Uygulamalarımız appstore googleplay

#İsrail

gazeteci63.com - İsrail haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsrail haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: Proje Süresini Uzatıyoruz Haber

Erdoğan: Proje Süresini Uzatıyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl sonu bitmesi planlanan Yarısı Bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız." dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Toplantıda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokakların daha emniyetli hale getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettiklerini belirten Erdoğan, vatandaşların refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldıklarını söyledi. Bunlara geçmeden önce son toplantıdan bu yana millete hizmet mücadelelerinde neler yaptıklarını hatırlatmak istediğini dile getiren Erdoğan, "Biz tarihine sırt çeviren değil, 'Mazisi olmayanın istikbali olmaz' düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sari köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkarcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu'yu, Osmanlı'yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet'e atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar, Türkiye'yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir." ifadelerini kullandı. “Ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti döneminde bu tarz projelerin uygulanmak istendiğine işaret ederek "Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz." diye konuştu. Bu anlayışla son yıllarda Ahlat ve Malazgirt'te Okçular Vakfı'nın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenlediklerini hatırlatan Erdoğan, bu sene de Kabine olarak, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerinin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt'te muhteşem bir buluşmaya imza attıklarını söyledi. Erdoğan, Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerden gelenlerle Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladıklarını, Sultan Alparslan ve kahraman ordusuyla birlikte "ilayi kelimetullah davası" uğrunda can veren tüm şehitleri şükranla yad ettiklerini belirtti. “Türkiye, her hukuksuzluğun karşısındadır” Malazgirt'ten verdikleri mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: "Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim; bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye, hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye, her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır. Olmaya da devam edecektir. Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine, içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye, dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye'ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz." Diyanet İşleri Başkanlığının 28 Ağustos'ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle İstanbul'da düzenlediği programa iştirak ettiğini anımsatan Erdoğan, "Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan gönüllere ferahlık veren Hatemül Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur'an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabb'imden niyaz ediyorum." dedi. Girne ve Silivri açıklarındaki gemi kazaları Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladıklarını hatırlatarak, şunları kaydetti: "Girne'den Taşucu'na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise halen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde halihazırda 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dahil 8 mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci, resmi kurumlarımızca yakından takip edilmektedir. Aynı şekilde 2 Eylül'de, Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum." Bu yıl 104'üncü yıl dönümü kutlanan Büyük Zafer'in zorluklar karşısında milletin mücadele azmini gösteren önemli bir referans olduğunu belirten Erdoğan, milletin 30 Ağustos'ta istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya gösterdiğini söyledi. Erdoğan, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısının 30 Ağustos 1922'de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapandığını ve ebediyen kapalı kalacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Türkiye, tarihi ve kültürel birikimiyle büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlar arası yakınlaşmanın ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye'yi ve Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle işbirliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir.” “Türkiye'nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık” Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırdığına dikkati çeken Erdoğan, şunları ifade etti: “Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek'te icra edilen liderler zirvesine iştirak ederek, bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye'nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin'in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler'in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.” “Birçok ülkede petrol fiyatları tarihi seviyeleri görmüş durumda” Cumhurbaşkanı Erdoğan, geride kalan haftada ekonomiye dair önemli verilerin açıklandığını anımsatarak, şöyle konuştu: “İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolara yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dahil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihi seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor.” “İsrail'in tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını herkes ödemekte” Hürmüz Boğazı'ndaki düğüm çözülmediği sürece petrol fiyatlarındaki artışın herkesi zorlamaya devam edeceğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. İsrail'in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad Mutabakatı'nı akim bırakan da yine İsrail'in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe, bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız Orta Vadeli Program bunun en son örneğidir.” “Üretimi önceleyen politikalarımızda değişiklik söz konusu değil” Erdoğan, Orta Vadeli Program'la ekonomide gelecek 3 yıla ait yol haritasını kamuoyuyla paylaştıklarını anımsatarak, şunları kaydetti: “Orta Vadeli Program ile tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin artırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Aynı şekilde, enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makro ekonomik rotasını belirleyen Orta Vadeli Program'ın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor, programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.” Kabine Toplantısı'nda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi ile sosyal konut projesini ele aldıklarını belirten Erdoğan, dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP31'e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttükleri hazırlıkların devam ettiğini söyledi. Erdoğan, organizasyonun toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya EXPO alanında gerçekleştirileceğini hatırlatarak, "Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya'mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ'mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık." ifadelerini kullandı. Tüm bunların sadece COP31 için yapılmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek, ama bu yollar, bu yatırımlar, Ankara'da olduğu gibi milletimize kalacak, milletimiz tarafından uzun yıllar kullanılacak. EXPO alanı yenilenmiş haliyle Antalya'nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya'mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190'dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.” “Evleri, piyasa rayiçlerinin altında kullanımına sunacağız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye" diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlattıklarını ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuraları çektiklerini anımsattı. Gelecek yılın mart ayı itibarıyla anahtarları teslim etmeye başlayacaklarını belirten Erdoğan, "Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul'da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül'de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri, piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız." diye konuştu. Erdoğan, "Yarısı Bizden" kampanyasıyla İstanbul'daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırdıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümün de yapım süreçlerini başlattık. Yıl sonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul'daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız. İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum, bu yıl sonu bitmesi planlanan 'Yarısı Bizden' projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız 'Yarısı Bizden' kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum.” “Her bir yavrumuza başarılar niyaz ediyorum” Erdoğan, Trendyol 2026 CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya'yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan "Filenin Sultanları"nı tebrik etti. Okullarda uyum haftasının başlamasına işaret eden Erdoğan, "Uyum haftası kapsamında bugün dersbaşı yapan okul öncesi, ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabb'imden üstün başarılar niyaz ediyorum." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "14 Eylül'de başlayacak 2026-2027 eğitim-öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum."

Gazze'de Soykırım Devam Ediyor Haber

Gazze'de Soykırım Devam Ediyor

Dikkatler ABD-İsrail’in İran'a saldırılarına, İran’ın bölge ülkelerine verdiği karşılığa çevrilmişken yıkıntıları arasında dolaştığımız Gazze sokakları bize tek bir şey anlatıyor: Değişen bir şey yok. Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Ali Jadallah ve Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısı Enes Canlı, 1000 günü aşan soykırımın insani boyutunu ve sahadaki yaşam koşullarını AA Analiz için kaleme aldı. Dünya gözünü ABD-İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılara, İran’ın bölge ülkelerine verdiği karşılığa ve çatışmaların küresel ekonomide yol açtığı hasara çevirmişken Gazze’de 1000 günü geride bırakan soykırım, manşetlerde kendisine yer bulamıyor ancak derinleşerek devam ediyor. Bu yazının müellifleri olarak Gazze’ye saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in işlediği soykırımı ilk gününden beri Anadolu Ajansı (AA) adına takip ettik, kamuoyuna görselleriyle birlikte doğru bilgiyi aktarmak için gece gündüz çalıştık. Aradan geçen 1000 günde kimi zaman sağlanan ateşkesler kimi zaman da öne çıkan güncel gelişmelerle dünyanın ilgisinin başka yerlere kaydığına tanık olduk. İsrail, Ekim 2025’te sağlanan ateşkes anlaşmasının aksine Gazze’de işgal ettiği alanı her geçen gün genişletmeye çalışıyor. Gazze’nin yaklaşık yüzde 70’i işgal altında. İsrailli siyasetçiler, kentin tamamının işgal edilmesi çağrılarını yineliyor. Dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek yerleri arasında gösterilen Gazze’deki Filistinliler, kentin yüzde 30’luk bölümünde enkazların arasında hayata tutunmaya çalışıyor. Sessizliğe gömülen insanlık dramı İsrail, Gazze’nin giriş çıkışlarını kontrol etmeye devam ediyor. Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına göre, İsrail’in Gazze’ye günde 600 tır insani yardım girişine izin vermesi gerekirken Birleşmiş Milletler (BM) ve insani yardım kuruluşlarının verileri bunun üçte birinden daha azına erişim olduğunu ortaya koyuyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ise "Gazze’ye yardım ve gıda girişinin kasıtlı biçimde kısıtlanmasının alarm verici düzeyde yetersiz beslenme ve açlığa yol açtığı" uyarısı yapıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, işsizliğin yüzde 80’in üzerinde seyrettiği Gazze’de 1,6 milyon Filistinlinin gıda güvenliğinin bulunmadığını aktarıyor. İsrail’in önce saldırılarıyla, ateşkesin ardından da yardım girişini engellemesiyle su tesislerinin yüzde 90’ı zarar gördü, hastaneler ve sağlık hizmetleri ise neredeyse işlevsiz kaldı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı ve uluslararası sağlık örgütlerinin raporlarına göre bölgedeki tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle Mayıs 2024’ten itibaren her geçen gün 6 ila 10 Filistinli hayatını kaybediyor. Gazze’de soydaşlarının uğradığı soykırımı dünyaya duyurmaya çalışan Filistinli gazeteciler de İsrail’in saldırılarında doğrudan hedef alınmaya devam ediyor. Sayıların değiştiremediği küresel kayıtsızlık İsrail’in Ekim 2025’ten itibaren çeşitli bahanelerle Gazze’ye düzenlediği saldırılar aralıksız sürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre Ekim 2025 tarihinden sonra İsrail’in doğrudan saldırılarında bin 100’den fazla Filistinli can verdi, 3 bin 700’den fazla kişi yaralandı. Gazze’de 250’den fazla gazetecinin neredeyse tamamı İsrail tarafından önce hedef gösterilerek, sonrasında da doğrudan kasıtlı saldırılarda can verdi. İsrail, hala medyanın Gazze’ye erişimine bin günden uzun süredir izin vermiyor. Gazze’deki Filistinli gazeteciler, bir yandan soydaşlarının uğradığı soykırımın sesi, gözü, tanığı, bir yandan da kurbanı olmaya devam ediyor. Soykırım verilerine rağmen küresel sistem, Gazze’deki durumu değiştirecek inisiyatifi almıyor ve felaketin adeta kanıksandığı bir manzara ortaya çıkıyor. Gazze’deki durumu kavramaktaki zorluk Kudüs’ten Gazze’deki soykırımı aktarmaya çalışan pek çok uluslararası gazeteci, Gazze’nin dibinde ama yaşananlardan uzak şizofrenik bir durumu deneyimliyor. Gazze’deki meslektaşlarla konuşurken kentteki durum, onların seslerindeki yorgunlukla kavranabiliyor. Buna karşın Gazze’de nelerin yaşandığını kelimeler, fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, infografikler veya görüntülerle ne anlamak ne de anlatmak mümkün. Gazze’deki evi Ekim 2023’te İsrail’in hava saldırısıyla yerle bir olan, neredeyse tüm Filistinliler gibi defalarca yerinden edilen ve kentin güneyinde görece daha az saldırıya uğramış Han Yunus’a bağlı Deyr Belah bölgesinde yaşayan bu satırların yazarlarından biri de hava saldırıları korkusunun hüküm sürdüğü, yolların çadırlarla, çevrenin ise enkazla kaplandığı bir ortamda yaşamını sürdürüyor. Deyr Belah bölgesi, Gazze’de birçok yerinden edilen insanın sığındığı ve kapasitesinin çok üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip bir yerleşim yeri. Bölgede altyapı, elektrik, temiz su eksikliği sıradanlaşmış halde. Gazze’de dört duvarı olan evde yaşayabilen kendisini şanslı hissediyor. Yaşanabilecek evlerin fiyatları ise ekonomik imkanların çok üstüne çıktı. Geçim kaynağını kaybeden insanların normal bir evde yaşaması imkansız. Aileler, kalabalık yerlerde, sığınma merkezlerinde ya da çadırlarda bir arada kalıyor. Yapı malzemelerinin girişine İsrail tarafından izin verilmemesi nedeniyle inşaat ürünleri kısıtlı ve fahiş fiyatta. İnsanlar sığınma merkezlerinde, çadırlarda ya da hasar almış binalarda yaşamaya devam ediyor. Çadırlarda hayat çok zorlu; yazın sıcak, kışın soğuk ya da yağmurlu oluyor. Temiz su, tuvaletler ya da özel alanın eksikliği, özellikle de çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için hayatı dayanılmaz kılıyor. Çadırlar ya ince bir kumaş ya da plastik bir parçadan yapılmış durumda, ne toz fırtınasına ne de rüzgara karşı koruma sağlamıyor. Buna rağmen insanlar, çadır yaşam alanında imkansız bir hayata tutunmaya çalışıyor. Yıkıma rağmen insanların birliği bozulmuyor Gazze’de gıdaya erişim hala öncelikli sorunlar arasında. Birçok kişi yardımlarla hayatta kalıyor ancak İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle düzenli yardım akışı engelleniyor. Gelen ticari ürünler tezgahlara ulaştığındaysa fiyatlar insanların gelirlerine göre çok yüksek oluyor. Bu nedenle insanlar ya öğünlerini kısıyor ya da temel gıda ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalışıyor. Kıtlık ve açlık hala devam ediyor. Ayrıca, elektriğin yokluğu nedeniyle buzdolabı gibi araçlarla gıdayı uzun süre korumak da mümkün değil. Kente ticari mallar geldiğinde çarşı-pazar hala kuruluyor ancak buralar eski günlerinden çok uzak, insanlar her şeye rağmen gündelik hayatına devam etmeye çalışıyor, esnaf dükkan açıyor, çocuklar fırsat buldukça oyun oynuyor. Belki de en dikkat çekici olan şey, tüm bu fiziksel ve psikolojik yorgunluğa rağmen insanların uyum sağlama, birbirine destek olma becerisi. Gazze’de eğitim de İsrail’in soykırımında en ağır darbe alan hizmetler arasında. Okulların çoğu yıkıldı ve kullanılamaz hale geldi veyahut sığınma merkezlerine dönüştü. Eğitimi devam ettirmek için birçok girişim var ama öğrenciler, okul yıllarının büyük bir kısmını kaçırdı. Çocuklar, gençler sadece eğitim eksikliği değil yerinden edilme, aşırı kalabalıkla yaşama, psikolojik travmayla da mücadele ediyor. Eğitim, herkes için bir hakken bugün soykırım tehdidi karşısında sadece kısıtlı ulaşılabilen bir hak halini aldı. Ekim 2025’te yapılan ateşkes sayesinde ilk aşamada İsrail saldırıları dursa da aradan geçen sürede yeniden başladı. Dünya Gazze’de bir ateşkes sağlandığını düşünürken Gazzeliler, her saldırıdan sonra “Hangi ateşkes?” diye isyan ediyor. Her saldırı, korkuyu yeniden gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar, sürekli haberleri takip ediyor ve yakınlarından, sevdiklerinden haber almaya çalışıyor. Birçok insan, olası bir saldırının veya artan gerilimin başka bölgelere yayılmasından endişe ediyor. İnsanlar, güvende hissetmenin ya da geleceğe ilişkin bir plan yapmanın imkansız olduğu bir belirsizlik içinde yaşıyor. Ateşkes ihlalleri, kötü bir kabus gibi Gazzelilerin tepesinde dolaşıyor. İsrail ordusu, saldırıların ardından Hamas mensuplarını, askeri unsurları hedef aldığını savunuyor ancak uluslararası kurumlar ve bağımsız basın, çok sayıda sivil ölümü ya da sivil altyapının hedef alındığını ortaya koyuyor. Savaşta on binlerce kadın ve çocuğun öldürülmesi de iddiaların zayıflığını gösteriyor. Yıkılan hayatların yeniden inşası imkansız Gazze’deki Filistinlilerin önemli bir çoğunluğu soykırım ve saldırılara rağmen kentten ayrılmak istemediğini söylüyor. Elbette bir kesim de çocukları için güvenli bir gelecek için savaşın olmadığı bir yere gitmeyi arzuluyor ancak dünyanın kollarını açmış onları beklemediğinin de farkında olan Filistinliler, Gazze’nin yeniden inşasını bekliyor. Şartlar ve iradenin oluşması halinde binaları yeniden inşa etmek mümkün ama insanların yıkılan hayatlarını yeniden inşa etmek imkansız. İnsani kayıp ve psikolojik hasar yıllarca sürecek. Buna rağmen insanlar ümide sarılıyor çünkü ümitsizliğe teslim olmak bir seçenek değil. Gazze’de yerinden edilen ya da buradan başka yerlere gidenler ile yaptığımız görüşmelerde ortak duygu vatan hasreti, endişe ve kısmen suçluluk duygusu. Buradan ayrılanlar, nereye gitseler Gazze’yi yüreklerinde taşıdıklarını anlatıyor, birçoğu da şartlar yeniden imkan verince dönmek istediğini belirtiyor. Bunca yıkımın arasında nefes alanlar da oldu. Futbol heyecanı, dünyanın dört bir yanını sardığı gibi Dünya Kupası'yla Gazze’ye de geldi. Elektrikten yoksun, birçoğu yerinden edilmiş Filistinliler, enkazların arasına kurulmuş dev ekranlardan futbol maçlarını izledi. Aileler, çocuklarıyla çadırlarda, enkazın arasında maç izlemek için toplandı. Yıkımın ortasında insanların kendilerini bir parça normal hissedebileceği, bulundukları durumu unutup az da olsa bir ümit hissedebileceği anlar tatmak istemesi dikkate değer bir manzara. Ancak dünya kendi gündemiyle meşgulken Gazze’de nesillerin hayatları kadar anıları da yok oluyor. Kentin yıkımı hatıraların yıkımını da beraberinde getiriyor. İnsanlar doğup, büyüyüp yaşadıkları, pek çok anı biriktirdikleri yerleri artık tanıyamıyor. [Ali Jadallah, Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiridir, Enes Canlı, Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısıdır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. Bu yazı ilk kez AA Brifing dergisinin ağustos sayısında yayımlanmıştır.

Yılın Kareleri Oylamasına Katıldı Haber

Yılın Kareleri Oylamasına Katıldı

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, Anadolu Ajansının (AA) 2025'e damga vuran olaylara ait fotoğraflarının yer aldığı "Yılın Kareleri" oylamasına katıldı. Güllüoğlu, lifebox, AJet ve ROKETSAN sponsorluğunda düzenlenen yarışmada, AA foto muhabirleri ile muhabirlerinin 2025 yılında çektiği, Türkiye ve dünya gündeminde yankı bulan toplam 6 kategorideki 112 fotoğrafı inceledi. "Gazze: Açlık" kategorisinde Ali Jadallah'ın "İsrail'in açlığa mahkum ettiği Gazzeliler, yardım noktasında yoğunluk oluşturdu" fotoğrafını seçen Güllüoğlu, "Portre" kategorisinde Ahmet Aslan'ın "Yılların ardından" başlıklı fotoğraf karesini tercih etti. "Haber" kategorisinde Erçin Ertürk'ün "Güneşten kopan" fotoğrafına oy veren Güllüoğlu, "Spor" kategorisinde Arpad Kurucz'un "Sevgi koridoru", "Doğal Yaşam ve Çevre"de Mustafa Kılıç'ın "Sürü", "Günlük Hayat"ta Valeria Mongelli'nin "Sevgi hortumu" karesini oyladı. AA'nın "Yılın Kareleri" oylaması AA'nın 2012 yılından bu yana düzenlediği yarışmada, bu yıl "Haber", "Doğal Yaşam ve Çevre", "Spor" ve "Günlük Hayat" olmak üzere 4 ana kategorinin yanı sıra "Gazze: Açlık" ve "Portre" başlıklı 2 özel kategori de yer alıyor. Türkçe ve İngilizce alt yazıyla dünya genelinde yapılan oylamaya katılanlar, istedikleri sayıda fotoğrafa oy verebiliyor. Oylama "yilinkareleri.aa.com.tr" internet sitesinden 15 Şubat Pazar saat 17.00'ye kadar devam edecek.

Gazeteci Öldürmeye Devam Ediyor Haber

Gazeteci Öldürmeye Devam Ediyor

İsrail, Gazze Şeridi'nde süren soykırımla birlikte bu yıl da dünyada en fazla gazeteciyi öldüren ülke olarak kayıtlara geçti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), dünyada medya mensuplarına yönelik 2025'te düzenlenen saldırıların raporunu yayımladı. Rapora göre, dünyada bu yıl 67 gazeteci çeşitli saldırılarda yaşamını yitirirken, ölümlerin yarısına yakınından İsrail sorumlu. İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılarda, 2025'te 29 Filistinli medya mensubu hayatını kaybetti. Bu da dünya genelinde yıl içinde öldürülen gazetecilerin yüzde 43'nünün İsrail saldırılarında öldürüldüğünü ortaya koyuyor. Raporda, İsrail'in bu yıl da dünyada en fazla gazeteciyi öldüren ülke olarak kayıtlara geçtiğine işaret edildi. İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 220'den fazla gazeteciyi öldürdüğüne dikkati çekildi. "Gazetecilerin en kötü düşmanı" olarak nitelenen İsrail'in son 3 yılda en fazla basın mensubu öldüren ülke olarak kayıtlara geçtiğinin altı çizildi. Raporda İsrail hapishanelerinde 20 Filistinli gazetecinin de tutuklu olduğu belirtildi. Öte yandan raporda, Meksika'da suç örgütlerinin gazetecilere yönelik saldırılarında artış yaşandığı kaydedildi. Bu yıl düzenlenen saldırılarda 9 basın çalışanın hayatını kaybettiği Meksika'nın dünyada gazeteciler için "en tehlikeli ikinci ülke" olduğu ifade edildi. Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında çatışmaların giderek şiddetlendiği Sudan'da da yıl içinde 4 gazetecinin saldırılarda yaşamını yitirdiği kaydedildi. Sudan'da hayatını kaybeden 4 gazeteciden ikisinin HDK güçleri tarafından kaçırıldıktan sonra öldürüldüğü aktarıldı.

Ateşkese Rağmen 45 Kişi Öldü Haber

Ateşkese Rağmen 45 Kişi Öldü

İsrail ordusunun ateşkese rağmen son 24 saatte Gazze'de düzenlediği saldırılarda 45 kişi yaşamını yitirdi. Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in saldırılarında yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar ile enkazdan yeni çıkartılan cenazelere ilişkin veriler paylaşıldı. Son 24 saatte Gazze Şeridi'ndeki hastanelere 12'si enkaz altından çıkartılan 57 ölü ve 158 yaralının ulaştığı belirtildi. Açıklamada, ateşkese rağmen son bir günde sivilleri hedef alan saldırılarda 45 kişinin hayatını kaybettiği, 158 kişinin yaralandığı ifade edildi. İsrail'in Gazze Şeridi'ne 8 Ekim 2023'te başladığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının ise 68 bin 216’ya, yaralıların sayısının 170 bin 361'e yükseldiği aktarıldı. Gazze'de son ateşkes mutabakatının yürürlüğe girdiğin günden bu yana devam eden İsrail saldırılarında yaşamını yitiren Filistinli sayısının 80'e ulaştığı, yaralı sayısının 303'e çıktığı da paylaşılan açıklamada, ateşkesten sonra enkaz altından 426 naaşın çıkarıldığı kaydedildi. Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlâ binlerce ölü olduğu belirtiliyor. İsrail'in Gazze kentinin doğusuna açtığı ateşte 2 Filistinli hayatını kaybetti Gazze kentinin merkezinde yer alan El-Ehli Baptist Hastanesi kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail askerleri Gazze kentinin doğusundaki Et-Tuffah Mahallesi'nin Eş-Şa'f bölgesine ateş açtı, saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti. Gazze hükümeti, dün yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun 10 Ekim'de ilan edilen ateşkes kararından bu yana 80 ihlal gerçekleştirdiğini, bu saldırılarda 97 Filistinlinin hayatını kaybettiğini ve en az 230 kişinin yaralandığını bildirmişti. İsrail ordusu, "sarı hattı" geçtiği iddiasıyla Filistinlilere ateş açtığını açıkladı Öte yandan, ordudan yapılan açıklamada, sarı hattı geçen Filistinlilere "terörist" oldukları iddiasıyla ateş açıldığı ifade edildi. Açıklamada, İsrail ordusunun Gazze kentine bağlı Şucaiyye Mahallesi'nde sarı hattı geçerek İsrail ordusuna "tehdit oluşturduğu" ileri sürülen kişilere ateş açıldığı doğrulandı. Söz konusu olaydan kısa bir süre sonra aynı bölgede benzer bir vakanın daha yaşandığı ve İsrail ordusunun tekrar ateş açarak karşılık verdiği aktarıldı. İsrail ordusunun, ateşkes anlaşması kapsamında belirlenen noktada yer alarak sözde tehlikeleri ortadan kaldırmak için hareket edeceği tehdidinde bulunuldu. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, geçen günlerde sarı hattın sahada net şekilde belli olması için işaretleme yapılması talimatı verdiğini açıklamıştı. Yerel basında, Gazze'de ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında çizilen sarı hattın sahada net belli olmadığı ve bu nedenle İsrail ordusunun burayı yanlışlıkla geçen Filistinlilere ateş açtığı belirtilmişti. İsrail ordusu, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilerin çiftliğini yıktı Öte yandan, Kudüs Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun Kudüs'ün doğusunda yer alan ez-Zaim beldesinde Faruk Mustafa'ya ait bir çiftliği "ruhsatsız olduğu" gerekçesiyle yıktığı kaydedildi. "İşgalci, E1 Projesini hayata geçirmek için izlediği politikalar doğrultusunda bu suçu işledi." denilen açıklamada, Tel Aviv yönetiminin Kudüs kentinin doğu bölgelerinde bulunan Filistinlileri zorla yerinden ederek yerleşimciler için alanlar açmaya çalıştığı vurgulandı. İsrail'in bu adımlarla aynı zamanda Kudüs ile Batı Şeria'yı birbirinden koparma planlarını hayata geçirdiğine işaret edilen açıklamada sözlerine yer verilen çiftlik sahibi Mustafa da İsrail güçlerinin sabah saatlerinde iş makineleri eşliğinde çiftliğe baskın yaptığını anlattı. İsrail askerlerinin 150 metrekarelik kapalı alan ve 100 metrekarelik çardağı yerle bir ettiğini aktaran Mustafa, İsrail'in iş makineleriyle çiftlik çevresinde örülü 8 dönümlük araziyi de sürerek tahrip ettiğini ifade etti. İsrail, Doğu Kudüs'ün bir parçası olan ancak Ayrım Duvarı'nın (Utanç Duvarı) Batı Şeria kısmında kalan Filistin mahallesi Azeriye'nin yakınına inşa edilmiş "Ma'ale Adumim" yerleşimini, Batı Kudüs'e giden yola bağlamak için "E1 Projesi" başlatmıştı. Bu kapsamda, bölgeye 4 binden fazla yasa dışı konut ve oteller inşa etmek için 1999 yılında 12 bin dönüm Filistin toprağı gasbedilmişti. "E1 Projesi" ile Doğu Kudüs'ün Batı Şeria'daki Filistin topraklarıyla bağlantısının kesilmesi ve izole edilmesi amaçlanıyor. İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin 70 dönümlük arazisine el koydu Filistin yönetimine bağlı Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonundan yapılan açıklamada, Tel Aviv yönetiminin Nablus'ta askeri amaçlarla Filistinlilerin topraklarını gasbettiği belirtildi. Açıklamada, "İşgalci İsrail makamları, Nablus vilayetine bağlı Karyut, Leben eş-Şarki ve es-Saviye köylerinde 70 dönümden fazla araziye askeri ve güvenlik amaçlarda kullanmak üzere el koydu." ifadeleri yer aldı. İsrail'in Filistinlilere ait söz konusu araziyi, bölgedeki bir yerleşim yeri için tampon bölge olarak kullanacağı aktarılan açıklamada, "İsrail'in el koyma kararına itiraz hakkı bir hafta olarak belirlenmiş ancak belirlenen tarih 21 Eylül 2025 görülüyor. İşgal devleti, askeriyenin el koyma kararını, itiraz etme süresi dolduktan sonra duyurduğu için böyle bir şey artık mümkün değil." denildi. Tel Aviv yönetiminin 2025 yılında Filistin topraklarına yönelik 53 kez askeri amaçlı el koyma kararları aldığı vurgulanan açıklamada, İsrail'in bu kararlarla Filistin topraklarındaki işgal alanını genişletmeye yoğunlaştığı ifade edildi. Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu verilerine göre, İsrail makamları, Gazze Şeridi'nde soykırım saldırılarını başlattığı 2 yıldan bu yana Batı Şeria'da 55 bin dönümlük arazilere el koydu ve yerleşim alanları çevresinde tampon bölgeler oluşturdu. İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki soykırımla eş zamanlı, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.