Uygulamalarımız appstore googleplay

#Girişimcilik

gazeteci63.com - Girişimcilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girişimcilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEKNOFEST Bir Öz Güven Devrimidir Haber

TEKNOFEST Bir Öz Güven Devrimidir

Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST'in bir öz güven devrimi olduğunu belirtti. Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ yürütücülüğünde düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST Güneydoğu, Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda başladı. Bayraktar, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, Şanlıurfa'nın insanlığın yerleşik hayata geçtiği, tarımın geliştiği ve medeniyetin filizlendiği topraklar olduğunu söyledi. Şanlıurfa'yı "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendiren Bayraktar, binlerce yıl önce bu topraklarda kurulan yeni dünyanın ardından bugün de yeni bir geleceğin inşa edildiğini dile getirdi. TEKNOFEST'in 15'incisini gerçekleştirdiklerini söyleyen Bayraktar, "2018'de diktiğimiz bu fidan, bugün büyük bir teknoloji hareketine dönüştü. 81 ilimizden, 97 farklı ülkeden gençlerimiz burada. 62 farklı alandaki teknoloji yarışmalarımıza 730 binin üzerinde takım, 1 milyon 600 binin üzerinde gencimiz başvurdu. Bunlar sadece rakam değil, Türkiye'nin değişen hikayesi." diye konuştu. Bayraktar, bölgedeki çocukların bu hikayenin merkezinde yer aldığını belirterek, Güneydoğu illerindeki gençlerin Deneyap Teknoloji Atölyelerinde yapay zeka ve robotik öğrendiğini ifade etti. Şanlıurfa'ya gelince bir şey daha anladıklarını dile getiren Bayraktar, "Bir sistem, Urfa sıcağında öğle vakti tıkır tıkır çalışırsa dünyada da uzayda da her yerde çalışır." dedi. "Hedefimiz, yüksek teknoloji, yerli üretim, katma değerli ihracat" Bayraktar, "TEKNOFEST, bir öz güven devrimidir. 'Biz yapamayız' diyen anlayışa başkaldırıdır. Taklitçiliğe, öğrenilmiş çaresizliğe itirazdır. İşte TEKNOFEST gençliği, o zihniyete bu meydandan haykırıyor 'Biz yaptık, biz yapıyoruz, en iyisini de biz yapacağız.'" değerlendirmesinde bulundu. Bayraktar, öz güvenin üretimi, üretimin teknolojiyi, teknolojinin ise bağımsızlık zeminini güçlendirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "İşte Milli Teknoloji Hamlesi bunun için var. Milli Teknoloji Hamlesi yalnızca gökyüzünde değildir, tarladadır, fabrikadadır, laboratuvarlardadır, hastanededir, atölyededir, üniversitededir. Bir fikir ekonomik değere, bir hayal üretime, bir proje istihdama, bir teknoloji Türkiye'nin refahına dönüşüyor. Hedefimiz, yüksek teknoloji, yerli üretim, katma değerli ihracat. TEKNOFEST kuşağının öncülüğünde ülkemizin tam bağımsızlığına güç katacak bir girişimcilik ekosistemi kurmak istiyoruz." "Teknolojiyi insanlığın faydasına kullanmak istiyoruz" Bayraktar, tarımsal üretimin ve gıdanın her zamankinden daha stratejik bir mesele haline geldiğine işaret ederek şunları söyledi: "TEKNOFEST kuşağı, tarımda da yeni bir sayfa açıyor, Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME Vakfı). Gıda, her zaman stratejik bir meseleydi, bugün daha da stratejik. Artık tarıma sadece geleneksel bir sektör olarak bakamayız. Tarım, geleceğin yüksek teknolojili alanlarından biri olmak zorunda. Yeni nesil milli tarım teknolojileri, yapay zeka destekli çözümler, genetik bilim, verimlilik, sürdürülebilir üretim… Gençlerin geliştirdiği çözümler bereketli topraklarla buluştukça geleceğimiz daha güçlü ve müreffeh olacak." İnsanlığın yapay zeka ile büyük bir dönüşüm yaşadığına dikkati çeken Bayraktar, bu teknolojinin öğrenmeyi ve araştırmayı hızlandırdığını ancak aklın yerini alan bir rehberden ziyade potansiyeli büyüten bir kaldıraç olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Teknolojinin gücünün dünyada karanlık amaçlar için kullanıldığını belirten Bayraktar, şunları ifade etti: "Teknoloji bir araçtır, yönünü belirleyen, nihai kararı vermesi gereken insandır. Ahlakı ve vicdanı taşıyan da insandır. Mesele yapay zekanın ne kadar güçlendiği değil, bu güce hangi ahlakın, hangi vicdanın yön vereceğidir. Gayemiz, teknolojiyi geliştirmekten öte ona nasıl bir ruh, nasıl bir istikamet vereceğimizdir. Bizler, teknolojiyi insanlığın faydasına kullanmak istiyoruz. Bilimle vicdanı, zekayla ahlakı, gücü adaletle buluşturmak istiyoruz." "Gelin daha adil bir dünyayı birlikte kuralım" Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, T3 Vakfı gönüllülerine, Şanlıurfa Valiliğine ve Büyükşehir Belediyesine teşekkür ederek sözlerini şöyle tamamladı: "Gençler, bunca emek, bunca gayret, tek bir gaye için, daha adil, daha müreffeh, daha güzel bir dünya inşa etmek. Bu mücadelede en büyük umudumuz sizlersiniz. Tüm müesseseleriyle yıkılmış bu dünyayı, inancımız, adalet, merhamet, iyilik değerleriyle medeniyetimizin güneş yüzlü gençleri olan sizler inşa edeceksiniz. Kendi 'Kızıl Elma'nızı, kendiniz belirleyin. Köklerinizden güç alın, gözünüzü geleceğe çevirin. Medeniyetler yalnızca geçmişleriyle ayakta kalamaz, gelecek kurma kabiliyetleriyle yaşarlar. Biz bu topraklardan geleceğe yeniden sesleniyoruz. Gelin bilgiyi üretime, üretimi katma değere, katma değeri refaha, refahı tam bağımsızlığa dönüştürelim. Gelin, Şanlıurfa'dan, tarihin sıfır noktasından geleceğin teknolojilerine doğru yeni bir yolculuk başlatalım. Gelin, daha adil bir dünyayı birlikte kuralım. Yolumuz açık, istikametimiz hakikat, ufkumuz Kızıl Elma." "Büyük bir farkındalık, büyük bir dalga oluştu" Bayraktar, açılışın ardından basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede ise TEKNOFEST Güneydoğu'nun muhteşem bir coşkuyla başladığını belirterek, bölgenin tüm illerinde yarışma etkinliklerinin olduğunu ve bu yıl 1 milyon 600 binden fazla gencin farklı alanlardaki teknoloji yarışmalarına katıldığını söyledi. Etkinliğin, TEKNOFEST Güneydoğu'nun merkezi olan Şanlıurfa'da, medeniyetin doğduğu topraklarda geleceğe dair Türkiye adına yeni bir hikayenin başlangıcı olacağını aktaran Bayraktar, "Yaşadığımız dünyaya yön verenler bilgiyi, tekniği, teknolojiyi geliştirenler. Bunu en yüksek katma değerle buluşturup bütün dünyaya bu değeri ihraç edebilenler. Dolayısıyla buradaki en önemli husus da bu teknolojileri, bilimi, tekniği geliştirecek nesiller. O anlamda biz büyük bir dip dalgasının bölgemizde de doğduğunu görüyoruz." diye konuştu. Bayraktar, teknolojinin kalbinin Şanlıurfa'da attığına işaret ederek, "Bugün açılış günümüzdü, harika bir açılış töreni oldu. Çepeçevre etkinliklerle dolu bu alanda 4 Ekim'e kadar buradayız. Ben tüm milletimizi, tüm dost ve gönül kardeşi coğrafyamızı TEKNOFEST Güneydoğu'ya, Şanlıurfa'ya davet ediyorum." ifadelerini kullandı. Milyonlarca gencin bu yarışmalara başvurduğunu kaydeden Bayraktar, "Kurumlarımızla da konuşuyorum, hem savunma sanayisinde hem yüksek teknoloji geliştiren paydaş kurumlarımızla, insan kaynağı açısından bir kere farkındalığın çok daha erken yaşta oluştuğunu görüyoruz. Bugün de dünyaya damgasını vuracak nesiller, genç yaştan bu alanlara merak salan, bu alanlara ilgi duyan ve altyapı imkanlarıyla bu teknolojiyi geliştirebilen nesiller oluyor." şeklinde konuştu. Bayraktar, "Büyük bir farkındalık, büyük bir dalga oluştu. Biz bunu BAYKAR'da da görüyoruz, savunma sanayimizde de görüyoruz. Özellikle başvuru niteliklerinin çok arttığını, gençlerin hayallerine ket vurmadığını ve dünyada çok iddialı işler yapabileceklerine inandıklarını görüyoruz. Bu, aslına bakarsanız işin yarısı bir anlamda. Çünkü öğrenilmiş çaresizlikle bir işe başladığınızda aslında yarışı daha baştan kaybetmiş oluyorsunuz." değerlendirmesinde bulundu. “Türk savunma sanayisi zincirlerini kırdı” Bayraktar, KIZILELMA'ya ilişkin yaptığı değerlendirmede ise "Çok yakın zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterine girecek. Bir yandan da seri üretim devam ediyor. Seri üretime geçtiğimiz yıl başlamıştık. Şu anda üretim hızını hızlandırıyoruz, yakın zamanda da envanterde göreceğiz." dedi. KIZILELMA'yı sürekli test ettiklerini dile getiren Bayraktar, "Savunma ekosistemimizin geliştirdiği ve dünyada da aslına bakarsanız pek örneği olmayan kabiliyetlere sahip KIZILELMA. Ülkemiz tümüyle milli olarak geliştiriyor. Bu da bizler için bağımsızlığımız adına çok önemli." diye konuştu. Bayraktar, Türk savunma sanayisinin zincirlerini kırdığını dile getirerek, "Yıllarca ambargolarla karşı karşıya kaldık, BAYKAR, 40'tan fazla ülkeyle çalışıyor, bütün gelirlerinin yüzde 90'ından fazlasını ihracattan elde ediyor. Savunma sanayimizin diğer kurumlarında da bizler benzer bir dalganın yükselerek geldiğini görüyoruz." ifadelerini kullandı.

GAP BKİ’den Teknoloji Hamlesi Haber

GAP BKİ’den Teknoloji Hamlesi

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında gençlere yönelik teknoloji ve girişimcilik çalışmalarını sürdüren GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının (GAP BKİ) desteklediği projelerin TEKNOFEST finallerindeki sayısı 3 yılda 10'dan 73'e yükseldi. Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ'nin yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST), 30 Eylül-4 Ekim'de Şanlıurfa'da düzenlenecek. GAP BKİ, Cumhuriyet tarihinin en büyük kalkınma projelerinden biri olarak nitelendirilen GAP kapsamında bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına yönelik çalışmalarının yanı sıra gençlerin teknoloji ve girişimcilik alanlarında kendilerini geliştirmelerine yönelik projeler yürütüyor. Bu kapsamda GAP BKİ koordinasyonunda 8 yıldır uygulanan GAP Yeşil İnovasyon Projesi ile bölgedeki gençlere teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarında destek sağlanıyor. Proje kapsamında TEKNOFEST'te bu yıl 73 takım finale kaldı. GAP'ın kapsadığı 9 ilden gençlerin hazırladığı akıllı tarım, ileri sağlık ve gıda teknolojileri başta olmak üzere farklı alanlardaki 73 proje, mentörlük, teknik malzeme ve mali desteklerin ardından TEKNOFEST Güneydoğu'da finalde yarışacak. "Bu yıl inanılmaz sıçrama var" GAP BKİ Başkanı Hasan Maral, AA muhabirine, bölgedeki gençlerin girişimcilik potansiyellerini ortaya çıkarmaları için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini söyledi. TEKNOFEST'in Türkiye'nin en büyük teknoloji organizasyonlarından biri olduğunu belirten Maral, GAP BKİ'nin de gençlerin teknoloji alanındaki çalışmalarını desteklemek amacıyla festivale yönelik kapsamlı hazırlıklar yaptığını ifade etti. Bu yıl gençlerden yoğun başvuru aldıklarını anlatan Maral, şöyle konuştu: "Bu yıl inanılmaz bir sıçrama var çünkü Şanlıurfa şehir olarak seçildikten sonra duyurular yaptık ve bölge illeri çok yoğun ilgi gösterdi. 8 bin 300'ü aşkın başvuru aldık. Bunların içerisinde yoğun süreçler işlettik. Değerlendirme aşamasında birçok bileşen var. Başvuruları aldıktan sonra ilk aşamayı kendi içimizde geçen finalistlerimize özel mentörlük hizmetleri verdik, prototip hazırlama desteklerini verdik. Finallere gitme ihtimali olan girişimcilerimize, takımlarımıza sunum eğitimleri verdik." GAP BKİ'nin bu alandaki çalışmalarına değinen Maral, "Bu gençlerin arkasında 8 yılı aşan ciddi bir deneyime sahip tecrübeli bir ekip var, bu da haliyle sahaya yansıdı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden TEKNOFEST finallerine 84 finalist gitmiş durumda. Bunların 73'ü GAP Yeşil İnovasyon Projesi takımlarından oluşuyor." dedi. Maral, gençlerin teknoloji alanında üretim yapabileceklerine inanmalarını önemsediklerini belirterek, "Biz gençlerin sınıfa veya atölyeye girerken 'Ben de yapabilirim.' duygusuna sahip olmasını önemsiyoruz." ifadesini kullandı. GAP Yeşil İnovasyon Projesi'nin bu yıl önemli bir başarıya ulaştığını vurgulayan Maral, "2024 yılında Adana TEKNOFEST finaline sadece 10 takım göndermişken, 2025 yılında 21 takım gönderdik. 2026'da ise bu sayıyı 73'e çıkardık. Bu gençlerimizin teknolojiye ve girişimciliğe ne kadar değer verdiğinin bir göstergesidir. GAP'ın da buradaki rolünü biz çok önemsiyoruz." diye konuştu.

Yapay Zeka Kullanımında Artış Haber

Yapay Zeka Kullanımında Artış

Türkiye'de 16-24 yaş grubundaki bireylerin yüzde 38,5'i üretken yapay zeka araçlarını kullanırken gençlerdeki kullanım oranı 16-74 yaş grubundaki genel oranın 2 katını aştı. AA muhabirinin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) Bilgi ve İletişim Teknolojilerine (ICT) Erişim ve Kullanım Veri Tabanı verilerinden derlediği bilgilere göre, üretken yapay zeka araçlarının kullanımı OECD ülkelerinde hızla yaygınlaşırken kullanım oranlarında yaş gruplarına göre belirgin farklılıklar görülüyor. OECD'nin 2025 veya mevcut en güncel verilerini kapsayan göstergelerine göre, Türkiye'de 16-74 yaş grubundaki bireylerin yüzde 17,2'si son 3 ay içinde üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Türkiye'de genç nüfusta ise bu oran genel seviyenin önemli ölçüde üzerine çıktı. 16-24 yaş grubundakilerin yüzde 38,5'i üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Böylece Türkiye'de gençlerin üretken yapay zeka kullanım oranı, 16-74 yaş grubundaki yüzde 17,2'lik oranın yaklaşık 2,2 katına ulaştı. Türkiye'de üretken yapay zeka kullanımının ileri yaş grubunda ise oldukça düşük seviyede kalması dikkati çekti. OECD verilerine göre, ülkede 55-74 yaş grubundaki bireylerin yüzde 1,8'i üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Buna göre, yüzde 38,5 kullanım oranına sahip 16-24 yaş grubu ile yüzde 1,8'lik oranın görüldüğü 55-74 yaş grubu arasında 36,7 puanlık fark oluştu. Gençlerdeki kullanım oranı 55-74 yaş grubundaki oranın 21 katından fazla olurken veriler Türkiye'de üretken yapay zeka kullanımında yaşa bağlı belirgin bir farklılaşmaya işaret etti. Türkiye'deki görünüm, OECD genelinde üretken yapay zeka kullanımında yaşın önemli bir ayrıştırıcı unsur olduğu tabloyla paralellik gösteriyor. Öğrenciler, üretken yapay zekayı en yoğun kullanan gruplar arasında OECD'nin 28 Ocak 2026'da açıkladığı verilere göre, 2025'te OECD genelindeki bireylerin üçte birinden fazlası üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Kullanımdaki en büyük farklılık yaş grupları arasında görülürken bu fark 53,6 yüzde puanına ulaştı. Öğrenciler ise üretken yapay zekayı en yoğun kullanan gruplar arasında yer aldı. OECD genelinde 16 yaş ve üzerindeki öğrencilerin yüzde 75'i üretken yapay zeka araçlarını kullandığını bildirdi. İstihdamdakilerde kullanım oranı yüzde 41,1, işsizlerde yüzde 36,7 olurken emekliler ve diğer iş gücü dışındaki gruplarda bu oran yüzde 12,5 olarak kaydedildi. Yapay zekanın yaygınlaşması bireysel kullanımla sınırlı kalmazken OECD ülkelerindeki işletmelerin bu teknolojiyi kullanma oranında da hızlı artış görüldü. ICT şirketleri yüzde 57,3 ile yapay zekayı en yoğun kullanan işletmeler oldu Verilerin mevcut olduğu OECD ülkelerinde yapay zeka kullanan işletmelerin oranı 2023'te yüzde 8,7 iken 2024'te yüzde 14,2'ye, geçen yıl ise yüzde 20,2'ye yükseldi. Böylece işletmelerde yapay zeka kullanımı iki yılda iki kattan fazla arttı. Sektörel bazda bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) şirketleri yüzde 57,3 ile yapay zekayı en yoğun kullanan işletmeler oldu. Bu sektörü yüzde 36,8 ile profesyonel ve bilimsel hizmetler izledi. Yapay zeka kullanımındaki yıllık artışın daha önce teknolojinin görece az kullanıldığı sektörlerde de yüksek olması dikkati çekti. Kullanımdaki yıllık artış konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 62,5, inşaatta yüzde 59,1'e ulaştı. OECD, üretken yapay zekadaki hızlı gelişmeler, maliyetlerin düşmesi ve yapay zeka becerilerine sahip çalışanların sayısındaki artışın teknolojinin ekonomiler ve çalışma hayatındaki etkisini daha da artırabileceğine işaret ediyor. "Asıl hedefimiz gençleri yapay zekayı anlayan, sorgulayan ve üreten insan kaynağına dönüştürmek olmalı" Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) Başkan Yardımcısı Gökhan Varan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 16-24 yaş grubundaki yüzde 38,5'lik kullanım oranının Türkiye açısından önemli bir potansiyele işaret ettiğini belirterek, gençlerin yeni teknolojileri gündelik hayatlarına hızla entegre ettiğini söyledi. Varan, asıl hedefin gençleri yapay zekanın sadece "kullanıcısı" olmaktan çıkarıp onu anlayan, sorgulayan ve üreten insan kaynağına dönüştürmek olması gerektiğine işaret etti. Yapay zeka okuryazarlığının yakın gelecekte yabancı dil veya temel dijital beceriler gibi yatay bir istihdam yetkinliğine dönüşeceğini aktaran Varan, "Türkiye'nin en güçlü yanlarından biri olarak belirtilen genç ve teknolojiye açık nüfusu, en belirgin riski ise yapay zeka kullanımı ile üretim kapasitesi arasındaki makasın açılmasıdır." dedi. "Rekabet, büyük ölçüde 'yapay zekayla etkin çalışabilen insan ile çalışamayan insan' arasında yaşanacak" Gökhan Varan, şirketlerin aradığı şeyin yalnızca "prompt yazabilen" çalışan olmayacağını ifade ederek, "Yapay zekayı mesleki bilgisiyle harmanlayabilen, çıktısını doğrulayabilen, veri güvenliği ve etik riskleri kavrayabilen çalışan öne çıkacak." diye konuştu. Rekabetin büyük ölçüde "yapay zekayla etkin çalışabilen insan ile çalışamayan insan" arasında yaşanacağını kaydeden Varan, "Öğrencilerde yüzde 75 kullanım oranı bize yapay zekayı eğitimden uzak tutmanın gerçekçi olmadığını gösteriyor. Mesele yasaklamak değil, doğru kullanmayı öğretmek." değerlendirmesinde bulundu. Varan, OECD'nin de genel amaçlı yapay zekanın ödev performansını artırmasının gerçek öğrenmeyi pekiştirdiği anlamına gelmediğine dikkati çektiğini belirterek, "Bu nedenle Türkiye'de müfredat, yapay zeka okuryazarlığı, eleştirel düşünme, kaynak-referans doğrulama, etik ve veri güvenliğini birlikte ele almalı. Ölçme-değerlendirme sistemi de yalnızca sonuç yerine öğrencinin düşünme ve üretim sürecini ölçmeli." ifadelerini kullandı. "Üniversiteler uygulamalı yapay zeka yetkinliklerini bütün disiplinlere yaymalı" Gökhan Varan, Türkiye'nin önündeki temel politika meselesinin "kullanımdan üretime geçiş" olduğunu dile getirdi. Üniversitelerin uygulamalı yapay zeka yetkinliklerini bütün disiplinlere yayması gerektiğine işaret eden Varan, "Özel sektör gençlere gerçek veri ve problemlerle çalışma imkanı sağlamalı; kamu ise hesaplama altyapısı, veri, girişimcilik ve AR-GE ekosistemini güçlendirmeli." diye konuştu. Varan, Türkiye'nin 2026-2030 Yapay Zeka Eylem Planı'ndaki "fark et, istifade et, üret ve yönet" yaklaşımının önemli olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin genç nüfusu güçlü tarafımız, küresel fırsat ise bu insan kaynağını yerli ürün, girişim ve ihracata dönüştürebilme kapasitesini inşa edebilmektir." dedi.

Tercihlerde Sosyal Medyaya Dikkat Haber

Tercihlerde Sosyal Medyaya Dikkat

Prof. Dr. Gamze Sart, üniversite tercih döneminde öğrencilerin sosyal medyanın yönlendirmesiyle kariyerlerini riske atabilecekleri uyarısında bulundu. Kariyer planlama ve psikoloji alanında çalışmalar yürüten İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Sart, AA muhabirine YKS tercih süreci, yurt dışı eğitim ve geleceğin mesleklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. YKS tercih döneminde öğrencilerin önceki yıllara göre daha bilinçli hareket ettiklerini ancak sosyal medyanın oluşturduğu algının tercih sürecini önemli ölçüde etkilediğini belirten Sart, "Öğrenci, birinci derecede kendi istediği birtakım kararları sosyal medyanın etkisiyle alıyor. Kendi becerilerini ve yetkinliklerini görmeden, popüler kültürün oluşturduğu kararlarla hareket ediyor. Meslekler, her 3 ayda bir değişebilir ama asıl mesele sizin okuyacağınız bölümün, alanın belirlenmesi." ifadelerini kullandı. Birçok öğrencinin yazılım, tıp ve mühendislik gibi son dönemde öne çıkan alanlara yöneldiğine dikkati çeken Sart, teknolojiyle birlikte mesleklerin hızla değiştiğini ancak tercihlerin popülerliğe değil öğrencinin ilgi ve yetkinliklerine göre yapılması gerektiğini söyledi. Ailelerin de tercih sürecinde önemli rol oynadıklarını vurgulayan Sart, mühendislik okumak isteyen birçok öğrencinin aileleri tarafından tıp fakültesine yönlendirilmeye çalışıldığını anlattı. Sart, tıp ve mühendislik gibi alanların birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığını, elektrik-elektronik veya makine mühendisliği mezunlarının sağlık teknolojileri alanında çalışabildiğini dile getirdi. Öğrencilerin öğrenim hayatı döneminde okudukları bölümden pişmanlık duyabildiklerini anlatan Sart, bunun önüne geçebilmek için lise yıllarının daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini ve öğrencilerin 10. ve 11. sınıfta ilgi duydukları alanlarda staj yapmalarının, meslekleri yakından tanımalarının büyük önem taşıdığını vurguladı. Girişimcilik, artık kariyer planının parçası Kariyer planlamasının yalnızca üniversite tercihiyle sınırlı olmadığına dikkati çeken Sart, yapay zeka, teknoloji ve demografik değişimlerin iş dünyasını köklü biçimde dönüştürdüğünü söyledi. Sart, "Bugün 2010 yılı ve sonrası doğan gençler, istatistiksel olarak biz biliyoruz ki 125 yaşını zorlayacak. Bugün bir gencin, böyle bir durumda tercihlerini 100 yıllık yapması lazım. Kuşakları belirleyen konum bu ekosistem. Bu ekosistemi de sosyoekonomik, politik, teknolojik ve inovasyon etkiliyor. Bunun da en başında bugünün yapay zekası ve artık konuşulan fiziksel yapay zeka geliyor." diye konuştu. Yapay zekanın hızla geliştiği bir dönemde üniversitelerin de kendilerini yenilediklerini belirten Sart, yükseköğretim kurumlarının yalnızca meslek kazandıran yapılar olmaktan çıkarak öğrenciyi sürekli öğrenmeye hazırlayan kurumlara dönüştüklerini söyledi. İşverenlerin değerlendirmelerinde diploma kadar teknik bilgi ve kişisel becerilere de önem verdiklerine işaret eden Sart, öğrencilerin eğitim sürecinde mutlaka uygulama deneyimi kazanmaları gerektiğini kaydetti. Oyun sektörü, dijital medya ve dijital pazarlama gibi alanların da önemli fırsatlar sunduğunu dile getiren Sart, "Gençlerin girişimcilik ve inovasyon, start-up kültürünü de devreye almaları lazım. En önemli tavsiyelerimden biri de mutlaka finansal okuryazarlığın ötesinde paradan para kazanmayı, yatırımın nasıl olduğunu, parasal döngülerin nasıl değiştiğini bilmek, büyük avantaj sağlayacaktır. Bunun için finans ya da işletme okumak zorunda değil." şeklinde konuştu. "En iyisine gidebiliyorsan git yoksa Türkiye" Sart, son yıllarda yurt dışında eğitim almak isteyen öğrencilerin sayısında belirgin artış yaşandığını, bunun temel nedenlerinden birinin gelişmiş ülkelerde genç nüfusa duyulan ihtiyaç olduğunu söyledi. Yurt dışında eğitimin tek başına başarı anlamına gelmediğini vurgulayan Sart, "Öğrencilerin öncelikle gitmeyi düşündükleri üniversitenin niteliğini iyi araştırmaları gerekir. Her üniversite, aynı kaliteye sahip değil. Gençler, illa yurt dışına gitmek zorunda değil. Türkiye'de okuyup daha sonra yurt dışına gidebilir. Aynı şekilde gerçekten istediği alanda dünyanın farklı ülkelerindeki fırsatları da değerlendirebilir. Burada önemli olan öğrencinin hazır oluş düzeyidir." değerlendirmesinde bulundu. Yurt içi ve dışındaki üniversiteler arasında tercih yapacak öğrencilere de tavsiyelerde bulunan Sart, şunları dile getirdi: "Benim kullandığım bir slogan var: Yurt dışında en iyisine gidebiliyorsan git yoksa Türkiye. Türkiye'de okuyup daha sonra dünyanın en iyi üniversitelerine gitmek de mümkün. Zaten belli başlı 40-50 üniversite var dünyada. Artı ve eksilerini değerlendirdiğimizde Türkiye'de okuyan öğrencilerin yurt dışına nazaran daha fazla nefesinin yettiği ve daha iyi odaklandığını biliyoruz ama bu arada tabii ki Hollanda'nın en iyisine gidebilirsiniz. Türkiye'deki özel üniversitelerden daha ekonomik olan üniversiteler de var ve bunlar, aynı zamanda 3 yıllık eğitim veriyor. İşte bunun avantaj, dezavantajlarını mutlaka göz önünde bulundurması gerekiyor. " Sart, öğrencilerin yalnızca hangi bölümü okuyacaklarını değil gelecekte nasıl bir rol üstlenmek istediklerini de belirlemeleri gerektiğini ifade ederek, profesyonel yönetici, akademisyen ya da girişimci olma hedeflerinin kariyer planının önemli bir parçası olduğunu söyledi. "Tıp ve yaşam bilimleri alanı inanılmaz büyüyecek" Sart, kariyer planlarken "Önce kendini tanıyacaksın. Sonra da 3, 5, 10, 20 ve 50 yıllık hedeflerini belirleyeceksin. Kişinin sahip olduğu yeteneklerinin dünyanın ihtiyaçlarıyla örtüşmesi gerekiyor." uyarısında bulundu. Gelecek dönemde öne çıkacak alanlara ilişkin Sart, şunları söyledi: "Tıp ve yaşam bilimleri alanı inanılmaz büyüyecek. Mühendislik alanında da birinci derecede makine mühendisliği, elektrik-elektronik ve kimya mühendisliği çok önemli. Burada ülkemizde çok fazla revaçta olan bir bölüm daha var, o da pilotaj. Özellikle öğrenciler, bu alanlara doğru çok hızla hareket ediyorlar. Yazılım evriliyor, bu nedenden dolayı bilgisayar mühendisliğinin özellikle de fizikle birleşerek fiziksel yapay zeka diye tanımladığımız alan çok ilerleyecek." Yapay zekanın gelişmesiyle felsefe ve yapay zeka, bilişim hukuku, nöropsikoloji ve yapay zeka gibi disiplinler arası alanların öne çıkacağını ifade eden Sart, öğrencilerin tercih yapmadan önce üniversitelerin yenilenen müfredatlarını ayrıntılı şekilde incelemelerini önerdi. Sart, görsel iletişim, mimarlık ve film çalışmaları gibi yaratıcılık gerektiren alanlarda da insan unsurunun önemini koruyacağını belirterek, insan ve bilişimin birlikte üretim yaptığı yeni döneme girildiğini anlattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.