Uygulamalarımız appstore googleplay

#Sağlık

gazeteci63.com - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa’da Uzman Hekim Uyarısı Haber

Şanlıurfa’da Uzman Hekim Uyarısı

Balıklıgöl Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Yiğit Rastgeldi, kamuoyunda “zayıflama iğneleri” olarak bilinen GLP-1 agonistleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yayımladığı yeni obezite kılavuzuna dikkat çeken Uzm. Dr. Rastgeldi, obezite sorunu yaşayan yetişkin bireylerde GLP-1 agonistlerinin obezitenin uzun süreli tedavisinde kullanılabileceğinin belirtildiğini ifade etti. Rehberde ayrıca, bu ilaçlara erişimin artırılması amacıyla ülkelere ve ilaç firmalarına çağrıda bulunulduğunu vurguladı. Türkiye’de mevcut durumda bu ilaçların Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) geri ödeme kapsamında yer almadığını belirten Rastgeldi, obezite tedavisinde kullanım onayı bulunan başlıca ilaçların liraglutide, semaglutide ve tirzepatide olduğunu söyledi. Uygun hastalarda bu tedavilerle ayda ortalama 3 ila 12 kilogram arasında kilo kaybı sağlanabildiğini aktaran Rastgeldi, her ilaçta olduğu gibi GLP-1 agonistlerinin de bazı yan etkilerinin bulunduğunu dile getirdi. Yan etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk günlerinde görülen mide bulantısı, kusma ve ishal gibi hafif şikâyetlerle sınırlı olduğunu ifade eden Rastgeldi, nadir durumlarda pankreas enzimlerinde yükselme gibi daha ciddi yan etkilerin de görülebileceğini belirtti. Obezite tedavisinin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Rastgeldi, düzenli takip ve bilinçli kullanımın tedavinin başarısı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Balıklıgöl Devlet Hastanesi olarak obeziteyle mücadelede hastalara bilimsel ve güvenli tedavi yaklaşımlarıyla destek vermeye devam ettiklerini belirten Rastgeldi, vatandaşları kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemeleri konusunda uyardı.

Soğuk Havada Hastalığa Dikkat Haber

Soğuk Havada Hastalığa Dikkat

Prof. Dr. Mustafa Gerek, havaların soğumasıyla kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesinin viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını hızlandırdığını bildirdi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektör Yardımcısı ve Gülhane Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Gerek, AA muhabirine, kapalı alanlarda ısı farklılıklarının fazla olması, havanın daha kirli hale gelmesi ve aynı havanın solunmasının hastalıkların bulaşmasını kolaylaştırdığını söyledi. Son günlerde influenza vakalarında artış gözlendiğini belirten Gerek, "Pandemi dönemindeki seviyelerde değiliz ancak özellikle polikliniklere üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış var. Bu hastaların önemli bir kısmı viral enfeksiyonlardan oluşuyor ve bazı vakalarda semptomlar ağır seyrederek hastanede yatış ve bakım ihtiyacı doğurabiliyor." dedi. Burunun solunum sisteminin en önemli savunma organlarından biri olduğunu vurgulayan Gerek, solunan havadaki virüs, bakteri ve partiküllerin büyük ölçüde burun tarafından tutulduğunu, bu savunma mekanizmasının zayıflaması durumunda hastalık riskinin arttığını ifade etti. Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının yalnızca burunu değil, burunla bağlantılı sinüsleri de etkilediğini aktaran Gerek, "Alın, yanak ve burun bölgesinde, içi hava dolu olan ve sinüs olarak adlandırılan boşluklar bulunur. Bu yapılar burunla birlikte salgı üretir. Viral enfeksiyonlar sırasında bu bölgeler kolaylıkla etkilenebilir. Bu durum geniz akıntısı, yüksek ateş, baş ağrısı, başta ağırlık hissi ve göz altlarında morarmaya yol açabilir." diye konuştu. "Sıcak ve soğuk hava sinüziti olumsuz etkiliyor" Prof. Dr. Gerek, son dönemde viral enfeksiyonların sıklığı ve şiddetinin artmasının sinüzit gibi sorunları da beraberinde getirdiğini anlatarak, "Bu tür yakınmalarla karşılaşıldığında öncelikle tuzlu suyla burun temizliği başta olmak üzere düzenli burun temizliği yapmak, hastalığın ağırlaşmasını önleyebilir. Erken dönemde alınacak tedbirler, sürecin ilerlemesini engelleyebilir." ifadelerini kullandı. İklim koşullarının sinüzit üzerinde etkili olduğuna dikkati çeken Gerek, hem aşırı sıcak hem de çok soğuk havanın sinüziti olumsuz etkilediğini söyledi. Aşırı sıcak ortamlarda burun içi salgıların hızla kuruduğunu, çok soğuk havalarda ise burunun havayı ısıtma görevini yerine getirmekte zorlandığını ifade eden Gerek, soğuk havalarda yüz ve ağız bölgesinin atkı ya da kaşkolle korunmasının solunan havanın daha kolay ısınmasına yardımcı olacağını belirtti. "Sinüzit varsa su tüketimi çok önemli" Sinüzit şikayeti olanlara önerilerde bulunan Gerek, kış aylarında da yeterli su tüketiminin büyük önem taşıdığını söyledi. Gerek, ortam sıcaklığının 21-24 derece arasında tutulması, aşırı sıcak ortamlardan kaçınılması ve ortam neminin dengelenmesi gerektiğini de kaydetti. Koyu burun akıntısının her zaman sinüzit anlamına gelmeyebileceğini belirten Gerek, "Tedavi edilmeyen sinüzit, her türlü komplikasyona açık bir tablodur. Kafa içi komplikasyonlar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Şiddetli baş ağrısı ve halsizlikle başlayan, 'beyin sisi' olarak adlandırılan durumlar ortaya çıkabilir ve bu tablo hayatı tehdit edebilir. Şeker hastalığı bulunan kişilerde kronik sinüzit özellikle istenmeyen bir durumdur. Alerji de sinüzitin gelişimini kolaylaştırabilir." diye konuştu.

Kanser Başarıyla Tedavi Edildi Haber

Kanser Başarıyla Tedavi Edildi

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Op. Dr. Ahmet Bertan ve Op. Dr. Mehmet Nuri Yıldız tarafından rektum (son bağırsak) kanseri tanısı bulunan bir hastaya başarılı bir cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Yapılan ameliyat sonrası hastanın sağlığına kavuşarak günlük yaşamına yeniden sağlıklı bir şekilde devam etmesi sağlandı. Erken tanı ve doğru cerrahi yaklaşımın önemine dikkat çeken hekimler, rektum kanserinin uygun şartlarda yüz güldürücü sonuçlarla tedavi edilebildiğini vurguladı. Hastanın başvuru sırasında yaşadığı şikâyetler üzerine yapılan değerlendirme ve kolonoskopi incelemesi sonucunda rektumda kitle saptandığı, ardından rektum kanseri tanısı konulduğu bildirildi. Planlı olarak laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirilen ameliyatta, kanserli doku onkolojik prensiplere uygun şekilde çıkarıldı. Cerrahi işlem sırasında bağırsak devamlılığı korunarak ameliyat tamamlandı ve ostomi (torba) açılmasına gerek duyulmadı. Ameliyat sonrası genel durumu iyi olan hastanın erken dönemde ayağa kalktığı, takip ve tedavi sürecinin sorunsuz şekilde devam ettiği ifade edildi. Hasta Mehmet Feze, başarılı geçen ameliyat ve tedavi süreci dolayısıyla hekimlere teşekkürlerini iletti. Hasta yakını İbrahim Feze ise, “Ameliyat için şehir dışına yönlendirilmiştik ancak Şanlıurfa’da, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bu başarılı operasyonun gerçekleştirilmesi bizler için büyük bir memnuniyet oldu. Başta hekimlerimiz olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyor, Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.

Akciğerde Hasara Yol Açıyor Haber

Akciğerde Hasara Yol Açıyor

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Aydemir, "Elektronik sigaraya bağlı akciğer hasarıyla başvuran, hastaneye ve yoğun bakıma yatırdığımız çok sayıda hastamız var." dedi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Prof. Dr. Aydemir, AA muhabirine, elektronik sigaranın son yıllarda "salgın" gibi yayıldığını söyledi. Aydemir, bunda toplumda oluşan "zararsız" algısının önemli rol oynadığına işaret ederek, "Oysa elektronik sigaralar zararsız değil, sigaraya göre daha az zararlı değil. Bu tamamen yanıltıcı, pazarlama ve satış algısı. Güncel verilerde, bilimsel çalışmalarda ve klinik vakalarda görüyoruz ki elektronik sigaralar da akciğerlere ciddi derecede hasar veriyor. Elektronik sigaraya bağlı akciğer hasarıyla başvuran, hastaneye ve yoğun bakıma yatırdığımız çok sayıda hastamız var." diye konuştu. Aydemir, "Elektronik sigaranın içindeki o buharda nikotin, ağır metaller, zararlandırıcı kimyasal çeşidi, toksik maddeler, gazlar var. Elektronik sigaranın uzun süre kullanılması da akciğerlerde geri dönüşümsüz kalıcı hasara sebep olabiliyor." ifadesini kullandı. "Elektronik sigara, sigara bırakma yöntemi değil" Elektronik sigaranın sigara bırakma yöntemi olmadığının altını çizen Aydemir, şöyle devam etti: "Bilimsel veriler ve çalışmalar da bunu söylüyor. Sigara bırakmayı düşünen hastalarımızın, elektronik sigaraya yönelmek yerine bizlere gelmesini, sigara bırakma polikliniklerine başvurmasını rica ediyoruz. Sigara bırakma polikliniklerinde elektronik sigaralardan çok daha faydalı ve başarı etkinliği kanıtlanmış çeşitli tedavi yöntemleriyle hastalarımıza sigarayı bıraktırmayı başarıyoruz." Aydemir, elektronik sigarada bağımlılık yapıcı maddeler bulunduğuna dikkati çekerek, kartuşlarının kalitesiz ve ucuz olması, nasıl yapıldığı belli olmayan ve hijyenik olmayan ortamlarda hazırlanan zararlı maddeler içermesi nedeniyle akciğerlerde ciddi hasarlara neden olduğunu belirtti. Gençlere tütün mamullerinden ve elektronik sigaradan uzak durmaları tavsiyesinde bulunan Aydemir, şunları kaydetti: "Elektronik sigara da normal sigara gibi pasif içicilik anlamında etraftakilere zarar veriyor. Özellikle kapalı ortamlarda uzun süre elektronik sigara dumanı, o ortamda bulunan insanı da etkileyebilir. Özellikle de astım ve alerji hastaları, bu tip maddelere karşı reaksiyon gösteren hastaları ciddi manada elektronik sigara dumanı etkilemektedir. Bu tip kötü alışkanlıklara başlandığında ileride bırakmak gerçekten zor oluyor. Merak veya özenti gibi duygularla bunlara hiçbir şekilde başlamasınlar."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.