Uygulamalarımız appstore googleplay

#Samsun

gazeteci63.com - Samsun haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Samsun haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Canpolat’tan 19 Mayıs Mesajı Haber

Canpolat’tan 19 Mayıs Mesajı

Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, 19 Mayıs ruhunun milletin bağımsızlık iradesini tüm dünyaya gösterdiği tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Başkan Canpolat, gençlerin Türkiye’nin yarınlarını inşa edecek en büyük güç olduğunu belirterek, belediye olarak gençlere yönelik projeleri kararlılıkla sürdürdüklerini kaydetti. Başkan Canpolat mesajında şu ifadelere yer verdi: “19 Mayıs 1919, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin ilk adımının atıldığı, umutların yeniden yeşerdiği tarihi bir gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da başlattığı kurtuluş hareketi, aziz milletimizin birlik ve beraberliğiyle zafere ulaşmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine ışık tutmuştur. Bu anlamlı günün gençlerimize armağan edilmesi ise, Atatürk’ün gençliğe duyduğu güvenin ve verdiği değerin en önemli göstergesidir. Gençlerimizin milli ve manevi değerlerine bağlı, eğitimli, donanımlı ve bilinçli bireyler olarak yetişmeleri için Haliliye Belediyesi olarak çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Spor salonlarımız, kütüphanelerimiz, kültür ve eğitim merkezlerimizle gençlerimizin yanında olmaya devam ediyor; onların sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerine katkı sağlayacak projeleri hayata geçiriyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyor; milletimizin ve kıymetli gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum.”

MHP, Kongre Sürecini Başlatıyor Haber

MHP, Kongre Sürecini Başlatıyor

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partisinin "İlk Adım ve İlk Parti Kongresi"nin 19 Mayıs'ta Samsun'un İlkadım ilçesinde yapılacağını bildirdi. Yalçın, partisinin kongre sürecine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal Atatürk'ün kurtuluş mücadelesini başlatmak üzere Samsun'a çıkışına "ilk adım" dendiğini hatırlatan Yalçın, "İlk adım, Kurtuluş Savaşı'nın özünü oluşturan hürriyet ve bağımsızlık kavramlarını takviye ederek Milli Mücadele ruhuyla güçlü bağ kurulmasını sağlayan bir tabirdir. Sembol ve kavram ilişkisi üzerinden kurulan bu denklem, Atatürk'ün Samsun'a çıkışına derin, vasi ve aynı zamanda kutlu bir mana kazandırmaktadır." ifadelerini kullandı. Yalçın, "ilk adım" kavramının, hem vatanın bütünlüğü ve hürriyeti yolunda sarsılmaz bir hamleyi, hem de milletin bekası ve istiklali için sergilenen azim ve kararlılığı yansıttığını belirterek, "İlk adım, milletimizin varoluş refleksi istikametinde tarihe vurulmuş silinmez bir damgadır. O bakımdan 19 Mayıs 1919 tarihini tehlikeli bir vapur seyahatinin son bulmasından, yolcuların Karadeniz'e kıyısı bulanan güzide bir ilimizde karaya ayak basmasından ibaret olmadığı hakikati, 'ilk adım' kavramına destansı bir hususiyet kazandırmaktadır." değerlendirmesini yaptı. MHP'nin, zaman zaman halkla iletişimi zenginleştirmek ve siyasi diyalog iklimini egemen kılmak için tarihin mehabetini yansıtan mefhumları, simge olarak kullandığına dikkati çeken Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin, gerek bölgemizde gerekse dünyada meydana gelen kaçınılmaz değişim ve dönüşümlerle Türkiye'nin bütünlüğüne dönük yeni küresel tehditler karşısında iç barışın tesisi ve kardeşlik hukukunun sağlamlaştırılması yolunda ortaya attığı Terörsüz Türkiye fikri de pek ala bir siyasi 'ilk adım'dır. Terörün, terörizmin bir siyaset biçimi, bir kavga silahı olarak kullanıldığı; halkın huzur ve düzeninin çalındığı, Türkiye'nin bekasına dönük dış tehdidin giderek büyüdüğü bir dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yaptığı Terörsüz Türkiye çağrısı, milli mutabakat istikametinde devasa bir 'ilk adım'dır. Partimizin 27 Nisan 2026 tarihli MYK toplantısında alınan karar uyarınca, 7 Mayıs'ta başlatılan kongre süreci çerçevesinde ilk kongre adımının da 19 Mayıs 2026 Salı günü Samsun'un İlkadım ilçesinde atılması kararlaştırılmıştır. İlkadım Kongresi'nin, Atatürk'ün Samsun'a çıkışının 107. yıl dönümü olan 19 Mayıs 2026 Salı gününe denk getirilmesi, sembolik bir amaç taşımaktadır. İlk MHP ilçe kongresinin gerçekleştirileceği Samsun İlkadım, hem Milli Mücadele ruhunu, hem Terörsüz Türkiye fikrine can veren varoluş refleksini, hem de Milliyetçi-Ülkücü Hareket'te vücut bulan beka azmini simgelemektedir." "Sömürgeciliğin panzehri olarak görüyoruz" Yalçın, "İlk Adım ve İlk Parti Kongresi" vesilesiyle Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü, milletin barış, dirlik ve sükun içinde hayatını sürdürmesi için 19 Mayıs ruhunun diri tutulmasının öneminin vurgulanacağını ifade etti. Kongrede, milli devlet yapısının daha da güçlendirilip takviye edilmesinde Terörsüz Türkiye'nin oynadığı müspet rolün hatırlatılacağını belirten Yalçın, şunları kaydetti: "Son yıllarda coğrafyamızda vuku bulan hadiseler, MHP'nin milli devlet yapısının takviyesine dönük tezlerinin haklılığına işaret etmektedir. MHP olarak, güçlü milli devlet yapısını sadece Türkiye için değil, tehdit altındaki bütün bölge devletleri için sömürgeciliğin panzehri olarak görüyoruz. Bölgede ve dünyada milli devletlerin çoğalması, bağımsız devletler ve egemen milletler ailesinin yaşamasına katkıda bulunacaktır. Yeryüzünde ne kadar çok güçlü milli devlet yapısı ve bağımsız ülke olursa emperyalizm de o oranda etkisiz kalacaktır. İran, Irak, Suriye ve Lübnan gibi bölge ülkelerinin milli devlet yapılarının korunması, Türkiye'nin güvenliği açısından da hayati önem taşımaktadır. Terörsüz Türkiye demek, olumsuz dış etkenlere direnç göstermek ve ayakta kalmak için gereken refleks ve donanımlara sahip olmak demektir. Partimizin Samsun İlkadım kongresi bu şuurla gerçekleştirilecek, bütün kongre süreci de aynı bilinç ve sinerji içinde devam edecektir. Neticede 7 Mart 2027'deki Olağan Büyük Kurultay'a da aynı ruh ve inançla gidilecektir."

Atatürk, 87. Yılında Anılıyor Haber

Atatürk, 87. Yılında Anılıyor

Umutları tükenmiş bir milleti Milli Mücadele ateşiyle ayağa kaldırıp Anadolu'nun vatan olmasını sağlayarak, bugün 102 yaşına giren Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin üzerinden 87 yıl geçti. Atatürk, 1881'de Selanik'te dünyaya geldi. Annesi Zübeyde Hanım'ın arzusu doğrultusunda ilköğrenimine Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde başlayan Mustafa Kemal, daha sonra babası Ali Rıza Efendi'nin isteği üzerine geçtiği Şemsi Efendi Mektebi'nde ilkokulu tamamladı. Ortaokul eğitimi için gittiği Selanik Mülkiye Rüştiyesi'nden kendi isteğiyle ayrılan Mustafa Kemal, öğrenimini Selanik Askeri Rüştiyesi'nde sürdürdü, ardından Manastır Askeri İdadisi'nden ikincilikle mezun oldu. Askeri öğreniminin yanında yabancı dil eğitimi de devam eden Atatürk, yazları izinli döndüğü Selanik'te Fransızca dersleri aldı. Daha sonra İstanbul'a gelerek 1899'da girdiği Harp Okulu'nu 1902'de teğmen rütbesiyle tamamlayan Atatürk, Harp Akademisi'nden de 1905'te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. Mustafa Kemal, kurmaylık stajı için 1905'te Şam'da 5. Ordu emrine atandı, Suriye bölgesindeki üstün hizmetleri dolayısıyla Beşinci Rütbe'den Mecidi Nişanı verildi. Merkezi Makedonya'nın Manastır şehrindeki 3. Ordu Karargahı'na 1907'de atanan Mustafa Kemal, Selanik'teki kurmay şubede görevlendirildi. Mustafa Kemal, Manastır ve Selanik'te görevliyken 1909'da İstanbul'daki 31 Mart Vakası'nı bastıran Hareket Ordusu'nda görev yaptı. Arnavutluk'taki isyanı bastırmak için 1910'da düzenlenen harekatta da görevlendirilen Mustafa Kemal, İtalya'nın 1911'de Trablusgarp'a asker çıkarması üzerine Tobruk'a gönderildi, Tobruk ve Derne'de Türk kuvvetlerini başarıyla yönetti ve İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı'nı kazandı. Derne Komutanlığına 6 Mart 1912'de atanan Mustafa Kemal, Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı ve Dimetoka ile Edirne'nin geri alınışında etkili oldu. "Vatanın müdafaasından daha yüce bir vazife olamaz" Mustafa Kemal, 1913'te Balkan Harbi'nden sonra Sofya ataşemiliterliğine atandı. Ataşemiliter olarak görev yaptığı sırada Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine Mustafa Kemal, Başkomutanlık Vekaleti'ne müracaat ederek cephede görev almak istedi. Kendisine "Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ataşemiliterliğini daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz." cevabının verilmesi üzerine Büyük Önder, Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya şu mektubu yazdı: "Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben, Sofya'da ataşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise lütfen açık söyleyiniz." Bunun üzerine Mustafa Kemal, 1915'te Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu'ya bağlı Tekirdağ'da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığına atandı. Gelibolu Yarımadası'na asker çıkaran ve Conkbayırı'na ilerleyen düşman kuvvetleri, Atatürk'ün komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzuyla geri çekildi. Mustafa Kemal Paşa, cephanesi biten Türk askerine "Cephaneniz yoksa süngünüz var." diyerek, moral ve güven verdi. Mustafa Kemal, Conkbayırı taarruzu sırasında göğsüne isabet eden şarapnel parçasının cebindeki saati parçalayarak dönmesi sonucu mutlak ölümden kurtuldu. Mustafa Kemal Paşa, sadece Gelibolu Yarımadası Kuzey Bölgesi Muharebelerinin değil, aynı zamanda Çanakkale Boğazı'nın, Çanakkale Cephesi'nin, İstanbul'un da kaderini tayin etti ve böylece Çanakkale Savaşları'nda Mustafa Kemal Paşa "Anafartalar Kahramanı" olarak ün kazandı. Çanakkale'den sonra Doğu Cephesi'nde 16. Kolordu Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, 1916'da Rus saldırılarını durdurarak Bitlis ve Muş'u düşmandan geri aldı ve bu cephede generalliğe terfi etti. Ülkenin işgali ile Samsun'a hareket etti Filistin ve Suriye'de görevli 7. Ordu Komutanlığına 1917 Temmuz ayında atanan Mustafa Kemal Paşa, bir süre sonra 2. Ordu Komutanlığına tayin olsa da görevi kabul etmeyerek Genel Karargah emrinde İstanbul'da kaldı. Aynı yıl Veliaht Vahdettin ile Almanya'ya giderek Alman Genel Karargahı ve Alman savaş cephelerinde incelemelerde bulundu. Suriye cephesinde 1918'de yeniden görevlendirilen Mustafa Kemal, 7. Ordu Komutanı olarak görev yaptı ve bu sırada İngilizlerin asıl amaçlarının İskenderun'u işgal edip, kuzeye çekilmekte olan 7. Ordu'yu abluka altına almak olduğunu İstanbul'a bildirdi. İngilizlerin İskenderun'u dirençle karşılaşmadan 9 Kasım 1918'de teslim alması üzerine Mustafa Kemal Paşa, hükümet merkezi ile yaptığı telgraf görüşmelerinde, İngilizlere verilen tavizleri tenkit etti. "Böyle giderse memleketin binbir türlü entrika ve istilaya maruz kalacağını" izah etmeye çalışan Mustafa Kemal Paşa'ya, Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı ve 7. Ordu'nun lağvedildiği bildirildi. Paşa, bu acziyetin tamamen ortadan kaldırılmasını istiyordu ve emrindeki birliklerin komutasını 2. Ordu Komutanı Nihat Paşa'ya bırakarak aynı gün akşamı Adana'dan trenle İstanbul'a hareket etti. İstanbul'da, 13 Kasım 1918'den 16 Mayıs 1919'a kadar kalarak memleketin genel durumunu yakın arkadaşlarıyla kritik eden Mustafa Kemal Paşa, ülkesinin kaderini değiştirecek Samsun yolculuğuna çıktı ve istiklal mücadelesini başlattı. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak Ordu Müfettişliği görevi ile İstanbul'dan ayrıldı. Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919'da Amasya Genelgesi'ni yayımladı. Türk milletine, "vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas'ta bir kongre toplanacağını" bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükümeti'nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da, 4 Eylül 1919'da Sivas'ta toplanan kongrelerin başkanlığını yaptı. Bu kongrelerde alınan, "Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükümetin kurulacağı ve bir milli meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği" kararlarıyla Büyük Millet Meclisi'nin de temelleri atıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Atatürk öncülüğünde 23 Nisan 1920'de Ankara'da tarihi görevine başladı. Mustafa Kemal Atatürk, Meclis ve Hükümet Başkanı seçildi. Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı'nın tanığı Anadolu Ajansını kurdu TBMM açılmadan 17 gün önce, 6 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Anadolu Ajansı (AA) kuruldu. "Milli Mücadele'nin sesini dünyaya duyurmak" amacıyla kurulan AA, TBMM'nin çıkardığı ilk yasaları duyurdu, Milli Mücadele'nin ve Kurtuluş Savaşı'nın her aşamasına tanıklık etti. TBMM açılarak milli bir hükümet kurulmasına rağmen Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı. "Sevr Antlaşması bizce mevcut değildir" Atatürk, United Telegraph gazetesi muhabirine yaptığı açıklamada, Sevr Antlaşması'nı tanımadıklarını vurgulayarak, "Siyasi, adli, iktisadi ve mali bağımsızlığımızı imhaya ve neticede yaşama hakkımızı inkara ve kaldırmaya yöneltilmiş Sevr Antlaşması bizce mevcut değildir." dedi. TBMM tarafından Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması'nın kabul edilmediği dünyaya duyuruldu. "Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz" İtilaf Devletleri'nin yardımıyla İzmir'i işgal eden Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi, 1921'de Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile durduruldu. Yunan ordusunun 23 Ağustos 1921'de yeniden taarruz etmesiyle Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Atatürk, birliklere, "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." diyerek tarihe geçen emrini verdi. "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" ünvanı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği Türk ordusu, Yunan ordusunu bozguna uğrattı, Sakarya Meydan Muharebesi'ni zaferle sonuçlandırdı. 22 gün süren savaşta Yunan ordusu ağır kayıplara uğratıldı. Bu zafer dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk'e TBMM tarafından "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" ünvanı verildi. Sakarya Zaferi'nin ardından 13 Ekim 1921'de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, 20 Ekim 1921'de Fransızlarla Hatay haricinde bugünkü Türkiye sınırının çizildiği Ankara Antlaşması imzalandı. Atatürk'ün komutanlığında Türk ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922'de karşı saldırıya geçerek Büyük Taarruz'u başlattı. Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği 30 Ağustos 1922'deki Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi'nde Türk ordusu, Yunan ordusunu bozguna uğrattı. Kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk ordusu, 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi. Anadolu'yu düşman istilasından kurtaran büyük askeri zaferlerin ardından 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri, işgal ettikleri Türk topraklarından çekildi. Kurtuluş Savaşı, ülkenin kaderinin değiştiği, Türk milletinin dünyaya meydan okuduğu, kahramanlık destanlarının yazıldığı savaş olarak tarihe geçti. Türkiye'nin bağımsızlık belgesi Lozan Barış Antlaşması imzalandı İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalandı. Büyük Önder, Lozan Antlaşması'na ilişkin, "Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı Atatürk, Fransa'da ihtilal ile kurulan cumhuriyeti, demokrasiyi ve yönetim şeklini inceledi ancak bunun aynısının Türkiye'de uygulanamayacağını öngördü. Ülkenin siyasal, sosyolojik ve ekonomik yapısını çok iyi bildiğinden, demokrasinin sadece Cumhuriyet ile toplumun tüm kesimlerince içselleştireceğini biliyordu. Atatürk'ün yakın arkadaşlarından, usta gazeteci ve yazar Falih Rıfkı Atay, "Çankaya" adlı eserinde, Cumhuriyet'e giden süreci ve Mustafa Kemal'in görüşlerini ana hatlarıyla şu cümlelerle kaleme aldı: "Rejimdeki olağanüstü olmayan durumların çözümlenmesi zorunluluğu ortaya çıktı. Çünkü Türkiye'nin devlet şekli henüz belirlenmemişti. Kanun-i Esasi'de yeni hükümet şeklini açıkça belirlemek gerekiyordu. Çünkü padişahlık ve hilafet taraftarları hala vardı." Atatürk, Cumhuriyet ilan edilene kadar Cumhuriyet fikrini muhalefet olur düşüncesiyle gizli tuttu ama yeni yönetim şeklinin çabuk kabul edilmesi için çalışmalar yürüttüğünü Nutuk'ta "Devlet yönetimini, Cumhuriyet'ten söz etmeksizin, ulusal egemenlik ilkeleri çerçevesinde, her an Cumhuriyet'e doğru yürüyen şekilde toparlamaya çalışıyorduk." sözleriyle kaleme aldı. TBMM tarafından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal Atatürk de Cumhurbaşkanı seçildi. 1938'de vefatına dek arka arkaya 4 kez Cumhurbaşkanı seçilen Büyük Önder Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik 14 Haziran 1926'da suikast girişimi engellendi, elebaşları İzmir'de tutuklandı. Büyük Önder, suikast girişimine ilişkin Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, "Alçak girişimin benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyet'imize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Gazi Mustafa Kemal'e 24 Kasım 1934'te 2587 sayılı Kanun'la "Atatürk" soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı. Ekonomi, dış politika ve tarımdaki hamleleri Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacıyla 1933'te Beş Yıllık Sanayi Planı'nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı. Milletler Cemiyeti'ne girilmesi, Balkan Antantı'nın imzalanması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası adımlar, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu. Tarıma ve çiftçiye değer veren Atatürk, çiftliklerde 1925'ten başlayarak 13 yıl süre ile planlı ve ciddi bir şekilde çalışmalar yaptırdı, ürüne elverişli uygun olmayan topraklarda çiftlikler kurarak bu toprakları ziraata elverişli hale getirdi. "Hatay, benim şahsi meselemdir" Atatürk, ulusal meseleden ziyade, "Benim şahsi meselemdir." dediği Hatay'ın ana vatana katılması için yoğun çaba sarf etti ve hedefi vefatının ardından 1939'da gerçekleşti. Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıl süren yaşamında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı. Askeri ve siyasi dehasıyla saygınlığını koruyan Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938'de 57 yaşındayken Dolmabahçe Sarayı'nda saat 09.05'te hayata gözlerini yumdu. Atatürk'ün vefatı yalnız Türkiye'de değil bütün dünyada büyük üzüntüyle karşılandı. Ata'nın cenazesinin Anıtkabir yolculuğu Atatürk'ün naaşı, 16 Kasım'da Dolmabahçe Sarayı tören salonunda katafalka konuldu. 19 Kasım günü cenaze büyük bir kalabalık tarafından Yavuz Zırhlısı ile İzmit'e, oradan da aynı günün akşamı tüm yurt gezilerinde kullandığı tren ile Ankara'ya uğurlandı. Ankara'da 20 Kasım'da devlet erkanı ve yabancı devlet insanları tarafından karşılanan cenaze, TBMM önünde katafalka konuldu. Büyük bir cenaze töreni ile 21 Kasım 1938'de Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konulan Atatürk'ün naaşı, ebedi istirahatgahı Anıtkabir'e taşındığı 10 Kasım 1953'e kadar burada kaldı. "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" diyen Atatürk, ebedi istirahatgahı olan Türkiye'nin kalbi Anıtkabir'de Türk milletinin gönlünde yaşamaya devam ediyor.

Operasyonda Şanlıurfa’da Bulunuyor Haber

Operasyonda Şanlıurfa’da Bulunuyor

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ankara merkezli 10 ilde düzenlenen "change araç" şebekelerine yönelik operasyonlarda 35 şüphelinin yakalandığını bildirdi. Bakan Yerlikaya, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, operasyonların, cumhuriyet başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı koordinasyonunda, il emniyet müdürlükleri asayiş şube müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu düzenlendiğini belirtti. "Change araç" şebekelerine yönelik geçen hafta düzenlenen operasyonlarda 35 şüphelinin yakalandığını, bunlardan 10'unun tutuklandığını ve diğerlerinin işlemlerinin devam ettiğini aktaran Yerlikaya, "2025 yılının 9 ayında 19 ilde 'change araç' şebekelerine yönelik düzenlenen operasyonlarda ise 495 vatandaşı mağdur ettiği tespit edilen toplam 407 şüpheliden 160'ı tutuklandı ve 104'ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı." bilgilerini verdi. Paylaşımında operasyonlara ilişkin görüntülere de yer veren Yerlikaya, şunları kaydetti: "Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, Çorum, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Mersin, Samsun, Şanlıurfa ve Tokat'ta düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin, çeşitli marka-model 495 aracı change yaparak vatandaşlarımızı mağdur ettikleri tespit edildi. Vatandaşlarımızı mağdur eden bu suç şebekelerinin belini kırdık. Bir daha milletimizi dolandırmamaları için bunları takip ediyoruz, her an enselerindeyiz. Mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. Emeği geçenleri tebrik ediyorum."

Heyelanda Baba ve 2 Kızı Öldü Haber

Heyelanda Baba ve 2 Kızı Öldü

Samsun'un Canik ilçesinde meydana gelen heyelanda, akaryakıt istasyonunun yanındaki oto yıkamacıda üzerlerine kaya parçaları ve toprak düşen baba ile 2 kızı öldü. Samsun-Ordu kara yolu Kirazlık mevkisinde bulunan oto yıkama parkına saat 23.00 sıralarında toprak kaydığı ve kaya parçaları düştüğü bildirildi. İhbar üzerine olay yerine AFAD, itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Toprak altında kalan 4 kişilik aileden 31 yaşındaki anne Çiğdem Kaya yaralı olarak kurtarıldı. Ekipler, baba Adem Kaya (35) ve çocukları Ayla Kaya (7) ile Açelya Lina Kaya'ya (5) ulaştı. Toprak altından çıkarılan baba ve 2 çocuğunun hayatını kaybettiği bildirildi. Ayağında kırıklar bulunan anne Çiğdem Kaya'nın Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyata alındığı ve operasyonun sürdüğü öğrenildi. Samsun Valisi Orhan Tavlı, bir ailenin araçlarını yıkarken göçük meydana geldiğini söyledi. Ailenin 4 kişilik olduğunu vurgulayan Vali Tavlı, "Annemizi hastaneye ulaştırdık. Ayağında kırıklar var şu anda ameliyata alındı. Baba ve 2 çocuğunu da göçük altından çıkardık ve hastaneye sevk ettik. Hastaneden aldığımız bilgiye göre baba ve 2 yavrumuzu maalesef kaybettik." dedi. Tavlı, göçük altında başka bir kişi olmadığını sözlerine ekledi. Adalet Bakanı Tunç'tan açıklama Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Samsun'un Canik ilçesinde bir akaryakıt istasyonunun bulunduğu yerde meydana gelen toprak kayması sonucu hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralı olarak çıkarılan ve tedavi altına alınan vatandaşa acil şifa diledi. Bakan Tunç, paylaşımında şunları kaydetti: "Hepimizi derinden üzen olayla ilgili Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmış olup 1 Cumhuriyet Başsavcıvekili ve 1 Cumhuriyet Savcısı görevlendirilmiştir. Soruşturma tüm yönleriyle titizlikle sürdürülmektedir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.