Uygulamalarımız appstore googleplay

#Enfeksiyon

gazeteci63.com - Enfeksiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enfeksiyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa’da Bu Hastalıklara Dikkat Haber

Şanlıurfa’da Bu Hastalıklara Dikkat

Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Nur DOĞANTÜRK, özellikle çocukluk çağında sık görülen ve bulaşıcılığı yüksek olan El, Ayak ve Ağız Hastalığı hakkında ailelere önemli uyarılarda bulundu. Hastalığın özellikle kreş, anaokulu ve okul çağındaki çocuklar arasında kolaylıkla yayılabildiğini belirten Doğantürk, belirtilerin erken fark edilmesinin ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Virüs kaynaklı bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olan El, Ayak ve Ağız Hastalığının en sık bebeklerde ve 10 yaş altındaki çocuklarda görüldüğünü ifade eden Dr. Doğantürk, hastalığın genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık ve boğaz ağrısı gibi belirtilerle başladığını kaydetti. Hastalığın ilerleyen günlerinde ağız içerisinde ağrılı yaralar oluşabildiğini belirten Doğantürk, el içlerinde, ayak tabanlarında ve zaman zaman vücudun farklı bölgelerinde döküntülerin görülebileceğini söyledi. “Ağız Yaraları Sıvı Kaybına Yol Açabiliyor” Çocuklarda görülen ağız yaralarının beslenme ve sıvı tüketimini olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Dr. Doğantürk, “Ağız içindeki yaralar nedeniyle çocuklar yemek yemekte ve su içmekte zorlanabiliyor. Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda bu durum sıvı kaybına neden olabiliyor. Aileler çocuklarının yeterli miktarda sıvı tükettiğinden emin olmalı ve genel durumlarını yakından takip etmelidir” dedi. Yakın Temasla Hızla Yayılabiliyor El, Ayak ve Ağız Hastalığının öksürük, hapşırık, yakın temas ve ortak kullanılan eşyalar yoluyla bulaşabildiğini belirten Doğantürk, özellikle toplu yaşam alanlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesinin hastalığın yayılımını azaltmada önemli rol oynadığını ifade etti. Çocuklara düzenli el yıkama alışkanlığının kazandırılması gerektiğini vurgulayan Doğantürk, oyuncakların ve sık temas edilen yüzeylerin temiz tutulmasının da korunmada etkili olduğunu söyledi. “Belirtiler Görüldüğünde Gecikmeden Başvurulmalı” Hastalığın çoğu çocukta hafif seyirli olduğunu ancak bazı durumlarda tıbbi değerlendirme gerekebileceğini belirten Dr. Doğantürk, “Yüksek ateşin uzun sürmesi, çocuğun yeterli sıvı alamaması, aşırı halsizlik, uykuya eğilim veya genel durumunda belirgin bozulma görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Nur DOĞANTÜRK, özellikle yaz aylarında çocuklarda görülen bulaşıcı hastalıklara karşı ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirterek, erken farkındalık ve hijyen kurallarına uyulmasının hem çocukların sağlığının korunmasında hem de hastalığın yayılmasının önlenmesinde büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Urfalılar, Bu Uyarı Sizler İçin Haber

Urfalılar, Bu Uyarı Sizler İçin

Yaz aylarında yaygınlaşan klima kullanımı, alerjik hastalıkları tetikleyebileceği gibi halk arasında "klima hastalığı" olarak bilinen lejyoner hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına da zemin hazırlayabiliyor. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Salih Cesur, sıcaklıkların artmasıyla yaygınlaşan klima kullanımının, bakteriyel, viral ve mantar kaynaklı enfeksiyonları beraberinde getirebildiğini söyledi. Prof. Dr. Cesur, klimaların ortamdaki partikül yoğunluğunu artırarak alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğini, soğuk hava akımının ise mukozada enfeksiyon dışı iltihabi süreçlere yol açarak hastalık gelişimini kolaylaştırabileceğini belirtti. Mümkün olduğunca doğal havalandırmanın tercih edilmesini öneren Cesur, klima kullanılması zorunluysa hava akımının doğrudan kişiye değil, arkadan gelecek şekilde ayarlanması ve cihazın zaman zaman kapatılmasının koruyucu olacağını ifade etti. "Klimalı ortamlarda bulunan partiküller alerjik hastalıkları tetikleyebilir" Yanlış veya aşırı klima kullanımının bazı enfeksiyonlara zemin hazırlayabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Cesur, "Halk arasında klima hastalığı olarak bilinen Legionella Pneumophila bakterisinin neden olduğu lejyoner hastalığı, yüksek ateş, kuru öksürük, balgam, bitkinlik ve yorgunluk semptomlarına sebep olabiliyor. Semptomlar hızlı ilerleyebilir ve solunum yetmezliğine yol açabilir. Özellikle yüksek ateş ve öksürüğü olan hastalar klima altında kaldıysa mutlaka sağlık kuruluşuna başvurmalı." ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Cesur, lejyoner hastalığının tanısının genellikle idrarda yapılan antijen testi veya solunum örneklerinde uygulanan polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) gibi moleküler yöntemlerle konulabildiğini, akciğer grafisinde ise hastalığın "atipik pnömoni" olarak adlandırılan bir tutuluma neden olabildiğinin bilgisini verdi. Klimalı ortamlarda bulunan partiküllerin astım gibi bazı alerjik hastalıkları tetikleyebileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Cesur, "Zorunlu değilse odayı, pencereyi açarak havalandırmakta fayda var. Ara ara klimayı kapatırsak hem alerjik hastalıklar hem de solunum yolu enfeksiyonlarından korunma imkanımız olur." dedi. "Klima hastalığı insandan insana bulaşmaz" Prof. Dr. Cesur, bakımı yapılmayan klimaların enfeksiyon riskini artırdığına dikkati çekerek, "Legionella pneumophila bakterisinin su sistemlerinde kolonize olduğunu, havada asılı kalan su damlacıkları (aerosol) yoluyla bulaşarak hastalığa yol açtığını" belirtti. "Klima hastalığının" insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Cesur, hastalığın genellikle klima maruziyeti sonrası geliştiğini ifade etti. Klimaların teknik özelliklerinin ürüne göre değiştiğini hatırlatan Cesur, bu nedenle cihazların üretici firma tarafından önerilen periyotlarda mutlaka bakımdan geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Halk arasında "klima hastalığı" olarak bilinen lejyoner hastalığının bazı gruplarda daha ağır seyrettiğine işaret eden Prof. Dr. Cesur, şu uyarılarda bulundu: “Özellikle sigara içenler, küçük çocuklar, bağışıklık sistemi baskılanmış (immünsüpresif) kişiler ve ileri yaştaki hastalarda süreç daha ağır ilerleyebiliyor. Öksürük, balgam ve yüksek ateşe bazen ishalin de eşlik edebildiği bu tabloda, benzer şikayetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden enfeksiyon veya göğüs hastalıkları uzmanına başvurması hayati önem taşımaktadır.”

İftar Sonrası Diş Sağlığı Hizmeti Haber

İftar Sonrası Diş Sağlığı Hizmeti

Şanlıurfa’da Ramazan ayına özel olarak iftar sonrası 19.30 ile 24.00 saatleri arasında ağız ve diş sağlığı hizmetleri verilmeye başlandı. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen uygulama kapsamında, diş hastaneleri ve ağız ve diş sağlığı merkezlerinde iftar sonrasında da muayene ve tedavi hizmetleri sunuluyor. Özellikle gündüz saatlerinde oruç tutan vatandaşlar için büyük kolaylık sağlayan uygulama, hasta memnuniyetini artırdı. İftar Sonrası Diş Tedavisi Kolaylığı Başta Şanlıurfa Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi olmak üzere, Haliliye Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, Eyyübiye Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ve Siverek Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde iftar sonrası poliklinik hizmetleri, acil müdahaleler ve diş çekimi gibi işlemler devam edecek. Hangi Hizmetler Sunuluyor? Ramazan ayı boyunca iftar sonrasında sunulan hizmetler arasında: Diş muayenesi ve teşhis hizmetleri Diş çekimi ve dolgu işlemleri Diş taşı temizliği ve diş eti hastalıklarının tedavisi Protez ve kaplama işlemleri (belirli merkezlerde) Acil diş tedavi hizmetleri Akşam seanslarında nöbetçi hekimler görev yaparken; özellikle diş ağrısı, kırık diş, apse ve enfeksiyon gibi acil vakalara öncelik veriliyor. İl Sağlık Müdürü Erhan Berk: “Hizmet Kalitesini Artırıyoruz” Erhan Berk, Ramazan ayı boyunca vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak için özel bir planlama yaptıklarını belirterek şunları söyledi: “Oruç tutan vatandaşlarımızın diş tedavilerini aksatmaması için iftar sonrası diş polikliniklerini açık tutarak hizmet vermeye devam ediyoruz. Amacımız, halkımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde faydalanmasını sağlamak.” Yoğunluk yaşanmaması adına gündüz saatlerindeki muayene ve tedaviler için MHRS üzerinden randevu alınmasının önemine dikkat çeken Berk, acil durumlarda ise hastanelerin kapılarının vatandaşlara açık olduğunu vurguladı.

Hastaneden Farkındalık Çağrısı Haber

Hastaneden Farkındalık Çağrısı

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Dr. Betül Kaplan, 1 Aralık Dünya HIV/AIDS Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Kaplan, HIV’in bağışıklık sistemini etkileyen bir virüs olduğunu, günümüzde erken tanı ve düzenli tedavi sayesinde HIV ile yaşayan kişilerin sağlıklı bir yaşam sürdürebildiğini vurguladı. HIV’in uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çeken Dr. Kaplan, özellikle riskli temas sonrası test yaptırmanın hayati önem taşıdığını belirtti. Erken tanıyla başlanan tedavinin virüsün çoğalmasını kontrol altına aldığını ve hastalığın AIDS aşamasına ilerlemesini engellediğini ifade etti. HIV’in Bulaş Yolları ve Korunma Önlemleri HIV’in korunmasız cinsel temas, enfekte kanla temas ve steril olmayan enjektör kullanımı yoluyla bulaşabildiğini hatırlatan Dr. Kaplan, ayrıca gebelik, doğum ve emzirme dönemlerinde anneden bebeğe geçiş riskine dikkat çekti. Bu nedenle gebelikte HIV tarama testinin anne ve bebek sağlığı açısından kritik olduğunu vurguladı. Korunmalı cinsel temas, steril enjeksiyon malzemesi kullanımı ve kişisel bakım ürünlerinin paylaşılmaması gibi önlemlerin bulaş riskini büyük ölçüde azalttığı belirtildi. Ayrıca HIV’in sarılmak, tokalaşmak, ortak tabak veya bardak kullanmak gibi günlük yaşam temaslarıyla bulaşmadığı hatırlatılarak toplumdaki gereksiz kaygıların önüne geçilmesi gerektiği ifade edildi. Hastaneden Güvence: “Mahremiyet ve Bilimsel Standart Önceliğimiz” Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak HIV tanı ve tedavi süreçlerinin hasta mahremiyeti gözetilerek, bilimsel rehberlere uygun şekilde yürütüldüğünü belirten Dr. Kaplan, danışmanlık ve bilgilendirme hizmetleriyle bireyleri ve toplumu desteklemeye devam ettiklerini söyledi. Dr. Kaplan, “HIV ile mücadele; doğru bilgi, farkındalık ve toplumsal destekle mümkündür. Bugün bu konuda bilinç oluşturmak için hep birlikte adım atalım.” diyerek açıklamalarını tamamladı. 1 Aralık Dünya HIV/AIDS Günü vesilesiyle toplum genelinde farkındalık çalışmalarının önemine bir kez daha dikkat çekildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.