Uygulamalarımız appstore googleplay

#Öz Güven

gazeteci63.com - Öz Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Öz Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEKNOFEST Bir Öz Güven Devrimidir Haber

TEKNOFEST Bir Öz Güven Devrimidir

Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST'in bir öz güven devrimi olduğunu belirtti. Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ yürütücülüğünde düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST Güneydoğu, Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda başladı. Bayraktar, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, Şanlıurfa'nın insanlığın yerleşik hayata geçtiği, tarımın geliştiği ve medeniyetin filizlendiği topraklar olduğunu söyledi. Şanlıurfa'yı "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendiren Bayraktar, binlerce yıl önce bu topraklarda kurulan yeni dünyanın ardından bugün de yeni bir geleceğin inşa edildiğini dile getirdi. TEKNOFEST'in 15'incisini gerçekleştirdiklerini söyleyen Bayraktar, "2018'de diktiğimiz bu fidan, bugün büyük bir teknoloji hareketine dönüştü. 81 ilimizden, 97 farklı ülkeden gençlerimiz burada. 62 farklı alandaki teknoloji yarışmalarımıza 730 binin üzerinde takım, 1 milyon 600 binin üzerinde gencimiz başvurdu. Bunlar sadece rakam değil, Türkiye'nin değişen hikayesi." diye konuştu. Bayraktar, bölgedeki çocukların bu hikayenin merkezinde yer aldığını belirterek, Güneydoğu illerindeki gençlerin Deneyap Teknoloji Atölyelerinde yapay zeka ve robotik öğrendiğini ifade etti. Şanlıurfa'ya gelince bir şey daha anladıklarını dile getiren Bayraktar, "Bir sistem, Urfa sıcağında öğle vakti tıkır tıkır çalışırsa dünyada da uzayda da her yerde çalışır." dedi. "Hedefimiz, yüksek teknoloji, yerli üretim, katma değerli ihracat" Bayraktar, "TEKNOFEST, bir öz güven devrimidir. 'Biz yapamayız' diyen anlayışa başkaldırıdır. Taklitçiliğe, öğrenilmiş çaresizliğe itirazdır. İşte TEKNOFEST gençliği, o zihniyete bu meydandan haykırıyor 'Biz yaptık, biz yapıyoruz, en iyisini de biz yapacağız.'" değerlendirmesinde bulundu. Bayraktar, öz güvenin üretimi, üretimin teknolojiyi, teknolojinin ise bağımsızlık zeminini güçlendirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "İşte Milli Teknoloji Hamlesi bunun için var. Milli Teknoloji Hamlesi yalnızca gökyüzünde değildir, tarladadır, fabrikadadır, laboratuvarlardadır, hastanededir, atölyededir, üniversitededir. Bir fikir ekonomik değere, bir hayal üretime, bir proje istihdama, bir teknoloji Türkiye'nin refahına dönüşüyor. Hedefimiz, yüksek teknoloji, yerli üretim, katma değerli ihracat. TEKNOFEST kuşağının öncülüğünde ülkemizin tam bağımsızlığına güç katacak bir girişimcilik ekosistemi kurmak istiyoruz." "Teknolojiyi insanlığın faydasına kullanmak istiyoruz" Bayraktar, tarımsal üretimin ve gıdanın her zamankinden daha stratejik bir mesele haline geldiğine işaret ederek şunları söyledi: "TEKNOFEST kuşağı, tarımda da yeni bir sayfa açıyor, Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME Vakfı). Gıda, her zaman stratejik bir meseleydi, bugün daha da stratejik. Artık tarıma sadece geleneksel bir sektör olarak bakamayız. Tarım, geleceğin yüksek teknolojili alanlarından biri olmak zorunda. Yeni nesil milli tarım teknolojileri, yapay zeka destekli çözümler, genetik bilim, verimlilik, sürdürülebilir üretim… Gençlerin geliştirdiği çözümler bereketli topraklarla buluştukça geleceğimiz daha güçlü ve müreffeh olacak." İnsanlığın yapay zeka ile büyük bir dönüşüm yaşadığına dikkati çeken Bayraktar, bu teknolojinin öğrenmeyi ve araştırmayı hızlandırdığını ancak aklın yerini alan bir rehberden ziyade potansiyeli büyüten bir kaldıraç olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Teknolojinin gücünün dünyada karanlık amaçlar için kullanıldığını belirten Bayraktar, şunları ifade etti: "Teknoloji bir araçtır, yönünü belirleyen, nihai kararı vermesi gereken insandır. Ahlakı ve vicdanı taşıyan da insandır. Mesele yapay zekanın ne kadar güçlendiği değil, bu güce hangi ahlakın, hangi vicdanın yön vereceğidir. Gayemiz, teknolojiyi geliştirmekten öte ona nasıl bir ruh, nasıl bir istikamet vereceğimizdir. Bizler, teknolojiyi insanlığın faydasına kullanmak istiyoruz. Bilimle vicdanı, zekayla ahlakı, gücü adaletle buluşturmak istiyoruz." "Gelin daha adil bir dünyayı birlikte kuralım" Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, T3 Vakfı gönüllülerine, Şanlıurfa Valiliğine ve Büyükşehir Belediyesine teşekkür ederek sözlerini şöyle tamamladı: "Gençler, bunca emek, bunca gayret, tek bir gaye için, daha adil, daha müreffeh, daha güzel bir dünya inşa etmek. Bu mücadelede en büyük umudumuz sizlersiniz. Tüm müesseseleriyle yıkılmış bu dünyayı, inancımız, adalet, merhamet, iyilik değerleriyle medeniyetimizin güneş yüzlü gençleri olan sizler inşa edeceksiniz. Kendi 'Kızıl Elma'nızı, kendiniz belirleyin. Köklerinizden güç alın, gözünüzü geleceğe çevirin. Medeniyetler yalnızca geçmişleriyle ayakta kalamaz, gelecek kurma kabiliyetleriyle yaşarlar. Biz bu topraklardan geleceğe yeniden sesleniyoruz. Gelin bilgiyi üretime, üretimi katma değere, katma değeri refaha, refahı tam bağımsızlığa dönüştürelim. Gelin, Şanlıurfa'dan, tarihin sıfır noktasından geleceğin teknolojilerine doğru yeni bir yolculuk başlatalım. Gelin, daha adil bir dünyayı birlikte kuralım. Yolumuz açık, istikametimiz hakikat, ufkumuz Kızıl Elma." "Büyük bir farkındalık, büyük bir dalga oluştu" Bayraktar, açılışın ardından basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede ise TEKNOFEST Güneydoğu'nun muhteşem bir coşkuyla başladığını belirterek, bölgenin tüm illerinde yarışma etkinliklerinin olduğunu ve bu yıl 1 milyon 600 binden fazla gencin farklı alanlardaki teknoloji yarışmalarına katıldığını söyledi. Etkinliğin, TEKNOFEST Güneydoğu'nun merkezi olan Şanlıurfa'da, medeniyetin doğduğu topraklarda geleceğe dair Türkiye adına yeni bir hikayenin başlangıcı olacağını aktaran Bayraktar, "Yaşadığımız dünyaya yön verenler bilgiyi, tekniği, teknolojiyi geliştirenler. Bunu en yüksek katma değerle buluşturup bütün dünyaya bu değeri ihraç edebilenler. Dolayısıyla buradaki en önemli husus da bu teknolojileri, bilimi, tekniği geliştirecek nesiller. O anlamda biz büyük bir dip dalgasının bölgemizde de doğduğunu görüyoruz." diye konuştu. Bayraktar, teknolojinin kalbinin Şanlıurfa'da attığına işaret ederek, "Bugün açılış günümüzdü, harika bir açılış töreni oldu. Çepeçevre etkinliklerle dolu bu alanda 4 Ekim'e kadar buradayız. Ben tüm milletimizi, tüm dost ve gönül kardeşi coğrafyamızı TEKNOFEST Güneydoğu'ya, Şanlıurfa'ya davet ediyorum." ifadelerini kullandı. Milyonlarca gencin bu yarışmalara başvurduğunu kaydeden Bayraktar, "Kurumlarımızla da konuşuyorum, hem savunma sanayisinde hem yüksek teknoloji geliştiren paydaş kurumlarımızla, insan kaynağı açısından bir kere farkındalığın çok daha erken yaşta oluştuğunu görüyoruz. Bugün de dünyaya damgasını vuracak nesiller, genç yaştan bu alanlara merak salan, bu alanlara ilgi duyan ve altyapı imkanlarıyla bu teknolojiyi geliştirebilen nesiller oluyor." şeklinde konuştu. Bayraktar, "Büyük bir farkındalık, büyük bir dalga oluştu. Biz bunu BAYKAR'da da görüyoruz, savunma sanayimizde de görüyoruz. Özellikle başvuru niteliklerinin çok arttığını, gençlerin hayallerine ket vurmadığını ve dünyada çok iddialı işler yapabileceklerine inandıklarını görüyoruz. Bu, aslına bakarsanız işin yarısı bir anlamda. Çünkü öğrenilmiş çaresizlikle bir işe başladığınızda aslında yarışı daha baştan kaybetmiş oluyorsunuz." değerlendirmesinde bulundu. “Türk savunma sanayisi zincirlerini kırdı” Bayraktar, KIZILELMA'ya ilişkin yaptığı değerlendirmede ise "Çok yakın zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterine girecek. Bir yandan da seri üretim devam ediyor. Seri üretime geçtiğimiz yıl başlamıştık. Şu anda üretim hızını hızlandırıyoruz, yakın zamanda da envanterde göreceğiz." dedi. KIZILELMA'yı sürekli test ettiklerini dile getiren Bayraktar, "Savunma ekosistemimizin geliştirdiği ve dünyada da aslına bakarsanız pek örneği olmayan kabiliyetlere sahip KIZILELMA. Ülkemiz tümüyle milli olarak geliştiriyor. Bu da bizler için bağımsızlığımız adına çok önemli." diye konuştu. Bayraktar, Türk savunma sanayisinin zincirlerini kırdığını dile getirerek, "Yıllarca ambargolarla karşı karşıya kaldık, BAYKAR, 40'tan fazla ülkeyle çalışıyor, bütün gelirlerinin yüzde 90'ından fazlasını ihracattan elde ediyor. Savunma sanayimizin diğer kurumlarında da bizler benzer bir dalganın yükselerek geldiğini görüyoruz." ifadelerini kullandı.

LGS Tercihinde Dikkat Uyarısı Haber

LGS Tercihinde Dikkat Uyarısı

LGS kapsamındaki merkezi sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan tercih sürecinde uzmanlar, yalnızca okulun puanına bakılmaması, öğrencilerin ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda seçim yapılması gerektiğini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan tercih sürecinde uzmanlar, yalnızca okulun puanına bakılmaması, öğrencilerin ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda seçim yapılması gerektiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Metin Kocatürk, 27 Temmuz'a kadar yapılacak tercihlere ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, ailelerin öncelikle sınav sonucunu çocuğun değerini belirleyen bir ölçüt olarak görmemesi gerektiğini söyledi. Velilerin ilk tepkilerinde eleştiri, kıyaslama veya hayal kırıklığı ifadelerinden kaçınması gerektiğini dile getiren Kocatürk, lise tercihinde yalnızca puan ve okulun başarı sıralamasının değil, öğrencinin hangi derslerden hoşlandığı, nasıl bir ortamda daha iyi öğrendiği, sosyal ihtiyaçları ve geleceğe ilişkin eğilimlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlattı. Doç. Dr. Kocatürk, "Okulun akademik programı, yabancı dil olanakları, sosyal etkinlikleri, ulaşım koşulları ve öğrenci profili çocukla birlikte incelenmelidir. Tercih sürecinde okul psikolojik danışmanlarının görüşünden yararlanılması, öğrencinin güçlü yönlerini daha gerçekçi biçimde görmesine yardımcı olur." dedi. Öğrencilere lise tercihinin hayatın tamamını belirleyen ve geri dönüşü olmayan tek bir karar olmadığının anlatılması gerektiğine dikkati çeken Kocatürk, "Bir öğrencinin geleceğini yalnızca okulun adı değil, çalışma alışkanlıkları, sosyal ilişkileri, kendini geliştirme çabası ve karşısına çıkan fırsatları nasıl değerlendirdiği belirler. Aileler ve eğitimciler, felaketleştirici ifadeler yerine farklı okullarda da başarılı ve mutlu olunabileceğini somut örneklerle açıklamalıdır. Tercih listesi oluşturulurken öğrenciye seçenekler sunulması ve karar sürecine aktif olarak katılması, kontrol duygusunu artırarak kaygısını azaltır." diye konuştu. Öğrencinin beklentilerinin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Kocatürk, yalnızca akademik başarıya odaklanmak yerine öğrencinin sanat, spor, yabancı dil, teknoloji veya sosyal alanlardaki ilgilerinin de değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. "'Daha fazla çalışsaydın böyle olmazdı' tepkisi kaygıyı artırır" Eğitim uzmanı Banu Yapıcı ise ailelerin sınav sonucunu çocuğun kişiliğiyle ve değeriyle özdeşleştirmemesi gerektiğini söyledi. Yapıcı, bir öğrencinin sınavdan aldığı puanın zekasının, yeteneğinin, çalışkanlığının veya gelecekteki başarısının kesin ölçüsü olmadığını kaydederek, bu sonucun öğrencinin belirli bir günde ve koşullarda ortaya koyduğu akademik performansı gösterdiğini belirtti. Başka öğrencilerle karşılaştırma yapmanın veya "Daha fazla çalışsaydın böyle olmazdı." şeklindeki ifadelerin öğrencinin kaygısını artırdığına dikkati çeken Yapıcı, ailelerin çocuklarına "Sonucun ne olursa olsun senin yanındayız. Şimdi birlikte, senin için en doğru yolu belirleyeceğiz." şeklinde yaklaşması gerektiğini ifade etti. Yapıcı, çocuğa sınav sonucundan dolayı baskı kurmak yerine çözüm odaklı yaklaşmanın daha sağlıklı olduğunu aktararak, aileler için temel ilkenin önce duyguların ardından doğru tercihin yönetim süreci olduğunu anlattı. Okul tercihi yapılırken öğrencinin ilgi alanları, kişilik özellikleri ve yeteneklerinin psikolojik açıdan dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Yapıcı, şöyle devam etti: "Tercih süreci, öğrenciyi bir okulun puanına yerleştirme işlemi olarak görülmemelidir. Asıl amaç, öğrenciyi gelişebileceği doğru eğitim ortamıyla buluşturmaktır. Milli Eğitim Bakanlığının tercih bilgilendirme kılavuzu da tercih sürecinde öğrencinin akademik durumu, ilgi alanları, sosyal özellikleri ve gelecek beklentilerinin bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu değerlendirme yapılırken üç temel soru sorulmalıdır. Öğrenci neyi yapmaktan hoşlanıyor? Fen bilimleri, teknoloji, yabancı dil, sanat, spor, sosyal bilimler veya üretim temelli çalışmalar arasında hangi alanlara doğal bir merak duyuyor? Hangi ortamda daha iyi gelişiyor? Burada yalnızca öğrencinin 'Hangi mesleği istediğine' bakmak yeterli değildir. On dört yaşındaki bir öğrencinin meslek kararının zaman içinde değişmesi doğaldır. Bu nedenle öğrencinin tek bir mesleğe yönlendirilmesi yerine ilgi ve yeteneklerini keşfedebileceği zengin bir lise ortamı seçilmelidir." Ailelerin yüksek beklentiler oluşturmasının doğru olmadığını vurgulayan Yapıcı, araştırmaların, gerçekçi ve destekleyici beklentilerin başarıyı güçlendirebildiğini gösteren sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti. Yapıcı, araştırmaların, öğrencinin kapasitesinin çok üzerine çıkan beklentilerin kaygı, yetersizlik duygusu ve mükemmeliyetçilik baskısı oluşturabileceğini gösterdiğini kaydetti. Tercihte öğrenciye söz hakkı verilmeli Tercih görüşmelerinde öğrenciye söz hakkı verilmesi gerektiğine dikkati çeken Yapıcı, "Anne ve baba rehberlik etmeli ancak öğrencinin yerine karar vermemelidir. Çünkü istemediği bir okulda eğitim gören öğrenci, okulun akademik imkanları güçlü olsa bile aidiyet ve motivasyon sorunu yaşayabilir." dedi. Lise seçiminin öğrencinin eğitim yolculuğunu etkilediğini, geleceğini tek başına belirlemediğini vurgulayan Yapıcı, "Öğrencinin çabası, öğretmenleriyle kurduğu ilişki, edindiği arkadaşlıklar, katıldığı projeler, geliştirdiği yabancı dil, sosyal becerileri ve zaman içinde aldığı kararlar da geleceğinde belirleyicidir. Yanlış seçim korkusunu azaltmanın en etkili yolu, tercihleri söylentilerle değil, okul ziyaretleri, rehberlik görüşmeleri, güncel veriler ve öğrencinin bireysel özellikleri üzerinden oluşturmaktır." diye konuştu. Yapıcı, hiçbir sonucun bir çocuğun gelecekte neler yapabileceğini bütünüyle gösteremeyeceğini kaydetti. Öğrencide uzun süren içe kapanma, yoğun değersizlik düşüncesi, uyku ve iştah bozukluğu, öfke patlamaları, okuldan tamamen uzaklaşma veya kendine zarar verme söylemleri görülüyorsa profesyonel psikolojik destek alınması gerektiğinin altını çizen Yapıcı, "Ailelerin geleceği planlarken yaptığı en önemli hatalardan biri bugünün popüler mesleklerini geleceğin kesin meslekleri olarak görmektir. Teknoloji hızla gelişirken bazı meslekler dönüşmekte, yeni uzmanlık alanları ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle çocukları tek bir mesleğin görevlerine hazırlamak yerine, farklı alanlara uyum sağlayabilecek güçlü bir gelişim altyapısına sahip olmaları hedeflenmelidir." değerlendirmesini yaptı. Tercih döneminde "geçmiş yıllardaki okul puanlarını kesin sınır olarak görmenin", okulun yalnızca akademik başarısına odaklanmanın ve çocuğun fikrini dinlemeden tercih listesinin aile adına hazırlanmasının çok yanlış olduğunu dile getiren Yapıcı, öğrencinin tercih sürecinin öznesi olması gerektiğine değindi. "Bugün var olan birçok meslek dönüşüyor, yenileri ortaya çıkıyor" Eğitim ve pedagoji danışmanı Gülcan Öncel de LGS kapsamındaki sınavın asla bir çocuğun değerini belirlemediğini söyledi. Her çocuğun farklı olduğunun tercih sırasında dikkate alınması gerektiği kaydeden Öncel, "Bazı öğrenciler rekabet ortamında motive olurken bazıları daha sakin ve destekleyici bir ortamda kendini gösterebilir. Bu nedenle tercih yaparken yalnızca puana değil, öğrencinin ilgi alanlarına, güçlü yönlerine, sosyal yapısına ve gelecekte nasıl bir yaşam hayal ettiğine de bakmak gerekiyor." dedi. Sınav sonuçlarından memnun olmayan aileler ve öğrencilerin öz güven kırıcı yaklaşımlardan kaçınması gerektiğinin altını çizen Öncel, lisenin aynı zamanda yeni arkadaşlıkların kurulduğu, kimlik gelişiminin hızlandığı önemli bir dönem olduğunu vurguladı. Artık çocukları yalnızca bir mesleğe değil, sürekli değişen bir dünyaya hazırladıklarını aktaran Öncel, "Ezber bilgi kadar, merak eden, araştıran, öğrenmeyi seven, problem çözebilen ve değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek çok daha önemli hale geldi. Bence geleceğin en güçlü becerisi, öğrenmeye devam edebilmek. Çünkü bugün var olan birçok meslek dönüşüyor, yenileri ortaya çıkıyor ama öğrenmeyi bilen bireyler, bu değişime çok daha kolay uyum sağlayabiliyor." ifadelerini kullandı.

Engelli Kız Kardeşlerin Başarısı Haber

Engelli Kız Kardeşlerin Başarısı

Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde yaşayan doğuştan görme engelli Necla ve Leyla Etrez kardeşler, halk eğitimi merkezinde aldıkları eğitimlerin ardından ürettikleri el işi örgülerle hem sosyalleşiyor hem de aile bütçesine katkı sağlıyor. Anneleriyle yaşamını sürdüren 40 yaşındaki Necla ile 35 yaşındaki Leyla Etrez, engellerini aşmak ve üretken bir yaşam sürmek amacıyla 2 yıl önce Viranşehir Halk Eğitimi Merkezinde açılan el işi kursuna kayıt yaptırdı. Usta öğreticilerin desteğiyle kısa sürede örgü tekniklerini kavrayan kardeşler, hırka, patik çorap, atkı, çanta ve bez bebek üretmeye başladı. Kurs sayesinde öz güven kazanan kardeşler, şimdilerde dikiş nakış öğrenmeye çalışarak yeteneklerini geliştirmeyi hedefliyor. "Biz de evimize ek gelir sağlıyoruz" Necla Etrez, AA muhabirine, kız kardeşiyle iki yıl önce kurslara katıldıklarını ve burada aldıkları eğitimle el becerilerini geliştirdiklerini söyledi. Kurs ortamında sosyalleşme imkanı bulduklarını ve güzel vakit geçirdiklerini anlatan Etrez, "Benle Leyla evde yalnız kaldığımız için sıkılıyorduk. Annemin bir dükkanı var, oraya bakıyor. Yaptığımız el işlerini satarak biz de evimize ek gelir sağlıyoruz." dedi. Leyla Etrez de ablasıyla katıldığı kursta yeni insanlarla tanıştıklarını belirterek, güzel vakit geçirip mutlu olduklarını kaydetti. Dikiş nakış eğitimi de aldıklarını vurgulayan Leyla Etrez, "Burada patik çorap, ceket, hırka, elbise yapıyorum. Hepsini burada öğrendim. Halk Eğitimi Merkezi hocalarıma teşekkür ederim." diye konuştu. Etrez, diğer görme engelli bireylere de tavsiyede bulunarak, kurslara katılmalarının hem sosyalleşmelerine katkı sağlayacağını hem de aile ekonomisine destek olmalarına imkan tanıyacağını ifade etti. "Öğrenmeye çok hevesliler" Viranşehir Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Adnan Emre de merkezlerde çeşitli kurslarda eğitimlerin devam ettiğini söyledi. Görme engelli kardeşlerin kursta el işini öğrendiğini, dikişi öğrenmek için de mücadele ettiklerini dile getiren Emre, kardeşlerin karanlık dünyalarına ışık olmaya çalıştıklarını kaydetti. Usta öğretici Remziye Vural da Etrez kardeşlerle yakından ilgilendiklerini belirterek, kısa sürede kurs ortamına uyum sağladıklarını aktardı. Kardeşlerin, görme engellerine rağmen başarılı çalışmalar ortaya koyduklarını ifade eden Vural, şöyle konuştu: "Kursa ilk geldikleri zaman çekimser ve içlerine kapanıklardı. Şu an bizimle çok güzel iletişim içerisindeler. Biz de onları seviyoruz. Onlar da buraya geldikleri için mutlular. Görmedikleri halde güzel ürünler yapıyorlar ve yaptıkları el işleri çok beğeniliyor. Güzel de satış yapıyorlar. Öğrenmeye çok hevesliler. Bazı günler gelemediği zaman beni arayarak kursu özlediklerini söylüyorlar. Bu da bizim hoşumuza gidiyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.