 35'ini mülkiye müfettişi, 532'sini kaymakam, 258 bin 782'sini diğer meslek gruplarındaki şüpheliler oluştururken, 27 bin 625 zanlı da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonlarda yakalandı. İstanbul'da 13 bin şüpheli tutuklandı Yürütülen soruşturmalar kapsamında polis ekiplerinin operasyonlarında yakalanan şüphelilerden 105 bin 249'u, jandarma ekiplerinin operasyonlarında gözaltına alınanların da 8 bin 588'inin tutuklanmasına karar verildi. Buna göre soruşturmalar kapsamında tutuklananlar 113 bin 837'ye ulaştı. Polis ekiplerinin operasyonunda tutuklanan 105 bin 249 şüphelinin 6 bin 168'ini rütbeli olmak üzere 15 bin 32'sini polis, 191'ini general, 8 bin 81'ini subay, 13 bin 599'unu diğer görevlerde olan asker, 2 bin 305'ini hakim, 938'ini savcı, 24'ünü vali, 93'ünü vali yardımcısı, 19'unu mülkiye müfettişi, 174'ünü kaymakam, 64 bin 793'ünü de diğer meslek grupları oluşturdu. 31 bin 847 zanlı firar etti FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında 118 bin 814 zanlı hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı, gözaltına alınanlardan 153 bin 429'u ise serbest bırakıldı. Gözaltı kararı verilen 31 bin 847 zanlının ise firar ettiği belirlendi. Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığının, FETÖ'nün mahrem yapılanmasının büfe, ankesör hatlarıyla yürüttüğü örgütsel iletişim yönteminin deşifre edilmesine yönelik yaptığı çalışmalarda 28 bin 403 zanlının yakalanmasına yönelik 1923 operasyon düzenledi. Operasyonlarda, 25 bin 993 şüpheli gözaltına alınırken bunların 9 bin 125'i tutuklandı, 14 bin 26'sı hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Haklarında adli işlem yapılan zanlılardan 9 bin 550'si etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade vererek "itirafçı" oldu. Operasyonlarda 2 bin 410 şüphelinin ise firar ettiği anlaşıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.