Uygulamalarımız appstore googleplay

#Hububat

gazeteci63.com - Hububat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hububat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TİGEM’in Tohum Kapasitesini Açıkladı Haber

TİGEM’in Tohum Kapasitesini Açıkladı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü Hasan Gezginç, olası bir tohum tedarik sorunu yaşanması durumunda, Türkiye'nin bütün hububat tohumunu tek başına karşılayabilecek konumda olduklarını bildirdi. Gezginç, Ceylanpınar TİGEM İşletmesi'nde düzenlenen Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tohum Satış Bayileri İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'ndaki konuşmasında, tohum bayilerini TİGEM ailesinin ve iş ortaklarının önemli bir parçası olarak gördüklerini, bu nedenle ülke tarımına, tohumuna ve toprağına emek veren bayileri yürütülen çalışmalar ve hedefler hakkında bilgilendirmek istediklerini ifade etti. Hububat ve yem bitkileri tohumculuğunda Türkiye'de üretilen her dört tohumdan birinin TİGEM tarafından üretildiğini belirten Gezginç, ürettikleri tohumları paketleyerek bayiler aracılığıyla çiftçilerin hizmetine sunduklarını söyledi. Gezginç, TİGEM'in 24 tohum hazırlama ve paketleme tesisi olduğunu hatırlatarak, yaklaşık 300 tohum satış bayisi aracılığıyla tohumları Türkiye'nin dört bir yanındaki çiftçilere ve üreticilere ulaştırdıklarını kaydetti. Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Gezginç, Türkiye'nin çevresindeki çatışma ve savaşların tarımsal üretimde yerli ve sürdürülebilir tohum üretiminin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Gezginç, olası bir kriz durumunda dışarıdan tohum tedarikinde aksama yaşanması ihtimaline dikkati çekerek, "Allah muhafaza, bizim ülkemize de herhangi bir sebepten tohum tedarik edemez olur isek ne olur? Hiçbir şey olmaz Allah'ın izniyle bizler varız, sizler varsınız. TİGEM Türkiye'nin bütün hububat tohumunu tek başına üretebilecek kapasitede. Bugün dünyada gıda anlamında kendine yeten 7-8 ülkeden biriyiz." dedi. Tarımın stratejik önemine vurgu yapan Gezginç, "TİGEM hiç kimsenin malı değildir. TİGEM bu vatanın, bu devletin bir gururudur ve bizzat ilk sizlerin malıdır. TİGEM bir kamu iktisadi teşebbüsüdür. Yani biz sizin anladığınız anlamda devlet memuru bile değiliz. TİGEM kendi emeğiyle ayakta durmaya çalışan ve bu ülkeye hizmet eden bizatihi sizin kendi malınızdır. TİGEM'in içindeki her karış toprak, bu milletin evlatlarınındır." ifadelerini kullandı. Toplantı, basına kapalı gerçekleştirilen soru-cevap oturumuyla devam etti.

Ceylanpınar’da Hasat Zamanı Haber

Ceylanpınar’da Hasat Zamanı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde 238 biçerdöverle yürütülen buğday hasadı sürerken hasadı tamamlanan arazilerde 45 mibzerle ikinci ürün mısırın ekimine başlandı. "Dünyanın sayılı tarım işletmeleri" arasında gösterilen ve 1 milyon 633 bin dekarlık alanıyla Türkiye'nin en büyük tarım işletmesi olan Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde, hayvancılık faaliyetlerinin yanında arpa, buğday, mercimek, mısır, ayçiçeği, fıstık gibi ürünler yetiştiriliyor. "Hububat deposu" olarak bilinen dev işletmede, mayıs ayı sonunda başlayan hasat dönemi, 560 bin dekar alanda 238 biçerdöver ve 136 kamyon ve 1200 personelle devam ediyor. İki vardiya halinde sürdürülen çalışmalarda hasadı tamamlanan araziler ise vakit kaybedilmeden ikinci ürünün ekimine hazırlanıyor. Verimde yüzde 25-30 artış bekleniyor Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdür Yardımcısı Volkan Baran, AA muhabirine, işletmenin TİGEM'in kaliteli tohumluk üretimi ve gıda arz güvenliğine katkı sağlama hedefleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi. Bu yıl yağışların üretime olumlu yansıdığını belirten Baran, fiğ, mercimek ve arpa hasadının tamamlandığını, 560 bin dekarlık buğday alanında hasadın devam ettiğini ifade etti. Hasat çalışmalarının yaklaşık 25 gün süreceğini aktaran Baran, "Bu seneki rekoltemiz iklimsel faktörlerden dolayı geçen seneye göre daha iyi olacak. Geçen yıla kıyasla yüzde 25 ile yüzde 30 arasında artış bekliyoruz. Yağışlar sayesinde sulama ihtiyacı da olmadı ve üretim maliyetlerimiz düştü." dedi. Baran, biçerdöverlerin ardından elde edilen sapların balya haline getirilerek işletmenin hayvancılık tesislerinde yem olarak değerlendirildiğini kaydetti. Hasadı tamamlanan alanların yeniden üretime kazandırıldığını dile getiren Baran, "İkinci ürün kapsamında planlanan 106 bin 800 dekarlık alanda dane ve hasıl mısır ekimine 45 mibzer ve 200 işçiyle başladık. Bu üretimle hem hayvancılık faaliyetlerimizin kaba yem ihtiyacını karşılayacak hem de ülke ekonomisine katkı sunacağız. Ceylanpınar Tarım İşletmesi olarak üretmeye, geliştirmeye ve Türk tarımına değer katmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Kuraklığa Dayanıklı Tohum Önerisi Haber

Kuraklığa Dayanıklı Tohum Önerisi

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, çiftçilere kuraklığa dayanıklı tohuma yönelmesi önerisinde bulundu. Öztürkmen, yaptığı açıklamada, tohum ekim aylarında yağmurun öneminden bahsetti. Bu sezon yeterince yağmur alamadıklarını ifade eden Öztürkmen, şunları kaydetti: "Mutlaka tohum seçiminde çok dikkatli olmaları lazım. Biraz kurağa dayanıklı çeşit olması lazım. Vejetasyon (bitkinin tohumdan çıkıp gelişerek tekrar tohum verecek hale gelene kadar geçen zaman) süresi kısa olan tohumları tercih etmeleri lazım. Bu tohumları kendi bölgelerinde deneyip ona göre karar vermeleri lazım. Bu dönemde ekilen buğday yağmur oluncaya kadar eğer toprakta nem miktarı biraz varsa çok az derine ekip deneyebilirler ama riske atmayalım derlerse mutlaka yağışın olacağı dönemi beklemeleri şart. Hem gübrenin etkin kullanılabilmesi için hem tohumların zarar görmemesi için kuru tarım alanlarında yağış çok önemli." Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu da geçen yıl kentte kuru tarım yapılan 2 milyon 500 bin dönümde mercimek, arpa ve buğdayda istedikleri miktarda ürün alamadıklarını anımsattı. Eyyüpoğlu, "Şanlıurfa'da 6 milyon dönüm sulu alanımız var. Çiftçilerimiz ektikten sonra suyunu verebiliyorlar. Ama 3 milyona yakın bir alan sulanamadığı için ekilen hububat toprak altında duruyor." diye konuştu.

Şanlıurfa'da Kuraklık Tehlikesi Haber

Şanlıurfa'da Kuraklık Tehlikesi

Türkiye'nin önemli hububat üretim merkezlerinden Şanlıurfa'da, kuraklık nedeniyle verimliliğin düşmesi bekleniyor. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, AA muhabirine, bölgede sonbahar ve kış döneminde yeterli yağışın olmaması nedeniyle özellikle kuru tarım yapılan alanlarda hububatın olumsuz etkilediğini söyledi. Toprağın yapısı, erozyon miktarı ve verimlilikte kuraklığın etkili olduğunu anlatan Öztürkmen, Şanlıurfa'da geçen yıla göre yağış miktarının üçte biri oranında olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Şanlıurfa, ekim ayından bu yana 90 milimetre civarında yağmur aldı. 2024'e bakıldığında bu rakam 310 milimetre, 2023'te ise 280 milimetreydi. Şu ana kadar alınan yağmur miktarı, geçmiş yıllara göre üçte bir seviyesinde. Bu durum, kurak arazilerde büyük paniğe yol açtı. Çünkü hububat üretiminde, sulu tarım kadar suya ihtiyaç duyulmasa da bir miktar su, tarımsal üretim için oldukça önemlidir. Dolayısıyla ilimizde ciddi bir kuraklık söz konusu. İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde de kuraklık etkisini göstermeye başladı." Sulama yapılan tarım arazilerinin bu kritik dönemi atlatabileceğini belirten Öztürkmen, şunları kaydetti: "Geçen ay 40 milimetrelik bir yağış gerçekleşti. Önceki yıllarda bu tür yağışlar çok daha yüksek seviyelerdeydi. Bu 40 milimetrelik yağışın, tarım arazilerini toparlayabileceğini düşünmüştük ancak kuraklık tarım arazilerinde kendini net bir şekilde gösterdi. Kuru tarım arazilerindeki hububat rekoltesinin düşük olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Geçen yıl Şanlıurfa'da kuru tarımda oldukça iyi bir rekolte elde edilse de bu yıl rekoltenin çok daha düşük olacağını düşünüyorum. Hububat tarımında verimin en iyi seviyeye ulaşabilmesi için yaklaşık 200 milimetre yağışa ihtiyaç var. Fakat biz bunun yarısından daha azını aldık. Bu kuraklık sadece verimde değil, kalitede de soruna neden olacak." Üretici de üzgün Çiftçi Reşat Kaplan da bu yıl yağışların yetersiz olduğunu ve kurak bir yıl geçirdiklerini belirtti. Kuraklık nedeniyle ürünlerinin yeterince yeşermediğini aktaran Kaplan, "İstediğimiz ürünü alamıyoruz. Bu yıl 100 dönüme buğday ektim. Bu yılki ürün, masrafımı kurtarsın yeter. Kurak geçtiği için gübrelemeyi de geç yaptık. Daha ilaçlamayı da yapamadık. Mart ayına geldik ancak daha tarlada kırmızı toprak görülüyor." diye konuştu.

Hububat Ekim Takvimi Değişti Haber

Hububat Ekim Takvimi Değişti

Türkiye'nin önemli tarım üretim merkezlerinden Şanlıurfa'da kuraklık ve yağış rejimindeki düzensizlikler hububat ekim takvimini değiştirdi. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, AA muhabirine, önceki yıllarda kentte ekim ayında hububat ekiminin yapıldığını ancak iklim değişikliği nedeniyle kasım ayının sonuna gelinmesine rağmen bazı çiftçilerin hazırlıklara yeni başladığını söyledi. Öztürkmen, ekim yapan çiftçinin az olduğunu dile getirerek, "Hububatın geç ekilmesi geç ürün alımına ve mevcut ekim nöbetinin yani kendisinden sonra gelecek olan ekilmesi planlanan ürünün de ekilmemesine ya da geç ekilmesine neden olacaktır. Bunun en büyük sebeplerinden biri, özlenen yağışların, sonbahar yağışlarının gecikmesidir. Bu anlamda geciken yağışlar, ekim zamanını ileriye doğru atmıştır. Ekim yapan çiftçi sayısı çok az. Hemen hemen bir ay etkiledi." dedi. Ürünün geç ekilmesinin verimi olumsuz etkilediğini ifade eden Öztürkmen, şöyle konuştu: "Ekim süreciyle beraber hasat süreci ya da ikinci ürünü bir nebze olsun etkileyecektir. İnşallah önümüzdeki günlerde güzel bir yağış dalgası alır, hububatın gerek çimlenmesi, gerek besin elementlerinin toprağa karışması için dua ediyoruz. Geçmiş yıllara baktığımızda kasım ayının sonuna kadar Şanlıurfa'ya nereden baksak ortalama 50-60 milimetre yağış olurdu ve bu kuru tarımla ilgilenen çiftçilerimiz için büyük bir nimetti ancak Şanlıurfa geneli için bugüne kadar 5-6 milimetre kadar bir yağış olması ve bu yağışların lokal olması kuru tarımda için beklenmeyen bir şey." "Toprağın, suyun ve doğanın kıymetini kaybedince anlıyoruz" Prof. Dr. Öztürkmen, anız yakmanın ve tarımsal arazilerin betonlaşmasının da iklim değişikliğini arttırıcı etkiler arasında yer aldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünyada artık gittikçe insanlar bu iklim kriziyle mücadeleyi ferdileştirmeye başladı. Herkes kendi üzerinde sorumluluk hissediyor ama toplumsal bir bilinç yaratmıyoruz. Bugün ovalarda yapılaşma arttıkça yağış o tarafa doğru gitmiyor çünkü sıcaklık betonla beraber 6-8 derece artmış oluyor. Bir anız yakma işlemi ya da topraklardaki kötü kullanım bizim bu iklimsel değişikliği arttırıcı etkilerimiz oluyor. Bunun haricinde biz insanoğlu olarak toprağın, suyun ve doğanın kıymetini ancak kaybedince anlıyoruz. Önümüzdeki dönemler için kuraklık denilen şey öyle uzun bir zaman içerisinde kendi kendini göstermiyor. Dolayısıyla her zaman buna hazır olmalıyız. Her zaman kurak olabilecek düşüncesiyle biz akademisyenler olarak kuraklığa duyarlı çeşit araştırmaları, kuraklığa duyarlı tarımsal işletme yöntemleri uygulamaya çalışıyoruz, bunların faydasını ortaya koyuyoruz ya da nasıl yapılacağı hakkında çeşitli araştırmalar yapıyoruz." "Daha fazla tasarruf yapmamız lazım" Çiftçilerin daha duyarlı olması gerektiğinin altını çizen Öztürkmen, şunları kaydetti: "Ülkemizdeki su kullanımı maalesef Şanlıurfa özeline baktığımızda oldukça randımanı düşük. Biz modern sulama sistemleriyle bugün damlama gibi yağmurlama sistemiyle sulama yapılan alanlarda mutlaka modern sistemleri tercih edip daha fazla tasarruf yapmamız lazım. Gelecek nesillere temiz bir dünya bırakmak bizim için çok önemli. Atılan kimyasallar hem suyumuzu hem toprağımızı hem de dünyamızı kirletmektedir. O yüzden bizim hep söylediğimiz bir şey var. Lütfen bu kimyasalları kullanırken bilimsel olarak kendini yetiştirmiş mühendislerimizden iyi bilgi alarak, net olarak uygulama yapsınlar."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.