Uygulamalarımız appstore googleplay

#Ateş

gazeteci63.com - Ateş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ateş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuk Doktorundan Ailelere Uyarı Haber

Çocuk Doktorundan Ailelere Uyarı

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Şahin, bebeklerde sık görülen kolik hakkında aileleri bilgilendirdi. Dr. Şahin, koliğin sağlıklı bebeklerde görülen, uzun süreli ve nedeni tam olarak açıklanamayan ağlama nöbetleri olduğunu belirterek, “Kolik genellikle yaşamın ilk haftalarında başlar, akşam saatlerinde artış gösterir ve çoğu zaman 3–4. ayda kendiliğinden düzelir” dedi. Koliğin bir hastalık olmadığının altını çizen Dr. Şahin, bu durumun geçici olduğunu ve anne babanın herhangi bir hatasından kaynaklanmadığını vurguladı. Ailelerin en sık sorduğu sorunun “Bu gaz mı?” olduğunu ifade eden Şahin, “Gaz kolik ile birlikte görülebilir ancak kolik sadece gaz değildir. Bağırsakların ve sinir sisteminin henüz olgunlaşmamış olması önemli rol oynar. Anne sütü ise genellikle suçlu değildir” diye konuştu. Evde uygulanabilecek bazı yöntemlerin bebeği rahatlatabileceğini belirten Dr. Şahin, dik pozisyonda taşıma, beyaz gürültü (saç kurutma makinesi sesi gibi), ılık banyo, nazik karın masajı ve uygun kundaklamanın faydalı olabileceğini söyledi. Sürekli mama değiştirmenin veya her ağlamada farklı damlalar denemenin genellikle işe yaramadığını da sözlerine ekledi. Kolikte mucizevi bir ilaç bulunmadığını ifade eden Dr. Şahin, bazı durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini belirtti. Ateş, fışkırır tarzda kusma, kanlı dışkı, beslenmeyi reddetme ve sürekli halsizlik gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini dile getirdi. Dr. Şahin, koliğin tedavisinde en önemli unsurun ailenin doğru bilgilendirilmesi ve desteklenmesi olduğunu vurgulayarak, “Kolikli bebekler ileride daha sorunlu çocuklar olmaz. Kolikli bebek kötü bir bebek değildir; sadece büyüme ve olgunlaşma sürecindedir” dedi.

Soğuk Havada Hastalığa Dikkat Haber

Soğuk Havada Hastalığa Dikkat

Prof. Dr. Mustafa Gerek, havaların soğumasıyla kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesinin viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını hızlandırdığını bildirdi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektör Yardımcısı ve Gülhane Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Gerek, AA muhabirine, kapalı alanlarda ısı farklılıklarının fazla olması, havanın daha kirli hale gelmesi ve aynı havanın solunmasının hastalıkların bulaşmasını kolaylaştırdığını söyledi. Son günlerde influenza vakalarında artış gözlendiğini belirten Gerek, "Pandemi dönemindeki seviyelerde değiliz ancak özellikle polikliniklere üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış var. Bu hastaların önemli bir kısmı viral enfeksiyonlardan oluşuyor ve bazı vakalarda semptomlar ağır seyrederek hastanede yatış ve bakım ihtiyacı doğurabiliyor." dedi. Burunun solunum sisteminin en önemli savunma organlarından biri olduğunu vurgulayan Gerek, solunan havadaki virüs, bakteri ve partiküllerin büyük ölçüde burun tarafından tutulduğunu, bu savunma mekanizmasının zayıflaması durumunda hastalık riskinin arttığını ifade etti. Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının yalnızca burunu değil, burunla bağlantılı sinüsleri de etkilediğini aktaran Gerek, "Alın, yanak ve burun bölgesinde, içi hava dolu olan ve sinüs olarak adlandırılan boşluklar bulunur. Bu yapılar burunla birlikte salgı üretir. Viral enfeksiyonlar sırasında bu bölgeler kolaylıkla etkilenebilir. Bu durum geniz akıntısı, yüksek ateş, baş ağrısı, başta ağırlık hissi ve göz altlarında morarmaya yol açabilir." diye konuştu. "Sıcak ve soğuk hava sinüziti olumsuz etkiliyor" Prof. Dr. Gerek, son dönemde viral enfeksiyonların sıklığı ve şiddetinin artmasının sinüzit gibi sorunları da beraberinde getirdiğini anlatarak, "Bu tür yakınmalarla karşılaşıldığında öncelikle tuzlu suyla burun temizliği başta olmak üzere düzenli burun temizliği yapmak, hastalığın ağırlaşmasını önleyebilir. Erken dönemde alınacak tedbirler, sürecin ilerlemesini engelleyebilir." ifadelerini kullandı. İklim koşullarının sinüzit üzerinde etkili olduğuna dikkati çeken Gerek, hem aşırı sıcak hem de çok soğuk havanın sinüziti olumsuz etkilediğini söyledi. Aşırı sıcak ortamlarda burun içi salgıların hızla kuruduğunu, çok soğuk havalarda ise burunun havayı ısıtma görevini yerine getirmekte zorlandığını ifade eden Gerek, soğuk havalarda yüz ve ağız bölgesinin atkı ya da kaşkolle korunmasının solunan havanın daha kolay ısınmasına yardımcı olacağını belirtti. "Sinüzit varsa su tüketimi çok önemli" Sinüzit şikayeti olanlara önerilerde bulunan Gerek, kış aylarında da yeterli su tüketiminin büyük önem taşıdığını söyledi. Gerek, ortam sıcaklığının 21-24 derece arasında tutulması, aşırı sıcak ortamlardan kaçınılması ve ortam neminin dengelenmesi gerektiğini de kaydetti. Koyu burun akıntısının her zaman sinüzit anlamına gelmeyebileceğini belirten Gerek, "Tedavi edilmeyen sinüzit, her türlü komplikasyona açık bir tablodur. Kafa içi komplikasyonlar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Şiddetli baş ağrısı ve halsizlikle başlayan, 'beyin sisi' olarak adlandırılan durumlar ortaya çıkabilir ve bu tablo hayatı tehdit edebilir. Şeker hastalığı bulunan kişilerde kronik sinüzit özellikle istenmeyen bir durumdur. Alerji de sinüzitin gelişimini kolaylaştırabilir." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.