Uygulamalarımız appstore googleplay

#Safi Arpaguş

gazeteci63.com - Safi Arpaguş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Safi Arpaguş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ramazan Ayının Temasını Duyurdu Haber

Ramazan Ayının Temasını Duyurdu

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “2026 yılı Ramazan temasını ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirledik. Ramazan ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz.” dedi. 2026 Yılı Ramazan Teması Tanıtım Programı, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un katılımıyla Diyanet İşleri Başkanlığı 15 Temmuz Milli İrade Şehit Ali Alıtkan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. “Camilerimizin temsil ettiği değerlerin hayata taşınmasını amaçlıyoruz” Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Başkan Arpaguş, Başkanlığın her yıl Ramazan ayında toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı artırmak amacıyla önemli temaları gündeme getirdiğini belirterek, “2026 yılı Ramazan temasını ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirledik. Ramazan ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz. Bununla İslam’ın mabet merkezli hayat tasavvurunun daha iyi anlaşılmasını ve camilerimizin temsil ettiği değerlerin hayata taşınmasını amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı. “Bizi biz yapan değerlerin yeniden gündeme taşınması, büyük önem arz etmektedir” Dünyanın büyük bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Başkan Arpaguş, “Teknolojik gelişmelerin her şeyi hızlıca küreselleştirdiği günümüzde, ilgi ve eğilimlerin her geçen gün farklılaşması, insanların din, toplum ve hayat algılarını da pek çok açıdan etkilemektedir. Bunun bir yansıması olarak dünyanın birçok noktasında maddi ve manevi bunalımların, kaos ve kargaşanın hayatı kuşattığını görüyoruz. Çepeçevre hayatı kuşatmış bir dünyadan bahsediyoruz. Böyle bir zamanda İslam’ın hayat veren ilke ve hakikatlerinin, bizi biz yapan değerlerin yeniden gündeme taşınması, büyük önem arz etmektedir.” şeklinde konuştu. “Kabe ve Mescid-i Nebevi, camilerin Müslümanların hayatındaki yerini göstermesi bakımından dikkat çekicidir” Söz konusu ilke ve değerlerin en önemli sembollerinden bir tanesinin camiler olduğunu dile getiren Başkan Arpaguş, “Zira insanın hem iç dünyasını hem toplumsal hayatını ilgilendiren değerler, tarihten bugüne hep camilerde vücut bulmuş, camilerden hayata taşınmıştır. İslam medeniyeti mabet ekseninde neşvünema bulmuştur. İnanç ile hayat arasındaki bağ camiler vasıtasıyla daima canlı tutulmaya çalışılmış ve hayata aksettirilmiştir. Bu anlamda tevhit inancının merkezi olan Kabe ve medeniyetimizin beşiği olan Mescid-i Nebevi, camilerin Müslümanların hayatındaki yerini ve önemini göstermesi bakımından son derece dikkat çekicidir.” ifadelerine yer verdi. Başkan Arpaguş, Kabe’nin birer şubesi mesabesindeki tüm camilerin, tarih boyunca namaz kılınan bir mekan olmalarının yanı sıra inancın, ahlakın, dini bilginin, erdemli hayatın öğrenildiği ve toplumsal dayanışmanın pratiğe dönüştürüldüğü çok yönlü müesseseler olarak hizmet verdiğini de ifade etti. “Bu kutlu mekanlar İslam medeniyetinin insanı kuşatan yaklaşımının en bariz sembolleri olmuşlardır” Başkan Arpaguş, “Bilginin hikmetle buluştuğu, kalplerin aynı amaçla birleştiği bu müesseseler, ibadeti bilince, kulluğu sorumluluğa dönüştürerek geçmişten günümüze fert ve toplum hayatına istikamet vermiştir. Böylece bu kutlu mekanlar, tarih boyunca İslam medeniyetinin insanı kuşatan ve hayatı bütüncül bir şekilde ele alan yaklaşımının en bariz sembolleri olmuşlardır.” diye konuştu. “Cami merkezli kolektif bir bilinç oluşturulması zaruret arz etmektedir” Hızlı kentleşme, insanların bireyselleşmesine ve aralarındaki bağların gitgide zayıflamasına yol açabildiğini ifade eden Başkan Arpaguş, “Bu durum, ne yazık ki cami ile hayat arasındaki ilişkide de kendini göstermekte. Bugün sosyal hayatı tehdit eden bencilleşme ve yalnızlaşma gibi sorunların üstesinden gelebilmek adına yeniden cami merkezli kolektif bir bilinç oluşturulması zaruret arz etmektedir. Bu da ancak mabet ile hayat arasındaki bağın güçlendirilmesiyle mümkün olacaktır.” şeklinde konuştu. Başkan Arpaguş, Ramazan ayının çağın baş döndürücü hızıyla savrulan zihinleri teskin etmek, gönüllere inşirah vermek, kulluk yönündeki istikameti tahkim etmek için Müslümanlara sunulmuş değerli bir imkan olduğunu anlattı. “Ramazan ayı, Allah’ın yeryüzüne rahmetinin açık bir tecellisidir” Ramazan ayının, insanın kendine döndüğü, kalbine yöneldiği, hayatına anlam kazandırdığı bir okul olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sahuruyla, iftarıyla, teravihiyle, mukabelesiyle, itikafıyla, Kadir Gecesi’yle ve daha birçok feyiz ve bereketiyle Allah’ın yeryüzüne rahmetinin açık bir tecellisidir. Bu ayın bereketli ikliminde tutulan oruçlar ve yapılan iyilikler, mümin yüreklerde tarifsiz bir itminan oluşturur. Bu ayda camilerde kılınan teravih namazları, okunan mukabeleler, yapılan vaaz ve irşat faaliyetleri gönüllerin ihyasına önemli katkılar sunar. Bilhassa çocukların ilk teravih tecrübeleri, cemaatle eda ettikleri vakit namazları ve cami ortamında kazandıkları değerler, genç dimağlarda silinmez izler bırakır. Bu noktada anne-babalara büyük sorumluluklar düşmektedir.” “Çocuklarımızın gönül dünyalarında ramazana dair tatlı hatıralar biriktirebilmeleri için destek olalım” Ramazan ayının gönüllerde rikkat oluşturan manevi atmosferinden hakkıyla istifade edebilmeleri için çocukların teşvik edilmesi gerektiğini aktaran Başkan Arpaguş, “Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarında ramazana dair tatlı hatıralar biriktirebilmeleri için onlara destek olmalıyız. Onları sahurun bereketiyle buluşturalım; orucun lezzeti, iftarın sevinciyle tanıştıralım. Beş vakit namazda ve teravih namazlarında birlikte ibadet etmenin hazzını ve huzurunu hep beraber doyasıya yaşayalım. Paylaşmanın, yardımlaşmanın ve dayanışmanın güzelliklerini bizzat yaşayarak öğrenmelerini temin edelim. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hayat tasavvurları, camilerimizin sekinet veren ikliminde, din-i Mübin-i İslam’ın ilkeleriyle tahkim etmenin gayreti içinde olalım.” şeklinde konuştu. “Bu mübarek ay, kardeşlik duygularımızı pekiştirmektedir” Ramazan ayının yardımlaşma ve paylaşma ayı olduğunu da hatırlatan Başkan Arpaguş, “Bu mübarek ay, infak, ikram, zekat, fitre ve sadakalarımızla dayanışma bilincimizi güçlendirmekte ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmektedir.” ifadesini kullandı. “Vakfımız, kardeşlerimizin ramazan sevinci olmaya devam edecektir” Başkanlığın, Türkiye Diyanet Vakfıyla birlikte “iyiliği yeryüzüne egemen kılma” ülküsüyle çeşitli faaliyetler yürüttüğünü belirten Başkan Arpaguş, “Vakfımız, her sene olduğu gibi bu yıl da yurt içinde ve yurt dışında Ramazan’ın huzur veren ikliminden mahrum olan kardeşlerimizin ramazan sevinci olmaya devam edecektir.” dedi. “Müslüman şahsiyetiyle asla bağdaşmayacak söz, tavır ve davranışlardan kesinlikle sakınılmalıdır” Başkan Arpaguş, konuşmasının şöyle tamamladı: “Bildiğiniz üzere Ramazan ayında hem yerel ve ulusal medyada, hem de dijital mecralarda yoğun bir şekilde dini programlar icra edilmektedir. Milletimiz bu programlara büyük bir teveccüh göstermektedir. İnsanları ramazanın manevi iklimiyle buluşturmayı hedefleyen tüm bu çalışmalar elbette kıymetlidir. Bu alanda ciddiyetle ve samimiyetle hizmet üreten herkesi takdir ediyoruz. Onlara teşekkür ediyoruz. Ancak, milletimizin dini konulara teveccühünün zaman zaman suiistimal edildiğine de şahit oluyoruz. Maalesef bazı mecralarda, sırf daha çok izlensin düşüncesiyle ramazanın ruhuyla örtüşmeyen meseleler gündeme getirilerek insanların dini duyguları istismar edilmektedir. Hatta ibadetler birer tartışma konusu haline getirilerek zihinler bulandırılmaktadır. Dolayısıyla bu hususta hem medyada program yapacak kardeşlerimizin hem de milletimizin daha duyarlı olmalarını, daha bilinçli davranmalarını istirham ediyoruz. Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da kullanacağımız dil ve üsluptur. Özellikle dini konularda konuşurken nezaket ve zarafet son derece önemlidir. Onun için Müslüman şahsiyetiyle asla bağdaşmayacak söz, tavır ve davranışlardan kesinlikle sakınılmalıdır. Bu vesileyle idrak ettiğimiz maneviyat ikliminin, günahlarımızın mağfiretine, kalplerimizin tezkiyesi ve her türlü kirden tasfiyesine, nefislerimizin ıslahına ve ruhlarımızın ilâhî nurla ihyasına vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Başta milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin Ramazan-ı şerifini şimdiden tebrik ediyor; tekrar hepinizi muhabbetle selamlıyorum.” Programa, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, Dr. Hüseyin Hazırlar, Dr. Hafiz Osman Şahin, Fatih Mehmet Karaca, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Genel Müdürü İzani Turan, Başkanlığın üst düzey yöneticileri ve Başkanlık personeli katıldı.

2026 Hac Kuraları Çekildi Haber

2026 Hac Kuraları Çekildi

Bu yıl kaydını güncelleyen ve ön kayıt yaptıran 1 milyon 799 bin 835 kişinin katıldığı hac kuraları çekildi. Hacı adayları, sonuçları saat 20.00'den itibaren e-Devlet üzerinden öğrenebilecek. Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu'nda, bilgisayar ortamında ve noter huzurunda yapılan kura çekimine, görevlilerin yanı sıra hacı adayları ve yakınları katıldı. Hac kurası öncesi konuşan Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, kura sonuçlarının hayırlara vesile olması dileğinde bulundu. Hac ibadetinin İslam'ın temel şartlarından biri olduğunu anımsatan Arpaguş, "Peygamber Efendimiz, yüce dinimiz İslam'ın beş temel esasından birinin de hac ibadeti olduğunu haber vermiştir. Haccın nasıl eda edileceğini ise hac mevsiminde bizzat yaparak Müslümanlara öğretmiştir." dedi. "Hac, zaman ve mekanın değerli bir imkan olduğunu hatırlatmaktadır" Arpaguş, haccın belli zaman ve mekanlarla sınırlı bir ibadet olduğunu belirterek, "Bu ibadet ancak muayyen vakitler içinde Kabe, Arafat, Müzdelife ve Mina'da belli görevleri yerine getirmek suretiyle ifa edilebilmektedir. Haccın bu yönü, müminlere zaman ve mekan bilinci kazandırmaktadır. Müminin Allah'a kulluk yolculuğunda zamanın ve mekanın değerli bir imkan olduğunu hatırlatmaktadır." diye konuştu. Bünyesinde pek çok hikmet ve güzelliği barındıran hac ibadetinin aynı zamanda bir tevhit ve vahdet yolculuğu olduğunu vurgulayan Arpaguş, şöyle devam etti: "Hac, aynı kitaba iman edenlerin, aynı peygamberi önder bilenlerin, aynı kıbleye yönelenlerin büyük bir aşk ve heyecanla bir araya geldikleri muazzam bir kardeşlik buluşmasıdır. Müminleri Allah'ın tevhit çağrısına ulaştıran bu eşsiz ibadet, Müslümanlara ümmet şuuru ve uhuvvet bilinci kazandırmaktadır. Irkı, dili, rengi ve ülkesi farklı milyonlarca Müslüman'ı aynı inanç ve duygularla bir araya getirmekte, vahdette buluşturmaktadır." Diyanet İşleri Başkanlığının 45 yılı aşkın süredir hac organizasyonunu düzenlediğini hatırlatan Arpaguş, "Başkanlığımız, vatandaşlarımızın hac ibadetlerini en güzle şekilde yerine getirebilmesi için kapsamlı çalışmalar yapmakta ve bütün olasılıkları göz önünde bulundurarak herhangi bir sıkıntı yaşamamaları için gerekli tüm tedbirleri almaktadır." ifadelerini kullandı. "Bu sene ülkemize tanınan kontenjan 84 bin 942'dir" Hac ibadetinin zaman ve mekan bakımından sınırlı olması dolayısıyla herkesi aynı anda kutsal topraklara götürmenin mümkün olmadığını ifade eden Arpaguş, şu bilgileri paylaştı: "Mekke'de ibadet mahalleri olan Mescid-i Haram, Mina, Müzdelife ve Arafat belli bir kapasiteye sahiptir. Mevcut kapasiteyi aşan bir kalabalık olduğunda telafisi mümkün olmayan facialar yaşanabilmektedir. Bunun önüne geçebilmek için bütün ülkelere nüfusları oranında kota ve kontenjan sistemi uygulanmaktadır. Bu sene Suudi Arabistan tarafından ülkemize tanınan kontenjan 84 bin 942'dir. Bu yıl yaklaşık 185 bin vatandaşımız ön kayıt yaptırmıştır. Geçmiş yıllardan kayıtlı olup da kaydını güncelleyen vatandaşlarımızla birlikte toplam 1 milyon 800 bine yakın vatandaşımız 2026 yılı hac kurasına katılmaya hak kazanmıştır." Hacla ilgili bazı hatırlatmalar da yapan Arpaguş, "Suudi Arabistan yönetimi tarafından Mescid-i Haram'a girişler dahil hemen her yerde sıkı kontroller yapılmakta, sadece hac vizesi ve nusuk kartı olanların hareme girmesine müsaade edilmektedir. Hac vizesi ve nusuk kartı olmayanların hac ibadeti yapmasına imkan verilmemektedir. Dolayısıyla herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için vatandaşlarımızın hac vizesi dışında bir yöntem arayışına girmemelerini ve bu tür vaatlerle kendilerini arayanlara itibar etmemelerini istirham ediyorum." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.