Uygulamalarımız appstore googleplay

#İstihdam

gazeteci63.com - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: Proje Süresini Uzatıyoruz Haber

Erdoğan: Proje Süresini Uzatıyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl sonu bitmesi planlanan Yarısı Bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız." dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Toplantıda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokakların daha emniyetli hale getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettiklerini belirten Erdoğan, vatandaşların refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldıklarını söyledi. Bunlara geçmeden önce son toplantıdan bu yana millete hizmet mücadelelerinde neler yaptıklarını hatırlatmak istediğini dile getiren Erdoğan, "Biz tarihine sırt çeviren değil, 'Mazisi olmayanın istikbali olmaz' düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sari köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkarcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu'yu, Osmanlı'yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet'e atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar, Türkiye'yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir." ifadelerini kullandı. “Ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti döneminde bu tarz projelerin uygulanmak istendiğine işaret ederek "Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz." diye konuştu. Bu anlayışla son yıllarda Ahlat ve Malazgirt'te Okçular Vakfı'nın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenlediklerini hatırlatan Erdoğan, bu sene de Kabine olarak, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerinin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt'te muhteşem bir buluşmaya imza attıklarını söyledi. Erdoğan, Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerden gelenlerle Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladıklarını, Sultan Alparslan ve kahraman ordusuyla birlikte "ilayi kelimetullah davası" uğrunda can veren tüm şehitleri şükranla yad ettiklerini belirtti. “Türkiye, her hukuksuzluğun karşısındadır” Malazgirt'ten verdikleri mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: "Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim; bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye, hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye, her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır. Olmaya da devam edecektir. Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine, içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye, dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye'ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz." Diyanet İşleri Başkanlığının 28 Ağustos'ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle İstanbul'da düzenlediği programa iştirak ettiğini anımsatan Erdoğan, "Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan gönüllere ferahlık veren Hatemül Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur'an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabb'imden niyaz ediyorum." dedi. Girne ve Silivri açıklarındaki gemi kazaları Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladıklarını hatırlatarak, şunları kaydetti: "Girne'den Taşucu'na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise halen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde halihazırda 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dahil 8 mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci, resmi kurumlarımızca yakından takip edilmektedir. Aynı şekilde 2 Eylül'de, Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum." Bu yıl 104'üncü yıl dönümü kutlanan Büyük Zafer'in zorluklar karşısında milletin mücadele azmini gösteren önemli bir referans olduğunu belirten Erdoğan, milletin 30 Ağustos'ta istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya gösterdiğini söyledi. Erdoğan, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısının 30 Ağustos 1922'de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapandığını ve ebediyen kapalı kalacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Türkiye, tarihi ve kültürel birikimiyle büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlar arası yakınlaşmanın ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye'yi ve Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle işbirliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir.” “Türkiye'nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık” Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırdığına dikkati çeken Erdoğan, şunları ifade etti: “Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek'te icra edilen liderler zirvesine iştirak ederek, bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye'nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin'in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler'in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.” “Birçok ülkede petrol fiyatları tarihi seviyeleri görmüş durumda” Cumhurbaşkanı Erdoğan, geride kalan haftada ekonomiye dair önemli verilerin açıklandığını anımsatarak, şöyle konuştu: “İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolara yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dahil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihi seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor.” “İsrail'in tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını herkes ödemekte” Hürmüz Boğazı'ndaki düğüm çözülmediği sürece petrol fiyatlarındaki artışın herkesi zorlamaya devam edeceğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. İsrail'in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad Mutabakatı'nı akim bırakan da yine İsrail'in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe, bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız Orta Vadeli Program bunun en son örneğidir.” “Üretimi önceleyen politikalarımızda değişiklik söz konusu değil” Erdoğan, Orta Vadeli Program'la ekonomide gelecek 3 yıla ait yol haritasını kamuoyuyla paylaştıklarını anımsatarak, şunları kaydetti: “Orta Vadeli Program ile tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin artırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Aynı şekilde, enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makro ekonomik rotasını belirleyen Orta Vadeli Program'ın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor, programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.” Kabine Toplantısı'nda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi ile sosyal konut projesini ele aldıklarını belirten Erdoğan, dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP31'e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttükleri hazırlıkların devam ettiğini söyledi. Erdoğan, organizasyonun toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya EXPO alanında gerçekleştirileceğini hatırlatarak, "Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya'mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ'mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık." ifadelerini kullandı. Tüm bunların sadece COP31 için yapılmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek, ama bu yollar, bu yatırımlar, Ankara'da olduğu gibi milletimize kalacak, milletimiz tarafından uzun yıllar kullanılacak. EXPO alanı yenilenmiş haliyle Antalya'nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya'mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190'dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.” “Evleri, piyasa rayiçlerinin altında kullanımına sunacağız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye" diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlattıklarını ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuraları çektiklerini anımsattı. Gelecek yılın mart ayı itibarıyla anahtarları teslim etmeye başlayacaklarını belirten Erdoğan, "Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul'da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül'de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri, piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız." diye konuştu. Erdoğan, "Yarısı Bizden" kampanyasıyla İstanbul'daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırdıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümün de yapım süreçlerini başlattık. Yıl sonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul'daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız. İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum, bu yıl sonu bitmesi planlanan 'Yarısı Bizden' projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız 'Yarısı Bizden' kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum.” “Her bir yavrumuza başarılar niyaz ediyorum” Erdoğan, Trendyol 2026 CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya'yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan "Filenin Sultanları"nı tebrik etti. Okullarda uyum haftasının başlamasına işaret eden Erdoğan, "Uyum haftası kapsamında bugün dersbaşı yapan okul öncesi, ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabb'imden üstün başarılar niyaz ediyorum." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "14 Eylül'de başlayacak 2026-2027 eğitim-öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum."

İlk Kez Öğrenci Kabul Edilecek Haber

İlk Kez Öğrenci Kabul Edilecek

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında 7'si lisans, 9'u ön lisans olmak üzere 16 yeni programın ilk kez öğrenci kabul edeceğini bildirdi. YÖK'ten yapılan açıklamaya göre, küresel ölçekte yaşanan teknolojik dönüşüm, birçok mesleğin çalışma biçimini değiştirirken yeni uzmanlık alanlarını da beraberinde getiriyor. Bu kapsamda YÖK, yükseköğretimde dönüşüm sürecini hızlandırarak geleceğin mesleklerine yönelik programları yaygınlaştırıyor. Yapay zeka, siber güvenlik, veri bilimi, havacılık, otomasyon ve dijital dönüşüm odaklı yeni programlarla birlikte yükseköğretim sistemi, istihdam temelli bir yapıya doğru yeniden şekilleniyor. Geleceğin mesleklerine yönelik bölümler arasında yapay zeka mühendisliği, siber güvenlik, yapay zeka, büyük veri analistliği, dijital dönüşüm elektroniği, imalat yürütme sistemleri operatörlüğü, elektronik ve otomasyon, iklimlendirme ve soğutma teknolojisi gibi programlar öne çıkıyor. Bu yıl da tarih ve yapay zeka, felsefe ve yapay zeka, biyoteknoloji ve genetik, dijital oyun teknolojileri, mobil güvenlik teknolojileri dahil 16 yeni program daha tercih kılavuzuna eklendi. Geleceğin mesleklerine yoğun ilgi, yeni açılan bölümlerle, gençlerin tercih listelerinde üst sıralara yükseliyor. Öğrenciler bu alanları tercih ederek savunma sanayisi, havacılık, yazılım ve veri teknolojileri gibi kritik sektörlerde görev almayı hedefliyor. Öte yandan yükseköğretimde dönüşüm kapsamında öğrenciler, daha eğitim sürecinde laboratuvar, staj ve sektör temelli uygulamalarla iş dünyasıyla buluşturuluyor. Özellikle savunma sanayisi, havacılık, otomasyon ve veri teknolojileri alanlarında geliştirilen programlar, öğrencilerin üretim süreçlerini doğrudan deneyimlemesini sağlıyor. Bu yaklaşım, yükseköğretimi yalnızca teorik bilgi sunan bir yapıdan çıkararak, istihdamla doğrudan ilişkili beceri temelli bir modele dönüştürüyor. Böylece Türkiye'nin teknoloji üretim kapasitesine katkı sağlayacak nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi hedefleniyor. Yapay zekayla ilişkili programların sayısı 785'e ulaştı Açıklamada görüşlerine yer verilen YÖK Başkanı Erol Özvar da yükseköğretim planlamasında, Türkiye'nin istihdam ihtiyacı, gelecekte öne çıkacak meslek alanları ve beşeri sermayenin doğru yönlendirilmesi gibi çok boyutlu kriterleri dikkate aldıklarını belirtti. Son 3 yıl içinde yapay zeka, tarımda ve sağlıkta dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda 70'e yakın yeni program açıldığını bildiren Özvar, yapay zekayla ilişkili programların sayısının 171 üniversitede 785'e ulaştığına dikkati çekti. Bu programların eğitim kapasitesinin sadece birkaç yıl içinde 7 kat büyüdüğünü ve ilk mezunlarını vermeye başladığını aktaran Özvar, ayrıca 2026-2027 eğitim-öğretim yılında 7'si lisans, 9'u ön lisans olmak üzere 16 yeni programın ilk kez öğrenci kabul edeceğini vurguladı. Programların öğrencilerden büyük ilgi gördüğünü ve yüksek doluluk oranlarıyla tercih edildiğini belirten Özvar, "Bu tablo, gençlerimizin geleceğin mesleklerine ne kadar bilinçli bir şekilde yöneldiğini açıkça göstermektedir. Adaylarımıza yeni açmış olduğumuz programlara bir kez daha bakmalarını, onları dikkatli bir şekilde incelemelerini tavsiye ediyorum." ifadelerini kullandı. Özvar ayrıca YÖK'ün tercih döneminde öğrencilerin doğru ve sağlıklı karar verebilmeleri için bilgilendirme faaliyetlerini sürdürdüğünü de kaydetti.

TKDK İmza Törenine Katıldı Haber

TKDK İmza Törenine Katıldı

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yürütülen IPARD III Programı kapsamında destek almaya hak kazanan yatırımcılarla sözleşmeler, Vali Hasan Şıldak’ın himayelerinde düzenlenen törenle imzalandı. Valilik Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, Şanlıurfa’dan başvurusu uygun bulunan 6 küçükbaş ve 1 büyükbaş hayvancılık projesi olmak üzere toplam 7 yatırım için sözleşme imzalandı. TKDK tarafından 67 milyon 700 bin TL hibe desteği sağlanan ve toplam uygun harcama tutarı 105 milyon TL olan projelerle hayvancılık sektöründe modern üretim altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Programda konuşan Vali Hasan Şıldak, Şanlıurfa’nın tarım ve hayvancılık alanındaki potansiyeline dikkat çekerek, devlet desteklerinin üretime, istihdama ve kırsal kalkınmaya önemli katkılar sağladığını belirtti. Vali Şıldak, “Şanlıurfa üretim gücü yüksek bir şehir. Tarım ve hayvancılık alanında gerçekleştirilen her yatırım, ilimizin ekonomik gelişimine ve vatandaşlarımızın refahına doğrudan katkı sunmaktadır. IPARD III Programı kapsamında desteklenen bu projelerin yatırımcılarımıza ve ilimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Konuşmaların ardından yatırımcılarla sözleşmeler imzalanırken, toplam 105 milyon TL büyüklüğündeki projelerin hayata geçirilmesiyle birlikte üretim kapasitesinin artırılması, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi amaçlanıyor. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İl Koordinatörü Dr. Beyhan Gergerli’nin de hazır bulunduğu program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Antep’te Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Antep’te

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Hedefimiz, ülkemizi Türkiye Yüzyılı'nda katma değerli üretim altyapısıyla, teknoloji geliştirme ve üretmede oluşturduğumuz muazzam kapasiteyle dünyada hak ettiği konuma taşımaktır." dedi. Kacır, 4. Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren Şölen Çikolata'nın yeni üretim tesisinin açılışında konuştu. Bakan Kacır, fabrikanın, üreten şehir Gaziantep'in istihdamına, büyümesine ve kalkınmasına katkı sağlayacağını söyledi. Küresel ekonomilerin akışının değiştiği, ticaretin yeni yönler aradığı bir dönemde olunduğuna işaret eden Kacır, "Ülkeler, alışılagelen düzenin sil baştan yazıldığı bu kritik dönemi rekabetçi ve sürdürülebilir büyümeyi, öz yeterliliği esas alarak göğüslüyor. Mevcut tabloyu doğru idrak eden ülkelerin başında ise hamdolsun Türkiye geliyor. Gelişmiş sanayi altyapımız, esnek üretim kabiliyetimiz ve lojistik avantajlarımızla küresel ölçekte yaşanan dönüşümden güçlenerek çıkmayı başardık. Hedefimiz, ülkemizi Türkiye Yüzyılı'nda katma değerli üretim altyapısıyla, teknoloji geliştirme ve üretmede oluşturduğumuz muazzam kapasiteyle dünyada hak ettiği konuma taşımaktır." değerlendirmesinde bulundu. Kacır, bu hedefe yürürken stratejik sektörlerin her birini ayrı ayrı ele aldıklarını, sanayinin üretim kabiliyetini, ihracat kapasitesini ve teknolojiyle bütünleşme düzeyini artıracak adımları hayata geçirdiklerini dile getirdi. 258 bin nitelikli istihdamın önü açıldı Sektörler arasında hiç şüphesiz gıda sanayisinin üretim, istihdam, ihracat ve markalaşma kabiliyetiyle ülkenin küresel rekabet iddiasını besleyen en önemli alanlardan olduğunu belirten Kacır, şöyle devam etti: "Küresel krizlerin, iklim değişikliğinin, lojistik darboğazların ve bölgesel çatışmaların gıda tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini hep birlikte müşahede ediyoruz. Gıda sanayisinde sürdürülebilir üretimi, verimliliği, markalaşmayı, teknoloji kullanımını ve katma değerli ürün kapasitesini artırmak bugün bir tercihten öte stratejik bir zorunluluğu ifade ediyor. Türkiye, bereketli toprakları, tarımsal üretim çeşitliliği, gelişmiş sanayi altyapısı, girişimci insan kaynağı ve coğrafi konumuyla gıda alanında çok daha büyük hedeflere yürüyebilecek imkanlara sahiptir." Bakan Kacır, 2002 yılından bu yana gıda ürünleri imalatına yönelik 8 bin 911 yatırım teşvik belgesi düzenlediklerini, 1 trilyon 90 milyar lira sabit yatırımın ve 258 bin nitelikli istihdamın önünü açtıklarını dile getirdi. "Gıda sanayisinin rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağladık" TÜBİTAK akademi, bilim insanı ve özel sektör AR-GE destek programları kapsamında son 23 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 126 projeye ve bu alanda araştırma yapan 3 bin 700 bilim insanı ve gence 16 milyar liradan fazla destek sağladıklarını belirten Kacır, şunları söyledi: "TÜBİTAK öncülüğünde, Türkiye'nin en büyük gıda AR-GE ve inovasyon projesi INNOFOOD ile Gıda İnovasyon Merkezi ve Türkiye Gıda İnovasyon Platformunu (TÜGİP) kurduk. Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında Kocaeli, Giresun, Şanlıurfa ve Ankara'da hayata geçirdiğimiz gıda test ve analiz laboratuvarlarıyla üreticilerimizin kalite, güvenilirlik ve standardizasyon kapasitesini artırdık, gıda sanayimizin iç ve dış pazarlarda daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağladık." Atıştırmalık ürünler sektörünün ülkenin gıda sanayisinde rekabet gücü yüksek alanlarından biri olduğunu ifade eden Kacır, "Türkiye, üretim kapasitesi, ihracat ağı ve marka kabiliyetiyle bisküvi, çikolata, şekerleme, kek, gofret ve kuruyemiş bazlı ürünlerde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülkemizin gelişmiş un, şeker, kakao işleme ve ambalaj sanayisi altyapısı, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya pazarlarına yakınlığı, büyük ölçekli üretim tesisleri ve geniş iç pazarı, atıştırmalık sektörümüzü küresel ölçekte rekabetçi kılan başlıca unsurlardır. İşte bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu yatırım da Türkiye'nin atıştırmalık ürünler alanındaki üretim kabiliyetini, ihracat potansiyelini ve teknoloji odaklı dönüşümünü daha görünür hale getiren örnek tesislerden biridir." diye konuştu. Bakan Kacır, 100 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen ve Şölen Çikolata'nın üretim kapasitesini yüzde 70 artıracak olan bu tesisin doğrudan 500 kişiye, dolaylı olarak ise 2 bin kişiye istihdam sağlayarak Gaziantep'in, ülkenin üretimi, ekonomisi ve sosyal refahına önemli katkılar sunacağını dile getirerek, "500'e yakın robotu, 30 bin palet kapasiteli akıllı deposu ve gelişmiş lojistik altyapısıyla bu yatırım, ileri üretim teknolojilerinin, otomasyonun ve akıllı depolama sistemlerinin gıda sanayimize başarıyla entegre edildiği örnek bir sanayi yatırımı olarak öne çıkıyor." dedi. Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Çoban da ay yıldızlı bayrağı yurt dışında dalgalandırmak için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. Şölen Çikolata'nın CEO'su Erdoğan Çoban, son 10 yılda 500 milyon doları aşan yatırımın tamamını Gaziantep'e yaptıklarını söyledi. Çoban, "36 yılda ise yatırımlarımızın tamamı toplamda 1 milyar doları aşmış durumda. Bugün 5 kıtada 120'den fazla ülkeye ihracat yapıyor, milyarlarca tüketiciye ulaşıyoruz. Tüm gıda kategorilerinde ihracat lideriyiz. AR-GE merkezimizde 35 patentle geleceği tasarlıyoruz. Yeni fabrikamızla birlikte 3 üretim tesisimizde 300 bin metrekareye ulaşan üretim alanımızla dünyanın en büyük çikolata üretim merkezlerinden biri olduk." ifadesini kullandı. Açılışta, Vali Kemal Çeber ile Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Kacır ve protokol üyeleri fabrikayı gezerek yetkililerden bilgi aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.