Uygulamalarımız appstore googleplay

#Avcı Toplayıcı

gazeteci63.com - Avcı Toplayıcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avcı Toplayıcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta Haber

Çinli Arkeologlar, Yoğunburç’ta

Kültür ve Turizm Bakanlığının "Taş Tepeler Projesi" kapsamında Şanlıurfa'ya gelen Çinli arkeologlar, Yoğunburç'ta yürütülen kazı ile Neolitik döneme ait izleri gün yüzüne çıkarıyor. Türkiye ile Çin arasındaki işbirliğiyle Taş Tepeler Projesi kapsamında, Karaköprü ilçesindeki Yoğunburç'ta Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezinde görevli arkeolog Prof. Dr. Gan Caichao başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları ilk kez 16 Temmuz'da başladı.
 Çinli arkeologlar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi işbirliğinde yaklaşık 22 dönümlük alanda devam eden kazıda, Göbeklitepe ve Karahantepe ile aynı çağı kapsayan Neolitik dönemin izini sürüyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, AA muhabirine, Türkiye'ye gelerek Taş Tepeler Projesi'nde görev almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Taş Tepeler Projesi'nin dünyada tanınan bir proje olduğunu belirten Gan, bölgede geçmiş yaşamdan kalan çok sayıda kalıntı bulunduğunu ifade etti. Kazı çalışmalarına Çinli arkeologların katıldığını belirten Gan, Yoğunburç'ta 7'si Çinli olmak üzere 22 kişilik ekiple kazı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi. Yoğunburç'ta önemli bulgulara ulaşmayı hedeflediklerini dile getiren Gan, "Şanlıurfa bölgesi, Neolitik dönemdeki en önemli kalıntı yerlerinden biridir. Bu kazıda çok iyi şeyler çıkartmak istiyoruz." dedi. "Dönemin yaşantı biçimlerini yansıtıyor" Kazı alanında doğu-batı ve güney-kuzey doğrultularındaki başlangıç ve bitiş noktalarını kanal açarak belirlediklerini ifade eden Gan, "Bu iki kanal ile hangi alanda daha fazla yoğunluk olduğunu belirttik. Arada da merkezde kare şeklinde alan belirledik." diye konuştu. Yoğunburç'ta boncuk, çakmak taşı ve yaban domuzu dişi bulduklarını anlatan Gan, şunları kaydetti: "Kazılarda Neolitik dönemde insanların çalışma yaparken kullandığı taşlar ile süslenmek için takılan boncukları bulabildik. Bu buluntular o zamandaki insanların çok akıllı ve zeki olduğunu gösteriyor. Bu buluntular daha önce yaşayan insanların yaşantı biçimlerinin nasıl olduğunu araştırmamız için önemli bilgilerdir." Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı Haber

Taş Tepelere Yurt Dışı Tanıtımı

Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe ile Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, yurt dışında yapılan sergi ve tanıtım faaliyetleriyle Taş Tepeler'e yönelik uluslararası ilginin arttığını belirterek bölgenin artık dünya çapında bilinen bir destinasyona dönüştüğünü söyledi. Karul, AA muhabirine, Taş Tepeler Projesi'nin yalnızca arkeolojik kazılardan oluşmadığını, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarından birine ışık tutan uluslararası bir araştırma modeli olduğunu anlattı. Neolitik Çağ'ın insanlık tarihinin ortak geçmişindeki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Karul, yerleşik hayatın ve üretici yaşamın ortaya çıkışının dünya tarihinin ortak noktalarından olduğunu belirtti. Taş Tepeler Projesi'nin de bu anlayışla çok uluslu bir model etrafında şekillendirildiğini aktaran Karul, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarının projede görev aldığını kaydetti. Çalışmalara bu yıl Çin ekibinin de dahil olduğunu ve Yoğunburç'ta kazılara başlandığını belirten Karul, proje kapsamında yurt dışında da çeşitli konferans ve sergiler düzenlendiğini söyledi. Karul, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin yurt dışındaki büyükelçilikleri ve Yunus Emre Enstitüsünün tanıtım faaliyetlerine katkı sunduğunu ifade ederek İtalya'nın başkenti Roma'da Kolezyum'da ve Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen sergilerin yoğun ilgi gördüğünü belirtti. "Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon" Yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarının bölgeye yönelik ilgiyi artırdığını dile getiren Karul, "Bakanlığımızın açıkladığı gibi Tokyo'da önümüzdeki aylarda bir sergi yapacağız. Planlanan başka sergiler de var. Hem Uzak Doğu'da hem Avrupa ülkelerinde." dedi. Bu çalışmaların bölgeye gelen yabancı ziyaretçi sayısına da yansıdığını belirten Karul, farklı ülkelerden arkeoloji meraklılarının Taş Tepeler'i ziyaret ettiğini gözlemlediklerini ifade etti. Karul, şöyle konuştu: "Artık Taş Tepeler bütün dünyanın gözünde bir lokasyon. Bu bir yerleşmeden Karahantepe ya da Göbeklitepe'den ibaret değil. Bu Şanlıurfa'da Harran Ovası'nın etrafında yerleşmiş ilk yerleşik toplulukları ifade eden bir coğrafyayı karşılıyor ve insanlar bu coğrafyayı merak ediyorlar. Artık bu bölgeye insanlar sadece Göbeklitepe'yi değil bu coğrafyayı anlamak, bu coğrafyadaki farklı yerleşimleri görmek için geliyorlar." Bölgeye yönelik ilginin artmasıyla farklı arkeolojik alanları birbirine bağlayan ulaşım ağı ve rotanın da oluşturulduğunu belirten Karul, Taş Tepeler'in artık yalnızca tek bir arkeolojik alanı değil, geniş bir coğrafyayı ifade ettiğini vurguladı. Bölgenin korunmasına yönelik çalışmalar sürüyor Karul, Taş Tepeler bölgesinin korunmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirterek, arkeolojik araştırmaların yanı sıra çevrenin korunması ve alanların daha iyi anlaşılmasına yönelik çeşitli projelerin yürütüldüğünü söyledi. Projenin temel hedeflerinden birinin insanlık tarihinin önemli buluşma noktalarından biri olan bölgeyi günümüz toplumuyla buluşturmak olduğunu ifade eden Karul, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere çok sayıda kurumun projeye katkı sunduğunu sözlerine ekledi. Taş Tepeler Projesi Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe başta olmak üzere Sefertepe, Sayburç, Harbetsuvan, Gürcütepe, Çakmaktepe, Yeni Mahalle, Yoğunburç, Ayanlar, Mendiktepe ve Söğüt Tarlası gibi 12 Neolitik arkeolojik alanı kapsıyor. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu yerleşimler, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçiş sürecini, ilk toplumsal örgütlenme biçimlerini ve erken dönem inanç sistemlerini ortaya koyan bulgularıyla insanlık tarihine ışık tutuyor.

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor Haber

Alman Arkeolog 12. Yılında Anılıyor

Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yürüttüğü kazı çalışmalarıyla insanlık tarihine ilişkin birçok kabulün yeniden değerlendirilmesini sağlayan Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü yüzey araştırmasıyla bilim dünyasının gündemine girdi. Bölgede 1986 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu heykel ise Göbeklitepe'deki araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Göbeklitepe'yi 1994 yılında ziyaret eden Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, yaptığı incelemelerde yalnızca üst bölümleri görülebilen taşların Neolitik Dönem'e ait olduğunu tespit etti. Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda 1995 yılından itibaren başlatılan kazı çalışmalarında Schmidt ve ekibi de görev aldı. Göbeklitepe kazılarının başkanlığı 2007 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt'e verildi. Schmidt'in başkanlığında yürütülen kazılarda insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı. Elde edilen buluntular, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilen bu dönemde insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, aynı zamanda anıtsal yapılar inşa edebilecek gelişmiş bir sosyal ve kültürel organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu. Kazılarda, Neolitik Dönem'e ait insan heykeli, kireç taşından yapılmış yaban domuzu heykeli, tilki ve kuş kabartmaları ile çakmak taşından üretilmiş çok sayıda ok ucu bulundu. Çalışmalarda, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen "T" biçimli dikili taşlar da gün yüzüne çıkarıldı. Bölgede ayrıca 8 ila 30 metre çapında, dairesel ve dikdörtgen planlı yapı kalıntıları ile yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çok sayıda eser ortaya çıkarıldı. Dünyanın gözünü Göbeklitepe'ye çevirmesini sağladı Elde edilen buluntuların ardından Göbeklitepe'nin "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilmesi, dünyanın dikkatini bu bölgeye çekti. Kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Schmidt'in en büyük hayali ise vefatının ardından gerçekleşti ve Göbeklitepe, 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Schmidt, tatil için gittiği Almanya'da 20 Temmuz 2014'te geçirdiği kalp krizi sonucu 61 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi, 25 Temmuz 2014'te Almanya'nın Diebach kentinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi. "Şanlıurfa'ya çok şey kattı" Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe denildiğinde akla ilk gelen isimlerden birinin Klaus Schmidt olduğunu söyledi. Türkmen, Schmidt'i minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Çok önemli bulguları şehrimize kazandırdı. Kendisini başında puşisiz görmedim. Bana göre birçok Urfalıdan daha fazla Urfalıydı. Çok heyecanlıydı ve çalışma disiplininden hiç vazgeçmezdi. Kazı alanının girişindeki barakada, o sıcakta bile köpeğiyle birlikte bizi karşılardı. İşine son derece profesyonel bir yaklaşımla bağlıydı. Şanlıurfa'ya çok şey kattı. Bugün Göbeklitepe'nin dünyaca tanınmasında Klaus Schmidt'in katkısı çok büyüktür."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.