Uygulamalarımız appstore googleplay

#Göbeklitepe

gazeteci63.com - Göbeklitepe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göbeklitepe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEKNOFEST İçin Heyecanlı Bekleyiş Haber

TEKNOFEST İçin Heyecanlı Bekleyiş

Türkiye'nin en genç nüfusuna sahip olan şehirlerinden biri olarak dikkati çeken Şanlıurfa, 30 Eylül'de başlayacak Türkiye'nin ilk ve tek havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST'e sadece ev sahibi olarak değil, yarışmacı olarak da güçlü bir hazırlık süreci yaşıyor. Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ'nin yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali bu yıl 30 Eylül-4 Ekim'de Şanlıurfa'da TEKNOFEST Güneydoğu ismiyle düzenlenecek. Göbeklitepe ve Karahantepe gibi insanlık tarihinin en eski mimari ve mühendislik miraslarına ev sahipliği yapan kent, festival sayesinde binlerce yıllık kadim mirasını geleceğin yerli ve milli teknolojileriyle aynı çatı altında buluşturacak. Yarışmalar, hava gösterileri ve bilim atölyelerine sahne olacak TEKNOFEST Güneydoğu, gelen gençlere ilham vererek, onların geleceğin bilim insanları ve mühendisleri olma yolundaki kariyer adımlarına yön verecek. Kent genelindeki TEKNOFEST heyecanı, gençler ve çocuklar arasında da hummalı bilimsel çalışmalara dönüşmüş durumda. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, AA muhabirine, TEKNOFEST Güneydoğu'ya ev sahipliği yapacak olmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. TEKNOFEST'i çok önemsediklerini belirten Şıldak, "Şanlıurfa'nın bu açılımla birlikte turizmdeki ve kültürel alandaki gelişimi hızlanacak, tanıtım atağı yaşayacağız." dedi. Şanlıurfa'nın bugüne kadar tarımsal üretim, ekonomi ve turizmle anıldığını aktaran Şıldak, önemli bir fırsat olarak değerlendirdikleri TEKNOFEST'in gençler arasındaki bilim farkındalığını artıracak dönüm noktası olduğunu kaydetti. Şanlıurfa'nın önemli miktarda genç nüfusa sahip olduğuna işaret eden Şıldak, "Türkiye'nin en genç nüfusuna sahip, 700 binin üzerinde ilk ve orta düzeyde öğrenciye sahip şehrimizde bundan sonraki süreçte gençlerin bilime, teknolojiye ve savunma sanayisine yönelik ilgisi, merakı artacak. İşte bu proje çalışmalarını çok önemsiyoruz." diye konuştu. Sene başından bu yana yerel yönetimlerle oluşturdukları 5 milyon liralık teşvik sistemiyle gençleri bilimsel projelere yönlendirdiklerini ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordineli çalıştıklarını belirten Şıldak, ev sahibi olarak yarışmalara da çok iyi hazırlandıklarını vurguladı. Böylelikle geçen yıla oranla proje ve derece anlamında önemli bir gelişim gösterildiğini bildiren Şıldak, proje başvuru sayısının 13 binden 27 bine, finalist sayısının ise 20'den 34'e yükseldiğini kaydetti. Festival sürecinde vatandaşların milli teknolojiyle buluşacaklarını aktaran Şıldak, şunları kaydetti: "3 gün boyunca 250 bin öğrencimizi TEKNOFEST yönetimi ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle festival alanına taşıyacağız. Bunun sonucu, getirisi çok yüksek bir kazanç olacak. İnsanların oradaki milli teknolojimize, hava araçlarına dokunmalarını sağlayarak ilgi uyandıracak ve bilime, teknolojiye yönelik ilginin artmasını sağlayacak. Şanlıurfa'nın eğitimindeki bu alanların tetiklenmesini sağlamak istiyoruz." Gençlerin heyecanı TEKNOFEST'te finale kalan projeler arasında yer alan "Şanlıurfa BİLSEM Roket Takımı"nın kaptanı, 11. sınıf öğrencisi Muhammed Bilal Turan da TEKNOFEST gibi gençlik yarışmasının Şanlıurfa'da yapılmasından gurur duyduğunu ifade etti. Roket yarışmasına yaklaşık bir yıl emek verdiklerini dile getiren Turan, "Bu emeklerimizin karşılığını roketimizin uçtuğunu görerek gerçekten gurur duyduk. Atış anında çok heyecanlıydık. Geri sayım yapıldıktan sonra uçtuğunu görünce gerçekten çok mutlu olduk. Bundan sonraki hedeflerim TEKNOFEST'te daha birçok yarışmaya katılma ve ülkemizde mühendis olmak istiyorum." ifadelerini kullandı. Aynı projede yer alan Beril Sedef de TEKNOFEST'in bu yıl Şanlıurfa'da olmasının motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Verilen desteklerle kendi roketlerini yaparak TEKNOFEST'te finale kadar çıktıklarını aktaran Sedef, "İlk defa katıldık, ekip olarak çok güzel bir şekilde çalıştık. Zorlu bir sürecin içerisinden geçtik. Ekip olarak gurur duyduğumuz bir şey oldu. Çünkü çok zor bir şey başardık ve orada alanda bir atış hakkı kazandık." dedi.

Arkeolojik Alanlara Turist İlgisi Haber

Arkeolojik Alanlara Turist İlgisi

Şanlıurfa'da Göbeklitepe'nin yanı sıra Karahantepe, Sayburç ve Çakmaktepe'nin de aralarında bulunduğu 12 noktada sürdürülen arkeolojik kazılar, kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin ilgisini artırıyor. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri olarak nitelendirilen ve 6 yıldır sürdürülen Taş Tepeler Projesi kapsamında, Şanlıurfa'daki Neolitik döneme ait yerleşimlerde çalışmalar yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik ve Yoğunburç'ta arkeolojik kazılar gerçekleştiriliyor. Türkiye'nin yanı sıra Çin, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerden akademisyenlerin de destek verdiği çalışmalarda, Neolitik dönemde insanların yaşam biçimleri, ritüelleri, geçim stratejileri, mimari yapıları ve üretim teknolojilerine ilişkin bulgular ortaya çıkarılıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe ise bölgedeki arkeolojik alanların başında geliyor. Göbeklitepe'nin yanı sıra diğer kazı alanlarında ortaya çıkarılan buluntuların da tanıtılması ve ziyaret edilebilir alanların artırılmasıyla Şanlıurfa'nın kültür turizmindeki potansiyelinin daha da yükselmesi hedefleniyor. "Burası gerçekten çok olağanüstü bir yer" Polonya'dan eşiyle Göbeklitepe'yi ziyaret eden Aleks Tedro, AA muhabirine, bölgeyi merak ettikleri için Türkiye'ye geldiklerini söyledi. Tarihi alanı çok beğendiklerini belirten Tedro, "Biz buraya anlatılan o çok eski hikayeler için geldik. Kitaplarda buralarla ilgili çok şey okuduk. Eşimle buraya Türkiye'ye ekstra bir uçuş yaparak geldik. Bazen tarih merakımız dolayısıyla Mısır, Malta ve Güney Amerika ülkelerine de gidiyoruz. Bu eski yapılara çok merak duyuyoruz. Burası da gerçekten çok olağanüstü bir yer." dedi. Göbeklitepe'yi ailesiyle ziyaret eden İbrahim Kocakaya da Konya'dan kenti gezmek için geldiklerini belirtti. Tarihi alanlara ilgi duyduklarını ifade eden Kocakaya, "Tarihin sıfır noktasındayız. İzne ayrılmıştık direkt buraya gezmeye geldik. Kazıların devamını da merak ediyoruz, daha aramalar, kazılar yapılıyor. Her sene gelmeyi düşünüyoruz." diye konuştu. "Konaklama gün sayısını doğrudan artıracaktır" Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan ise Taş Tepeler Projesi'nin yurt içinden ve yurt dışından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Projenin çok uluslu bir çalışma modeliyle sürdürüldüğünü belirten Aslan, Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerde de Taş Tepeler Projesi'ne yönelik tanıtım faaliyetleri gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölgedeki kazıların yerli ve yabancı konuklar tarafından ilgiyle takip edildiğine işaret eden Aslan, bu durumun kentteki konaklama gün sayısını da doğrudan artıracağını sözlerine ekledi.

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı Haber

Şanlıurfa, Gönüllülerini Ağırladı

ŞURKAV’ın UNESCO’ya sunduğu uluslararası proje, Şanlıurfa’nın arkeolojik ve yaşayan kültürel mirasını dünyanın farklı ülkelerinden gönüllülerle buluşturdu Şanlıurfa Valiliği himayelerinde, Şanlıurfa Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri – World Heritage Volunteers (WHV) 2026 Kampanyası kapsamında UNESCO’ya sunulan “World Heritage Volunteers Awareness Camp for Protecting Values at Göbeklitepe and Taş Tepeler” projesi, Şanlıurfa’da gerçekleştirildi. UNESCO’nun 2026 yılı “Working on the Future” teması kapsamında hayata geçirilen programda, dünyanın 12 farklı ülkesinden Şanlıurfa’ya gelen gönüllüler; Göbeklitepe, Taş Tepeler ve kentin farklı dönemlerine ait kültürel miras alanlarını, bu alanlarda bilimsel çalışmalar yürüten akademisyen ve kazı başkanlarından doğrudan dinleme fırsatı buldu. Taş Tepeler’in Bilimsel Birikimi Uluslararasi Gönüllülerle Buluştu Programın önemli bölümünü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik alanlar oluşturdu. İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere Türkiye’den ve yurt dışından üniversite, müze ve araştırma kurumlarının bilimsel katkılarıyla sürdürülen çalışmalar, uluslararası gönüllülere yerinde aktarıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve İstanbul Üniversitesi Tarih Öncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul ,ekibi gönüllülerle bir araya gelerek Taş Tepeler’in Neolitik Dönem araştırmaları açısından taşıdığı önem, bölgede yürütülen kazılar ve projenin bilimsel yaklaşımı hakkında bilgi verdi. Katılımcılar, Taş Tepeler kapsamında farklı kazı ve araştırma alanlarını ziyaret ederek çalışmaları doğrudan alanların bilimsel sorumlularından dinledi. Çakmaktepe’de Doç. Dr. Fatma Şahin, Sayburç’ta Prof.Dr. Eylem Özdoğan ve Göbeklitepe’de Dr. Lee Clare ,Yoğunburçta Prof.Dr. Gan Caichao ve Sefertepede Doç.Dr.Emre Güldoğan tarafından alanların arkeolojik önemi, güncel araştırmalar ve elde edilen bulgular hakkında bilgi verildi. Göbeklitepe’deki bilimsel çalışmaların T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izin ve desteğiyle; İstanbul Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi dâhil ilgili bilimsel kurumların iş birliğiyle yürütülen araştırma çerçevesi de katılımcılara aktarıldı. Program kapsamında ayrıca , Mendiktepe ve Taş Tepeler araştırmalarıyla ilişkili farklı alanlar ziyaret edilerek Şanlıurfa’nın Neolitik Dönem arkeolojisine ilişkin geniş bir perspektif sunuldu. Harran’dan Soğmatar’a Şanliurfa’nin Çok Katmanli Mirasi Anlatıldı Program yalnızca Neolitik Dönem yerleşmeleriyle sınırlı tutulmadı. Katılımcılar Şanlıurfa’nın farklı tarihsel dönemlerini temsil eden Harran, Soğmatar, Şuayb Şehri ve Bazda gibi önemli kültürel miras alanlarını da ziyaret etti. Harran Ören Yeri Kazı Başkanı ve Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal eşliğinde gerçekleştirilen Harran programında Harran Kalesi, Harran Ulu Cami, Harran Kazı Evi ve çevrede yürütülen arkeolojik çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verildi. Dr. Öğr. Üyesi Seçil Çokoğullu’nun yönetimindeki Şuayb Şehri, Arş. Gör. Süheyla İrem Mutlusorumluluğundaki Soğmatarda uzmanlar tarafından bölgede yürütülen araştırmalar ve kültürel miras değerleri hakkında katılımcılara bilgi aktarıldı. Bazda taş ocakları da program kapsamında ziyaret edilerek bölgenin tarihî taş işçiliği ve kültürel peyzajı değerlendirildi. Unesco Türkiye Millî Komisyonundan Kültürel Miras Eğitimi Programın eğitim ayağında UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Üyesi Ömer Devrim Aksoyak, uluslararası gönüllülere UNESCO perspektifinden kültürel mirasın korunmasına ilişkin eğitim verdi. Eğitim kapsamında UNESCO’nun 1972 Dünya Mirası Sözleşmesi, Üstün Evrensel Değer (Outstanding Universal Value – OUV), özgünlük ve bütünlük ilkeleri, Dünya Mirası kriterleri, somut ve somut olmayan kültürel miras, yerel toplumların mirasın korunmasına katılımı ve Taş Tepeler özelinde paydaş iş birlikleri ele alındı. Katılımcılar ayrıca koruma, belgeleme ve yerel farkındalık konularında ortak çalışmalar gerçekleştirerek kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında gönüllülüğün rolünü değerlendirdi. Şurkav’in Kültürel Miras Çalişmalari Uluslararasi Katilimcilara Anlatıldı Program süresince uluslararası gönüllülere ŞURKAV’ın Şanlıurfa’nın kültür, sanat, tarih ve arkeolojik değerlerinin korunması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmaları hakkında bilgi verildi. ŞURKAV’ın kültürel miras alanındaki faaliyetleri, ulusal ve uluslararası kurumlarla geliştirdiği iş birlikleri ve UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri Programı kapsamında yürüttüğü çalışmalar paylaşılırken, yerel kurumların mirasın korunmasındaki rolüne dikkat çekildi. Somut Mirastan Yaşayan Kültüre: Sıra Gecesi Deneyimi Programın önemli unsurlarından biri de Şanlıurfa’nın somut olmayan kültürel mirasının uluslararası gönüllülere tanıtılması oldu. Katılımcılar Şanlıurfa’nın köklü kültürel geleneklerinden sıra gecesini deneyimleyerek kentin müzik kültürü, sözlü aktarım geleneği, sosyal paylaşım biçimleri ve yerel gastronomisiyle tanıştı. Böylece Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de binlerce yıl öncesine uzanan somut kültürel miras ile Şanlıurfa’da bugün yaşamaya devam eden gelenekler aynı program içerisinde bütüncül bir kültürel miras yaklaşımıyla ele alındı. Şanlıurfa’nin Kent Hafizasi Reji Kilisesi’nde Fotoğraflarla Anlatıldı Program kapsamında Reji Kilisesi’nde gerçekleştirilen fotoğraf gösteriminde, Şanlıurfa’nın geçmişten günümüze geçirdiği değişimi ortaya koyan eski ve yeni kent fotoğrafları katılımcılarla paylaşıldı. “Önce ve sonra” görselleri üzerinden kentin tarihî dokusu, geleneksel mimarisi, değişen şehir yapısı ve kültürel mirasın korunmasının önemi değerlendirildi. Böylece gönüllülerin kültürel mirası yalnızca arkeolojik kazı alanları üzerinden değil; kent belleği, mimari miras ve yaşayan şehir perspektifinden de değerlendirmeleri sağlandı. Şanlıurfa’dan Dünyaya Kültürel Miras Mesajı Şanlıurfa Valiliği ve ŞURKAV koordinasyonunda gerçekleştirilen proje; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi,Çin Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeoloji Araştırma Merkezi, UNESCO Genel Merkez,UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Taş Tepeler Projesi bilim insanları ve kazı başkanlarının katkılarıyla arkeoloji ile yaşayan kültürü uluslararası gönüllülük çatısı altında buluşturdu. Farklı ülkelerden gelen gönüllülerin Şanlıurfa’nın kültürel mirasını doğrudan bilim insanlarından öğrenmesi, kültürel değerleri yerinde deneyimlemesi ve edindikleri bilgi ve deneyimleri kendi ülkelerine taşımasıyla Göbeklitepe, Taş Tepeler ve Şanlıurfa’nın dünya ölçeğindeki kültürel miras görünürlüğüne katkı sağlanması amaçlandı. Program; bilimsel bilgi, kültürlerarası diyalog, gönüllülük, yerel katılım ve kültürel mirasın korunmasını aynı çatı altında buluşturan kapsamlı bir uluslararası çalışma olarak tamamlandı.

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor Haber

Çinliler Şanlıurfa'yı Kazıyor

Çin Halk Cumhuriyeti'nin Türkiye'deki ilk arkeolojik kazı projesi özelliğini taşıyan Şanlıurfa'daki Yoğunburç kazıları, iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen "Taş Tepeler Projesi" kapsamında başlatılan kazılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi işbirliğinde sürdürülüyor. Türkiye'de ilk kez arkeolojik kazı çalışmasına katılan Çinli arkeologlar, insanlık tarihine ışık tutan Şanlıurfa'daki neolitik yerleşimde geçmişin izlerini araştırıyor. İki ülke arasında köprü görevi görecek Yoğunburç Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Yoğunburç'un Çinli arkeologların Türkiye'de kazı çalışması yürüttüğü ilk alan olduğunu söyledi. Kazı çalışmalarının 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple ilk kez 16 Temmuz'da başlatıldığını ifade eden Gan, 
Şanlıurfa'da çalışma yürütmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Gan, Türkiye ile Çin arasında arkeoloji alanındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesini istediklerini belirtti. Yoğunburç'taki çalışmaların yalnızca arkeolojik açıdan değil iki ülke arasındaki ilişkiler bakımından da önem taşıdığını vurgulayan Gan, şöyle konuştu: "Yoğunburç kazıları, iki ülke arasında çok önemli bir köprü. İleride Çinli insanların Türkiye'yi, Şanlıurfa'yı ve buradaki tarihi yerleri bilmesi önemli. Devlet olarak da buradaki kazılara çok önem veriyoruz. İki ülke arasındaki dostluk ve turizmin gelişmesi için çok önemli." Kardeş belediye süreci başladı Gan, Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan'ın da kazı çalışmalarından önce Şanlıurfa'da çeşitli ziyaretlerde bulunduğunu hatırlattı. Yetkililerin Yoğunburç kazılarına büyük önem verdiklerini ifade eden Gan, "Ziyaretin ardından Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin Yulin Belediyesi arasında kardeş şehir ilişkisi kurulmasına yönelik süreç başlatıldı. İki ülke için de iyi bir tanıtım olacak ve çok turistin gelmesini umuyoruz." dedi. Türkiye'nin köklü tarihe sahip olduğunu belirten Gan, ülkedeki tarihi alanlardan etkilendiğini söyledi. Gan, "Turist olarak daha önce gelip gezmiştim, Türkiye'de tarihi yerlerin çok fazla olduğunu gördüm. Türkiye'deki insanların, yetkililerin çok sıcakkanlı ve yardımsever olduğunu görüyoruz. Kendi evimizde gibi hissediyoruz, burada çok mutluyuz." ifadelerini kullandı. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Göbeklitepe'de Yeni Yapılar Çıktı Haber

Göbeklitepe'de Yeni Yapılar Çıktı

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yeni bir alanda yürütülen kazılarda, yerleşimin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar gün yüzüne çıkarıldı. Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında Göbeklitepe'de koruma altındaki ana kazı alanındaki çalışmalar sürerken, çatının kuzeyindeki yeni alanda da bu sezon kazılara başlandığını söyledi. Mevcut alanda daha önce bulunan zeytin ağaçlarının başka bölgeye taşınmasıyla kazıya elverişli bir ortam oluşturulduğunu belirten Karul, yaklaşık 1500 metrekarelik yeni alanda bu sezon çalışmalara başladıklarını anlattı. Bu kazılarla Göbeklitepe'nin daha önce açığa çıkarılan yapılarına ilişkin potansiyeli yeniden test etmeyi ve keşfetmeyi amaçladıklarını vurgulayan Karul, geniş alanlarda kazı yaparak zaman içinde derinleşmeyi esas alan çalışma yöntemini burada da uyguladıklarını ifade etti. Karul, yeni kazı alanına ilişkin şu bilgileri verdi: "Alanın bir kenarından başladık. Kuzeye doğru devam ediyoruz ve hemen yüzeyin altında Göbeklitepe'nin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar açığa çıkardık. Yüzeyin hemen altında olmaları, plan ve yerleşme düzeni hakkında hızlı bir şekilde fikir veren kanıtlara ulaşmamızı sağladı. Hatta bazı yapıların tabanlarına da çok hızlı bir şekilde ulaşıldı. Çünkü burası erozyona açık bir yer. Duvarların üst kotları uzun bir süre önce aşınmış. Bir diğer güzel haber, zeytin ağaçlarının burada büyük ölçüde tahribata yol açmadığını gördük. Ancak ağaçlar buradan taşınmasaydı, buranın en azından kazılamayacak bir alan olacağını da görmüş olduk. Bu yılki planımız, arkada gördüğünüz alanın tamamında yüzey seviyesini kaldırıp yüzeyin hemen altındaki yapı kalıntılarını açığa çıkarmak." "İlk izlenimimiz bunların konut olarak kullanıldığı yönünde" Karul, yeni kazı alanını çevreleyen yürüyüş yolunun ziyaretçilerin çalışmaları ve ortaya çıkarılacak yeni buluntuları yakından izleyebilecekleri şekilde planlandığını ifade etti. Ortaya çıkarılan dörtgen planlı yapıların benzerleriyle önceki yıllarda GT1 olarak adlandırılan alanda karşılaştıklarını dile getiren Karul, şöyle devam etti: "Onların benzerlerinden söz ediyoruz. Ama şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla bu dikilitaş geleneğinin zayıfladığını, daha az sayıda dikilitaş barındırdıklarını, mekanların iç düzenlemesine baktığımız zaman daha çok konut amaçlı kullanılmış olabileceklerini söyleyebiliyoruz. Ama kuşkusuz bunları sadece duvarları açığa çıkararak söylemek yeterli değil. Ve özellikle bu yapıların içerisinde topladığımız toprak örnekleri mekanların işlevleri hakkında bize bilgi verecek. Bu da daha çok taban seviyesine geldiğimizde, taban üzerinden aldığımız örneklerle söyleyebileceğimiz bir şey. İlk izlenimimiz bunların konut olarak kullanıldığı yönünde." Karul, Göbeklitepe'de kamusal yapıların yanı sıra bunlarla çağdaş konutların da daha önceki kazılarda ortaya çıkarıldığını belirterek, kamusal yapılar ile konutların eş zamanlı kullanımının Göbeklitepe'nin yalnızca bir tapınma merkezi değil, aynı zamanda insanların yaşadığı bir yerleşim yeri olduğunu gösterdiğini, Taş Tepeler kapsamındaki diğer kazılarda da benzer yerleşim düzeninin görüldüğünü ifade etti. Göbeklitepe'de özellikle yamaç kesimindeki yuvarlak planlı yapıların bulunduğu alanda çalışmaların sürdüğünü bildiren Karul, geçen yıl C yapısında büyük ölçüde tamamlanan sağlamlaştırma çalışmalarının bu yıl D yapısında devam ettiğini ve yıl sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını sözlerine ekledi.

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta Haber

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta

Kültür ve Turizm Bakanlığının "Taş Tepeler Projesi" kapsamında Şanlıurfa'ya gelen Çinli arkeologlar, Yoğunburç'ta yürütülen kazı ile Neolitik döneme ait izleri gün yüzüne çıkarıyor. Türkiye ile Çin arasındaki işbirliğiyle Taş Tepeler Projesi kapsamında, Karaköprü ilçesindeki Yoğunburç'ta Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezinde görevli arkeolog Prof. Dr. Gan Caichao başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları ilk kez 16 Temmuz'da başladı.
 Çinli arkeologlar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi işbirliğinde yaklaşık 22 dönümlük alanda devam eden kazıda, Göbeklitepe ve Karahantepe ile aynı çağı kapsayan Neolitik dönemin izini sürüyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Türkiye'ye gelerek Taş Tepeler Projesi'nde görev almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Taş Tepeler Projesi'nin dünyada tanınan bir proje olduğunu belirten Gan, bölgede geçmiş yaşamdan kalan çok sayıda kalıntı bulunduğunu ifade etti. Kazı çalışmalarına Çinli arkeologların katıldığını belirten Gan, Yoğunburç'ta 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple kazı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi. Yoğunburç'ta önemli bulgulara ulaşmayı hedeflediklerini dile getiren Gan, "Şanlıurfa bölgesi, Neolitik dönemdeki en önemli kalıntı yerlerinden biridir. Bu kazıda çok iyi şeyler çıkartmak istiyoruz." dedi. "Dönemin yaşantı biçimlerini yansıtıyor" Kazı alanında doğu-batı ve güney-kuzey doğrultularındaki başlangıç ve bitiş noktalarını kanal açarak belirlediklerini ifade eden Gan, "Bu iki kanal ile hangi alanda daha fazla yoğunluk olduğunu belirttik. Arada da merkezde kare şeklinde alan belirledik." diye konuştu. Yoğunburç'ta boncuk, çakmak taşı ve yaban domuzu dişi bulduklarını anlatan Gan, şunları kaydetti: "Kazılarda Neolitik dönemde insanların çalışma yaparken kullandığı taşlar ile süslenmek için takılan boncukları bulabildik. Bu buluntular o zamandaki insanların çok akıllı ve zeki olduğunu gösteriyor. Bu buluntular daha önce yaşayan insanların yaşantı biçimlerinin nasıl olduğunu araştırmamız için önemli bilgilerdir." Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı Haber

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı

Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe ile Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, yurt dışında yapılan sergi ve tanıtım faaliyetleriyle Taş Tepeler'e yönelik uluslararası ilginin arttığını belirterek bölgenin artık dünya çapında bilinen bir destinasyona dönüştüğünü söyledi. Karul, AA muhabirine, Taş Tepeler Projesi'nin yalnızca arkeolojik kazılardan oluşmadığını, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarından birine ışık tutan uluslararası bir araştırma modeli olduğunu anlattı. Neolitik Çağ'ın insanlık tarihinin ortak geçmişindeki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Karul, yerleşik hayatın ve üretici yaşamın ortaya çıkışının dünya tarihinin ortak noktalarından olduğunu belirtti. Taş Tepeler Projesi'nin de bu anlayışla çok uluslu bir model etrafında şekillendirildiğini aktaran Karul, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarının projede görev aldığını kaydetti. Çalışmalara bu yıl Çin ekibinin de dahil olduğunu ve Yoğunburç'ta kazılara başlandığını belirten Karul, proje kapsamında yurt dışında da çeşitli konferans ve sergiler düzenlendiğini söyledi. Karul, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin yurt dışındaki büyükelçilikleri ve Yunus Emre Enstitüsünün tanıtım faaliyetlerine katkı sunduğunu ifade ederek İtalya'nın başkenti Roma'da Kolezyum'da ve Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen sergilerin yoğun ilgi gördüğünü belirtti. "Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon" Yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarının bölgeye yönelik ilgiyi artırdığını dile getiren Karul, "Bakanlığımızın açıkladığı gibi Tokyo'da önümüzdeki aylarda bir sergi yapacağız. Planlanan başka sergiler de var. Hem Uzak Doğu'da hem Avrupa ülkelerinde." dedi. Bu çalışmaların bölgeye gelen yabancı ziyaretçi sayısına da yansıdığını belirten Karul, farklı ülkelerden arkeoloji meraklılarının Taş Tepeler'i ziyaret ettiğini gözlemlediklerini ifade etti. Karul, şöyle konuştu: "Artık Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon. Bu bir yerleşmeden Karahantepe ya da Göbeklitepe'den ibaret değil. Bu Şanlıurfa'da Harran Ovası'nın etrafında yerleşmiş ilk yerleşik toplulukları ifade eden bir coğrafyayı karşılıyor ve insanlar bu coğrafyayı merak ediyorlar. Artık bu bölgeye insanlar sadece Göbeklitepe'yi değil bu coğrafyayı anlamak, bu coğrafyadaki farklı yerleşimleri görmek için geliyorlar." Bölgeye yönelik ilginin artmasıyla farklı arkeolojik alanları birbirine bağlayan ulaşım ağı ve rotanın da oluşturulduğunu belirten Karul, Taş Tepeler'in artık yalnızca tek bir arkeolojik alanı değil, geniş bir coğrafyayı ifade ettiğini vurguladı. Bölgenin korunmasına yönelik çalışmalar sürüyor Karul, Taş Tepeler bölgesinin korunmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirterek, arkeolojik araştırmaların yanı sıra çevrenin korunması ve alanların daha iyi anlaşılmasına yönelik çeşitli projelerin yürütüldüğünü söyledi. Projenin temel hedeflerinden birinin insanlık tarihinin önemli buluşma noktalarından biri olan bölgeyi günümüz toplumuyla buluşturmak olduğunu ifade eden Karul, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere çok sayıda kurumun projeye katkı sunduğunu sözlerine ekledi. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Göbeklitepe'de Ulaşım Çalışmaları Haber

Göbeklitepe'de Ulaşım Çalışmaları

Şanlıurfa'da "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'de, artan ziyaretçi yoğunluğunu karşılamak amacıyla ulaşım ve ziyaretçi altyapısı güçlendiriliyor. Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında, 1963 yılında yapılan yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe, yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği tarihi ören yerleri arasında yer alıyor. Her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin ziyaret ettiği ören yerinin kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar sürüyor. Bu kapsamda daha önce gidiş ve dönüşü tek şerit olan yolun duble yola dönüştürülmesine yönelik çalışmalar sürerken, ören yeri çevresindeki yürüyüş yolları genişletilip engelli dostu hale getirildi. Yürüyüş güzergahının uzunluğu da önceki düzenlemeye göre yaklaşık iki katına çıkarıldı. Göbeklitepe çevresi daha kapsamlı gezilebilecek Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2019'u "Göbeklitepe Yılı" ilan etmesinin ardından tarihi ören yerine ilginin hızla arttığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kurumlarla yürütülen çalışmalar sayesinde ziyaretçi kapasitesinin artırıldığını belirten Aslan, şunları kaydetti: "Özellikle yürüyüş yollarını hem genişlettik hem de engelli dostu hale getiriyoruz. Ziyaretçilerin alanı daha iyi görebilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Göbeklitepe'nin hakim konumu sayesinde Harran Ovası'nı da izleyebilecekleri yeni güzergahlar oluşturduk. Böylece hem ziyaretçi kapasitesini artıracağız hem de ziyaretçilerin alanın doğal çevresini daha yakından tanımasını sağlayacağız. Daha önce ziyaretçilerimiz üst çatının bulunduğu bölgeyi gezip geri dönüyordu. Alanı açıp genişletiyoruz. Ziyaretçilerimiz hem daha fazla zaman geçirecek hem de yoğunluk belli noktalarda toplanmayacak." Ziyaret süresinin uzaması hedefleniyor Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen de yapılan yatırımların hem ziyaretçi kapasitesine hem de turizme önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni güzergahların tamamlanmasıyla ziyaretçilerin Göbeklitepe'de daha uzun süre vakit geçireceğini belirten Türkmen, şunları söyledi: "Göbeklitepe'de devam eden yol çalışmalarının tamamlanmasıyla ören yerindeki kalış süresi daha da artacaktır. Özellikle arka bölümdeki yapıların da tamamlanarak ziyarete açılmasıyla daha geniş bir ring güzergahı oluşacak. Böylece bugüne kadar görülmeyen alanları ziyaretçilere tanıtabileceğiz. Yol genişletme çalışmaları yerinde ve doğru bir karardır. Bu yatırımlar, kente gelen turist sayısının yanı sıra ziyaretçilerin kentte ve ören yerinde geçirdiği süreye de doğrudan katkı sağlayacaktır."

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi Haber

Göbeklitepe’de Serin Hava Bereketi

Şanlıurfa'da bunaltıcı sıcakların etkili olduğu yaz günlerinde, yüksek rakımı ve rüzgar alan konumuyla öne çıkan Göbeklitepe Ören Yeri, ziyaretçilerini kent merkezine göre daha serin bir atmosferde ağırlıyor. Neolitik dönemin en önemli yerleşimlerinden biri olan ve yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Göbeklitepe, yılın her döneminde yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Yaz aylarında hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu kentte, yaklaşık 800 metre rakımda bulunan Göbeklitepe, coğrafi konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir gezi imkanı sunuyor. Koruyucu çatı sistemi ile kuzeybatı yönünden esen rüzgarların etkisi de ören yerindeki serinliği artırıyor. Rakımı ve rüzgar yönü serinlik sağlıyor Harran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Benek, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin kentin en yüksek ve hakim noktalarından birinde yer aldığını söyledi. Tarihte inanç merkezlerinin çoğunlukla yüksek alanlara kurulduğunu belirten Benek, şunları kaydetti: "Şanlıurfa kent merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 500 metredir. Göbeklitepe ise yaklaşık 800 metre rakımda bulunmaktadır. Yükseklik farkı nedeniyle normal şartlarda Göbeklitepe'nin Balıklıgöl ve çevresine göre yaklaşık 3 derece daha serin olması beklenir. Buna, ören yerinin platonun en yüksek noktalarından birinde bulunması ve yaz aylarında kuzey ve batı yönlerinden esen rüzgarlara açık olması da eklenmektedir. Bu nedenle en sıcak saatlerde Göbeklitepe, Balıklıgöl ve çevresine göre ortalama 4-5 derece daha serin bir ortam sunmaktadır." Serin havası ziyaretçileri şaşırtıyor Bursa'dan Şanlıurfa'yı ziyarete gelen öğretmen Ayşenur Çelik, kent merkezindeki bunaltıcı sıcağın ardından Göbeklitepe'deki serin havanın kendilerini şaşırttığını dile getirdi. Göbeklitepe'yi beklediklerinden daha serin bulduklarını ifade eden Çelik, "Şanlıurfa merkez çok sıcaktı. Göbeklitepe'ye geldiğimizde buranın bu saatteki serinliği bizi gerçekten şaşırttı. Hatta Balıklıgöl ziyaretimizi sonraya bıraktık. Burada şehir merkezinden farklı, çok güzel bir esinti var. Gelen ziyaretçiler rahatlıkla gezebilir." dedi. Ziyaretçilerden Levent Önkür de Şanlıurfa'nın sıcak iklimiyle bilindiğini belirtti. Göbeklitepe'nin konumu sayesinde ziyaretçilerine daha serin bir ortam sunduğunu dile getiren Önkür, "Şanlıurfa'ya dün geldik. Yaklaşık 40 derecelik sıcak bir hava vardı. Askerliğimi de burada yaptığım için Şanlıurfa'nın sıcağını biliyorum. Göbeklitepe'de ise öğle saatlerine yaklaşmamıza rağmen hava oldukça serin ve gezmeye elverişli. Bu nedenle kent merkezini akşam saatlerinde gezmeyi planladık. Burayı öğle saatlerinde bile rahatlıkla gezebilirsiniz." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.