Uygulamalarımız appstore googleplay

#Diyanet

gazeteci63.com - Diyanet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyanet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2027 Hac Kuraları Çekildi Haber

2027 Hac Kuraları Çekildi

Bu yıl kaydını güncelleyen ve ön kayıt yaptıran 1 milyon 878 bin 46 kişinin katıldığı hac kuraları çekildi. Hacı adayları, sonuçları saat 20.00'den itibaren e-Devlet'ten öğrenebilecek. Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ve hacı adaylarının katılımıyla Başkanlık Konferans Salonu'nda 2027 yılı hac kuraları çekildi. Bilgisayar ortamında ve noter huzurunda gerçekleştirilen kura çekimine, bu yıl ilk kez ön kayıt yaptıran 252 bin 708, önceki yıllardan kaydı bulunup bu yıl kayıt yenileme işlemini gerçekleştiren 1 milyon 625 bin 338 olmak üzere toplam 1 milyon 878 bin 46 hacı adayı dahil oldu. Kurayı salondan takip eden ve isimlerinin çıktığını gören hacı adayları ve yakınları, duygusal anlar yaşadı. Kura sonuçları, saat 20.00'den itibaren e-Devlet'ten öğrenilebilecek. Kurada kesin kayıt hakkı elde eden vatandaşlar, kayıt işlemlerini 30 Temmuz Perşembe günü saat 08.30'dan 18 Ağustos'a kadar e-Devlet'ten gerçekleştirebilecek. "Hac, müstesna bir ibadet" Hac kurası öncesi konuşan Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, kura sonuçlarının hayırlara vesile olmasını diledi. İslam'ın temel şartlarından biri olan hac ibadetinin, zaman ve mekan sınırı olan bir ibadet olduğuna işaret eden Arpaguş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hac, insanın Rabbine verdiği sözünü tazelemesidir, ahdini yenilemesidir. Dünyanın geçici heveslerinden sıyrılarak bütün benliğiyle Allah'a yönelmesini ifade eder. İhrama bürünerek tüm dünyevi makam ve mevkileri geride bırakması, süfli arzulardan arınmasıdır. Arafat'ta mahşeri hatırlaması, tavaf ile hayatının merkezine yeniden Allah'ın rızasını yerleştirmesidir. Hac, aynı zamanda bir tevhit ve vahdet mektebidir. İslam kardeşliğinin ve ümmet olma bilincinin en güçlü şekilde yaşandığı büyük bir kardeşlik buluşmasıdır. Irkı, dili, rengi ve ülkesi farklı milyonlarca Müslüman, aynı inanç ve heyecanla Kabe-i Muazzama etrafında buluşmakta ve yüce Allah'ın huzurunda omuz omuza huşuyla kıyama durmaktadır." Arpaguş, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak her yıl büyük bir aşk ve heyecanla gerçekleşen bu büyük buluşmada, millete rehberlik etmenin onurunu yaşadıklarını belirterek, bu konuda Başkanlığın yarım asırlık büyük bir tecrübeye ve güçlü bir organizasyon kabiliyetine sahip olduğunu dile getirdi. "Hac yolculuğu çalışmalarımızı müminin izzet ve şerefine vurgu yaparak sürdürüyoruz" Rahman'ın misafiri olan her bir hacı adayını uhdelerinde bir emanet olarak gördüklerini, onlara hizmeti en büyük şeref kabul ettiklerini söyleyen Arpaguş, şöyle devam etti: "Bizler, hac yolculuğuyla ilgili tüm çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz, müminin izzet ve şerefine vurgu yaparak. Ülkemizdeki hazırlık sürecinden kutsal topraklara intikale, oradaki iaşe temininden konaklama imkanlarına, irşat faaliyetlerinden sağlık hizmetlerine kadar her alanda büyük bir özveri ve titizlikle çalışıyoruz. Hacılarımızın bu büyük ibadeti en güzel şekilde eda edebilmeleri için bütün imkanlarımızla seferberlik halindeyiz." Arpaguş, hac hizmetlerinde temel gayelerinin, vatandaşların bu mukaddes yolculuğunu güven ve huzur içerisinde, her anından azami istifade ederek, şuurlu ve verimli bir şekilde tamamlamalarını sağlamak olduğunu vurgulayarak, "Hac yolculuğu, önce gönüllerde başlar. Aslolan yüreğimizde hissettiğimiz duygu ve heyecanımızdır. Kurada adı çıkanların sevinci de bu umudu seneye taşıyanların hüznü de Allah katında çok kıymetli duygulardır. Çünkü yaptığımız ve yapacağımız bütün ibadetlerde önemli olan imanımız, niyetimiz ve samimiyetimizdir." dedi. Gönüllerinin hac için başvuran her vatandaşı kutsal beldelere uğurlayabilmeyi istediğini ancak hac ibadetinin zaman ve mekan bakımından belirli sınırlara sahip bir ibadet olduğunu belirten Arpaguş, ibadetin gerçekleştirildiği mekanların kapasitesi sebebiyle bütün ülkeler için nüfuslarıyla orantılı bir kota uygulandığını ve bu kapsamda Türkiye'ye 84 bin 942 kişilik kontenjan hakkı verildiğini söyledi. "Nüsük Kartı bulunmayanların kutsal bölgelere girişlerine izin verilmemektedir" Arpaguş, 2027 yılı hac kurasına katılmaya hak kazanan vatandaşların sayısının 2 milyona yaklaştığına işaret ederek "Dolayısıyla hacca gidecek kardeşlerimizi ancak kura çekmek suretiyle belirleyebiliyoruz. Üzülerek böyle bir uygulama yapmak zorundayız. Birazdan yapılacak kura çekimi sonucunda kesin kayıt hakkı elde edecek kardeşlerimizi şimdiden tebrik ediyor, bu kutlu yolculuğun kendileri için hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. Önemli bir hususu hatırlatmak istediğini vurgulayan Arpaguş, şunları kaydetti: "Son yıllarda Suudi Arabistan makamları hac organizasyonuna ilişkin kuralları büyük bir hassasiyetle uygulamaktadır. Resmi bir hac organizasyonuna dahil olmayan, hac vizesi ve Nüsük Kartı bulunmayan kişilerin kutsal bölgelere girişlerine izin verilmemektedir. Bu sebeple vatandaşlarımızın farklı vaatlerde bulunan kişi ve oluşumlara kesinlikle itibar etmemeleri büyük önem arz etmektedir." Öte yandan salonda bulunan hacı adaylarından Mehmet ve Birgül Bal çifti, kurada isimlerinin çıktığını görerek büyük mutluluk yaşadı. Basın mensuplarına yaptıkları açıklamada, hac için 2011'den beri beklediklerini ve sonuçtan çok mutlu olduklarını söyleyen çift, çocuklarını cep telefonundan görüntülü arayarak mutlu haberi verdi. Bal çifti, Allah'tan isteyen herkese hacca gitmeyi nasip etmesini diledi.

Diyanet’ten Muharrem Ayı Mesajı Haber

Diyanet’ten Muharrem Ayı Mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, muharrem ayı dolayısıyla yayımladığı mesajında, bugünün, Hicri takvimin birinci ayı olan muharremin, içinde barındırdığı hikmetlere binaen "şehrullah" olarak isimlendirildiğini ve hürmete layık görüldüğünü belirtti. Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, "Kerbela'nın acısını hala yüreğinde hissedenlere düşen, tarihten gereken dersleri almak ve her türlü fitne karşısında aklıselim ile hareket ederek İslam'ın izzetini muhafaza etmenin ve Müslümanlar arasındaki muhabbet bağlarını güçlendirmenin gayreti içinde olmaktır." ifadelerini kullandı. Arpaguş, muharrem ayı dolayısıyla yayımladığı mesajında, bugünün, Hicri takvimin birinci ayı olan muharremin, içinde barındırdığı hikmetlere binaen "şehrullah" olarak isimlendirildiğini ve hürmete layık görüldüğünü belirtti. Aşure günüyle birlikte bir gün öncesi veya sonrasında tutulacak orucun faziletine dikkati çeken Arpaguş, şunları kaydetti: "Muharrem ayının onuncu günü aynı zamanda Peygamber Efendimizin çok sevdiği torunlarından Hz. Hüseyin ve beraberindeki sadık yol arkadaşlarının siyasi ihtiraslar uğruna Kerbela'da acımasızca şehit edilmesinin seneidevriyesidir. Hicri 61'inci yılın 10 Muharrem'inde yaşanan bu elim hadise, Ehl-i Beyt sevdasıyla dolu mümin yürekleri ağır bir hüzne gark etmiş ve Müslümanların zihin dünyalarında derin izler bırakmıştır. Kerbela, ırkı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun tüm müminler için elbette bir yürek yarasıdır. Ne var ki bu hadise Müslümanlar arasına suni duvarlar örmek için asırlarca bir ayrıştırma zemini olarak istismar edilmiş ve aynı kıbleye yönelen, aynı peygambere tabi olan gönüllerin arasına nifak tohumları ekilmek istenmiştir. Kerbela'nın acısını hala yüreğinde hissedenlere düşen, tarihten gereken dersleri almak ve her türlü fitne karşısında aklıselim ile hareket ederek İslam'ın izzetini muhafaza etmenin ve Müslümanlar arasındaki muhabbet bağlarını güçlendirmenin gayreti içinde olmaktır. Bu vesileyle iman, sadakat, ahde vefa ve cesaret timsali Hz. Hüseyin başta olmak üzere hak ve hakikat uğrunda canlarını feda eden tüm müminleri rahmetle yad ediyorum. Gönüllerde asırlara sari hüzün buğuları bırakan Aşura Günü'nü kalplerimizin telifine vesile kılmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum."

Diyanet’ten Yeni Hicri Yıl Mesajı Haber

Diyanet’ten Yeni Hicri Yıl Mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, yeni hicri yılın İslam alemi için hayırlar getirmesini diledi. Arpaguş, bugün başlayan hicri yeni yıl dolayısıyla yayımladığı mesajında, bugün Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretini esas alan hicri takvimin 1448'inci seneyi devriyesi olduğunu anımsattı. Yeni hicri yılın İslam alemi için hayırlara vesile olmasını dileyen Arpaguş, "İdrak ettiğimiz bu günler, bir yeni yıl başlangıcı olmanın ötesinde İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan hicret hadisesini bizlere hatırlatır. Hicret, esaretin zincirlerini kırarak hürriyete yürüyüşün, cehaletin karanlığını yırtarak aydınlığa çıkışın ve kula kulluk zilletinden yalnızca Allah'a kul olmanın izzetine yönelişin sembolüdür." ifadelerini kullandı. Peygamber ve onun kutlu davasına gönül verenlerin Mekke'de kendilerine uygulanan her türlü insanlık dışı muameleye sarsılmaz bir iman ve asil bir tavırla karşı durduklarını vurgulayan Arpaguş, şunları kaydetti: "Allah'ın izni ve inayetiyle Medine'ye hicret eden Müslümanlar, orada vahyin ve sünnetin rehberliğinde iyilik, adalet ve merhamet üzerine kurulu bir medeniyetin temellerini atmışlardır. Coğrafyaları ve çağları aşan hayat tasavvuruyla bu medeniyet, büyük bir inkişafın öncüsü olmuş, tarihin seyrini ve insanlığın talihini değiştirmiştir. 1448'inci seneyi devriyesinde yeniden yad ettiğimiz bu mühim hadise, bizleri kendi iç dünyamızda iyiliğe doğru asil adımlarla her dem hicret etmeye davet etmekte ve yeryüzünü kuşatan her türlü kötülükle mücadelede bizlere azim ve kararlılık aşılamaktadır."

Diyanet İşleri Başkanından Mesaj Haber

Diyanet İşleri Başkanından Mesaj

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Ramazan ayı mesajında, “Çağın baş döndürücü hızıyla savrulan zihinlerimizi teskin etmek, bunalan gönüllerimize inşirah vermek, kulluk yönündeki istikametimizi tahkim etmek için Ramazan-ı Şerif’i en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.” ifadesini kullandı. Zihin ve gönül dünyamıza nice güzellikler taşıyan kutlu bir mevsime ulaşmanın sevinç ve heyecanını yaşıyoruz. Bu akşam kılacağımız teravih namazının ardından yarın tutacağımız oruç ile Ramazan-ı Şerif’e girmiş olacağız. Bizleri rahmet, mağfiret ve ebedi kurtuluşun müjdecisi bu mübarek günlere yeniden kavuşturan Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd ediyoruz. Ramazan-ı Şerif’in ülkemiz, milletimiz ve âlem-i İslam için hayırlara vesile olmasını O’nun dergâh-ı ulûhiyetinden niyaz ediyoruz. Ramazan, bir Kur’an ayıdır. İnsanlık için hidayet, rahmet ve şifa kaynağı olarak gönderilen yüce kitabımız Kur’an-ı Azimüşşan, bu ayda nazil olmaya başlamıştır. Bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen bir gecede, Leyle-i Kadir’de indirilmeye başlanan ilahî kelam, hak ile batılı birbirinden ayırmış; cehaletin, zulmün ve her türlü kötülüğün kavurucu ateşiyle çoraklaşan yüreklere âb-ı hayat olmuştur. Yeryüzü kıyamete kadar parlayacak bu ilahî kandilin nuruyla aydınlığa kavuşmuştur. Kur’an’ın nazil olmasıyla mübarek kılınan ramazan, bir ibadet, tefekkür ve tezekkür mevsimidir. Bir arınma, sakınma, bağışlanma ve yenilenme zamanıdır. Rabbimizin “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” (Bakara, 2/183) fermanı, bu ayda yapılacak en önemli ibadet olan orucun takvaya ulaşma vesilesi olduğunu haber vermektedir. Ramazan’da cennet kapılarının açıldığını cehennem kapılarının kapatıldığını ve şeytanların zincire vurulduğunu beyan eden Rasul-i Ekrem (s.a.s.) de inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutanların geçmiş günahlarının bağışlanacağını müjdelemektedir. Ruhları arındıran, kötülüklerden alıkoyan ve kişiye istikamet kazandıran yönüyle bu rahmet iklimi, hayata bir anlam ve değer katmakta; sahuru, iftarı, teravihi, mukabelesi, itikâfı, Kadir Gecesi ve daha pek çok feyiz ve bereketiyle zihinlerin ve gönüllerin ihyasına önemli katkılar sunmaktadır. Bu itibarla vahyin nüzulüyle şereflenen ramazan ayının bereketli günlerinde öncelikle Kur’an’ın muhabbetiyle kalplerimizi yumuşatmaya, zihinlerimizi berraklaştırmaya ve vicdanlarımızı hassaslaştırmaya gayret etmeliyiz. Allah’ın yeryüzüne rahmetinin bolca tecelli ettiği bu kutlu zamanda oruç ve namaz gibi ibadetlerle ruhumuzu arındırmanın, fitre, zekât ve sadakalarla nefsimizi terbiye etmenin, tefekkür ve tezekkürle kendimizi yenilemenin çabası içinde olmalıyız. Ramazanın manevi atmosferinden hakkıyla istifade ederek ibadet ile ahlak, mabet ile hayat arasındaki bağı güçlendirmeli; yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma bilincimizi pekiştirmeli; tüm hayatımızı Kur’an ve sünnetin rehberliğiyle yeniden şekillendirmeliyiz. Çağın baş döndürücü hızıyla savrulan zihinlerimizi teskin etmek, bunalan gönüllerimize inşirah vermek, kulluk yönündeki istikametimizi tahkim etmek için Ramazan-ı Şerif’i en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Diğer yandan bu rahmet ikliminde hata ve günahlarımızdan arınarak bütün benliğimizle Rabbimizin sonsuz merhametine sığınmalı, samimiyetle dua ve niyazda bulunmalı, tüm mümin kardeşlerimizi de dualarımıza dâhil etmeliyiz. Hayra yönelmenin her zamankinden daha faziletli olduğu bu günlerde, iyiliklerimizi çoğaltmanın ve özellikle mazlum ve mağdur coğrafyalardaki kardeşlerimizi fiilî dualarımızla, fitre, zekât ve sadakalarımızla sevindirmenin gayreti içinde olmalıyız. Bu bilinç ve gaye ile eda edeceğimiz ibadetler ve yapacağımız iyilikler, rahmet ikliminin bereketiyle bizleri elbette nice güzel neticelere ulaştıracaktır. Bu vesileyle aziz milletimizin ve âlem-i İslam’ın Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.