Uygulamalarımız appstore googleplay

#Tarih

gazeteci63.com - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Köy Okuluna Müze Kurdular Haber

Köy Okuluna Müze Kurdular

Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde öğretmenler, kırsal mahalledeki okulda kurdukları müzeyle kültürel ve teknolojik mirası öğrencilerle buluşturdu. İlçe merkezine yaklaşık 110 kilometre uzaklıktaki Karatepe İlkokulu/Ortaokulu öğretmenleri, bir süre önce okul bünyesinde müze oluşturma kararı aldı. Öğretmenler ve öğrencilerin katkılarıyla geçen yıl oluşturulan müzede, geçmişte kullanılan ve bugün nostaljiye dönüşen teknolojik aletler ile yöreye ait kültürel değerler bir araya getirildi. Müzede eski telefonlar, daktilo, siyah beyaz televizyonlar, radyolar, fotoğraf makineleri, mutfak eşyaları ile atasözleri ve deyimlerle ilgili materyaller yer alıyor. Eğitim alanı olarak da kullanılıyor Okul Müdürü Tuba Doğan, AA muhabirine, müzenin oluşturulması sürecinde herkesin büyük emek verdiğini söyledi. Çevre okullara örnek olduklarını dile getiren Doğan, şunları kaydetti: "Müzemizde doğal ve kültürel varlıkları, unutulmaya yüz tutmuş gelenek ve göreneklerimizi, günümüzde kullanılan teknolojik aletlerin yolculuğunu sergiledik. Aynı zamanda Bakanlığımızın Dilimizin Zenginlikleri Projesi'nden de ilham alarak atasözleri ve deyimlerimizin akılda kalıcı şekilde açıklamalarıyla birlikte öğrencilerimize öğrenebilecekleri bir eğitim öğretim ortamı sunduk. Müzemiz sadece bir sergi alanı değil, aynı zamanda aktif bir eğitim öğretim ortamıdır. Öğrencilerimiz yaşadıkları coğrafyanın doğal ve kültürel zenginliklerini dokunarak, deneyimleyerek öğreniyor." Oluşturulan alanın ilgi gördüğünü anlatan Doğan, çevredeki okullardan öğrencilerin de müzeyi ziyaret ettiğini ifade etti. Öğrenciler kültürü yaşayarak öğreniyor Rehber öğretmen Nazlıcan Tahtasakal da müzenin oluşturulmasında tüm öğretmenlerin katkı sunduğunu belirterek, öğrencilerin ilk ziyaretlerindeki heyecanın kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Öğrencilerden Aynur Çirme, daha önce hiç müzeye gitmediğini, okulda oluşturulan müzede eski eşyaları yakından görmenin kendisini çok heyecanlandırdığını dile getirdi. Fethiye Kayalı ise kitaplarda gördükleri birçok eseri ilk kez yakından inceleme fırsatı bulduklarını kaydetti.

405. Kez Karşı Karşıyalar Haber

405. Kez Karşı Karşıyalar

Galatasaray ile Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa finalinde oynayacakları derbiyle tarihte 405'inci kez rakip olacaklar. Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanacak müsabakayla 19. Süper Kupa sahibini bulacak. Chobani Stadı'nın bulunduğu "Papazın Çayırı" olarak adlandırılan yerde 17 Ocak 1909 tarihinde yapılan ve Galatasaray'ın 2-0 kazandığı özel maçla başlayan rekabette, galibiyetlerde ve atılan gol sayısında Fenerbahçe'nin üstünlüğü bulunuyor. Sarı-lacivertliler, geride kalan 404 maçtan 149'unu kazandı, sarı-kırmızılı ekip ise 130 kez (biri hükmen) galip geldi. 125 maçta taraflar eşitliği bozamadı. Fenerbahçe'nin attığı 544 gole, Galatasaray 505 golle (3'ü hükmen galibiyetten olmak üzere) karşılık verdi. Süper Kupa'da 5'inci maç Galatasaray ve Fenerbahçe, Süper Kupa'da 5'inci kez birbirlerine rakip olacak. İki takım ilk olarak 12 Ağustos 2012'de Erzurum'da karşı karşıya gelmiş, Galatasaray müsabakadan 3-2'lik galibiyetle ayrılarak kupaya uzanmıştı. 2013 ve 2014 yıllarında oynanan Süper Kupa finalleri de iki takımı rakip yapmıştı. 11 Ağustos 2013'te Kayseri'deki maçı Galatasaray 1-0 kazanırken, 25 Ağustos 2014'te Manisa'daki karşılaşmada ise normal süre 0-0 eşitlikle tamamlanmış, penaltı atışlarının ardından Fenerbahçe rakibine üstünlük kurarak kupayı kaldırmıştı. İki takımı rakip yapan son Süper Kupa mücadelesi ise 7 Nisan 2024 yılında Şanlıurfa'da yapıldı. Bu maça 19 yaş altı takımıyla çıkacağını duyuran Fenerbahçe, maçın ilk dakikasında 1-0 geriye düştükten sonra sahadan çekilmiş, Galatasaray maçı hükmen 3-0 kazanarak kupanın sahibi olmuştu. İki takım, Cumhurbaşkanlığı Kupası finalinde ise 3 kez rakip oldu. 1972-1973 sezonunda Fenerbahçe sahadan 2-1'lik galibiyetle ayrılan taraf oldu. 1984-1985 sezonunda oynanan Cumhurbaşkanlığı Kupası finalinde normal süre 1-1 eşitlikle sonuçlandı. Fenerbahçe, penaltı atışlarıyla kupaya uzandı. İki takım son olarak 1995-1996 sezonunda Cumhurbaşkanlığı Kupası finalinde rakip oldu. Galatasaray, 3-0'lık galibiyetle kupayı müzesine götürdü. Son 10 resmi maç İki takım arasında oynanan son 10 derbide Galatasaray'ın üstünlüğü bulunuyor. Rekabetteki son 10 karşılaşmada Galatasaray 5 (biri hükmen), Fenerbahçe ise 2 kez galip geldi. Söz konusu derbilerde biri TFF Süper Kupa, biri de Türkiye Kupası olmak üzere sarı-kırmızılılar, 3'ü hükmen galibiyette sayılmak üzere 15 kez fileleri havalandırırken, sarı-lacivertliler 6 gol bulabildi. Taraflar arasındaki son 10 maç ve alınan sonuçlar şöyle: Tarih Stat Organizasyon Sonuç (GS-FB) 10.04.2022 Ülker Süper Lig 0-2 08.01.2023 Ülker Süper Lig 3-0 04.06.2023 Nef Süper Lig 3-0 24.12.2023 Ülker Süper Lig 0-0 07.04.2024 Şanlıurfa 11 Nisan TFF Süper Kupa 3-0 (Hükmen) 19.05.2024 RAMS Park Süper Lig 0-1 21.09.2024 Ülker Süper Lig 3-1 24.02.2025 RAMS Park Süper Lig 0-0 02.04.2025 Ülker Türkiye Kupası 2-1 01.12.2025 Chobani Süper Lig 1-1

Haliliye, İstanbul’da Tanıtılıyor Haber

Haliliye, İstanbul’da Tanıtılıyor

25-28 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen “Şanlıurfa Tanıtım Günleri” fuarında Haliliye Belediyesi de yerini aldı. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, Şanlıurfa’nın tarihi, kültürü ve eşsiz lezzetleri İstanbullularla buluşturuldu. Haliliye Belediyesi standında, dünya tarihine ışık tutan Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere, Haliliye Belediyesi tarafından coğrafi işaret belgesi alınan ve üretimi yapılan culha kumaşı, Şanlıurfa’nın kültürel mirası ve yöresel lezzetleri ziyaretçilere tanıtıldı. Stand, fuar boyunca yoğun ilgi gördü. Açılışta konuşan Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat, Şanlıurfa’nın tarihinin ve kültürel zenginliğinin kısa sürelere sığdırılamayacağını vurgulayarak, şunları söyledi: “Şanlıurfa’dan bahsedeceğiz ancak Şanlıurfa dakikalara, saatlere, günlere sığmaz. Geçmişi 10 bin yıl öncesine dayanan bir şehirden bahsediyoruz. Tarih kitaplarını değiştiren ilçem Haliliye’deki Göbeklitepe ve Karahantepe’den; Viranşehir’deki Eyüp Nebi beldesine, Ceylanpınar’daki ceylanlardan, Hilvan’daki Nevali Çöri’ye; Siverek Takoran Vadisi’nden, Bozova’nın fıstık bahçelerine; Akçakale’nin pamuk ovalarından, Harran’ın kümbet evlerine; Birecik’in kelaynak kuşlarından, Halfeti’nin Fırat’ın incisine kadar kadim bir şehirden söz ediyoruz. Barışın, kardeşliğin ve kadirşinaslığın şehri Şanlıurfa halkından İstanbul’a selam getirdim.” Başkan Canpolat ayrıca, Şanlıurfa’nın UNESCO tarafından “Müzik Şehri” ilan edildiğini hatırlatarak, gastronomi alanında da başvuruların yapıldığını belirtti ve “Gastronomi şehri Şanlıurfa’dan sizlere selam olsun” ifadelerini kullandı. Şanlıurfa Tanıtım Günleri, dört gün boyunca kentin kültürel mirasını, tarihini ve mutfak zenginliğini İstanbul’da tanıtmaya devam edecek.

Şıldak, Harran’da Çalışmaları İnceledi Haber

Şıldak, Harran’da Çalışmaları İnceledi

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Harran ilçesinde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarını yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Vali Şıldak, incelemeleri sırasında yaptığı açıklamada Şanlıurfa’nın tarih, kültür ve arkeoloji bakımından büyük bir zenginliğe sahip olduğunu vurgulayarak, “Bugün Harran ilçemizde, Eyyübiler dönemine ait Kale Saray’dayız. Selahaddin Eyyübi’nin de üç kışı geçirdiği bu saray, bölgenin tarihsel dokusunu yansıtan önemli bir eser. İlçe merkezinde kazı çalışmalarını yürüten değerli hocamız Prof. Dr. Mehmet Önal ve Kaymakamımızla birlikte çalışmaları yerinde inceliyoruz.” dedi. Kale Saray’da kazı çalışmalarının büyük oranda tamamlandığını belirten Vali Şıldak, “Kültür ve Turizm Bakanlığımızın destekleriyle bugüne kadar kalede yürütülen kazıların yüzde 80’inden fazlası tamamlandı. Bundan sonraki süreçte restorasyon ve çevre düzenleme çalışmalarına ağırlık vereceğiz. Üç katlı özgün mimarisiyle Kale Saray, ülkemizin ve hatta Ortadoğu’nun en büyük saray yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Bu tarihi eserin turizme kazandırılmasıyla birlikte, Şanlıurfa’ya gelen ziyaretçilerin konaklama süresinin en az bir gün daha artmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı. Vali Şıldak, incelemelerine Harran Ulu Cami çevresinde de devam etti. Ulu Cami’deki çalışmalar hakkında bilgi veren Şıldak, “Harran Ulu Cami’nin restorasyon ve kazı çalışmaları yine Prof. Dr. Mehmet Önal hocamızın başkanlığındaki ekip tarafından büyük oranda tamamlandı. Şu anda ziyarete açık olan bu anıtsal yapı, Anadolu’daki ilk ve en büyük camilerden biri olma özelliğini taşıyor. Ayrıca çevresinde yer alan beş medreseyle birlikte Anadolu’daki ilk İslam üniversitesinin de temellerinin atıldığı yer olarak biliniyor. Harran Üniversitesi de bu tarihi başlangıç noktası olarak kabul ediyor.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalara tüm kurumların katkı sağladığını ifade eden Vali Şıldak, “Ziyaretçi yoğunluğu oldukça yüksek olan bu bölgedeki kazılar, çevredeki kilise kalıntıları ve medreselerde de sürüyor. Harran Ulu Cami, hem Anadolu’daki ilk cami hem de İslam ilim geleneğinin ilk merkezlerinden biri olarak, özellikle Emevi dönemine ait önemli bir tarihi mirasımızdır. Biz de bu çalışmaların gelişimini yakından takip ediyoruz.” diye konuştu. Eşi Fatma Nur Şıldak’la birlikte gittiği Harran’daki incelemeleri sırasında Vali Şıldak’a Kaymakam Harun Reşit Han, Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal ve kazı ekibi eşlik etti.

Cumhuriyet Altını 100 Yaşında Haber

Cumhuriyet Altını 100 Yaşında

Türkiye'de 100 yıllık geçmişe sahip cumhuriyet altını, tarihi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti kâğıt paralarını geride bırakırken, vatandaşların hem yatırımda hem de özel günlerde takı tercihindeki yerini hep korudu. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte artık eski kalıplarla sikke basımı mümkün olmadığından Cumhuriyet dönemi altın sikke (meskük) basımı için mevzuat çalışmalarına başlandı. İlk altın sikke basımı, 1925 yılında dönemin maliye vekili, milletvekilleri, askeri ve mülki erkanın katıldığı törenle Topkapı Sarayı avlusundaki Darphane'de yapıldı. Basılan 5 liralık altın sikke, Atatürk'e sunulmak üzere dönemin Maliye Vekili Abdülhalik Renda'ya teslim edildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına mahsus Ekim 1925'te basılan ilk cumhuriyet beş liralık altın, bugünkü standardına 1951'de kavuştu. İlk ziynet 5 liralık altın ise 1927'de basıldı. İlk Atatürk resimli meskükler 1944, ilk Atatürk resimli ziynetler ise 1938'e ait. Cumhuriyet altını 2 grupta, 10 farklı çap ve ağırlıkta üretiliyor AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Hazine ve Maliye Bakanlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürü Faruk Gözübüyük, cumhuriyet altınının ilk kez Ekim 1925'te Darphane'nin Topkapı'daki binasında düzenlenen törenle basıldığını belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına mahsus Ekim 1925'te basılan ilk cumhuriyet 5 liralık altın, bugünkü standardına 1951'de kavuştu." dedi. Gözübüyük, 1951 tarihli TBMM kararı çerçevesinde sadece Darphane tarafından üretilen cumhuriyet altınlarının, 24 ayar standart külçe altının döküm, hadde, doğrama, tolerans, tav, baskı, kenar tırtıl, kalite kontrol gibi çok güvenlikli ve hassas işlemlerden geçirildiğini, sikke ve ziynet olmak üzere 2 grupta, 10 farklı çap ve ağırlıkta, 22 ayar olarak üretildiğini söyledi. Gözübüyük, meskük altının, üzerinde Atatürk kabartması olduğu için "Ata lira" olarak anıldığını dile getirdi. İnceltilmiş şekilde basılan ziynet altının genelde takı olarak alındığını belirten Gözübüyük, şöyle devam etti: "Cumhuriyet sikke altınlarının bir yüzünde 'Türkiye Cumhuriyeti' ibaresi ve altına Cumhuriyet'in kuruluş tarihi olan 1923 rakamı ve bunun altına da bir çizgi çekilerek sikkenin basılış tarihi Cumhuriyet'in hangi yıl dönümüne tesadüf ederse o yıl dönümünü ifade eden rakam bulunur. Diğer tarafında ise 'Hakimiyet Milletindir' ibaresi, Atatürk'ün resmi ve resmin altında 'Ankara' ibaresi bulunur. Kenarlarındaki tırtılı düzdür. Cumhuriyet ziynet altınlarının bir yüzünde kaligrafik yazı ile 'Türkiye Cumhuriyeti' ibaresi ile basıldığı tarih, diğer yüzünde ise ortasında Atatürk'ün resmi ve kenar süslemesi yıldızlarla ve yıldızların etrafı da kenarlarına kadar nakış ile süslenmiştir. Kenarı eğik tırtıllıdır." Gözübüyük, cumhuriyet altınlarının standartlarının 1738 sayılı TBMM Kararı ile belirlendiğini, 4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 106/b maddesi uyarınca sadece Darphane tarafından üretildiğini bildirdi. Darphane'nin, ürettiği ürün ve sunduğu hizmetlerin standartlaştırılması kapsamında 2013 yılından itibaren Kalite Yönetim Sistemi Belgesi sahibi olduğuna dikkati çeken Gözübüyük, altın üretiminde yapılan modernizasyonla kuruluşta en yeni teknolojilerin kullanılmaya başlandığını söyledi. Gözübüyük, ayrıca daha hassas ve hızlı hadde sistemleri ile tolerans aralığını çok daha hassas yönetebilen sistemler kurulduğunu, üretim hattında manuel olarak yürütülen pek çok alanda otomasyona geçildiğini ifade etti. "Meskük 100, ziynet 100 ve ziynet 25 en çok tercih edilen altın grupları" Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürü Gözübüyük, piyasa talebine göre altın gruplarına yönelimin değiştiğini belirterek, "Meskük 100, ziynet 100 ve ziynet 25 en çok tercih edilen altın gruplarıdır." dedi. Üretim planlaması ve ürün stoklamasında bu gruplara ilişkin istatistiklerin dikkate alındığını belirten Gözübüyük, şunları kaydetti: "Bu amaçla, üretim kapasitesini iki katına çıkaracak bir yatırım olan Kartal Altın Üretim Hattı tamamlanmış olup test çalışmaları devam etmektedir. Ayrıca piyasanın talep yelpazesi dikkate alınarak altına dayalı diğer enstrümanlar piyasayla buluşturulmaktadır. Buna örnek olarak S1 altın sertifikasını verebiliriz. Darphane Altın Sertifikası, 0,995 saflıkta 15 ton altın ihraç tavanı kapsamında her biri 0,01 gram altını temsil edecek şekilde vadesiz olarak ihraç edilen ve sahibine Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yayınlanan İzahname kapsamında fiziki altına dönüşüm imkanı tanıyan, Borsa İstanbul AŞ Pay Piyasası bünyesindeki emtia pazarında 'ALTIN.S1' koduyla işlem gören sermaye piyasası aracıdır." Cumhuriyet altınlarının çeşitleri ve gramajları şöyle: Çeşidi Cumhuriyet Altını Sikke (Gr/Adet) Cumhuriyet Ziynet Altını (Gr/Adet) Çeyrek 1,804 1,754 Yarım 3,608 3,508 Birlik 7,216 7,016 İkibuçukluk 18,04 17,54 Beşlik 36,08 35,08

Şanlıurfa, Sonbaharda İlgi Gördü Haber

Şanlıurfa, Sonbaharda İlgi Gördü

Tarihi, kültürü, gastronomisi ve inanç turizmiyle öne çıkan Şanlıurfa'da, sonbahar aylarında turizm hareketliliği otellerde hafta sonları doluluk oranını yüzde 90'ın üzerine çıkardı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Göbeklitepe ve Karahantepe ile Hazreti İbrahim’in doğduğu ve ateşe atıldığı yer olarak rivayet edilen Balıklıgöl gibi önemli tarihi alanlara sahip Şanlıurfa'da, eylül-ekim aylarında otellerdeki doluluk oranı özellikle hafta sonları yüzde 90'ı aştı. Kente gelen yerli ve yabancı misafirler, Şanlıurfa'nın tarihine tanık olmanın yanı sıra yöresel sıra gecelerine katılıp bölgenin yöresel lezzetlerini tatma fırsatı da buluyor. "Bu mevsim tam zamanı diyoruz" Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, AA muhabirine, kentte yaz döneminde hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerinde seyrettiğini onun için misafirlerin daha çok bahar aylarını tercih ettiğini söyledi. Kente gelen ziyaretçi sayısının her yıl arttığını dile getiren Şıldak, şöyle devam etti: "Özellikle hafta sonu yoğunluklarımız bir hayli yükseldi. Otel doluluk oranlarımız hafta sonları yüzde 90'ların üzerinde seyrediyor. Özellikle yabancı turist sayısında da artış görüyoruz. Ülkemizin bu bölgesinin yerli turist profili, yavaş yavaş yabancıların da katılmasıyla daha renkleniyor. Hem Uzakdoğu'dan hem Avrupa ülkelerinden farklı kültürlerden ziyaretçileri ağırlıyoruz. Gelenler burada kültür, tarih ve turizmin yanı sıra gastronomi, müzik ve halk kültürünün zengin ögelerini de görme, deneyimleme fırsatı buluyor. Bu mevsim tam zamanı diyoruz. Özellikle Kasım ayında küçük bir sömestr tatili var. Bütün ziyaretçilerimizi fırsat bilip Güneydoğu'da özellikle Şanlıurfa'ya bekliyoruz, davet ediyoruz." Şanlıurfa'da 14 alanda kazı çalışmalarının sürdüğünü ve bu coşkunun bitmeyeceğini aktaran Şıldak, "Arkeolojiye ve tarihe merak salmış insanlar için bu özel bir cazibe oluşturuyor. Bölgede ve turizm sektöründe heyecan devam edecek. Çünkü Şanlıurfa'nın altı da üstü de zengin." dedi. "Ekim ayı en yoğun ayımız" Turist Rehberleri Odaları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Müslüm Çoban ise sonbaharla birlikte Şanlıurfa'da turizmin yoğun ve bereketli günler geçirdiğini ifade etti. Yoğunluktan memnun olduklarını belirten Çoban, "Gelen misafirlerin gelmeden rezervasyonlarını yapmalarını istiyoruz. Şanlıurfa turizmi Göbeklitepe ve Karahantepe'de yeni bulunan buluntularla birlikte çok ilgi çekiyor. Elimizdeki veriler Kasım ayının sonuna kadar yoğunluğun süreceğini gösteriyor. Ekim ayı en yoğun ayımız. Bazen özellikle hafta sonları otellerde yer bulamıyoruz. Bu yoğunluğun Kasım ayı sonuna, hatta Aralık ayına kadar sürmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu. Kentte bir otelin işletmecisi Mehmet Fırat Sünbül de sonbahar döneminde artan turist hareketliliği nedeniyle yoğunluk yaşandığını belirterek, Şanlıurfa’nın turizm açısından verimli bir sezon geçirdiğini ifade etti. Son dönemde artan sahte sosyal medya hesaplarına karşı vatandaşları uyaran Sünbül, rezervasyon ve iletişim işlemlerinin yalnızca otelin resmi hesapları üzerinden yapılması gerektiğini belirtti.

Demir Çağ’a Ait Yapı Bulundu Haber

Demir Çağ’a Ait Yapı Bulundu

Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında Şanlıurfa'da Soğmatar Antik Kenti'nde yapılan kazılarda yaklaşık 3 bin yıl öncesine tarihlenen kamusal yapı ortaya çıkarıldı. Soğmatar Antik Kenti Kazı Sorumlusu Süheyla İrem Mutlu, AA muhabirine, Eyyübiye ilçesinin kırsal Yağmurlu Mahallesi yakınlarında bulunan antik kentte yaklaşık 4 yıldır ekibiyle kazı yaptıklarını söyledi. Mutlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Şanlıurfa Müze Müdürü Celal Uludağ'ın başkanlığında Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim elemanı Semih Mutlu ve öğrencilerinin desteğiyle bölgede Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı çalışmalarını yürüttüklerini dile getirdi. Şanlıurfa'nın dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunun yapılan arkeolojik kazılarda ortaya konulduğunu belirten Mutlu, Soğmatar Antik Kenti'nin ise Ay Tanrısı Sin, Güneş Tanrısı Şamaş kabartmaları ile kaya mezarlarına ev sahipliği yaptığını ifade etti. Antik kentin tarih boyunca kutsal bir merkez olarak kabul edildiğini anlatan Mutlu, hem 23 metre yüksekliğindeki höyükte hem de bölgedeki kaya mezarlarının bulunduğu nekropol (içinde mezar odaları, lahitler ve anıt mezarlar bulunan, genellikle antik kentlerin dışında, kutsal kabul edilen bölgeler) alanda kazıların eş zamanlı sürdüğünü kaydetti. Mutlu, Geleceğe Miras Projesi kapsamında antik kentin farklı bölgelerinde kazı çalışması yürüttüklerini aktardı. Demir Çağ izlerine rastlandı Roma Dönemi ve Erken Tunç Çağı'na ait bölgede şu ana kadar 83 kaya mezarının ortaya çıkarıldığını vurgulayan Mutlu, şu bilgileri verdi: "Bölgede iki farklı kaya mezarı tipiyle karşılaştık, birisi erken Tunç Çağı'na ait milattan önce 2400'lü yıllara denk gelen kuyu tipi kaya oyuğu mezarlar, diğeri ise daha gösterişli girişli ve merdivenli Roma Dönemi'ne ait mezar. Soğmatar Antik Kenti'nde yaptığımız kazılar sonucunda büyük bir kamusal yapı kompleksi açığa çıkardık. Bu da Demir Çağı'na ait yani yeni Asur Dönemi dediğimiz milattan önce birinci binyıla denk geliyor. Buradaki kazılarda elde ettiğimiz bulgulara göre şu an için Demir Çağ'a kadar geriye gittiğini söyleyebiliriz. Burası aynı zamanda önemli bir nekropol alanı, çok büyük elit ve soylu kesimin kullandığını düşündüğümüz mezarlıklar önemli unsur olarak öne çıkıyor. Soğmatar Antik Kenti'nin komple birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hem höyükte hem kaya mezarlarında yaptığımız çalışmalarla bu antik kentin geçmişinin ne kadar daha geriye gittiğini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz." Kamusal yapıda 7 ayrı oda tespit ettiklerini aktaran Mutlu, her bir odanın duvarının yüksekliğinin 2 metre kalınlığının ise 1 metre olduğunun belirlediklerini sözlerine ekledi.

Baba ve Oğlundan Geleceğe Katkı Haber

Baba ve Oğlundan Geleceğe Katkı

Şanlıurfa'da yaşayan 83 yaşındaki Cuma ve 54 yaşındaki oğlu İzzet Aran, mahallelerinde çıkardıkları kırmızı ve killi topraktan geleneksel su küpü yapıyor. Haliliye ilçesine bağlı kırsal Kısas Mahallesi'nde yaşayan kerpiç ev ustası Cuma Aran, 15 yıl önce küçükken annesinden öğrendiği su küplerini hobi olarak yapmaya başladı. İzzet Aran da babasından küp yapımını öğrendi. Önceleri hobi olarak su küpü üreten baba ve oğul, gelen talepler üzerine ürünlerini Türkiye'nin farklı kentlerine ve Fransa'ya gönderdi. İlerleyen yaşına rağmen maharetli elleriyle çamuru sanata dönüştüren Cuma Aran, AA muhabirine, oğluyla mahallede çıkardıkları kırmızı ve killi toprağı atölyenin bulunduğu bahçeye taşıdıklarını, burada leğenlerin içerisinde suyla karıştırarak oluşturdukları çamuru bir gün beklettiklerini anlattı. Küplerin çatlamaması için çamura biraz saman karıştırdıklarını ifade eden Aran, ateşte pişirdikleri su küplerinin satışa hazır hale geldiğini belirtti. Yaptıkları küplerin yurt dışına kadar gittiğini anlatan Aran, "Ben bu köyde 14 yıl kerpiç evi ustalığı yaptım. 15 senedir küp yapıyorum. İstanbul, Manisa, Konya, İzmir ve Fransa'ya kadar gönderdik." dedi. Aran, geleneği yaşatmak için oğlunu yetiştirdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Eskiden buzdolabı yoktu. Bu küpleri suyu soğutmak için yaparlardı. Her evde bir su küpü bulunurdu. Ben de bu geleneği yaşatmaya çalışıyorum. Bir işi severek yaptın mı çok kolay gelir. Ben yaşlandım. Hiç olmazsa öldükten sonra gözüm arkamda kalmasın diye oğlumu yetiştirdim." Bilim ve geleneksellik harmanladı İzzet Aran ise bir dönemin vazgeçilmezi olan su küplerini bilim ve gelenekselliği harmanlayarak yaptıklarını anlattı. Harran ve Gaziantep üniversitelerinden akademisyenlerle görüştüğünü dile getiren Aran, "Babam teknik boyutunu bilmiyordu. Biraz makale taradım ve hocalarımızın önerisi sonucu bu işin hamuru, çamuru, yapımı, pişirmesi ile ilgili iyi bir standart yakaladım. Şu anda üretmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. Küp yapımının zahmetli olduğunu ve emek istediğini, haftada 5 su küpü yapabildiklerini belirten Aran, şunları kaydetti: "Su küpleri, çamur ve kilin karışımından oluşan toprağın pişirilmiş hali doğal bir yalıtım oluşturduğu için dışarıda hava kaç derece olursa olsun içerisine koyduğunuz suyu aynı derecede standart olarak tutar. Ondan dolayı herkesin vazgeçilmezidir. Özellikle turizmcilerden yoğun talep var. Batıdan, İzmir ve İstanbul bölgesinden çok fazla sayıda etkileşim oluyor. Ege Bölgesi'nden gelip alanlar var. Onların bir kısmının yurt dışına kendi araçlarıyla götürdüklerini duyuyoruz. Onun dışında il dışında özellikle günümüzde insanlar peyzaj amaçlı bahçelerinde kullanıyor veya bu kültürün geçmişte izlerini taşıyan, bilen, değer veren insanlar da alıp evinin bir köşesinde hatıra olarak saklıyor. Önümüzdeki uzun süreçte bizim beklediğimiz bir pazar oluşursa bu işi büyüterek, düzenli ve sürekli üretmeyi planlıyoruz."

Göbeklitepe'de Yeni İzler Bulundu Haber

Göbeklitepe'de Yeni İzler Bulundu

UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe'de yürütülen yer altı araştırmaları sonucunda, anıtsal yapıların yanı sıra konut işlevi görmüş olabileceği değerlendirilen dörtgen planlı yapıların izleri tespit edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Taş Tepeler Projesi kapsamında yürütülen çalışmalara İstanbul Üniversitesinin başkanlığında, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Berlin Freie Üniversitesinden uzmanlar katılıyor. Bu kapsamda alanda jeomanyetik, jeoradar ve lidar ölçümleri gerçekleştirildi. Taramalar sonucunda Göbeklitepe'den bilinen yuvarlak planlı anıtsal yapıların yanı sıra dörtgen planlı ve konut olarak kullanıldığı düşünülen yeni yapıların izine rastlandı. Aynı çalışmalar kapsamında, höyüğün büyüklüğünü ve sınırlarını belirlemeye yönelik ölçümler de sürüyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras" projesiyle birlikte yeni bir döneme girdiklerini ve bu kapsamda henüz kazısı yapılmamış alanlarda belgeleme çalışmalarına ağırlık verdiklerini söyledi. İşbirliklerinin arttığını belirten Karul, Avusturya Arkeoloji Enstitüsünün jeoarkeolojik çalışmalar yürüttüğünü ve elde edilen verilerin gelecekteki kazı stratejilerinde yol gösterici olacağını aktardı. Yapılar höyüğün doğu ve güneyinde yoğunlaşıyor Bölgede kısa sürede önemli sonuçlar elde etmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Karul, şöyle devam etti: "Bugüne kadar Göbeklitepe'de sekiz anıtsal yapı açığa çıkarıldı. Yine jeomanyetik ölçümlerle varlığından haberdar olduğumuz alanlar vardı. Biliyorsunuz, bu yılın başında höyüğün neredeyse tamamını kaplayan zeytin ağaçlarını taşımıştık. Bu sayede hem ölçüm yapma olanağı bulduk hem de ileriki yıllar için kazı hazırlığı yapmış olduk. İlk sonuçlarda, Göbeklitepe'den bildiğimiz büyük anıtsal yapıların benzerlerinin yanı sıra daha önce çok az bildiğimiz konut niteliğinde olabilecek dörtgen planlı yapıların varlığını tespit ettik. Bu yapılar özellikle höyüğün, yani kazısı yapılmış alanların doğu ve güney bölgelerinde yoğunlaşıyor." Çalışmayla höyüğün sınırlarını belirlemeye yönelik stratejinin belirlendiğini anlatan Karul, "Bu sayede ileriki yılları daha iyi planlayabiliriz. Sadece birkaç haftalık bir çalışmada bile büyük anıtsal bina ve kamusal yapıların yanı sıra konutların varlığını, yerlerini ve yoğunluklarını tespit etmiş olduk." dedi. Proje gelecek yıl da devam edecek Göbeklitepe'deki jeoarkeolojik çalışmaları yürüten Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Barbara Horejs da yapılan ölçümlerle çok sayıda yeni yapının izine rastladıklarını belirterek, "Çalışmalarda büyük bir bina ve çok sayıda konut yapısı tespit ettik. Bulgular oldukça heyecan verici. Projeye gelecek yıl da devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.