Uygulamalarımız appstore googleplay

#Gazze

gazeteci63.com - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazze'de Soykırım Devam Ediyor Haber

Gazze'de Soykırım Devam Ediyor

Dikkatler ABD-İsrail’in İran'a saldırılarına, İran’ın bölge ülkelerine verdiği karşılığa çevrilmişken yıkıntıları arasında dolaştığımız Gazze sokakları bize tek bir şey anlatıyor: Değişen bir şey yok. Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Ali Jadallah ve Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısı Enes Canlı, 1000 günü aşan soykırımın insani boyutunu ve sahadaki yaşam koşullarını AA Analiz için kaleme aldı. Dünya gözünü ABD-İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılara, İran’ın bölge ülkelerine verdiği karşılığa ve çatışmaların küresel ekonomide yol açtığı hasara çevirmişken Gazze’de 1000 günü geride bırakan soykırım, manşetlerde kendisine yer bulamıyor ancak derinleşerek devam ediyor. Bu yazının müellifleri olarak Gazze’ye saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in işlediği soykırımı ilk gününden beri Anadolu Ajansı (AA) adına takip ettik, kamuoyuna görselleriyle birlikte doğru bilgiyi aktarmak için gece gündüz çalıştık. Aradan geçen 1000 günde kimi zaman sağlanan ateşkesler kimi zaman da öne çıkan güncel gelişmelerle dünyanın ilgisinin başka yerlere kaydığına tanık olduk. İsrail, Ekim 2025’te sağlanan ateşkes anlaşmasının aksine Gazze’de işgal ettiği alanı her geçen gün genişletmeye çalışıyor. Gazze’nin yaklaşık yüzde 70’i işgal altında. İsrailli siyasetçiler, kentin tamamının işgal edilmesi çağrılarını yineliyor. Dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek yerleri arasında gösterilen Gazze’deki Filistinliler, kentin yüzde 30’luk bölümünde enkazların arasında hayata tutunmaya çalışıyor. Sessizliğe gömülen insanlık dramı İsrail, Gazze’nin giriş çıkışlarını kontrol etmeye devam ediyor. Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına göre, İsrail’in Gazze’ye günde 600 tır insani yardım girişine izin vermesi gerekirken Birleşmiş Milletler (BM) ve insani yardım kuruluşlarının verileri bunun üçte birinden daha azına erişim olduğunu ortaya koyuyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ise "Gazze’ye yardım ve gıda girişinin kasıtlı biçimde kısıtlanmasının alarm verici düzeyde yetersiz beslenme ve açlığa yol açtığı" uyarısı yapıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, işsizliğin yüzde 80’in üzerinde seyrettiği Gazze’de 1,6 milyon Filistinlinin gıda güvenliğinin bulunmadığını aktarıyor. İsrail’in önce saldırılarıyla, ateşkesin ardından da yardım girişini engellemesiyle su tesislerinin yüzde 90’ı zarar gördü, hastaneler ve sağlık hizmetleri ise neredeyse işlevsiz kaldı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı ve uluslararası sağlık örgütlerinin raporlarına göre bölgedeki tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle Mayıs 2024’ten itibaren her geçen gün 6 ila 10 Filistinli hayatını kaybediyor. Gazze’de soydaşlarının uğradığı soykırımı dünyaya duyurmaya çalışan Filistinli gazeteciler de İsrail’in saldırılarında doğrudan hedef alınmaya devam ediyor. Sayıların değiştiremediği küresel kayıtsızlık İsrail’in Ekim 2025’ten itibaren çeşitli bahanelerle Gazze’ye düzenlediği saldırılar aralıksız sürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre Ekim 2025 tarihinden sonra İsrail’in doğrudan saldırılarında bin 100’den fazla Filistinli can verdi, 3 bin 700’den fazla kişi yaralandı. Gazze’de 250’den fazla gazetecinin neredeyse tamamı İsrail tarafından önce hedef gösterilerek, sonrasında da doğrudan kasıtlı saldırılarda can verdi. İsrail, hala medyanın Gazze’ye erişimine bin günden uzun süredir izin vermiyor. Gazze’deki Filistinli gazeteciler, bir yandan soydaşlarının uğradığı soykırımın sesi, gözü, tanığı, bir yandan da kurbanı olmaya devam ediyor. Soykırım verilerine rağmen küresel sistem, Gazze’deki durumu değiştirecek inisiyatifi almıyor ve felaketin adeta kanıksandığı bir manzara ortaya çıkıyor. Gazze’deki durumu kavramaktaki zorluk Kudüs’ten Gazze’deki soykırımı aktarmaya çalışan pek çok uluslararası gazeteci, Gazze’nin dibinde ama yaşananlardan uzak şizofrenik bir durumu deneyimliyor. Gazze’deki meslektaşlarla konuşurken kentteki durum, onların seslerindeki yorgunlukla kavranabiliyor. Buna karşın Gazze’de nelerin yaşandığını kelimeler, fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, infografikler veya görüntülerle ne anlamak ne de anlatmak mümkün. Gazze’deki evi Ekim 2023’te İsrail’in hava saldırısıyla yerle bir olan, neredeyse tüm Filistinliler gibi defalarca yerinden edilen ve kentin güneyinde görece daha az saldırıya uğramış Han Yunus’a bağlı Deyr Belah bölgesinde yaşayan bu satırların yazarlarından biri de hava saldırıları korkusunun hüküm sürdüğü, yolların çadırlarla, çevrenin ise enkazla kaplandığı bir ortamda yaşamını sürdürüyor. Deyr Belah bölgesi, Gazze’de birçok yerinden edilen insanın sığındığı ve kapasitesinin çok üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip bir yerleşim yeri. Bölgede altyapı, elektrik, temiz su eksikliği sıradanlaşmış halde. Gazze’de dört duvarı olan evde yaşayabilen kendisini şanslı hissediyor. Yaşanabilecek evlerin fiyatları ise ekonomik imkanların çok üstüne çıktı. Geçim kaynağını kaybeden insanların normal bir evde yaşaması imkansız. Aileler, kalabalık yerlerde, sığınma merkezlerinde ya da çadırlarda bir arada kalıyor. Yapı malzemelerinin girişine İsrail tarafından izin verilmemesi nedeniyle inşaat ürünleri kısıtlı ve fahiş fiyatta. İnsanlar sığınma merkezlerinde, çadırlarda ya da hasar almış binalarda yaşamaya devam ediyor. Çadırlarda hayat çok zorlu; yazın sıcak, kışın soğuk ya da yağmurlu oluyor. Temiz su, tuvaletler ya da özel alanın eksikliği, özellikle de çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için hayatı dayanılmaz kılıyor. Çadırlar ya ince bir kumaş ya da plastik bir parçadan yapılmış durumda, ne toz fırtınasına ne de rüzgara karşı koruma sağlamıyor. Buna rağmen insanlar, çadır yaşam alanında imkansız bir hayata tutunmaya çalışıyor. Yıkıma rağmen insanların birliği bozulmuyor Gazze’de gıdaya erişim hala öncelikli sorunlar arasında. Birçok kişi yardımlarla hayatta kalıyor ancak İsrail’in kısıtlamaları nedeniyle düzenli yardım akışı engelleniyor. Gelen ticari ürünler tezgahlara ulaştığındaysa fiyatlar insanların gelirlerine göre çok yüksek oluyor. Bu nedenle insanlar ya öğünlerini kısıyor ya da temel gıda ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalışıyor. Kıtlık ve açlık hala devam ediyor. Ayrıca, elektriğin yokluğu nedeniyle buzdolabı gibi araçlarla gıdayı uzun süre korumak da mümkün değil. Kente ticari mallar geldiğinde çarşı-pazar hala kuruluyor ancak buralar eski günlerinden çok uzak, insanlar her şeye rağmen gündelik hayatına devam etmeye çalışıyor, esnaf dükkan açıyor, çocuklar fırsat buldukça oyun oynuyor. Belki de en dikkat çekici olan şey, tüm bu fiziksel ve psikolojik yorgunluğa rağmen insanların uyum sağlama, birbirine destek olma becerisi. Gazze’de eğitim de İsrail’in soykırımında en ağır darbe alan hizmetler arasında. Okulların çoğu yıkıldı ve kullanılamaz hale geldi veyahut sığınma merkezlerine dönüştü. Eğitimi devam ettirmek için birçok girişim var ama öğrenciler, okul yıllarının büyük bir kısmını kaçırdı. Çocuklar, gençler sadece eğitim eksikliği değil yerinden edilme, aşırı kalabalıkla yaşama, psikolojik travmayla da mücadele ediyor. Eğitim, herkes için bir hakken bugün soykırım tehdidi karşısında sadece kısıtlı ulaşılabilen bir hak halini aldı. Ekim 2025’te yapılan ateşkes sayesinde ilk aşamada İsrail saldırıları dursa da aradan geçen sürede yeniden başladı. Dünya Gazze’de bir ateşkes sağlandığını düşünürken Gazzeliler, her saldırıdan sonra “Hangi ateşkes?” diye isyan ediyor. Her saldırı, korkuyu yeniden gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar, sürekli haberleri takip ediyor ve yakınlarından, sevdiklerinden haber almaya çalışıyor. Birçok insan, olası bir saldırının veya artan gerilimin başka bölgelere yayılmasından endişe ediyor. İnsanlar, güvende hissetmenin ya da geleceğe ilişkin bir plan yapmanın imkansız olduğu bir belirsizlik içinde yaşıyor. Ateşkes ihlalleri, kötü bir kabus gibi Gazzelilerin tepesinde dolaşıyor. İsrail ordusu, saldırıların ardından Hamas mensuplarını, askeri unsurları hedef aldığını savunuyor ancak uluslararası kurumlar ve bağımsız basın, çok sayıda sivil ölümü ya da sivil altyapının hedef alındığını ortaya koyuyor. Savaşta on binlerce kadın ve çocuğun öldürülmesi de iddiaların zayıflığını gösteriyor. Yıkılan hayatların yeniden inşası imkansız Gazze’deki Filistinlilerin önemli bir çoğunluğu soykırım ve saldırılara rağmen kentten ayrılmak istemediğini söylüyor. Elbette bir kesim de çocukları için güvenli bir gelecek için savaşın olmadığı bir yere gitmeyi arzuluyor ancak dünyanın kollarını açmış onları beklemediğinin de farkında olan Filistinliler, Gazze’nin yeniden inşasını bekliyor. Şartlar ve iradenin oluşması halinde binaları yeniden inşa etmek mümkün ama insanların yıkılan hayatlarını yeniden inşa etmek imkansız. İnsani kayıp ve psikolojik hasar yıllarca sürecek. Buna rağmen insanlar ümide sarılıyor çünkü ümitsizliğe teslim olmak bir seçenek değil. Gazze’de yerinden edilen ya da buradan başka yerlere gidenler ile yaptığımız görüşmelerde ortak duygu vatan hasreti, endişe ve kısmen suçluluk duygusu. Buradan ayrılanlar, nereye gitseler Gazze’yi yüreklerinde taşıdıklarını anlatıyor, birçoğu da şartlar yeniden imkan verince dönmek istediğini belirtiyor. Bunca yıkımın arasında nefes alanlar da oldu. Futbol heyecanı, dünyanın dört bir yanını sardığı gibi Dünya Kupası'yla Gazze’ye de geldi. Elektrikten yoksun, birçoğu yerinden edilmiş Filistinliler, enkazların arasına kurulmuş dev ekranlardan futbol maçlarını izledi. Aileler, çocuklarıyla çadırlarda, enkazın arasında maç izlemek için toplandı. Yıkımın ortasında insanların kendilerini bir parça normal hissedebileceği, bulundukları durumu unutup az da olsa bir ümit hissedebileceği anlar tatmak istemesi dikkate değer bir manzara. Ancak dünya kendi gündemiyle meşgulken Gazze’de nesillerin hayatları kadar anıları da yok oluyor. Kentin yıkımı hatıraların yıkımını da beraberinde getiriyor. İnsanlar doğup, büyüyüp yaşadıkları, pek çok anı biriktirdikleri yerleri artık tanıyamıyor. [Ali Jadallah, Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı Foto Muhabiridir, Enes Canlı, Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdür Yardımcısıdır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. Bu yazı ilk kez AA Brifing dergisinin ağustos sayısında yayımlanmıştır.

Binlerce Kurban Vekâleti Verildi Haber

Binlerce Kurban Vekâleti Verildi

Türk Kızılay, bu yılki kurban vekaletleri kapsamında 199 bin 846 hisse kurban kesimi gerçekleştirdi. Türk Kızılaydan yapılan açıklamaya göre, gelenekselleşen vekaletle kurban kesim kampanyası kapsamında bu yıl için aldığı kurban vekaletlerinin kesimlerini yurt içi ve dışında 30 ülkede tamamladı. Bayramın ilk gününden itibaren kurban kesimlerine başlayan Kızılay, bir önceki yıla göre yüzde 18'i aşan artışla toplam 199 bin 846 hisse kurban kesimi yaptı. "Kurban Bereketini Yıl Boyu Yaşatıyorsan Hilal Olsun Türkiye" sloganıyla yürütülen kampanyayla hayırseverlerin kurban vekaletlerini alan Kızılay, yurt içinde 11 bin 809, Gazze için 22 bin 757 ve yurt dışında 165 bin 280 hisse kurban kesimi gerçekleştirdi. Yurt içinde kesilen kurbanlar, yıl boyu sofralara ulaşacak Kızılay, yurt içinde gerçekleştirdiği kurban kesimlerinden elde edilen etleri uzun ömürlü kavurma konservesi haline getiriyor. Hazırlanan konserveler, yıl boyunca ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılırken kurban etlerinin bir bölümü de ülke genelindeki Kızılay aşevlerinde sıcak yemek olarak değerlendirilecek. Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesildi Kızılay, Gazze'deki ihtiyaç sahipleri için bu yıl da uzun ömürlü kavurma konservesi modelini uyguladı. Yurt içinde Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesimi gerçekleştiren Kızılay, hazırlanan yaklaşık 391 bin kavurma konservesiyle, yardım geçişine izin verildiği anda bölgede yaklaşık 1 milyon ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedefliyor. Kurban kampanyası kapsamında Kızılay ekipleri, Balkanlar'da Bosna-Hersek, Bulgaristan, Kosova ve Kuzey Makedonya; Ortadoğu'da Irak, Suriye ve Yemen; Asya'da Afganistan, Bangladeş, Kırgızistan ve Pakistan; Afrika'da Benin, Burkina Faso, Burundi, Çad, Fildişi Sahili, Gine, Kamerun, Kenya, Malawi, Mozambik, Nijer, Nijerya, Senegal, Somali, Sudan, Tanzanya, Togo ve Uganda ve ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere üç kıtadaki toplam 30 ülkede 165 bin 280 hisse kurban kesimi gerçekleştirdi. Yurt dışındaki kesimlerden elde edilen kurban etleri, soğuk zincir korunarak taze et olarak dağıtıldı ve yaklaşık 4 milyon 132 bin ihtiyaç sahibine ulaştırıldı. Açıklamada ifadelerine yer verilen Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, şunları kaydetti: "Bir bayramı daha, bağışçılarımızın emanetlerini layığıyla yerine getirmenin huzurunu ve gururunu yaşıyoruz. Hayırseverlerimizin güveni sayesinde kurban bereketini Türkiye'den Gazze'ye, Afrika'dan Asya'ya kadar milyonlarca ihtiyaç sahibinin sofrasına taşıyoruz. Bu iyilik hareketine katkı sunan tüm hayırseverlerimize teşekkür ediyor, birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun yıl boyu sürmesini diliyorum."

Bahçeli'den Kurban Bayramı Mesajı Haber

Bahçeli'den Kurban Bayramı Mesajı

Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizde yükselen her gerilim karşısında sağduyuyu, sükuneti, diplomasiyi, adil ve kalıcı barış maksadını sürdürmeye, büyük devlet sorumluluğunun tabii gereği olarak kararlılıkla devam edecektir." ifadesini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizde yükselen her gerilim karşısında sağduyuyu, sükuneti, diplomasiyi, adil ve kalıcı barış maksadını sürdürmeye, tarihi ve kültürel mirası ile büyük devlet sorumluluğunun tabii gereği olarak kararlılıkla devam edecektir." ifadesini kullandı. Bahçeli, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, gönüllerin yumuşadığı, kardeşlik bağlarının kuvvetlendiği, fedakarlığın ibadetten, paylaşmanın imandan, vefanın ihlastan filizlendiği mübarek Kurban Bayramı'na bir kez daha kavuşmanın huzuru ve şükrü içerisinde olduklarını belirtti. Bayramların milletin kadim irfanında yalnızca aynı sofrada buluşulan sevinç günleri değil, aynı zamanda nefis muhasebesi, kalp murakabesi, düşküne merhamet ve dostla muhabbet günleri olduğunu vurgulayan Bahçeli, dargınlıkların son bulduğu, kırgınlıkların tamir edildiği, sofraların genişlediği, duaların semaya yükseldiği bu mübarek günlerin insanları birbirine bağlayan manevi harcın ne denli sağlam olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu aktardı. "Bugün bizlere düşen, bayramın manasını yalnızca kendi hanelerimize hapsetmemek, bu mübarek iklimi yetimin başını okşayan ele, yoksulun sofrasına uzanan lokmaya, yaşlının duasını alan güler yüze, yalnızın kapısını çalan muhabbete dönüştürmektir." ifadesini kullanan Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu. "Çünkü bayram, yalnızca gülen yüzlerin değil yüzü gülsün diye bekleyenlerin de bayramıdır. Bayram, yalnızca varlık içinde şükredenlerin değil yokluk içinde sabredenlerin de hatırlanmasıdır. İslam alemi ve cümle insanlık bugün ağır imtihanlardan geçerken bayramların kıymeti ve mahiyeti katlanmaktadır. Gönül ve kültür coğrafyalarımızda mazlumların ahı göğe yükselmekte, Tahran'da ve Gazze'de çaresiz kadınların, boynu bükük çocukların, mahzun yaşlıların gözyaşları insanlığımızı sınamaktadır. Nice Müslüman şehirlerde bayram sabahlarında hüzünler sevinçleri, kayıpların hatırası kavuşmaları, yarınların üstüne çöken endişe bulutları huzur arayışlarını gölgelemektedir. Masumların üzerine yağan bombalar, yıkılan yuvalar, öksüz ve yetim kalan yavrular, evlat acısıyla yürekleri dağlanan ana ve babalar, çağımızın en ağır imtihanlarından biridir. Böylesi bir çağda Kurban Bayramı'nın bize söylediği söz daha açıktır: İnsan, yalnızca kendi huzurunu inşa etmekle değil komşu coğrafyanın acısını gördükçe, mağdurun çığlığına kulak verdikçe, garibin suskunluğundan anladıkça, kimsesizin duasına nail oldukça insandır." Bahçeli, bireyden millete, milletten devlete sirayet eden bir silsileyle bugün Türkiye Cumhuriyeti'ne düşen tarihi sorumluluğun bu derin medeniyet hikmetinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti: "Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizde yükselen her gerilim karşısında sağduyuyu, sükuneti, diplomasiyi, adil ve kalıcı barış maksadını sürdürmeye, tarihi ve kültürel mirası ile büyük devlet sorumluluğunun tabii gereği olarak kararlılıkla devam edecektir. Yeryüzünde zulmün baki kalmayacağına, haksızlıkların sonsuza kadar hüküm sürmeyeceğine, mazlumun ahının yerde kalmayacağına iman ediyoruz. Annesinin şen gülüşleriyle değil bomba sesleriyle uyanan bir çocuğun gözyaşı, evladını bağrına basmak yerine toprağa veren bir annenin bakışı, ailesini koruyamamanın ağırlığı altında ezilen bir babanın çaresiz bakışı; çağların en gür hitabından daha tesirli, en pahalı taçlarından daha ağır, en sert ordulardan daha sarsıcıdır. Bu mübarek Kurban Bayramı'nda dualarımız, yalnız kendi milletimizin, yurdumuzun, hanelerimizin huzuru için değil, hakkı çiğnenenlerin esenliğe erişmesi, zulme mahkum edilenlerin emniyete kavuşması, beşeriyetin erdemle yeniden ihya olması üzerinedir. Bu duygu ve düşüncelerle aziz şehitlerimizin muhterem ailelerinin, kahraman gazilerimizin, aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin ve gönül coğrafyalarımızdaki bütün kardeşlerimizin mübarek Kurban Bayramı'nı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum." Bayram vesilesiyle yola çıkacak vatandaşların sağlıkla, huzurla ve güven içinde sevdiklerine ve ailelerine kavuşmalarını dileyen Bahçeli, "Rabbim kestiğimiz kurbanları kabul, dualarımızı makbul, kardeşliğimizi daim eylesin. Bayramımız, gönüllerimize dirlik, hanelerimize düzen, milletimize dayanışma, devletimize devam, mazlum coğrafyalara derman getirsin. Kurban Bayramımız mübarek olsun." ifadelerini kullandı.

Gülpınar’dan Kurban Bayramı Mesajı Haber

Gülpınar’dan Kurban Bayramı Mesajı

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik, beraberlik, paylaşma ve kardeşlik vurgusu yaptı. Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalardaki insanların unutulmaması gerektiğini belirten Başkan Gülpınar, tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutladı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, şu ifadelere yer verdi: “Aziz Hemşehrilerim, Bizleri, teslimiyetin, sadakatin ve fedakârlığın simgesi olan mübarek Kurban Bayramı’na kavuşturan Yüce Rabbimize hamdolsun. Bu bayram, kesilen kurbanların paylaşılmasıyla müminleri birbirine yaklaştıran, böylece hem Rabbimize yakın olmayı hem de kardeşlerimizle bağlarımızı güçlendirmeyi sağlayan birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma günlerinin adıdır. Elbette Kurban Bayramı, sadece kurbanların kesilerek etlerin paylaşılmasından ibaret değildir. Bilakis Kurban Bayramı, getirdiğimiz tekbirlerle, tehlillerle, tesbih ve telbiyelerle bize tevhid şuuru aşılayan, benliğimizi yenileyen, imanımızı coşturan kutlu günlerin adıdır. Hz. İbrahim’in sadakatiyle, Hz. İsmail’in teslimiyetiyle anlam kazanan bu mübarek bayram; bizlere paylaşmanın, fedakârlığın ve Allah’a yakın olmanın hakiki manasını yeniden hatırlatmaktadır. “Bizim medeniyetimiz paylaşma medeniyetidir.” İşte Kurban Bayramı da bu medeniyet tasavvurunun en güçlü tezahürlerinden biridir. Bayramın sevincini sadece kendi hanemizde değil; bir yetimin tebessümünde, bir ihtiyaç sahibinin duasında, bir büyüğümüzün hayır duasında aramalıyız. Çünkü bayram; sevinci evden eve, gönülden gönüle, şehirden şehre taşıyabilmektir. Asıl bayram, kardeşliğimizi büyütebildiğimiz ölçüde bayramdır. Bu mübarek günlerde; başta Gazze olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında savaşın, zulmün, açlığın ve gözyaşının gölgesinde yaşam mücadelesi veren tüm mazlumları dualarımızda unutmamalıyız. Kurban Bayramı’nın getirdiği rahmet ve merhamet ikliminin; darda kalanlara umut, acı yaşayan gönüllere teselli olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Bizler de Peygamberler şehri Şanlıurfa’da kadim medeniyetimizin mirasına yakışır şekilde; paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel örneklerini yaşatmaya devam edeceğiz. Bu duygularla; kıymetli hemşehrilerimizin, aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla tebrik ediyor; bayramın insanlığa huzur, sağlık, bereket ve hayırlar getirmesini diliyorum. Kurban Bayramımız mübarek olsun.”

Tuğgeneral, Oylamaya Katıldı Haber

Tuğgeneral, Oylamaya Katıldı

Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı Tuğgenaral Ali Naci Aldemir, Anadolu Ajansının (AA) gözünden 2025'e damga vuran olaylara ait fotoğrafların yer aldığı "Yılın Kareleri" oylamasına katıldı. Tuğgeneral Aldemir, Lifebox, AJet ve Roketsan sponsorluğunda düzenlenen yarışmada, AA foto muhabirleri ve muhabirlerinin 2025 yılında Türkiye ile dünya gündeminde yankı bulan toplam 6 kategorideki 112 fotoğrafını inceledi. Aldemir, "Gazze: Açlık" kategorisinde Mahmoud İssa'nın "Gazze Şeridi'nde gıda krizi giderek derinleşiyor" başlıklı fotoğrafını tercih ederken, "Portre" kategorisinde Mahmoud Abu Hamda'nın "Annesinin biriciği" başlıklı fotoğraflarına oy verdi. "Haber" kategorisinde Ali Atmaca'nın "Bir güneş doğuyor", "Spor" kategorisinde Esra Bilgin'in "Alperen" fotoğrafına oy veren Aldemir, "Doğal Yaşam ve Çevre" kategorisinde Tahsin Ceylan'ın "Minik balık", "Günlük Hayat" kategorisinde de Harun Özalp'ın "Yağmur altında, keyfi yerinde" karesini oyladı. Tuğgeneral Aldemir, fotoğrafların birbirinden güzel olduğunu belirterek seçkide kareleri bulunan AA personelini tebrik etti. AA'nın 2012 yılından bu yana düzenlediği yarışmada, bu yıl "Haber", "Doğal Yaşam ve Çevre", "Spor" ve "Günlük Hayat" olmak üzere 4 ana kategorinin yanı sıra "Gazze: Açlık" ve "Portre" başlıklı 2 özel kategori de yer alıyor. Türkçe ve İngilizce alt yazıyla dünya genelinde yapılan oylamaya katılanlar, istedikleri sayıda fotoğrafa oy verebiliyor. Oylama "yilinkareleri.aa.com.tr" internet sitesinden 31 Ocak Cumartesi saat 17.00'ye kadar devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.