Uygulamalarımız appstore googleplay

#Türkiye

gazeteci63.com - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zeka Kullanımında Artış Haber

Yapay Zeka Kullanımında Artış

Türkiye'de 16-24 yaş grubundaki bireylerin yüzde 38,5'i üretken yapay zeka araçlarını kullanırken gençlerdeki kullanım oranı 16-74 yaş grubundaki genel oranın 2 katını aştı. AA muhabirinin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) Bilgi ve İletişim Teknolojilerine (ICT) Erişim ve Kullanım Veri Tabanı verilerinden derlediği bilgilere göre, üretken yapay zeka araçlarının kullanımı OECD ülkelerinde hızla yaygınlaşırken kullanım oranlarında yaş gruplarına göre belirgin farklılıklar görülüyor. OECD'nin 2025 veya mevcut en güncel verilerini kapsayan göstergelerine göre, Türkiye'de 16-74 yaş grubundaki bireylerin yüzde 17,2'si son 3 ay içinde üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Türkiye'de genç nüfusta ise bu oran genel seviyenin önemli ölçüde üzerine çıktı. 16-24 yaş grubundakilerin yüzde 38,5'i üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Böylece Türkiye'de gençlerin üretken yapay zeka kullanım oranı, 16-74 yaş grubundaki yüzde 17,2'lik oranın yaklaşık 2,2 katına ulaştı. Türkiye'de üretken yapay zeka kullanımının ileri yaş grubunda ise oldukça düşük seviyede kalması dikkati çekti. OECD verilerine göre, ülkede 55-74 yaş grubundaki bireylerin yüzde 1,8'i üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Buna göre, yüzde 38,5 kullanım oranına sahip 16-24 yaş grubu ile yüzde 1,8'lik oranın görüldüğü 55-74 yaş grubu arasında 36,7 puanlık fark oluştu. Gençlerdeki kullanım oranı 55-74 yaş grubundaki oranın 21 katından fazla olurken veriler Türkiye'de üretken yapay zeka kullanımında yaşa bağlı belirgin bir farklılaşmaya işaret etti. Türkiye'deki görünüm, OECD genelinde üretken yapay zeka kullanımında yaşın önemli bir ayrıştırıcı unsur olduğu tabloyla paralellik gösteriyor. Öğrenciler, üretken yapay zekayı en yoğun kullanan gruplar arasında OECD'nin 28 Ocak 2026'da açıkladığı verilere göre, 2025'te OECD genelindeki bireylerin üçte birinden fazlası üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Kullanımdaki en büyük farklılık yaş grupları arasında görülürken bu fark 53,6 yüzde puanına ulaştı. Öğrenciler ise üretken yapay zekayı en yoğun kullanan gruplar arasında yer aldı. OECD genelinde 16 yaş ve üzerindeki öğrencilerin yüzde 75'i üretken yapay zeka araçlarını kullandığını bildirdi. İstihdamdakilerde kullanım oranı yüzde 41,1, işsizlerde yüzde 36,7 olurken emekliler ve diğer iş gücü dışındaki gruplarda bu oran yüzde 12,5 olarak kaydedildi. Yapay zekanın yaygınlaşması bireysel kullanımla sınırlı kalmazken OECD ülkelerindeki işletmelerin bu teknolojiyi kullanma oranında da hızlı artış görüldü. ICT şirketleri yüzde 57,3 ile yapay zekayı en yoğun kullanan işletmeler oldu Verilerin mevcut olduğu OECD ülkelerinde yapay zeka kullanan işletmelerin oranı 2023'te yüzde 8,7 iken 2024'te yüzde 14,2'ye, geçen yıl ise yüzde 20,2'ye yükseldi. Böylece işletmelerde yapay zeka kullanımı iki yılda iki kattan fazla arttı. Sektörel bazda bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) şirketleri yüzde 57,3 ile yapay zekayı en yoğun kullanan işletmeler oldu. Bu sektörü yüzde 36,8 ile profesyonel ve bilimsel hizmetler izledi. Yapay zeka kullanımındaki yıllık artışın daha önce teknolojinin görece az kullanıldığı sektörlerde de yüksek olması dikkati çekti. Kullanımdaki yıllık artış konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 62,5, inşaatta yüzde 59,1'e ulaştı. OECD, üretken yapay zekadaki hızlı gelişmeler, maliyetlerin düşmesi ve yapay zeka becerilerine sahip çalışanların sayısındaki artışın teknolojinin ekonomiler ve çalışma hayatındaki etkisini daha da artırabileceğine işaret ediyor. "Asıl hedefimiz gençleri yapay zekayı anlayan, sorgulayan ve üreten insan kaynağına dönüştürmek olmalı" Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) Başkan Yardımcısı Gökhan Varan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 16-24 yaş grubundaki yüzde 38,5'lik kullanım oranının Türkiye açısından önemli bir potansiyele işaret ettiğini belirterek, gençlerin yeni teknolojileri gündelik hayatlarına hızla entegre ettiğini söyledi. Varan, asıl hedefin gençleri yapay zekanın sadece "kullanıcısı" olmaktan çıkarıp onu anlayan, sorgulayan ve üreten insan kaynağına dönüştürmek olması gerektiğine işaret etti. Yapay zeka okuryazarlığının yakın gelecekte yabancı dil veya temel dijital beceriler gibi yatay bir istihdam yetkinliğine dönüşeceğini aktaran Varan, "Türkiye'nin en güçlü yanlarından biri olarak belirtilen genç ve teknolojiye açık nüfusu, en belirgin riski ise yapay zeka kullanımı ile üretim kapasitesi arasındaki makasın açılmasıdır." dedi. "Rekabet, büyük ölçüde 'yapay zekayla etkin çalışabilen insan ile çalışamayan insan' arasında yaşanacak" Gökhan Varan, şirketlerin aradığı şeyin yalnızca "prompt yazabilen" çalışan olmayacağını ifade ederek, "Yapay zekayı mesleki bilgisiyle harmanlayabilen, çıktısını doğrulayabilen, veri güvenliği ve etik riskleri kavrayabilen çalışan öne çıkacak." diye konuştu. Rekabetin büyük ölçüde "yapay zekayla etkin çalışabilen insan ile çalışamayan insan" arasında yaşanacağını kaydeden Varan, "Öğrencilerde yüzde 75 kullanım oranı bize yapay zekayı eğitimden uzak tutmanın gerçekçi olmadığını gösteriyor. Mesele yasaklamak değil, doğru kullanmayı öğretmek." değerlendirmesinde bulundu. Varan, OECD'nin de genel amaçlı yapay zekanın ödev performansını artırmasının gerçek öğrenmeyi pekiştirdiği anlamına gelmediğine dikkati çektiğini belirterek, "Bu nedenle Türkiye'de müfredat, yapay zeka okuryazarlığı, eleştirel düşünme, kaynak-referans doğrulama, etik ve veri güvenliğini birlikte ele almalı. Ölçme-değerlendirme sistemi de yalnızca sonuç yerine öğrencinin düşünme ve üretim sürecini ölçmeli." ifadelerini kullandı. "Üniversiteler uygulamalı yapay zeka yetkinliklerini bütün disiplinlere yaymalı" Gökhan Varan, Türkiye'nin önündeki temel politika meselesinin "kullanımdan üretime geçiş" olduğunu dile getirdi. Üniversitelerin uygulamalı yapay zeka yetkinliklerini bütün disiplinlere yayması gerektiğine işaret eden Varan, "Özel sektör gençlere gerçek veri ve problemlerle çalışma imkanı sağlamalı; kamu ise hesaplama altyapısı, veri, girişimcilik ve AR-GE ekosistemini güçlendirmeli." diye konuştu. Varan, Türkiye'nin 2026-2030 Yapay Zeka Eylem Planı'ndaki "fark et, istifade et, üret ve yönet" yaklaşımının önemli olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin genç nüfusu güçlü tarafımız, küresel fırsat ise bu insan kaynağını yerli ürün, girişim ve ihracata dönüştürebilme kapasitesini inşa edebilmektir." dedi.

Buğdayda Rekor Beklentisi Yüksek Haber

Buğdayda Rekor Beklentisi Yüksek

Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı Eren Günhan Ulusoy, yağışların geçen yıla göre yüzde 76 artmasıyla birlikte buğday üretiminde yeni bir rekorun kapıda olduğunu belirtti. IAOM'dan yapılan açıklamaya göre, yıllık 32 milyon tonluk üretim kapasitesine sahip Türkiye un sektörü küresel un ticaretinden yüzde 23 pay alıyor ve 11 yıldır dünyanın un ihracat şampiyonu konumunda bulunuyor. Türkiye, ABD merkezli, 130 yıllık IAOM'in Avrasya Bölgesi Başkanlığı’nı yürütüyor. Avrasya bölgesi, 32 ülkeden oluşuyor, 2 milyarı aşkın nüfusu ve 7,1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle dünya buğday üretiminin yüzde 30’unu ve dünya un ihracatının yüzde 55’ini temsil ediyor. 5. IAOM Eurasia Konferansı ve Sergisi 28-29 Eylül'de ilk kez Özbekistan'ın başkenti Taşkent’te gerçekleştirilecek. Etkinlikte Rusya, Ukrayna, Orta ve Doğu Avrupa, Baltık ülkeleri, Kazakistan, Orta Asya cumhuriyetleri, ABD, Orta Doğu ve Afrika’dan 1000’in üzerinde sektör profesyoneli yer alacak. Hububat, un, makarna, bulgur ve yem üreticileri ile değirmen makineleri, laboratuvar ekipmanları, lojistik, depolama ve paketleme tedarikçileri söz konusu etkinlikte buluşacak. Eren Günhan Ulusoy, küresel tahıl piyasalarında Karadeniz merkezli tırmanan askeri gerilimin, Avrupa’da baş gösteren aşırı kuraklık ve Türkiye'nin mevcut tarım ve ticaret stratejilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. "Ukrayna ve Rusya'nın ihracat kapasitelerindeki aksaklık küresel piyasaları etkiliyor" Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan savaşın son dönemde liman altyapılarını ve yük gemilerini doğrudan hedef alan bir boyuta ulaştığını belirten Ulusoy, durumun 2022'deki ilk krizden daha hassas bir noktaya geldiğini vurguladı. Ulusoy, 2022'deki savaşın ilk aşamasında Ukrayna limanlarının kapalı ve Rusya limanlarının açık olduğunu anımsatarak, "Ancak bugün gelinen noktada her iki ülkenin de lojistik ve liman altyapıları, İzmail ve Karadeniz hatları karşılıklı saldırıların hedefi durumunda. Bu durum riskin boyutunu tırmandırıyor." ifadelerini kullandı. Dünya buğday tedarikinin yaklaşık yüzde 30'unu sağlayan bu iki ülkenin ihracat kapasitelerindeki aksaklığın küresel piyasaları doğrudan etkilediğini kaydeden Ulusoy, "ABD Tarım Bakanlığı'nın son tahminlerine göre yaşanan lojistik blokajlar nedeniyle Rusya’nın ihracat beklentisi 43-46 milyon ton, Ukrayna’nın ise 13,5 milyon ton seviyelerine çekilmiş durumda." değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye’de tahıl üretimi oldukça verimli geçti" Eren Günhan Ulusoy, dünyadaki yükselen tansiyonun ve fiyat dalgalanmalarının aksine Türkiye'nin iç pazarda avantajlı bir konumda yer aldığını ifade ederek, Türkiye’de bu yıl tahıl üretiminin oldukça verimli geçtiğini kaydetti. Yağışların geçen yıla göre yüzde 76 artmasıyla buğday üretiminde yeni bir rekorun kapıda olduğunu belirten Ulusoy, "Buğday rekoltesinin 24,5 milyon ton olması bekleniyor. Hem başarılı geçen yerli hasadımız hem de güçlü stok yapımız sayesinde Türkiye, dünyada yaşanan bu kısa vadeli tedarik krizinden tam anlamıyla izole durumda. İç pazarda kısa ve orta dönemde bir arz veya tedarik problemi beklemiyoruz." ifadelerini kullandı. "Avrupa genelinde etkisini artıran şiddetli kuraklık rekolteleri düşürüyor" Eren Günhan Ulusoy, Avrupa genelinde etkisini artıran şiddetli kuraklığın rekolteleri düşürdüğünü belirterek, "Avrupa'daki kuraklık rekolte kaybına yol açarken Türkiye'nin un ve unlu mamuller sanayisindeki üretim kapasitesi ve lojistik hakimiyeti bölgesel pazarlarda bizi bir adım öne çıkarıyor." değerlendirmesinde bulundu. Ulusoy, küresel buğday ticaretinde Ukrayna ve Rusya’nın ihracattaki paylarının azalıp ABD, Kanada ve Kazakistan gibi oyuncuların devreye girdiğine, işlenmiş hububat ürünlerinde Türkiye'nin Avrupa'daki açığı kapatabilecek ve yeni pazarlardaki konumunu güçlendirecek en kritik aktör olduğuna işaret etti. Kongre programı hakkında bilgi veren Ulusoy, şunları kaydetti: "Kongre programımızı bu yıl ilk defa Avrasya bölge başkanlığına bağlı Özbekistan Taşkent’te yapma kararını aldık. Özbekistan, güçlü değirmencilik sektörü ve Kazakistan’dan sağladığı buğdayla komşu ülkelere yaptığı un ihracatıyla stratejik öneme sahip bir ülke. Karadeniz’deki sorun nedeniyle buğdayın yukarı yönlü hareket yaşadığı ve yeni rotaların belirlendiği bu zaman diliminde kongre programımız her zamankinden daha fazla önem teşkil ediyor."

Urfa Fıstığında Hasat Sezonu Başladı Haber

Urfa Fıstığında Hasat Sezonu Başladı

Türkiye'de en çok Antep fıstığı ağacının bulunduğu Şanlıurfa'da, özellikle baklava, çikolata ve hamur tatlılarında kullanılan boz Antep fıstığının hasadı başladı. Ekonomik getirisi dolayısıyla üreticilerin son yıllarda daha fazla ilgi göstermeye başladığı Antep fıstığı, başta Şanlıurfa ve Gaziantep olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde yetiştiriliyor. Kırmızı fıstığa göre daha erken hasat edilen boz fıstık, yeşil rengi, aroması ve yağ oranıyla özellikle tatlı sektöründe tercih ediliyor. Hasat edilen fıstıklar, kabuklarından ayrılıp işlendikten sonra satışa sunuluyor. "Beklentimiz 80 bin ton civarında" Türkiye Fıstık Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Faruk Akbaş, AA muhabirine, Şanlıurfa'nın yaklaşık 45 milyon Antep fıstığı ağacıyla Türkiye'nin en fazla fıstık ağacına sahip ili olduğunu söyledi. Çiftçilerle birlikte yeni bir hasat sezonuna daha kavuşmanın sevincini yaşadıklarını belirten Akbaş, bu yılki üretim beklentisinin geçen yıla göre düşük olduğunu ifade etti. Geçen yıl yaşanan kuraklık ve dolunun fıstık ağaçlarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Akbaş, şöyle konuştu: "Bu yılki fıstık beklentimiz 200 bin ton civarındaydı fakat geçen yıl yaşanan kuraklık ve dolu nedeniyle ağaçlarımız hasara uğradı ve şu andaki beklentimiz 80 bin ton civarında. Ama Allah nasip ederse şu anda bizim 'Karagöz' diye adlandırdığımız gelecek senenin salkımlarının gözleri çok iyi durumda. Rabb'im nasip ederse gelecek sene bol bir hasat bekliyoruz." Gelecek yıl Şanlıurfa'da 200 bin ton, Türkiye genelinde ise 420-425 bin ton civarında üretim beklediklerini dile getiren Akbaş, boz fıstığın özellikle baklava sektöründe önemli yere sahip olduğunu belirtti. Akbaş, "Bu, bizim erkenci hasat diye adlandırdığımız boz fıstık. Özellikle baklava sektöründe kullanılan çok kıymetli bir ürünümüz. Baklavacıların olmazsa olmazı olan bu boz fıstığın hasadına başladık. 15-30 Eylül'de ise Allah nasip ederse kırmızı fıstık hasadımızı gerçekleştireceğiz." diye konuştu. Üreticilere fıstıklarının bir kısmını boz, bir kısmını ise kırmızı olarak hasat etmelerini tavsiye eden Akbaş, bu yöntemin üreticiler açısından daha avantajlı olacağını söyledi. Üreticiler hasat sevinci yaşıyor Fıstık üreticisi Ercan Alan, yıl boyunca fıstık ağaçlarının bakımını yaptığını ve ilk hasadı gerçekleştirmenin sevincini yaşadıklarını belirterek, bereketli bir sezon temennisinde bulundu. Nesih Gün de boz fıstık hasadına başladıklarını dile getirerek, çiftçi olarak herkesin kazanmasını istediklerini ifade etti.

En Yüksek Sıcaklık 46,8 Ölçüldü Haber

En Yüksek Sıcaklık 46,8 Ölçüldü

Temmuzda en yüksek sıcaklık 46,8 dereceyle Cizre'de, en düşük sıcaklık ise 4,6 dereceyle Kangal'da kaydedildi. AA muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, geçen ay sıcaklıklar, Akhisar ve Seydişehir çevrelerinde mevsim normallerinin altında, Gökçeada, Kuşadası, Aydın, Bodrum, Datça, Seferihisar, Nazilli, Milas, Akdeniz Bölgesi'nin kıyı kesimleri ile Ağrı, Van, Bitlis, Erciş, Muradiye, Özalp, Başkale, Şırnak, Kahta ve Akçakale çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Yurdun diğer kesimlerinde ise ortalama sıcaklıklar mevsim normalleri civarında seyretti. 1991-2020 normallerine göre temmuz ayı ortalama sıcaklığı 25 derece olurken, bu yılın aynı döneminde ortalama sıcaklık 25,3 derece olarak kaydedildi. Böylece 2026 temmuz ayı, son 56 yılın en sıcak 19. temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. Temmuzda Türkiye genelinde en düşük sıcaklık 4,6 dereceyle Kangal'da, en yüksek sıcaklık ise 46,8 dereceyle Cizre'de tespit edildi. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'da ortalama sıcaklık 0,7 derece arttı Marmara Bölgesi'nde ortalama sıcaklıklar Gökçeada çevresinde mevsim normallerinin üzerinde, bölgenin diğer kesimlerinde ise normaller civarında gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 24,4 derece iken, bu yılın temmuz ayında 24,7 derece olarak kaydedildi. Bölgede en düşük sıcaklık 12 dereceyle, en yüksek sıcaklık ise 38,5 dereceyle Balıkesir'de ölçüldü. Ege Bölgesi'nde Akhisar çevresinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin altında, Kuşadası, Aydın, Bodrum, Datça, Seferihisar, Nazilli ve Milas çevrelerinde normallerin üzerinde, diğer kesimlerde ise mevsim normalleri civarında gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 26,5 derece iken, geçen ay 27 derece olarak kaydedildi. Bölgede en düşük sıcaklık 8 dereceyle Simav'da, en yüksek sıcaklık ise 42,6 dereceyle Aydın'da tespit edildi. Akdeniz Bölgesi'nin kıyı kesimlerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde, diğer kesimlerinde ise mevsim normalleri civarında gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 27,1 derece iken, bu yılın temmuz ayında 27,8 derece olarak ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık 7,1 dereceyle Göksun'da, en yüksek sıcaklık ise 43,8 dereceyle Kozan'da kaydedildi. İç Anadolu'da ortalama sıcaklıklar normallerin altında kaldı İç Anadolu Bölgesi'nde Seydişehir çevresinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin altında, bölgenin diğer kesimlerinde ise mevsim normalleri civarında gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 22,7 derece iken, bu yılın temmuz ayında 22,3 derece olarak kaydedildi. Bölgede en düşük sıcaklık 4,6 dereceyle Kangal'da, en yüksek sıcaklık ise 36,5 dereceyle Çankırı'da tespit edildi. Karadeniz Bölgesi'nin tamamında ortalama sıcaklıklar mevsim normalleri civarında gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 22,7 derece iken, bu yılın temmuz ayında 22,6 derece olarak ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık 7 dereceyle Bayburt'ta, en yüksek sıcaklık ise 37,9 dereceyle Bartın'da kaydedildi. Güneydoğu Anadolu'da temmuz ortalaması 31,8 derece oldu Doğu Anadolu Bölgesi'nde Ağrı, Van, Bitlis, Erciş, Muradiye, Özalp ve Başkale çevrelerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde, bölgenin diğer kesimlerinde ise normaller civarında gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 23,3 derece iken, bu yılın temmuz ayında 23,8 derece olarak kaydedildi. Bölgede en düşük sıcaklık 5,5 dereceyle Sarız'da, en yüksek sıcaklık ise 41,5 dereceyle Palu'da tespit edildi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Şırnak, Kahta ve Akçakale çevrelerinde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde, bölgenin diğer kesimlerinde ise normaller civarında gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar temmuz ayı ortalama sıcaklığı 31,1 derece iken, bu yılın temmuz ayında 31,8 derece olarak ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık 16,3 dereceyle Birecik'te, en yüksek sıcaklık ise 46,8 dereceyle Cizre'de tespit edildi.

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor Haber

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor

Çin Halk Cumhuriyeti'nin Türkiye'deki ilk arkeolojik kazı projesi özelliğini taşıyan Şanlıurfa'daki Yoğunburç kazıları, iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen "Taş Tepeler Projesi" kapsamında başlatılan kazılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi işbirliğinde sürdürülüyor. Türkiye'de ilk kez arkeolojik kazı çalışmasına katılan Çinli arkeologlar, insanlık tarihine ışık tutan Şanlıurfa'daki neolitik yerleşimde geçmişin izlerini araştırıyor. İki ülke arasında köprü görevi görecek Yoğunburç Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Yoğunburç'un Çinli arkeologların Türkiye'de kazı çalışması yürüttüğü ilk alan olduğunu söyledi. Kazı çalışmalarının 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple ilk kez 16 Temmuz'da başlatıldığını ifade eden Gan, 
Şanlıurfa'da çalışma yürütmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Gan, Türkiye ile Çin arasında arkeoloji alanındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesini istediklerini belirtti. Yoğunburç'taki çalışmaların yalnızca arkeolojik açıdan değil iki ülke arasındaki ilişkiler bakımından da önem taşıdığını vurgulayan Gan, şöyle konuştu: "Yoğunburç kazıları, iki ülke arasında çok önemli bir köprü. İleride Çinli insanların Türkiye'yi, Şanlıurfa'yı ve buradaki tarihi yerleri bilmesi önemli. Devlet olarak da buradaki kazılara çok önem veriyoruz. İki ülke arasındaki dostluk ve turizmin gelişmesi için çok önemli." Kardeş belediye süreci başladı Gan, Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan'ın da kazı çalışmalarından önce Şanlıurfa'da çeşitli ziyaretlerde bulunduğunu hatırlattı. Yetkililerin Yoğunburç kazılarına büyük önem verdiklerini ifade eden Gan, "Ziyaretin ardından Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin Yulin Belediyesi arasında kardeş şehir ilişkisi kurulmasına yönelik süreç başlatıldı. İki ülke için de iyi bir tanıtım olacak ve çok turistin gelmesini umuyoruz." dedi. Türkiye'nin köklü tarihe sahip olduğunu belirten Gan, ülkedeki tarihi alanlardan etkilendiğini söyledi. Gan, "Turist olarak daha önce gelip gezmiştim, Türkiye'de tarihi yerlerin çok fazla olduğunu gördüm. Türkiye'deki insanların, yetkililerin çok sıcakkanlı ve yardımsever olduğunu görüyoruz. Kendi evimizde gibi hissediyoruz, burada çok mutluyuz." ifadelerini kullandı. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Erdoğan, 12 Yılı Geride Bıraktı Haber

Erdoğan, 12 Yılı Geride Bıraktı

Anayasa değişikliğinin ardından 10 Ağustos 2014'te halkın doğrudan seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, bu görevde 12 yılı geride bıraktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2014'teki seçimle başladığı cumhurbaşkanlığı görevinde 12 yılı tamamladı. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini içeren 2007'deki Anayasa değişikliğinin ardından 10 Ağustos 2014'te Türk halkı, ilk kez cumhurbaşkanını belirlemek için sandık başına gitti. Seçimde oyların yüzde 51,79'unu alan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. Cumhurbaşkanı oldu. Erdoğan, geçerli 40 milyon 545 bin 911 oydan 21 milyon 143'ünü alarak göreve geldi. İlerleyen dönemde sistem değişikliği tartışmalarının gündemde olduğu Türkiye, 16 Nisan 2017 Pazar günü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni öngören anayasa değişikliğini oylamak için yeniden sandık başına gitti. Halk oylamasında yüzde 51,41 "evet", yüzde 48,59 "hayır" oyu kullanıldı. Anayasa değişikliği, kesin sonuçların 27 Nisan'da Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girdi. Yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı ile 27. Dönem Parlamento üyelerinin belirlenmesi için 24 Haziran 2018'de seçim yapıldı. Cumhurbaşkanı Seçimi'nde 6 aday yarıştı. AK Parti ve MHP'nin kurduğu "Cumhur İttifakı" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, CHP Muharrem İnce'yi, HDP ise Selahattin Demirtaş'ı cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi. Seçmenlerin imzasıyla cumhurbaşkanı adayı olmak üzere başvuran ve gerekli 100 bin imzayı toplayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de cumhurbaşkanı olabilmek için yarıştı. Seçimin kazananı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı oldu. Yeni sistemde ikinci dönem Yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de yemin ettikten sonra Külliye'de tören düzenlendi. Yeni sistemin ilk kabinesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 9 Temmuz 2018'de onaylandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ikinci seçimi ise 2023'te yapıldı. Erdoğan, 14 Mayıs'ta yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi'nde Kemal Kılıçdaroğlu, Sinan Oğan ve Muharrem İnce ile seçim yarışına girdi ancak adaylardan İnce, seçime 3 gün kala adaylıktan çekildi. İlk turda geçerli 54 milyon 796 bin 49 oydan 27 milyon 133 bin 849'unu alan Erdoğan, yüzde 49,52 ile seçimi önde tamamladı. Kılıçdaroğlu, 24 milyon 595 bin 178 oy ile yüzde 44,88, Oğan, 2 milyon 831 bin 239 oy ile yüzde 5,17 ve adaylıktan çekilmesine rağmen seçim pusulasında yer alan İnce, 235 bin 783 oy ile yüzde 0,43 oy oranına ulaştı. Adaylar yüzde 50'den 1 oy fazlasını alamadığı için 14 Mayıs seçimlerinde en fazla oyu alan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu, 28 Mayıs'ta yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi'nin ikinci turunda yeniden seçmenin karşısına çıktı. Seçimin ikinci turunda yüzde 52,16 ile 27 milyon 725 bin 131 oy alan Recep Tayyip Erdoğan, yeniden Cumhurbaşkanı oldu. Rakibi Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,84 ile 25 milyon 432 bin 951 oy aldı. Bu seçimle yeni sistemde ikinci dönemine başlayan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına ilk seçildiği 10 Ağustos 2014'ten bu yana görevde 12 yılı geride bıraktı. Türkiye, savunma sanayisinde aktör ülke oldu Bu dönemde dış politikada başta İsrail'in Gazze'ye saldırıları, Rusya-Ukrayna Savaşı ve İsrail ile ABD'nin İran'a saldırısı gibi konularda yoğun diplomasi yürüten Türkiye, Azerbaycan'ın Karabağ Zaferi'nin en önemli destekçisi oldu. Yurt içinde ise 6 Şubat 2023'te "asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremlerin izlerini silmeye çalışan Türkiye, deprem bölgesinde 455 binden fazla bağımsız bölümün inşasını tamamladı. Öte yandan, savunma sanayisi alanında güvenilir aktöre dönüşen Türkiye, üretim kapasitesiyle dünyadaki ilk 15 ülke arasında yer aldı. NATO Zirvesi, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoğun diplomasi trafiği yürüttü. 32 müttefik ülkenin liderlerini bir araya getiren zirve kapsamında Erdoğan, liderlerle ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ağustos'ta Mekke'de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Uluslararası basında geniş yer bulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor. "Terörsüz Türkiye" çalışmaları Güvenlikten demokrasiye, ekonomiden teknolojiye, savunma sanayisinden dış politikaya kadar birçok alanda tarihi atılımlar gerçekleştiren Türkiye, "Terörsüz Türkiye"nin adımlarını da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Cumhur İttifakı'yla attı. Mecliste "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında kurulan komisyon, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" adı altında çalışmalarına başladı. 8 Ağustos'ta "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.