Uygulamalarımız appstore googleplay

#Gelenek

gazeteci63.com - Gelenek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gelenek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuşaktan Kuşağa Devam Ediyor Haber

Kuşaktan Kuşağa Devam Ediyor

Şanlıurfa'da bıçakçılık yapan Kamacı ailesi, 1935'te başlayan mesleklerini yaklaşık 90 yıldır yaşatmaya çalışıyor. Bıçakçılığa 1935 yılında başlayan ailenin meslek yolculuğu, 1945'te kendi iş yerlerini açmalarıyla devam etti. Üç kuşaktır aynı dükkanda sürdürülen meslek, bugün de el emeğiyle yaşatılıyor. Ailenin ikinci kuşak temsilcisi 67 yaşındaki Mehmet Kamacı, küçük yaşlarda babasının yanında başladığı bıçakçılığı 50 yılı aşkın süredir aynı dükkanda sürdürüyor. Mehmet Kamacı, AA muhabirine, mesleğin gelecek nesillere aktarılması için çocuklarını da yetiştirdiğini söyledi. Mesleğinin zorluklarından bahseden Mehmet Kamacı, şöyle devam etti: "Babam 1935 yılında bıçakçılık mesleğini yapmaya başladı, 10 yıl sonra da şimdi bulunduğumuz dükkanda kendi işini yapmaya başladı. Ben küçük yaşlarda babamın yanında mesleğe ilk adımımı attım. Babamın vefatından sonra da yaklaşık 50 yıldır aynı dükkanda mesleği sürdürüyorum. Benden sonra oğlum devam ediyor. Babamın yanında başladığım mesleğimi çok sevdim ve devam ettim. Ondan sonra çocuklarımı yetiştirdim, onlar da mesleği sevdiler." Bıçak imalatı yaptıklarını anlatan Mehmet Kamacı, geçmişte bölgede çok sayıda bıçakçı bulunduğunu ancak zamanla bu mesleği sürdürenlerin azaldığını ifade etti. "Benden sonra çocuğum devam etsin istiyorum" Mesleğin üçüncü kuşak temsilcisi Mustafa Kamacı da 13 yaşında babasının yanında başladığı bıçakçılıkta yaklaşık 30 yılı geride bıraktığını söyledi. Dedesinden babasına, babasından da kendisine kalan mesleği aynı dükkanda sürdürdüğünü belirten Kamacı, bıçakçılığın gelecek nesillere aktarılması için çalıştıklarını dile getirdi. Mesleğini severek yaptığını belirten Mustafa Kamacı, "Mesleğimiz dedemden sonra babama geçti, şu anda ben devam ettiriyorum. İnşallah benden sonra çocuğum devam eder, o yönde çalışmaktayız. Bu mesleği severek yapıyorum. Her sene işimizi biraz daha iyi yapmaya çalışıyoruz." dedi. Aynı dükkanda yaklaşık 80 yıldır üretim yaptıklarını aktaran Mustafa Kamacı, mesleğin devamı için kendi çocuğunu da yetiştirdiğini söyledi. Kamacı, "Bu dükkanda dedem 20 yıl kadar çalıştı, sonra babam devam etti, şimdi de ben sürdürüyorum. İnşallah bizim çocuğumuz devam edecek. Dede mesleğinin kaybolmaması için çalışıyoruz. Çünkü bizden sonra yetişen olmazsa bu meslek kaybolup gidecek. Şu anda kendi çocuğumu yetiştirmeye çalışıyorum. Eğer o da bu işi severse, bu işi yapabilirse yerime onu oturtmayı düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Baharın Müjdecisi Nevruz Geleneği Haber

Baharın Müjdecisi Nevruz Geleneği

"Yeni yılın başlangıcı", "baharın müjdecisi", "doğa bayramı" olarak kabul gören Nevruz Bayramı, asırlardır devam eden gelenekleriyle Adriyatik'ten Çin'e geniş bir coğrafyada kutlanıyor. Türk dünyasında zorlu geçen kış mevsiminin ardından doğanın baharla başlayan canlanması ve yeni bir başlangıcın simgesi olan nevruz kutlaması, binlerce yıldır kuşaktan kuşağa aktarılan renkli ritüellerle sürüyor. Türklerde baharın gelişinin kutlanması geleneğinin, Çin kaynaklarına göre milattan öncesine dayandığı, bu kaynaklarda Hunların milattan önce 3. yüzyılda bahar aylarında şenlik düzenlediği belirtiliyor. Nevruz ne kadar çok yardımlaşma, dayanışma ve coşkuyla kutlanırsa o yılın o kadar bolluk ve bereketle geçeceğine inanılıyor. Günümüze kadar gelen kutlama adetleri Başta Türkiye olmak üzere Balkanlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Doğu Türkistan gibi ülkelerde 21 Mart'ta kutlanan Nevruz Bayramı'ndaki ritüeller, bölgesel değişiklik gösterse de kuşaktan kuşağa aktarılıyor, her yıl törenlerde uygulanarak yaşatılıyor. Yeni yıla günahlardan arınarak girmek amacıyla evlerde temizlik yapılması, yeni ve temiz kıyafetler giyilmesi, hasar gören yapıların onarılması, fidan dikimi, suya selam verilmesi, soğuk suyla yüz yıkanması, üzerine su serpilmesi, ateş yakılıp üstünden atlanması geniş coğrafyada rastlanan ortak kutlama adetleri arasında bulunuyor. Bugüne özel kurulan ve 7 çeşit yemeğin bulunduğu "nevruz sofrası"nda toplu halde yemek yeniyor, yemekler paylaşılıyor, suyun ve yağmurun bol, üretimin bereketli olması için dua ediliyor. Nevruzda ecdatla evladın buluşması olarak kabul edilen önemli bir ritüel de mezarlık ziyareti olarak yaşatılıyor. Bu ziyaretlerle ataların unutulmadığı ve onlara saygının sürdüğü gösterilmek isteniyor. Baharın gelişi fakirlere, engellilere, yetim ve öksüzlere yardım edilerek, küskünler barıştırılarak da kutlanıyor. Nevruz Bayramı kutlamalarında yumurtaların bolluk için boyanarak tokuşturulması, spor müsabakaları düzenlemesi, şarkılar söylenip, dans edilerek, şairler şiir okunması da yaygın görülen ritüeller arasında bulunuyor. Nevruzun tarihi Ergenekon Destanı'na dayandırıldığından o gün demir de dövülerek Ergenekon'dan çıkış kutlanıyor. "Kardeşlik ve dostluğu pekiştirmede önemli bir güç" Ege Üniversitesi (EÜ) Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alimcan İnayet, AA muhabirine nevruzun Türk coğrafyalarında "Noruz", "Navruz", "Navrız", "Mevriz", "ulustın ulı küni" gibi isimlerle kutlandığını söyledi. Nevruz Bayramı ve kutlamalarının, Anadolu'da sözlü kültürün, toplumsal uygulama ve ritüellerin, doğa ve evrene ilişkin bilgi ve deneyimlerin nesilden nesile aktarıldığı en uygun ortamlardan birini oluşturduğunu söyleyen İnayet, bu açıdan bakıldığında Nevruz'un nesiller arası iletişimin en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti. Prof. Dr. İnayet, kutlamaların farklı dönem ve coğrafyaların kültürel unsurlarıyla zenginleşerek günümüze kadar geldiğini anlatarak, "Bize atalarımızın yaşam tarzları, inanç ve düşünce sistemleri, dünya tasavvurları, toplumsal değerleri, teknik, sanat, spor ve yetenekleri hakkında bilgi verir." dedi. Nevruzun yeni gün, yeni yıl ve bahar bayramı olarak Türkler'de eskiden beri kutlandığına değinen İnayet, şöyle konuştu: "Nevruz günümüzde etnik, kültürel ve politik sınırları aşmış, Adriyatik'ten Çin'e kadar olan geniş coğrafya boyunca kutlanmaktadır. Nevruzun muhtelif ülkeler, milletler ve halklar arasındaki kültürel bağları güçlendirip kardeşlik ve dostluğu pekiştirmede önemli bir güç olduğu ortadadır. Nevruz Türk boylarını birbirine bağlayan bir kültür bağı, Türk milli kültürü ve kimliğini besleyen bir kaynaktır. Nevruz Türk dünyasının ortak değerlerinden birisidir. Nevruz, doğanın uyanışını, baharın ve yeni yılın gelişini, bereket, huzur ve barışı, dayanışma ve birlik beraberliği simgeler. Bu bayramı yaşatmak, anlamlı ve zengin içerikle gelecek kuşaklara aktarmak durumundayız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.