Uygulamalarımız appstore googleplay

#Ekonomi

gazeteci63.com - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Talebe Yetişmekte Zorlanıyorlar Haber

Talebe Yetişmekte Zorlanıyorlar

Tokat'ın Zile ilçesinde emekli olduktan sonra hobi amaçlı çilek üretimine başlayan Hüseyin Peköz, şimdi talebe yetişmekte zorlanıyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde memur olarak çalışan ve 2024 yılında emekli olan Peköz, kiraladığı 4 dönüm alanda çilek üretmeye başladı. Bu yıl şubat ayında diktiği çileklerden yaz aylarından itibaren ürün almaya başlayan Peköz, aralık ayının ortasında bile ürün almaya devam ediyor. Peköz, AA muhabirine, daha önce hobi amaçlı çilek yetiştirdiğini, emekli olduktan sonra üretim yapmaya karar verdiğini söyledi. Üretime yeni başlamasına rağmen çileğe talebin çok olduğunu anlatan Peköz, şöyle devam etti: "Aşırı derecede çileğe talep var. Antalya'dan, Hatay'dan, Diyarbakır'dan, Çorum'dan, Amasya'dan Sivas'tan, Samsun'dan talep var ama yetiştiremiyoruz. İklimimiz çilek üretmeye çok uygun. Antalya ve Mersin'deki çileklere benzemiyor bizim çilekler. Bizim çilekler biraz daha sert. Bizim çilekler kendini bırakmıyor. Raf ömrü çok uzun." "Çileklerimiz pastanelerde tercih ediliyor" Aralık ayının ortalarına gelinmesine rağmen çilek almaya devam ettiklerini dile getiren Peköz, " Çileklerimiz pastanelerde tercih ediliyor. Reçellikte de aroması çok lezzetli. Nisan ayının ortası gibi başlıyor Aralık 15'inde bile hala çilek alıyoruz." dedi. Üretim alanını 10 kat artıracak İlk sene 4 ton ürün aldıklarını anlatan Peköz, şunları kaydetti: "Önümüzdeki sene verimi daha yüksek olacak. 2026 yılında 8 ila 10 ton arasında çilek bekliyoruz buradan. Şimdi yeni bir yer kiraladık. 40-50 dönüm civarında. Talep çok olduğu için. 4 dönümlük alanda 5 ila 10 kişi arasında eleman çalıştırıyoruz. Yeni aldığımız alanda 50 ila 60 kişi çalıştıracağız. Şubat ayında budama veya dikim ile işçileri çalıştırmaya başlıyoruz, aralık ayının ortasına kadar çalıştırıyoruz. Bizim çilekler çok tutuluyor. Çileklerimizi tüketenler aroması ve tadı çok farklı diyor."

Asgari Ücret Komisyonu Toplandı Haber

Asgari Ücret Komisyonu Toplandı

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026'da geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamındaki ilk toplantısını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında gerçekleştirdi. Toplantıya, Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay başkanlık etti. İşçi kesimini temsil eden TÜRK-İŞ temsilcilerinin yer almadığı toplantıya, hükümet temsilcileri ile işveren tarafını temsil eden Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) temsilcileri katıldı. TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, toplantı öncesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gelerek Bakan Vedat Işıkhan ile ön görüşme gerçekleştirdi. Toplantıya, TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da katıldı. Bu görüşmede, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısına katılmama gerekçelerini içeren dosyayı Bakan Işıkhan'a teslim eden Ağar, daha sonra Bakanlık bahçesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ağar, TÜRK-İŞ'in, 1974'ten bu yana Asgari Ücret Tespit Komisyonunda işçileri temsil ettiğini belirterek "Ancak Komisyonun mevcut yapısı, yıllardır işçilerin karar süreçlerinde etkili bir şekilde yer almasına imkan tanımamakta, kararlar çoğunlukla hükümet ve işveren kesiminin oylarıyla alınmaktadır." değerlendirmesinde bulundu. TÜRK-İŞ'in 24 Aralık 2024'te aldığı kararla, gerçek anlamda adil ve demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar komisyon çalışmalarına katılmayacağını kamuoyuyla paylaştığını anımsatan Ağar, söz konusu tarihten bu yana geçen yaklaşık bir yılda komisyonun yapısı ve işleyişine ilişkin hiçbir iyileştirme yapılmadığını söyledi. "TÜRK-İŞ, 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacaktır" Ağar, "TÜRK-İŞ, almış olduğu kararın arkasındadır ve 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacaktır. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki Asgari Ücret Tespit Komisyonunun üye sayıları ve yapısı tartışılabilir olmakla birlikte asgari ücretin seviyesini belirleyen esas unsur ekonomik göstergelerin gerçeğe uygun biçimde değerlendirilmesidir. Bu nedenle, üye sayılarındaki değişimlerden bağımsız olarak, ücret tespitinin ekonomik veri temelli yapılması zorunludur." ifadelerini kullandı. Geçen yıl TÜİK tarafından açıklanan yüzde 44,38 oranındaki enflasyona rağmen asgari ücrete yüzde 30 oranında zam yapıldığını anımsatan Ağar, yapılan zammın enflasyon oranının altında kaldığını dile getirdi. Ekonomideki gelişmelerin çalışanları ve emeklileri derinden etkilendiğini belirten Ağar, "Türkiye ekonomisi son yıllarda büyümekte, Gayri Safi Milli Hasıla artmakta ve kişi başına düşen gelir yükselmektedir. Ancak bu büyümenin oluşturduğu refah, çalışanlara ve emeklilere yansımamakta, gelir artışı toplumun geniş kesimlerine ulaşmamaktadır." değerlendirmesinde bulundu. "Öncelikle geçtiğimiz yıl karşılanmayan yüzde 14,38'lik enflasyon kaybı telafi edilmeli" Ramazan Ağar, işçi ve emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ifade ederek "Bu nedenlerle asgari ücret belirlenirken öncelikle geçtiğimiz yıl karşılanmayan yüzde 14,38'lik enflasyon kaybı tam olarak telafi edilmelidir. Buna ek olarak gıda, ulaşım, kira, eğitim ve fatura kalemlerinde art arda yaşanan yüksek fiyat artışları ile gerçekleşen enflasyonun yol açtığı kayıplar eksiksiz biçimde karşılanmalıdır. Tüm bunların ötesinde ekonomik büyümenin oluşturduğu refahın işçiye yansıtılmasını sağlayacak ilave bir artış yapılması zorunludur." diye konuştu. Asgari ücretin taban ücret olmaktan çıkarak ortalama ücrete dönüştüğünü bildiren Ağar, "Bugün çalışanların yarısından fazlası ya asgari ücretle ya da asgari ücrete çok yakın bir ücretle çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, ücret skalasının daralmasına, mesleki kıdem ve vasıf düzeylerinin ücretlere yansımamasına yol açmaktadır. Mevcut eğilim sürdüğü takdirde çalışma barışının bozulmasıyla birlikte nitelikli işgücünün de asgari ücret seviyesine sıkışması riski ortaya çıkacaktır." ifadelerini kullandı. "Asgari ücret artarsa enflasyon artar" iddiasının, ekonomik verilerle ve enflasyonun temel dinamikleriyle uyumlu olmadığını savunan Ağar, "2025 yılının temmuz ayında asgari ücrete herhangi bir artış yapılmamasına rağmen fiyatların yükselmeyi sürdürmesi, enflasyonun kaynağının ücretler olmadığını açık biçimde göstermektedir." dedi. "İnsan onuruna yaraşır bir gelir düzeyi sağlamak devletin temel sorumluluğu" Asgari ücret artışının istihdamı azaltacağı yönündeki söylemlerin gerçekçi olmadığını da savunan Ağar, sendikal örgütlenmenin olmadığı iş yerlerinde işçinin, 2-3 işçinin işini yapmaya zorlandığını, ağır çalışma koşullarının iş sağlığı ve güvenliğini ciddi biçimde tehdit ettiğini bildirdi. Ramazan Ağar, şunları kaydetti: "Yoksulluğu ve hayat pahalılığını en ağır biçimde yaşayan asgari ücretliler, işsizler ve emekliler için insan onuruna yaraşır bir gelir düzeyi sağlamak devletin temel sorumluluğudur. Her bireyin insanca yaşama hakkı, sosyal devlet ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle, işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek, yaşam kalitesini koruyabilecek ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak gelir politikalarının hayata geçirilmesi zorunludur. TÜRK-İŞ, bu hakkın eksiksiz biçimde tanınması ve uygulanması için kararlı mücadelesini sürdürecektir. TÜRK-İŞ olarak, toplumun en temel hakkı olan adil gelir ve yaşanabilir ücret için tüm kesimleri sorumluluk almaya ve gerçekçi adımlar atmaya davet ediyoruz."

AK Parti Sözcüsü Çelik, Urfa’da Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik, Urfa’da

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 11. Genç Türkiye Forumu'na katılan gençlerin değerlendirmelerinin, yapılan soru-cevapların siyasi çalışmalarında yol gösterici olacağını belirtti. Çelik, Türkiye Gençlik STK'leri Platformu (TGSP) tarafından "Gençlerin Terörsüz Türkiye Algısı" temasıyla Şanlıurfa'da düzenlenen 11. Genç Türkiye Forumu'na katıldı. Basına kapalı düzenlenen ve moderatörlüğünü Dilara Sayan'ın yaptığı genel müzakere oturumuna katılan Çelik, çıkışta gazetecilere değerlendirmede bulundu. TGSP'nin çeşitli masalarda gündem başlıklarıyla çalışma yaptığını belirterek, "Burada Terörsüz Türkiye başlığı adı altında terör ve psikoloji, dış politika, ekonomi, çeşitli psikolojik süreçler gibi çok boyutlu, gerçekten literatüre hakim olanların bileceği, inceliklerle donanmış birçok çalışma, çeşitli workshoplar halinde, çeşitli masalarda gençler tarafından dün gerçekleştirilmiş." dedi. Çelik, bu çalışmalar neticesinde ortaya çıkan soruları cevapladıklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ortaya çıkan tablo, gerçekten genç arkadaşlarımızın, genç kardeşlerimizin Türkiye'nin temel meseleleri, sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi meselelerle ilgili her birinin biraz siyasal özgü olarak fikirlerini ortaya koydukları, fikirlerini net bir şekilde tartıştıkları, bunları soruya çevirdikleri, neredeyse her bir konuyu 180 derece çerçeveleyecek şekilde, 360 derece görecek şekilde bir performans ortaya koydukları bir toplantı oldu. Gerçekten sorular son derece kapsamlıydı ve son derece incelikliydi. Bu soruların belli çalışmalar neticesinde yapıldığı ve bu çalışmaların neticesi olarak ortaya çıktığı çok belli. O yüzden bütün arkadaşlarımızı tebrik ediyorum." Çelik, gençlerin çalışmalarının kendilerine siyasette yol göstereceğini, yol haritalarının güncellenmesi bakımından bunları ele alacaklarını ifade etti. Forumun Şanlıurfa'da gerçekleşmesinin ayrı bir kıymeti olduğuna dikkati çeken Çelik, "Buradaki misafirperverlik, organizasyon ve genç arkadaşlarımızın Türkiye'nin her yerinden katılmış olması büyük bir zenginlik. Benim için de son derece farklı ve son derece verimli bir deneyim oldu." diye konuştu. Programa, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, TGSP Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu, gençler ve davetliler katıldı.

Karacadağ Pirincinde Hasat Zamanı Haber

Karacadağ Pirincinde Hasat Zamanı

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde yetişen ve hasadına başlanılan tescilli Karacadağ pirincinden bu yıl 2 bin 500 ton rekolte bekleniyor Siverek Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ersin Bucak: "Çeltikte dünyada kabul edilen dekar verimi 450 kilogram olarak fakat bizim bölgemizde bu 700 kilograma kadar çıkıyor" Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, eriyen kar sularıyla beslenen kaynaklarla yetiştirilen tescilli Karacadağ pirincinin üretim alanı devlet desteğiyle artıyor. Mayıs ayında çoğunlukla taşlık arazilere ekilen çeltik, eylül ayında düz arazilerde biçerdöverle biçilirken, eğimli arazilerde ise işçiler tarafından orakla toplanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığının "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi" (TAKE) Projesi kapsamında bu yıl 18 üreticiye, 1460 dekar alanda 32 ton yüzde 70 devlet destekli çeltik tohumu dağıtımı yapıldı. Karacadağ pirincinin üretim alanı, bu yıl verilen desteklerle geçen yıla göre 300 dönüm artarak 3 bin 800 dekara çıktı. Siverek Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ersin Bucak, AA muhabirine, Karacadağ pirincinin bölgeye has aroması ve tadı olduğunu söyledi. Günümüzde kullanılan tohumların yüksek verimliliğe sahip olduğunu dile getiren Bucak, "Karacadağ pirinci, Karacadağ bölgesinde ve Siverek'in batı bölgesinde derelerin ağzında suyun olduğu alanlarda ekilen bir çeşidimiz. Çeltikte dünyada kabul edilen dekar verimi 450 kilogram olarak fakat bizim bölgemizde bu 700 kilograma kadar çıkıyor. Rahatlıkla dekardan 600-650 kilogram veririm alabiliyoruz." şeklinde konuştu. Bucak, bu yıl İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından tohum dağıtımı yapılarak üreticilere önemli destekte bulunulduğunu belirtti. Yüksek rekolte bekleniyor Üründen bu yıl yüksek rekolte beklediklerini ifade eden Bucak, "Dekarda 650 kilogram civarında verim bekliyoruz. Bu da 2 bin 500 tona denk gelecek. Şu an itibarıyla da kilosu 120 TL civarında satılıyor." dedi. Üreticilerden Mazlum Doğan Ayata da Karacadağ pirincinin aroması ve tadının, soğuk suyla beslenmesinden dolayı farklı olduğunu kaydetti. Ayata, 2011 yılında çeltik ekimine başladığını, yıllık yaklaşık 100 dekarda üretim yaptığını bildirerek, "Rekolteden ümitliyiz, rekoltesi ve kalitesi iyi gözüküyor. Üretimden kaçmıyoruz, genç çiftçi olarak bunu devam ettirmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’da Tarlalar Beyaza Büründü Haber

Şanlıurfa’da Tarlalar Beyaza Büründü

Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Şanlıurfa’da, “beyaz altın” olarak adlandırılan pamukta hasat heyecanı başladı. Bölge genelinde pamuk tarlalarında hummalı bir çalışma sürerken, çiftçiler aylar süren emeğin karşılığını almak için tarlalara indi. Pamuk, hem bölge ekonomisinin hem de ülke tekstil sanayisinin en stratejik ürünlerinden biri olarak öne çıkıyor. Şanlıurfa, Türkiye’deki pamuk üretiminin büyük bir bölümünü karşılayarak ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasat sezonunun başlamasıyla birlikte tarlalarda hareketlilik arttı. Erken saatlerde başlayan pamuk toplama çalışmaları, modern toplama makineleri sayesinde hızlı bir şekilde veya tarım işçileri tarafından devam ediyor. Pamuk üreticileri, bu yılki hasattan umutlu olduklarını belirterek, “Pamuk bizim geçim kaynağımız. Uzun bir süredir tarlada büyük emek verdik. Şimdi emeğimizin karşılığını almayı bekliyoruz. Devletimizden fiyat konusunda destek bekliyoruz.” dedi. Pamuk, sadece üreticiler için değil; iplik, tekstil, yağ ve yem sanayileri için de önemli bir ekonomik değer taşıyor. Bölgede pamuk üretiminin artması, tarıma dayalı sanayinin gelişmesine ve istihdamın artmasına da katkı sağlıyor. Ziraat mühendisleri ise üreticilere hasat sonrası dikkat edilmesi gereken konularda uyarılarda bulunarak, özellikle ürünün temiz toplanması, doğru depolanması ve fire kaybının önlenmesi gerektiğini vurguladı. Pamuk hasadının Ekim ayı boyunca sürmesi ve Kasım ayı ortalarına kadar devam etmesi bekleniyor. Şanlıurfa’da pamuk tarlalarında yaşanan bu hareketlilik, bir yandan bölgeye bereket getirirken diğer yandan “beyaz altın”ın değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.