Uygulamalarımız appstore googleplay

#Süt Ürünleri

gazeteci63.com - Süt Ürünleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Ürünleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

En Çok İsraf Edilenler Arasında Haber

En Çok İsraf Edilenler Arasında

Türkiye'de hane halkının geçen yıl en fazla israf ettiği gıda grupları taze meyve-sebze ile ekmek olarak kayıtlara geçerken bu gıdalar bozulduğu için tüketilemedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hane halkları tarafından en fazla israf edilen gıda gruplarını belirledi. AA muhabirinin bu verilerden yaptığı derlemeye göre, tüketicilerin büyük bölümü hassasiyet gösterse de bazı gıda ürünleri israf edilebiliyor. Buna göre, geçen yıl en fazla israf edilen gıda grubu yüzde 39,7 ile "taze meyve ve sebze" olarak kayıtlara geçti. Bu grubu yüzde 32,5 ile "ekmek" takip etti. Diğer israf edilen ürün grupları yüzde 15,1 ile süt ve süt ürünleri, yüzde 5,9 ile kuru bakliyat oldu. Makarna ile et ve et ürünlerinin israf edilme oranının ise yüzde 2,7'şer ile diğer gruplara göre daha düşük seviyede kaldığı görüldü. İsrafın ana nedeni gıdaların bozulması Gıda ürünlerinin çöpe atılma nedenleri incelendiğinde, "bozulma" yüzde 74,4 ile açık ara ilk sırada yer aldı. Tüketicilerin yüzde 12,1'i "son kullanma tarihinin geçmesi", yüzde 6,3'ü ise "fazla satın alınması veya pişirilmesi" nedeniyle gıdaları israf ettiğini beyan etti. Hane halkının yüzde 84'ü gıda ürünlerini "hiçbir zaman" çöpe atmadığını belirtirken "nadiren" çöpe attığını belirtenlerin oranı yüzde 12,7, "sıklıkla" çöpe attığını söyleyenlerin oranı yüzde 0,3 oldu. Alışveriş planlamasında "liste yapma" alışkanlığı korunuyor Tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları incelendiğinde, 2025 yılında yüzde 54,4'ünün alışverişe liste yaparak çıktığı görüldü. Ürünün fiyatını takip ederek alışveriş yapanların oranı yüzde 14,9 olurken plansız alışveriş yapanların oranı yüzde 14,4 olarak belirlendi. Gelir gruplarına göre bakıldığında, en düşük gelir grubundaki hane halklarının alışveriş listesi yapma oranının (yüzde 57,3), en yüksek gelir grubuna (yüzde 49,9) göre daha yüksek olduğu saptandı. Tüketilemeyen gıdalar hayvanlara veriliyor Gıda israfını engellemek için başvurulan yöntemler arasında, "tüketilemeyen gıdaların hayvanlara verilmesi" öne çıktı. 2024 yılında yüzde 27,3 olan bu oran, 2025 yılında yüzde 28,7'ye yükseldi. Gelir düzeyi en düşük olan grupta tüketilemeyen gıdaları hayvanlara verme oranı yüzde 35,9 iken bu oran en yüksek gelir grubunda yüzde 27,8 oldu. Öte yandan, tüketicilerin yüzde 83,6'sı gıda israfını engellemek için bireysel olarak elinden geleni yaptığını ifade etti.

Böbrek Taşı Oluşumuna Dikkat Haber

Böbrek Taşı Oluşumuna Dikkat

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmettin Aydın Mungan, çocuklarda yanlış ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları nedeniyle böbrek taşı görülme riskinin arttığını belirtti. Mungan, AA muhabirine, böbrek taşının idrarda çözünmüş halde bulunan kalsiyum, oksalat, ürik asit, sistin gibi maddelerin fazla miktarda birikerek kristalleşmesi sonucu oluştuğunu söyledi. Çocuklarda en sık görülen taş tipinin kalsiyum oksalat taşı olduğunu dikkati çeken Mungan, böbrek taşı oluşumunda çocuklarda beslenmenin rolünün önemini vurguladı. Mungan, metabolik hastalıklar, genetik yatkınlıklar, ailede daha önceden taş hastalığı olması gibi durumlarda böbrek taşı görüldüğünü ancak beslenmenin değiştirilebilecek bir konu olması nedeniyle çocuklarda çok daha fazla önem arz ettiğini anlattı. Su tüketiminin önemine değinen Mungan, şöyle devam etti: "Çocukların yeterli su tüketmediğini görüyoruz. Bu da otomatik olarak idrardaki minerallerin ve maddelerin konsantrasyonunu artması ve taş oluşmasına neden oluyor. Kilogram başına 50 ila 60 mililitre su alımı çocuğun kilosuna göre hesaplanıp verilirse yeterli su alımı sağlanmış olur. Yapılan bir çalışmada idrar miktarını arttırmakla bile böbrek taşı oluşumunu yüzde 80'lere varan oranla engellemek mümkündür. Bu da suyun çok önemli olduğunu göstermektedir." Mungan, süt ve süt ürünlerinde özellikle kalsiyumun kısıtlanmaması gerektiğini belirterek, "Kalsiyum oksalatla birleşerek atılmasını sağlar. Süt ve süt ürünleri özellikle gelişme çağında yetersiz alınırsa hem çocuğun gelişimiyle ilgili olumsuzluk olacak hem de çocuklarda idrar yolları taşının oluşmasında önem taşıyacak. Normalden çok fazla tüketildiği zaman bu riski de göz önünde bulundurmak lazım." diye konuştu. Oksalatın, ıspanak, çikolata, badem gibi kuruyemişlerde bulunan bir madde olduğunu dile getiren Mungan, bu besinlerin dengeli tüketilmesi gerektiğini çünkü bu maddenin çok tüketilmesinin oksalat taşlarının oluşumuna neden olduğu bilgisini verdi. "Görülme sıklığı genellikle 3 ila 11 yaş arasında" Mungan, "abur cubur" olarak adlandırılan gıdalardaki en büyük tehlikenin içerisindeki yüksek sodyum miktarı olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: "Taş oluşumu sırasında sodyum çok önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla sodyumdan fakir beslenmek taş oluşumunun önlenmesinde çok önemli bir adımdır. Cips, hazır gıdalar gibi yiyeceklerin içerisinde çok miktarda tuz bulunmaktadır. Buna bağlı olarak da taş oluşumu fazla olmaktadır. Abur cuburlardan çocukları uzak tutulmasını öneriyoruz. Bir de gazozlar fruktoz içermektedir. Yani gazlı, şekerli içeceklerden de uzak durulmasını söylüyoruz çünkü bunların içerisinde renklendirici olarak boyar maddeler kullanılmaktadır. Bu boyar maddelerde taş nüvesini oluşturmaktadır." Yüksek protein tüketimi, gereğinden fazla et ve et ürünlerinin tüketilmesinin de taş oluşumuna etki ettiğine dikkati çeken Mungan, "Karbonhidrattan zengin ama proteinden fakir beslenme de aynı şekilde taş oluşumuna neden olmaktadır. Karbonhidrattan zengin ama proteinden fakir gıda beslenmelerinde kalsiyum oksalat, gereğinden fazla protein tüketimlerinde de ürik asit taşları meydana gelmektedir." dedi. Mungan, ülkemizde çocukluk çağında böbreklerde taş görülme oranının yüzde 1 olduğunu anımsatarak, görülme sıklığının genellikle 3 ila 11 yaş arasında olduğuna işaret etti. Bu vakaların da yüzde 50'sinden daha fazlasının 3-5 yaş arasında görüldüğünü bildiren Mungan, "Dünyaya baktığımızda gelişmiş ülkelerde bizdekilere benzer yüzde 1 gibi sonuç elde edilmektedir. Oysa gelişmekte olan ülkelerde yüzde 5 ila 10 gibi yüksek rakamlardadır. Gelişmekte olan ülkelerde yine protein, tuz, abur cubur gibi tüketimler ve yetersiz su içilmesi bunlara sebep olmaktadır. Daha korkutucu olan konu, dünyada çocuklarda her 10 yılda bir böbreklerde taş görülme oranlarında yüzde 10'luk bir artış olması. Bu oldukça tehlikeli bir beslenme yöntemine doğru insanlığın evrildiğini gösteriyor. Ebeveynlerin bu konuda çok dikkatli olmaları oldukça önemli." değerlendirmesinde bulundu. Mungan, taş hastalıkların en sık Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görüldüğünü, bunun ortam ısınının yüksek olması, proteinden zengin beslenilmesi ve tuz tüketiminin daha fazla olmasının sonucunda gerçekleştiğini anlattı. Metabolik hastalıkları olan ailelerin çocuklarına özgün bir diyet programı uygulamalarının faydalı olacağını söyleyen Mungan, şu ifadeleri kullandı: "Çocuklarda abur cubur, renkli, gazlı, boyalı içecekler ile tuz tüketiminden kaçınılması, dengeli bir beslenme ve kilogram başına 50-60 mililitreden az olmamak kaydıyla sıvı alınması durumunda taş hastalıkların büyük bir kısmını önleyebileceğimizi akılda tutmak lazım."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.