Uygulamalarımız appstore googleplay

#Pkk

gazeteci63.com - Pkk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pkk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şehadetinin Üzerinden 9 Yıl Geçti Haber

Şehadetinin Üzerinden 9 Yıl Geçti

Görev yaptığı Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden 2017'de memleketi Gümüşhane'ye dönerken PKK'lı teröristlerce Tunceli'de kaçırıldıktan sonra katledilen sınıf öğretmeni Necmettin Yılmaz'ın şehadetinin üzerinden 9 yıl geçti. Gümüşhane'nin Torul ilçesine bağlı Demirkapı köyünde, Gülay ve Hamit Yılmaz çiftinin ikinci çocuğu olarak 14 Aralık 1993'te dünyaya gelen Necmettin Yılmaz, eğitim hayatına Demirkapı İlköğretim Okulu'nda başladı. Yılmaz, Gümüşhane Bağlarbaşı Yatılı Bölge Ortaokulu ile Gümüşhane Ali Fuat Kadirbeyoğlu Anadolu Lisesindeki eğitiminin ardından, üniversite öğrenimi için ilk kez ailesinden ayrılarak Artvin'e gitti. Artvin Çoruh Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünden 2015'te mezun olan Yılmaz, sakin kişiliğiyle tanındı. Meslek hayatına 2015-2016 eğitim öğretim yılında Gümüşhane'nin Torul ilçesindeki Altınpınar İlkokulunda ücretli sınıf öğretmeni olarak başlayan Yılmaz, 16 Ekim 2016'da Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Çiftçibaşı İlkokuluna atandı. Henüz 8 aylık öğretmen olan Yılmaz, 16 Haziran 2017'de yaz tatilini geçirmek için Şanlıurfa'dan memleketi Torul'a dönerken, PKK'lı teröristlerce Tunceli-Erzincan kara yolunun Pülümür ilçesi kesiminde, babasının maddi desteğiyle yeni aldığı aracı yakıldıktan sonra kaçırıldı. 23 yaşındaki Necmettin öğretmenin cenazesi, aramaların 27'nci gününde 12 Temmuz 2017'de Tunceli'deki Pülümür Çayı'nda bulundu. Necmettin Yılmaz'ın cenazesi, 16 Temmuz 2017'de Torul ilçe merkezindeki törenin ardından, doğup büyüdüğü Demirkapı köyündeki aile kabristanına defnedildi. Necmettin öğretmenin adı yaşatılıyor Tunceli Valiliği, Necmettin Yılmaz'ı katleden terörist grubun, İl Jandarma Komutanlığınca 19 Temmuz 2017'de Nazımiye ilçesi kırsalında yürütülen keşif ve gözetleme faaliyetleri sırasında silahlı insansız hava aracıyla etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı, Yılmaz'ın görev yaptığı Siverek Çiftçibaşı İlkokulunun adını "Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz İlkokulu" olarak değiştirdi. Şehidin memleketindeki Torul Anadolu İmam Hatip Lisesinin adı da "Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Anadolu İmam Hatip Lisesi" oldu. Tunceli kent merkezi Mameki Köprüsü'nden başlayarak Pülümür kara yolundaki 6 kilometrelik güzergahın adı "Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Bulvarı" olarak değiştirildi. Yılmaz'ın adı Şanlıurfa, Malatya, Hatay, Kırklareli, Adana, Ağrı, Burdur, Eskişehir ve Batman'daki çeşitli okullarda kütüphanelere, bilim sınıfı, okuma salonu ve atölyelere verildi. Şehidin ismi, İzmir'in Çeşme ilçesindeki "Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz İlkokulu"nda da yaşatılıyor. Tunceli Valiliği tarafından Necmettin Yılmaz adına yaptırılan gezici anaokulu da hizmete devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında, Torul'un Harmancık köyünde kurulan Doğu Karadeniz'in ilk iş geliştirme merkezine, "Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Geleneksel ve Organik Ürünler İş Geliştirme Merkezi" adı verildi. İstanbul Beylikdüzü'nde yapımı tamamlanan binada da "Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Gündüz Çocuk Bakımevi" adıyla hizmet sunuluyor. Öğrencilerine yaz tatili için veda ederken "Çok çalışın" nasihatinde bulunan şehit öğretmenin anısına çeşitli illerde hatıra ormanları oluşturuldu. Yılmaz'ın anısına ayrıca kan bağışı kampanyalarının yanı sıra ihtiyaç sahibi öğrenciler için kırtasiye yardımları ve kermesler gibi çeşitli etkinlikler düzenlendi.

Şehit Kardeşinin Nikâhına İlgi Haber

Şehit Kardeşinin Nikâhına İlgi

Karaköprü'de özel bir mekânda Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Irak’ın kuzeyinde PKK terör örgütüne yönelik düzenlediği operasyon sırasında şehit düşen Piyade Uzman Çavuş İsmail Karataş'ın kardeşi Ziya Karataş'ın nikâh töreni yapıldı. Şehit ailesini bu mutlu gününde Şanlıurfa protokolü yalnız bırakmadı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Irak’ın kuzeyinde PKK terör örgütüne yönelik düzenlediği operasyon sırasında şehit düşen Piyade Uzman Çavuş İsmail Karataş, kardeşi Ziya Karataş Karaköprü'de özel bir mekânda Elif Beyza Güzel ile hayatını birleştirdi. Çifti bu mutlu günlerinde, 20. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Üzeyir Durmuş, Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürü Fatih Yılmaz, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Şanlıurfa Şube Başkanı Mehmet Yavuz, Aile Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Hüseyin İlhan, kurum amirleri şehit yakınları yalnız bırakmadı. Törende genç çiftin nikâh şahitliğini 20. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Üzeyir Durmuş Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürü Fatih Yılmaz, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Şanlıurfa Şube Başkanı Mehmet Yavuz ve Aile Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Hüseyin İlhan nikâh şahitliğini yaptılar. Törende genç çiftin nikâh şahitliğini yapan protokol üyeleri, genç çifte mutluluklar dilerek Şehit İsmail Karataş'ı da andılar.

Görev Süresi 3 Yıl Daha Uzatıldı Haber

Görev Süresi 3 Yıl Daha Uzatıldı

Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan tezkerede, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde terör tehdidinin sürüyor olması ve kalıcı istikrarın henüz tesis edilememesinin, milli güvenlik açısından risk ve tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtildi. Türkiye'nin Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiğine dikkati çekilen tezkerede, "Diğer taraftan, Irak'ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye'de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir. " ifadesine yer verildi. Tezkerede, PKK/PYD-YPG'nin, Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddettiği, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı vurgulandı. Tezkerede, "Diğer taraftan, Suriye'de mevcut yönetimin beklenti ve gereksinimi doğrultusunda ülkenin terörle mücadele imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, sivillerin günlük yaşamlarını ve geri dönüşlerini olumsuz etkileyen mayınların temizlenmesi, ülkedeki kimyasal silahların yerlerinin tespiti ve imhası süreçlerinde de ulusal çabalara eşlik eden uluslararası çalışmaların desteklenmesi ihtiyacı bulunmaktadır." denildi. Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozmaya, istikrar ve güvenlik tesisi çabalarını sekteye uğratmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, Türkiye'nin milli güvenliğine tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması ve Suriye'deki istikrarın tesisine dair çabaların pekiştirilmesinin milli güvenlik açısından hayati önem arz ettiği belirtildi. Tezkerede, şunlar kaydedildi: "Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı Kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye'nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır. Bu mülahazalarla, Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler karşısında Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2.10.2014 tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile verilen ve son olarak 17.10.2023 tarihli ve 1395 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile uzatılan iznin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım." Görüşmelerden Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, istikrarın yalnızca silahla değil, diyalog ve işbirliğiyle sağlanabileceğini belirtti. Tezkerenin süresinin 3 yıl olmasını eleştiren Şahin, "Bizim TBMM geleneğinde böyle bir şey yoktu. TBMM'yi çalıştırmak çok mu zor ki siz 2 yıllık, 3 yıllık tezkereleri buradan çıkarıyorsunuz? Oysa tezkerelerde aslolan her yıl Parlamentoda yenilenebilecek güce iktidarın sahip olduğu gerçeğidir. Sayısal çoğunluğunuz, dilediğiniz gibi bu tezkereleri yılda bir görüşmek suretiyle çıkartabilir." ifadelerini kullandı. Tezkereye destek vereceklerini kaydeden Şahin, "Suriye'de ve Irak'ta Türkiye'ye yönelik bir tehdidin varlığını hepimiz görüyoruz, bu konuda hiçbir tereddüt yok ama yangından mal kaçırır gibi 3 yıllık bir tezkerenin bu parlamentoda görüşülmüş olmasını doğru bulmuyoruz ve iki buçuk yıl sonra Anayasa'ya göre görev süresi tamamlanmış milletvekillerinin bu yönde bir irade kullanması da bir noktada yetki gaspıdır." dedi. İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, PKK, PYD, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin sınırlardaki varlığının Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kıldığını söyledi. Tezkereyi desteklediklerini belirten Ergun, şöyle konuştu: "Dış politika, macera arayışlarından, duygusal reaksiyonlardan ve ideolojik sapmalarından arındırılmış, sadece milli menfaatler ekseninde şekillenmelidir, tezkerelerle talep edilen yetkiler bu büyük ve tarihi vizyonun bir parçası olmalıdır. Bizim 'evet'imiz, terörle mücadeleye destektir ama keyfiliğe, basiretsizliğe, kurumların devre dışı bırakılmasına rıza göstermek değildir. Bizim 'evet'imiz, devletin meşruiyetini, Meclisin iradesini ve hukukun üstünlüğünü koruma iradesidir." MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, tezkereye destek vereceklerini söyledi. Türkiye'nin en uzun güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde terör tehdidinin sürüyor olması ve kalıcı istikrarın henüz tesis edilmemesinin milli güvenlik açısından risk ve tehdit oluşturmaya devam ettiğini kaydeden Aydın, "İçeride olduğu gibi dışarıda da sulhu önceleyen kadim bir siyasi geleneğin mirasçısı olarak Türkiye, komşumuz Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük bir önem atfetmektedir. Öte yandan, Suriye'de PKK-PYD/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Bu terör örgütleri, Suriye merkezli yönetime entegre olmaya yönelik adım atmayı, ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddetmekte, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesine de engel olmaya çalışmaktadır." dedi. DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, Türkiye'nin coğrafyasında huzuru tesis etmenin en doğru yolunun demokratik ve barışçı siyaseti esas almaktan geçtiğini belirtti. Oluç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Orta Doğu'da şiddetin, ölümün değil halkların bir arada eşit ve barışçıl bir yaşamın tarafıyız. Demokratik ve barışçıl yaşamı bu topraklara hakim kılmanın her zamankinden daha güçlü bir şekilde kendisini dayattığını düşünüyoruz. O nedenle, bu anlayışı içermeyen Irak, Suriye tezkeresine 'hayır' oyu vereceğimizi belirtmek istiyorum." CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, 18 yıldır aralıksız yürürlükte olan bir tezkereyi görüşeceklerini belirtti. CHP'nin farklı dönemlerde bu tezkereyi gözden geçirdiğini belirten Tan, geçen 2 tezkereye ise "ret" oyu verdiklerini hatırlattı. Bu tezkereye de "ret" oyu vereceklerini kaydeden Tan, tezkerenin 3 yıllık süreyle çıkarılmasına da tepki gösterdi. Tan, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna katıldıklarını anımsatarak, "Komisyon İmralı'ya gidecekse TSK neden Irak ve Suriye'ye gidecektir? TSK Irak ve Suriye'de ucu açık konuşlandırılmaya devam edecekse Komisyonun Ada'ya gitmesi hangi amacı gütmektedir?" ifadesini kullandı. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Türkiye'nin dünyada barışın anahtarı konumuna geldiğini belirterek, Türkiye'nin aynı zamanda insani yardımlar açısından da dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını söyledi. Terör örgütü PKK'nın "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında bir süre önce kendisini feshettiğini açıklayarak, silah bırakma sürecine girdiğini ilan ettiğini anımsatan Oktay, PKK'nın kendisini feshinin söylemden öteye geçerek bir an önce fiiliyata dönüşmesi gerektiğini, bu süreci ilgili kurumların yakından takip ettiğini belirtti. Oktay, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin sadece kendi vatandaşlarını değil, aynı zamanda komşu ülkelerdeki sivilleri de korumayı önemli bir insani sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti. Mevcut Şam yönetimi ülkenin toprak bütünlüğünü ve istikrarını sağlamak için yoğun çaba harcadığını belirten Oktay, şunları kaydetti: "Ancak bu ülkede istikrar maalesef tam anlamıyla henüz sağlanamamıştır. Suriye'de devam eden istikrarsızlıkta başta İsrail olmak üzere dış güçlerin bu ülkeye gayrimeşru askeri müdahaleleri de önemli bir rol oynamaktadır. PKK'nın Suriye kolu olan PYD, YPG, SDG son on yıldır iç kargaşadan yararlanarak ve yabancı güçlerin de desteğiyle Suriye'nin yaklaşık üçte 1'ini kontrol altında tutmaya devam etmektedir. SDG işgalindeki bölgenin Suriye'nin tarım açısından en verimli topraklarını, su kaynaklarını ve bu ülkenin hidrokarbon ve yer altı kaynaklarını içermekte olması bu terör unsurlarının neden buralarda faaliyet gösterdiklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır, tabii bu terör unsurlarını destekleyenlerin de aynı zamanda. SDG işgalindeki bölgenin Suriye'nin kuzey ve doğu hatlarında, gayrimeşru bir silahlı unsurun Şam Hükümetinin yönetimi dışında fiili kontrol sağlıyor olması gerek Suriye gerek ülkemiz açısından ciddi bir endişe kaynağıdır. Geçmiş dönemde sınır harekatlarını gerçekleştiren bir ülke olarak bugün benzeri tehditlere duyarsız kalmamız düşünülemez. PYD, YPG, SDG'nin Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı, ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddetmekle ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı görülmektedir." CHP'nin kendi iç sorunlarına hapsolduğu için dış politikadaki gelişmeleri takip etmekte zorlandığını ifade eden Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine, bir başka eleştiri vardı gün içinde, Türkiye'yi süt dökmüş kedi gibi tanımlamaya çalıştı bir hatibimiz. Türkiye, özellikle dış politikada süt dökmüş kedi gibi değil, kükremiş aslan gibidir. Eğer dışarıda süt dökmüş kedi ve ağlayanları, onları arıyorsanız da CHP'ye bakmanız yeterli. O, biz değiliz. Bizler bir şeye karar verdiğimizde o konuda ne herhangi bir yabancı büyükelçinin kapılarında görüş almak için bekleriz ne de herhangi bir yerden izin isteriz, gerektiği zaman gerekeni yaparız, bu kadar net." Genel Kurulda, CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız'ın "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi. TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.