Uygulamalarımız appstore googleplay

#Mühendislik

gazeteci63.com - Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Urfa’da Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Urfa’da

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, milleti birbirinden ayırmaya çalışanlara asırlardır verdikleri en güçlü cevabın kardeşlik olduğunu belirterek "Bu coğrafyayı başkalarının oyunlarına asla teslim etmeyeceğiz, Türkler, Kürtler, Araplar, kardeşliğimizden taviz vermeyeceğiz, bizler bu toprakların ev sahipleriyiz." dedi. Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali, TEKNOFEST Güneydoğu, bugün Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda başladı. Bakan Kacır, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, bugün Şanlıurfa'da bilimin heyecanı, teknolojinin gücü, üretmenin ve başarmanın haklı gururu olduğuna işaret ederek "Bu meydanda gözlerini ufkun ötesine diken, imkansız denilenlere meydan okuyan, hayalini gerçeğe dönüştürmek için yılmadan çalışan, 'İnanırsam, mücadele edersem, Allah'ın da yardımıyla ben de en iyisini yaparım!' diyen gençlerimizin iradesi var. Kendi evlatlarına sahip çıkan, kendi gücüne inanan, Türkiye Yüzyılı'nı gençlerinin azmi ve cesaretiyle inşa eden Türkiye var." ifadesini kullandı. İnsanlık tarihinin, hukukun ve vicdanların sınandığı zorlu bir dönemeçten geçtiğini dile getiren Kacır, böyle bir dönemde Türkiye'nin yalnızca 780 bin kilometrekare vatan toprağında 86 milyonun değil, dünyanın dört bir yanında hak, adalet ve merhamet arayışındaki milyonlarca mazlumun umudu olarak tarih sahnesinde yeniden yükseldiğini söyledi. Bilim ve teknolojide iddia sahibi, Cumhuriyetinin ikinci asrını Türkiye Yüzyılı yapmaya kararlı, ufkunda Kızılelma'sına yürüyen bir Türkiye olduğunu vurgulayan Kacır, bu yürüyüşün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonuyla gerçekleştiğinin altını çizdi. "Dünyanın en ileri çalışmalarına Türkiye'nin imzasını atacağız" Mehmet Fatih Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi'nin, teknolojide bağımsızlığı tahkim etme, bu kadim topraklardan yükselen yeniden diriliş rüzgarını, çağa istikamet veren bir fırtınaya dönüştürme davasının adı olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Kendisinden esirgenen her teknolojinin daha iyisini geliştiren, üzerine biçilen dar elbiseleri yırtıp atan, öğrenilmiş çaresizlik duvarlarını yıkmış bir Türkiye'nin inşa yolculuğudur. Milli Teknoloji Hamlesi gökyüzünde süzülen çelik kanatlarımız BAYRAKTAR'dır, AKINCI'dır, Kızılelma'dır. HÜRJET, ANKA, GÖKBEY, KAAN'dır. Mavi Vatan'da özgürce yol alan ANADOLU'dur. Gök vatanın çelikten muhafızları HİSAR'dır, SİPER'dir. Milletimizin 60 yıllık yerli otomobil hasretine son veren Togg'dur. Uzaydaki izimiz İMECE'dir, TÜRKSAT 6A'dır. Bir dönem hayal olarak görülen nice projeyi mühendislerimizin, teknisyenlerimizin ve girişimcilerimizin alın ve akıl teriyle gerçek kıldık. İnsanlı uzay bilim misyonumuzla, ay yıldızlı bayrağımızı uzayın derinliklerine taşıdık. Şimdi ise ufkumuzu çok daha uzaklarda. Ay'a erişmeye hazırlanıyoruz. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği uzay aracımızı Ay'a ulaştıracağız. Bilimde ve teknolojide bugünkü seviyemiz, Allah'ın izniyle yarınlarda erişeceğimiz çok daha büyük başarıların habercisi. Yapay zekada, kuantumda, biyoteknolojide, yarı iletkenlerde, ileri malzemelerde, uzay ve havacılık teknolojilerinde dünyanın en ileri çalışmalarına Türkiye'nin imzasını atacağız. Türkiye Yüzyılı'nı hep beraber, bilimin, teknolojinin ve yüksek katma değerli üretimin asrı kılacağız." Geçmişin izinden, medeniyetinden aldığı ilhamla, geleceği inşa edenlerin TEKNOFEST kuşağı gençler olduğunu aktaran Kacır, onların Türk milletinin onurunu, azmini ve bağımsızlık tutkusunu yüreğinde taşıyan neferleri olduğunun altını çizdi. "Bize düşen, gençliğin önünü açmak" "Yapamazsınız, başaramazsınız" diyenlere inat, imkansız zannedileni gerçek kılmaya and içmiş akıncılar olduklarını vurgulayan Kacır, "Bize düşen de işte bu gençliğin önünü açmaktır. Sizlerle birlikte geçtiğimiz 9 yılda İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Samsun'da, Gaziantep'te, Bakü'de, Lefkoşa'da, Mavi Vatan'da TEKNOFEST'lerde umutlarımızı kat kat büyüten rekorlar kırdık. İstiklal şairimizin seslendiği Asım'ın Nesli sizlersiniz. Nuri Demirağ'ın, Vecihi Hürkuş'un yarım kalmış hayallerini tamama erdiren sizlersiniz. İnanıyorum ki TEKNOFEST kuşağı olarak, Türkiye'nin önüne çizilmek istenen bütün setleri inançla, azimle, cesaretle aşacak olan da sizler olacaksınız. Sizler, bilim ve teknolojideki liderlik yürüyüşümüzü, Türkiye Yüzyılı'nda medeniyetimizin yeniden şahlanışına dönüştüreceksiniz." diye konuştu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, bugün tarihin hakikati fısıldadığı topraklarda buluşulunduğunu aktaran, Şanlıurfa'ya gelen herkesin mutlaka Balıklı Gölü göreceğini dile getirdi. Şanlıurfa'nın Hazreti İbrahim'in şehri olduğunu anımsatan Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bakın, büyük fikir insanı Sezai Karakoç, Nemrut ve Hazreti İbrahim'i nasıl tasvir ediyor. 'Nemrut, nefis demek. İbrahim de ruh. Ruh, nefsin ateşten arzularında yanmaz ve o narin kelebek kanatlarını andıran cevherini nefs ateşinden koruyabilirse, insan kurtuldu demektir. Nemrut, ateşi bütünüyle alevlendirdi ama İbrahim, yanmadan ateşin sönüşüne şahit oldu, demektir. Nemrut zulüm demek. İbrahim de onun ateşinde yanmayan adalet. Adalet öyle bir altındır ki, zulmün ateşinde ancak tozu toprağı yanar, pası erir, o ateşte saf hale gelir ve ateş söndüğü zaman en halis bir külçe halinde parlar, zaferini ilan eder. Var olanı yıkıcı, müsbet olanı bozucu etkileri ulu bir ateş gibi düşünürsek medeniyet kubbelerini bu ateşe dayandıran, samimiyet özüdür." "Kardeşliğimizi daha da büyüteceğiz" Mehmet Fatih Kacır, ateşte yandıkça pişen, özünü koruyan medeniyetlerin, sert şartlarda daha güçlülük kazandığını vurguladı. "Hazreti İbrahim'i, samimiyetinin ihlasının ateşten koruduğunu, ateşi etkisiz bıraktığını, bu samimiyetle Hazreti İbrahim'in, Allah dostu, hakikat dostu olduğunu" belirten Kacır, şu ifadeleri kullandı: "İşte o ruhun, o samimiyetin izleri, asırlar sonra, Anadolu topraklarında ezan dinmesin, bayrak inmesin diyerek canlarını ortaya koyan, 11 Nisan 1920'de işgal kuvvetlerini bu topraklardan söküp atan Urfalıların yüreklerinde de vardı. Biz o ruhla, en zor zamanlarda birbirimize kenetleniriz. Bugün dünyanın pek çok yerinde savaşların, çatışmaların ve adaletsizliklerin insanlığı ağır imtihanlardan geçirdiği bir döneme şahitlik ediyoruz. Gazze'de yaşanan soykırım, çocukların, masumların gözlerimizin önünde hayattan koparılması, vicdan sahibi her insanın yüreğinde derin yaralar açıyor. İnsan hayatının değersizleştirildiği, çocuk ölümlerinin sıradanlaştırıldığı bir dünyada ne adaletten ne hukuktan ne de gerçek manada bir medeniyetten söz edilebilir." Kacır, er ya da geç hakkın batıla, adaletin zulme galip geleceğinin altını çizerek iyiliğin, kötülüğün karanlığını mutlaka yırtacağını vurguladı. Ülkenin etrafında yangınların yükseldiği, coğrafyanın ateş çemberine döndüğü böylesi bir dönemde, milleti birbirinden ayırmaya çalışanlara asırlardır verdikleri en güçlü cevabın kardeşlik oduğunu belirten Kacır, "İstiklal şairimiz Mehmet Akif'in ifadesiyle 'Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.' Acımız, sevincimiz, kaderimi, istikbalimiz birdir. Biz Anadolu'yuz, Dicle'yiz, Fırat'ız. Halilu'r-Rahman sofrasında aşını bölüşenleriz. Omuz omuza aynı vatan uğruna toprağa düşenlerin evlatlarıyız. Birliğimize daha sıkı sarılacak, kardeşliğimizi daha da büyüteceğiz. Buradan, Bereketli Hilal'in kalbinden, Şanlıurfa'dan haykırıyoruz. Bu coğrafyayı başkalarının oyunlarına asla teslim etmeyeceğiz. Türkler, Kürtler, Araplar kardeşliğimizden taviz vermeyeceğiz. Bizler bu toprakların ev sahipleriyiz. Başka hesaplar yapmaya kalkanlar çok iyi bilsin, ev sahibinin üstüne kapıyı kapatan kendisi dışarıda kalır." dedi. "Durmak, vazgeçmek, hedeflerimizden dönmek yok" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Şanlıurfa'da gördükleri bu coşkunun, bu topraklarda güçlü bir iradenin varlığını gösterdiğini söyledi. Türkiye'nin yarınlarına mührünü vuracak TEKNOFEST Kuşağı'nın olduğuna dikkati çeken Kacır, şunları kaydetti: "Durmak, vazgeçmek, hedeflerimizden geri dönmek yok. Daha çok çalışacağız, üreteceğiz. Birlikte, omuz omuza, el ele Türkiye'yi bilimde ve teknolojide zirveye taşıyacağız. Bizler TEKNOFEST'ler ile Deneyaplar, bilim merkezlerimizle, bilim şenliklerimizle, Sektör Kampüste Programı'yla, Milli Teknoloji Akademimiz ile Milli Teknoloji Atölyelerimiz ile gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

TEKNOFEST İçin Heyecanlı Bekleyiş Haber

TEKNOFEST İçin Heyecanlı Bekleyiş

Türkiye'nin en genç nüfusuna sahip olan şehirlerinden biri olarak dikkati çeken Şanlıurfa, 30 Eylül'de başlayacak Türkiye'nin ilk ve tek havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST'e sadece ev sahibi olarak değil, yarışmacı olarak da güçlü bir hazırlık süreci yaşıyor. Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ'nin yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali bu yıl 30 Eylül-4 Ekim'de Şanlıurfa'da TEKNOFEST Güneydoğu ismiyle düzenlenecek. Göbeklitepe ve Karahantepe gibi insanlık tarihinin en eski mimari ve mühendislik miraslarına ev sahipliği yapan kent, festival sayesinde binlerce yıllık kadim mirasını geleceğin yerli ve milli teknolojileriyle aynı çatı altında buluşturacak. Yarışmalar, hava gösterileri ve bilim atölyelerine sahne olacak TEKNOFEST Güneydoğu, gelen gençlere ilham vererek, onların geleceğin bilim insanları ve mühendisleri olma yolundaki kariyer adımlarına yön verecek. Kent genelindeki TEKNOFEST heyecanı, gençler ve çocuklar arasında da hummalı bilimsel çalışmalara dönüşmüş durumda. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, AA muhabirine, TEKNOFEST Güneydoğu'ya ev sahipliği yapacak olmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. TEKNOFEST'i çok önemsediklerini belirten Şıldak, "Şanlıurfa'nın bu açılımla birlikte turizmdeki ve kültürel alandaki gelişimi hızlanacak, tanıtım atağı yaşayacağız." dedi. Şanlıurfa'nın bugüne kadar tarımsal üretim, ekonomi ve turizmle anıldığını aktaran Şıldak, önemli bir fırsat olarak değerlendirdikleri TEKNOFEST'in gençler arasındaki bilim farkındalığını artıracak dönüm noktası olduğunu kaydetti. Şanlıurfa'nın önemli miktarda genç nüfusa sahip olduğuna işaret eden Şıldak, "Türkiye'nin en genç nüfusuna sahip, 700 binin üzerinde ilk ve orta düzeyde öğrenciye sahip şehrimizde bundan sonraki süreçte gençlerin bilime, teknolojiye ve savunma sanayisine yönelik ilgisi, merakı artacak. İşte bu proje çalışmalarını çok önemsiyoruz." diye konuştu. Sene başından bu yana yerel yönetimlerle oluşturdukları 5 milyon liralık teşvik sistemiyle gençleri bilimsel projelere yönlendirdiklerini ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordineli çalıştıklarını belirten Şıldak, ev sahibi olarak yarışmalara da çok iyi hazırlandıklarını vurguladı. Böylelikle geçen yıla oranla proje ve derece anlamında önemli bir gelişim gösterildiğini bildiren Şıldak, proje başvuru sayısının 13 binden 27 bine, finalist sayısının ise 20'den 34'e yükseldiğini kaydetti. Festival sürecinde vatandaşların milli teknolojiyle buluşacaklarını aktaran Şıldak, şunları kaydetti: "3 gün boyunca 250 bin öğrencimizi TEKNOFEST yönetimi ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle festival alanına taşıyacağız. Bunun sonucu, getirisi çok yüksek bir kazanç olacak. İnsanların oradaki milli teknolojimize, hava araçlarına dokunmalarını sağlayarak ilgi uyandıracak ve bilime, teknolojiye yönelik ilginin artmasını sağlayacak. Şanlıurfa'nın eğitimindeki bu alanların tetiklenmesini sağlamak istiyoruz." Gençlerin heyecanı TEKNOFEST'te finale kalan projeler arasında yer alan "Şanlıurfa BİLSEM Roket Takımı"nın kaptanı, 11. sınıf öğrencisi Muhammed Bilal Turan da TEKNOFEST gibi gençlik yarışmasının Şanlıurfa'da yapılmasından gurur duyduğunu ifade etti. Roket yarışmasına yaklaşık bir yıl emek verdiklerini dile getiren Turan, "Bu emeklerimizin karşılığını roketimizin uçtuğunu görerek gerçekten gurur duyduk. Atış anında çok heyecanlıydık. Geri sayım yapıldıktan sonra uçtuğunu görünce gerçekten çok mutlu olduk. Bundan sonraki hedeflerim TEKNOFEST'te daha birçok yarışmaya katılma ve ülkemizde mühendis olmak istiyorum." ifadelerini kullandı. Aynı projede yer alan Beril Sedef de TEKNOFEST'in bu yıl Şanlıurfa'da olmasının motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Verilen desteklerle kendi roketlerini yaparak TEKNOFEST'te finale kadar çıktıklarını aktaran Sedef, "İlk defa katıldık, ekip olarak çok güzel bir şekilde çalıştık. Zorlu bir sürecin içerisinden geçtik. Ekip olarak gurur duyduğumuz bir şey oldu. Çünkü çok zor bir şey başardık ve orada alanda bir atış hakkı kazandık." dedi.

Tercihlerde Sosyal Medyaya Dikkat Haber

Tercihlerde Sosyal Medyaya Dikkat

Prof. Dr. Gamze Sart, üniversite tercih döneminde öğrencilerin sosyal medyanın yönlendirmesiyle kariyerlerini riske atabilecekleri uyarısında bulundu. Kariyer planlama ve psikoloji alanında çalışmalar yürüten İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Sart, AA muhabirine YKS tercih süreci, yurt dışı eğitim ve geleceğin mesleklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. YKS tercih döneminde öğrencilerin önceki yıllara göre daha bilinçli hareket ettiklerini ancak sosyal medyanın oluşturduğu algının tercih sürecini önemli ölçüde etkilediğini belirten Sart, "Öğrenci, birinci derecede kendi istediği birtakım kararları sosyal medyanın etkisiyle alıyor. Kendi becerilerini ve yetkinliklerini görmeden, popüler kültürün oluşturduğu kararlarla hareket ediyor. Meslekler, her 3 ayda bir değişebilir ama asıl mesele sizin okuyacağınız bölümün, alanın belirlenmesi." ifadelerini kullandı. Birçok öğrencinin yazılım, tıp ve mühendislik gibi son dönemde öne çıkan alanlara yöneldiğine dikkati çeken Sart, teknolojiyle birlikte mesleklerin hızla değiştiğini ancak tercihlerin popülerliğe değil öğrencinin ilgi ve yetkinliklerine göre yapılması gerektiğini söyledi. Ailelerin de tercih sürecinde önemli rol oynadıklarını vurgulayan Sart, mühendislik okumak isteyen birçok öğrencinin aileleri tarafından tıp fakültesine yönlendirilmeye çalışıldığını anlattı. Sart, tıp ve mühendislik gibi alanların birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığını, elektrik-elektronik veya makine mühendisliği mezunlarının sağlık teknolojileri alanında çalışabildiğini dile getirdi. Öğrencilerin öğrenim hayatı döneminde okudukları bölümden pişmanlık duyabildiklerini anlatan Sart, bunun önüne geçebilmek için lise yıllarının daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini ve öğrencilerin 10. ve 11. sınıfta ilgi duydukları alanlarda staj yapmalarının, meslekleri yakından tanımalarının büyük önem taşıdığını vurguladı. Girişimcilik, artık kariyer planının parçası Kariyer planlamasının yalnızca üniversite tercihiyle sınırlı olmadığına dikkati çeken Sart, yapay zeka, teknoloji ve demografik değişimlerin iş dünyasını köklü biçimde dönüştürdüğünü söyledi. Sart, "Bugün 2010 yılı ve sonrası doğan gençler, istatistiksel olarak biz biliyoruz ki 125 yaşını zorlayacak. Bugün bir gencin, böyle bir durumda tercihlerini 100 yıllık yapması lazım. Kuşakları belirleyen konum bu ekosistem. Bu ekosistemi de sosyoekonomik, politik, teknolojik ve inovasyon etkiliyor. Bunun da en başında bugünün yapay zekası ve artık konuşulan fiziksel yapay zeka geliyor." diye konuştu. Yapay zekanın hızla geliştiği bir dönemde üniversitelerin de kendilerini yenilediklerini belirten Sart, yükseköğretim kurumlarının yalnızca meslek kazandıran yapılar olmaktan çıkarak öğrenciyi sürekli öğrenmeye hazırlayan kurumlara dönüştüklerini söyledi. İşverenlerin değerlendirmelerinde diploma kadar teknik bilgi ve kişisel becerilere de önem verdiklerine işaret eden Sart, öğrencilerin eğitim sürecinde mutlaka uygulama deneyimi kazanmaları gerektiğini kaydetti. Oyun sektörü, dijital medya ve dijital pazarlama gibi alanların da önemli fırsatlar sunduğunu dile getiren Sart, "Gençlerin girişimcilik ve inovasyon, start-up kültürünü de devreye almaları lazım. En önemli tavsiyelerimden biri de mutlaka finansal okuryazarlığın ötesinde paradan para kazanmayı, yatırımın nasıl olduğunu, parasal döngülerin nasıl değiştiğini bilmek, büyük avantaj sağlayacaktır. Bunun için finans ya da işletme okumak zorunda değil." şeklinde konuştu. "En iyisine gidebiliyorsan git yoksa Türkiye" Sart, son yıllarda yurt dışında eğitim almak isteyen öğrencilerin sayısında belirgin artış yaşandığını, bunun temel nedenlerinden birinin gelişmiş ülkelerde genç nüfusa duyulan ihtiyaç olduğunu söyledi. Yurt dışında eğitimin tek başına başarı anlamına gelmediğini vurgulayan Sart, "Öğrencilerin öncelikle gitmeyi düşündükleri üniversitenin niteliğini iyi araştırmaları gerekir. Her üniversite, aynı kaliteye sahip değil. Gençler, illa yurt dışına gitmek zorunda değil. Türkiye'de okuyup daha sonra yurt dışına gidebilir. Aynı şekilde gerçekten istediği alanda dünyanın farklı ülkelerindeki fırsatları da değerlendirebilir. Burada önemli olan öğrencinin hazır oluş düzeyidir." değerlendirmesinde bulundu. Yurt içi ve dışındaki üniversiteler arasında tercih yapacak öğrencilere de tavsiyelerde bulunan Sart, şunları dile getirdi: "Benim kullandığım bir slogan var: Yurt dışında en iyisine gidebiliyorsan git yoksa Türkiye. Türkiye'de okuyup daha sonra dünyanın en iyi üniversitelerine gitmek de mümkün. Zaten belli başlı 40-50 üniversite var dünyada. Artı ve eksilerini değerlendirdiğimizde Türkiye'de okuyan öğrencilerin yurt dışına nazaran daha fazla nefesinin yettiği ve daha iyi odaklandığını biliyoruz ama bu arada tabii ki Hollanda'nın en iyisine gidebilirsiniz. Türkiye'deki özel üniversitelerden daha ekonomik olan üniversiteler de var ve bunlar, aynı zamanda 3 yıllık eğitim veriyor. İşte bunun avantaj, dezavantajlarını mutlaka göz önünde bulundurması gerekiyor. " Sart, öğrencilerin yalnızca hangi bölümü okuyacaklarını değil gelecekte nasıl bir rol üstlenmek istediklerini de belirlemeleri gerektiğini ifade ederek, profesyonel yönetici, akademisyen ya da girişimci olma hedeflerinin kariyer planının önemli bir parçası olduğunu söyledi. "Tıp ve yaşam bilimleri alanı inanılmaz büyüyecek" Sart, kariyer planlarken "Önce kendini tanıyacaksın. Sonra da 3, 5, 10, 20 ve 50 yıllık hedeflerini belirleyeceksin. Kişinin sahip olduğu yeteneklerinin dünyanın ihtiyaçlarıyla örtüşmesi gerekiyor." uyarısında bulundu. Gelecek dönemde öne çıkacak alanlara ilişkin Sart, şunları söyledi: "Tıp ve yaşam bilimleri alanı inanılmaz büyüyecek. Mühendislik alanında da birinci derecede makine mühendisliği, elektrik-elektronik ve kimya mühendisliği çok önemli. Burada ülkemizde çok fazla revaçta olan bir bölüm daha var, o da pilotaj. Özellikle öğrenciler, bu alanlara doğru çok hızla hareket ediyorlar. Yazılım evriliyor, bu nedenden dolayı bilgisayar mühendisliğinin özellikle de fizikle birleşerek fiziksel yapay zeka diye tanımladığımız alan çok ilerleyecek." Yapay zekanın gelişmesiyle felsefe ve yapay zeka, bilişim hukuku, nöropsikoloji ve yapay zeka gibi disiplinler arası alanların öne çıkacağını ifade eden Sart, öğrencilerin tercih yapmadan önce üniversitelerin yenilenen müfredatlarını ayrıntılı şekilde incelemelerini önerdi. Sart, görsel iletişim, mimarlık ve film çalışmaları gibi yaratıcılık gerektiren alanlarda da insan unsurunun önemini koruyacağını belirterek, insan ve bilişimin birlikte üretim yaptığı yeni döneme girildiğini anlattı.

Vefatının Üzerinden 11 Yıl Geçti Haber

Vefatının Üzerinden 11 Yıl Geçti

Türk siyasetinde "baba" olarak anılan, renkli kişiliğiyle tanınan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in vefatının üzerinden 11 yıl geçti. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de 1924'te dünyaya gelen Demirel, ilköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi ise Isparta ve Afyonkarahisar'da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden Şubat 1949'da mezun olan Demirel, 1950'de Elektrik İşleri Etüt İdaresinde memuriyete başladı. Süleyman Demirel, 1948'de "Bir elmanın iki yarısıyız" dediği, babası Hacı Yahya Demirel'in yeğeninin kızı Nazmiye Demirel ile evlendi. Bu süreçte, Elektrik İşleri Etüt İdaresince sulama ve elektrik konularında araştırma yapmak üzere ABD'ye gönderilen Demirel, Türkiye'ye dönüşünün ardından 1953'te Seyhan Barajı inşaatında proje mühendisi olarak görev yaptı. Başarılı çalışmalarıyla dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in dikkatini çeken Demirel, 1954'te Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünde Barajlar Dairesi Başkanlığına, 1955'te ise DSİ Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Eisenhower Vakfının bursiyeri olarak yeniden ABD'ye giden Demirel, yurda döndü ve askerliğini yapmak üzere 1960'ta genel müdürlük görevinden ayrıldı. Demirel, 1962-1964 arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı, Orta Doğu Teknik Üniversitesinde (ODTÜ) inşaat mühendisliği alanında ders verdi. Boğaziçi Köprüsü'nün 1954'teki ilk projesini hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen'in Türkiye temsilciliğini üstlenen Demirel, bu görevinden dolayı bir dönem "Morrison Süleyman" olarak da anıldı. Türkiye'nin 12. Başbakanı oldu Süleyman Demirel'in, yarım asra yakın süren siyasi yaşamı 1962'de, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliğiyle başladı. Demirel, 28 Kasım 1964'te bu partiye Genel Başkan seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965'te görev yapan koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı görevini üstlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) 10 Ekim 1965 genel seçimlerinde Isparta milletvekili olarak giren Demirel, seçimlerde Adalet Partisinin tek başına iktidar olması üzerine, Türkiye'nin 12. Başbakanı oldu. Süleyman Demirel, 4 yıl süren bu hükümetten sonra 1969, 1970, 1975, 1977 ve 1979'da 5 kez daha hükümet kurdu. Siyasi yasaklar kalkınca DYP Genel Başkanı oldu Süleyman Demirel, 12 Eylül 1980'deki askeri müdahale üzerine görevden uzaklaştırıldı ve 7 yıl yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 Eylül 1987'de yapılan halk oylamasıyla siyasi yasaklar kaldırılınca Demirel, 24 Eylül 1987'de Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığına seçildi. 29 Kasım 1987'de yapılan genel seçimlerde Isparta Milletvekili olarak yeniden TBMM'ye giren Demirel, 20 Ekim 1991'deki seçimler sonrasında Doğru Yol Partisi ile Sosyaldemokrat Halkçı Partinin (SHP) oluşturduğu 49. Hükümet'te Başbakan olarak görev aldı. TBMM tarafından 16 Mayıs 1993'te 9. Cumhurbaşkanı seçilen Demirel, 16 Mayıs 2000'de görev süresini tamamladı. Kendi ifadesiyle 6 kez hükümetten giderken, 7 kez de hükümet kurmayı başaran Demirel, 30 yaşında genel müdür, 40 yaşında parti genel başkanı ve bir yıl sonra da başbakan oldu. Siyasete unutulmaz sözler kazandırdı Demirel, 7 yıllık görev süresinde Çankaya Köşkü'nde sayısız kabul gerçekleştirdi, 125 ülkeye gitti, yabancı devlet başkanlarını Türkiye'de ağırladı, çok sayıda ili ziyaret etti. "Gaptırmam" dediği fötr şapkasıyla ve Ankara Güniz Sokak'taki eviyle özdeşleşen Demirel, aynı zamanda Türk siyasetine unutulmaz sözler kazandırdı. "Binaenaleyh" denildiğinde akla gelen tek isim olan Demirel'in, "Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?", "Elektriğin komünisti olur mu?", "Dün dündür, bugün bugündür", "Yürümekle sokaklar eskimez", "Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir" sözleri de siyasi tarihin unutulmazları arasına girdi. Süleyman Demirel, 65 yıllık hayat arkadaşı Nazmiye Demirel'i 27 Mayıs 2013'te kaybetti. Ankara'da 17 Haziran 2015'te, 91 yaşında hayata gözlerini yuman Demirel'in, siyasi hayatı boyunca okuduğu kitaplar, fotoğrafları ve kullandığı eşyalar, doğduğu İslamköy'de açılan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi'nde sergileniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.