Uygulamalarımız appstore googleplay

#Hülya Koçyiğit

gazeteci63.com - Hülya Koçyiğit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hülya Koçyiğit haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son Yolculuğuna Uğurlandı Haber

Son Yolculuğuna Uğurlandı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Kadir İnanır, çok eşsiz bir değerdi. Çok önemli bir ustaydı." dedi. Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır'ın cenazesi, Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde kılınan namazın ardından Ulus Mezarlığı'nda toprağa verildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, cenaze namazı öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Bir devrin, Yeşilçam'ın hayatımıza uzanan, evlerimize, ailelerimize dahil olan eşsiz değerlerini maalesef birer birer kaybediyoruz. Onlara birer birer veda ediyoruz, ahirete uğurluyoruz." dedi. Kadir İnanır'ın eşsiz bir değer, önemli bir usta olduğunu vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti: “Başta Türk sinemasına kazandırmış olduğu ders niteliğindeki eserleri, aynı şekilde sinemamızın Türk klasiklerinde hayat vermiş olduğu eserleriyle çok önemli bir sanatçımızdı. Başta ailesi olmak üzere yakınlarına, tüm sanatseverlerimize, sanat camiamıza başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet, ruhu şad olsun.” Cenaze törenine katılan eski A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş, Kadir İnanır'ın sinemanın duayenlerinden olduğunu söyledi. Oyuncu Hülya Avşar ise İnanır'ın vefatından duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, "Ben yine iyileşip yine reklamlarda oynayacak, yine bizlerle olacak diye bakarken şoka girdim." dedi. Yeşilçam'ın değerlerinin yavaş yavaş kaybolmalarının kendisini çok üzdüğünü ifade eden Avşar, "O yüzden elimizde kalanlara böyle dört elle sarılmak geliyor içimden. Onların nasıl değerini biliriz onu düşünüyorum. Çünkü her böyle kaybımızda bunları düşünüyoruz ama sonra unutuyoruz." diye konuştu. Cenaze törenine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ile Levent İnanır, Jülide Kural, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Halil Ergün, Ahmet Yenilmez, Oktay Kaynarca, İlyas Salman'ın da aralarında bulunduğu siyaset ve sanat dünyasından çok sayıda kişi katıldı. Yoğun katılımın olduğu törende zaman zaman kalabalıktan dolayı arbede yaşandı. Kadir İnanır'ın cenazesi Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde kılınan namazın ardından Ulus Mezarlığı'nda toprağa verildi. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen cenaze töreni Törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın yanı sıra sinema, siyaset ve sanat dünyasından pek çok kişi katıldı. Tören öncesinde AA muhabirine açıklama yapan İnanır'ın yeğeni Soner Arıca, duygularının darmadağın olduğunu ve gerçeğe inanamadığını belirterek, "Olamaz böyle bir şey diye düşünüyorum. Çünkü ölüm kelimesini zaten sevmiyorum ama başka bir tarifi yok ya şimdi. Hiç kimseye de yakışmıyor evet ama Kadir dayıma hiç yakışmıyordu. Sadece benim dayım değildi. Tüm ülkenin dayısı, ağabeyi, kardeşiydi. Tabii benim için de sadece dayım değil, aynı zamanda çok hayranlık duyduğum bir sanatçıydı, büyük bir aktördü." dedi. Annesini de kısa süre önce kaybettiğini hatırlatan Arıca, "Üzgün ve şaşkınım. Üç gün önce annem, üç gün arayla böyle tuhaf bir süreçten geçiyoruz. Gerçekten çok üzgünüm, şaşkınım. Bence burada onu seven kitlenin özeti var, buraya sığan kadarı var. Bence tüm ülke burada şu anda. Ben öyle hissediyorum. İki gündür bana gelen mesajlardan, yorumlardan anlıyorum ki gerçekten tüm ülke bence şu anda burada. Herkes çok üzgün doğal olarak. Çünkü idoldu, ikondu, çok büyük bir sanatçıdan bahsediyoruz. Bizim aile ilişkilerimiz bir yana, dayım olması bir yana çok çok önemli bir sanatçıdan bahsediyoruz. Her açıdan baktığımda çok zor, her açıdan baktığımda çok karışık." değerlendirmesini yaptı. Sinema yazarı Atilla Dorsay ise Türk sinemasının Yeşilçam ile birlikte yaygınlaştığına dikkati çekerek, "Yeşilçam bir efsaneydi. Nasıl Amerika'da Hollywood varsa burada da Yeşilçam vardı ve Yeşilçam'ın yaptığı filmler insanları koştura koştura sinema salonlarına götürüyorlardı. Bu arada işte Kadir İnanır'ı tanıdık. Çok farklı bir yerdeydi. Bir sürü sanatçı vardı. Ama o çevirdiği 180 kadar filmle, bütün o filmlerle kendisini halkımıza sevdirdi. Bundan sonra artık onun yerine öyle bir adam gelebilir mi bilmiyorum." şeklinde konuştu. "Onun insanlığını hepiniz biliyorsunuz" "Kuzeyden Gelen Adam" adlı belgeselden bir bölümün gösterimiyle başlayan törendeki ilk konuşmayı yapan Jülide Kural, İnanır'ın insanlığına ve vicdanına vurgu yaptı. Kural, "Aslında Kadir İnanır'ı hepiniz tanıyorsunuz. Onun haksızlık karşısında o taşan öfkesini, sevgisini ifade ederken sözcüklere hiç ihtiyaç duymamasını, o yoksulluk, adaletsizlik, eşitsizlik karşısında şahlanan vicdanını, bazen de kalbinin kırılganlığında o gözyaşlarının, nasıl da o güzelin gözlerinin dostu olduğunu, kısacası aslında onun insanlığını hepiniz biliyorsunuz. Belki de hayatı boyunca en büyük heyecanı olan sinemada kendi aktörlüğünü inşa ederken tanık olduğum bir şeydir hep. Dönüp dolaşıp başvurduğu yerdir aslında kalbi, sezgileri ve en önemlisi merakı ve hayata gülümseyerek bakabilme cesareti. Ben onu hep izledim bu süreçlerde ve bu benim için çok büyük bir ayrıcalıktı. Bir aktörün sevdiği mesleğini nasıl inşa ettiğini izlemek benim için çok özel bir deneyimdi. Bir yandan da biliyorsunuz ki Kadir İnanır şöyle bir bakışıyla o seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır." görüşünü paylaştı. Oyuncu Menderes Samancılar da usta sanatçının Hekimoğlu Türküsü'nü derlediğini belirterek, "Bundan da övgüyle bahsederdi. Sarılırdık dostça, kocaman bir incir ağacıydı benim için. Sürekli bal gibi incirler veren, bal gibi hayata bakan, barış, kardeşlik, sevgi dolu bir yürek. Kadir İnanır gibi bir değeri asla unutmayacağız." ifadelerini kullandı. İnanır'ın yeğeni Levent İnanır ise dayısının yıllar önce verdiği bir röportajda, "Ben bir gün ölürsem, Türkiye'deki bütün evlerden cenaze kalkacak" dediğini aktararak, şunları kaydetti: "Yine onun kendi söylemi, 'Benim bedenim gider ama yaptığım filmler yıllar sonra keyifle izlenecek' derdi. Keyifle izlenmenin altı şöyle çizilebilir, bütün filmler nitelikli, sosyal yaralara parmak basan, kahramanları içimizden seçen, nitelikli ve kendi oynadığı kadar senaryolarına da dokunduğu işlerdi. O yüzden hepinizde izler bırakacak. Biz de o izlerle yaşamımıza devam edeceğiz. O yüzden ben onunla vedalaşmıyorum. O içimizde yaşayacak, yaşıyor." Törende ayrıca Adil Kaya, Ali Gündoğdu, Köksal Holoğlu, Kerim Yıldız, manevi kızı Aslı Kızıltuğ, Baran Seyhan, Nevsal Elevli, Canan Kaftancıoğlu, Ada Cemal, Cemal Kayacı, Sali Turan ve yeğeni Gül Bakar gibi isimler de sahneye çıkarak duygu ve düşüncelerini ifade etti. Anma programı, törene katılanların usta sanatçının tabutunun önünden gerçekleştirdiği veda ve saygı geçişiyle sona erdi.

Vefatının Üzerinden 27 Yıl Geçti Haber

Vefatının Üzerinden 27 Yıl Geçti

"Susuz Yaz", "Yılanların Öcü", "Devlerin Kavgası" ve "Acı Günler"in de aralarında olduğu çok sayıda önemli yapımda canlandırdığı karakterlerle izleyicinin gönlüne taht kuran Erol Taş, vefatının 27. yılında yad ediliyor. Nazife ve Hamza Taş çiftinin oğlu olan sanatçı, 28 Şubat 1926'da Erzurum'da dünyaya geldi. Usta oyuncu, ilkokulu bitirdikten sonra boksa ve sinemaya ilgi duymaya başladı. Babasının vefatının ardından annesiyle İstanbul'a taşınan Taş, ailesine yardım etmek amacıyla okuldan ayrılarak çalışmaya başladı. Erol Taş, boks sporunda, 1947'de İstanbul ve Türkiye ikinciliği kazandı. Vatani görevinin ardından Cankurtaran'da bir iplik fabrikasında çalışmaya başladı. Figüranlıkla Yeşilçam'a adımını attı Erol Taş ve arkadaşları, izledikleri bir film çekimine mahalledeki serserilerin musallat olması üzerine olaya müdahale etti. Olayın ardından, filmdeki kavga sahnesinde rol almak üzere teklif alan sanatçı, figüranlık ve küçük rollerle sinemada görünmeye başladı. Mümtaz Alpaslan'ın 1957'de çektiği "Acı Günler" filmiyle sinemaya profesyonel olarak giren sanatçı, Metin Erksan'ın 1958 yapımı "Dokuz Dağın Efesi" filmi ile "Peçeli Efe", "Dikenli Yollar", "Şoför Nebahat", "Köyde Bir Kız Sevdim", "Dişi Kurt" ve "Gecelerin Ötesi" filmlerinde de oynadı. Başarılı oyuncu, "Kızıl Maske"de müze müdürü, "Hakanların Savaşı"nda Kubilay Han, "Küçük Kovboy"da çiftlik kahyası, "Hudutların Kanunu" filminde "Ali Cello" rollerini oynadı. "Dertli Pınar", "Gecelerin Ötesi", "Duvarların Ötesi" ve "Sürgün" filmlerinde de rol alan Taş'ın, "Meksikalı general Ramon" rolünü üstlendiği "Maskeli Beşler" ve "Maskeli Beşler'in Dönüşü" filmleri yoğun ilgi gördü. Kötü karakterleri büyük bir başarıyla canlandıran sanatçının, başrolünü Türkan Şoray ile paylaştığı 1967 yapımı "Ana" filmi ile Süleyman Çavuş karakterini oynadığı 1992 yapımı "Sürgün" filmi, iyi adam karakterini canlandırdığı az sayıda yapım arasında yer aldı. Katıldığı festivallerden ödülle döndü "Mahpushane Çeşmesi", "Kanlı Kale", "Efenin İntikamı", "Eşkıya Kanı/Hakimo", "Konuşan Gözler" ve "Katırcı Yani Efenin Definesi" filmlerinde başrol oynayan Taş, birçok festivalden ödülle döndü. Sanatçı Taş, "Duvarların Ötesi", "İnce Cumali" ve "Diyet" filmleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 1965, 1968 ve 1975'te "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü" aldı, "Susuz Yaz" ile de festivallerde ödüle değer görüldü. Sinemanın yanı sıra kahvecilik de yapan Taş, Cankurtaran'daki kahvesinde verdiği bir röportajda, müşterilerine kuyumcu hassasiyetinde hizmet ettiğini belirterek, şunları söylemişti: "Her şeyden önce sinemacıyım, bir aktörüm ben, halkın sevdiği bir aktör. Bunun yanında ikinci işim şu kahvedir. Şu kahvede ayrıca insanlara hizmet ve hürmet ediyorum. Sinema seyircisi, Anadolu'dan tutun, bugün yurt dışındaki vatandaşlarımız dahi sinemayı seyredebiliyor. Fakat kahvede çok enteresan olaylar, enteresan müşteriler oluyor. Saat saat değişiyor." 600 filme imza attı Erol Taş'ın, 1965'te kaybettiği ilk eşi Hafize Hanım'dan Metin Tanju ile ikiz kızları Güler ve Gönül dünyaya geldi. Eşinin vefatının ardından evlendiği Elmas Hanım'dan Müjgan adını verdiği bir çocuğu daha olan sanatçı, çevresinde iyi kalbi ve merhametiyle tanınıyordu. Türk sinemasında figüran rolleriyle birlikte yaklaşık 50 yıla damga vuran ve 600'e yakın filmde rol alan sanatçı, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle "Devlet Sanatçısı" unvanının sahibi oldu. İstanbul'da geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye kaldırılan Taş, 8 Kasım 1998'de vefat etti. Usta oyuncunun vefatının ardından, sanatçı Cüneyt Arkın, "Hep kötü adamı oynadı. Aslında öylesine saf bir bebekti ki dünyaya büyük bir cömertlik ve sevgiyle bakardı." derken, Hülya Koçyiğit ise "1964'teki ilk filmim `Susuz Yaz'da onunla oynadım. Bu kadar önemli bir aktörle oynamak beni heyecanlandırıyordu. Meksika Akapulco Film Festivali'nde büyük sükse yapmış ve film teklifi almıştı ama o ülkesinde çok mutluydu." ifadelerini kullanmıştı. Sinemanın yanı sıra televizyon dizilerinde de seyircinin beğenisini kazanan sanatçının rol aldığı yapımlardan bazıları şöyle: "'Hayat Kavgası', 'Devlerin Kavgası'nda', 'Seveceksen Yiğit Sev', 'Aslanların Dönüşü', 'Yedi Dağın Aslanı', 'İnce Cumali', 'Toprağın Teri', 'Aslan Bey', 'Öksüzler', 'Belalılar', 'Tatlı Nigar', 'Çayda Çıra', 'Susuz Yaz', 'Duvarların Ötesi', 'Acı Günler', 'Dokuz Dağın Efesi', 'Peçeli Efe', 'Şoför Nebahat', 'Gecelerin Ötesi', 'Kızıl Maske', 'Küçük Kovboy', 'Hakanların Savaşı', 'Mahpushane Çeşmesi', 'Kanlı Kale', 'Konuşan Gözler', 'Hudutların Kanunu', 'Dertli Pınar', 'Gecelerin Ötesi', 'Ana', 'Sürgün', 'Diyet'."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.