Uygulamalarımız appstore googleplay

#Türkiye

gazeteci63.com - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İki Ayrı Gelenek Aynı Sahnede Haber

İki Ayrı Gelenek Aynı Sahnede

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'nde yer alan Şanlıurfa Sıra Gecesi ve Dursunbey Barana Geleneği aynı sahnede buluştu. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından, Anadolu'nun yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan somut olmayan kültürel miraslarının yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla Şanlıurfa Sıra Gecesi ile Dursunbey Barana Geleneğine yönelik çalışma başlatıldı. Çalışma kapsamında, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'nde yer alan toplu çalma, söyleme ve sohbet geleneğinin en özgün örnekleri arasındaki bu iki geleneğin aynı sahnede yer alması kararlaştırıldı. Avlu Kongre ve Kültür Merkezi'nde aynı sahnede buluşan Şanlıurfa Sıra Gecesi ile Dursunbey Barana Geleneği gösterisinde, her iki yöreye ait Türküler söylendi. Gösteride, hem Barana geleneğine ait "Teke oyunu" ve "Orta Oyunu" sergilendi hem de Şanlıurfa Sıra Gecelerine özgü çiğköfte yapıldı. Birbirinden eşsiz Türkülerle doyasıya eğlenen izleyiciler, her iki ekibi de ayakta alkışladı. İki ekip başının birbirine sarılarak tamamladığı programın sonunda, izleyicilere çiğköfte ve höşmerim tatlısı ikram edildi. "Dolayısıyla hepimiz biriz, aynıyız" Dursunbey Barana Ekip Başı Ali İnce, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok güzel bir konseptle güzel bir gösteriye imza attıklarını söyledi. Kültürlerin kaynaşmasının önemine vurgu yapan İnce, "Hepimiz kendi yöremizin kültürlerini aksettiriyoruz. Onlar Urfa, biz de Dursunbey ama ortaya çıkan yine ortak değerlerdir." diye konuştu. Şanlıurfa Sıra Gecesi Ekibi Şefi İsmail Algıngöz de organizasyonun kendilerine büyük heyecan kattığını ifade etti. Etkinliğin kendileri için çok değerli olduğunu anlatan Altıngöz, "Biz kendi kültürümüzü buraya getirdik, Balıkesir kültürü de bize gelecek. Türkiye'nin diğer illerine de gideceğiz. Dolayısıyla hepimiz biriz, aynıyız. Biz de Barana ekibi de Türkü okuyor. Bizde de onlarda da halk oyunları var. Kültürel kaynaşma çok önemli. Etkinlik sayesinde bunu kolaylıkla sağladık." dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Ulaş Taka da Türkiye'nin birçok kültüre ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Etkinliği, Balıkesir ve Şanlıurfa büyükşehir belediye başkanlarının ortak istişaresiyle gerçekleştirdiklerini belirten Taka, her iki yörenin Türküleriyle Şanlıurfa'dan Dursunbey'e keyifli bir yolculuğun yapıldığını dile getirdi. "İki kültürün birleşmesi muhteşem bir şey olmuş" Programı çok beğendiğini söyleyen izleyicilerden Neşe Kalya da emeği geçenlere teşekkür etti. Kalya, her iki kültürün buluşmasıyla çok güzel bir gösterinin ortaya çıktığını vurguladı. Seyircilerden Salih Çekiç de Şanlıurfa kültürünü çok sevdiğini söyledi. Gösteriyi çok beğendiğini ifade eden Çekiç, "İki kültürün birleşmesi muhteşem bir şey olmuş. O kadar zevk aldım ki emeği geçen Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Akın'a çok teşekkür ederiz. İnşallah Balıkesir Türkiye'nin 1 numaralı kültür kenti olacak." dedi. İzleyicilerden Okan Ünal da yapılan etkinlikte Türkiye'nin zenginliğinin ortaya çıktığını belirterek, bu tip programların artarak çoğalması temennisinde bulundu. Etkinliğe ailesiyle birlikte katılan 10 yaşındaki Ada Çınar da Dursunbeyli olduğunu dile getirdi. Müzikleri çok beğendiğini ifade eden Çınar, farklı kültürlerin müziklerini öğrenmesinin kendisini çok mutlu ettiğini vurguladı.

178 Milyon Dolarlık Fıstık İhracatı Haber

178 Milyon Dolarlık Fıstık İhracatı

Türkiye'den 2025 yılında 94 ülkeye gerçekleştirilen Antep fıstığı ihracatından 178 milyon 203 bin dolar gelir elde edildi. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'den 2023 yılında 150 milyon 906 bin dolar, 2024 yılında ise 229 milyon 777 bin dolar tutarında Antep fıstığı ihracatı yapıldı. Bölgede etkili olan zirai don ve kuraklığa rağmen, 2025 yılında Antep fıstığı ihracatı 178 milyon 203 bin dolar olarak gerçekleşti. Türkiye'nin en fazla fıstık ihracatı yaptığı ülkelerin başında İtalya yer aldı. Geçen yıl Türkiye'den İtalya'ya 55 milyon 697 bin dolar değerinde fıstık satıldı. İtalya'yı 27 milyon 995 bin dolarla Almanya ve 11 milyon 65 bin dolarla Kazakistan takip etti. Yağışlar yeni mahsul için umut verdi Türkiye Fıstık Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Faruk Akbaş, AA muhabirine, fıstığın yalnızca bir tarım ürünü olmadığını, aynı zamanda binlerce ailenin geçim kaynağı ve Türkiye'nin ihracat potansiyelinde önemli bir kalem olduğunu söyledi. Geçen yılın fıstıkta 'yok yılı' olduğunu, bölgede kuraklık ve zirai donun üretimi olumsuz etkilediğini hatırlatan Akbaş, "Tüm bu dezavantajlara rağmen 2025 yılında 178 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaşmış olmamız, sektörümüz adına son derece önemli ve sevindirici bir gelişmedir." dedi. Son haftalarda bölgede etkili olan kar ve yağmurun fıstık üretimini olumlu yönde etkilediğini belirten Akbaş, "Bu yıl fıstıkta 'var yılı'na girmiş bulunuyoruz. Yağışlar üreticimizi sevindirdi. Mevsim şartlarının istenilen seviyede seyretmesiyle artacak üretimin, 2026 yılındaki ihracatımıza büyük katkı sağlayacağını ve rakamları yukarı taşıyacağını öngörüyoruz." ifadelerini kullandı. Akbaş, ihracatı artırmak ve yeni pazarlar oluşturmak için çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

Yılın Kareleri Oylamasına Katıldı Haber

Yılın Kareleri Oylamasına Katıldı

Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü Atilla Aksoy, Anadolu Ajansının (AA) gözünden 2025'e damga vuran olaylara ait fotoğrafların yer aldığı "Yılın Kareleri" oylamasına katıldı. Aksoy, lifebox, AJet ve Roketsan sponsorluğunda düzenlenen yarışmada, AA foto muhabirleri ve muhabirlerinin 2025 yılında Türkiye ile dünya gündeminde yankı bulan toplam 6 kategorideki 112 fotoğrafını inceledi. "Haber" kategorisinde Mehmet Serdar Alakuş'un "Aynı şemsiyenin altında" fotoğrafını tercih eden Aksoy, "Gazze: Açlık" kategorisinde Ali Jadallah'ın "Gazze'de açlıkla mücadele eden Filistinlilere, yemek dağıtıldı" isimli karesini oyladı. Aksoy "Doğal Yaşam ve Çevre" kategorisinde Seyit Konyalı'nın "Desenli" karesini seçerken, "Spor"da Arpad Kurucz'un "Sevgi koridoru" fotoğrafına oy verdi. "Günlük Hayat" kategorisinde Harun Özalp'ın "Yağmur altında, keyfi yerinde" karesini seçen Aksoy, "Portre" kategorisinde ise Özkan Bilgin'in "Atlı adalet" fotoğraflarını tercih etti. Atilla Aksoy, her biri birbirinden güçlü görseli olan fotoğraflar arasında tercihte bulunmanın zorlu olduğunu belirterek, çalışmaya katkı veren AA foto muhabirleri ve muhabirlerini tebrik etti. Oylama AA'nın 2012 yılından bu yana düzenlediği yarışmada, bu yıl "Haber", "Doğal Yaşam ve Çevre", "Spor" ve "Günlük Hayat" olmak üzere 4 ana kategorinin yanı sıra "Gazze: Açlık" ve "Portre" başlıklı 2 özel kategori yer alıyor. Türkçe ve İngilizce alt yazıyla dünya genelinde yapılan oylamaya katılanlar, istedikleri sayıda fotoğrafa oy verebiliyor. Oylama "yilinkareleri.aa.com.tr" internet sitesinden 31 Ocak Cumartesi saat 17.00'ye kadar devam edecek.

Milyon Dolarlık İsot İhracatı Haber

Milyon Dolarlık İsot İhracatı

Türkiye'de üretilen ve yemeklerin vazgeçilmez lezzetlerinden pul biberinin ihracatı, geçen yıl 14 milyon 112 bin dolar olarak gerçekleşti. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'den 2024 yılında 13 milyon 940 bin dolarlık pul biber ihracatı yapıldı. 2025 yılında ise ihracat, bir önceki yıla göre yüzde 1,23 artarak 14 milyon 112 bin dolar oldu. Geçen yıl Almanya, Hollanda, İngiltere, İsveç, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, Hindistan, Malta, Dubai, Norveç ve Japonya'nın da aralarında bulunduğu 95 ülkeye 4 bin 159 ton pul biber gönderildi. Ülke bazında pul biber ihracatında ilk sırayı 2 milyon 621 bin dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyon 956 bin dolarla Hollanda ve 1 milyon 675 bin dolarla İngiltere izledi. "İsot ihracatında çok daha güçlü rakamları yakalayacağımıza inanıyorum" Şanlıurfa Ticaret Borsası Meclis Başkanı İsa Kızıldemir, AA muhabirine, pul biber ihracatının 2025 yılında da artarak devam etmesinin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. İhracat rakamlarındaki artışın her yıl artarak devam etmesinin ülke ekonomisi açısından da önemli olduğuna değinen Kızıldemir, "Pul biber ihracatının 2025 yılında da artarak devam etmesi, isotun anavatanı olan Şanlıurfa için büyük bir gurur kaynağıdır. Dünya sofralarında Şanlıurfa isotunun daha fazla yer bulması, ürünümüzün kalitesinin bir göstergesidir." dedi. Kızıldemir, ihracat rakamlarının üreticiyi de motive ettiğini aktararak, "Türkiye'nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biri olan pul biberde, 2025 yılında 14 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirilmesi, sektörün geldiği noktayı açıkça ortaya koymaktadır. 95 ülkeye ihracat yapılması, ürünümüzün dünya mutfaklarında kabul gördüğünün en somut göstergesidir. Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinin dış satımda başı çekmesi, kaliteli üretim, hijyen ve standartlara verilen önemin karşılığını aldığımızı göstermektedir." dedi. Bu başarıda en büyük payın tarladan sofraya büyük bir özveriyle çalışan çiftçilere, üreticilere ve ihracatçılara ait olduğunu aktaran Kızıldemir, pul biberin marka değerinin arttırılması noktasında çalışmalara devam ettiklerini ifade etti. Kızıldemir, ihracattaki artışın sürdürülebilir olması gerektiğini belirterek, "Hedefimiz, katma değeri yüksek, paketli ve markalı ürünlerle ihracat rakamlarımızı daha da yukarı taşımaktır. Önümüzdeki yıllarda isot ihracatında çok daha güçlü rakamları yakalayacağımıza yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Tuğgeneral, Oylamaya Katıldı Haber

Tuğgeneral, Oylamaya Katıldı

Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı Tuğgenaral Ali Naci Aldemir, Anadolu Ajansının (AA) gözünden 2025'e damga vuran olaylara ait fotoğrafların yer aldığı "Yılın Kareleri" oylamasına katıldı. Tuğgeneral Aldemir, Lifebox, AJet ve Roketsan sponsorluğunda düzenlenen yarışmada, AA foto muhabirleri ve muhabirlerinin 2025 yılında Türkiye ile dünya gündeminde yankı bulan toplam 6 kategorideki 112 fotoğrafını inceledi. Aldemir, "Gazze: Açlık" kategorisinde Mahmoud İssa'nın "Gazze Şeridi'nde gıda krizi giderek derinleşiyor" başlıklı fotoğrafını tercih ederken, "Portre" kategorisinde Mahmoud Abu Hamda'nın "Annesinin biriciği" başlıklı fotoğraflarına oy verdi. "Haber" kategorisinde Ali Atmaca'nın "Bir güneş doğuyor", "Spor" kategorisinde Esra Bilgin'in "Alperen" fotoğrafına oy veren Aldemir, "Doğal Yaşam ve Çevre" kategorisinde Tahsin Ceylan'ın "Minik balık", "Günlük Hayat" kategorisinde de Harun Özalp'ın "Yağmur altında, keyfi yerinde" karesini oyladı. Tuğgeneral Aldemir, fotoğrafların birbirinden güzel olduğunu belirterek seçkide kareleri bulunan AA personelini tebrik etti. AA'nın 2012 yılından bu yana düzenlediği yarışmada, bu yıl "Haber", "Doğal Yaşam ve Çevre", "Spor" ve "Günlük Hayat" olmak üzere 4 ana kategorinin yanı sıra "Gazze: Açlık" ve "Portre" başlıklı 2 özel kategori de yer alıyor. Türkçe ve İngilizce alt yazıyla dünya genelinde yapılan oylamaya katılanlar, istedikleri sayıda fotoğrafa oy verebiliyor. Oylama "yilinkareleri.aa.com.tr" internet sitesinden 31 Ocak Cumartesi saat 17.00'ye kadar devam edecek.

D Vitamini Kullanımına Dikkat Haber

D Vitamini Kullanımına Dikkat

SBÜ Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, kontrolsüz D vitamini kullanımının zehirlenmeye yol açabileceğini belirtti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, kontrolsüz D vitamini kullanımının zehirlenmeye yol açabileceğini belirterek, "D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde, D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır." dedi. Prof. Dr. Altay, D vitamini eksikliği ve özellikle kış aylarında artan kullanımıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının uygun açılarla gelmemesine bağlı D vitamini üretiminin azaldığını aktaran Altay, yeterli D vitamini deposu olmayanlarda eksiklik ve yetersizlik görülebildiğini söyledi. Altay, sağlıklı bir yetişkinde D vitamini kan düzeyinin 30-50 ng/mL arasında olmasının kas-iskelet sağlığı açısından yeterli olduğu bilgisini paylaşarak, "Eğer ölçülen D vitamini düzeyi 12-20 ng/mL aralığındaysa D vitamini yetersizliği, 12 ng/mL'nin altındaysa D vitamini eksikliği olarak değerlendiririz. Yeterince kalsiyum alan bir yetişkinseniz D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır. Fazla miktarda kontrolsüz alınan D vitamini vücutta birikip atılamayacağı için zehir etkisi yapabilir." diye konuştu. "Tedavi ve takviye kavramlarını karıştırmayalım" D vitamini eksikliğine yönelik belirtilerin genellikle yeterince güneş ışınına maruz kalmayanlarda ve gün boyu kapalı alanlarda çalışmak zorunda olanlarda görüldüğüne işaret eden Altay, "Bu kişilerde sıklıkla halsizlik, kas güçsüzlüğü, yürümede zorlanma, kas ve kemik ağrıları oluyor. Uzun süreli ve ciddi D vitamini eksikliklerinde kemik erimesi ve kemik kırıklarıyla karşılaşabiliyoruz." dedi. Prof. Dr. Altay, ton balığı, uskumru ve somon gibi yağlı balıklar, tereyağı, yumurta sarısı, karaciğer ve güneşte kurutulmuş mantarların doğal D vitamini kaynakları arasında yer aldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Sadece aldığımız gıdalarla beslenme sonucu D vitamini kazancımız bize yetmez. Eğer yeterince güneşe çıkamıyorsak D vitamini ihtiyacımızı tamamlamak üzere takviye alabiliriz. Ancak unutmayalım ki bu takviyeler ilaç dozunda olmayacaktır. Biz sadece D vitamini eksikliği veya yetmezliğinde kişinin durumuna uygun dozlarda D vitamini tedavisi veriyoruz. Fazla ve kontrolsüz aldığınız D vitamini vücutta birikip atılamayacağından zehir etkisi yapabilir. Tedavi ve takviye kavramlarını da karıştırmayalım." "D vitamini zehirlenmesi yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görülüyor" Güneşe yeterince çıkılamayan durumlarda D vitamini takviyesi alınabileceğini dile getiren Altay, bu ürünlerin ilaç dozu olmadığını vurguladı. Altay, D vitamini eksikliği ya da yetersizliği halinde ise kişiye özel dozlarda tedavi verildiğini bildirdi. Prof. Dr. Altay, D vitamininin aşırı kullanımının zehirlenmelere yol açabileceğine dikkati çekerek, şu uyarıları yaptı: "Güneş ışınlarıyla vücudumuzda üretilen veya doğal besinlerle aldığımız D vitamini ile zehirlenme olması oldukça nadirdir. D vitamini zehirlenmesinin asıl sebebi, hazır satılan vitamin takviyeleri yoluyla vücudumuza aldığımız aşırı düzeyde D vitaminidir. Bazen çok yüksek dozlarda veya uzun süreli yüksek dozlarda bilinçsiz D vitamini kullanımı olabiliyor. D vitamini için günlük tolere edilebilir üst limit 4 bin ünitedir. Tek seferde 40 bin ünitenin üzerinde veya uzun süreli 4 bin ünitenin üzerindeki D vitamini kullanımı, kandaki D vitamini düzeyini zehir düzeyine çıkarabilir. D vitamini zehirlenmesini özellikle yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görüyoruz." "D vitamini zehirlenmesi başladıysa kanda kalsiyum düzeyi artar" Prof. Dr. Altay, D vitamini zehirlenmesi başlaması durumunda ilk olarak kanda kalsiyum düzeylerinin arttığını belirterek, "Buna bağlı olarak bulantı, kusma, sık idrara çıkma isteği, sıvı kaybına bağlı şikayetler, halsizlik, bitkinlik ve kas güçsüzlüğü görülür. Eğer zehirlenme düzeyi daha ciddi boyutlara ulaşmışsa böbrek taşları, ani böbrek hasarı, kalpte ritim düzensizlikleri, çarpıntı hatta depresyon, bilinç bulanıklığı, koma gibi nörolojik ve psikiyatrik belirti ve bulgular ortaya çıkar. Hayatı tehdit edici boyutlara varan vakalar olduğunu biliyoruz." diye konuştu. Zehirlenme şüphesinde D vitamini ve kalsiyum alımının kesilmesi ve hastaneye başvuru yapılması gerektiğinin altını çizen Altay, "Hastanın zehirlenmeye bağlı klinik durumuna göre yatırılarak tedavisi gerekebilir. D vitamini zehirlenmesinden korunmak için yapılması gerekenler arasında halkın bilinç düzeyini artırmak, bu konuda oluşturulmuş rehberlerin önerdiği şekilde takviye kullanmak ve gerektiğinde yakın klinik takipte olmayı söyleyebiliriz." ifadelerini kullandı. Yaşlılar, obezitesi olanlar, kapalı alanlarda çalışanlar, kemik erimesi bulunanlar, emilim bozukluğu olanlar, bazı ilaçları kullanan ve kronik hastalığı bulunanların, D vitamini eksikliği açısından risk grubunda yer aldığına işaret eden Altay, bu kişilerin D vitamini düzeylerinin özellikle sonbahar ve kış aylarında hekim kontrolünde ölçtürülmesi gerektiğini belirtti. Altay, risk grubu dışındakilerde ve özel bir durumu olmayanlarda rutin D vitamini ölçümünün ve takviye kullanımının gerekli olmadığını ifade ederek, D vitamini düzeyi normal olanlarda ek takviye alınımının sağlığa ek fayda sağladığına dair yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını kaydetti. Güneş ışınları için uygun açı mart-ekim ayları Türkiye'de D vitamini üretimi için güneş ışınlarının mart-ekim ayları arasında uygun olduğunu anlatan Altay, bu dönemlerde haftada en az 3-4 gün, saat 10.00-16.00 arasında güneşe çıkılması önerisinde bulundu. Prof. Dr. Altay, açık tenlilerde 10-15 dakikalık sürenin yeterli olabildiğini, koyu tenlilerde ise bu sürenin 35 dakikaya kadar uzayabildiğini belirterek, el, kol, yüz veya bacakların doğrudan güneş ışığıyla temas etmesi gerektiğini söyledi. Güneş kremlerinin kullanımına da değinen Altay, "15 faktör ve üzerindeki güneş kremlerinin UV-B ışınlarının cildinize ulaşmasına engel olacağını unutmayın. Önerdiğimiz sürelerden çok daha fazla güneş ışınlarına maruz kalmanın cilt kanserine sebep olabileceğini de hatırlatmak isterim." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.