Uygulamalarımız appstore googleplay

#Orta Doğu

gazeteci63.com - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2,2 Milyar Dolarlık Hububat İhracatı Haber

2,2 Milyar Dolarlık Hububat İhracatı

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı, ocak-temmuz döneminde yüzde 7,4 artarak 2,2 milyar dolara ulaştı. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birliklerinden yapılan açıklamaya göre, bölge ihracatının yüzde 30,8'ini üstlenen sektörün Türkiye geneli hububat dış satımındaki payı yüzde 31,4 oldu. Güneydoğu Anadolu'dan 7 aylık dönemde 2,5 milyon tonun üzerinde ürün ihraç edilirken, bunun yaklaşık 736 bin tonunu makarna, 467 bin tonunu buğday unu ve 280 bin tonunu ayçiçeği yağı oluşturdu. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçeği yağında ihracat tutarı yüzde 26,4 artışla 461,5 milyon dolara, makarna dış satımının tutarı ise yüzde 14,1 artışla 394,1 milyon dolara yükseldi. Sektörün en büyük pazarı Orta Doğu'ya ihracat 900 milyon doları aşarken, Afrika'ya ihracat yüzde 22,4 artarak 775,5 milyon dolara ulaştı. TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve GAİB Hububat Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, verilere ilişkin değerlendirmesinde, sektörün uluslararası rekabet gücünün korunması ve yakın coğrafyanın gıda arz güvenliğinin sağlanması amacıyla üretimden lojistiğe kadar tüm süreçleri yakından takip ettiklerini belirtti. Ürün tedarik zincirinin kesintiye uğramamasının ve ihracatın sürdürülebilirliğinin önemine işaret eden Kadooğlu, bölgenin limanlara uzaklığından kaynaklanan navlun dezavantajını azaltacak ve devlet desteklerinin etkinliğini artıracak politikaların hedef pazarlardaki rekabet gücüne katkı sağlayacağını ifade etti.

Urfa Heyeti Suriye’den Döndü Haber

Urfa Heyeti Suriye’den Döndü

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği (İSİPAB) Komisyonu Başkanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahim Dusak, Halep ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirmek amacıyla Şanlıurfa'dan geniş katılımlı bir heyetle gerçekleştirdikleri ziyareti değerlendirdi. Dusak, İbrahim Tatlıses Kültür Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, 20-21 Mayıs'ta AK Parti Şanlıurfa milletvekilleri Mehmet Ali Cevheri, Hikmet Başak, Şanlıurfa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Doğan Yetim, MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Salih Demirkol ve çeşitli kurum temsilcilerinin yer aldığı heyetle Rakka ile Halep'te temaslarda bulunduklarını anımsattı. Gerçekleştirilen ziyaretin Şanlıurfa'nın geleceğine yönelik ortaya konulan tarihi vizyon açısından önemli bir adım olduğunu belirten Dusak, bölgede yeni bir dönemin başladığını söyledi. Dusak, ticaret yollarının yeniden şekillendiğini, ekonomik dengelerin yeniden kurulduğunu ve şehirlerin bu yeni sürece göre pozisyon aldığını ifade ederek şöyle konuştu: "Bu yeni dönemde Şanlıurfa'nın kenarda durma gibi bir lüksü yoktur. Çünkü, Şanlıurfa bölgenin üretim merkezi olma potansiyeline sahip bir şehirdir. Ticaretin, lojistiğin ve bölgesel kalkınmanın kavşak noktası olmaya adaydır. Tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu stratejik bir merkezdir. Bugün elimizde yeniden çok büyük bir fırsat vardır. Akçakale Sınır Kapısı'nın pasaportla geçişe açılması bu anlamda tarihi bir eşiktir. Bu, ticaretin canlanmasıdır, üretimin büyümesidir, istihdamın artmasıdır. Şanlıurfa'nın yeniden bölgesel ticaretin güçlü merkezlerinden biri haline gelmesidir. Bu önemli sürecin oluşmasında ve Akçakale Sınır Kapısı'nın pasaportla geçişe açılmasında başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'ye, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz Sayın Bekir Bozdağ'a, AK Parti il başkanımıza ve milletvekili arkadaşlarımıza şehrimiz adına teşekkür ediyorum." Rakka ve Halep'te gerçekleştirdikleri temaslarda bölgedeki kurum temsilcileriyle kapsamlı görüşmeler yaptıklarını belirten Dusak, Şanlıurfa'nın üretim gücü, sanayi altyapısı ve stratejik konumunu anlattıklarını, karşı taraftan ise işbirliğine yönelik olumlu yaklaşım gördüklerini söyledi. Abdurrahim Dusak, gelecek süreçte bölgede büyük bir ekonomik hareketlilik yaşanacağını belirterek, şöyle devam etti: "Eğer bugün doğru adımları atarsak Şanlıurfa sadece Türkiye'nin değil, bölgenin üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri olacaktır. Eğer bugün ortak akılla hareket edersek, bu şehir gençlerine iş kazandıracaktır. Yatırımcısına güç kazandıracaktır. Üreticisine yeni pazarlar kazandıracaktır. Bununla beraber hem Rakka'nın hem de Halep'in sanayisi gelişecek, şehirleri yeniden kalkınacaktır. Biz meseleye sadece ticaret olarak bakmıyoruz. Biz meseleye şehir vizyonu olarak bakıyoruz. Biz meseleye, sınırın her iki tarafı için de gelecek nesillerin meselesi olarak bakıyoruz. Bu süreçte temel anlayışımız nettir 'kazan-kazan' anlayışıyla hareket etmek. Şanlıurfa kazanacak, bölge kazanacak, üreten kazanacak, ticaret yapan kazanacak, sanayi tesisi kuran kazanacak, halklarımız kazanacak, ülkeler arasındaki kardeşlik kazanacak. Çünkü biz biliyoruz ki; ekonomik kalkınma sadece rakamlardan ibaret değildir. Ekonomik kalkınma, huzurdur, istikrardır, refahtır, kardeşliktir." AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri de bölgenin büyük bir yatırım ihtiyacı bulunduğunu, Suriye'nin yeniden inşası sürecinde Şanlıurfa’nın önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi. Cevheri, yaklaşık 350 milyar dolarlık yeniden yapılanma ihtiyacına dikkati çekerek, Şanlıurfa'nın tarım, sanayi, lojistik ve ticaret alanlarında önemli fırsatlara sahip olduğunu ifade etti. Akçakale Sınır Kapısı'nın daha aktif hale getirilmesinin bölge ekonomisine katkı sağlayacağını belirten Cevheri, Şanlıurfa'nın gelecekte Orta Doğu'nun önemli ticaret merkezlerinden biri olacağını kaydetti.

Görev Süresi 3 Yıl Daha Uzatıldı Haber

Görev Süresi 3 Yıl Daha Uzatıldı

Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan tezkerede, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde terör tehdidinin sürüyor olması ve kalıcı istikrarın henüz tesis edilememesinin, milli güvenlik açısından risk ve tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtildi. Türkiye'nin Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiğine dikkati çekilen tezkerede, "Diğer taraftan, Irak'ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye'de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir. " ifadesine yer verildi. Tezkerede, PKK/PYD-YPG'nin, Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddettiği, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı vurgulandı. Tezkerede, "Diğer taraftan, Suriye'de mevcut yönetimin beklenti ve gereksinimi doğrultusunda ülkenin terörle mücadele imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, sivillerin günlük yaşamlarını ve geri dönüşlerini olumsuz etkileyen mayınların temizlenmesi, ülkedeki kimyasal silahların yerlerinin tespiti ve imhası süreçlerinde de ulusal çabalara eşlik eden uluslararası çalışmaların desteklenmesi ihtiyacı bulunmaktadır." denildi. Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozmaya, istikrar ve güvenlik tesisi çabalarını sekteye uğratmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, Türkiye'nin milli güvenliğine tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması ve Suriye'deki istikrarın tesisine dair çabaların pekiştirilmesinin milli güvenlik açısından hayati önem arz ettiği belirtildi. Tezkerede, şunlar kaydedildi: "Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı Kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye'nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır. Bu mülahazalarla, Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler karşısında Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2.10.2014 tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile verilen ve son olarak 17.10.2023 tarihli ve 1395 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile uzatılan iznin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım." Görüşmelerden Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, istikrarın yalnızca silahla değil, diyalog ve işbirliğiyle sağlanabileceğini belirtti. Tezkerenin süresinin 3 yıl olmasını eleştiren Şahin, "Bizim TBMM geleneğinde böyle bir şey yoktu. TBMM'yi çalıştırmak çok mu zor ki siz 2 yıllık, 3 yıllık tezkereleri buradan çıkarıyorsunuz? Oysa tezkerelerde aslolan her yıl Parlamentoda yenilenebilecek güce iktidarın sahip olduğu gerçeğidir. Sayısal çoğunluğunuz, dilediğiniz gibi bu tezkereleri yılda bir görüşmek suretiyle çıkartabilir." ifadelerini kullandı. Tezkereye destek vereceklerini kaydeden Şahin, "Suriye'de ve Irak'ta Türkiye'ye yönelik bir tehdidin varlığını hepimiz görüyoruz, bu konuda hiçbir tereddüt yok ama yangından mal kaçırır gibi 3 yıllık bir tezkerenin bu parlamentoda görüşülmüş olmasını doğru bulmuyoruz ve iki buçuk yıl sonra Anayasa'ya göre görev süresi tamamlanmış milletvekillerinin bu yönde bir irade kullanması da bir noktada yetki gaspıdır." dedi. İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, PKK, PYD, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin sınırlardaki varlığının Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kıldığını söyledi. Tezkereyi desteklediklerini belirten Ergun, şöyle konuştu: "Dış politika, macera arayışlarından, duygusal reaksiyonlardan ve ideolojik sapmalarından arındırılmış, sadece milli menfaatler ekseninde şekillenmelidir, tezkerelerle talep edilen yetkiler bu büyük ve tarihi vizyonun bir parçası olmalıdır. Bizim 'evet'imiz, terörle mücadeleye destektir ama keyfiliğe, basiretsizliğe, kurumların devre dışı bırakılmasına rıza göstermek değildir. Bizim 'evet'imiz, devletin meşruiyetini, Meclisin iradesini ve hukukun üstünlüğünü koruma iradesidir." MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, tezkereye destek vereceklerini söyledi. Türkiye'nin en uzun güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde terör tehdidinin sürüyor olması ve kalıcı istikrarın henüz tesis edilmemesinin milli güvenlik açısından risk ve tehdit oluşturmaya devam ettiğini kaydeden Aydın, "İçeride olduğu gibi dışarıda da sulhu önceleyen kadim bir siyasi geleneğin mirasçısı olarak Türkiye, komşumuz Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük bir önem atfetmektedir. Öte yandan, Suriye'de PKK-PYD/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Bu terör örgütleri, Suriye merkezli yönetime entegre olmaya yönelik adım atmayı, ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddetmekte, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesine de engel olmaya çalışmaktadır." dedi. DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, Türkiye'nin coğrafyasında huzuru tesis etmenin en doğru yolunun demokratik ve barışçı siyaseti esas almaktan geçtiğini belirtti. Oluç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Orta Doğu'da şiddetin, ölümün değil halkların bir arada eşit ve barışçıl bir yaşamın tarafıyız. Demokratik ve barışçıl yaşamı bu topraklara hakim kılmanın her zamankinden daha güçlü bir şekilde kendisini dayattığını düşünüyoruz. O nedenle, bu anlayışı içermeyen Irak, Suriye tezkeresine 'hayır' oyu vereceğimizi belirtmek istiyorum." CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, 18 yıldır aralıksız yürürlükte olan bir tezkereyi görüşeceklerini belirtti. CHP'nin farklı dönemlerde bu tezkereyi gözden geçirdiğini belirten Tan, geçen 2 tezkereye ise "ret" oyu verdiklerini hatırlattı. Bu tezkereye de "ret" oyu vereceklerini kaydeden Tan, tezkerenin 3 yıllık süreyle çıkarılmasına da tepki gösterdi. Tan, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna katıldıklarını anımsatarak, "Komisyon İmralı'ya gidecekse TSK neden Irak ve Suriye'ye gidecektir? TSK Irak ve Suriye'de ucu açık konuşlandırılmaya devam edecekse Komisyonun Ada'ya gitmesi hangi amacı gütmektedir?" ifadesini kullandı. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Türkiye'nin dünyada barışın anahtarı konumuna geldiğini belirterek, Türkiye'nin aynı zamanda insani yardımlar açısından da dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını söyledi. Terör örgütü PKK'nın "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında bir süre önce kendisini feshettiğini açıklayarak, silah bırakma sürecine girdiğini ilan ettiğini anımsatan Oktay, PKK'nın kendisini feshinin söylemden öteye geçerek bir an önce fiiliyata dönüşmesi gerektiğini, bu süreci ilgili kurumların yakından takip ettiğini belirtti. Oktay, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin sadece kendi vatandaşlarını değil, aynı zamanda komşu ülkelerdeki sivilleri de korumayı önemli bir insani sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti. Mevcut Şam yönetimi ülkenin toprak bütünlüğünü ve istikrarını sağlamak için yoğun çaba harcadığını belirten Oktay, şunları kaydetti: "Ancak bu ülkede istikrar maalesef tam anlamıyla henüz sağlanamamıştır. Suriye'de devam eden istikrarsızlıkta başta İsrail olmak üzere dış güçlerin bu ülkeye gayrimeşru askeri müdahaleleri de önemli bir rol oynamaktadır. PKK'nın Suriye kolu olan PYD, YPG, SDG son on yıldır iç kargaşadan yararlanarak ve yabancı güçlerin de desteğiyle Suriye'nin yaklaşık üçte 1'ini kontrol altında tutmaya devam etmektedir. SDG işgalindeki bölgenin Suriye'nin tarım açısından en verimli topraklarını, su kaynaklarını ve bu ülkenin hidrokarbon ve yer altı kaynaklarını içermekte olması bu terör unsurlarının neden buralarda faaliyet gösterdiklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır, tabii bu terör unsurlarını destekleyenlerin de aynı zamanda. SDG işgalindeki bölgenin Suriye'nin kuzey ve doğu hatlarında, gayrimeşru bir silahlı unsurun Şam Hükümetinin yönetimi dışında fiili kontrol sağlıyor olması gerek Suriye gerek ülkemiz açısından ciddi bir endişe kaynağıdır. Geçmiş dönemde sınır harekatlarını gerçekleştiren bir ülke olarak bugün benzeri tehditlere duyarsız kalmamız düşünülemez. PYD, YPG, SDG'nin Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı, ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddetmekle ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı görülmektedir." CHP'nin kendi iç sorunlarına hapsolduğu için dış politikadaki gelişmeleri takip etmekte zorlandığını ifade eden Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine, bir başka eleştiri vardı gün içinde, Türkiye'yi süt dökmüş kedi gibi tanımlamaya çalıştı bir hatibimiz. Türkiye, özellikle dış politikada süt dökmüş kedi gibi değil, kükremiş aslan gibidir. Eğer dışarıda süt dökmüş kedi ve ağlayanları, onları arıyorsanız da CHP'ye bakmanız yeterli. O, biz değiliz. Bizler bir şeye karar verdiğimizde o konuda ne herhangi bir yabancı büyükelçinin kapılarında görüş almak için bekleriz ne de herhangi bir yerden izin isteriz, gerektiği zaman gerekeni yaparız, bu kadar net." Genel Kurulda, CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız'ın "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin doğrudan gündeme alınması önergesi reddedildi. TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.