Uygulamalarımız appstore googleplay

#Türk Sineması

gazeteci63.com - Türk Sineması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Sineması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vefatının Üzerinden 47 Yıl Geçti Haber

Vefatının Üzerinden 47 Yıl Geçti

Kariyeri boyunca 200'e yakın filmde rol alan sanatçının, vefatının üzerinden 47 yıl geçti. 50 yıllık yaşamına "Ayşecik", "Sezercik", "Acı Hayat", "Küçük Hanım" ve "Kanun Namına" gibi birçok unutulmaz Yeşilçam yapıtını sığdıran usta oyuncu Ayhan Işık, vefatının 47. yılında yad ediliyor. Asıl adı Ayhan Işıyan olan ve yaşamı boyunca birçok Yeşilçam filminde başrol üstlenen sanatçı, 5 Mayıs 1929'da Selanik göçmeni bir ailenin 6. çocuğu olarak İzmir'de dünyaya geldi. Sanatçı, 1967'de Ses dergisi için kaleme aldığı bir yazıda, yaşam hikayesini şu sözlerle aktarmıştı: "Altı yaşındayken babasız kaldım. İlkokulu Bomonti'deki 44. Okul'da bitirdim. Ortaokula başladığım günlerde Babıali'ye geldim. Çünkü okula gidebilmek için çalışmak zorundaydım. Gazete ve dergilerde hikaye ve kapak resimleri çizmeye başlamıştım. İlk kazandığım parayı sanki dünmüş gibi hatırlarım, 14 lira. Eve koşup anneme verdiğim bu müjdeyi hiç unutmam. Yaz tatilinde Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası'nda kırık şişe kontrolörlüğü yaptım. Haftada 25 lira alıyordum. Vapurla gidip gelirken, boş durmuyor, mecmuaların ısmarladıkları ve illüstrasyon denilen renkli resimleri çiziyordum. Şirket-i Hayriye'nin 63 numaralı Sütlüce vapuru, sanki benim resim atölyem olmuştu." Lisede Mahir İz, Salah Birsel ve Rıfat Ilgaz'ın öğrencisi olan sanatçı, senarist Safa Önal, karikatürist Ferruh Doğan ve ressam, karikatürist Semih Balcıoğlu ile okul arkadaşıydı. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisiydi Ayhan Işık bir süre İstanbul Darphanesi'nde ressamlık yaptı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde okurken, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisi olan sanatçı, okulda Fikret Otyam, Altan Erbulak, Remzi Raşa, Adnan Varınca, Nedim Günsür, Orhan Peker ve Turan Erol ile de dönem arkadaşıydı. Sanatçı, akademiye devam ederken, yazı işleri müdürlüğünü Sezai Solelli'nin yaptığı, dönemin tek sinema dergisi olan Yıldız mecmuasına ressam olarak girdi. Solelli'nin teşvikiyle derginin 1951'de açtığı "Artist" yarışmasına katılan sanatçı, Belgin Doruk ile birinci oldu ve 22 yıl kamera karşısında Doruk ile çalıştı. Arkadaşlarının Hollywood starı Clark Gable'a benzettiği Ayhan Işık, yarışmadaki derecesinin ardından, Işıyan soyadını "Işık" olarak değiştirdi. Usta sanatçı, yönetmenliğini ve senaristliğini Münir Hayri Egeli'nin üstlendiği, 1951 yapımı "Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan" filmindeki yardımcı rolüyle ilk kez beyazperdede göründü. Ömer Lütfi Akad ile de çalışmaya başlayan Işık, Akad'ın Türk sinemasında geçiş dönemini bitiren ve sinemacılar döneminin ilk örneği kabul edilen 1952 yapımı, "Kanun Namına" filmindeki rolüyle büyük beğeni kazandı. Sanatçı, 1953'te akademiden mezun oldu. Aynı yıl Akad'ın "Katil" ve "Öldüren Şehir" filmlerinde oynayan Işık, 1955'te "Kardeş Kurşunu", 1970'te ise "İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı" filmlerinde rol aldı. İlkeli davranışıyla birçok yapımcıya örnek oldu Ayhan Işık, 1957'de Osman Seden'in "Bir Avuç Toprak" filminde oynadı. Hollywood yapımlarında da oynamak isteyen sanatçı, 1959'da ABD'ye giderek bazı filmlerde küçük roller aldı ve sinema konusunda araştırmalarda bulundu. Türkiye'ye döndükten sonra, setteki oyuncuların hakları ve disiplini konusunda ilkeli bir davranış sergileyen Işık'ın bu duruşu, Türk sinemasındaki birçok yapımcıya örnek oldu. Usta oyuncu, yaptığı bir açıklamada şunları söylemişti: "Dışarıda film oyuncularına emekleri karşılığında vadeli senetler vermek gibi tuhaf uygulamalar yoktur, çalışma ve dinlenme saatleri titizlikle kontrol altına alınmıştır. Sendika bütün çalışmaları denetler, piyasada hak ihlali yaratacak işlerin yapılmasına engel olur. Eğer Yeşilçam'ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak, ne yapıp edip bir 'Sinema Kanunu' çıkartmalı, ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanuni baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız. Ben kendi adıma film setlerinin bu ülkede hem oyuncular, hem yönetmenler, hem de diğer teknik elemanlar için birer zulüm çekme yeri değil de profesyonel bir iş sahasına dönüşmesi için elimden her ne gelirse yapacağım. Sinemacılık asla modern bir kölelik sistemine dönüşmemelidir. 'Sinema bir sanat, sinemacı da bir sanatçıdır, buna yakışır muamele görmelidir.'" Edebi eserlerin sinema uyarlamalarında da rol alan Işık, Vedat Türkali'nin kaleme aldığı "Otobüs Yolcuları" filmiyle 1961'de yeniden Yeşilçam'a döndü. Sanatçının, aynı yıl Belgin Doruk'la rol aldığı "Küçük Hanım" filmi seyirci tarafından oldukça beğenildi. İzleyicilerin "Taçsız Kral" ismini taktığı sanatçı, 1965'te Kemal Tahir'in "Namusum İçin", 1969'da ise Peyami Safa'nın "Cingöz Recai" eserinin film uyarlamasında rol aldı. Metin Erksan, Ertem Göreç, Halit Refiğ ve Memduh Ün ile de çalışan Işık, sergilediği rollerle birçok ödüle değer görüldü. Başarılı oyuncu, 1954'te Türk Filmleri Festivali'nde, 1962'de Ses dergisinin, 1965'te ise Artist dergisinin açtığı yarışmada "En Başarılı Erkek Oyuncu" seçildi. Yeşilçam yıldızlarının 1970'lerde sahneye çıkma ve plak doldurma modasına uyan sanatçı, 1972'de Münir Nurettin Selçuk'tan ders alarak, klasik Türk müziği dalında sahne denemeleri yaptı ve 45'lik bir plak doldurdu. Usta oyuncu, çeşitli reklam filmlerinde de rol aldı, 1975'ten sonra ise oyunculuğun yanı sıra yapımcı, senarist ve yönetmen olarak Türk sinemasına katkıda bulundu. "Örgüt" filminin yönetmenliğini üstlendi Ayhan Işık, 1976'da başrolünde yer aldığı ve yönetmen koltuğuna oturduğu "Örgüt" filmini çekti. Aynı yıllarda İtalyan yapımcılarla çektiği ve başrolünü Klaus Kinski ile paylaştığı "La Mano Che Nutre La Morte" ve "Le Amanti Del Mostro" filmlerini yaptı. Bu filmler, İtalya'nın yanı sıra Avrupa'nın bazı ülkelerinde vizyona girdi ancak Türkiye'de seyirciyle buluşmadı. Yeşilçam'da genellikle tuttuğunu koparan, mert, bıçkın mahalle delikanlısı karakterlerine hayat veren sanatçı, 200'e yakın filmde rol aldı. İşine saygılı bir oyuncuydu Sanatçının, 1970'li yıllarda yazmaya başladığı "Hayatım" adlı hatırat kitabı ile yazıp, çizdiği "Aşka İnanmıyorum" adlı resimli romanı bulunuyor. Özel yaşamına özen gösteren ve eşine sevgisini her fırsatta vurgulayan sanatçının, Gülşen Işık ile evliliğinden 1962'de kızı Serap dünyaya geldi. Eşi Gülşen Işık, TRT Arşiv'de yayınlanan Haldun Dormen'le gerçekleştirdiği söyleşide şunları anlatmıştı: "17 yıl evli kaldık. Sinemada yaşadığı problemleri her zaman eve getirirdi. Baştan sona bana anlatırdı. Sonra rahatlar ve uyurdu böylelikle. Ben sabaha kadar uyuyamazdım. Yapımcı olduktan sonra sorunlar daha da fazlalaştı. Yazıhaneye gidip, film çektiği zamanlar ona yardım ediyordum. Her film çekiminde sabah 8'den akşam 8'e kadar yazıhanede otururduk. Herkesle ben muhatap olurdum. Yerine göre yumuşak, yerine göre sert biriydi. Çok farklı roller oynadığı için evde de çok farklı hallerde olurdu. Bazen rolünün tesirinde kalırdı." Işık'ı anmak üzere düzenlenen bir törende, sanatçı İzzet Günay, Işık'ın Türk sinemasına saygınlık kazandıran bir sanatçı olduğunu belirtirken sanatçı Ediz Hun, "Hepimize yalnız tavır ve hareketleriyle önderlik etmemiş, Türk toplumuna da davranışlarıyla örnek, büyük bir insandı" demişti. Aynı toplantıda konuşan sanatçı Sadri Alışık ise "Ayhan'ı anlatmak mümkün değil. Herkes Ayhan'ın ne büyük ne yüce olduğunu tabii ki biliyor. Bana gelince ben sadece çok fena halde özlüyorum." ifadelerini kullanmıştı. Sadri Alışık ile dostluğu Sadri Alışık ile Ayhan Işık, 1951'de bir film setinde tanıştı. Özellikle "Küçük Hanım" serisiyle dostlukları pekişen ikilinin bağları zaman içerisinde olgunlaşarak, Işık'ın vefatına kadar hiç kopmadı. Türk sinemasında örnek gösterilen dostlukları sonucu ikili, "Yeşilçam'ın Bıçkın Delikanlıları" olarak anıldı. Sadri Alışık Kültür Merkezi tarafından uzun yıllar, Ayhan Işık adına özel ödüller verildi. "Bir Yudum İnsan-Ayhan Işık" adlı belgeselde, sanatçı Çolpan İlhan, Ayhan Işık için şunları aktarmıştı: "Bir görünen star Ayhan vardı bir de dost, arkadaş, sevecen, bize yakın Ayhan Işık vardı. Star Ayhan Işık, starlığın bütün özelliklerini taşıyan ve ondan asla ödün vermeyen, her şeyin en iyisini yapan, her konuda çok dikkatli prensipleri olan ve sinemayı çok seven, mesleğinde en ufak bir taviz vermeden oyunculuğun onurunu her zaman iyi taşımış bir stardı. Bence Türk sinemasında Ayhan Işık bir efsaneydi. Onunla Türk sineması pek çok şey kazanmıştır." Ayhan Işık, 13 Haziran 1979'da İstanbul'da Bebek'teki evinin balkonunda istirahat ettiği sırada beyin kanaması geçirdi. Üç gün yoğun bakımda kalan sanatçı, 16 Haziran 1979'da henüz 50 yaşındayken hayatını kaybetti.

Tarık Akan’ın Vefatının 8. Yılı Haber

Tarık Akan’ın Vefatının 8. Yılı

"Bir daha dünyaya gelsem, yine kesin sinemacı ve oyuncu olurdum." diyen usta oyuncu, yönetmen ve yazar Tarık Akan'ın vefatının ardından 8 yıl geçti. Yeşilçam'ın unutulmaz filmlerinde Münir Özkul, Adile Naşit, Şener Şen ve Kemal Sunal ile başrolleri paylaşan oyuncu, Hüseyin Yaşar Üregül ile Yaşar Üregül çiftinin üçüncü çocuğu olarak 13 Aralık 1949'da dünyaya geldi. Asıl adı Tahsin Tarık Üregül olan sanatçı, subay olan babasının görevi dolayısıyla Erzurum Dumlupınar İlkokulunda başladığı eğitimini Kayseri'de sürdürdü. Babasının emekliliğinin ardından ailesiyle İstanbul'da yaşamaya başlayan sanatçı, ortaokul ve liseyi Bakırköy'de tamamladı. Sanatçı, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliğinden mezun olduktan sonra mühendisliğin kendisine uygun olmadığına karar vererek İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsüne girdi. Enstitünün akşam bölümünde okuyan Tarık Akan, gündüzleri yakın arkadaşı Zeki İrfanoğlu ile birlikte Ataköy Plajı'nda gazoz satıp kayık kiraladı. Yine İrfanoğlu ile birlikte Dolmabahçe Stadyumu'nda gazoz satıp sokaklarda işportacılık yaptı. "Solan Bir Yaprak Gibi" filmiyle sinemaya başladı Akan, 1970'te arkadaşı Zeki İrfanoğlu'nun kendisinden habersiz başvuruda bulunduğu "Ses" dergisinin "Sinema Artist Yarışması"nda 200 kişi arasından birinci oldu. Yönetmen Mehmet Dinler'in "Solan Bir Yaprak Gibi" adlı filmiyle 1971'de sinemaya adım atan sanatçı, filmin ardından Tarık Akan adını kullanmaya başladı. Uzun boyu, yeşil gözleri ve sempatik tarzıyla izleyenlerin beğenisini kazanan sanatçı, aynı yıl Sadık Şendil'in kaleme aldığı, Orhan Aksoy'un yönettiği "Emine" filminde, Filiz Akın ile başrolü paylaştı. Bir dönem "Kartpostal Çocuk" olarak anıldı Bir dönem "Kartpostal Çocuk" olarak anılan Akan, yönetmenliğini Ertem Eğilmez'in yaptığı ve Türk sinemasının unutulmaz eserlerinden 1973 yapımı "Canım Kardeşim" ile 1974 yapımı "Hababam Sınıfı"nda başrol oynadı. Sanatçı, 1970-1975'te, yılda 12 filmde rol alarak Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden biri haline geldi. Oynadığı filmlerde genellikle "Ferit" adını kullanan Akan, Gülşen Bubikoğlu ile "Ah Nerede", Emel Sayın ile "Mavi Boncuk", Hülya Koçyiğit ile "Sev Kardeşim", Hale Soygazi ile "Gece Kuşu Zehra" filmlerinde rol aldı. Filmler, sinemaseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Cüneyt Arkın ile "Maden" filminde başrolü paylaştı Tarzıyla 1970'li yıllara damgasını vurarak Yeşilçam'ın jönleri arasına giren ve her rolün altından başarıyla kalkan Akan, 1977'de Zeki Ökten'in yönetmen koltuğuna oturduğu "Sürü" filminin ardından politik filmlerde rol almaya başladı. Tarık Akan, salon filmlerinde oynamamaya karar verip, sinemada farklı bir yola girmesinin ardından, Cüneyt Arkın ile "Maden" filminde başrol oynadı. Büyük ilgi gören 1978 yapımı filme ilişkin verdiği bir röportajda Akan, şu ifadeleri kullanmıştı: "(Maden) O dönem Türkiye'nin en çok seyredilen filmi ve benim de en çok para kazandığım filmdir. O dönemde tüm sendikaların, işçi sendikalarının her yerinde, dağ başlarına kadar çıkartılıp oynatılan bir filmdir. Görevini çok güzel yerine getirmiştir. Sendikacılık, işçilik, işçi olmak, emek, sermaye nedir, açık ve net olarak altı çizilmiş olarak veren filmlerden biridir." Sanatçı, 1979'da askere gitti, yedek subay olarak Denizli'de vatani görevini tamamladı. Senaryosunu Yılmaz Güney'in yazdığı, Şerif Gören ile Güney'in yönettiği 1982 yapımı Altın Palmiye ödüllü "Yol" filminde de rol alan Akan, 1990'da Rıfat Ilgaz'ın aynı adlı eserinden uyarlanan "Karartma Geceleri"nin başrolünde yer aldı. Hapishane günlerini "Anne Kafamda Bit Var" kitabında yazdı Tarık Akan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından 1981'in başlarında, Almanya'da yaptığı bir konuşma yüzünden Türkiye'ye dönüşünde tutuklandı. 12 yıl hapis istemiyle yargılanarak 2,5 ay hücre hapsi cezası alan sanatçı, suçsuzluğunun ispat edilmesi üzerine beraat etti. Akan, hapishane günlerini ve darbe sürecini 2002'de yayımlanan "Anne Kafamda Bit Var" kitabında kaleme aldı. Libya yapımı "Leyla ile Mecnun" filminde oynayarak uluslararası sinemaya da açılan Akan, 1991'de Bakırköy'deki Taş Mektep adlı ilkokulun ortaklarından biri oldu, 1995'te Aziz Nesin'in vefatından sonra "Nesin Vakfı" başkanlığını devraldı. Usta sanatçı, 1997'de yönetmen Yusuf Kurçenli ile hayata geçirdiği "Antika Talanı" adlı belgeselin seslendirmesini de yaptı. Televizyon kanalları için "Taşların Sırrı" adlı belgesele de imza atan sanatçı, Türkiye'deki antik tarihe dikkati çekmeye çalıştı. Sanatçı ayrıca Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı adına "Atatürk'ün Alev Çiçekleri" ve Nazım Hikmet konulu "Işık Yontucusu" adlı belgesellerle "Anadolu'da Romalıların Ayak İzleri", "Afrodisias" ve "Perge'nin Lahitleri" adlı yapımların yönetmenliğini yaptı. 7 kez Altın Portakal ödülünü kazandı Usta oyuncu, ilk kez 1973'te "Suçlu" filmindeki rolüyle Altın Portakal'da aldığı "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü, 1978'de "Maden", 1980'de "Adak ve Sürü", 1984'te "Pehlivan", 1989'da "Üçüncü Göz", 1990'da "Karartma Geceleri", 2003'te ise "Gülüm" filmindeki rolüyle kazandı. Böylece 7 kez Altın Portakal ödülü alan tek erkek oyuncu oldu. Sanatçı Akan, 1985'te Berlin Uluslararası Film Festivali'nde mansiyon, 1992'de Adana Altın Koza Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu", 1996'da Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "Yaşam Boyu Onur Ödülü", 2006'da Sinema Yazarları Derneği "Onur Ödülü", 2007'de ise Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği'nde "Sinema Emek Ödülü" kazandı. Barış Zeki, Yaşar Özgür ve Özlem isimli üç çocuğu bulunan ve bütün servetini yardım vakıf ve kuruluşlarına bağışlayan usta oyuncu, 16 Eylül 2016'da, akciğer kanseri tedavisi gördüğü hastanede yaşama veda etti. "Hiçbir film için 'Neden bunu oynadım' diye bir şey asla söylemedim" Vefatından kısa süre önce verdiği bir röportajda, yaşamı boyunca 120 filmde oynadığına vurgu yapan ünlü oyuncu, şunları anlatmıştı: "120 film az bir rakam değil. Bir de bu filmlere baktığınız zaman, çoğu Anadolu'da, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde çekilmiş. Müthiş baskılar, zorluklar, parasızlık, sefalet ve büyük uğraşlar içerisinde çekilmiş, büyük yapıtlar ortaya çıkmış. Oynadığım hiçbir film için 'Neden bunu yaptım', 'Neden bunu oynadım' diye bir şey asla söylemedim." 45 yıllık kariyerine unutulmaz filmler sığdırdı Tarık Akan'ın sanatla iç içe geçen 45 yıllık kariyerinde rol aldığı film ve dizilerden bazıları şöyle: "Solan Bir Yaprak Gibi", "Beyoğlu Güzeli ", "Ah Nerede", "Sev Kardeşim", "Mavi Boncuk", "Delisin", "Hababam Sınıfı", "Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı", "Leyla ile Mecnun", "Deli Deli Olma", "Ahh İstanbul", "Vizontele Tuuba", Koçum Benim", "Abdülhamit Düşerken", "Aşk Üzerine Söylenmemiş Herşey", "Çözülmeler", "Yolcu", "Bir Kadın Düşmanı", "Devlerin Ölümü", "Bir Küçük Bulut", "İkili Oyunlar", "Kimlik", "Çark", "Skandal", "Halkalı Köle", "Beyoğlu'nun Arka Yakası", "Adem ile Havva", "Paramparça", "Kan", "Bir Avuç Cennet", "Pehlivan", "Kayıp Kızlar", "Damga", "Kuduz / Çocuklar Çiçektir", "Beyaz Ölüm", "Arkadaşım", "Yol", "Herhangi Bir Kadın", "Adak", "Sürü", "Maden", "Şeref Sözü", "Nehir", "Babanın Evlatları", "Kader Bağlayınca", "Aşk Dediğin Laf Değildir", "Çapkın Hırsız", "Evcilik Oyunu", "Ateş Böceği", "Ah Nerede", "Memleketim", "Esir Hayat", "Yalancı Yarim", "Oh Olsun", "Canım Kardeşim, "Bebek Yüzlü", "Tatlı Dillim", "Aşkların En Güzeli."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.