Uygulamalarımız appstore googleplay

#Suriye

gazeteci63.com - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli İstihbarat Teşkilatı 99 Yaşında Haber

Milli İstihbarat Teşkilatı 99 Yaşında

MİT Başkanı Kalın, "Teşkilatımız; 2025 yılında da vatandaşlarımızın maddi ve manevi değerlerini korumak için geniş bir coğrafi vizyonla çok sayıda başarılı operasyona imza atarak tehditleri gerçekleşmeden bertaraf etmiştir." ifadelerini kullandı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "Milli İstihbarat Teşkilatı 99 Yaşında-Türkiye Yüzyılında Daha Güvenli ve Daha Güçlü Türkiye" başlıklı yazısında Teşkilatın yürüttüğü çalışmaları ve hedeflerini AA için kaleme aldı. Bugün Milli İstihbarat Teşkilatımızın kuruluşunun 99. yıl dönümü. Ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için gece gündüz çalışan ve "Vatan söz konusu olduğunda, tüm dünya bize vatan cephesidir." diyen Teşkilatımız, yüzlerce yıllık devlet aklı ve medeniyet hafızasıyla faaliyetlerini yürütmekte, çağın ihtiyaçları ve taleplerine göre kendini her daim yenilemektedir. Mevcut uluslararası sistem, eş zamanlı jeopolitik ve hibrit krizler karşısında kötü bir sınav vermektedir. Küresel güvenliği tehdit eden gelişmelere adil ve sürdürülebilir çözümler üretmekte tıkanan mevcut yapı; kurala dayalı çok taraflılığın aşındığı ve çıkar odaklı yaklaşımların belirleyici hale geldiği bir dönüm noktasından geçiyor. Batı merkezli paradigma sorgulanırken Küresel Güneyi de içeren yeni arayışlar, yeni bir paradigmanın kapılarını zorluyor. Var olan sistemin yetersiz kaldığı ancak muhtemel bir ikame düzenin henüz tesis edilemediği bu tarihsel kırılma sürecinde her devlet, yeni döneme avantajlı girmek için büyük çaba sarf ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda ülkemiz de izlediği çok boyutlu ve dengeli dış politika stratejisinin yanı sıra her geçen gün gelişen istihbarat kabiliyetleriyle bu yeni döneme yalnızca bölgesel bir aktör olarak değil; aynı zamanda uzak coğrafyalardaki krizlere müdahale edebilen, çözüm üreten, adalet ve dayanışmayı esas alan küresel bir paydaş olarak giriyor. Krizleri sınırlarımıza dayanmadan çözme vazifesi, geniş bir jeopolitik perspektifi ve pratiği zorunlu kılıyor. "Ülkemiz, kendine özgü bir vizyon geliştirme kabiliyetine tarih boyunca sahip oldu" Uluslararası gerilimlerde arabulucu, küresel sorunlarda çözüm ortağı ve insani krizlerde vicdanın yükselen sesi olan ülkemiz, kendine özgü bir vizyon geliştirme kabiliyetine tarih boyunca sahip oldu. Ecdadımızın deneyimleri; bugün bize eşsiz bir perspektif sunarken tarihin akışını okuma, dengeleri yönetme, öngörüde bulunma ve uzun vadeli stratejiler geliştirme konusunda kıymetli bir miras bıraktı. Tuğrul Bey'den Nizamülmülk'e, Selahattin Eyyübi'den Melikşah'a, Fatih'ten Kanuni'ye, II. Abdülhamid'den Atatürk'e, Cumhuriyet'e ve bugüne uzanan tarihimiz, statik bir geçmişi değil stratejik değer üreten dinamik bir mirası temsil etmektedir. Türkiye'yi belirsizlikler ve kırılganlıklar çağında müstesna bir konuma yerleştiren temel hususiyet, kesintisiz ve çoğulcu bir medeniyet havzasının varisi olmasıdır. Büyük Türk filozofu Farabi'nin (870-950) Erdemli Şehir kavramıyla tarif ettiği toplumsal-siyasi düzen; akıl, erdem ve adalete dayalı bir yaşam biçiminin hem bireyler hem de toplumlar için ulaşılması gereken bir hedef olduğunu ifade eder. Akil, özgür ve emin bireylerin inşa ettiği erdemli toplum; yer ile gök, fizik ile metafizik, zaman ile mekan, birey ile toplum, özgürlük ile güvenlik, zenginlik ile adil paylaşım arasında denge kurulmasını esas alır. Aşırılıklardan uzak, kucaklayıcı ve çoğulcu bir "orta topluluk" olan Erdemli Şehrin sakinleri; güven, istikrar ve adaleti sadece kendileri için değil tüm dünya için talep eder, küresel adaletin ve erdemli yaşamın gerçekleşmesi için mücadele verir. Coğrafyamızın kadim topraklarında "Türkiye Ekseni" vizyonuyla vücut bulan bu mirası, hep birlikte daha ileriye taşımanın mücadelesini veriyoruz. Bu kutlu mücadelede Milli İstihbarat Teşkilatı, yüzüncü yaşına hazırlanırken, "Vatan İçin Her An Her Yerde" şiarıyla zaman ve mekan sınırlarını aşarak gelecek nesillere daha güvenli ve güçlü bir Türkiye bırakma hedefiyle insan istihbaratı, teknik istihbarat ve açık kaynak istihbaratı gibi farklı disiplinlerdeki yeteneklerini yapay zeka teknolojileriyle harmanlayarak çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir. En yalın haliyle "doğru ve kıymetli bilgi" olarak tanımlayabileceğimiz istihbaratın amacı, uzak ve yakın, görünen ve görünmeyen riskleri tespit etmek ve tehlikeye dönüşmeden bertaraf etmektir. Bu kapsamda istihbarat paradigmamızın temelini sahada yürüttüğümüz operasyonel çalışmaların yanı sıra; riskleri analiz etme, orta ve uzun vadeli öngörülerde bulunma, tehditleri tespit ve bertaraf etme süreçlerini içeren önleyici istihbarat anlayışı oluşturmaktadır. Toplanan istihbari bilginin niceliksel analiziyle yetinmeyen ve niteliksel değerlendirmesini yapan, taktik-operasyonel boyutların ötesinde stratejik kıymetlendirmeyi esas alan bir istihbarat tasavvuruyla hareket ediyoruz. Böylece büyük veriyi stratejik istihbarata dönüştürerek isabetli ve uzun vadeli politika yapımına katkı sunuyoruz. Bu proaktif yaklaşım, geleceğin tehditlerini bugünden engelleyen, istihbari bilginin gücüyle perde arkasındaki oyunları bozan milli iradenin sessiz ve güçlü kalkanıdır. 2025 yılında da başarılı operasyonlara imza atıldı İstihbaratın yön verdiği güvenlik bir bütündür. Güvenlik, taktik ve operasyonel kısımlara ayrılabilir fakat stratejik bütünlüğü bölünemez. İç içe geçen askeri, fiziki ve insani güvenlik alanları, toplumun maddi ve manevi güvenliğinin yapı taşlarını oluşturur. Temel ilkemiz şudur; hepimiz güvende olmadan hiçbirimiz güvende değiliz. Başkasının güvenliğini yok sayan, kendi güvenliğini garanti altına alamaz. Çok boyutlu yeni tehditler, tekil ve taktik tedbirler yerine ancak bütüncül bir güvenlik anlayışıyla bertaraf edilebilir. Bu paradigma çerçevesinde hareket eden Teşkilatımız, 2025 yılında da vatandaşlarımızın maddi ve manevi değerlerini korumak için geniş bir coğrafi vizyonla çok sayıda başarılı operasyona imza atarak tehditleri gerçekleşmeden bertaraf etmiş, casusluk girişimlerini engellemiş ve siber saldırılara karşı koymuştur. Ülkemize tehdit oluşturan terör örgütleri ve organize suç yapılarıyla mücadele çalışmalarımızı aktif şekilde sürdürmekte, terör tehditlerini küresel ve bölgesel boyutlarıyla okuyabilen, tüm istihbari ve operasyonel yeteneklerimizin etkileşim içinde olduğu bir metodoloji izlemekteyiz. Bu sayede Teşkilatımızın sahada diğer güvenlik kurumlarımızla koordineli olarak yürüttüğü operasyonlarda farklı ideolojilere ve dış desteğe sahip terör örgütlerinin ve organize suç şebekelerinin faaliyetlerine geçit verilmemektedir. Teşkilatımız yeni nesil suç şebekelerine ve mafyatik yapılara karşı da ilgili güvenlik birimlerimizle yakın işbirliği içerisinde yeni imkan ve kabiliyetler geliştirmektedir. Özellikle gençlerimizi hedef alan ifsat edici ve kriminal faaliyetlerin, bilimsel yöntemlerle ve erken uyarı sistemleriyle önlenmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Terörün her türlüsünü kesin bir dille reddeden ülkemiz, terör tehdidinin ortadan kaldırılmasına yönelik çabalarını 2025 yılında da devam ettirmiştir. DEAŞ, El-Kaide, PKK, FETÖ, DHKP/C gibi terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz kapsamlı ve çok boyutlu mücadele, vatanımızın her köşesinin emin, güvenli, huzurlu ve müreffeh bir yer olmasını sağlamada kilit rol oynamaktadır. Kaynağı, kökeni, şekli ve gerekçesi ne olursa olsun terör örgütlerinin fiili eylemlerine, finans kaynaklarına ve propaganda faaliyetlerine karşı mücadelemiz, azim ve kararlılıkla sürecektir. Bu noktada devletimizin iç cepheyi güçlendirerek kendi jeopolitik eksenini tesis etme yolunda attığı adımların en önemli bileşenlerinden birini Terörsüz Türkiye hedefi oluşturmaktadır. Bu hedef; PKK'nın feshinden silah bırakmasına, siyasi reformlardan toplumsal barışın tesisine kadar kapsamlı, çok boyutlu ve çok aşamalı, özgün ve yenilikçi bir dönüşüm projesidir. Siyasi partilerimizin ve toplumun büyük kesiminin desteğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde ifadesini bulan milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi perspektifi, sürece kritik ve tarihi katkılar sunmaktadır. Bu süreç iç cephemizi tahkim ederken aynı zamanda yeni bir bölgesel jeopolitiğin de temellerini atmaktadır. Kadim medeniyet mirasımızı stratejik değere dönüştüren adımlar, tarihimizin ve coğrafyamızın ruhuna aykırı müdahalelerin de önüne geçecektir. Terörden arınmış, kardeşlik hukuku ve toplumsal bütünleşme temelinde yükselen yeni dönem, stratejik bir akılla inşa edilen Türkiye Yüzyılı'nın en büyük kazanımlarından biri olacaktır. Türkiye'ye yönelik casusluk girişimleri önlendi Güvenlik şemsiyemizin bir diğer önemli alt başlığı, ülkemize yönelik casusluk girişimlerinin önlenmesidir. Türkiye gibi güçlü ve etkin bir ülkenin casusluk faaliyetlerinin hedefi olması şaşırtıcı değildir. Espiyonaj yöntemlerinin hızla dönüşmesine ve klasik yöntemlerin haricinde; çevrim içi operasyon, paravan yapılar, organize suç örgütlerinden faydalanma, dedektiflerden istifade etme gibi yeni usullere başvurulmasına bağlı olarak istihbarata karşı koyma alanında her daim yüksek bir farkındalık ve artan bir kapasiteyle faaliyet yürütüyoruz. Nitekim geride bıraktığımız yıl da ülkemize karşı yürütülen çalışmaları ve ajan ağlarını deşifre ederek casusluk faaliyetlerini akamete uğrattık. Bu alandaki çalışmalarımız tavizsiz ve hız kesmeden devam edecektir. Vatan savunmasının sınırlarını yalnızca fiziki olarak ele almakla yetinmeyen Milli İstihbarat Teşkilatı; teknik istihbarat ve siber güvenlik atılımları ile siber vatanın korunmasında kilit rol oynamakta, siber savunma mimarisini her geçen gün güçlendirmektedir. En son teknolojik gelişmeler yakından takip edilmekte, Teşkilatımız şahsında ülkemizin bu alandaki yetkinliği en üst seviyeye taşınmaktadır. Bu çerçevede; siber saldırı ataklarına, sosyal medya ve finansal araçlar üzerinden ülkemizi istikrarsızlaştırmak isteyenlere karşı düzenlenen operasyonlar söz konusu çalışmalarımızın somut neticesidir. Yeni sınamalar ve hibrit tehditlere karşı Teşkilatımızın ve devletimizin analiz kabiliyetlerinin geliştirilmesine katkı sunuyoruz. Büyük verinin analiz edilmesi, yorumlanması ve uygulanabilir bilgiye dönüştürülmesi için çok katmanlı ve disiplinler arası usulleri devreye koyuyoruz. İstihbari temeli sağlam, saha bilgisi güçlü, analitik kabiliyeti yetkin Teşkilatımızın, devletimize ve milletimize eksiksiz hizmet vermesi için bundan sonra da tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz. *** Milli İstihbarat Teşkilatı; ülke içinde vatandaşımızın huzur ve güvenliğini önceleyen kapsamlı istihbarat faaliyetlerinin yanı sıra sınırlarımızın ötesinde özellikle gerilim ve çatışma bölgelerinde taraflar arasında güvenilir iletişim kanalları tesis ederek, etkili arabuluculuk girişimleriyle muhtelif çatışmaların tırmanmasını engellemekte ve tehditlerin krize dönüşmesini önlemektedir. Teşkilatımızın yürüttüğü istihbarat diplomasisi sessiz, sakin ve derin niteliğiyle bölgesel ve küresel barışa önemli katkılar sunmaktadır. Gazze ateşkesinden Rusya-Ukrayna Savaşına, Somali'den Afganistan-Pakistan hattındaki gerilimlerin azaltılmasına kadar farklı coğrafyalarda, karmaşık ve farklı dinamiklere sahip süreçleri yakından takip ediyor, bölgesel barış ve istikrara katkı veriyoruz. Amacımız, bölgesel düzlemde ve uluslararası alanda karşılıklı güven ve saygıya dayalı bir güvenlik ve istikrar kuşağı oluşturmaktır. Krizlerin ya da krize dönüşmesi muhtemel gerginliklerin ilk aşamasından itibaren devreye girme, tarafların hassasiyetlerini objektif bir şekilde anlama ve çözüm önerileri geliştirme yaklaşımımızın ardında; devletimizin sahip olduğu "komşuluk hukukuna dayalı manevi değerler" ile "güvenlik ve istikrarın kolektif bir olgu olduğu" anlayışı bulunmaktadır. Bu çerçevede istihbarat diplomasisinde yalnızca güce ve operasyonel dile bağlı kalmanın ötesine geçilerek tarafları anlamaya, ortak bir aklı, kültürü ve tarihi, başka bir deyişle "medeniyet hafızasını" hatırlatmaya da odaklanılmaktadır. Suriye Orta Doğu'nun stratejik dengesi açısından kritik olan Suriye meselesinde de iç savaşın başlangıcından sonlanmasına kadar bölgedeki gelişmeler yalnızca insani, siyasi ve güvenlik boyutlarıyla değil bütüncül bakış açısıyla değerlendirilmiştir. 8 Aralık 2024'te aralanan tarihi fırsat penceresi, Suriye'nin sadece Suriyeliler tarafından yönetildiği istikrarlı gelecek için artık geri dönülemez bir noktanın ve umut verici bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olmuştur. Özgür, egemen, birleşik, güvenli, demokratik ve müreffeh bir Suriye ülke içinde huzuru sağlarken bölgenin barış ve istikrarına da katkı verecektir. Suriye'yi bölmeye, siyasi birliğini zayıflatmaya ve egemenlik haklarını ihlal ve tahrip etmeye yönelik tüm dahili ve harici girişimler akim kalmaya mahkumdur. Uluslararası toplumun Suriye'yi kilit bir aktör olarak uluslararası sisteme entegre etme çabalarına önemli katkılarda bulunan ülkemiz ve Teşkilatımız, stratejik sabır ve hikmetle bölgesel barış için Suriye'de istikrarın sağlanması ve korunmasına destek olmaya devam edecektir. Afrika Stratejik rekabetin ivmelendiği bir diğer alan olan Afrika kıtası da ülkemizin öncelik verdiği bölgeler arasındadır. Kıtaya yönelik yaklaşımımız "Afrika'nın sorunlarına Afrikalı çözümler getirilmesi" vizyonu doğrultusunda şekillenmektedir. Milli İstihbarat Teşkilatı olarak Libya'da istikrar ve denge sağlayıcı tutumumuzdan, Somali'de terörle mücadeleye sağladığımız katkıya ve Sudan'a kadar kıta üzerindeki faaliyetlerimiz birçok ülkenin dikkatini çekmektedir. Çad'dan Nijer'e, Togo'dan Burkina Faso'ya, Tanzanya'dan Kenya'ya kadar Afrika'nın her yerinde istihbarat diplomasisinin olumlu neticeleri alınmaktadır. Derin tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz kardeş Türk devletleri ile geliştirilen işbirliklerinin yanı sıra Balkanlarda da istikrarın sağlanmasında kilit rol oynanmakta, söz konusu ülkelerle istihbari eş güdüm çalışmalarına hız kazandırılmaktadır. Proaktif diplomasi anlayışı ve stratejik istihbarat kabiliyetleriyle bu coğrafyalarda, barışın ve istikrarın tesisine yönelik çabalar bundan sonra da sürecektir. Teşkilatımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde devlet aklını merkeze alarak ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızla tam bir uyum ve eş güdüm içerisinde ülkemize ve milletimize hizmet etmenin onurunu yaşamaktadır. Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada daha güvenli, daha aydınlık ve daha müreffeh yarınlara kavuşmak hedefiyle Milli İstihbarat Teşkilatı, bir asra yaklaşan kurumsal kimliği, yüzlerce yıllık devlet geleneği ve engin medeniyet hafızasıyla devletimizin bekası ile milletimizin barış ve huzuru için çalışmalarını titiz, özverili ve kararlı bir şekilde devam ettirecektir. Bu vesileyle Teşkilatımızın yüksek ahlaki değerleri kuşanmış, vatan için feda-yı can etmekten çekinmeyen, fedakar ve vefakar isimsiz kahramanlarını selamlıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Milli İstihbarat Teşkilatı olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne ve aziz milletimize hizmet etmenin idrak ve şerefiyle her tür zorluğu aşacağımıza inancımız tamdır. [Büyükelçi Prof. Dr. İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı]

Görev Süresi 3 Yıl Daha Uzatıldı Haber

Görev Süresi 3 Yıl Daha Uzatıldı

Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan tezkerede, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde terör tehdidinin sürüyor olması ve kalıcı istikrarın henüz tesis edilememesinin, milli güvenlik açısından risk ve tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtildi. Türkiye'nin Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiğine dikkati çekilen tezkerede, "Diğer taraftan, Irak'ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye'de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir. " ifadesine yer verildi. Tezkerede, PKK/PYD-YPG'nin, Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddettiği, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı vurgulandı. Tezkerede, "Diğer taraftan, Suriye'de mevcut yönetimin beklenti ve gereksinimi doğrultusunda ülkenin terörle mücadele imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, sivillerin günlük yaşamlarını ve geri dönüşlerini olumsuz etkileyen mayınların temizlenmesi, ülkedeki kimyasal silahların yerlerinin tespiti ve imhası süreçlerinde de ulusal çabalara eşlik eden uluslararası çalışmaların desteklenmesi ihtiyacı bulunmaktadır." denildi. Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozmaya, istikrar ve güvenlik tesisi çabalarını sekteye uğratmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, Türkiye'nin milli güvenliğine tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması ve Suriye'deki istikrarın tesisine dair çabaların pekiştirilmesinin milli güvenlik açısından hayati önem arz ettiği belirtildi. Tezkerede, şunlar kaydedildi: "Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı Kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye'nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır. Bu mülahazalarla, Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler karşısında Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2.10.2014 tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile verilen ve son olarak 17.10.2023 tarihli ve 1395 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile uzatılan iznin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım." Görüşmelerden Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, istikrarın yalnızca silahla değil, diyalog ve işbirliğiyle sağlanabileceğini belirtti. Tezkerenin süresinin 3 yıl olmasını eleştiren Şahin, "Bizim TBMM geleneğinde böyle bir şey yoktu. TBMM'yi çalıştırmak çok mu zor ki siz 2 yıllık, 3 yıllık tezkereleri buradan çıkarıyorsunuz? Oysa tezkerelerde aslolan her yıl Parlamentoda yenilenebilecek güce iktidarın sahip olduğu gerçeğidir. Sayısal çoğunluğunuz, dilediğiniz gibi bu tezkereleri yılda bir görüşmek suretiyle çıkartabilir." ifadelerini kullandı. Tezkereye destek vereceklerini kaydeden Şahin, "Suriye'de ve Irak'ta Türkiye'ye yönelik bir tehdidin varlığını hepimiz görüyoruz, bu konuda hiçbir tereddüt yok ama yangından mal kaçırır gibi 3 yıllık bir tezkerenin bu parlamentoda görüşülmüş olmasını doğru bulmuyoruz ve iki buçuk yıl sonra Anayasa'ya göre görev süresi tamamlanmış milletvekillerinin bu yönde bir irade kullanması da bir noktada yetki gaspıdır." dedi. İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, PKK, PYD, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin sınırlardaki varlığının Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kıldığını söyledi. Tezkereyi desteklediklerini belirten Ergun, şöyle konuştu: "Dış politika, macera arayışlarından, duygusal reaksiyonlardan ve ideolojik sapmalarından arındırılmış, sadece milli menfaatler ekseninde şekillenmelidir, tezkerelerle talep edilen yetkiler bu büyük ve tarihi vizyonun bir parçası olmalıdır. Bizim 'evet'imiz, terörle mücadeleye destektir ama keyfiliğe, basiretsizliğe, kurumların devre dışı bırakılmasına rıza göstermek değildir. Bizim 'evet'imiz, devletin meşruiyetini, Meclisin iradesini ve hukukun üstünlüğünü koruma iradesidir." MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, tezkereye destek vereceklerini söyledi. Türkiye'nin en uzun güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde terör tehdidinin sürüyor olması ve kalıcı istikrarın henüz tesis edilmemesinin milli güvenlik açısından risk ve tehdit oluşturmaya devam ettiğini kaydeden Aydın, "İçeride olduğu gibi dışarıda da sulhu önceleyen kadim bir siyasi geleneğin mirasçısı olarak Türkiye, komşumuz Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük bir önem atfetmektedir. Öte yandan, Suriye'de PKK-PYD/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Bu terör örgütleri, Suriye merkezli yönetime entegre olmaya yönelik adım atmayı, ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddetmekte, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesine de engel olmaya çalışmaktadır." dedi. DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, Türkiye'nin coğrafyasında huzuru tesis etmenin en doğru yolunun demokratik ve barışçı siyaseti esas almaktan geçtiğini belirtti. Oluç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Orta Doğu'da şiddetin, ölümün değil halkların bir arada eşit ve barışçıl bir yaşamın tarafıyız. Demokratik ve barışçıl yaşamı bu topraklara hakim kılmanın her zamankinden daha güçlü bir şekilde kendisini dayattığını düşünüyoruz. O nedenle, bu anlayışı içermeyen Irak, Suriye tezkeresine 'hayır' oyu vereceğimizi belirtmek istiyorum." CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, 18 yıldır aralıksız yürürlükte olan bir tezkereyi görüşeceklerini belirtti. CHP'nin farklı dönemlerde bu tezkereyi gözden geçirdiğini belirten Tan, geçen 2 tezkereye ise "ret" oyu verdiklerini hatırlattı. Bu tezkereye de "ret" oyu vereceklerini kaydeden Tan, tezkerenin 3 yıllık süreyle çıkarılmasına da tepki gösterdi. Tan, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna katıldıklarını anımsatarak, "Komisyon İmralı'ya gidecekse TSK neden Irak ve Suriye'ye gidecektir? TSK Irak ve Suriye'de ucu açık konuşlandırılmaya devam edecekse Komisyonun Ada'ya gitmesi hangi amacı gütmektedir?" ifadesini kullandı. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Türkiye'nin dünyada barışın anahtarı konumuna geldiğini belirterek, Türkiye'nin aynı zamanda insani yardımlar açısından da dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını söyledi. Terör örgütü PKK'nın "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında bir süre önce kendisini feshettiğini açıklayarak, silah bırakma sürecine girdiğini ilan ettiğini anımsatan Oktay, PKK'nın kendisini feshinin söylemden öteye geçerek bir an önce fiiliyata dönüşmesi gerektiğini, bu süreci ilgili kurumların yakından takip ettiğini belirtti. Oktay, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin sadece kendi vatandaşlarını değil, aynı zamanda komşu ülkelerdeki sivilleri de korumayı önemli bir insani sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti. Mevcut Şam yönetimi ülkenin toprak bütünlüğünü ve istikrarını sağlamak için yoğun çaba harcadığını belirten Oktay, şunları kaydetti: "Ancak bu ülkede istikrar maalesef tam anlamıyla henüz sağlanamamıştır. Suriye'de devam eden istikrarsızlıkta başta İsrail olmak üzere dış güçlerin bu ülkeye gayrimeşru askeri müdahaleleri de önemli bir rol oynamaktadır. PKK'nın Suriye kolu olan PYD, YPG, SDG son on yıldır iç kargaşadan yararlanarak ve yabancı güçlerin de desteğiyle Suriye'nin yaklaşık üçte 1'ini kontrol altında tutmaya devam etmektedir. SDG işgalindeki bölgenin Suriye'nin tarım açısından en verimli topraklarını, su kaynaklarını ve bu ülkenin hidrokarbon ve yer altı kaynaklarını içermekte olması bu terör unsurlarının neden buralarda faaliyet gösterdiklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır, tabii bu terör unsurlarını destekleyenlerin de aynı zamanda. SDG işgalindeki bölgenin Suriye'nin kuzey ve doğu hatlarında, gayrimeşru bir silahlı unsurun Şam Hükümetinin yönetimi dışında fiili kontrol sağlıyor olması gerek Suriye gerek ülkemiz açısından ciddi bir endişe kaynağıdır. Geçmiş dönemde sınır harekatlarını gerçekleştiren bir ülke olarak bugün benzeri tehditlere duyarsız kalmamız düşünülemez. PYD, YPG, SDG'nin Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı, ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddetmekle ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı görülmektedir." CHP'nin kendi iç sorunlarına hapsolduğu için dış politikadaki gelişmeleri takip etmekte zorlandığını ifade eden Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine, bir başka eleştiri vardı gün içinde, Türkiye'yi süt dökmüş kedi gibi tanımlamaya çalıştı bir hatibimiz. Türkiye, özellikle dış politikada süt dökmüş kedi gibi değil, kükremiş aslan gibidir. Eğer dışarıda süt dökmüş kedi ve ağlayanları, onları arıyorsanız da CHP'ye bakmanız yeterli. O, biz değiliz. Bizler bir şeye karar verdiğimizde o konuda ne herhangi bir yabancı büyükelçinin kapılarında görüş almak için bekleriz ne de herhangi bir yerden izin isteriz, gerektiği zaman gerekeni yaparız, bu kadar net." Genel Kurulda, CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız'ın "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi. TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

Uzman Çavuş Toprağa Verildi Haber

Uzman Çavuş Toprağa Verildi

Balıkesir'in Edremit ilçesinde cezaevi firarisi Mustafa Emlik tarafından aracı gasbedelirek öldürülen uzman çavuş Kemal Ekri, Ankara'da düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Uzman çavuş Kemal Ekri için Etimesgut'taki Ahimesut Söğüt Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, devlet erkanının yanı sıra Ekri'nin ailesi, akrabaları ve vatandaşlar katıldı. Protokol üyeleri de Ekri'nin ailesine başsağlığı dileklerinde bulundu. Cenaze namazının ardından Ekri'nin Türk bayrağına sarılı naaşı, Elvanköy Mezarlığı'nda defnedildi. "Sonu bu olmamalıydı" Uzman çavuş Kemal Ekri'nin törende asker üniforması giyen kardeşi Burak Ekri, gazetecilere yaptığı açıklamada, ağabeyine yapılan saldırıyı "kalleşçe" olarak değerlendirdi. Ağabeyinin devletine her zaman en iyi şekilde hizmet verdiğini anlatan Ekri, şunları kaydetti: "Ağabeyim bu zamana kadar hep devletine en iyi katkıyı sağlamaya çalıştı. Irak'ta, Suriye'de, Libya'da görev yaptı. Daha bizim bilmediğimiz birçok yerde görev yaptı ama sonu bu olmamalıydı. Çok başarılı bir askerdi. Ben de çok severdim. O da beni çok severdi. Benim üzerimde hayalleri vardı. Bana diyordu ki 'Birlikte göreve gideceğiz. Sen de asker olacaksın, ben seni ona eğitiyorum' derdi." Yaşadıkları acının tarif edilemez olduğunu vurgulayan Ekri'nin dayısı Oktay Baranlıoğlu da duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Ankara'dan Balıkesir'e bir hafta önce gitmişti. 7 yıldır Irak'ta, Suriye'de, Libya'da sürekli dışarıda operasyonlardaydı. Birliği Balıkesir'de olduğu için oraya da zaten bir hafta önce gitmişti. Kardeşinin düğünü vardı. Düğünden sonra gönderdik. Gördüğünüz gibi 7 yıldır Suriye gibi yerlerde başına bir şey gelmedi. Gerçekten çok tarifsiz acı yaşıyoruz. Vatan sağ olsun." Olay Balıkesir'in Edremit ilçesinde 19 Ekim'de cezaevi firarisi Mustafa Emlik, uzman çavuş Kemal Ekri'yi öldürdükten sonra aracını gasbederek kaçmaya çalıştığı sırada 2 kişiyi öldürüp 2'si polis 7 kişiyi yaralamıştı. Çıkan çatışmada da Mustafa Emlik etkisiz hale getirilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.