Uygulamalarımız appstore googleplay

#Güneydoğu Anadolu Bölgesi

gazeteci63.com - Güneydoğu Anadolu Bölgesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güneydoğu Anadolu Bölgesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2025’te 781 Bin Kişi Ziyaret Etti Haber

2025’te 781 Bin Kişi Ziyaret Etti

Şanlıurfa'da, 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'yi 2025 yılında 781 bin kişi ziyaret etti. Ziyarete açıldığı 2018 yılında, üst koruma çatısı yapım çalışmaları nedeniyle bir bölümü kapalı olan ören yeri, o yıl 70 bin ziyaretçi ağırladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2019'u "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesiyle uluslararası ölçekte dikkati çeken ören yeri, aynı yıl 412 bin 378 ziyaretçi sayısına ulaştı. Tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 salgını nedeniyle 2020'de hedeflenen ziyaretçi sayısını göremeyen Göbeklitepe'yi bu dönemde 197 bin 912 kişi ziyaret edebildi. Göbeklitepe, 2021'de 567 bin 453 ziyaretçiyle açıldığı günden bu yana en yüksek misafir sayısına ulaşırken, 2022'de 850 bin ziyaretçiyle bu rekoru daha da ileri taşıdı. Kahramanmaraş merkezli depremler ve yaşanan sel felaketlerinin etkisiyle 2023'te ziyaretçi sayısı 317 bin 253'e gerileyen Göbeklitepe, Kültür ve Turizm Bakanlığının 2024 yılı "en çok ziyaret edilen müze ve ören yerleri" listesinde 709 bin 643 ziyaretçiyle yer aldı. Hedef 2026'da 1 milyonu aşmak Şanlıurfa Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan Taş Tepeler Projesi ile birlikte ziyaretçi sayısında önemli artış yaşandığını söyledi. Aslan, her yıl bir önceki yıla göre daha hızlı bir artış ivmesi yakaladıklarını belirterek, "Göbeklitepe'ye 2025 yılında 781 bin ziyaretçi geldi. Karahantepe ve diğer kazı alanlarını da dikkate aldığımızda toplam ziyaretçi sayısının rahatlıkla 1 milyonun üzerine çıktığını görüyoruz. Şanlıurfa'da konaklayan kişi sayısı da 900 bini aşmış durumda." dedi. 2026 yılı hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulunan Aslan, "Hedefimiz 2026'da 1 milyon ziyaretçi rakamını hızlı bir şekilde geçmek. Aynı yıl TEKNOFEST'in Şanlıurfa'da düzenlenecek olması bu hedefe önemli bir ivme kazandıracak. Göbeklitepe ve diğer kazı alanlarına gelen ziyaretçi sayısının her yıl yüzde 20-25 oranında arttığını varsaydığımızda, 2026 hedefimizin 1 milyonun oldukça üzerine çıkacağını öngörüyoruz." diye konuştu. Ziyaretçi profillerinin de her yıl çeşitlendiğini ifade eden Aslan, özellikle Uzak Doğu, Avrupa ve Amerika'dan gelen turist sayısında artış yaşandığını, bunun kent turizmi açısından sevindirici olduğunu kaydetti. Ankara'dan Göbeklitepe'yi gezmeye gelen Mehmet Can Yıldırım, yurt dışından gelen arkadaşlarına Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni gezdirdiğini söyledi. İkinci kez Göbeklitepe'ye geldiğini belirten Yıldırım, "İlk ziyaretimde daha çok heyecanlanmıştım onun için misafirlerimi bölgede ilk olarak buraya getirdim. Misafirlerim yabancı ve durmadan soru soruyorlar, gerçekten çok etkileyici buldular." ifadelerini kullandı.

Böbrek Taşı Oluşumuna Dikkat Haber

Böbrek Taşı Oluşumuna Dikkat

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmettin Aydın Mungan, çocuklarda yanlış ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları nedeniyle böbrek taşı görülme riskinin arttığını belirtti. Mungan, AA muhabirine, böbrek taşının idrarda çözünmüş halde bulunan kalsiyum, oksalat, ürik asit, sistin gibi maddelerin fazla miktarda birikerek kristalleşmesi sonucu oluştuğunu söyledi. Çocuklarda en sık görülen taş tipinin kalsiyum oksalat taşı olduğunu dikkati çeken Mungan, böbrek taşı oluşumunda çocuklarda beslenmenin rolünün önemini vurguladı. Mungan, metabolik hastalıklar, genetik yatkınlıklar, ailede daha önceden taş hastalığı olması gibi durumlarda böbrek taşı görüldüğünü ancak beslenmenin değiştirilebilecek bir konu olması nedeniyle çocuklarda çok daha fazla önem arz ettiğini anlattı. Su tüketiminin önemine değinen Mungan, şöyle devam etti: "Çocukların yeterli su tüketmediğini görüyoruz. Bu da otomatik olarak idrardaki minerallerin ve maddelerin konsantrasyonunu artması ve taş oluşmasına neden oluyor. Kilogram başına 50 ila 60 mililitre su alımı çocuğun kilosuna göre hesaplanıp verilirse yeterli su alımı sağlanmış olur. Yapılan bir çalışmada idrar miktarını arttırmakla bile böbrek taşı oluşumunu yüzde 80'lere varan oranla engellemek mümkündür. Bu da suyun çok önemli olduğunu göstermektedir." Mungan, süt ve süt ürünlerinde özellikle kalsiyumun kısıtlanmaması gerektiğini belirterek, "Kalsiyum oksalatla birleşerek atılmasını sağlar. Süt ve süt ürünleri özellikle gelişme çağında yetersiz alınırsa hem çocuğun gelişimiyle ilgili olumsuzluk olacak hem de çocuklarda idrar yolları taşının oluşmasında önem taşıyacak. Normalden çok fazla tüketildiği zaman bu riski de göz önünde bulundurmak lazım." diye konuştu. Oksalatın, ıspanak, çikolata, badem gibi kuruyemişlerde bulunan bir madde olduğunu dile getiren Mungan, bu besinlerin dengeli tüketilmesi gerektiğini çünkü bu maddenin çok tüketilmesinin oksalat taşlarının oluşumuna neden olduğu bilgisini verdi. "Görülme sıklığı genellikle 3 ila 11 yaş arasında" Mungan, "abur cubur" olarak adlandırılan gıdalardaki en büyük tehlikenin içerisindeki yüksek sodyum miktarı olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: "Taş oluşumu sırasında sodyum çok önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla sodyumdan fakir beslenmek taş oluşumunun önlenmesinde çok önemli bir adımdır. Cips, hazır gıdalar gibi yiyeceklerin içerisinde çok miktarda tuz bulunmaktadır. Buna bağlı olarak da taş oluşumu fazla olmaktadır. Abur cuburlardan çocukları uzak tutulmasını öneriyoruz. Bir de gazozlar fruktoz içermektedir. Yani gazlı, şekerli içeceklerden de uzak durulmasını söylüyoruz çünkü bunların içerisinde renklendirici olarak boyar maddeler kullanılmaktadır. Bu boyar maddelerde taş nüvesini oluşturmaktadır." Yüksek protein tüketimi, gereğinden fazla et ve et ürünlerinin tüketilmesinin de taş oluşumuna etki ettiğine dikkati çeken Mungan, "Karbonhidrattan zengin ama proteinden fakir beslenme de aynı şekilde taş oluşumuna neden olmaktadır. Karbonhidrattan zengin ama proteinden fakir gıda beslenmelerinde kalsiyum oksalat, gereğinden fazla protein tüketimlerinde de ürik asit taşları meydana gelmektedir." dedi. Mungan, ülkemizde çocukluk çağında böbreklerde taş görülme oranının yüzde 1 olduğunu anımsatarak, görülme sıklığının genellikle 3 ila 11 yaş arasında olduğuna işaret etti. Bu vakaların da yüzde 50'sinden daha fazlasının 3-5 yaş arasında görüldüğünü bildiren Mungan, "Dünyaya baktığımızda gelişmiş ülkelerde bizdekilere benzer yüzde 1 gibi sonuç elde edilmektedir. Oysa gelişmekte olan ülkelerde yüzde 5 ila 10 gibi yüksek rakamlardadır. Gelişmekte olan ülkelerde yine protein, tuz, abur cubur gibi tüketimler ve yetersiz su içilmesi bunlara sebep olmaktadır. Daha korkutucu olan konu, dünyada çocuklarda her 10 yılda bir böbreklerde taş görülme oranlarında yüzde 10'luk bir artış olması. Bu oldukça tehlikeli bir beslenme yöntemine doğru insanlığın evrildiğini gösteriyor. Ebeveynlerin bu konuda çok dikkatli olmaları oldukça önemli." değerlendirmesinde bulundu. Mungan, taş hastalıkların en sık Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görüldüğünü, bunun ortam ısınının yüksek olması, proteinden zengin beslenilmesi ve tuz tüketiminin daha fazla olmasının sonucunda gerçekleştiğini anlattı. Metabolik hastalıkları olan ailelerin çocuklarına özgün bir diyet programı uygulamalarının faydalı olacağını söyleyen Mungan, şu ifadeleri kullandı: "Çocuklarda abur cubur, renkli, gazlı, boyalı içecekler ile tuz tüketiminden kaçınılması, dengeli bir beslenme ve kilogram başına 50-60 mililitreden az olmamak kaydıyla sıvı alınması durumunda taş hastalıkların büyük bir kısmını önleyebileceğimizi akılda tutmak lazım."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.