Uygulamalarımız appstore googleplay

#Çocuk Sağlığı

gazeteci63.com - Çocuk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ambalajsız Ürünlere Dikkat Uyarısı Haber

Ambalajsız Ürünlere Dikkat Uyarısı

Uzmanlar, çocukların okul döneminde yoğun şekilde kullandığı kırtasiye ürünlerinin seçiminde sağlık açısından dikkatli olunması, kaynağı ve markası belli olmayan, özellikle ambalajsız ürünlerden kaçınılması gerektiğini bildirdi. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nihan Bayram, AA muhabirine, kırtasiye ürünlerinin oluşturabileceği risklerin, çocuğun yaşı ve gelişim düzeyiyle yakından ilişkili olduğunu söyledi. Özellikle okul öncesi dönemde çocukların çevrelerini nesneleri ağızlarına götürerek de keşfettiklerini, küçük yaşlarda bir nesnenin yiyecek olmadığını ayırt etme ve dürtü kontrolünün henüz tam gelişmediğini belirteren Bayram, "Renkli, kokulu, şeker veya başka bir yiyecek görünümündeki bir silgi ya da oyun hamuru, küçük bir çocuk tarafından ağza alınabilir, ısırılabilir hatta yutulabilir. Bu nedenle risk değerlendirilirken yalnızca ürünün içeriğine değil, hangi yaş grubundaki çocuğun o ürünü nasıl kullanabileceğine de bakmak gerekir." diye konuştu. Bayram, küçük çocuklarda ağza alma davranışının hem küçük parçaların yutulması ve boğulma riskini hem de ürünün içerdiği kimyasal maddelere ağız yoluyla maruziyeti artırabileceğini, bu nedenle özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar için ürün seçiminde daha hassas davranılması gerektiğini vurguladı. Bazı kırtasiye ürünlerinde kurşun ve kadmiyum gibi ağır metallerin, ftalatların, PAH adı verilen maddelerin veya nikelin bulunabileceğine işaret eden Bayram, söz konusu maddelerin oluşturabileceği riskin ürünün yapısına ve maruziyet şekline göre değiştiğini kaydetti. Bayram, kurşun ve kadmiyumun bazı boya ve pigmentlerde bulunabileceğini dile getirerek, "Kurşun içeren boyalı bir yüzeye kısa süre dokunulmasıyla kurşun zehirlenmesi beklemeyiz. Burada özellikle çocuklarda önemli olan maruziyet yolu, ürünü ağza alma, emme veya çiğneme ya da ele bulaşan maddenin el ve ağız yoluyla alınmasıdır." diye konuştu. Kurşunun yeterli miktarda ve tekrarlayan şekilde vücuda alınması halinde gelişmekte olan sinir sistemi ve kan yapımı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini aktaran Bayram, bazı ftalatların ise hormon sistemi ile üreme ve gelişim sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle sınırlandırıldığını ifade etti. "Markası, kaynağı ve üreticisi belli olmayan, özellikle ambalajsız ürünlerden kaçınılmalı" Bayram, yumuşak plastik silgiler, kalem kaplamaları, kalemlikler ve benzeri aksesuarlarda ftalatların gündeme gelebildiğini, burada temel kaygının tek seferlik cilt temasından ziyade özellikle küçük çocukların ürünleri ağızlarında tutması veya çiğnemesiyle oluşabilecek tekrarlayan maruziyet olduğunu belirtti. Bayram, kauçuk, lastik ve bazı plastik materyallerde PAH'ların, kalemtıraş, pergel ve makas gibi ürünlerin metal bölümlerinde ise nikelin bulunabileceğini aktararak, nikele duyarlı çocuklarda tekrarlayan temasın alerjik kontakt dermatite, kaşıntı ve egzamaya yol açabileceğini kaydetti. Bir ürünün yalnızca üretildiği ülkeye bakılarak güvenli veya güvensiz kabul edilmesinin doğru olmadığının altını çizen Bayram, "Aynı ülkede hem uluslararası güvenlik standartlarına uygun üretim yapan firmalar hem de standart dışı üretimler bulunabilir. Dolayısıyla 'ithal ürün' veya 'Çin malı' olmak tek başına bir sağlık riski göstergesi değildir." diye konuştu. Tüketiciler açısından daha önemli unsurun ürünün izlenebilirliği olduğuna dikkati çeken Bayram, "Veliler, üreticisi veya ithalatçısı belli, güvenilir satış noktalarından temin edilen ve gerekli ürün bilgilerini taşıyan ürünleri tercih etmeli. Markası, kaynağı ve üreticisi belli olmayan, özellikle ambalajsız ürünlerden kaçınılmalı, ürünün etiket ve güvenlik bilgileri mutlaka kontrol etmeli." ifadelerini kullandı. "Ürünün mevzuata uygunluğu değerlendirilirken hangi kategoriye girdiği de önem taşıyor" Türkiye'de kimyasal maddelerin kullanımına ilişkin çeşitli düzenlemelerin bulunduğunu belirten Bayram, bazı ftalatların oyuncak ve çocuk bakım ürünlerinin plastik materyallerinde belirli sınırların üzerinde kullanılmasının yasaklandığını söyledi. Bayram, kırtasiye ürünleri ile oyuncaklar arasında ayrım olduğunu, her kırtasiye ürününün oyuncak olarak değerlendirilmediğini, ancak oyun amacı taşıyan veya oyuncak niteliği bulunan bazı kırtasiye ürünlerinin oyuncaklara ilişkin özel güvenlik kurallarının kapsamına girebildiğini anlattı. Bu nedenle uygulanacak güvenlik kurallarının ürünün niteliğine göre değişebildiğini ifade eden Bayram, "Bir ürünün mevzuata uygunluğu değerlendirilirken ürünün hangi kategoriye girdiği de önem taşıyor." dedi. Bayram, bir kırtasiye ürününün yalnızca görüntüsüne veya kokusuna bakılarak kanserojen ya da sağlığa zararlı olduğunun söylenemeyeceğini belirterek, ürünlerin taşıdığı risklere göre laboratuvar analizlerinden geçirildiğini kaydetti. Güvensiz olduğu belirlenen ürünlerin piyasaya arzının yasaklanabildiğini, toplatılabildiğini ve sorumlu üretici veya ithalatçıya idari yaptırım uygulanabildiğini kaydeden Bayram, tüketicilerin de Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden güvensiz ürünlere ilişkin bildirimleri takip edebileceğini dile getirdi. "CE işareti her kırtasiye ürününde aranması gerekiyor" Bayram, okul alışverişinde velilerin yalnızca ürünün fiyatına veya çocukların ilgisini çeken görünümüne odaklanmaması gerektiğini vurgulayarak, üreticisi veya ithalatçısı belli, Türkçe kullanım ve güvenlik uyarılarını içeren, gerekli yaş sınırlamalarının belirtildiği ve izlenebilir ürünlerin tercih edilmesini önerdi. Özellikle küçük çocuklarda küçük parça ve boğulma uyarılarının önem taşıdığını, keskin ve rahatsız edici kimyasal kokusu bulunan ürünlere karşı da temkinli olunması gerektiğinin altını çizen Bayram, şunları kaydetti: “CE işareti her kırtasiye ürününde aranması gerekiyor. CE, bir ürünün genel anlamda kaliteli olduğunu gösteren bir kalite belgesi değildir. Ürünün tabi olduğu teknik mevzuatın temel sağlık ve güvenlik gereklerine uygunluğunu gösteren bir işarettir. Çocuğun yaşına uygun, üreticisi veya ithalatçısı belli, Türkçe etiketi ve gerekli güvenlik uyarıları bulunan, izlenebilir ürünleri güvenilir satış noktalarından tercih edin. Özellikle küçük çocuklarda güvenli ürün seçiminin yanında kırtasiye malzemelerini ağıza götürmeme alışkanlığının kazandırılması ve kullanım sırasında gözetim de önemlidir.” "Yumuşak plastik ürünlere, boyalara, oyun hamurlarına ve yapıştırıcılara dikkat edilmeli" Memorial Bahçelievler Hastanesi Pediatri Bölümünden Uzm. Dr. Pınar Karadeniz ise kırtasiye ürünlerinde yalnızca kimyasal içeriğin değil, ürünlerin fiziksel özelliklerinin de çocuk sağlığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini, küçük parçaların yutulması, solunum yoluna kaçması ile ürünlerin göz ve ciltle temasının da risk oluşturabileceğini belirtti. Çocukların vücut ağırlıklarının daha düşük olması ve sinir ile hormonal sistemlerinin gelişimini sürdürmesi nedeniyle bazı kimyasallara karşı erişkinlerden daha hassas olabildiğini vurgulayan Karadeniz, kırtasiye ürünlerinde kurşun gibi toksik metaller, bazı ftalatlar, boya maddeleri ve çözücülerin önem taşıdığını dile getirdi. Kurşun maruziyetinin çocuklar açısından özellikle önem taşıdığını vurgulayan Karadeniz, "Kurşun maruziyetinde çocuklar için güvenli kabul edilen bir düzey yok. Uzun süreli maruziyet gelişmekte olan sinir sistemini etkileyebilir, öğrenme, dikkat, davranış ve bilişsel gelişim üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabilir." dedi. Karadeniz, "Bazı ftalatlar ise hormonal sistem ve üreme sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle önem taşıyor. Bazı boya maddelerinden açığa çıkabilen aromatik aminler arasında kanserojen olarak sınıflandırılan maddeler de bulunuyor. Burada aileleri gereksiz yere endişelendirmemek de önemli. Bir ürünle temas etmek doğrudan kanser ya da başka bir hastalık gelişeceği anlamına gelmez. Risk, hangi maddeye, ne miktarda ve ne kadar süre maruz kalındığıyla ilişkilidir." diye konuştu. Küçük çocuklarda kokulu ve yiyeceğe benzeyen silgiler, kalem kapakları ve küçük parçalar konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Karadeniz, şunlar kaydetti: "Yumuşak plastik ürünlere, boyalara, oyun hamurlarına ve yapıştırıcılara dikkat edilmeli. Çocuklara kırtasiye malzemelerini ağızlarına götürmemeleri öğretilmeli, boya ve oyun hamuru kullanımından sonra eller mutlaka yıkanmalı. Ailelere en önemli önerim, çocuğun yaşına uygun ürünleri seçmeleri ve gereksiz kimyasal maruziyeti mümkün olduğunca azaltmaları. Özellikle küçük çocuklarda çok yoğun kokulu, yiyeceğe benzeyen veya ağıza götürmeyi teşvik eden ürünlerden uzak durmak basit ama önemli bir koruyucu önlem."

Seyrantepe ASM Hizmete Açıldı Haber

Seyrantepe ASM Hizmete Açıldı

Şanlıurfa’da vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ve hızlı ulaşabilmesi amacıyla birinci basamak sağlık hizmetlerinin kapasitesi güçlendiriliyor. Bu kapsamda hizmete açılan Seyrantepe Aile Sağlığı Merkezi, modern hizmet binası ve sağlık ekibiyle bölge halkına kapsamlı sağlık hizmeti sunmaya başladı. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kent genelinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda hizmete açılan Seyrantepe Aile Sağlığı Merkezi, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırırken, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin daha etkin şekilde sunulmasına katkı sağlayacak. Modern ve erişilebilir sağlık hizmeti anlayışıyla hizmet vermeye başlayan merkezde, ikisi uzman hekim olmak üzere 3 hekim, 3 aile sağlığı çalışanı ve 1 personel görev yapıyor. Kronik Hastalık Takibinden Kanser Taramalarına Kapsamlı Hizmet Seyrantepe Aile Sağlığı Merkezi’nde vatandaşlara yalnızca tedavi hizmetleri değil, hastalıkların oluşmadan önlenmesine yönelik koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri de sunuluyor. Merkezde; Obezite takibi ve sağlıklı yaşam danışmanlığı, Hipertansiyon ve diyabet başta olmak üzere kronik hastalıkların takibi, Kolorektal, meme ve rahim ağzı (serviks) kanseri taramaları, Bebek ve çocuk izlemleri, Gebe izlemleri, Lohusa takipleri başta olmak üzere aile hekimliği kapsamında çok sayıda sağlık hizmeti yürütülüyor. “Koruyucu Sağlık Hizmetlerine Önem Veriyoruz” Seyrantepe Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Uzman Dr. Seher Karakış Kazcı, yeni hizmet binasında vatandaşlara kapsamlı birinci basamak sağlık hizmeti sunmaya başladıklarını belirtti. Aile sağlığı merkezlerinin yalnızca hastalıkların tedavi edildiği sağlık kuruluşları olmadığını ifade eden Karakış Kazcı, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin toplum sağlığının korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Merkezde kronik hastalıkların düzenli takibinden kanser taramalarına, bebek ve çocuk izlemlerinden gebe ve lohusa takiplerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunduklarını belirten Karakış Kazcı, vatandaşların sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmalarının önemine dikkat çekti. “Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerini Güçlendirmeye Devam Ediyoruz” Şanlıurfa İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Erhan Berk, kent genelinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların sağlık hizmetlerine kolay, hızlı ve nitelikli şekilde ulaşabilmesinin öncelikli hedeflerden biri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Berk, sağlık yatırımlarıyla birlikte hizmetlerin daha modern ve nitelikli ortamlarda sunulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi. Aile sağlığı merkezlerinin toplum sağlığının korunmasında önemli bir role sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Berk, kronik hastalıkların düzenli takibi, kanser taramaları, anne ve çocuk sağlığı hizmetleri ile koruyucu sağlık uygulamalarının toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Seyrantepe Aile Sağlığı Merkezi’nin yeni hizmet binası ve sağlık ekibiyle bölge halkına ücretsiz birinci basamak sağlık hizmeti sunacağını belirten Doç. Dr. Berk, vatandaşların aile hekimliği hizmetlerinden düzenli olarak yararlanmalarının önemine dikkat çekti. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü, kent genelinde vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini artırmak ve birinci basamak sağlık hizmetlerini daha güçlü hale getirmek amacıyla yeni sağlık yatırımlarını ve hizmet çalışmalarını sürdürüyor.

Sıvı Kaybına Dikkat Uyarısı Haber

Sıvı Kaybına Dikkat Uyarısı

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Salim Reşitoğlu, sıcak havaların etkisiyle yaz aylarında artış gösterebilen ishal vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Reşitoğlu, özellikle sıvı kaybının önlenmesi, beslenmeye dikkat edilmesi ve hijyen kurallarına uyulmasının önem taşıdığını belirtti. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte yiyeceklerin daha hızlı bozulabildiğine dikkat çeken Dr. Reşitoğlu, kirli eller ve güvenilir olmayan sular yoluyla mikroorganizmaların vücuda girebileceğini ifade etti. Özellikle yaz aylarında gıda ve kişisel hijyen kurallarına daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. “İshalde en önemli konu sıvı kaybının önlenmesi” İshal sırasında en önemli konunun sıvı kaybının önlenmesi olduğunu belirten Reşitoğlu, yeterli miktarda sıvı tüketilmesini önerdi. Su ve ayranın yanı sıra tuz içeren çorbaların da tüketilebileceğini ifade eden Reşitoğlu, mideyi yormayacak, kolay tüketilebilen gıdaların tercih edilmesinin faydalı olabileceğini söyledi. Patates püresi, tuzlu pirinç lapası ve muz gibi gıdaların tercih edilebileceğini belirten Reşitoğlu, özellikle çocuklarda sıvı kaybının daha yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Dr. Reşitoğlu ayrıca, ishal tedavisinde hekim önerisi olmadan antibiyotik kullanılmaması gerektiği konusunda vatandaşları uyardı. “Bazı belirtilerde mutlaka hekime başvurulmalı” İshalin her zaman basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Reşitoğlu, bazı belirtilerin görülmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. İshalin 2-3 günden uzun sürmesi, dışkıda kan görülmesi, şiddetli karın ağrısı, yüksek ateş veya şiddetli kusma yaşanması durumunda hekime başvurulması gerektiğini belirten Reşitoğlu, kişinin yeterli sıvı alamaması veya hiçbir şey yiyip içememesi halinde de sağlık kuruluşuna müracaat edilmesinin önem taşıdığını kaydetti. İshalden korunmada hijyen büyük önem taşıyor Yaz aylarında ishalden korunmak için günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin önemli olduğunu vurgulayan Reşitoğlu, ellerin sık sık ve doğru şekilde yıkanmasını tavsiye etti. Açıkta satılan ve uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, bozulma riski yüksek gıdaların tüketilmemesi gerektiğini belirten Reşitoğlu; taze, temiz ve iyi pişmiş yemeklerin tercih edilmesini, içme suyunun ise güvenilir kaynaklardan temin edilmesine dikkat edilmesini önerdi. Dr. Salim Reşitoğlu, özellikle sıcak havalarda çocukların sağlığının korunması açısından yeterli sıvı tüketimi, doğru beslenme ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin önem taşıdığını belirterek, tüm vatandaşlara sağlıklı günler diledi.

Çocuklara Hizmet Vermeye Başladı Haber

Çocuklara Hizmet Vermeye Başladı

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, çocuk hastaların yaşam kalitesinin artırılması ve tedavi süreçlerinin daha kapsamlı şekilde desteklenmesi amacıyla 12 yatak kapasiteli Çocuk Palyatif Bakım Servisi hizmet vermeye başladı. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Erhan Berk’in öncülüğünde kentte sağlık hizmetlerinin niteliğinin ve kapsamının geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülürken, Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmete giren Çocuk Palyatif Bakım Servisi ile özel bakım ihtiyacı bulunan çocuk hastalar ve aileleri için önemli bir sağlık hizmeti daha sunulmaya başlandı. Yeni servis, çocuk hastaların yalnızca tıbbi ihtiyaçlarına değil, aynı zamanda yaşam kalitelerini etkileyen fiziksel, psikolojik ve sosyal sorunlara yönelik bütüncül bir bakım anlayışıyla hizmet verecek. Palyatif bakım yalnızca yaşamın son dönemine yönelik değil Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ertuğrul Dedeoğlu, çocuk palyatif bakımının yalnızca hastalığın son döneminde uygulanan bir sağlık hizmeti olmadığını belirterek, bakım sürecinin hastalığın başlangıcından itibaren ele alınmasının önemine dikkat çekti. Dr. Dedeoğlu, çocuklarda hastalık sürecine bağlı olarak ortaya çıkabilen ağrı, huzursuzluk, beslenme sorunları, uyku problemleri ve solunum sıkıntısı gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sorunların kontrol altına alınmasının palyatif bakımın temel amaçları arasında yer aldığını ifade etti. 12 yatak kapasitesiyle multidisipliner hizmet 12 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başlayan Çocuk Palyatif Bakım Servisi'nde, alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından multidisipliner bir çalışma yürütülecek. Çocuk hastaların ihtiyaçlarına göre planlanacak bakım sürecinde, tıbbi tedavi ve bakım hizmetlerinin yanı sıra çocukların konforunun ve yaşam kalitesinin artırılması hedefleniyor. Aileler de bakım sürecinin merkezinde Çocuk palyatif bakımının yalnızca hastaya yönelik olmadığını vurgulayan Dr. Dedeoğlu, tedavi ve bakım sürecinin önemli bir parçası olan ailelerin de desteklenmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Bu kapsamda serviste, çocukların yanı sıra ailelerin karşılaşabileceği psikolojik ve sosyal ihtiyaçlara yönelik destek sağlanması amaçlanıyor. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü ve Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yürütülen çalışmalarla, çocuk hastaların ihtiyaçlarına yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve ailelerin zorlu tedavi süreçlerinde daha kapsamlı şekilde desteklenmesi hedefleniyor. Çocuk Palyatif Bakım Servisi ile çocukların ve ailelerinin bu süreçte yalnız olmadıklarını hissetmeleri, yaşam kalitelerinin artırılması ve ihtiyaç duydukları bakım hizmetlerine daha etkin şekilde ulaşabilmeleri amaçlanıyor.

Şanlıurfa’da Sıcak Hava Uyarısı Haber

Şanlıurfa’da Sıcak Hava Uyarısı

Balıklıgöl Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Esra GEZİCİ, yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının özellikle bebekler ve küçük çocuklar için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Şanlıurfa'da etkisini artıran aşırı sıcakların çocuklarda sıcak çarpması ve sıvı kaybı riskini önemli ölçüde artırdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Esra GEZİCİ, çocukların vücut ısılarını düzenleme mekanizmalarının yetişkinlere göre tam gelişmediğini, bu nedenle sıcak havalardan çok daha fazla etkilendiklerini ifade etti. Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında çocukların doğrudan güneş altında bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. GEZİCİ, gün boyunca yeterli miktarda su tüketilmesi, açık renkli ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesi ile çocukların serin ve gölgeli ortamlarda bulunmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Sıcak çarpmasının belirtilerine de değinen Uzm. Dr. GEZİCİ, yüksek ateş, halsizlik, aşırı huzursuzluk, baş dönmesi, kusma, ciltte kızarıklık, uyku hali ve bilinç değişikliği gibi belirtilerin görüldüğü durumlarda vakit kaybedilmeden çocuğun serin bir ortama alınması, sıvı desteği sağlanması ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Yaz aylarında görülen ishal ve kusma vakalarının da çocuklarda sıvı kaybını artırdığına dikkat çeken Uzm. Dr. GEZİCİ, güvenilir içme suyu tüketilmesi, el hijyenine dikkat edilmesi ve açıkta satılan gıdalardan uzak durulmasının olası sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Açıklamasının sonunda ailelere çağrıda bulunan Uzm. Dr. Esra GEZİCİ, "Alacağımız basit ancak etkili önlemler sayesinde çocuklarımızı yaz sıcaklarının olumsuz etkilerinden koruyabilir, onların sağlıklı ve güvenli bir yaz geçirmelerini sağlayabiliriz." dedi. Balıklıgöl Devlet Hastanesi yetkilileri de, yaz boyunca ailelerin çocuklarda görülebilecek sıcak çarpması belirtilerine karşı dikkatli olmaları ve şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini hatırlattı.

Şanlıurfa’da Bu Hastalıklara Dikkat Haber

Şanlıurfa’da Bu Hastalıklara Dikkat

Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Nur DOĞANTÜRK, özellikle çocukluk çağında sık görülen ve bulaşıcılığı yüksek olan El, Ayak ve Ağız Hastalığı hakkında ailelere önemli uyarılarda bulundu. Hastalığın özellikle kreş, anaokulu ve okul çağındaki çocuklar arasında kolaylıkla yayılabildiğini belirten Doğantürk, belirtilerin erken fark edilmesinin ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Virüs kaynaklı bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olan El, Ayak ve Ağız Hastalığının en sık bebeklerde ve 10 yaş altındaki çocuklarda görüldüğünü ifade eden Dr. Doğantürk, hastalığın genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık ve boğaz ağrısı gibi belirtilerle başladığını kaydetti. Hastalığın ilerleyen günlerinde ağız içerisinde ağrılı yaralar oluşabildiğini belirten Doğantürk, el içlerinde, ayak tabanlarında ve zaman zaman vücudun farklı bölgelerinde döküntülerin görülebileceğini söyledi. “Ağız Yaraları Sıvı Kaybına Yol Açabiliyor” Çocuklarda görülen ağız yaralarının beslenme ve sıvı tüketimini olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Dr. Doğantürk, “Ağız içindeki yaralar nedeniyle çocuklar yemek yemekte ve su içmekte zorlanabiliyor. Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda bu durum sıvı kaybına neden olabiliyor. Aileler çocuklarının yeterli miktarda sıvı tükettiğinden emin olmalı ve genel durumlarını yakından takip etmelidir” dedi. Yakın Temasla Hızla Yayılabiliyor El, Ayak ve Ağız Hastalığının öksürük, hapşırık, yakın temas ve ortak kullanılan eşyalar yoluyla bulaşabildiğini belirten Doğantürk, özellikle toplu yaşam alanlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesinin hastalığın yayılımını azaltmada önemli rol oynadığını ifade etti. Çocuklara düzenli el yıkama alışkanlığının kazandırılması gerektiğini vurgulayan Doğantürk, oyuncakların ve sık temas edilen yüzeylerin temiz tutulmasının da korunmada etkili olduğunu söyledi. “Belirtiler Görüldüğünde Gecikmeden Başvurulmalı” Hastalığın çoğu çocukta hafif seyirli olduğunu ancak bazı durumlarda tıbbi değerlendirme gerekebileceğini belirten Dr. Doğantürk, “Yüksek ateşin uzun sürmesi, çocuğun yeterli sıvı alamaması, aşırı halsizlik, uykuya eğilim veya genel durumunda belirgin bozulma görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Nur DOĞANTÜRK, özellikle yaz aylarında çocuklarda görülen bulaşıcı hastalıklara karşı ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirterek, erken farkındalık ve hijyen kurallarına uyulmasının hem çocukların sağlığının korunmasında hem de hastalığın yayılmasının önlenmesinde büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Çocuk Uzmanından Urfalılara Uyarı Haber

Çocuk Uzmanından Urfalılara Uyarı

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ertuğrul Dedeoğlu, yaz aylarında çocukların karşı karşıya kalabileceği sağlık ve güvenlik risklerine karşı aileleri uyardı. Yaz mevsiminin çocuklar için oyun, hareket ve eğlence dönemi olduğunu belirten Dr. Dedeoğlu, bu dönemde bazı önemli tehlikelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Havuz kullanımına dikkat çeken Dr. Dedeoğlu, hijyen koşulları yeterli olmayan havuzların göz enfeksiyonları ve dış kulak yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini ifade etti. Havuz sonrasında çocukların mutlaka duş alması gerektiğini belirten Dedeoğlu, uzun süre ıslak kıyafetlerle kalınmasının özellikle kız çocuklarında genital bölge tahrişi ve idrar yolu enfeksiyonu riskini artırabileceğini vurguladı. Yaz aylarında boğulma vakalarının da arttığına dikkat çeken Dr. Dedeoğlu, çocukların sulama kanalları, barajlar ve yüzmeye uygun olmayan su alanlarından uzak tutulması gerektiğini söyledi. Çocukların su kenarlarında hiçbir zaman gözetimsiz bırakılmaması gerektiğinin altını çizdi. Köy ziyaretleri, park etkinlikleri ve pikniklerin artmasıyla birlikte kene ve böcek temaslarının da daha sık görüldüğünü belirten Dedeoğlu, ailelerin gün sonunda çocuklarının saç diplerini, kulak arkalarını, koltuk altlarını ve kasık bölgelerini kontrol etmeleri gerektiğini kaydetti. Deriye tutunmuş bir kene fark edilmesi halinde evde müdahale edilmemesi ve en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Araç içi sıcaklıkların yaz aylarında ciddi risk oluşturduğunu da hatırlatan Dr. Dedeoğlu, çocukların park halindeki araçlarda kısa süreliğine dahi olsa yalnız bırakılmaması gerektiğini belirtti. Araç içerisindeki sıcaklığın çok kısa sürede tehlikeli seviyelere ulaşabildiğini ve bunun hayati sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Ailelere çağrıda bulunan Dr. Ertuğrul Dedeoğlu, “Çocuklarımızın yaz tatilini sağlıklı ve güvenli bir şekilde geçirebilmeleri için gerekli tedbirleri ihmal etmemeliyiz. Çünkü çocuklarımız için en güzel yaz, en güvenli şekilde geçirdikleri yazdır” dedi.

Sıcaklarda Çocuk Sağlığına Dikkat Haber

Sıcaklarda Çocuk Sağlığına Dikkat

Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Acil Uzmanı Doç. Dr. Murat Doğan, yazın gelmesiyle çocuklarda artan akut ishal vakalarının tedavisinde, doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanılmaması gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Doğan, yaz aylarında çocuklarda en çok akut ishal şikayetiyle karşılaştıklarını söyledi. Çocuklarda günde 3'ten fazla dışkılamanın ishal olarak değerlendirildiğini dile getiren Doğan, ancak anne sütü veya mamayla beslenenlerde 6'nın üzerinde dışkılamanın Dünya Sağlık Örgütünce ishal kabul edildiğini aktardı. Mevsimsel olarak ishal vakalarında artış yaşandığını belirten Doğan, "Bunun sebebi kontamine sular, gıdalar, tarihi geçmiş ilaçlar, besin zehirlenmeleridir. Okulların da kapalı olmasıyla ishal şikayetiyle gelenlerin sıklığı acil servislerde arttı." dedi. İshalin sebeplerine değinen Doğan, "Bunların başında enfeksiyöz nedenler geliyor, en sık nedeni virüslerdir. Bunun yanında bakteriler, parazitler, mantarlar, diğer enfeksiyöz nedenlerdir. Enfekte olmayan nedenlerin başında da kontamine su ve su ürünleri, kontamine havuz, göl, dere suları, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri, iyi pişirilmemiş ve iyi yıkanmamış sebze ve meyveler, tarihi geçmiş ürünler, açıkta uzun süre kalmış gıda ürünleri, kontamine olmuş kuyu suları gibi durumlar gelmektedir." diye konuştu. "Çocuk ağlıyor ancak gözyaşı yoksa vücutta sıvı azalmıştır" İshal olan çocukların 24-48 saat boyunca evde bol sıvı tüketip, doğal beslenip dinlenmelerini önerdiklerini vurgulayan Doğan, şöyle devam etti: "Fakat bunları yapmasına rağmen ailede veya çocukta kusma varsa, her yediğini çıkarıyorsa, beslenemiyorsa, cildi kuruysa, mesela ağlıyor ama gözyaşı yoksa, tükürük salgısı iyice azalmış, idrar yapımı azalmışsa, cildinde alacalı görünüm varsa, düşmeyen dirençli ateşi varsa, bilinci bozulmuşsa bu gibi durumlarda büyük ihtimalle çocuğun sıvı kaybı çok fazladır. En yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Bunlar vücutta sıvının tükendiğini gösterir. En önemli belirtilerden biri, cildin hamur kıvamında olması. Cildi buruşturduğumuz zaman eski yerine gelmiyorsa yeteri kadar sıvı yok demektir. İshalde sıvı kaybı yaşandığı için sıvıyla birlikte vücuttaki tuz ürünlerinde de azalma yaşanır. " İshal tedavisinin en büyük kısmını ev tedavisinin oluşturduğunu anlatan Doğan, sıvıyı yerine koymak için çocuklara tuzlu ayran, ev yapımı limonata ve potasyum açısından zengin muz, patates gibi gıdalar verilmesi gerektiğini dile getirdi. Doğan, hastanede ciddi kusmalara karşı kusma ilacı verdiklerini, sıvı kaybı için de damardan sıvı tedavisi önerdiklerini belirtti. Ailelere antibiyotik uyarısı İshalin en sık görülen nedeninin virüsler ve besinler olduğuna dikkati çeken Doğan, şunları kaydetti: "Yapılan tetkikler sonucunda ishalin sebebi bakteri ise tedaviye antibiyotik ekliyoruz ama doktor önerisi olmadan, en sık sebebi besinler ve virüsler olduğu için antibiyotik mümkün olduğunca kullanmıyoruz. Fazla kullanılan antibiyotik, bağırsak mukozasını bozarak ishali daha fazla artırmaktadır. Antibiyotik gerektiren durumlarda, daha çok düşmeyen dirençli ateş, çocuğun hasta görünümü, kanlı ishal ve buna ek olarak laboratuvar tetkikleri bizi yönlendiriyor. Yoksa ailenin veya başka kişilerin verdiği antibiyotik, ishal sıklığını ve süresini daha fazla artırmakta. Biz sıvı tedavisinin yanında probiyotik dediğimiz faydalı bakterileri içeren ürünler, çinko gibi destek ürünleri öneriyoruz. İshalin sıklığını ve süresini azaltmaya yardımcı oluyor." Doğan, ishale karşı uygulanan aşıların hastalığın çok şiddetli geçmesini engellediğini, süresini kısalttığını, bazı çocukları da tamamen koruduğunu belirtti. Ailelerin, kaynağına çok güvenmediği, temiz bulmadığı su kaynaklarından çocuklarını uzak tutması gerektiğini vurgulayan Doğan, "Havuz, dere, göl gibi su kaynaklarına ulaşım arttı. Bağ, bahçede meyve, sebze sezonu açıldı. Sebze ve meyveler bol suyla yıkamadan yenmemeli. Açıkta uzun süre özellikle sıcakta kalmış besin ürünlerinden, pastörize edilmemiş ürünlerden uzak durulmasını öneriyoruz. Yemekten önce ve sonra aile bireyleri, çocuklarıyla birlikte el yıkamayı alışkanlık haline getirmeli." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.