Uygulamalarımız appstore googleplay

#Türkiye

gazeteci63.com - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Kentleri Birliği Toplantısı Haber

Enerji Kentleri Birliği Toplantısı

Türkiye'nin farklı il ve ilçelerinden belediye başkanlarının katılımıyla Şanlıurfa'da düzenlenen Enerji Kentleri Birliği Toplantısı başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, bir otelde gerçekleştirilen toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin enerji potansiyelini verimli kullanabilmek için çok yönlü çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Türkiye'nin yıllık 58 milyar metreküp doğal gaz tükettiğini belirten Şatıroğlu, doğal gaz üretim kapasitesini 15 milyar metreküpe çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti. Petrol tüketimine ilişkin verileri de paylaşan Şatıroğlu, şunları kaydetti: "Türkiye olarak günde 1,1 milyon varil petrol tüketiyoruz, üretimimiz ise 136 bin varil. Petrolü alıp rafinerilerde işliyoruz, motorin, benzin ve mazot olarak vatandaşa sunuyoruz. Yaklaşık 800-900 bin varil petrol ithal ediyoruz. Yani bu konuda yurt dışına bağımlılığımız var. Bütün çalışmalar, bilhassa Gabar ve Diyarbakır'daki çalışmalarımız da dışa bağımlılığı azaltmaya yöneliktir. Yurt dışında doğal gaz ve petrol arama çalışmalarımız da yine bağımlılığımızı azaltmaya yöneliktir. Bu konuda Irak petrol ülkesi olmasına rağmen benzin sıkıntısı yaşıyor. Rusya'da savaş nedeniyle rafinerilerde sorunlar yaşandı, ülke içinde enerji sıkıntısı ortaya çıktı. Bizim ülkemizde hiçbir vatandaşımız benzin bulma sıkıntısı yaşamaz. Bu konuda iyi bir yerde olduğumuzu söyleyebilirim." Enerji Kentleri Birliği ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de dünya genelinde yaşanan gelişmelerin enerjinin stratejik önemini her geçen gün artırdığını dile getirdi. Türkiye'nin jeopolitik konumunun önemli bir merkezde yer aldığını belirten Sekmen, şöyle devam etti: "Ekonomik gelişmeler, artan nüfus, sanayileşme, teknolojik gelişmeler, iklim değişikliği ve küresel ölçekte meydana gelen hadiseler enerjinin stratejik önemini artırmaktadır. Bugün güçlü ekonomilerden, gelişmiş sanayilerden, sürdürülebilir şehirlerden, enerji hedeflerinden söz ediyorsak bütün bunların temelinde güçlü bir enerji altyapısının bulundurulması gerektiğini de kabul etmek durumundayız. Enerji üretim alanıdır, sanayimizin gücüdür. Enerji bütün sektörlerin ana gücüdür ve şehirlerimizin gelişmesinde en önemli unsurlardan biridir. Bu bakımdan enerji kaynaklarının doğru değerlendirilmesi, verimliliğinin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomiye kazandırılması ülkemizin geleceği açısından da hayati bir önem taşımaktadır." Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ise tarımsal sulamanın yoğun olduğu kentte kesintisiz enerji arzının büyük önem taşıdığını ifade etti. Kentte yenilenebilir enerji yatırımlarına devam ettiklerini belirten Gülpınar, fosil yakıtların dünyanın geleceği açısından tehlike oluşturduğuna dikkati çekti. Toplantı kapsamında belediye başkanları ve temsilcilerinin, kentteki enerji yatırımlarına yönelik yarına kadar saha incelemelerinde bulunacağı bildirildi.

75 Ülkeye Fıstık İhraç Edildi Haber

75 Ülkeye Fıstık İhraç Edildi

Türkiye, yılın dokuz ayında 75 ülkeye 80 milyon 906 bin dolarlık fıstık ihraç etti. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgiye göre Türkiye, geçen yıl 94 ülkeye yaptığı fıstık ihracatından 178 milyon 203 bin dolar gelir elde etti. Geçen yılın ocak-eylül döneminde 151 milyon 827 bin dolar olan fıstık ihracatı, bu yılın aynı döneminde 80 milyon 906 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Yılın 9 ayında en fazla fıstık ihracatı 19 milyon 248 bin dolarla İtalya'ya yapıldı. Bu ülkeyi 13 milyon 668 bin dolarla Almanya, 7 milyon 724 bin dolarla Kazakistan izledi. "Yeni sezon fıstıklar piyasaya girmeye başladı" Türkiye Fıstık Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Faruk Akbaş, AA muhabirine, geniş kullanım alanıyla fıstığın yemekten tatlıya, çerezden çikolataya kadar birçok sektörde değerlendirilen stratejik bir ürün olduğunu belirtti. Fıstıkta üretimin doğal olarak bir yıl yüksek, bir yıl düşük seyrettiğini hatırlatan Akbaş, 2026'nın sektörde "yok yılı" olarak değerlendirildiğini söyledi. Akbaş, geçen yıl yaşanan olumsuz hava koşullarının da bu yılki rekolte üzerinde etkili olduğunu, yeni sezon ürünlerinin hasat edilerek piyasaya girmeye başladığını anlattı. Yeni sezon fıstıkların piyasaya arz edilmesiyle ihracat açısından da olumlu hareketlilik beklediklerini belirten Akbaş, "Olumsuz hava şartlarına ve bu yılın yok yılı olmasına rağmen üreticilerimiz hasadını gerçekleştirdi. Yeni sezon fıstıklar piyasaya girmeye başladı. Bu ürünlerin ihracata dahil olmasıyla birlikte özellikle yılın son çeyreğinde ihracatımızın daha da yukarıya çıkacağını öngörüyoruz." dedi. Akbaş, Türkiye'nin fıstık ihracatındaki pazar payını artırmak için çalışmaların sürdüğünü, özellikle Türk fıstığının kendine özgü aroması ve kalite özelliklerinin yurt dışındaki talebi artırdığını söyledi. Mevcut pazarların korunmasının yanı sıra yeni pazarlara açılmak için de çalışmalar yürüttüklerini belirten Akbaş, Türk fıstığının daha fazla ülkede tüketiciyle buluşturulmasını ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesini hedeflediklerini vurguladı. Akbaş, yeni pazarlara yönelik çalışmaların, sektörün ihracat potansiyelinin artırılması açısından önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Domates İhracatında Büyük Artış Haber

Domates İhracatında Büyük Artış

Türkiye'nin domates ihracatı, bu yılın ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,19 artarak 304 milyon 171 bin dolara yükseldi. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye geçen yıl 51 ülkeye 401 milyon 193 bin dolarlık domates ihraç etti. Geçen yılın ocak-eylül döneminde 291 milyon 912 bin dolarlık domates ihracatı gerçekleştiren Türkiye, bu yılın aynı döneminde 49 ülkeye 304 milyon 171 bin dolarlık ürün sattı. Domates ihracatında ilk sırada yer alan Romanya'ya, bu yılın 9 ayında 67 milyon 637 bin dolarlık domates satıldı. Bu ülkeyi 32 milyon 618 bin dolarla Rusya ve 30 milyon 438 bin dolarla Bulgaristan izledi. Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz, AA muhabirine, domates ihracatının artarak devam etmesinin ülke ekonomisi açısından önemli olduğunu söyledi. Türkiye'nin domates ihracatının 2026'nın 9 ayında 304 milyon 171 bin dolara ulaşmasının ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,19 artış göstermesinin sektör açısından olumlu bir tablo ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, 2025 yılında iklim koşulları ve üretimde yaşanan sorunlar nedeniyle ihracatın 401 milyon 193 bin dolar seviyesinde kaldığını ifade etti. Yılmaz, ihracattaki artışın yıl sonuna kadar devam etmesini beklediklerini dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "9 aylık performansa baktığımızda, yıl sonunda 2025 yılındaki 401 milyon dolarlık ihracat seviyesinin üzerine çıkma ihtimalimizi yüksek görüyorum. 2026'nın 9 ayında aylık ortalama yaklaşık 33,8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. 401 milyon doları aşabilmek için yılın son üç ayında toplam yaklaşık 97 milyon dolarlık ihracat yeterli olacak. Bu da aylık ortalama yaklaşık 32,3 milyon dolar anlamına geliyor. Mevcut tempo korunursa geçen yılın rakamını aşmamız mümkün görünüyor." İhracatta yalnızca toplam değerin değil, ihraç edilen miktar ile kilogram başına ihracat değerinin de dikkate alınması gerektiğine işaret eden Yılmaz, katma değerin sektör açısından daha önemli hale geldiğini vurguladı. "Hedef, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir yeni pazarlar oluşturmak" Yılmaz, 2026'nın ilk yarısında kilogram başına ihracat değerinin yaklaşık 1,56 dolara yükseldiğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu, Türk domatesinin daha yüksek değerle pazarlanabildiğini gösteriyor. Türkiye'nin 2025 yılında 51 ülkeye 402 bin tonun üzerinde domates ihracatı gerçekleştirdiğini biliyoruz. Bu nedenle sektörün bundan sonraki hedefi sadece mevcut pazarlardaki satışları artırmak değil, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir yeni pazarlar oluşturmak olmalı. Türkiye'nin domates üretiminde önemli bir rekabet avantajı var. Modern sera yatırımlarının artması, yılın daha uzun dönemlerinde standart ve kaliteli ürün tedarik edebilmemiz açısından ihracat potansiyelimizi de güçlendiriyor. Özellikle Avrupa'nın yanı sıra Uzak Doğu, Orta Doğu, İngiltere ve Kuzey Amerika gibi pazarlarda pazar çeşitliliğimizi artırmamız gerektiğini düşünüyorum." Sektörün yeni pazar arayışlarının sürdüğünü aktaran Yılmaz, Türkiye'nin domates ihracatında daha geniş bir coğrafyaya ulaşmasının önem taşıdığını vurguladı. Yılmaz, Türkiye'nin domates ihracatını gelecek yıllarda çok daha yüksek seviyelere taşıyacak kalıcı yeni pazarlar oluşturmanın temel hedef olduğunu sözlerine ekledi.

Yılmaz, TEKNOFEST’te Konuştu Haber

Yılmaz, TEKNOFEST’te Konuştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye, birlik beraberlik içerisinde olduğunu, güçlü olduğunu, caydırıcı bir güç olduğunu, gençleriyle, yeni nesillerle birlikte dünyanın bu yeni meydan okumalarına karşı hazır olduğunu ortaya koydu." dedi. Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST), Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda düzenlenen kapanış töreninin ardından sona erdi. Kapanış programı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, "Diğer TEKNOFEST'lerden bu TEKNOFEST'in farkı ne oldu, Şanlıurfa'nın farkı ne oldu?" sorusu üzerine şu yanıtı verdi: "Şanlıurfa, farkını gösterdi gerçekten. Güneydoğu, o kadim medeniyet değerleriyle TEKNOFEST'i çok sıcak bir şekilde kucakladı. Bugün sahada şu saatte kalabalığı görüyorsunuz. Vatandaşlarımızın çok yoğun bir ilgisi oldu. Bugün itibarıyla 1 milyon 300 bin kişi, sadece bu alanı ziyaret etti diye tahmin ediliyor. Diğer Güneydoğu illeriyle yapılanlarla birlikte 1,5 milyon insanımız geldi ve TEKNOFEST ortamını teneffüs etmiş oldu." Bu yıl 1 milyon 600 bin gencin 81 ilden yarışmacı olarak bu sürece dahil olduğunu belirten Yılmaz, "Oradan elene elene, burada işte şampiyonlar var, derece alanlar var. Artık TEKNOFEST, bir harekete dönüştü gerçekten, Şanlıurfa'da damgasını vurdu. Az önce gördünüz, güzel Urfa türküleriyle, şarkılarıyla, adapte edilmiş TEKNOFEST içeriğiyle, zenginleştirilmiş şarkılarıyla Şanlıurfa, ayrı bir renk kattı teknolojiye. Biz, her zaman şunu söylüyoruz, aslında bu Şanlıurfa, tam da bunun söyleneceği yer, peygamberler şehri. Halil İbrahim bereketinin olduğu şehir." diye konuştu. Teknolojiyle değerlerin bir araya gelmesinin, insanlığın geleceği adına çok önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, ahlaktan, merhametten, hukuktan kopuk bir teknolojinin insanlığa bir şey vermediğini vurguladı. "Tam aksine yıkım getiriyor ama insani değerlerle, erdemlerle birleşen bir teknoloji ise insanlığın hayatını kolaylaştırıyor, refahı artırıyor. Birçok alanda insanlığa önemli faydalar sağlıyor." diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "İşte Şanlıurfa, bunu söylemenin tam yeri. Ben T3 Vakfını Selçuk Bey'in şahsında tebrik ediyorum. Güneydoğu'ya büyük bir heyecan kattılar. Bir taraftan da Terörsüz Türkiye süreci var. Artık terörün değil teknolojinin konuşulduğu bir Güneydoğu. Kalkınmanın konuşulduğu, gençlerin girişimciliğinin, yenilikçiliğinin konuşulduğu bir Güneydoğu. Bu da hepimizin bir özlemiydi. Ben yürekten teşekkür ediyorum. Bu bölgenin aynı zamanda bir insanı olarak yürekten teşekkür ediyorum. Katılan, katkı sunan herkese gönülden şükranlarımı sunuyorum." "TEKNOFEST, yapıldığı illere, Güneydoğu'ya turizm olarak da önemli değer katıyor, neler söylersiniz?" şeklindeki soru üzerine Cevdet Yılmaz, "Zaten bu huzur, güven ortamında en fazla gelişen sektörlerden biri turizm. Şanlıurfa'da Göbeklitepe var, Halepli Bahçe Müzesi var. Herkesin gezmesini tavsiye ederim. Sayın Cumhurbaşkanımızın özel takibiyle yapılmıştır o müze. İnsanlık tarihi buralarda. Buralar sadece ülkemiz için değil tüm insanlık için çok önemli değerleri barındıran bölgeler. Tarihi bereketli hilal. İnşallah bu bereketli hilal, teknolojinin bereketiyle buluşacak." ifadelerini kullandı. "Tüm illerimizi de Güneydoğu'yu gezmeye davet ediyorum" Yılmaz, tarım alanında da TEKNOFEST'te çok güzel projeler geliştirildiğini vurgulayarak, "Sağlık alanında, gıda alanında, artık savunma sanayisinin diğer sektörlerimize de sirayet ettiğini, oralardaki seviyeyi de yükselttiğini görüyoruz. Katkısı olan herkese tekrar gönülden teşekkür ediyorum. Tüm illerimizi de Güneydoğu'yu gezmeye davet ediyorum. Medya üzerinden bu bölgeyle ilgili algı oluşturmasınlar lütfen. Gelsinler, buradaki gerçekliği kendileri yaşasınlar. Görecekler ki yıllardır anlatılan gibi değil. İnşallah kardeşlikle, teknolojiyle, üretimle geleceği 81 il, 86 milyon hep birlikte inşa edeceğiz." şeklinde konuştu. "Hiç bu kadar 70-80 yaş üstü katılımcıyı bir arada görmemiştik hiçbir TEKNOFEST'te. Sadece gençler değil 70-80 yaş üstü vatandaşlar da çok fazlaydı, neler söylersiniz?" sorusunun yöneltilmesi üzerine Yılmaz, "Bu da çok önemli gerçekten. Yıllar yılı ülkemizde bunun özlemi çekildi. Eski nesiller, daha öncekiler maalesef birçok sıkıntı yaşadılar. Böyle günleri görmeyi hep arzu ettiler. Ben onun yıllardır birikmiş bir özlemin yansıması olduğunu düşünüyorum. Çok şükür bugünleri gördüler. Bugünkü nesiller geldiyse onların fedakarlıklarıyla oldu. Tüm büyüklerimize, yaşlılarımıza da buradan sevgilerimizi sunuyoruz. Onların dualarıyla bu işler devam edecek inşallah." değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye, gençleriyle birlikte dünyanın bu yeni meydan okumalarına karşı hazır olduğunu ortaya koydu" Yılmaz, TEKNOFEST'in Güneydoğu'da ektiği bu tohumların filizlenmesi için kamunun ve T3 Vakfının bundan sonraki projelerinin ne olacağına ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı: "Biz, fikir aşamasından ticarileşmeye kadar her aşamayla ilgili destek mekanizmaları geliştirmiş durumdayız. Girişimciliği destekleyici programlarımız var, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız başta olmak üzere. Birçok değişik kaynakla bu desteklerimizi veriyoruz çünkü bu, bir zincir. Şimdi burada da çocuklarımızı görüyorsunuz. Bu, aslında büyük bir emeğin son geldiği noktanın sergilenmesi. Bunun arkasında uzun bir emek var. Değişik aşamalar var. İşte önemli olan başarı için her aşamayı desteklemeniz lazım. Zincirin gücü, en zayıf halkasının gücüyle ölçülür. Dolayısıyla bütün halkalara dönük destek programları geliştirmiş durumdayız. İleriye dönük ne gerekiyorsa da yapmaya hazırız çünkü geleceğimiz burada. Onu görüyoruz." "Türkiye, Şanlıurfa'yı konuştu 30 Eylül'den bu yana. Renkli görüntüler yaşandı ve bunlar çok konuşuldu. Sadece Türkiye değil Yunanistan ve İsrail de takip etti. Bugün buradan yükselen mesaj neydi, Türkiye dünyaya nasıl mesaj verdi?" sorusu üzerine Yılmaz, şunları dile getirdi: "Türkiye, birlik beraberlik içerisinde olduğunu, güçlü olduğunu, caydırıcı bir güç olduğunu, gençleriyle, yeni nesillerle birlikte dünyanın bu yeni meydan okumalarına karşı hazır olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda barıştan yana, refahtan yana, sosyal adaletten yana tavrını, sorunları savaşarak değil masalarda uzlaşarak çözme, barışçı tavrını da ortaya koymuş oluyor. Güçlü bir caydırıcılık, barışçı diplomasi. Bu ikisini de Türkiye Cumhuriyeti gayet güzel yapıyor ve şunu söylüyor dünyaya: 'Biz, hem güçlü olacağız hem haklı olacağız.' diyor. Sadece güçlü olup katliamlarla, insanlık dışı eylemlerde bulunuyorsanız o gücün hiçbir anlamı yok, o teknolojinin hiçbir anlamı yok. İşte Urfa'dan biz onu söylüyoruz, Halil İbrahim şehrinden onu söylüyoruz: Biz, hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız, insani değerleri savunmaya devam edeceğiz, mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz inşallah."

Gezeravcı, TEKNOFEST Güneydoğu’da Haber

Gezeravcı, TEKNOFEST Güneydoğu’da

Türkiye'nin ilk astronotu Tuğgeneral Alper Gezeravcı, sahip olduğu tesis ve sanayi altyapısının ülkeyi her türlü uzay ekosistemine bir paydaş olarak katabilecek seviyede olduğunu belirtti. Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST), Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda ziyaretçilerini ağırlıyor. TEKNOFEST'in bu yıl 9'uncusunun Şanlıurfa'da düzenlendiğini anımsatan Gezeravcı, "Şanlıurfa, Türkiye'nin içinde genç nüfusun en yüksek ve yoğun olduğu ilimiz. Çevre illerle bütün bölgeden toplanan kardeşlerimizin burada heyecanını birlikte ortak oluyoruz." diye konuştu. Etkinlik çadırlarında gençlerle bir araya geldiklerini dile getiren Gezeravcı, "Türkiye Cumhuriyeti'nin son dönemde savunma, havacılık ve uzay alanında yapmış olduğu çalışmaların sirayet edeceği net bir biçimde karşılığını görecek olduğumuz geleceğimizin teminatı kardeşlerimizle halihazırda yapılan çalışmaları bir araya getirecek, onların heyecanına daha da ileri bir noktada ilham kaynağı olacak seviyeye taşımak için bu faaliyetlere devam ediyoruz." diye konuştu. Gezeravcı, TEKNOFEST'te "Bir çocuk gelsin bir uçağa dokunsun" cümlesinin festival akışında tekrar edilen bir cümle olduğunu vurgulayarak, bunun anlamının çok derin olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin ilk insanlı uzay misyonunda yer alma fırsatı imkanı bulmuş bir vatandaş olarak kendisinin 18 yaşına kadar bir uçağa dokunamadığını anlatan Gezeravcı, "Bugün anne babalarının elinden tutarak buraya gelen daha yeni yürümeye başlamış bebeklikten çocukluğa adım atmış yaştaki bireylerimizden, üniversite çağında kendisine kariyer yolu belirlemiş kardeşlerimize varana kadar net olarak zihinlerinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kabiliyetleriyle ilgili bir resme vesile olabilecek ve yürüyecekleri yolda ilham olabilecek sonuçları somut görebilecekleri bir alana burada şahitlik ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Gezeravcı, onların heyecanına ortak olabildikleri bire bir etkileşim ve diyalog kurabildikleri ve tepkilerini net görebildikleri bu ortamda gerçekleştirilen organizasyonun ne kadar somut sonuçlara vesile olduğunu da yerinde gözlemlediklerini vurguladı. Türkiye'nin savunma ve havacılıkla eriştiği altyapının uzay ekosisteminde neye karşılık geldiğinin bugüne kadar tam idrak edilmediğini bildiren Gezeravcı, şunları kaydetti: "Uydu gibi uzayın kısıtlı bir faaliyet alanının dışında kapasitemizin ne olduğunu, uluslararası bileşenlerle birlikte operasyon yürüttüğümüz zaman net olarak idrak etme fırsatı bulduk. Türkiye'nin sahip olduğu tesis ve sanayi altyapısı ülkeyi her türlü uzay ekosistemine bir paydaş olarak katabilecek seviyede. Önemli olan bu ekosistemin dişlileri arasında hak ettiği konumda net olarak bir karşılık bulacak projenin içine dahil edilmesi." "Uzay ekosisteminin uluslararası işbirliklerine kanalizesi için çalışmalar sürüyor" Gezeravcı, 5-9 Ekim'de Antalya'da düzenlenecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne (IAC 2026) dikkati çekerek, Türkiye'de var olan altyapı ve insan kaynağının bu alanda bir araya getirilmesi ve kongrenin Türkiye'de gerçekleştirilmesinin önemine işaret etti. Kongrenin Türkiye'ye sağlayacağı somut çıktılara da değinen Gezeravcı, üniversitelerden bu konuda gelecek olan bilimsel makalelerin özetlerinin sunulmasının önemli olduğunu bildirdi. Gezeravcı, bu makale özetlerinin değerlendirme komitelerine sunulması konusunda en fazla başvurunun Türkiye'den alındığını ifade ederek, şu ifadeleri kullandı: "İşin dip dalgasının ortaya çıktığı noktadayız. Biz bu heyecanı, bu kitleye sirayet edebilecek biçimde aktarabilmiş durumdayız. Bunların ortaya koyabilecekleri net ürünler bundan sonraki safhada sanayi çıktıları olarak yine sirayet etmeye devam edecek. Bundan sonraki süreçte, uzay ekosisteminin sorumluluğunu yüklenmiş kurumların rehabilite edilmesi, uzay ekosisteminin uluslararası işbirliklerine daha iyi kanalize edilebilmesi, onlarla entegrasyonun gerçekleştirilebilmesi için çalışmalar devam ediyor."

MEB Eğitim İstatistiklerini Açıkladı Haber

MEB Eğitim İstatistiklerini Açıkladı

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) yayımlanan istatistiklere göre, 2025-2026 eğitim öğretim yılında Türkiye'de 17 milyon 704 bin 308 öğrenci örgün eğitim alırken, toplam öğretmen sayısı 1 milyon 211 bin 799'a, derslik sayısı ise 769 bin 933'e ulaştı. Bakanlıkça "Milli Eğitim İstatistikleri: Örgün Eğitim 2025-2026" yayımlandı. Buna göre, 2025-2026 eğitim öğretim yılında Türkiye'de okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde 9 milyon 89 bin 93'ü erkek, 8 milyon 615 bin 215'i kız olmak üzere toplam 17 milyon 704 bin 308 öğrenci örgün eğitim aldı. Bu öğrencilerin 15 milyon 167 bin 794'ü resmi, 1 milyon 485 bin 21'i özel, 1 milyon 51 bin 493'ü ise açık öğretim kurumlarında eğitim gördü. Örgün eğitimdeki öğrencilerin 1 milyon 739 bin 723'ü okul öncesi eğitim, 5 milyon 408 bin 899'u ilkokul, 5 milyon 307 bin 934'ü ortaokul ve 5 milyon 247 bin 752'si ortaöğretimde yer aldı. Ortaöğretimdeki 5 milyon 247 bin 752 öğrencinin 3 milyon 46 bin 666'sı genel ortaöğretimde, 1 milyon 736 bin 473'ü mesleki ve teknik ortaöğretimde, 464 bin 613'ü de Anadolu imam hatip liselerinde eğitim aldı. Öğretmen sayısı 1 milyon 200 bini aştı 2025-2026 eğitim öğretim yılında örgün eğitim kurumlarında çalışan öğretmen sayısı 1 milyon 170 bin 320 oldu. Bu sayıya yaygın eğitim kurumlarında ve diğer birimlerde çalışan 41 bin 479 öğretmen de eklendiğinde toplam öğretmen sayısı 1 milyon 211 bin 799'a ulaştı. Bu öğretmenlerin 1 milyon 67 bin 218'i resmi okullarda/kurumlarda, 144 bin 581'i özel okullarda/kurumlarda görev yaptı. Derslik sayısı 16 binden fazla arttı Örgün eğitimde, 2025-2026 eğitim öğretim yılında 59 bin 914'ü resmi okul, 15 bin 94'ü özel okul ve 4'ü açık öğretim okulu olmak üzere toplam 75 bin 12 okul hizmet verdi. Bu okulların 18 bin 636'sı okul öncesi eğitim, 25 bini ilkokul, 18 bin 977'si ortaokul ve 12 bin 399'u da ortaöğretim kademesinde yer aldı. Resmi okullarda 631 bin 736, özel okullarda 138 bin 197 olmak üzere örgün eğitimde toplam 769 bin 933 derslik kullanıldı. Eğitim ortamlarının niteliğinde iyileşmeler sürdü Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilkokullarda 17 olarak gerçekleşti. Bu sayı ortaokullarda 13, ortaöğretimde 12 oldu. Derslik başına düşen öğrenci sayısı ise ilkokulda 19, ortaokulda 25, ortaöğretimde 21 olarak gerçekleşti. İstatistiklere göre, 2025-2026 eğitim öğretim yılında okullaşma oranları 5 yaşta yüzde 84,14, ilkokul yaş grubunda (6-9 yaş) yüzde 98,46, ortaokul yaş grubunda (10-13 yaş) yüzde 98,16 olarak gerçekleşti. Ortaöğretim yaş grubunda (14-17 yaş) ise yüzde 87,09'a yükseldi. Bu verilere ve yakın zamanda yayımlanan "Bir Bakışta Eğitim 2025" raporuna göre, Türkiye 6-14 yaş grubunda çağ nüfusunun tamamına yakınını içeren okullaşma oranıyla OECD ortalamasıyla benzerlik gösteriyor. Mesleki ve teknik eğitimin payı arttı İstatistiklere göre, 2024-2025 eğitim öğretim yılı ile 2025-2026 eğitim öğretim yılı karşılaştırıldığında örgün ortaöğretimde mesleki ve teknik eğitimin payı yüzde 37,56'dan yüzde 39,51'e yükseldi. Aynı dönemde mesleki açık öğretim dahil mesleki ve teknik ortaöğretim öğrenci sayısı ise 1 milyon 681 bin 100'den 1 milyon 736 bin 473'e çıktı. Yaklaşık 766 bin öğrenci taşıma yoluyla eğitime erişim hizmetinden faydalandı Burs alan öğrenci sayısı 2025-2026 eğitim öğretim yılında bir önceki yıla göre artış göstererek 345 bin 112'ye ulaştı. İlk ve ortaöğretimde taşıma yoluyla eğitime erişim hizmetinden faydalanan toplam öğrenci sayısı 765 bin 728 olurken bu sayı, özel eğitimde 136 bin 12'den 150 bin 405'e yükseldi. Ayrıca 2 bin 852 pansiyonda yaklaşık yarım milyon öğrenciye barınma imkanı sunulması, MEB'in eğitimde kapsayıcılığı, erişilebilirliği ve fırsat eşitliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarının somut göstergeleri arasında yer aldı.

HAVELSAN Genel Müdürü Urfa'da Haber

HAVELSAN Genel Müdürü Urfa'da

HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, Türkiye'nin simülatör üretiminde ulaştığı teknolojik seviyeye dikkati çekerek, "Şu anda ürettiğimiz simülatör çeşitliliği bakımından Avrupa'da öndeyiz. Toplamda 400'den fazla, Türkiye'de ve dünyada kullanılan simülatör geliştirdik." dedi. Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ yürütücülüğünde düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST, Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda gerçekleştiriliyor. Festival kapsamında Küme Vakfı tarafından düzenlenen KÜRE Konuşmaları'nda "Simülasyonun Hikayesi: Gerçeği Taklit Ederek Gerçeğe Hazırlanmak" başlıklı söyleşiye katılan HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, kurumun simülatör alanındaki yerli ve milli dönüşüm serüvenini anlattı. Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerlilik oranının yüzde 80'lere ulaştığını hatırlatan Nacar, uçak, helikopter, denizaltı, insanlı ve insansız kara ile hava araçları gibi birçok platform için stratejik sistemler üretildiğini belirtti. Yerli simülatör dönüşümü 2015'ten sonra hız kazandı Geçmiş yıllarda F-4 uçakları, Sikorsky ile Cougar helikopterleri ve U209 denizaltılarının simülatörlerinin yurt dışından alındığını, HAVELSAN'ın ise bu sistemlerin bakım ve idamesini üstlendiğini ifade eden Nacar, yerli sistemlere geçişin 2015 yılından sonra hızlandığını söyledi. Nacar, bu dönüşümün önemli adımlarına değinerek, "Yerli sistemlerin girişiyle 2017 yılında ATAK helikopter simülatörünü teslim ettik. Ondan sonra Türk Hava Yolları'na yaptığımız sivil simülatörler ile Hürkuş, Hürjet ve Kaan mühendislik simülatörleri geldi. Smiülatör dediğimiz cihaz çok maliyetli bir araç ancak pilotlar için olmazsa olmaz. Pilotların 6 ayda veya yılda bir tazeleme eğitimleri var. Bu eğitimleri simülatörde geçmedikleri zaman lisansları askıya alınıyor." ifadelerini kullandı. Farklı üslerdeki F-16 pilotları aynı sanal ortamda kol uçuşu yapabiliyor Simülatörlerin sağladığı ağ (network) yeteneklerine işaret eden Nacar, F-16 pilotları için geliştirilen tam görev simülatörlerinin özelliklerini anlattı. Nacar, simülatörlerin önemli bir alan olduğunu belirterek, "Bu alandaki boşluğu HAVELSAN firmamız doldurdu ve şu anda ürettiği simülatör çeşitliliği bakımından Avrupa'da öndeyiz. Toplamda 400'den fazla Türkiye'de ve dünyada kullanılan simülatör geliştirdik." ifadelerini kullandı. Pilotların farklı şehirlerden aynı sanal hava sahasına bağlanabildiğini belirten Nacar, "F-16'ların 4-5 farklı üste kullanılan tam görev simülatörlerini geliştirdik. Biri Merzifon'da, biri Balıkesir'de, diğeri Eskişehir'de bulunan pilotlar, aynı sanal ortamda kol uçuşu yapabiliyor. Bu network entegrasyonunu gerçekleştirdik." şeklinde konuştu. Eğitimde yapay zeka, nörolojik ölçüm ve sanal gerçeklik dönemi Simülatör teknolojilerinde geleceğe yönelik yürütülen çalışmalara da değinen Nacar, mevcut dev ekranlı ve büyük hareketli kabinlerin yerini zamanla daha küçük, taşınabilir ve mobilize sistemlerin alacağını kaydetti. Nacar, sanal gerçeklik (VR) ve yapay zeka teknolojilerinin sektörü dönüştürdüğüne işaret ederek şunları kaydetti: "Sanal gözlükle (VR/AR) simülatör geliştiriyoruz. Ancak şu aşamada pilotlar, vertigo etkisi ve görüntünün karışması gibi yan etkiler nedeniyle mevcut ekranlı görselliği tercih ediyor. Teknolojinin ilerlemesi ve görüntü tazeleme hızının insan beyniyle daha uyumlu hale gelmesiyle bu sorunların aşılmasını bekliyoruz. Diğer yandan eğitmen pilot kavramı da boyut değiştiriyor. Artık yapay zekalı, bilişsel iş yükünü denetleyebilen sanal pilotlar kullanıyoruz. Pilotların başına sensörler takarak, eğitimin hedefine ulaşıp ulaşmadığını beyin sinyallerini analiz ederek objektif olarak ölçebiliyoruz. Pilotun bir hareketi gerçekten refleks haline getirip getirmediğini, beyin dalgalarından tespit edebiliyoruz."

Dünyanın Dört Bir Yanına Tanıtım Haber

Dünyanın Dört Bir Yanına Tanıtım

Şanlıurfa'da Neolitik Dönem'in önemli merkezlerinden Karahantepe, amatör telsizcilerin kurduğu istasyon ve antenler aracılığıyla dünyanın farklı noktalarındaki telsizcilere tanıtıldı. Farkındalık oluşturmak ve Türkiye'nin tarihi değerlerinin tanıtımına katkı sunmak amacıyla harekete geçen Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti (TRAC) üyeleri, gerekli izinlerin alınmasının ardından kazı çalışmalarının sürdüğü Karahantepe'de bir araya geldi. Karahantepe Karşılama Merkezi'nde kendilerine tahsis edilen odaya telsiz cihazlarını kuran ekip, antenlerini gökyüzüne uzattı. Etkinlik kapsamında özel olarak tahsis edilen "TC8KHT" çağrı kodunu kullanan amatör telsizciler, dünyanın farklı noktalarındaki istasyonlarla bağlantı kurarak Karahantepe hakkında bilgi verdi. Üç gün süren çalışmada yaklaşık bin istasyonla bağlantı kuruldu, 40'a yakın ülkeden amatör telsizcilerle görüşme gerçekleştirildi. TRAC Genel Başkan Yardımcısı Hüdaverdi Güneş, AA muhabirine, yaklaşık bir yıl önce planlanan etkinliğin Karahantepe'nin uluslararası alanda tanıtılmasına katkı sunmak amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Şanlıurfa'da böyle bir çalışma gerçekleştirmekten mutlu olduklarını belirten Güneş, etkinlikte günümüz teknolojisini kullanarak dünyanın farklı noktalarındaki amatör telsiz istasyonlarına ulaştıklarını ifade etti. Güneş, üç günlük çalışmada dünya genelinde yaklaşık bin istasyonla bağlantı kurduklarını ve yaklaşık 40 ülkeyle görüşme gerçekleştirdiklerini aktardı. Görüşmelerde amatör telsiz iletişiminin yanı sıra Karahantepe'nin tarihi hakkında da kısa bilgiler verdiklerini belirten Güneş, daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenleri ilgili internet sitelerine yönlendirdiklerini dile getirdi. Güneş, bazı amatör telsizcilerin Karahantepe'yi daha önce duyduklarını da belirterek, bir Alman telsiz istasyonundaki kişinin Karahantepe'de gerçekleştirilecek çalışmayı ve bölgenin tarihini Alman televizyonlarından takip ettiğini söylediğini anlattı. "Karahantepe'nin tarihin sıfır noktası olduğunu bütün istasyonlara duyurmuş oluyoruz" TRAC Şanlıurfa Şube Başkanı İbrahim Halil Seysenbek de etkinliğe Türkiye'nin farklı noktalarından gelen amatör telsizcilerin katıldığını belirterek, ekibe teşekkür etti. Çalışmanın 11 kişilik ekiple gerçekleştirildiğini anlatan Seysenbek, yaklaşık 20 metre yüksekliğinde anten kurduklarını ve üç gün süreyle "TC8KHT" özel çağrı işaretini kullandıklarını söyledi. Seysenbek, Karahantepe'den dünyanın farklı noktalarındaki amatör telsiz istasyonlarına ulaşarak bölgenin tarihi önemini anlattıklarını dile getirerek, "Karahantepe'nin tarihin sıfır noktası olduğunu bütün dünyaya veya çağrı yaptığımız anons yaptığımız bütün istasyonlara duyurmuş oluyoruz." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.