Uygulamalarımız appstore googleplay

#D Vitamini

gazeteci63.com - D Vitamini haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, D Vitamini haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

D Vitamini Kullanımına Dikkat Haber

D Vitamini Kullanımına Dikkat

SBÜ Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, kontrolsüz D vitamini kullanımının zehirlenmeye yol açabileceğini belirtti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, kontrolsüz D vitamini kullanımının zehirlenmeye yol açabileceğini belirterek, "D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde, D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır." dedi. Prof. Dr. Altay, D vitamini eksikliği ve özellikle kış aylarında artan kullanımıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının uygun açılarla gelmemesine bağlı D vitamini üretiminin azaldığını aktaran Altay, yeterli D vitamini deposu olmayanlarda eksiklik ve yetersizlik görülebildiğini söyledi. Altay, sağlıklı bir yetişkinde D vitamini kan düzeyinin 30-50 ng/mL arasında olmasının kas-iskelet sağlığı açısından yeterli olduğu bilgisini paylaşarak, "Eğer ölçülen D vitamini düzeyi 12-20 ng/mL aralığındaysa D vitamini yetersizliği, 12 ng/mL'nin altındaysa D vitamini eksikliği olarak değerlendiririz. Yeterince kalsiyum alan bir yetişkinseniz D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır. Fazla miktarda kontrolsüz alınan D vitamini vücutta birikip atılamayacağı için zehir etkisi yapabilir." diye konuştu. "Tedavi ve takviye kavramlarını karıştırmayalım" D vitamini eksikliğine yönelik belirtilerin genellikle yeterince güneş ışınına maruz kalmayanlarda ve gün boyu kapalı alanlarda çalışmak zorunda olanlarda görüldüğüne işaret eden Altay, "Bu kişilerde sıklıkla halsizlik, kas güçsüzlüğü, yürümede zorlanma, kas ve kemik ağrıları oluyor. Uzun süreli ve ciddi D vitamini eksikliklerinde kemik erimesi ve kemik kırıklarıyla karşılaşabiliyoruz." dedi. Prof. Dr. Altay, ton balığı, uskumru ve somon gibi yağlı balıklar, tereyağı, yumurta sarısı, karaciğer ve güneşte kurutulmuş mantarların doğal D vitamini kaynakları arasında yer aldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Sadece aldığımız gıdalarla beslenme sonucu D vitamini kazancımız bize yetmez. Eğer yeterince güneşe çıkamıyorsak D vitamini ihtiyacımızı tamamlamak üzere takviye alabiliriz. Ancak unutmayalım ki bu takviyeler ilaç dozunda olmayacaktır. Biz sadece D vitamini eksikliği veya yetmezliğinde kişinin durumuna uygun dozlarda D vitamini tedavisi veriyoruz. Fazla ve kontrolsüz aldığınız D vitamini vücutta birikip atılamayacağından zehir etkisi yapabilir. Tedavi ve takviye kavramlarını da karıştırmayalım." "D vitamini zehirlenmesi yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görülüyor" Güneşe yeterince çıkılamayan durumlarda D vitamini takviyesi alınabileceğini dile getiren Altay, bu ürünlerin ilaç dozu olmadığını vurguladı. Altay, D vitamini eksikliği ya da yetersizliği halinde ise kişiye özel dozlarda tedavi verildiğini bildirdi. Prof. Dr. Altay, D vitamininin aşırı kullanımının zehirlenmelere yol açabileceğine dikkati çekerek, şu uyarıları yaptı: "Güneş ışınlarıyla vücudumuzda üretilen veya doğal besinlerle aldığımız D vitamini ile zehirlenme olması oldukça nadirdir. D vitamini zehirlenmesinin asıl sebebi, hazır satılan vitamin takviyeleri yoluyla vücudumuza aldığımız aşırı düzeyde D vitaminidir. Bazen çok yüksek dozlarda veya uzun süreli yüksek dozlarda bilinçsiz D vitamini kullanımı olabiliyor. D vitamini için günlük tolere edilebilir üst limit 4 bin ünitedir. Tek seferde 40 bin ünitenin üzerinde veya uzun süreli 4 bin ünitenin üzerindeki D vitamini kullanımı, kandaki D vitamini düzeyini zehir düzeyine çıkarabilir. D vitamini zehirlenmesini özellikle yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görüyoruz." "D vitamini zehirlenmesi başladıysa kanda kalsiyum düzeyi artar" Prof. Dr. Altay, D vitamini zehirlenmesi başlaması durumunda ilk olarak kanda kalsiyum düzeylerinin arttığını belirterek, "Buna bağlı olarak bulantı, kusma, sık idrara çıkma isteği, sıvı kaybına bağlı şikayetler, halsizlik, bitkinlik ve kas güçsüzlüğü görülür. Eğer zehirlenme düzeyi daha ciddi boyutlara ulaşmışsa böbrek taşları, ani böbrek hasarı, kalpte ritim düzensizlikleri, çarpıntı hatta depresyon, bilinç bulanıklığı, koma gibi nörolojik ve psikiyatrik belirti ve bulgular ortaya çıkar. Hayatı tehdit edici boyutlara varan vakalar olduğunu biliyoruz." diye konuştu. Zehirlenme şüphesinde D vitamini ve kalsiyum alımının kesilmesi ve hastaneye başvuru yapılması gerektiğinin altını çizen Altay, "Hastanın zehirlenmeye bağlı klinik durumuna göre yatırılarak tedavisi gerekebilir. D vitamini zehirlenmesinden korunmak için yapılması gerekenler arasında halkın bilinç düzeyini artırmak, bu konuda oluşturulmuş rehberlerin önerdiği şekilde takviye kullanmak ve gerektiğinde yakın klinik takipte olmayı söyleyebiliriz." ifadelerini kullandı. Yaşlılar, obezitesi olanlar, kapalı alanlarda çalışanlar, kemik erimesi bulunanlar, emilim bozukluğu olanlar, bazı ilaçları kullanan ve kronik hastalığı bulunanların, D vitamini eksikliği açısından risk grubunda yer aldığına işaret eden Altay, bu kişilerin D vitamini düzeylerinin özellikle sonbahar ve kış aylarında hekim kontrolünde ölçtürülmesi gerektiğini belirtti. Altay, risk grubu dışındakilerde ve özel bir durumu olmayanlarda rutin D vitamini ölçümünün ve takviye kullanımının gerekli olmadığını ifade ederek, D vitamini düzeyi normal olanlarda ek takviye alınımının sağlığa ek fayda sağladığına dair yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını kaydetti. Güneş ışınları için uygun açı mart-ekim ayları Türkiye'de D vitamini üretimi için güneş ışınlarının mart-ekim ayları arasında uygun olduğunu anlatan Altay, bu dönemlerde haftada en az 3-4 gün, saat 10.00-16.00 arasında güneşe çıkılması önerisinde bulundu. Prof. Dr. Altay, açık tenlilerde 10-15 dakikalık sürenin yeterli olabildiğini, koyu tenlilerde ise bu sürenin 35 dakikaya kadar uzayabildiğini belirterek, el, kol, yüz veya bacakların doğrudan güneş ışığıyla temas etmesi gerektiğini söyledi. Güneş kremlerinin kullanımına da değinen Altay, "15 faktör ve üzerindeki güneş kremlerinin UV-B ışınlarının cildinize ulaşmasına engel olacağını unutmayın. Önerdiğimiz sürelerden çok daha fazla güneş ışınlarına maruz kalmanın cilt kanserine sebep olabileceğini de hatırlatmak isterim." ifadelerini kullandı.

Eklem ve Kas Ağrılarına Dikkat Haber

Eklem ve Kas Ağrılarına Dikkat

Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Müdüroğlu, soğuk havalarda kas, eklem ve kemik ağrılarının artmasının nedenlerini anlatarak, alınabilecek önlemler konusunda uyarılarda bulundu. Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Müdüroğlu, kış aylarında ve soğuk havalarda toplumda kas, eklem ve kemik ağrılarında belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Op. Dr. Müdüroğlu, bu artışın nedenlerinden birinin barometrik basınçtaki dalgalanmalar olduğunu belirterek, “Hava sıcaklığı düştüğünde meydana gelen basınç değişiklikleri sinovyal sıvıyı etkiler. Buna bağlı olarak ağrı reseptörlerinde hassasiyet artar ve ağrı eşiği düşer. Özellikle romatizmal hastalıklarda bu durum daha belirgin görülür” dedi. Soğuk havalarda damarların daralması anlamına gelen vazokonstriksiyonun da ağrıları artırdığını ifade eden Müdüroğlu, “Damar çeperlerinin daralmasıyla birlikte kas, kemik ve eklem dokularına giden oksijen ve besin miktarı azalır. Bu durum ağrıların artmasına yol açar” diye konuştu. Ortopedik implantı bulunan hastaların da soğuk havalarda daha fazla ağrı hissedebileceğini vurgulayan Op. Dr. Müdüroğlu, “Metallerin ısı iletkenliğinin farklı olması nedeniyle implantı olan hastalarda soğuk havalarda ağrı artışı görülebilir” ifadelerini kullandı. Kış aylarında susama hissinin azalmasıyla vücutta sıvı kaybı yaşandığını hatırlatan Müdüroğlu, güneş ışığına daha az maruz kalınması nedeniyle D vitamini sentezinin de azaldığını belirtti. “D vitamini azalınca beyin kaynaklı serotonin hormonunda da düşüş olur. Serotonin yalnızca mutluluk hormonu değil, aynı zamanda doğal bir biyolojik ağrı kesicidir” dedi. Özellikle 65 yaş üstü bireylerde kış aylarında fiziksel aktivite ve mobilitenin azaldığına dikkat çeken Müdüroğlu, bunun da kas ve eklem ağrılarında artışa neden olduğunu söyledi. Ağrıların azaltılması için önerilerde bulunan Op. Dr. Ahmet Müdüroğlu, “Soğuk havalarda kat kat ve sıkı giyinilmeli, ısı kaybını önlemek için termal içlikler tercih edilmeli, bol sıvı tüketilmeli, gerekli durumlarda D vitamini takviyesi alınmalı ve daha hareketli, mobil bir yaşam tarzı benimsenmelidir” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.